MİMARLIK
380
KASIM-ARALIK 2014
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK GÜNDEM

“Şirazesini Kaybetmiş” Bir ‘Yönetim Merkezi’

Ali Cengizkan, Prof. Dr, ODTÜ Mimarlık Bölümü

“Başkent Ankara planlanırken, mümkün olan en titiz karar ve süreçlerle davranılmış; zor koşullar altında planın ve programlı yürümenin önemine inanılmış; zamanında en tanınmış ve deneyimli plancılarla işbirliği yapılmıştır.” “Çılgınlık, kişisel kararlarla kişisel mülk ve kişisel gelecek beklentisi çerçevesiyle sınırlı kalsa, mesele yok. Ama yönetici olarak seçilen kişi ya da grubun, bir toplumun tarihi, değerleri, tüm birikimi ile dalga geçercesine ve denetim ötesi, denetim kanallarını da aynı hukuksuzlukla paralize ederek yürümesi, Ankara’daki çılgınlığın ortaya çıkabilmesini kolaylaştırıyor.” “Atatürk’ün 1925’te kurduğu Gazi Çiftliği, Atatürk’ün halka miras bıraktığı bu Cumhuriyet varlığı, halka sormadan parçalanıyordu. Bu gelişmeler karşısında, 2006 yılından beri başta Mimarlar Odası olmak üzere sivil toplum kuruluşları tarafından açılan 33’ten fazla davanın tümü sonuçlanmadı, ama sonuçlanan davaların tümü kazanıldı.” “Plansız yaklaşım, halktan kaçırılan gizli projeler, kurul kararlarında nüfuz ticareti, AOÇ yönetimi ve kullanıcılarına karşı yapılan ‘sıradan faşizm’in güç gösterileri ile ortaya çıkacak bu ‘yeni yönetim merkezi’, ilerlemeci, halkçı, katılımcı ve demokratik bir Türkiye’nin değil, sahte ve ayakoyunlarıyla ilerlemeyi onur sayan talancı bir zihniyetin başkentlik merkezi, ‘capitol’ü olacak.”

Dünyanın planlı başkentlerinden sayılan Ankara, çılgın bir girişime sahne oluyor. Bu çılgınlık, bir yönüyle kurulu düzen içindeki hukuk, yasalar, teamüller, bugünlerde Ceza Yasasının içi boşaltılırken kullanılan ‘makul’ yani akılcı tutumları bir kenara bırakarak sahneye çıkıyor. Diğer yönüyle de, doğru ve dürüst ve namuslu insan-bireylerin daha yetiştirilirken yönlendirildikleri ‘başkasının malını çalmama’, ‘hak dağıtımı ve adil davranma konusundaki kabulleri tümüyle unutmak fiiliyle birlikte gündeme geliyor. Çılgınlık, kişisel kararlarla kişisel mülk ve kişisel gelecek beklentisi çerçevesiyle sınırlı kalsa, mesele yok. Ama yönetici olarak seçilen kişi ya da grubun, bir toplumun tarihi, değerleri, tüm birikimi ile dalga geçercesine ve denetim ötesi, denetim kanallarını da aynı hukuksuzlukla paralize ederek yürümesi, Ankara’daki çılgınlığın ortaya çıkabilmesini kolaylaştırıyor.

Kentlerin planlanması, modernizmin kent yönetimlerine kazandırdığı, planlı ve programlı, dolayısıyla bütçesi ile amaç, beklenti ve heveslerini dizginlemeye çalışan tavrın bir sonucu. Bütün yirminci yüzyıl kent tarih ve kent planlaması kitaplarında, ulus devlet oluşumlarına paralel olsun olmasın, kurulan yeni başkentlerin titizlikle planlandıkları görülür. Planlama, yerleşimin geleceğini kontrol altına alarak refah ve sağlık içinde gelişecek anlamlı ve ‘okunabilir’ bir kentte, yine refah ve sağlık içinde kentliler bulunacağı kabulüyle bağlantılıdır. Planlama geleceği yönlendirirken, ayrıca, kent topraklarına yapılacak yatırımlarda elde edilecek rayiç artışlardan başlayarak, kentsel adaleti kurmaya çalışır; kentsel rantı kişisel açıdan mümkün olduğunca minimize etmeye, kentsel hizmetlerin her kesime ve gelir grubuna ulaşmasını gözeterek, kentin işlevsel, kamusal, anlamsal, insan yaşamına dair estetik ögeleriyle bir bütün olmasını ve bunun birarada sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışır.

Başkent Ankara planlanırken, mümkün olan en titiz karar ve süreçlerle davranılmış; zor koşullar altında planın ve programlı yürümenin önemine inanılmış; zamanında en tanınmış ve deneyimli plancılarla işbirliği yapılmıştır. Ankara 1924-25 Lörcher planlarıyla yola çıkılmış(1); 1927 yarışmasına çağrılan Jausseley, Brix ve Jansen ile iyi bir ön eleme yapılmış(2) ve seçilen Jansen Planı 1932 yılında tüm belgeleriyle yürürlüğe girmiştir. Nüfus artışının kent yönetimini 1950’li yıllarda yeni bir plan için uluslararası yarışma açmaya zorlaması ve ortaya 1957 Yücel-Uybadin Planı’nın, zamanında en ünlü şehir plancılarının oluruyla çıkması(3), boşuna değildir.

1925 yılında, yani Mustafa Kemal Atatürk’ün Gazi Çiftliği’ni kurduğu yıl Carl Christoph Lörcher, Ankara’nın başkentlik işlevlerinin simgesel olarak toplanacağı Vekâletler Mahallesi’ni (Bakanlıklar) tasarladığı ikinci plana geçirerek, Büyük Millet Meclisi’nin yerini de bugünkü konumunda belirler. 1926’dan başlayarak, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere, Bakanlıklar semti fiilen oluşmaya başlar: Semtin Yenişehir (Kızılay), Ankara Kalesi, Eski Şehir, Yeni Şehir ve İstasyon ile kurduğu kentsel ilişkiler, diğer dünya başkentlerindeki gibi bir ‘yönetim şehri’ anlamını, yerleşime yansıtır.(4) Eğitim ve sağlık kurumlarının bulunduğu mahalleler, konut bölgeleri, sanayi ve işyeri bölgeleri, planın önemli ve birbirini besleyen unsur ve bileşenleridir. Ankara da Washington DC, Canberra, Yeni Delhi, Chandigarh, Brasilia, Abuja ve Dodoma gibi tümüyle tasarlanan bir başkent sınıfına sokulmaktadır:(5) Başkent olarak tasarlanan kentlerde bütün ülkesel yönetsel işlevlerin toplandığı “capitol” bölgesinin tasarımı önemlidir ve Ankara için bu bölge, Güven Park ile başlayan, Bakanlıklar ile kurulup, sonunda 1948’de yarışması yapılıp inşaatının tamamlanması 1962’yi bulan TBMM yapısı ile sonlanan büyük kama, ya da üçgendir. Vekâletler Mahallesi, çok aktörlü, titiz, zaman içinde değişiklikler geçirse bile, kullanımı, biçimlenmesi ve dönüşümü konusunda taviz verilmeyen bir yönetim bölgesi olarak 1927 yılından 1962’ye kadar 37 yılda ortaya çıkmıştır. Kale - Vekâletler Mahallesi - Çankaya eksenleri, başkentin yönetim merkezinin, halkın da demokratik katkıda bulunduğu anlam eksenidir.

2010 yılında, Atatürk Orman Çiftliği Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nı yeniden yaparak Ankara 1 Numaralı KTVKBK’nın 02.07.2010 tarihli onayı ile kesinleştiren Ankara Büyükşehir Belediyesi, AOÇ’nin kuzeyinde Hayvanat Bahçesi’ni yenileme bahanesiyle Temapark / Ankapark ‘garabeti’ne AKTVKK ile ortak imza atarak izin veriyor. Aynı Kurul, 2011 yılından başlayarak Orman Genel Müdürlüğü arazisinde Başbakanlık Hizmet Yapıları inşaatına izin verdi; 1992’de alınan AOÇ’nin “1. Derece Tarihi ve Doğal Sit Bölgesi” olduğu kararı, 2010’la gelen Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı belgesiyle delik deşik edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925’te kurduğu Gazi Çiftliği, Atatürk’ün halka miras bıraktığı bu Cumhuriyet varlığı, halka sormadan parçalanıyordu. Bu gelişmeler karşısında, 2006 yılından beri başta Mimarlar Odası olmak üzere sivil toplum kuruluşları tarafından açılan 33’ten fazla davanın tümü sonuçlanmadı, ama sonuçlanan davaların tümü kazanıldı. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında, Çankaya’daki Holzmeister eseri Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün artık kullanılmayacağı, AOÇ’deki yeni yapıların Cumhurbaşkanlığı ve Konutu olacağı görüşleri birinci ağızlardan ifade bulur oldu. Anlaşılan o ki, AOÇ mal varlığının talan edilmesi çılgınlığı burada da bitmeyecek. Tıpkı AKP Genel Merkezi, AŞTİ, büyükelçiliklere ‘söz verilen’ arsalar ve bölgedeki pek çok mülke AOÇ arazisinden çeşitli oyunlarla el konulması temelindeki gibi, ‘küresel’ bir Türk mimar, ‘yöresel’ bir-iki yandaş inşaat şirketi, hukuksuz icraatlarını tamamladıklarında, “Yeni Türkiye” iddiasını ortaya atanlar, kendi “yeni yönetim merkezlerini” oluşturmuş, kimilerine göre İkinci Cumhuriyeti kurmuş olacaklar.

Ama plansız yaklaşım, halktan kaçırılan gizli projeler, kurul kararlarında nüfuz ticareti, AOÇ yönetimi ve kullanıcılarına karşı yapılan ‘sıradan faşizm’in güç gösterileri ile ortaya çıkacak bu “yeni yönetim merkezi”, ilerlemeci, halkçı, katılımcı ve demokratik bir Türkiye’nin değil, sahte ve ayakoyunlarıyla ilerlemeyi onur sayan talancı bir zihniyetin başkentlik merkezi, “capitol”ü olacak. Şiraze bir kez kaybolmaya görsün, nereye savrulacağını kimse bilemez!

NOTLAR

1. Alman Lörcher, İstanbul ve Bursa’ya yangın yerlerini yeniden tasarlayan firmanın kent mimarı olarak tanınıyor ve Belediye tarafından görevlendiriliyor.

2.  Fransız Jausseley, pek çok kent dışında, bugün herkesin takdir ettiği Barselona’nın plancısı. Alman Jansen ise Madrid planı ile tanınıyor. Alman Brix ise bugün bile planlama duayeni olarak biliniyor.

3. İngiliz Abercrombie ve İtalyan Piccinato, jüride görev alan en yetkin dünya plancıları.

4. Konuya ilişkin ayrıntı için, yazarın şu yazılarına bkz. Cengizkan, A., 2003,Ulus Devletin Mekânsallaşması: Demokrasiyle "Tek Parti"cilik Arasında Vekaletler Mahallesi"nde Temsili Düzen”, Clemens Holzmeister / Gelenekler ve Modernizm Arasında Bir Mimar, ICOMOS Uluslararası Sempozyumu, 18-19 Nisan 2003, İstanbul. Cengizkan, A., 2010, “The Production of a mise en scène for a Nation and Its Subjects: Clemens Holzmeister et al. in the Ministries Quarter for Ankara, Turkey”, The Journal of Architecture, cilt:15, sayı:6, ss.731-770.

5. Vale, L.J., 1992, Architecture, Power and National Identity, Yale University Press, New Haven, Londra.

Bu icerik 2309 defa görüntülenmiştir.
<p>Kaynak: Nicolai, B., 2011, <strong>Modern ve Sürgün</strong>, Mimarlar Odası  Yayınları, Ankara.</p>