MİMARLIK
387
OCAK-ŞUBAT 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARİ TASARIM

Diyarbakır’ın Yeni Kent Müzesi: Cemil Paşa Konağı

Yıldız Salman, Yrd. Doç. Dr., İTÜ Mimarlık Bölümü

Cemil Paşa Konağı, Diyarbakır Suriçi’nde bulunan niteliği ve ölçeğiyle sayılı konaklardan biri. Yerel bir ekip tarafından, yapının niteliğine uygun bir şekilde kentin ihtiyaçları da göz edilerek restore edilen yapı, kent müzesi fonksiyonuyla sosyal yaşama katıldı. 2014 Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde “Yapı Dalı Koruma-Yaşatma Ödül Adayı” olan yapıyı inceleyen yazar, yapılan restorasyonda geleneksel yapım tekniğine sadık kalınarak özgün detayların korunduğunu belirtiyor.

Cemil Paşa Konağı, Diyarbakır’ın Suriçi Kentsel Sit Alanı’nda yer alan geleneksel Diyarbakır konut mimarisinin önemli örneklerinden birisidir. Kentin geleneksel organik örüntüsü yollar ve yapı adaları düzeni ilişkisinde bugün de varlığını sürdürmekle birlikte, bu yapı adaları içinde yer alan geleneksel konut yapıları büyük oranda yerlerini yüksek katlı yapılara bırakmışlardır. Suriçi’nin fiziksel yapısındaki bu bozulma günümüzde de varolan sivil mimarlık örneklerinin gerek sokakla ilişkisi sınırlı geleneksel tipolojisi gerekse de korunmuşluk durumları nedeniyle görünürlüğünü oldukça zorlaştırmaktadır. Yüksek avlu duvarları ile çevrelenen geleneksel Diyarbakır konutu, temelde dar sokakların birbirine bağladığı, bitişik nizamlı ve avlulu yapılar olarak ve yapı sahibinin gelir durumuna göre harem, selamlık ve hizmetlilere ait birimler farklı dizilişlerle biraraya gelmiştir. İklimsel koşulların biçimlendirdiği bu tipoloji yörede kolaylıkla bulunan bazalt taşının ve geleneksel yapım tekniklerinin kullanımı ile desteklenmiştir. İlginç olan kentin özellikle 19. yüzyıldaki kozmopolit yapısının konut biçimlenişine neredeyse hiç yansımamış oluşudur. Sayıca hiç de az olmayan sivil mimarlık örneği barındıran Diyarbakır Suriçi Kentsel Sit Alanı içinde mütevazı sivil mimarlık örnekleri dışında, İskender Paşa Konağı, Behram Paşa Konağı, Cemil Paşa Konağı gibi kentin önde gelen varlıklı ailelerine ait konutlar da bulunmaktadır.

Sivil mimarlık örneklerinin yanı sıra çok sayıda anıtsal yapının da yer aldığı Suriçi Kentsel Sit Alanı’nın bir bütün olarak korunması çalışmaları son dönemde özellikle yerel yönetimin girişimiyle yeniden hazırlanan Koruma Amaçlı İmar Planı ile desteklenmektedir. Kentin anıtsal yapılar dışında da varolan sivil mimarlık mirasını görünür kılmaya yönelik bir yaklaşımla hazırlanan planların uygulama olanağı bulması, 2015 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne giren Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı’nın tampon bölgesi olan Suriçi’nin varolan miras değerlerinin geleceğe aktarılması açısından önemlidir. Cemil Paşa Konağı’nın restorasyonu ve kent müzesi olarak işlevlendirilmesi, bu bağlamda kent için ayrı bir değer taşımaktadır.

Cemil Paşa Konağı, harem, selamlık ve servis bölümlerinden oluşan üç avlulu düzeni ve bir yapı adasının tümüne yayılan kurgusuyla Diyarbakır mimarisinin tüm yapısal ve bezemesel özelliklerini en zengin biçimde sergileyen bir geleneksel konut örneğidir.

Yapının gerek belgelenmesi gerekse de tarihsel araştırması oldukça nitelikli bir çalışmanın ürünüdür. Yazılı kaynaklar dışında, Cemiloğlu Ailesi’nin elindeki belge ve görsel verilerin değerlendirilmesi, yapının konut olarak kullanıldığı dönemine ilişkin sözlü tarih çalışmaları yapılmış olması, hem restorasyon kararlarına sağlam bir zemin hazırlama konusunda dayanak oluşturmuş, hem de kent müzesi kullanımını zenginleştirecek malzeme sağlamıştır. Nitekim yapının, inşa edildiği 1887-1888 yılından ailenin 1936 yılında sürgüne gönderilmesiyle konağın terk edilmesi ilk dönem, onu izleyen 1936-1950 yılları arasında yapının trahomlu çocukların ilkokulu ve geleneksel puşi üretim atölyesi olarak hizmet verdiği dönem ve 1950-1980 yılları arasında yeniden konut olarak kullanılması gibi kent tarihi açısından da önemli olan tarihsel katmanlar titizlikle incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Değişen kullanımların yapıda meydana getirdiği olumsuz değişimler ve hasarlar hazırlanan restorasyon projesi ile giderilmeye çalışılmıştır.

Kent için böylesi önemli bir konut yapısının restorasyonunda, günümüze ulaşmış kısmın özgünlük ve bütünlük değerlerini zedelemeden, yıkılmış ya da yok olmuş kısımların eldeki verilerin olanak verdiği ölçüde tamamlanması, böylelikle kentin en önemli ve gösterişli konutlarından birisinin, genel mekân kurgusu ve konut içinde yer alan mekânların kullanımı, gibi konularda ziyaretçiye bilgi aktarabilmek amaçlanmıştır.

Yapının günümüze ulaşmış olan bölümlerinde öncelikle, yapıya zarar veren malzemelerin ve eklerin yapıdan ayıklanması ve sağlamlaştırma uygulamalarına öncelik verilmiştir. Eldeki verilerin yeterli olduğu durumlarda, geleneksel malzeme ve teknikler kullanılarak yapılan tamamlamalarla konutun mekânsal bütünlüğe kavuşturulması sağlanmıştır. Doğrama, metal şebeke gibi yapı elemanlarının yeniden yapımı çalışmaların titizlikle yürütülmüş olmasının uygulamanın başarısına katkısı büyüktür. Özellikle günümüzde artık uygulanmayan ve bakım zorluğu nedeniyle restorasyon uygulamalarında tercih edilmeyen geleneksel toprak dam detayının, belge değeri olarak ziyaretçilere sunulmak üzere yeniden üretilmesi uygulamanın öne çıkan olumlu yanlarındandır. Varolanın korunması va eksik kısımların özgün malzeme ve geleneksel yapım tekniğiyle tamamlanması yanında, yapının farklı dönemlerine ait çeşitli izlerin gösterilmesi hedefiyle, yazlık kanatta uygulanan çağdaş malzeme kullanımı da günümüz koruma anlayışının bir uygulaması olarak değerlendirilebilir.

Her aşaması titizlikle yürütülmüş olan bu restorasyon çalışması ve yapının kent müzesi olarak kamusal bir işlevle değerlendirilmiş olması, Diyarbakır gibi geleneksel konut mimarlığı örneklerini barındıran diğer kentler içinde teşvik edici bir örnek oluşturmaktadır.

Bu icerik 1055 defa görüntülenmiştir.