349
EYLÜL-EKİM 2009
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: YAPILARIN KULLANIM SÜRECİ VE MİMARIN SORUMLULUĞU

YENİDEN YAZILAN KENT:

Kızılay Kent Merkezinin Mekânsal Dönüşümü (1)

Özlem Mutlu

Y. Mimar

1980’li yıllarda ülkenin küresel kapitalizme açılması ile birlikte, M. Gottdiener’ın geç kapitalist süreçlerin mekânsallaşması olarak açıkladığı, kentsel mekânın yeniden yapılandırıldığı bir sürece girilmiştir.(2) Bu süreçte, daha önce kent merkezlerinde yerleşen nüfus, yeni yapılaşan banliyö yerleşimlerine kayarken, kent merkezlerindeki konut alanlarının boşalmasını beraberinde getirmiştir. Kent, çeperlerine doğru genişlerken, küresel sermaye kentin çeşitli bölgelerinde inşa edilen ofis blokları ve alışveriş merkezleriyle kendi özgül mekânlarını üretmiş, kentsel coğrafya çok merkezli bir yapı kazanmıştır. Bu iki başat kentsel gelişime paralel olarak, varolan kent merkezlerinde boşalan yapı stokları, servis ve ticaret sektörüne bağlı küçük ve orta ölçekli işletmelerin değişken ve geçici mekânsallaşmalarının alanı haline gelmiştir.

Bu süreç, kent merkezlerinin baskın yüzünü oluşturan barınma amaçlı apartman bloklarına, geçiciliğe, değişkenliğe ve farklı kullanımlarının biraradalığına dayanan yeni bir kentsel programı dayatırken, apartman bloklarının tekrara ve homojenliğe dayalı mekânsal örgüsü bu yeni kentsel program çerçevesinde, yapısal sınırlılıklarının ve potansiyellerinin sınandığı bir dönüşüm süreci geçirmektedir. Mimarlık mesleğinin kontrolü dışında, ekonomik, sosyal ve siyasal süreçlerin doğrudan etkin olduğu bu kentsel dönüşümün niteliği, mimarlığın kentsel mekâna katkısının ölçeği ve kapsamı konusundaki soruları yeniden gündeme taşımaktadır.

Mimari katkının minimumda olduğu kentsel ölçekteki dönüşümler, modernist düşüncenin tarihi içinde, mimarlığa atfettiği güçlü pozisyonu M. Gandelsonas’ın deyimiyle bir “fantaziye” indirgerken, kenti, mimarlık disiplini içinde bir kriz alanına dönüştürür.(3) Bu makalenin dayandığı sav ise, mimarlık ve kent arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamaya yönelik eleştirel kentsel okumaların, mimarlığın kente aktif katılımının mümkün olduğu farklı arayüzlerin ortaya çıkarılmasının etkin araçları olduğudur. Bu savdan hareketle, bu yazı kapsamında, Ankara Kızılay kent merkezinde Konur Sokağı çevreleyen 1082 ve 1083 numaralı iki yapı adasında bulunan apartman bloklarının, tekrarlara dayalı jenerik mekânsal örgütlenmesi açısından edindiği kentsel programlarla nasıl dönüştürüldüğü incelenecektir. Kızılay’ın dönüşen kentsel alanlarından alınan şematik kesitler aracılığıyla, edimsel (performative) bir okuma sunmak amaçlanmaktadır. Bu okumanın odak noktası, varolan yapılı çevrenin edindiği kentsel programlar karşısında “nasıl çalıştığı” sorunsalıdır. Bu kesitlere eşlik eden okumadan hareketle, sonuç bölümünde, bu alana yönelik çeşitli mimari müdahale yöntemleri geliştirilip tartışılacaktır.

Kızılay’ın Fiziksel Çevresinin Oluşumu: Kitlesel Üretim ve Tekrar

1950’li yılların liberal politikalarının şekillendirdiği şehircilik ve konut üretimi ortamında yürülüğe giren Kat Mülkiyeti Yasası (1966), özel şirketleri ve küçük üreticiyi konut üretiminde başat aktörler haline getirmiştir. Bu süreçte, daha önce kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirilen toplu konutlarda denenen “çok katlı konut şeması,” üç boyutlu mülkiyet haklarını parsel ölçeğinde binaya dönüştüren plancılık yaklaşımı ile birleşerek günümüzün apartman bloğu tipolojisini ve bu tipolojinin sayısız tekrarıyla örülen kentsel çevreleri oluşturmuştur.(4)

1970’lerin ikinci yarısı, apartmanlaşmanın Kızılay kent merkezinde öne çıkan bir oluşum haline geldiği yıllardır. Seçilen 1082 ve 1083 numaralı yapı adalarının parselizasyon düzeninde, 1924-1925 Lörcher Planı’nın belirlediği diğer yapı adalarında olduğu gibi, 1920’li yıllardan günümüze neredeyse hiçbir değişiklik yapılmazken, parsellerin barındırdığı yapılar iki kere yıkılıp yeniden inşa edilmiştir.(5) 1927 yılında bu bölgede bulunan tek ve iki katlı bahçe içindeki tek konutların yerini, önce Jansen Planı’nın önerdiği bitişik nizamlı, blok tipi 3 katlı yapılar, günümüzdeyse Yücel-Uybadin Planı ve ardından gelen kat artışına yönelik kararlarla 6 ve 10 katlı aparman yapıları almıştır. Evyapan’nın araştırmasına göre, daha 1950’lerde varolan 3 katlı yapılar, eklerle genişletilip “kira evleri” olarak kullanılmaya başlanmıştır.(6) Kullanımdaki bu değişim 1960’larda başlayacak ve 1970’lerin sonuna kadar devam edecek on yıllık bir yeniden yapılaşma sürecinin de habercisi olacaktır. Bu on yıllık zaman dilimine sığdırılan yeniden yapılaşma sürecinin baş aktörü, “mülkiyet sınırlarının mimariye doğrudan tercümesi” olmuş apartman bloğudur.(7)

Planda belirlenen mülkiyet sınırları tek bir hareketle (extrude) kat sınırına kadar yükseltilerek kütleler elde edilmiş; yaşama alanlarına en fazla alan ve ışık sağlamak amacıyla ortaya alınan ve minimumda çözülen sirkülasyon ve servis hacimleri çevresinde düzenlenen bir konut ünitesi simetriği alınarak (mirror) yatayda ve düşeyde kopyalanarak (copy) apartman bloğu şeması elde edilmiştir. Bu standart şema, planlama aracılığıyla kent toprağında sayısız kopyalar üretilerek yayılmış, parsel büyüklüklerine göre ufak tefek uyarlamalar (stretch) dışında herhangi bir mimari müdahaleyi gereksiz ve aşırı kılan bir yapılaşma mantığını kent ölçeğinde mekânsallaştırmıştır. Fordist üretim modelini andıran bu “tasarım” mekanizması ironik biçimde, uygulama alanında herhangi bir karşılık bulamamış, “en ucuz ve en hızlı” inşaat, endüstriyel süreçlerden ve prosedürlerden olabildiğince kaçınılarak gerçekleştirilmiştir.

1980’lerin liberal ekonomipolitiği çerçevesinde yeniden yapılanmaya başlayan kent coğrafyası içinde, “apartman plan şeması”nı dondurup kalıplaştıran, mimarı da kentsel alanda bu kalıptan sürekli yeni kopyalar üreten bir ajana dönüştüren süreç, hâlâ bir yandan devam ederken, mimarlık pratiğinin kentsel alanı, yeni oluşturulan kent marjinlerindeki dışa kapalı merkezlere kaymış, varolan kent merkezilerindeki dönüşüm ise mimarlığın herhangi bir müdahalesi olmaksızın “kendiliğinden” gelişen kendi süreçlerini üretmiştir.

Kızılay kent merkezinin geniş yapı adaları çevresinde dizilen apartman bloklarından oluşan fiziksel strüktürü içine yerleşen küçük ve orta ölçekli servis ve ticaret sektörüne bağlı işletmeler, geçici ve değişken programlarıyla varolan yapıyı sürekli kendi ihtiyaçları doğrultusunda uyarlarlar. Bu mekânsal uygunlaştırma, varolan altyapıya yeni kullanımlar getirirken, halihazırda farklı ölçeklerde çeşitli birimlere bölünmüş (parsel, yapılaşma sınırı, kat planı, konut birimleri vs.) olan kentsel topografyayı kendi değişken sınırları üzerinden ihlal etmekte, her defasında yeniden tanımlamaktadır. Kent merkezinin yaşadığı bu programatik değişim sonucu gündeme gelen yeniden-kurma ve inşa etme süreçleri, mimarlığın tasarım stratejileri bir kenara bırakılarak, kullanıcıların taktiksel uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir.

Mimari Statejiler ve Kentsel Taktikler

Michel de Certeau, “L'invention du Quotidien”, başlıklı kitabının birinci cildinde (Arts de faire) gündelik pratikler ve kullanım biçimlerini incelerken, taktik ve strateji kavramlarını kullanır.(8) Ona göre stratejiler, iktidar yapıları ve kurumları ile ilintili bir yapmabiçimini imlerken, taktikler stratejilerin belirlediği alanlar içinde bireylerin kendi mekânlarını yaratmalarının araçları olurlar. Kent, bütüncül bir kavram olarak hükümetlerin, şirketlerin ve diğer kurumsal yapıların stratejik manevralarıyla, kuşbakışı görsel ve zihinsel rejimler içinde üretilirken, sıradan kullanıcının kentle kullanıma/katılıma dayalı “mesafesiz” ilişkisi içinde dönüşüme uğratılır. Kenti kuran kurallar, planlar ve prosedürler gündelik hayat içinde yakalanan fırsatlar çerçevesinde taktikler aracılığıya manipüle edilerek uygunlaştırılır.

Günümüzdeki Kızılay kent merkezi, de Certeau’nun tariflediği kente ait stratejik planlarla belirlenmiş yasal ve fiziksel sınırlılıklar ile kullanım düzeyinde bu sınırlılıkların anlık belirsizliklerini kendi yararına kullanarak kendi mekânlarını “taktikler” aracılığıyla kuran apartmanların yeni kullanıcıları arasındaki sürekli bir karşılaşmanın sahnesine dönüşmüştür.

Kızılay Kent Merkezinin Dönüşümü: Tekrardan Çeşitliliğe

Seçilen alana ait kesitlerin de gösterdiği gibi, konut olarak inşa edilmiş apartman bloklarından oluşan yapılı çevrenin mekânsal işleyişi, çeşitli kullanımların gerektirdiği farklı içerikler uyarınca mekânsal taktikler üzerinden değiştirilmektedir. Her türden mekânsal mutasyon, ekleme, birleştirme, bölme, yeniden-stillendirme (re-styling) ve kapatma (enclosing) gibi mekânsal taktiklerle üretilir; stratejik yaklaşımlar kentsel dinamiklerin kenti dönüştürme hızının gerisinde kalmış gibi görünmektedir. Bu taktiklerin tümü, mimari stratejilerin aksine konvansiyonel olmayan, parçalı ve anlık çözümler ortaya koyar; uygulama süreci açısından da mimarlığın mimari prosedürlerle uyuşmazlık gösterirler. Mekânsal dönüşümü belirleyen tek prensip, dönüştürülen/oluşturulan mekân bir şekilde çalışıyorsa bunun yeterli olduğudur.

Kızılay’daki apartman bloklarının üstlendiği yükümlülük, sadece birbiriyle ilintisiz etkinliklerin eşzamanlı biraradalığının koşullarının sağlanması değildir. Burdaki kentsel altyapının bir birimi, zaman içinde ardarda farklı programlar da barındırmak durumundadır. Örneğin, muhasebe ofisi olarak kullanılan bir alan, kısa bir süre sonra kuaför olarak ya da muayenehane olarak kullanılabilir. Bu kentsel programların geçici yapısı nedeniyle, mekânsal dönüşüm farklı ölçeklerde sürekli devam eden bir süreçtir.

Kent merkezinde geçiciliğe ve değişkenliğe dayalı kentsel bir program yüklenen apartman bloklarının iç işleyişi değişirken, önceden çizilen mekânsal sınırları yeniden düzenlenerek, bloğun tekrarlarla örülen şemasının yerini çoğu kez mekânsal bir çeşitlilik alır. Konut olarak düzenlenmiş birimlerin kat planlarının, muayenehane, ofis, kitapçı ya da kuaför salonu işlevi görmek üzere, farklı nitelikte ve büyüklükteki mekânsal talepleri uyarınca tekrar tekrar dönüştürülmesine olanak sağlayan temel, yapı bloğunun betonarme iskeletidir. Betonarme strüktür sistemi, değişimin ön koşulu ve sınırı olarak, kalıcı olan tek “mimari” eleman olarak sürekli değişen kentsel programların “çerçevesi”ni oluşturur. Çoklu ve değişken kentsel programlar, bitişik nizam apartman bloklarının oluşturduğu hacmi bir bütün olarak kullanır, önceden belirlenmiş daire ve blok sınırlarının hiçbir önemi kalmaz.

Apartmanların standart işleyiş şemaları üzerinde yapılan değişikliklerin iki ana ölçeği vardır. Bunlardan birincisi, genel kat planı işleyişinin korunarak daha minör ölçekte, dairelerin iç mekân organizasyonlarında yapılan değişikliklerdir. Yeni kullanımlar çerçevesinde varolan bazı duvarların kaldırılması ya da yeni bölümlerin eklenmesi yoluyla gerçekleştirilen plan değişiklikleri, hemen her konut birimininin yeni koşullara uyarlanmasında gündeme gelir.

İkincisi ise, apartman kat planı ölçeğinde, kattaki birimlerin sınırlarının yeniden belirlenmesiyle gerçekleşen değişikliklerdir. Bir kattaki birimlere ait alanların büyüklüğünde yapılan değişiklikler, bir katta bulunan konut birimlerinin birleştirilmesi ya da daha küçük birimlere bölünmesi aracılığıyla gerçekleştirilir. Apartman katının bir birimini kullanan işletmenin, sermayesi arttıkça apartman içinde işgal ettiği yer de artar. Taktik bir süreç olan blok içinde mekânsal genişlemenin yönü ve şekli çoğu zaman tesadüflerle belirlenir. Halihazırda kullanılan birim, işletmenin sermayesinin büyümesi ile, mümkünse bitişiğindeki birime doğru genişler, değilse aynı blok içinde herhangi bir katta boşalan birime sıçrar. Bitişik apartman birimlerinin tek bir programla birleştirilmesi durumlarında iki birimi ayıran duvar tümden ya da yer yer kaldırılırken, total bir yeniden planlamaya gidilmez. Birleştirilen birimler birbirine bitişik olmakla birlikte, aynı bloğa ait birimler olmak zorunda da değildir: Burada bina sınırlarına bağlı kalınmaz, ayrı binaların bitişik katları veya birimleri de içeriden birleştirilerek mekânsal geçişlilik sağlanabilir. Varolan birimlerin birleştirilmesine dayalı taktik yayılım, işletmenin ölçeği büyüdükçe bütün bir binayı içine alarak genişleyebilir. Tek bir kullanım doğrultusunda programlanan bu türden apartman bloklarında, çoklu programlar barındıran blokların aksine, mekânsal kontrol ve izolasyon yüksektir.

Blok içinde yatay olarak genişleme imkânı bulunmayan programların, farklı katlardaki birimlere sıçrayarak genişlediği durumlarda, katlar arasında parçalanmış mekânlar birbirine asansör aracılığıyla bağlanır. Farklı kotlardaki mekânsal ilişkiyi mekanik yolla kuran asansör, mekânlar arasındaki ilişkileri kurma savında olan herhangi bir müdahaleyi gereksiz, hatta aşırı bir tavra dönüştürür. Apartman planının merkezinde yeralan asansör, blok içinde gelişen dikey mekânsal ilişkilenmelerin aracıdır.

Bir kattaki bütün dairelerin aynı işletme ya da şirkete ait olduğu durumlarda, kattaki birimler tek bir daire olarak içerden birleştirilmeyip, mekânsal ilişkileri apartman koridoru aracılığıyla sağlanmaya devam edebilir. Bu gibi örneklerde, kattaki apartman koridoru, birime ait iç mekânın bir parçasına dönüşür ve diğer kat koridorlarından kapılarla ayrılır. Kat birimlerindeki kullanımın koridora taştığı bu gibi durumlarda, blok içinde kamusal ve özel alan sınırları bulanıklaşır.

Farklı birimlerin birleştirilmesi yoluyla gerçekleşen kat planı değişiklikleri yanında, varolan birimin daha küçük parçalara ayrılarak birleştirilmesi de sözkonusudur. Standart bir konut birimi, varolan kolon sistemine koşut bir duvarla iki parçaya bölünür. Biri kitapçı olarak kullanılan konut biriminin mutfak ve yaşamı alanı, diğeri muayenehane olan yatak odaları ve banyodan oluşan iki ayrı birim oluşturulur. Bu bölümlenmedeki temel amaç, birim sahibinin burdan elde edeceği kârı yükseltmek istemesidir.

Balkonların kullanım biçimleri ve üzerlerinde yapılan fiziksel değişiklikler, yeraldığı birim içindeki aktivite yapısına bağlıdır. Kafe ve restoran olarak kullanılan dairelerde, balkonlar aktif olarak kullanılırken, ofis türü kullanımlarda bu alanlar kapıtılarak iç mekâna katılır. Balkonların sokağa göre konumu da, kullanımlarını ve üzerinde yapılan değişiklikleri etkileyen bir faktördür. Arka cephede yer alan balkonların büyük çoğunluğu ya iç mekânın bir parçası olarak iş görür ya da depo olarak kullanılır. Balkonlar gibi cephelerin kullanımı da, sokağa göre konumu ile ilişkilidir.

Apartman bloğunun zemin katında yeralan kullanımlar ise parsel sınırlarına kadar her yönden genişleme eğilimi gösterir. Parsel çizgileriyle bölünmüş kentsel alanlar, kentsel mekânda süreksizlikler ve anlamsız boşluklar üretirken, sokak tarafındaki çekme mesafeleri, zemin kat kullanımlarının taştığı, sokaktaki genel sirkülasyonu ve devamlılığı sekteye uğratan alanlara dönüşür. Bu makalede konu edilen alanda, Kızılay’ın genelinde olduğu gibi yapı adalarını çevreleyen blokların ortasında kalan, parsel çizgileriyle birbirinden ayrılmış açık alanların bir kısmı herhangi bir kullanım yüklenmezken, büyük çoğunluğu otopark ve depo olarak kullanılmaya başlanmış, bir kısmı da zemin katta bulunan kullanımlara genişleme alanı sağlayan bir mekânsal kaynağa dönüştürülmüştür.

Sonuç: Mimarlığın Değişen Rolü

Kentsel programlarla dönüştürülen, sürekli yeniden düzenlenen Kızılay kent merkezini, kentsel çevrede meydana gelen bir bozulma olarak okumak mümkündür. Ancak dönüştürülen kentsel çevrenin şematik kesitlerinin göstermeye çalıştığı gibi, bu “bozulma” kendi içinde kentsel çevre bakımından bazı potansiyeller de barındırır. Mimarlığın böyle bir dönüşüm karşısında olası rolü, varolan potansiyelleri ortaya çıkarıp, desteklemek yönünde olmalıdır.

Bu türden dönüşümlerin süregittiği kent merkezlerinde, orta ve küçük ölçekli işletmelerin doğası gereği hızlı değişen aktivite yapısı, varolan apartman bloklarının standart işleyiş şemalarını kullanıcıların fiziksel ya da kullanıma dayalı mekânsal taktikleriyle mutasyona uğratarak mekânsal bir çeşitlenme yaratır. Her blok edindiği farklı kullanımlarla farklı şekilde yeniden örgütlenir. Bu bağlamda kullanıma bağlı mekânsal organizasyon değişimleri, kent merkezlerinin günümüzdeki yapısını belirleyen baskın oluşumlardır. Apartman bloğu, bu kentsel programa, betonarme karkas sisteminin planlama açısından ortaya koyduğu esneklik ve kısıtlılıklar çerçevesinde yanıt verir.

Kızılay kent merkezinin dönüşen yapısı içinde apartman bloğu, tarihinde ilk defa karkas sistemin planlama açısından sunduğu tüm olanakların sonuna kadar kullanıldığı mekânlara dönüşürken, mimarlık bütün değişimlere altyapı görevi gören bir “olasılıklar çerçevesine” indirgenir ki, geçici ve değişken kentsel programların dayattığı fiziksel dönüşümlerler içinde kalıcı olan tek mimari eleman da betonarme çerçevenin kendisidir. Bu açıdan yaklaşıldığında, dönüşen kent merkezleri açısından ortaya konabilecek mimari problem, bu değişken ve geçici mekânsallaşmaları önleme ya da disipline etmenin araçlarını üretmekten ziyade, bu türden mekânsallaşmalara olanak veren ve destekleyen araçların üretilmesidir. Bu araçlar, temelde kentsel çevrenin devamlılığı ve geridönüşümüne (recycle) yönelik taktik araçlardır ve betonarme karkas sistemi bir kentsel “olanaklılık ortamı” olarak yasal ve yönetimsel düzeyde yeniden tanımlamaya dayanır.

Kızılay kent merkezinde parsel düzeni ve apartmanın standart plan şemasından kaynaklanan parçalı yapı, kendi mekânını apartman hacmi içinde üç boyutlu olarak yeniden üreten kentsel kullanımlar açısından işlerliğini kaybetmiş görünmektedir. Bu noktada, eski iki boyutlu mülkiyet paylaştırma biçiminin yerini, mülkiyeti blok içinde üç boyutlu olarak paylaştıran yeni bir uygulamanın alması, varolan dönüşümü altyapısal düzeyde destekleyecektir. Bununla birlikte, kent merkezinde parsel düzeyinde bölünmüş kentsel alanlar, konut olarak kullanılan bloklara ayrılmış bahçeler olarak işlerliklerini kaybetmiş, kent merkezinde hurda ve atıl alanlara dönüşmüştür. Yapı adalarının ortasında yeralan bu parçalanmış alanlar birleştirilerek kentsel kullanıma açılmalıdır. Böyle bir müdahale, hem sokak ölçeğindeki yoğunluğu azaltacak hem de blok içindeki kentsel kullanımları destekleyecektir.

Kızılay kent merkezinde, varolan yapılı çevre açısından, kentsel dönüşümün zorladığı alanlardan biri, apartman bloklarının minimumda çözülen sirkülasyon alanlarıdır. Apartman plan şeması içinde ortaya yerleştirilmiş bu alanlar, apartman bloğu içine yerleşen kimi yeni kullanımların gereksindiği, kentsel açık alanlarla daha doğrudan bir ilişkiyi sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Bununla birlikte, apartman bloğu içindeki tek ortak kullanım alanları olarak koridorlar ve merdivenler, konut bloğunda olduğu gibi salt bina içindeki dolaşımı sağlayan bir eleman olmaktan çıkmış, mekânsal yetersizliklerine rağmen bina içinde özellikle çalışanların kullandığı sosyalleşme alanları haline gelerek, daha kamusal bir alan tariflemeye başlamıştır. Ancak bu alanların darlığı ve farklı kullanımları teşvik etmeyen fiziksel nitelikleri mekânsal işleyişte sorunlar yaratmakta, bu alanların farklı kullanımlarına imkân vermemektedir. Ayrıca birçok katta, kat planı boyunca yayılan kullanımlar sözkonusu olduğunda, kata ait sirkülasyon alanlarında yapılan çeşitli fiziksel müdahalelerle blok içindeki genel dolaşım kesintiye uğratılmaktadır.

Kentsel bir karakter kazanan apartman bloklarının, çeşitli programları birarada bulunduran çerçevesi içinde üretilen farklı büyüklük ve kullanımlara ait mekânlar arasındaki dolaşım ağı, binanın dışına taşınmalı ve yeniden çözülmelidir. Bu yeni ağ, birbirine bitişik blokları yatayda tek bir yapı gibi dışardan birbirine bağlayan lineer balkon koridorlar biçiminde düzenlenebilir. Ayrıca, kentsel bloklar içinde ihtiyaç duyulan sosyalleşmeye olanak vermek amacıyla, blok döşemeleri boyunca belirlenen ve ana dolaşım ağına bağlanan “boş” alanlar bırakılması, ana sirkülasyon mekânlarındaki farklı kullanımlardan kaynaklanan yükü hafifletecektir.

Bu makalede değinilen mimari müdahalelerin stratejisi, farklı programların taktikler aracılığıyla üretilen geçici mekânsallığına varolan altyapının tanıdığı olanakları artırmak ve bu alanlardaki kentsel potansiyelleri ortaya çıkarmak amaçlı müdahaleleri kapsamalıdır. Bu müdahalelerin başında, varolan parselizasyon ve mülkiyet paylaştırma yöntemlerinin terkedilmesi gelmektedir. Ada ölçeğinde blok ön ve arkasında yer alan parsel artıklarının kentsel mekâna katılması ve blok gruplarının kentin bir parçası olarak görülerek üç boyutlu kentsel bir topografya olarak tarif edilip mülkiyetin yeniden hacimsel olarak paylaştırılacağı yöntemlerin kullanılması yoluyla, varolan mimari ve yapısal şemalar kentsel dönüşümü izleyecek şekilde değiştirilmelidir. Bir başka deyişle, kent merkezlerindeki “çevresel ve estetik bozulma” olarak tarif edilen, mimari değer yargıları ile kent arasında oluşan uçurum, kent lehine yeni mimari değer sistemleri ve buna bağlı mimari pratiklerin üretilmesi aracılığıyla çözülebilecektir.

Burada öne sürülen bir diğer sav ise, çok katmanlı kentsel dinamiklerin geçerli olduğu, hızlı değişen kentsel alanlardaki dönüşüme, bu alanlardaki gelişmelere, gerçekte “olan bitene” yakından bakmadan, salt mimari düşünce içindeki bir metne başvurularak etkin bir yaklaşım geliştirmenin olanaksız olduğu yönündedir. Mevcut mimarlık üzerine metinler ve kavramsal çerçeveler, bunları lokal bağlamda sınamaya yönelik eleştirel ve yaratıcı kent okumalarıyla desteklendiği ölçüde kentsel değişimin aracı olabilirler.

1 -Bu makale, büyük oranda, 2006 yılında Doç. Dr. Abdi Güzer’in danışmanlığında hazırlanan yüksek lisans tezine dayanmaktadır: Özlem Mutlu, 2006, Understanding City as An Architectural and Non-Architectural Program: Learning from Ankara, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, ODTÜ Mimarlık Bölümü, Ankara.

2 -Gottdiener, Mark, 1985, Social Production of Urban Space, University of Texas Press, Austin, Teksas, 2. baskı.

3 -Gandelsonas, Mario, 1998, “The City as the Object of Architecture”, Assemblage, sayı:37, ss.128-144.

4 -Apartman plan şeması ve tipolojisiyle ilgili olarak bakınız: Cengizkan, Ali, 2002, “Betonarmenin Söylemselliği ve Tektonik Belirleyiciliği Güdümünde Türkiye’de Konut”, Konut Kurultayı, 22-24 Mayıs 2002, İstanbul, TMMOB Sehir Plancıları Odası, Ankara, ss.333-342. Ayrıca, Güzer, C. Abdi. 1998, “‘Apartman’ Üzerine Denemeler,” Arredamento Mimarlık, sayı:03/1998, ss.97-102.

5 -Cengizkan, Ali, 2004, Ankara’nın İlk Planı: 1924-1925 Lörcher Planı, Ankara Enstitüsü Vakfı ve Arkadaş Yayıncılık, Ankara.

6 -Evyapan, Gönül, 1980, Kentleşme Olgusunun Hızlanması Nedeniyle Yapılar Yakın Çevresi Düzeyinde Açık Alan ve Mekanların Değişimi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara.

7 -Güzer, 1998, s.97.

8 -de Certeau, Michel, 1990, “1. Arts de faire”, L'invention du Quotidien, Editions Flammarion, Paris.

Bu icerik 3660 defa görüntülenmiştir.