MİMARLIK
392
KASIM-ARALIK 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Kapatılan Üniversiteler Sorunsalı Üzerine

Nur Esin, Prof. Dr., TC Okan Üniversitesi Mimarlık Bölümü

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında çıkarılan ilk KHK, birçok kurum ve kuruluşun yanı sıra 15 vakıf üniversitesinin kapatılması içeriyordu. O tarihten bu yana özellikle öğrenciler için belli adımlar atılsa da hem akademisyenlerin hem de idari personelin durumlarına ilişkin net bir açıklama hâlâ yapılabilmiş değil. Bağlı olduğu üniversitede yaşadığı deneyimler üzerinden kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin durumunu değerlendiren yazar, yaşanan sorunlara dikkati çekiyor.

Mesleğimizi esas alarak, yeni açılan ve sayıları her geçen gün artan mimarlık bölümlerinden kaygılar duyuyorduk. “Bu kadar çok sayıda mezun iş bulabilir mi?” “Eğitimin ve mezunların nitelikleri nasıl sağlanır?” diye.

Art arda açılan vakıf üniversitelerinden ve etkilerinden bahsederken, aniden 15 Temmuz kalkışması ile ibre tersine döndü. Bunca darbe görmüş benim neslim için kuşkusuz “demokrasi” vazgeçilmezdi. Ve olayları ibretle izlemeye başladık. Devlet izniyle açılmış olan ve Türkiye’nin her yanına yayılmış bulunan 15 Vakıf Üniversitesi, bu kalkışmadaki rolleri nedeniyle kapatılmıştı. Üniversite örgütlenmesi içinde demokrasi karşıtı örgütlenmenin mekânları olarak görülüyorlardı. En azından benim dışarıdan edindiğim izlenim bu yöndeydi.

Bu üniversitelerin isimleri tüm medya kanallarında da açıklandığından burada listesini vermekte bir sakınca görmüyorum. Bazı kaynaklara göre öğrenci sayıları Tablo 1’de belirtildiği şekilde. Şehirlere göre tekrar sıralanırsa Ankara’da 2, İstanbul’da 3, İzmir’de 3 üniversite kapatılmıştır. Bazı kaynaklara göre etkilenen öğrenci sayısı 66.000 i aşmaktadır.(1) Bu öğrencilerden ne kadarının mimarlık (İngilizce ve Türkçe) Lisans programlarının öğrencisi olduğunu ise bilemiyoruz. Lisansüstü öğrencilerden hiç bahis yok.

YÖK’ün açıkladığı önlemlere göre atanan koordinatör üniversiteler gerekli bilgiyi derleyip öğrencilerin topluca yerleştirileceği üniversitelere aktaracaklardır. Öğrenciler, yatay geçiş yoluyla farklı üniversitelere de başvurabilirler. Sonuçları birlikte göreceğiz ve değerlendireceğiz. Bu yazının yazıldığı tarihe kadar koordinatör üniversitelerden bu tür bir belge akışı sağlanmadı. Öğrencilerin derslerden geri kalmamaları için kendi getirdikleri belgelerine (transkriptlerine) dayanılarak geçici intibakları yapıldı. Geçerli intibaklar için ise asıl belgelerinin ulaşmasını bekliyoruz. YÖK’ün öğrenciler için acil ve gerekli düzenlemeleri yaptığını düşünüyorum.

Öte yandan, 15 üniversitenin öğrencilerinin diğer üniversitelere dağıtılmaya başlandığı bugünlerde kendi yaşadığımız deneyimlere dayalı olarak bazı ön değerlendirmeler yapmayı ve toplumsal sağduyusu açısından uyarılarda bulunmayı gerekli sayıyorum. Kısa dönemde intibaklarla ilgili tespitlerim şu şekilde:

1. İnsani Boyut

Bazı öğrenciler üniversiteleri kapatılınca arkadaşlarından ya da başvuru yaptıkları diğer üniversitelerdeki kimi insanlardan “Oh olsun size. Müstahaksınız” gibi ağır ithamlarla karşılaşmışlardır. Bu iç acıtan yargısız infazlar toplumsal birlikteliğimize çok derinden zarar verir. Ben “Yeni üniversitenize hoş geldiniz” diyerek karşıladığımda ağlamaklı oldular ve defalarca teşekkür ettiler.

2. Bilgi Akışı

Kapatılan 15 üniversitenin tüm web sayfaları ve iletişim kanalları silinerek bilgiler görünemez hale getirilmiştir. Bunun sonucu olarak, devlet ve vakıf üniversitelerine yerleştirilen öğrencilerin kendi okullarından aldıkları transkriptlerine ve ders içeriklerine ulaşılamamaktadır. Eğitim döneminin önemli bölümü tamamlanmışken biran önce intibakları gerçekleştirerek dönem kaybı yaşatmadan bu öğrencileri derslere sokabilmek için bilgi arayışı içindeyiz ve önümüzdeki hafta koordinatör üniversitelerden dosyalarının geleceği beklentisi içindeyiz.

3. Tek Tek Arayışa Geçen Öğrenciler

Her yeni gün, kendi yerleştirildiği okulun dışında çeşitli nedenlerle özel öğrenci olmak isteyen öğrencilerle karşılaşıyoruz. İlk soruları şunlar oluyor: “Benim derslerim sayılacak mı?” “Oradan aldığım kredilerim boşa gider mi?” “Açıkta kalır mıyım?” Cevaplar onların bu ülkenin gençleri olduğu, devletin onları açıkta bırakmayacağı, bunun için her türlü önlemin alınmakta olduğu yönündedir. Bu öğrencilere kendi öğrencilerimizden daha fazla zaman ve gerekirse psikolojik destek verdiğimiz ortadadır.

4. Mimarlık Lisans Müfredatları

Bölümüme Zirve Üniversitesi, Fatih Üniversitesi ve İzmir Üniversitesi’nden öğrenci başvuruları aldık. Bu öğrencilerin koordinatör üniversiteden gelecek asıl dosyalarına henüz ulaşamadığımızdan eldeki beyan edilen bilgilerle (kimi öğrenciler webleri kapanmadan müfredatın fotoğrafını çekmişler ya da önceden transkript almışlar) bir müfredat karşılaştırması yaptık.

Gediz Üniversitesi, Zirve Üniversitesi gibi bazı üniversiteleri daha önce altı ayda bir toplanan MOBBİG (Mimarlık Okulları Bölüm Başkanları İletişim Grubu) toplantısı kapsamında ziyaret etmiştik. Bu ortak çalışmaların ve eğitim üzerine derin tartışmaların sonucu olduğuna inandığım şekilde kapanan üniversitelerin mimarlık lisans müfredatlarında önemli eksiklikler saptamadık. Tersine iletişim toplantılarıyla müfredatların hayli gelişmiş olduğunu gördük. Çok iyi eğitim verdiğini düşündüğümüz bir diğer mimarlık bölümü olan İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü’ne Zirve, Canik Başarı, Fatih, Gediz, Bursa Orhangazi gibi daha çeşitli bir dağılımla öğrenci geldiği bilgisine ulaştım. Bu araştırmayı dar tuttuğum için ön değerlendirmemde hataya düşmüş olmam mümkündür.

YÖK’ün genelgesi ile tüm AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) kredilerinin sayılması yönünde bir uyarı ile öğrencilerin ders ve kredi kaybı yaşamamaları güvence altına alınmak istenmiştir. Bu olumlu bir gelişmedir, ancak Mimarlık Akreditasyon Kurulu (MiAK) tarafından yüreklendirdiğimiz, bölümlerin ayrıcalıklı özelliklerini, özgünlüklerini geliştirmeleri isteğiyle çelişir düzenlemelere de gidilebileceği görünmektedir. Örneğin yapı ağırlığı olan bir müfredata başvuran öğrenci fazladan yapı dersleri almak zorundadır. Zaten YÖK de “asgari kredi” terimini kullanmaktadır.

Pek çok mimarlık bölümünde öğrencilere ilk yıldan itibaren portfolyo hazırlama alışkanlığı kazandırılamadığından, intibaklar sırasında öğrenci portfolyolarına ve proje çalışmalarına da ulaşılamamaktadır. Dolayısıyla, bu derslerin nasıl işlendiği belirsizdir.

5. Dönem Kaybı Konusu

Dönem kaybı konusu öğrenciler tarafından çok önemsenmektedir. Çok sayıda öğrenci dosyası ile kendi işine ek olarak, dosya tespiti ve yönlendirmesi yapacak olan koordinatör üniversitelerin işi hayli zor. Geçen sürelere kayıp gözüyle bu nedenle bakamıyorum.

Öte yandan, dikey geçiş ek kontenjanlarımız henüz açıklanmadı. Gecikme veya dönem kaybı sözkonusu ise dönemin ortasında kayıt yaptırıp gelen ve iki yılda mezun olacağını uman dikey geçişli öğrenciler konusu daha büyük bir sorun olarak uzun zamandır karşımızdadır. Bölümlere uyumlarında önemli sorunlar yaşadığımız bu öğrencilerin içinde gerçekten mimar olmak isteyen ve başarılı biçimde uyum gösterenlerin sayısı oldukça azdır. Dikey geçiş yaz okulunu getirmekte; yaz okulu 14 hafta yerine 7 haftada tamamlanan programı ile yine iyi ve kötü öğrencilerin arasındaki uçurumu derinleştirmektedir. Bu konu üzerinde daha çok düşünülmesi ve deneyimlerin paylaşılması gerektiği kanaatindeyim.

6. Mekân Darlığı, Ders Eksikliği, Yeni Şube Açma

Benim bölümüm şanslıydı, gelenlerin dağılımı uygun biçimde (ilave gerektirmeden) aynı sayıda öğretim üyesi, ders (şube) ve derslik / stüdyo sayısıyla çözülecek gibi görünüyor. Oysa bazı üniversitelerde, gelen öğrenci sayısına bağlı olarak bu konunun da sorun olacağı anlaşılmaktadır.

7. Sosyal Bütünleşme Öğrenciler

Henüz olayın başındayız. Diğer öğrencilerin bu yeni gelenlere nasıl tepki vereceği, bizlerin kurumlarında da bilmediğimiz alt gruplaşmalar varsa bunların nasıl evrileceği, öğretim üyeleri olarak nelere, hangi göstergelere dikkat etmemiz gerektiği, bunlar hepsi soru işaretidir. Üniversitemiz uluslararası öğrenci kabul eden bir üniversitedir. Nijerya, Irak, İran, Suriye, Libya ve benzeri ülkelerden öğrencilerimiz bulunmaktadır. Üniversitemiz Atatürk İlkelerine, çağdaşlığa, uygarlığa sürekli vurgu yapan bir üniversitedir. Öğrencilere mesajımız birbirlerini asla dışlamamaları, birlikte yaşamayı öğrenmeleri ve insanlık hedeflerine saygı duymalarıdır. Bugüne dek bunu başardık. Yine başarılı olacağımıza güveniyorum.

8. Sosyal Bütünleşme Öğretim Üyeleri

Buraya kadar kapatılan üniversitelerden gelen öğrencilere değindim. Şimdi olayın ikinci ayağına, öğretim üyelerinin dramına da değinmek isterim. İşlerinden bir gecede ayrılmak zorunda kalan öğretim üyeleri için ise nasıl bir sürecin izleneceği halen belirsizdir. YÖK bu konuda açıklama yapmadığı gibi, diğer kurumların da işsiz kalan öğretim üyelerini işe almada kaygıları ve çekingenlikleri sürmektedir.

Bildiğiniz gibi, MOBBİG (Mimarlık Bölüm Başkanları İletişim Grubu) herhangi bir ayrım yapmadan kavrayıcı olma ilkesiyle tüm mimarlık bölümlerine altı ayda bir çağrı yapmakta ve eğitim sorunlarını tartışmaktadır. Bunca zaman politik söylemlerden uzak kalmaya çalışarak eğitimlerimizi nasıl daha iyi ve nitelikli hale getiririz diye tartıştık. Bu altı ayda bir gerçekleşen buluşmalar zaten belirli bir sayıda olan eski öğretim üyelerinin yanı sıra mesleğine yeni başlayan bazı genç akademisyenleri kaynaştırdı. Bizler mimarlık alanında birbirini bilen, tanıyan bir avuç kişiyiz demek yanlış olmaz.

Şimdi önemli bir sorunla karşı karşıyayız. İçimizde bazılarımızın okulları demokrasi karşıtı örgütlenmeleri nedeniyle kapandı. Öğretim üyeleri ise bir sabah uyanıp işsiz kaldıklarını öğrendiler. Odalarına giremediler ve şahsi eşyalarına da el kondu. Ancak mimarlık alanındaki bu öğretim üyeleri, bizim dün dostluk ettiğimiz öğretim üyeleriydi. Derin bir sessizlik hali başladı ve olacakları bekler olduk. Sessizlik hâlâ sürüyor ve zan altında kalan bu öğretim üyelerinden hangilerinin suçlu bulunacağı ya da temize çıkacağı belli değil. YÖK’te de bu konuda büyük bir sessizlik var. Umudumuz değerlendirmelerin sağlıklı yapılması ve kurunun yanında yaşların da yanmamasıdır.

Yine söylüyorum. Bu yazı iktidara ya da devlete bir eleştiri yazısı asla değildir. Bu oluşumların temizlenmesi gerektiği görüşündeyim ve yine bu temizliği en iyi şekilde bir dönem onların gelişmelerini izleyen ve bizlerden daha yakından bilen Devlet’in adaletle yapacağını düşünüyorum ve bekliyorum.

Son söz olarak şunları hatırlatmak isterim. Toplumun bu tür derin çalkantılardan sonra bir uzlaşma ve birleşme zeminine ihtiyacı vardır. İktidarıyla, muhalefetiyle neye karşı duracağımızı bilmeliyiz. Birlikte yaşadığımız insanları haksız yaftalamalarla dışlayamayız. Adalete ve demokrasiye güvenmekten başka hiçbir çaremiz yoktur.

Not: Web sitelerinde derlenen bazı istatistikî bilgilere göre kapatılan üniversitelerde 5 bin 342 personel görevden uzaklaştırıldı. Kapatılan üniversitelerde 65 bin 216 öğrenci ve 2 bin 808 akademisyen vardı.(2) Tüm referansları lütfen bilgi kirliliğini dikkate alarak değerlendiriniz.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), “FETÖ” soruşturması kapsamında 5 bin 342 personelin görevlerinden uzaklaştırıldığını duyurdu. Devlet ve vakıf üniversitelerinde 5 bin 247 akademik personele yönelik işlem başlatıldığı belirtilerek, bunlardan 4 bin 225’i hakkında ‘görevden uzaklaştırma’ kararı alındığı belirtildi. Hakkında işlem başlatılan idari personel sayısı bin 545 olarak açıklanırken, görevden uzaklaştırılan idari personel sayısının bin 117 olduğu ifade edildi. Toplamda 6 bin 792 akademik ve idari personel hakkında işlem başlatıldığı bildirildi.(3)

* Bu yazıda kişisel düşünce ve deneyimlerim yer almaktadır. Hiçbir kurumu bağlamaz.

NOTLAR

1. “Kapatılan üniversitelerde toplam kaç öğrenci var?”, www.egemeclisi.com/haber/47729/kapatilan-universitelerde-toplam-kac-ogrenci-var.html [Erişim: 10.10.2016]

2. “Sayılarla Kapatılan Üniversiteler”, bianet.org/bianet/egitim/177442-sayilarla-kapatilan-universiteler  [Erişim: 10.10.2016]

3. “Darbe girişiminin üzerinden bir ay geçti; kaç kişi tutuklandı, hangi kurumlar kapatıldı?”, t24.com.tr/haber/darbe-girisiminin-uzerinden-bir-ay-gecti-kac-kisi-tutuklandi-hangi-kurumlar-kapatildi,354932  [Erişim: 10.10.2016]

 

Bu icerik 2824 defa görüntülenmiştir.