MİMARLIK
392
KASIM-ARALIK 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KIRSAL YERLEŞMELER

Turizm Karaburun için Tehdit mi Şans mı?

Umut Devrim Genç, Y. Mimar, DEÜ Restorasyon Programı Doktora Öğrencisi
Eti Akyüz Levi, Prof. Dr., DEU Mimarlık Bölümü

Geleneksel dokunun izlerini hâlâ görebildiğimiz Karaburun Yarımadası, yapılaşma baskısının küçük ölçekli kırsal yerleşimlere de yansıdığını gösteren bir örnek olarak önümüzde duruyor. Yol çalışmalarıyla ulaşılabilirliğin artırılması sonucu hızlanan düzensiz yapılaşma Karaburun’u tehdit ediyor. Bölgedeki beş farklı köyü ele alan yazarlar, kırsal yapıyı ve doğayı korumak için sürdürülebilir turizm çeşitlerinin desteklenmesi gerekliliğini vurguluyorlar.

Kırsal yerleşmeler, içinde bulundukları doğal çevre, iklim koşulları, sosyokültürel yapı ve geleneklere bağlı yaşam biçimleriyle bütün olarak değerlendirilmesi gereken yapılaşmış çevrelerdir. Kentlerdeki hızlı yapılaşma, endüstriye dayalı ekonomi ve değişen yaşam koşulları, günümüzde kırsal alanları da farklı biçimlerde etkilemektedir. Kentle kır arasındaki mesafe, geçim kaynaklarının çeşitliliği, demografik yapı gibi birçok etkenle birlikte, yerleşimlerdeki değişimler de yere özgü nitelik taşımaktadır. Tarım ve hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarının azalması, buna karşın kentli yaşamın sunduğu ekonomik olanaklar kırsal alanlardan kente göçü artırmıştır. Ancak, kentlerdeki olumsuz yaşam koşulları son yıllarda kıra olan ilgiyi artırmış, günübirlik turizm ve ikincil konutlar, kırsal alanlardaki fiziksel değişim sürecini hızlandırmıştır.

İzmir Karaburun Yarımadası’nda yer alan Karaburun ilçesi, günümüze dek doğal ve kültürel özelliklerini büyük ölçüde korumuş olup, yeni yol çalışması ve yat limanı planı dolayısıyla turizmin odak noktalarından biri olmaya başlamıştır. Bu çalışma kapsamında, Karaburun kırsalındaki fiziksel ve sosyal değişimler, sorunlar ortaya koyulmakta ve kırsal turizmin seçilen yerleşmeler üzerindeki olası etkileri irdelenmektedir.

KIRSAL KORUMA VE KIRSAL TURİZM

Köy yerleşik alanlarındaki planlama ve yapılaşma esasları, Köy Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. maddesinde tanımlanmıştır. Ancak, ülkemizde “kırsal alan koruması” özelinde hazırlanmış herhangi bir mevzuat bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin de üyesi olduğu ICOMOS, UNESCO gibi kurumlar tarafından uluslararası düzeyde kabul görmüş metinler vardır.(1) ICOMOS Türkiye tarafından 2013 yılında yayınlanmış olan Türkiye Mimari Miras Koruma Bildirgesi’nde ise “sit” kavramları arasında kırsal sit ve geleneksel mimari miras tanımına da yer verilmiş ve kırsal sit “yerleşim düzeni, yapım tekniği ve tasarımıyla yerelin ürünü olan yapıların, yol, meydan, tarım alanı vb. öğelerle birleşerek oluşturduğu, korunacak değerler taşıyan kırsal alan” olarak tanımlanmıştır. Kırsal alan ifadesinin kullanıldığı uluslararası metinlerdeki ortak ifade, kırsal yerleşimlerin doğa, kültür ve yapılı çevreyle bir bütün olarak ele alınması gerektiğidir. Bu bağlamda, somut ve somut olmayan mirasın korunmasını sağlayacak bütüncül yaklaşımlar gerekmektedir.

Kırsal turizm, anlam olarak kent dışı alanlarda gerçekleştirilen turizm faaliyetlerini göstermektedir ve son yıllarda kırsal yerleşimlerin gelişimine katkı sağlayacak başlıca araçlardan biri olarak sunulmaktadır. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) 1994 tarihli, Turizm Stratejileri ve Kırsal Kalkınma Raporu’nda, turizm ve kırsal alan ilişkisi ortaya koyulmaktadır. Raporda, turizm aktivitesinin aslında bir kentli aktivitesi olduğu, kırsal alandaki her faaliyetin “kırsal turizm” olarak nitelendirilemeyeceği vurgulanmaktadır. Kırsal turizm, kırsal alanda, doğa ve geleneklerle iç içe, kırsal yapı ölçeğine uyumlu, yerel halkın kontrolünde, sürdürülebilir ve kırsal çevrenin karmaşık yapısına uygun olmalıdır. Bu bağlamda, tarım, doğa keşifleri, eko-turizm, doğa sporları, macera, sağlık, kültürel miras turizmi gibi çok farklı aktiviteleri barındırmaktadır.(2)

KARABURUN

Karaburun ilçesi, İzmir Körfezi’ni batıdan sınırlayan yarımadanın kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. İlçe, bir belde (Mordoğan) ve 13 köyden oluşmaktadır. (Resim 1) Karaburun Yarımadası’nın geçmişinin kalkolitik döneme dek uzandığına ilişkin buluntular, M.Ö. 4000 yıllarına tarihlenmektedir.(3) Daha sonraki dönemlerde İon kenti Erythrai, Pers ve Roma İmparatorlukları ve Bizans egemenliğine giren bölge, Beylikler döneminde Çaka Bey ve Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından yönetildikten sonra 15. yüzyılda Osmanlı topraklarına katılmıştır. Tüm bu tarihsel aralıklara ait kalıntılar ilçenin farklı bölgelerinde görülebilmektedir. Yarımadanın coğrafi yapısında en belirgin özellik, kuzey-güney doğrultusunda uzanan Bozdağ kütlesi ve bu yükseltiden kıyılara doğru uzanan yamaçlarda bulunan düzlüklerdir.(4) Bozdağ, Homeros’un Odessa’sında Rüzgarlı Mimas (Karaburun’un antik dönemdeki adı) olarak anılmaktadır. Bölgede irili ufaklı on dokuz akarsu havzası bulunmaktadır, ancak jeolojik yapısı dolayısıyla yeraltı suyu bakımından fakirdir.(5) Tüm Ege kıyısı gibi Karaburun’da da girintili çıkıntılı bir kıyı şeridi ve bu sayede oluşmuş birçok koy vardır.(6)

415 km2 yüzölçümüne sahip Karaburun, tipik Akdeniz iklimi ve bitki örtüsüne sahip olup, 70 familyadan 255 cinse ait 384 bitki türü bulunmaktadır.(7)Bunlar arasında endemik ve nesli tehlike altında olan bitkiler de vardır. Bölgede, çok çeşitli yaban hayvanları ve 200’ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır. Türleri yok olma tehlikesi altında olan Su Samuru (Lutra lutra) ve Karakulak (Caracal caracal), Ada Martısı, Kara Doğan ve Akdeniz Foku’nun yaşam alanlarından biri de Karaburun’dur.(8)

1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına göre, Karaburun Yarımadası’nın sahil şeridinin tamamına yakını doğal sit alanı olup, “Özel Çevre Koruma Alanı” olması için başvuru raporu hazırlanmıştır.(9) Farklı çalışmalarda bölgenin “Biyosfer Rezerv Alanı” olarak tanımlanması da önerilmiştir.(10)

Tarıma elverişli kısıtlı alana sahip ilçede, günümüzde zeytin, üzüm, enginar ve narenciye üretimi ile çiçekçilik (nergis ve sümbül) yapılmaktadır.(11) Atay’ın 1984 tarihli çalışmasındaki verilerle karşılaştırıldığında, 30 yıl içerisinde tarım faaliyetlerindeki düşüş açıkça görülmektedir.(12) Hayvancılık ise özellikle keçi yetiştiriciliği üzerine gelişmiştir.(13) Büyükbaş hayvancılık yapılmamakta, kümes hayvancılığı ise köylerde evlerin kendi gereksinimlerini karşılayacak kadar yapılmaktadır. Karaburun Yarımadası’nda, gelenek görenekler kısmen de olsa sürmektedir. Köy halkının yaptığı yemeklerle köy meydanlarında kutlanan “Keçi Kırkım Şenliği”, son yıllarda belediye tarafından desteklenen turistik bir organizasyona dönüşmüştür.

KARABURUN KÖYLERİ VE MİMARİSİ

Karaburun ilçesine bağlı 13 köyün tamamı, kıyı şeridinden uzakta yamaçlarda bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında, Mordoğan beldesine yakın olan ve ikincil konut kullanımından etkilenen İnecik, Kösedere ve Eğlenhoca köyleri ile geleneksel dokunun nispeten daha çok korunmuş olduğu Bozköy ve Tepeboz köyleri ele alınmaktadır. Tablo 1’den, incelenen köylerin nüfuslarının 1970-2014 yılları arasında düzenli olarak azaldığı, ancak ilçenin toplam nüfusunda yoğun olmayan bir artış olduğu anlaşılmaktadır.

Köy                             Yıl

1970

1975

1980

2007

2010

2014

Bozköy

208

206

209

101

120

147

Eğlenhoca

715

628

666

431

428

421

İnecik

152

198

268

143

142

167

Kösedere

805

772

776

340

363

350

Tepeboz

263

251

195

258

269

293

Karaburun Toplamı

6683

6461

7453

8040

8689

9456

Tablo 1. İncelenen Karaburun köylerinin yıllara göre nüfusları

Kaynak: www.tuik.gov.tr ve Atay, 1981.

Karaburun köylerinin hemen hepsinde, geleneksel dokunun izlerini görmek olanaklıdır. Sintaç’ın çalışmasında, Karaburun köylerinin geleneksel mimarileri detaylı biçimde aktarılmıştır.(14) Eğlenhoca, Kösedere ve İnecik köylerinde genellikle iki katlı, yöresel taşlar kullanılarak yapılmış yonu taşı, yığma yapılar bulunmaktadır. Yapıların çoğu bahçeli, zeminde sokağa açılımı olmayan, içe dönük yapılardır. Sokaktan girişli bahçesiz yapılar da bulunmaktadır. Her iki katında tek mekân bulunan küçük yapıların yanı sıra, ikişer mekânlı konutlar da mevcuttur. Zemin katlarda depo alanı ve üst kattaki yaşam alanlarının hepsinde bir ocak bulunmaktadır. Döşemeler ve doğramalar ahşap malzemedendir. Dış cephelerde sıva kullanımı çok azdır. Ara duvarlar yöreye özgü bir teknikle yapılmıştır. İki sıra kargı arasında dolgu ile oluşturulan duvarların üzeri toprak, saman karışımı ile sıvanmıştır. Özgün yapıların tamamı toprak damlıdır. Killi, yağlı, su geçirmeyen geren toprağıyla oluşturulan damların kırmızı renkli toprağı Çöğürcük mevkiinden elde edilmiştir.(15) Günümüzde yapıların hepsi kiremit kaplı kırma çatılıdır. Kullanılmayan özgün yapılar ise büyük ölçüde yıpranmış ve üst örtüleri yıkılmıştır. Gözlemlenen diğer onarım ve değişiklikler ise doğramaların yenilenmesi, dış cephelerin sıvanması ve farklı boyutlarda ek mekân yapılmasıdır. Bununla birlikte, özgün yapılarda kat yüksekliklerinin, yapı ve açıklık boyutlarının korunduğu gözlenmiştir.

Eğlenhoca köyü, Karaburun’un en büyük köylerinden biri olup, günümüze ulaşan geleneksel yapı çok azdır. Yöre karakterine uyumsuz çok sayıda yüksek katlı yapılaşma görülmektedir. Bu yerleşim, plansız yapılaşmanın olumsuz sonuçlarını ortaya koyacak niteliktedir. (Resim 2, 3)

Kösedere, Karaburun’un bir diğer büyük köyüdür. Eskiden çoğunlukla bağcılıkla geçinen köyde günümüzde genç nüfusun kentlere göçmüş olması sebebiyle ancak zeytincilik gibi çok emek gerektirmeyen ürünler yetiştirilmektedir. Buna karşın, Kösedere’yi Yaşatma Derneği, geleneklerin korunması ve köyün tanıtılması adına çalışmalar yapmaktadır. Düzenlenen festivallerde, yöre halkının üretimini sürdürdüğü salça, reçel, köy ekmeği gibi ürünlerin satışı yapılmaktadır. Kösedere’ye ait kadastral paftalarda, köy dokusuyla uyumlu olmayan bir mevzi imar planı çalışması yapıldığı görülmektedir. İkinci konut talebini karşılamak üzere, tarımsal niteliği olmayan alanlarda yapılan bu imar planı çalışmaları, dokuya tümüyle yabancı gelişme bölgelerini yaratmaktadır. (Resim 4, 5)

 

İnecik, kıyıya yakın tepede konumlanmış küçük bir köydür. Geleneksel dokunun kısmen korunduğu köyde, son zamanlarda ikincil konut amaçlı yeni yapılaşmalar ile birlikte, onarım-restorasyon faaliyetleri de gözlemlenmiştir. Yerel halktan yalnızca yaşlı nüfusun kaldığı yerleşimde, köy meydanı çevresinde inşaatlar sürmektedir. Yapılan onarımların özgün yapı niteliğini bozacak şekilde gerçekleştirildiği, yeni yapılar için de çevredeki mevcut taş stokunun kullanıldığı görülmüştür. Alanda bir yandan, özgün dokunun organik yapısı izlenebilirken, bir yandan yeni yapılaşmalar sebebiyle, plansız ve düzensiz bir yerleşim oluşmaya başlamıştır. (Resim 6-9)

Bozköy ve Tepeboz köyleri, yemyeşil bir vadinin iki yanındaki tepeler üzerinde yer almaktadır. Bu iki yerleşimde de yarımada genelinde görülen karakteristik niteliklere sahip iki katlı, yonu taşı yığma konut yapıları bulunmaktadır. Az sayıda yaşlının yaşadığı köyde, evler terk edildiğinden genellikle yıkılmış, harabeye dönüşmüştür. Bununla birlikte, özellikle Bozköy’de, özgün yapı malzemelerinin kullanıldığı ancak yapı-açıklık boyutları ile dokudan ayrılan ikincil konut örnekleri bulunmaktadır. Kullanılan az sayıdaki özgün yapıda ise, toprak damların kırma çatıyla yenilenmesi dışında büyük değişimler gözlenmemiştir. Henüz keşfedilmemiş bu köyler, doğal güzellikleri ve deniz manzarasıyla çok sakin yerleşimlerdir. (Resim 10-13) Ancak, her iki köy de yeni yapılacak yat limanına oldukça yakın olup, imar planlarındaki genişleme alanları dikkat çekicidir. 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında sözkonusu mahallelerinin sahil kesiminde gelişme alanları düzenlenmiş; buna karşın, tarımsal alanlardaki önceki yapılaşma alanları kaldırılarak, tarımsal niteliği olmayan yeni alanlar belirlenmiştir.(16) Resim 14’de yamaçlara kurulu, inşaatı tamamlanmış ikincil konut yerleşimi görülmektedir.

BÖLGEDEKİ TEHDİTLER

Karaburun’un günümüze dek doğal güzellikleri, geleneksel dokusu ve yaşam biçimiyle korunmuş olmasının en büyük etkenlerinden biri, tek ulaşım olanağı olan ve kıyı şeridini izleyen virajlı, dar, zorlu yolu olmuştur. Ancak, günümüzde Mordoğan’a kadar ulaşan ve kıyı boyunca süren yol genişletme çalışmaları bu durumu ortadan kaldırmaktadır. Yeni yol yapım çalışmaları, Karaburun’u şehir merkezine yakınlaştıracak olmanın yanında, hem kıyı şeridinin doğal yapısına, hem de kıyıdaki yerleşimlere zarar vermektedir. (Resim 15) Bununla birlikte, yol şantiyelerinin yakınlarında, gerekli malzemenin hazırlanması için kurulmuş taş ocakları, beton santralleri de çevreye verilen zararlardandır.

Bölgeye ilgiyi artıracak yatırım projelerinden biri de yat limanıdır. Mordoğan’da ve Karaburun’da 400’er yat kapasiteli iki yat limanı planlanmıştır.(17) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 25.04.2014 tarihli açıklamasıyla, Karaburun Yat Limanı Projesi için ÇED süreci başlamıştır.(18) Yat limanı projesi, yapıldığı yere bu sektöre hizmet edecek işletmelerin gelmesi, dolayısıyla, alışveriş mekânları, konaklama birimleri ve benzeri işlevler için yapılaşma anlamı taşımaktadır. Bununla birlikte, üst gelir grubunun bölgeye olan ilgisinin artması anlamına da gelmektedir. Bu da, ikinci konut yapımında artış oluşturacaktır.

Karaburun’un rüzgârlı yapısı dolayısıyla, temiz enerji üretimlerinden biri olan rüzgâr enerji santralleri (RES) bölgede yoğun şekilde kurulmaktadır. RES’ler her ne kadar, doğaya en az zarar veren üretim yöntemlerinden biri olsa da, bulundukları çevrenin eko-sistemini etkilemektedirler. Dolayısıyla, santrallerin uygulanması için alınacak ÇED raporlarının önemi büyüktür. Ancak, bölgede 252 km2’lik alan için tek bir firmaya “ÇED gerekli değildir” kararı verildiği, çok fazla yatırım planının mevcut olduğu ve yarımadanın yarısını kaplayacak bu santrallerin kurulmasının doğanın dengesi için tehdit oluşturduğu İZKA ilçe raporunda vurgulanmaktadır.(19)

Yer üstünde olduğu kadar, deniz altında da çok çeşitli canlıları barındıran Karaburun denizinde bir tehdit de balık çiftlikleridir. Doğaya zarar veren işletmelere yönelik tepkiler ve yasal süreçler uzun yıllardır Karaburun gündemindedir.

Köy yerleşimlerine, tarım alanlarına yakın mesafelerde açılan ve açılmak istenen taş ve mermer ocakları da Karaburun’un eşsiz doğasını, bitki örtüsünü bozacak niteliktedir. İZKA’nın 2013 tarihli ilçe raporunda, bölgedeki maden varlığına değinilerek, ilçe toplantısında ocakların bölge turizmi için önemli bir tehdit oluşturduğu, buna karşın yatırımcıların yoğun ilgisinin olduğu vurgulanmıştır.(20)

KARABURUN VE TURİZM

Karaburun Yarımadası, doğal güzellikleri, özgün dokusu, geleneksel yaşam biçimi ile eko-turizm, kırsal turizm, alternatif turizm bağlamında oldukça değerli bir bölgedir. 1975 tarihli, Çeşme-Karaburun kıyı kesimi nazım imar planı çalışmasında, Karaburun’un turizm potansiyeli ile öngörüler ve projeksiyonların karşılığında ortaya çıkabilecek istihdam, işletme yetersizliği gibi durumlar ortaya koyulmuştur.(21)

1988’de, Karaburun’da bazı mahallelerde artan ikinci konutlardan ve yatırımcıların bölgeye olan ilgisinin artığından söz edilmektedir. Yerleşimde o dönemde yalnızca iki motel ve bir pansiyon bulunduğu belirtilmekte, bölgenin bütün potansiyeline karşın değerlendirilemediği aktarılmakta, turizm sektörünün yarımadanın ekonomik olarak canlanması için bir araç kabul edilerek, öncelikle yol çalışmasının yapılması gerektiği söylenilmektedir.(22)

İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından hazırlanmış olan Mayıs 2009 tarihli İzmir’de Turizm Çeşitleri ve Turizm Yatırımları İhtiyaç Analizi başlıklı raporda, Karaburun Yarımadası deniz ve kültür turizmi için önemli potansiyele sahip, ancak bu anlamda gelişmemiş bir alan olarak tanımlanmaktadır. Rapora göre 2006 yılında Karaburun’da turizm işletme belgeli 30 yatak kapasiteli bir tesis, ile toplam 940 yatak kapasiteli belediye belgeli üç otel, 19 pansiyon bulunmaktadır.(23) Yine İZKA tarafından hazırlanmış ilçe raporuna göre ise, 2012 yılı itibariyle bölgede 30 yatak kapasiteli turizm işletme belgeli bir tesis bulunmaktadır.(24) Bu verilere göre geçen altı yılda turizm işletme belgeli yeni tesis açılmamıştır. İzmir Turizm İl Müdürlüğü’nün güncel verilerine göre ise, bakanlığa bağlı 72 yatak kapasiteli iki tesis yer almaktadır.

Karaburun ilçesi daha çok yazlık turizm kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak, farklı turizm çeşitlerinin bölgeye getirebileceği ekonomik değerler çoğu zaman göz ardı edilmekte ve bu yönde hiçbir yatırım, girişim bulunmamaktadır. Oysaki, tüm doğal güzellikleri sebebiyle doğaseverlerin ilgisini çeken bölgede, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından önerilen 13 farklı eko-turizm güzergâhı bulunmaktadır.(25)

SONUÇ

İZKA’nın 2013 yılı ilçe toplantısı raporunda bölgeye ilişkin avantajlar, sorunlar sıralanmış ve çözüm önerileri olarak tarımsal kalkınma ve kırsal turizmin geliştirilmesinin gerekliliği belirtilmiştir.(26) Bölgenin doğal potansiyeli bu yönde sonuçları ortaya koyarken, yukarıda sözü edilen tehditler dolayısıyla 13 köyü bulunan Karaburun’da kırsal alanlar birçok açıdan özelliklerini yitirmektedir.

İncelenen beş köy kapsamında yapılan çalışmalardaki tespitler doğrultusunda Karaburun kırsalındaki ortak sebep sonuç ilişkileri şöyle sıralanabilir: Değişen dünya ekonomisi, sanayiye ve teknolojiye dayalı işgücü, kırsal kalkınmaya yeterince destek sağlanmaması, tarım faaliyetlerinin ve geçim kaynaklarının azalması, genç nüfusun kente göçü, yaşlı nüfusun tarımsal işgücü sağlayamaması, gelenek ve göreneklerin sürdürülememesi, geleneksel yapıların bakımsızlığı, yaşlı nüfusun evlerini onarma gücünün olmaması, dağ köylerinden kıyı yerleşimlere göç edilmesi, geleneksel dokunun terk edilmiş harabeler durumuna gelmesi, düzensiz ikinci konut yapılaşmaları, niteliksiz ve bilinçsiz yapı onarımları, altyapı eksikliği. Bu sorunların tümü birbiriyle etkileşim içindedir. Ancak doğa ve mimari doku karşısındaki en büyük tehdit, yeni yapılaşmadır. Dolayısıyla, bu aşamada yapılacak imar planlaması çalışmaları büyük önem taşımaktadır.

Karaburun’un kalkınması ve gelişmesi, genç nüfusa istihdam sağlanması için turizm doğru bir araç olarak görülmekte; ancak hali hazırda kanalizasyon, arıtma sistemleri yetersiz olan bölgenin dönemlik nüfusunda ve konaklama yapısı stokunda artış anlamına da gelmektedir. Karaburun’un yeni turistik cazibe merkezi olması durumunda, üst gelir gruplarının ilgisi bölgeye yönelecek, gayrimenkul fiyatları, yeme-içme, konaklama fiyatları artacaktır. Sözkonusu fiyat artışı, yerli halka ekonomik katkı sağlayacak gibi görünse de, uzun vadede evlerini, arsalarını satıp terk etmeleri sonucunu da doğurabilir. Kırsal alanlar, bu tür değişimler karşısında oldukça naif yerleşimlerdir. Dolayısıyla, ‘turizm’ ekonomik gücünü yitirmiş kırsal yapılar için bir yandan artı değer gibi görülebilirken, diğer yandan yörenin karakteristik niteliklerini zedeleyici etki de yapabilmektedir.

Mordoğan beldesi, kente yakınlığı sebebiyle, ikinci konutların yoğun olduğu ve yazlık turizmin gelişimine açık bir yerleşimdir. Ancak Karaburun ve köylerinde günümüze dek korunmuş olan kırsal yaşam koşulları, yakın zamanda yoğunlaşan kentli nüfusun göçü ve ikincil konut çalışmalarıyla baskı altındadır. Bu bağlamda imar planı çalışmaları çok büyük önem arz etmektedir. İkincil konutlar için seçilen genişleme bölgelerinin tespitinde doğal ve mimari dokunun bozulmaması birincil kriter olmalıdır. Kıyıya bakan yamaçlardaki yazlık sitelerin ileride tüm yamaçları kaplaması olasılığı en korkutucu düşüncedir. Böyle bir yapılaşma, Karaburun’un tüm değerlerini kaybetmesi anlamına gelecektir.

Gerek İZKA gibi kuruluşlar, gerekse bakanlık ve yerel yönetimler tarafından öngörülen projeksiyonlar doğru okunmalı, doğru değerlendirilmelidir. Tüm çalışmalar ve raporlar, kırsal turizm potansiyelinden söz etmektedir. Bu bağlamda uzmanlarca doğa sporlarına yönelik uygun alanlar belirlenmeli, kulüplerin bölgeyi keşfetmesi sağlanmalıdır.

Bu bağlamdaki öneriler şöyle sıralanabilir:

  • Kösedere ve İnecik köyleri çeperinde, çocuklar ve gençler için kamp alanları düzenlenmesi,
  • Kösedere Kültür Festivali desteklenerek, tarım / yerel mutfak festivaline dönüştürülmesi,
  • Bozköy ve Tepeboz arasındaki vadide doğa yürüyüşü ve bisiklet rotası belirlenmesi,
  • Uzmanlarca bölgede inceleme yapılarak, flora keşif rotaları belirlenmesi,
  • Bölge genelinde kaya tırmanışı yapılabilecek alanlar saptanması,
  • Bozköy ve Tepeboz’da mevcut özgün yapılar kamulaştırılarak, etkinlik alanları olarak restore edilmesi uygun olacaktır. Etkinlikler kapsamında, kısa süreli atölyeler (mimarlık, geleneksel sanatlar, yerel tatlar vb.); farklı temalarda (mimari, kültür, doğa vb.) fotoğrafçılık etkinlikleri, foto-maraton tarzı yarışmalar söz konusu olabilir.

Bu bağlamda özellikle dokunun tümüyle bozulmamış olduğu Tepeboz, Bozköy ve İnecik köylerinin belirtilen etkinlikler için uğrak ve dinlenme noktası olarak değerlendirilmeleri, harap durumdaki özgün yapıların onarılarak, günübirlik tesis ve konaklama yapılarına dönüştürülmeleri için teşvik ve destekler sağlanmalıdır. Atıl durumdaki köy meydan ve kahveleri düzenlenerek, rekreasyon alanları oluşturulmalıdır. Eğlenhoca, Kösedere gibi büyük köylerde ise yoğun ve çok katlı yapılaşmanın önüne geçilmelidir. Yeni yapılaşma koşullarının belirlenmesi için detaylı alan analizleri yapılmalı ve bölge tasarım rehberleri oluşturulmalıdır.

Turizmin herhangi bir yerde getirebileceği olumlu ve olumsuz etkileri öngörebilmek için, gerekli fizibilite çalışmalarının, mevcut durumun analizinin yapılması şarttır. Böylelikle, hem mimari yapıların ve dokunun hem de açık alanlar ile doğanın korunabilmesi için ‘turizm’i araç kabul eden modeller geliştirilerek planlama yapılması olanaklıdır. Kırsal turizm, kalkınma strateji ve planlarının parçası olmalıdır. Karaburun’da, hızla ekonomik canlılık getireceği varsayılan ama sonrasında tehdit oluşturabilecek plansız atılımlar yerine, kırsal yapıyı ve eşsiz doğasını korumaya yönelik sürdürülebilir ve sorumlu turizm çalışmalarının desteklenmesi gerekmektedir.

NOTLAR

1. Bu bağlamdaki başlıca metinler şunlardır: Venedik Tüzüğü, ICOMOS, 1964; Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, UNESCO, Paris, 1972; Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi, Avrupa Konseyi, Granada, 1985; Geleneksel Mimari Miras Tüzüğü, ICOMOS, Meksika, 1999; Tarihi Kent ve Kentsel Alanların Korunması ve Yönetimi için Valetta İlkeleri, 2011; Kırsal Mimari Miras, Tavsiye Kararı 881, Avrupa Konseyi, 1979; Kırsal Mimari Mirasın Korunması ve Değerinin Arttırılması Hakkında Tavsiye No: R(89) 6 (COE, 1989).

2. Anonim, 1994, Tourism Strategies and Rural Development, OECD, Paris, s.9.

3. Günöy, İlgin, 1985, Karaburun Yarımadasının Tarihsel Gelişimi, DEÜ FBE, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir.

4. Anonim, 1975, Çeşme-Karaburun Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Turizm Planlaması Genel Müdürlüğü, Ankara, s.11.

5. Yiğiter Sarıçam, Sibel, 2007, İzmir İl Bütününde Biyosfer Rezerv Alanları ve Saptanması Üzerine Araştırmalar “Karaburun Yarımadası Örneği”, Ege Üniversitesi, FBE, Yayımlanmamış Doktora Tezi, s.61.

6. www.izmirturizm.gov.tr [Erişim: 01.10.2016]

7. Dinçaslan, Yunus Emre; Şakar, Bayram; Batkı, Emrah; Parmaksız, Melis; Kutluözen, Deniz, 2013, Karaburun Yarımadası Özel Çevre Koruma Bölgesi Ön Raporu, T.C. İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü.

8. Dinçaslan; Şakar; Batkı; Parmaksız; Kutluözen, 2013.

9. Dinçaslan; Şakar; Batkı; Parmaksız; Kutluözen, 2013.

10. Sarıçam, 2007, s.55.

11. Detaylı bilgi için bkz: www.izmirturizm.gov.tr [Erişim: 01.10.2016]

12. Atay, Çınar, 1981, Karaburun Sosyo-Ekonomik Araştırmaları, İzmir.

13. Anonim, 2013, 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları Karaburun İlçe Raporu, İZKA, İzmir.

14. Sintaç, Bahar, 2000, Karaburun Yarımadasının Kırsal ve Köysel Çevre İncelemesi, DEÜ FBE, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir.

15. Aytaç, Yıldırım, 2007, Uyuyan Güzel Karaburun, Yılmaz Matbaa, İzmir, s.168.

16. Anonim, 2014, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Açıklama Raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü, Ankara, s.46

17. Detaylı bilgi için bkz: www.kultur.gov.tr [Erişim: 01.10.2016]

18. Detaylı bilgi için bkz: www.csb.gov.tr/iller/izmir [Erişim: 01.10.2016]

19. Anonim, 2013, s.10.

20. Anonim, 2013, s.10.

21. Anonim,1975.

22. Öztürk, Dilek, 1988, Turizm Ağırlıklı İmar Planı Çalışması Karaburun Örneği, Lisans Bitirme Projesi, DEU Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, İzmir, s.15.

23. Aykaç Yanardağ, Aslıhan; Yanardağ, Muzaffer Özgür, 2009, İzmir’de Turizm Çeşitleri ve Turizm Yatırımları İhtiyaç Analizi, İZKA, İzmir.

24. Anonim, 2013, s.8

25. Detaylı bilgi için bkz: www.izmirkulturturizm.gov.tr/TR,77209/izmir-eko-turizm-guzergahlari.html [Erişim: 01.10.2016]

26. Anonim, 2013, s.11,12.

Bu icerik 879 defa görüntülenmiştir.