349
EYLÜL-EKİM 2009
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
2010’da Avrupa Kültür Başkenti Olmak: İSTANBUL, RUHR, PEÇ

Yumuşak Kentleşme veya Planlamada “Kültürel Dönemeç”: RUHR.2010 Avrupa Kültür Başkenti

Elizabeth Sikiaridi

Prof. Dr., Hybrid Space Lab, Amsterdam, Berlin

Frans Vogelaar

Prof. Dr., Hybrid Space Lab, Amsterdam, Berlin

Kente / Kent Kurmaya Doğru

İs-tan-bul ismi, “kentin içinde” veya “kente doğru” anlamına gelen antik Yunan deyişi “eìs ten Polin”den gelmektedir. Constantinople , “Constantine’in kenti” (Bizans döneminde İstanbul’un ismi) çoğu kez “kent” sözcüğüne kısaltılmıştır. Bu nedenle İstanbul’un “kent” kavramını temsil ettiğini söylemek mümkündür.

Yoğun, zengin ve kozmopolit bir kent olan İstanbul için “kent kurma” (city building) projesi önermek anlamlı olmayacağı gibi muhtemelen de küstahça olur. Ancak “kent kurma” projesi, Avrupa Kültür Başkenti 2010’un İstanbul’dan bütünüyle farklı olan diğer ortağı Almanya’daki Ruhr bölgesi için ana hedeftir.

İstanbul ve Ruhr bölgesi sadece kentsel atmosfer açısından değil, aynı zamanda büyüklük, yoğunluk ve organizasyon açısından da farklılık göstermektedir. Ruhr bölgesinin yüzölçümü, İstanbul’un yüzölçümünün iki katından da fazlasına, 4.435 km²’ye kadar uzanır. 5,3 milyonluk nüfusu, İstanbul nüfusunun yarısından da azdır. Ruhr bölgesi, 53 kent ve kasabadan oluşmaktadır. Her ne kadar Ruhr, 1920’den beri Ruhr Bölgesel Birliği’nin (Ruhr Regional Association) altında varoluşunu sürdürse de, güçlü bir kentsel kimlik paylaşımı geliştirmek zorundadır.

Ruhr bölgesi Almanya’nın en büyük yerleşim birimi, Avrupa’nın ise üçüncü en büyük bileşik kentidir. Almanya’nın batısında konumlanmış ve yaklaşık olarak kuzeyde, kuzeybatı İngiltere’den, güneyde Milano’ya kadar uzanan Batı Avrupa’daki süreksiz bir kentleşme koridorunun parçasıdır. Bu yoğun kentleşmiş koridor, Londra, Brüksel, Amsterdam, Köln, Frankfurt ve Milano gibi kentleri de içine alır ve insan, para ve endüstri açısından dünyanın en yüksek yoğunluklarından birine sahiptir.

Ruhr yerleşimi, her ne kadar Batı Avrupa kentsel ağının bir parçası da olsa, sıkı ve yoğun Avrupa kenti geleneğine uymuyor. Endüstri çağından önce bu bölge öyle seyrek bir nüfusa sahiptir ki, Avrupa’nın diğer bölgelerindeki tarihî kompakt kentlerin (geleneksel Avrupa kasabası) oluşumuna yol açan kentleşme baskısından etkilenmemiştir.

Ancak 19. yüzyılın ortalarında kömür madenleri ve demir-çelik fabrikalarının etrafında kurulan ve birçok küçük yerleşimden oluşan canlı bir endüstriyel bölge burada hızla gelişti. Endüstrileşme başladıktan sonra Ruhr, 20. yüzyılın ortalarına kadar hızla kalkındı ve bölgesel ölçekte kentsel bir ağa yayıldı.

Post-endüstriyel çağda, kömür madenlerinin kapanması ve ağır endüstrinin bitmesiyle bu kentleşmiş topraklar çok daha fazla bölünmüş oldu. Fabrika arazileri terkedilmiş ve kent nüfusu azalmıştı. Sonuç olarak, bugün Ruhr’un kent silüeti, kentleşmiş banliyö çeperlerindeki boşluklar ve bölünmelerle tanımlanır durumdadır.

Aynı zamanda bölgenin yönetim biçimi de parçalıdır. 1920’lerin başından beri bölgesel koordinasyon ajansı olan Ruhr Bölgesel Birliği’nin varlığına rağmen, bağımsız kent ve kasabaların yerel yönetimleri birbirleriyle yarışır durumda. Güçlü bir yerel kimlik duygusu var; ikâmet edenlerin, komşularıyla, memleketleriyle ve kendi yerel futbol kulüpleriyle çok yakın ilişkileri bulunuyor.

Bu parçalı kentsel zihni topraklarda (urban mental landscape) “kent kurma”, Avrupa Kültür Başkenti programının ana amaçlarından biridir. Kültür Başkenti Ajansı’nın bu konudaki fikri şöyle: “Ruhr metropolitan bölgesi hâlâ oluşum sürecindedir. Fakat şimdi bu hakiki yeni katılımcı, kendisini Avrupa Kültür Başkenti olarak kent sahnesine adım atarken buluyor.”

Kentsel Küçülme Dönemlerinde “Kent Kurma”/Yumuşak Kentleşme ve Planlamada “Kültürel Dönemeç”

“Kent kurma ve tasarımı” süreci kentsel yayılma döneminde değil, 1960’lardan beri endüstrileşmenin sona ermesi ve demografik düşüşün sonucu olarak süregelen kentsel küçülme döneminde gerçekleşiyor.

Kültür Başkenti Ajansı kendi görüşünü oluştururken, bunu Ruhr yerleşiminde bölgesel ölçekte olan önceki kentsel programın getirdiği tecrübelerinin üstüne kurmak mümkündü: 1990’larda yapılan başarılı Emscher Park Uluslararası Yapı Sergisi. Küçülen ve yeniden yapılanan bir bölgede fazla yapı inşa edilemeyeceğinden, bu sergi esas olarak sosyal, kültürel, peyzaj ve endüstriyel mirası geliştirme projelerine odaklandı. Emscher Park Uluslararası Yapı Sergisi’nde olduğu gibi, Avrupa Kültür Başkenti Ruhr.2010 programının amacı, değişimin yönlendiricileri olan yerel kimliği ve kültürü güçlendirmektir.

Aslında bu, kentsel planlamada “kültürel dönemeç”le aynı anlama gelmektedir: “Kültürel planlama” olarak da bilinen, kentsel yönetim ve gelişimde uluslararası bir akımdır. Birleşmiş Milletler Habitat Dünya Kentlerinin Durumu 2004 Raporu’nda“kültürel cennetler olarak kentleri yenileme ve tazeleme adı altında büyüyen bir akım - kentsel yenilenme mekanizması ihtiyacı içinde olan ekonomiyi canlandırmak için yerel yönetimler tarafından uygulanan yaratıcı bir girişim”e değiniyor. “Kültürel planlama” yaratıcı sınıfları etkilemek, ekonomik ve kentsel yenilenmeyi geliştirmek için kültürü, stratejik bir araç olarak kullanıyor. “Yeni”, “yaratıcı” ve serbest ekonomi süresince küresel olarak kentleri konumlandırma ihtiyacını karşılıyor.

Avrupa Kültür Başkenti Ruhr.2010’un “kent kurma ve tasarımı” programı, “yumuşak kentleşme” (soft urbanism) kapsamında da değerlendirilmeli ve anlaşılmalıdır. “Katı kentleşme” (hard urbanism) yapı ve benzeri formda olan “katı” kentsel bileşenler üzerine odaklanırken, yumuşak kentleşme kentsel yayılımı dönüştüren iletişim süreçlerinin yumuşak bileşenlerine odaklanıyor. (1)

Kentsel Ağlar / Koridorlar

Ruhr bölgesinin post-endüstriyel kent silüeti, kentlerin bölünmesi ve delinmesiyle, aynı zamanda da kentsel banliyö çeperlerinin süreksizliğiyle tanımlanmıştır. Küçülen kent ve kasabalarla birlikte boş peyzajlara dönüşen, post-endüstriyel bir kentsel peyzajdır.

Kentleşmenin jeneratörleri olan kömür madenleri, Ruhr bölgesinin kentsel morfolojisini biçimlendirici bir faktördü. Ruhr’un kentsel strüktürü, bu kent silüetini biçimlendiren endüstriyel ağı, yeraltı kömür madenlerinin gizli dokularını, su yollarının, demiryollarının ve kentsel araziyi kesip geçen yolların lojistik sistemlerini yansıtıyor.

Kent silüetinin bu son derece karışık yapısını anlamak için, bu kentsel arazinin üstüste gelen, birbirinin içine giren trafik arterleri ve su yollarıyla birlikte ağ karakterini dikkate alan bir “ağ yaklaşımı” gereklidir. Bu bölünmüş, parçalanmış kentsel dokuyu açık seçik anlamak için, onun yapısında varolan ilişkileri ve karmaşık ağ sistemini anlamak gerekir.

(Resim 1)

“Kültür başkenti” kavramı bir merkeze sahip olmayan kentsel görünümün ağ dokusunu yansıtıyor ve kentsel peyzajın “geçiş” özelliğini vurguluyor. “Geçitler” (Passages) programı (batıdan doğuya giden her bir “geçit”) kentsel coğrafi ve tarihsel topoğrafyayı izliyor; ana su yollarını ve trafik arterlerini takip ediyor. Bu “Geçitler” kültür başkenti yılı boyunca sanatsal ve kültürel programlarla canlandırılıyor olacak. “Ruhr Nehri Vadisi Geçidi”, "Emscher Nehri Vadisi Geçidi” ve “Lippe Nehri Geçidi”, nehirlerin, nehirboylarının ve adaların tarihsel ve doğal topoğrafyasını estetik biçimde yeniden kurgulayacak. Başka bir “Geçit” programı, bölgenin otoyolları ve ana trafik arterleri üzerinde yoğunlaşacak. Post-otomobil çağı için yeni bakış açıları geliştirmek daha uygunken, toplu taşımadan ziyade otomobilite üzerinde olan bu odak, zamanla tartışmaya açık hale gelebilir.

Mimarlık İkonları / Süreç Olarak Kültür Başkenti

Bir mimari akupunktur stratejisi, “Geçitler” programına eşlik ediyor. Müzeler için bazı büyük kültürel yapı projeleri (Essen’deki Folkwang Müzesi için yeni bir yapı ve Duisburg’daki Küppersmühle Modern Sanat Müzesi’nin ek yapısı gibi) ve yaratıcı ekonomi merkezleri (çağdaş sanatı sergileme mekânına ve yaratıcı ekonomi için bölgesel bir merkeze dönüştürülen eski bir birahane kulesi olan “Dortmund U” gibi) vurgulanıyor. (Resim 2)

Kültür Başkenti Ajansı, bu mimari akupunkturlar için dünyaca ünlü uluslararası mimarlara başvurdu: “Birkaçının isimini vermek gerekirse, Norman Foster, Rem Koolhaas, David Chipperfield, Herzog & de Meuron, Ortner & Ortner gibi.” Sunulan bu isimler, özgün ya da yerel mimarlık markalarından ziyade, ikonik yapıları ve küresel mimarlık markalarını düşündürme eğilimini yansıtıyor.

Bu küçük fakat “katı” küresel mimarlık enjeksiyonlarının yanısıra, bir “yumuşak” yerel kentsel iletişim süreci devam ediyor. Ortak kültürel gündemi ve programları tartışmak, derlemek ve koordine etmek için ilk kez buluşan yerel aktörleri kapsıyor. Bu, kısa vadede etkili olmayan fakat uzun vadede kesinlikle gerekli olan bir “kent kurma” süreci ve güçlü bir yerel kimlik oluşturulması için sıkıcı, bitmek bilmeyen toplantılarla fazla zaman alan bir süreç.

Mekân Politikaları / Bütünleşme Sorunu

Kültür Başkenti Programı, “Bedava Toprak” (Land for Free) projesi de dahil, toprak mülkiyeti kuralına meydan okuyan bir dizi güçlü sosyal ve politik gündemi olan proje içeriyor. “Bedava Toprak” projesi, en iyi fikirlerle gelen Avrupalı başvuru sahiplerine işlenmemiş arazi veriyor. Ruhr bölgesi küçüldüğü ve bölgenin nüfusu azaldığı için, çorak bölgeler ve terkedilmiş yapılar kent silüetinde boşluklar oluşturuyor. Bu boş arsalar yeni ve yenilikçi projeler için bir dizi faaliyet alanı sunuyor. “Bedava Toprak” projesi, ekonomik bir amaca daha fazla hizmet etmeyen arazilerin başka kullanımlarını öngören insanlara “verilmesi” fikri üzerine kurulmuş. Güçlü, amaca odaklanmış bir karakterle birlikte yenilikçi, süreç odaklı bir planlama stratejisini savunuyor.

Güçlü sosyo-kültürel gündemle oluşan başka bir proje ise “Melez Kültür Festivali”. Türkçe bir kelime olan “melez”, bir nehre veya kilime ama aynı zamanda karışık ırklardan gelen insana işaret ediyor. “Melez”, programlanmış biçimde “Ruhr bölgesi tarzını sanatta, güncel yaşamda, mizahta, konuşmada, yemeklerde ve genel görünümde şekillendirmekle sorumlu bir kültür karışımı”nı sahneye koyan kültürlerarası bir festivali temsil ediyor. Böylece Melez Programı, sosyal bütünleşme ve kültürel hibritleşme konularıyla ilişki kuruyor. Kasıtlı seçilmiş olan bu Türkçe kelime, bölgedeki göçmen nüfusun oranını yansıtıyor. Türkler şu anda açık farkla en büyük göçebe grubu oluşturuyorlar. (Resim 3)

Aynı zamanda, göçebelerin biraraya gelmesi konusu üstüne bir dizi proje planlanıyor. Örneğin, başlığı kavramsal olarak geliştirilmiş ve belirlenmiş “Sanat ve İslam” adında bir sergi projesi. Sergi, bizim laik dönemimizde dinin sanatsal ve kültürel boyutlarını araştırmak üzere kurgulanıyor.

Kentsel Akşam Yemekleri veya "wir Essen für das Ruhrgebiet"

2004’te Kültür Başkenti Ajansı için geliştirdiğimiz bütünleştirici gündeme sahip diğer bir proje ise “Kentsel Akşam Yemekleri” (wir Essen für das Ruhrgebiet) projesi. Bu proje Kültür Başkenti Ruhr’un 2010 yazındaki önemli noktalarından biri olacak. (2)

“Ruhr Bölgesi için Yiyiyoruz” (wir Essen für das Ruhrgebiet) Kültür Başkenti’nin başvurusunun erken aşamalarında kullandığı “Ruhr Bölgesi için Essen (şehri)” (Essen für das Ruhrgebiet) sloganı üzerine yapılmış Almanca bir kelime oyunu. “Biz” (wir) ekledik ve bir yaz akşamı Ruhr Vadisi boyunca, eş zamanlı olarak kentsel akşam yemeklerinin verilmesini planladık. (Resim 4)

Kentsel akşam yemekleri, yılın en uzun gününde, kentin sahipleri, kenti kullananlar ve yakın kentlerde oturanlar tarafından ve aynı zamanda kendileri için düzenlenecek. Seyahat edenler, turistler, işsiz güçsüz insanlar, banliyöde yaşayıp kente çalışmaya gelenler ve iş seyahatinde olanlar da yemeğe katılabilecekler. Bölgenin çok kültürlü karakterini yansıtan birçok farklı pişirme kültürü, yeni yemek pişirme biçimleri yaratmak için birbirleriyle kaynaşıp biraraya gelecek.

Bu etkinlik için kültür başkenti yılına girilmeden önce görev dağılımı yapılmış olmalı. Masalar bölgedeki terkedilmiş bir araziye, kentteki çorak bir bölgeye yerleştirilmeli. Bu sahipsiz topraklarda geçici bir meşguliyet yaratımı ve barınma sağlanması, bu mekânı zihinlerde oluşan haritalarda yeniden bütünleştirecek ve bu kentsel alanın sınırlarını alan içinde iletişimde olan bağlantı noktalarına çevirecek.

Bölgedeki tiyatro, müzik toplulukları ve diğer kültürel gruplar o akşam etrafta gezip dolaşacaklar, kentsel alan boyunca masadan masaya geçip küçük piyesler oynayacak ve parçalar çalacaklar. İşte tam o sırada, Ruhr Vadisi’nin tamamında, milyonlarca ses kadeh kaldırıp, hep bir ağızdan şöyle diyecek: “Ruhr Bölgesi için Yiyiyoruz!”

Kentsel akşam yemeği etkinliği bir internet platformunun ve yerel medyanın yardımıyla düzenlenecek ve çeşitli yerel kuruluşlarla, etnik birliklerden cemaatlere ve küçük kültürel topluluklara kadar sıralanan çeşitli grupları yeniden biraraya getirecek. Kentsel akşam yemekleri, “tersine çevrilmiş bir etkinlik” olarak herşeyden önce Ruhr bölgesinin tabandan yukarıya doğru bütün ağlarını geliştirmek için itici bir kuvvet olacak. Kültür başkenti yılında, ikinci ve asıl kentsel akşam yemeği, kentin omurgası ve Ruhr bölgesinin temel ağı olan A40/B1 otoyolu boyunca bir yaz akşamında yapılacak.

Etkinlikler Kenti / Sürdürülebilirlik

Proje burada tanımlandığı gibi iki aşamalı olarak değil, Avrupa Kültür Başkenti 2010’da sonuçlanmak üzere önoyunla başlayan bir proje olarak gerçekleşecek. Bu tek seferde yapılan bir etkinlik olacak. Fakat ağ potansiyeli taşıyan dağınık kentsel akşam yemekleri prelüdü doğru yere oturmayacak ve sadece televizyona uygun, fotojenik 60 km. uzunluğundaki yemek masası ve ziyafet alanına benzeyecek. Yemek hazırlığı ve ağ kurma aşamasını hızlıca geçmek projenin sosyal potansiyelini zayıflatacak.

Kültür başkenti “etkinlikler kentine”, etkinliklere olan ilginin yarattığı ekonomiye ve turist endüstrisinin isteklerine odaklanıyor. Sosyal sürdürülebilirlik gündemde ikinci sırada yerini alıyor. Yine de yan etkiler olarak, Avrupa Kültür Başkenti için çalışan bu kadar büyük bir topluluğun çabalarının etkisi, sosyal, ekonomik ve ekolojik sürdürülebilirlik açısından da değerlendirilecektir. Gündeme getirilen sorular, kültürün daha geniş biçimde anlaşılmasına dair olacaktır: Kültür Başkenti Projesi yerel ekonomiyi desteklemeye, sosyal gruplar arasındaki bağları güçlendirmeye ve ekonomik verimliliği teşvik etmeye nasıl yardım etti? Diğer bir deyişle, Ruhr bölgesindeki yaşam kalitesini bütünüyle nasıl geliştirdi?

İngilizceden Çeviren: Yasemin Gültekin

 

NOTLAR

1. “Yumuşak Kentleşme” hakkında Türkçe bir yayın için bakınız: Sikiaridi, E. ve Vogelaar, F. Eylül 2006, “Kimlik Yoğunluk”, Doxa, sayı:3; ve Sikiaridi, E. ve Vogelaar, F. Eylül 2006, “Dijital Kentleşme”, Mimar.ist, sayı:21.

2. Uluslararası bir yayın için bakınız: Sikiaridi, E. ve Vogelaar, F. Kasım 2006, “Soft Urbanism: Neighbours Network City (NNC) in the Ruhr Region”, OPEN Magazine for Art and Public Space, sayı:11, Amsterdam.

 

Bu icerik 2889 defa görüntülenmiştir.
Resim 1. Ruhr bölgesindeki ağlar, Hybrid Space Lab, 2004<br> Resim 2. Duisburg'daki Küppersmühle Modern Sanat Müzesi'nin ek yapısı, Mimarlar: Herzog & de Meuron
<br>Resim 3. Çokkültürlü Ruhr Bölgesi: 'MELEZ Kültür Festivali'<br>Resim 4. Kentsel Akşam Yemekleri ya da 'Ruhr Bölgesi için Yiyiyoruz' <br>(wir Esse für das Ruhrgebiet Projesi), Hybrid Space Lab, 2004