MİMARLIK
380
KASIM-ARALIK 2014
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
YARIŞMALAR ÜZERİNE

Tasarımın Yaşamla Sınanması: Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi Örneği

Pınar Dinç Kalaycı, Doç. Dr., Gazi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü
Gülşah Güleç, Arş. Gör., Gazi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

Proje elde etme yöntemi olarak yarışmalar, mimarlık ortamının hareketlenmesine ve özgür / özgün tasarımların üretilmesine olanak sağlıyor. Ancak bu tasarımlar hayata geçirilince paftalarda sunulan heyecanı aynen yansıtabiliyor mu ya da zaman içerisinde enerjisini koruyabiliyor mu soruları, her zaman olumlu biçimde yanıtlanamıyor. Yazarlar, 1986 yılında açılan Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi Yarışması’nı ve kazanan projenin tasarım aşamasındaki kavramsal referansları dahil olmak üzere geçirdiği dönüşümleri inceleyerek, aslında bir yapının hayat hikayesini aktarıyor.

I. Mevcut mimarlık eserleri, mimari tasarım kültürünün gelişimine hizmet edebilecek zengin bir laboratuar ortamı sunar. Bu laboratuar, eleştiri ve değerlendirme ile aktif hale gelerek geleceğin inşasının “bilinç”le kurulmasını sağlar.

II. Yapılar da insanlar gibi, kimi sağlıklı ve neşeli kimi ise sağlıksız ve hayata küskün yaşlanır. Bugünün tasarımları değerlendirilirken, her bir önerinin gelecekte ne hal alabileceğine ilişkin senaryoların da üretilmesi önemli bir meslek sorumluluğudur.

GENEL ÇERÇEVE

Tasarımları tutarlı ve anlaşılır kılmak için zihinde ve kâğıt üzerinde kurgulanan kavramlar, yarışmaların heyecanlı ortamlarında onansalar dahi, gerek yapım gerekse de kullanım aşamasında dönüşümlere uğrayabilmekte, kavramı oluşturan unsurlar başkalaşarak ana kavramları zedeleyebilmekte, onun kullanıcı ile kurması öngörülen estetik ve işlevsel ilişkiyi sekteye uğratabilmektedir. Bu metinde, yaklaşık 30 yıllık bir geçmişi olan Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi (SBTM) tasarımının dayandığı kavramsal yaklaşım ve bu yaklaşımın yaşamla ilişkisi irdelenecektir. Bir yarışma projesi olan SBTM’nin (1986), yine bir yarışma projesi olan La Grande Arche’ın(1) kamusallıksöyleminden ve bu söylemin tasarımdaki karşılığı olan boşluklu biçimlenişinden etkilendiği ifade edilmektedir.(2) (Resim 1) Bugünün mimarlık eğitiminde de sıklıkla kullanılan kavramsal yaklaşımların gerek kendi gerekse de kendinden sonraki zaman ve bağlamlara uygunluğu, tartışılması gereken önemli bir konudur.

Bu yazının konusu olan SBTM, 1980’li yıllardaki dünya ve Türkiye mimarlık gündeminin bir yansımasıdır. Bu dönemde ülke, dünyadaki küreselleşme söylemi paralelinde değişimler yaşamıştır; politik, toplumsal ve ekonomik değişim yerel yönetimlere yansımış, belediyelerin karar ve mali gücü artmış(3), belediyelerce açılan mimarlık yarışmaları çoğalmış, projeler tüm toplumun ilgi ve beğenisine sunulmuş ve bu yolla mimarlık uygulama düzleminden toplumsal tartışma düzlemine çekilmiş,(4) tasarımların kavramsal yaklaşımları daha çok tartışılır hale gelmiş ve tasarım, yapımın yanına bir başka gerçeklik olarak eklenmiştir.(5) Gelişmelerin ülkedeki çağdaşlık eğilimini artırdığı iddia edilir.(6)

Mimarları Murat Uluğ ve Çiçek Gedik (Uluğ), bu dönem içinde tasarladıkları SBTM’yi modern sonrası (post-modern) bir duyarlılıkla ele aldıklarını ifade ederler. Bu duyarlılık, Uluğ’a göre, Türkiye’de özellikle R.Venturi ve A. Rossi gibi mimarların söylemleri ile gündeme gelmiş ve bu söylemler, bina kültünün yerine, mimarlığın tarihi referans alarak onu yeniden ürettiği kentsel ilişkiler sisteminin geçmesine neden olmuştur.(7)

SAMSUN BELEDİYESİ TİCARET MERKEZİ’NDE KAVRAMSAL YAKLAŞIM

Uluğ, ilk kez Architectural Review’da gördüğü La Grande Arche’ı, barındırdığı geniş boşlukla mimarlıktaki iç-dış kavramlarını alt üst eden, tekil olarak yeni bir kentselliği (La Défense Bölgesi) üretebilecek bir başlangıcı üstlenmeyi vaat etmenin ötesinde olan bir tasarım olarak değerlendirmiştir. Uluğ’a göre SBTM yarışması da farklı bir bağlamda benzer bir etkiyi oluşturmayı gerektirmiştir.(8) Bu durumda SBTM tasarımının kavramsal yaklaşımı, Samsun kentinin dönemin koşullarındaki varoluşu ve gelecekte nasıl varolabileceği üzerine çıplak gözle yapılan bir saptamanın, Samsun’un fiziksel ve kültürel bağlamının korunması ve sürdürülmesi için geliştirilen bir öngörü sonucunda oluşmamış, dönemin dünya gündemindeki La Grande Arche’ın etkisinde gelişen bir değerlendirme sonucu ortaya çıkmıştır. Denilebilir ki, Samsun’daki yerin gerçeği ve ihtiyacına La Grande Arche’ın yeri ve gerçeği üzerinden bir kavramsallık geliştirilmiştir.

SBTM, kent merkezinde, yaya ve araç trafiğinin yoğun olduğu bir bölgede konumlanır. Jüri,(9) 1980’li yılların başlıca mimari konularından biri olan bağlama dikkat çekerek binanın kentteki konumunu ve kullanılır alanının fazla olması gerekliliğini evrensel ikilem olarak tanımlamıştır. Bu nedenle 24.000 m2 tavan alanlı yapının zemin üstü gabarisi ve arsa sınırı içindeki yapılaşması serbest bırakılmıştır.(10) Uluğ’a göre, zemin kotta yer alan kentsel meydan ve beş kat boyunca devam eden kentsel oda, La Grande Arche’ı referans alarak üretilen bu tasarımın başarılı alanlarıdır.(11)

Tasarımın sorunu ölçeğidir; Uluğ’a göre post-modern dönemin etkisiyle kullanılan geleneksel figürasyonlar (sütunlar), yapının çevresine göre iri ve yüksek görünmesine yol açmıştır.(12) Gerçekte yapının ölçek sorununun, kolokyumunda da belirtildiği gibi, istenen metrekarenin arsaya göre fazla olmasından(13) ve seçilen projenin de program yoğunluğuna rağmen büyük boşluklarla tasarlanmasından kaynaklandığı düşünülebilir. Büyük boşluklar, dolulukların da maksimum düzeyde kullanılmasına ve yapının yakın çevre ölçeğine göre irileşmesine neden olmuştur. Oysa yüksek ofis yapılarının yer aldığı La Defense içinde La Grande Arche, diğerlerinden biridir, zamanla diğerleri içinde orta ölçekli bir yapı gibi kaldığı gözlemlenir. La Grande Arche’ın içindeki, yapının içinden geçilmesini sağlayan boşluk ile önündeki ve etrafındaki boşluklar, onun boşluk algısını güçlendirecek niteliktedir. SBTM’nin boşlukları ise içe dönüktür, tam da tanımlandıkları gibi birer odadır. (Resim 2) Gerek program gerekse de kavramsal yaklaşım, Samsun kent merkezinin ölçek problemini ikinci plana itmiş gibidir. Oysa ölçek, yeni bir kentsellik yaratmada ya da var olanı sürdürmede mimarlığın önemli araçlarından biridir.

Uluğ SBTM’nin konumlandığı alandaki kentsel gelişimleri de üstlenecek bir simge yapı olacağını düşünmüştür.(14) La Grande Arche da, ona göre, simgenin mekânsal hüviyete kavuşturulmasıtartışmasını başlatan tasarımdır. Uluğ, La Grande Arche’ın simgeselliğini çok sayıda olan merdivenlerine, panoramik kent görüşü sunan şaftı dışarıdaki asansörüne ya da boşlukta asılı duran örtüsüne değil kendi yalın biçimine borçlu olduğunu savunur.(15) SBTM’nin La Grande Arche’ın yalnızca biçimini referans alan estetik bir yapı değil onun söyleminden etkilenerek kente açılıp ticaret alışkanlıkları ve günlük yaşam ritmini değiştiren bir yapı olması istenmiştir. Bu nedenle söylem ve tasarımının, yapının kendi teşhirine değil kente yönelik olarak üretilen boşlukları üzerine kurulduğu ifade edilir.(16) Buna karşılık SBTM’nin cephelerinin biçimlenişinde La Grande Arche etkileri gözlemlenebilir. (Resim 3) Beş kat boyunca devam eden yapı boşluğundaki çelik kafes ile La Grande Arche’ın boşluğundaki asansör şaftının konstrüksiyonu arasında da ilişki kurulabilir. (Resim 4) Yapının La Grande Arche ile bu tip biçimsel benzerlikler taşıması, kavramsal yaklaşımın biçimsel etkiler altında somutlaştığının bir ifadesi olarak yorumlanabilir.

Bir mimari eserin oluşmasında bilinç kadar bilinçaltının da etken olduğunu düşünmek gerekir. Buna göre, SBTM yarışmasının açıldığı 1986’nın biraz öncesine bakarak, örneğin, 1970-1986 arasında, kente ait açık alanların ilişkilerini binanın içinden geçen ve katlara yayılan açık mekân dizgeleri üzerinden kurmaya çalışan benzer türden yarışma birincilerinin de SBTM için önemli birer kaynak olduğu iddia edilebilir. Samsun Belediye Binası ve Genel Hizmet Tesisleri (1971), Sosyal Sigortalar Kurumu Kızılay Tesisleri (1973), Türkiye Kızılay Derneği Rant Tesisleri (1980), Kocaeli Hükümet Konağı (1972), Denizli Belediye Sarayı (1978), Sivas Hükümet Konağı (1973), Ankara Büyükşehir Belediye Sarayı (1985) ve hatta Ankara Altındağ Belediye Sarayı ve Çevre Düzenlemesi (1986) bu yapılardan bazılarıdır. (Resim 5) Bu tasarımların da La Grande Arche’dan etkilenip etkilenmediklerini bilmemekteyiz, iddia araştırmayı gerektirir. Buna karşılık SBTM yarışmasında derece alan tüm önerilerin benzer bir kentsel içerik taşıdığı gözlenmektedir. Tasarımlar, zemin-alt zemin- üst zemin kotlara yayılan geçişler, geniş yapı içi boşlukları ve yapı önünde plaza önerilerinden biri ya da birkaçı üzerine kuruludur. (Resim 6)

YAŞAM İÇİNDE SAMSUN BELEDİYESİ TİCARET MERKEZİ

SBTM’nin kente prestij ve rant sağlayabilmesi için jürinin belirlediği kriterler, dış ve iç mekânlardaki estetik başarı, sirkülasyon çözümü ve kira esnekliğidir.(17) Bu kriterler doğrultusunda birinci seçilen tasarımda jüri, dış ve iç mekânlarda devam eden zengin anlatımın yapının bütününde var olduğuna, yaya ulaşım alanlarının zengin bir odakta buluştuklarına ve iç fonksiyonların rahat bir çözüme kavuşmuş olduğuna karar vermiştir.(18) Ayrıca bu yapının tasarımında çevredeki yerleşim programı da gözardı edilmemiş, yapıda yer alacak kuyumcu dükkânları Kuyumcular Caddesi, banka ise Bankalar Caddesi cephesinde konumlandırılmıştır. (Resim 7) Ancak yapı, jürinin başarılı bulduğu çözümlere ve mimarların kamusallık kavramına verdiği öneme karşılık prestij ve rant beklentilerini karşılayamamıştır.

Merkezi konumuna rağmen yapı, uğrak bir yer değildir. Zemin kotundaki birçok dükkân vitrinlerini caddeye bakan dış cepheye doğru düzenlemiş, iç cephedeki kepenklerini kapatmıştır. Oysa bugün yalnızca bir giriş olarak kalan bu iç cephelerin ticaretin yoğun olarak gerçekleştiği ön yüzler olacağı düşünülmüştür. (Resim 8) Ayrıca ısıtma, havalandırma, aydınlatma gibi teknik donanımın düzgün çalışmaması yüzünden iş ve yaşam kalitesi bozulmuştur. Bugün Anakent İş Merkezi olarak bilinen bu yapının kullanıcıları burada yer alma nedenlerini, yoğun araç trafiğine rağmen yakın çevrede bir otopark olmaması, bu yapının kendi otoparkının olması olarak açıklamaktadır.

Çarşı katlarındaki mekânlar, çeşitli bürolar ve sivil toplum örgütlerine (fotoğrafçılar derneği, emekliler derneği, gaziler derneği gibi) kiralanmış, kullanıma açıldığında büro katlarının Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ’ye kiralanması yapının kentte TEDAŞ Binası olarak tanınmasına neden olmuştur. TEDAŞ’ın kullandığı büro katlarını güvenlik gerekçesiyle kapatması, sirkülasyon kurgusunu bozmuştur. Yapı, kentlilerin hafızasında bu haliyle yer edinmiştir.

Kentliler, yapının tasarımı kullanıma elverişsiz olduğu için kente hitap etmediği görüşündedir.(19) Bazıları, binanın kullanışsızlığını Karadeniz Bölgesi ve kentteki cadde

kültürüne bağlı alışveriş geleneğine uygun olmayan içe dönük biçimlenişine; bazıları ise, bunun tam aksine, içeride kullanılmayan boş alanlar bırakan dışa dönük işlevlendirilmesine bağlamaktadır. Yapı içindeki boşluk, kullanım ve yapının benimsenmesinde etkin rol oynayamamış gibidir.

Oysa yapının kamusallık söylemi kentsel meydan ve kentsel odayla biçimlenir. Sıkışık bir yapı adasında yer alan kentsel boşluk, esin kaynağı olan La Grande Arche’daki gibi panoramik bir kent görüşü sunmaz, bir meydan olarak çalışmaz, bir giriş alanı olarak kalır. Kentsel odaise, güneyde çok katlı yapılaşmadan kaçılarak kuzeye yönlendirilmiş, bu yöndeki mevcut 2-3 katlı yapılarla süreklilik oluşturmasına çalışılmıştır. Cephe, kuzey rüzgârının olumsuz etkileri yüzünden sonradan kapatıldığında, odanın kentselliği de ortadan kalkmıştır. (Resim 9) Panoramik bir kent görüşü sunması için kentsel odaya yönlendirilen cam asansörler ise cazibesini kaybetmiştir. Oysa yarışma şartnamesinde SBTM’ye prestij kazandıracağı düşüncesiyle çarşı katları arasında yürüyen merdiven kullanılması istenmiş olmasına karşılık, bu tasarımdaki cam asansörlerin jüri tarafından daha çok önemsendiği görülür. Önemli bir sirkülasyon elemanı olan rampalar hem mekânsal hem de strüktürel elemanlar olarak kullanılmış, iç mekânda süreklilik göstererek çeper ve hacmin biçimlenmesini sağlamıştır. Cam asansörler, bu rampaların çevrelediği dairesel mekânda çalışmaktadır. Bu mekân, zemin kotunun altında avlu oluşturur. Avlu, birden çok mekânın açıldığı bir toplanma ve dağılma alanı olmadığı için geleneksel tipolojiye uymaz. (Resim 10) Ayrıca dış mekânla bağlantısının bulunmaması, bugün pastane olarak kullanılan bu mekânı ıssızlaştırır.

SBTM’nin kullanıma açılması (1998) AVM’lerin ortaya çıktığı dönemdir. SBTM, rant sağlamak için iç ve dış mekânları olabildiğince boş bırakarak kentlilere açmasına karşılık kentliden, deyim yerindeyse, pek yüz bulamamıştır. Bu yazının bir ön değerlendirmesini yapmasını istediğimiz Uluğ durumu şöyle değerlendirmiştir: “Samsun'lu yerel alışkanlıklara bu noktada direnç gösterirken, kendi yaşantısına ait olmayan, hatta izlerini bile taşımayan Amerika'dan zembille inmiş bir 'shopping mall' ile nasıl oluyor da anında uyumlanabiliyor? Aslında genel ve her yer için bir soru... Cevabını biliyor olsak da... Çünkü cevabı bir paradoks... Kişi artık hem o hem o olabiliyor... SBTM ise anladığım kadarıyla zamansal olarak araya sıkışmış görünüyor.”(20)

DOLAYISIYLA…

Tekil tasarımlar için üretilmiş olan kavramsal yaklaşımlar, başka diğer tekil tasarımlara uyarlandıklarında yerle / bağlamla çelişebilmekte, çelişme çatışmayı (yapıda yapılan radikal değişiklikler), çatışma da hem kavramsal yaklaşımı hem de yapının kendisini ve kullanıcısını zora sokmaktadır. SBTM örneği, kavramsal yaklaşımın kullanılmasında dikkatli olunması gerektiğini öğretmektedir. Kavram seçimi ve kavramın mimariye tercümesinde yerel değerlerin, değişmekte olan çağ dinamiklerinin ve ne yazık ki tasarım camiasında neredeyse hiç yer tutmayan toplumbilim ve davranışbilim bulgularının girdi olarak kullanılmasının daha isabetli, gerçeklerle çatışmayıp onlarla uzlaşabilen ve yaşamı geliştiren mimari mekânlar (La Grande Arche’da olduğu gibi) yaratabileceğini düşünmek gerekir. Dünya ve ulusal mimarlık yakın tarihi sayısız kavramsal yaklaşım örneği ile doludur. Yaklaşımların başarısının biçimsel yeniliklerde ve sansasyonel etkilerde değil, gündelik hayatın yapıyla kurduğu iletişimde olduğunu, hayat ve zamanın tasarım için en önemli değerlendirme kriterleri olduğunu bilmek gerekir. Zamana ve hayata zıt düştüğü halde hâlen var olan ve referans olarak gösterilen yapılara da zaten abide denmektedir.

* Bu yazı, 2011-2012 güz yarıyılında Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde Doç. Dr. Pınar Dinç Kalaycı tarafından yürütülen M534 Mimarlıkta Tasarlama ve Değerlendirme Problemleri başlıklı lisansüstü dersi kapsamında, mimarlıkta değerlendirme olgusunun içeriği ve Arş. Gör. Gülşah Güleç’in alan çalışması harmanlanarak hazırlanmıştır. Geçmişte yarışmayla elde edilen tasarımların bugün nasıl bir hayat sürdüklerini belgelemeyi amaçlayan dönem konusu içinde SBTM, özgün bir problemi örneklemesi açısından değerli görülmüştür. Ders içeriği gereği alan çalışması, yarışma sürecine yönelik belgelerin derlenmesi, yerinde saptama, yapının mimarı ile görüşme, kentli ile söyleşi, sürekli kullanıcı ile görüşme ve literatür araştırması teknikleriyle gerçekleştirilmiş, değerlendirme de bu veriler çerçevesinde şekillenmiştir.

Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi yarışması 1. Ödül sahibi Yrd. Doç. Dr. Murat Uluğ’un sorularımıza verdiği yanıtlar ve projeyle ilgili önceki beyanları önemli girdilerdir. Yaratıcı konumdaki mimarın kendini ve çağını anlatabilmesi, değerlendiren için bir hazine niteliğindedir.

 

KAYNAKLAR

Erder, Sema; İncioğlu, Nihal, 2008, Türkiye’de Yerel Politikanın Yükselişi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Örneği 1984-2004, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

Kuban, Doğan, 1986, “1980’lerde Türkiye’de Mimarlık Genel Bir Değerlendirme”, Mimarlık, sayı:221, ss.29-30.

Kazmaoğlu, Mine; Tanyeli, Uğur, 1986, “1980’li Yılların Türk Mimarlık Dünyasına Bir Bakış”, Mimarlık, sayı:221, ss.31-32, 37-39, 41-42, 44.

Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi Serbest Ulusal Mimari Proje Yarışması Şartnamesi, 1986, sartname.arkitera.com/Main.php?MagID=60&MagNo=206 [Erişim:15.10.2014]

Samsun Ticaret Merkezi Mimari Proje Yarışması ile İlgili Soru-Cevaplar, 1986, sartname.arkitera.com/Main.php?MagID=60&MagNo=208 [Erişim:15.10.2014]

Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi Proje Yarışması Jüri Değerlendirme Çalışmaları, 1986, sartname.arkitera.com/Main.php?MagID=60&MagNo=209 [Erişim:15.10.2014]

Uluğ, Murat, 2009, Mimarlığa Yarışanlar: Ulusal Mimarlık Yarışmalarında Gazi’li Mimarlar, (ed.) Pınar Dinç, Eflatun Yayınevi, Ankara, ss.49-55.

Uluğ, Murat, 2011, Samsun Ticaret Merkezi-Görüşme, Ankara.

 

NOTLAR

1. Mimar Johann Otto von Spreckelsen, Paris, 1982-1990.

2. Uluğ, 2009; Uluğ, 2011.

3. Erder; İncioğlu, 2008.

4. Kazmaoğlu; Tanyeli, 1986.

5. Bu yazıda kullanılan “tasarımda kavramsal yaklaşım” olarak adlandırılan olgu, mimari ürünün program ve yapı parçalarının varettiği fiziki bütünlükten öte düşünsel alt / arka yapılar taşıması, belli program ve yapı parçalarının belli soyut kavramların karşılıkları olacak şekilde tasarlanması, bu yolla anlam yüklenmesi durumudur. Örneğin, yan yana dizilen ofis birimleri bir “koridor” üzerinde yer alırken kavramsal yaklaşımlarla bu koridor bir “iç sokak”, “alle”, “yaşam merkezi”, “omurga”, “aralık” ve benzeri olabilmekte ve koridorun fiziksel yapılanması bu kavramlara göre yeniden kurgulanmakta / yorumlanmaktadır.

6. Kuban, 1986.

7. Uluğ, 2009.

8. Uluğ, 2011.

9. SBTM Serbest Ulusal Mimari Proje Yarışması Jürisi: Aktan Okan, Müfit Yorulmaz, Kutsal Öztürk, Orhan Dinç ve Umur Erkman.

10. 1987, Mimarlık, sayı: 226, s.68.

11. Uluğ, 2009.

12. Uluğ, 2009.

13. 1987, Mimarlık, sayı: 226, ss.68-69.

14. Uluğ, 2011.

15. Uluğ, 2009.

16. Uluğ, 2009.

17. Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi Serbest Ulusal Mimari Proje Yarışması Şartnamesi, 1986.

18. Samsun Belediyesi Ticaret Merkezi Proje Yarışması Jüri Değerlendirme Çalışmaları, 1986.

19. Çalışma kapsamında SBTM’nin yöneticisiyle, binada bugün aktif olarak çalışan mimarlık bürosu sahibiyle, kuyumcu dükkânları çalışanlarıyla ve bina yakınında yer alan dükkânların çalışanlarıyla görüşülmüştür.

20. 6 Aralık 2013 tarihli M. Uluğ e-maili.

 

Bu icerik 2417 defa görüntülenmiştir.