419
MAYIS-HAZİRAN 2021
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Salgın, Mekân, Nekroiktidar
    Pelin Tan, Prof. Dr., Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Kıdemli Araştırmacı, Center for Arts, Design and Social Research Enstitüsü, Boston

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK ELEŞTİRİSİ

Art Nouveau Mimaride Bir Yapıt: Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Binası ve Restorasyonu Üzerine

Nisa Semiz, Dr. Öğr. Üyesi, AGÜ Mimarlık Bölümü

“Boğaz siluetinde önemli bir yer tutan ve art nouveau akımının İstanbul’daki temsilcileri arasında seçkin bir yeri olan sahil sarayının özgün tasarımının ve ayrıntılarının titiz bir kaynak araştırması ile saptanması; yapısal sorunlarının çağdaş teknoloji yardımıyla giderilmesi; izleri bulunan tarihî ve sanatsal ayrıntıların açığa çıkarılması ve konservasyonu sonucu gerçekleşen başarılı uygulama nedeniyle” Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu binası, 2020 Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde “Yapı / Koruma Dalı Ödülü”ne değer görüldü. Yazar, yapının tarihçesine detaylı baktıktan sonra bütüncül bir bakış açısıyla ele alınarak restorasyon projesi 2011 yılında tamamlanan bu önemli sarayın korunmasının daimi olması gerektiğine dikkat çekiyor.

 

Boğaziçi’nin konumu ve mimarisiyle en dikkat çeken yapılarından biri olan Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu binası, Osmanlı döneminin siyasal ve kültürel yaşamı içinde önemli bir yeri olan Hıdiv ailesinin eserlerindendir. Hıdiva Sarayı olarak da anılan yapı, 20. yüzyılın başında inşa edilmiştir. Art nouveau üslubundaki mimari çizgileriyle öne çıkan yapı, 2011’de tamamlanan bir restorasyon geçirmiştir. 2020 senesinde, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında Yapı / Koruma dalında ödül alan bu restorasyon, kapsamlı bir çalışmayı bizlere sunar. Bu restorasyonla iyileştirilen ve kaybolan detayları tekrar kazandırılan yapıda, düzenli bakım ve onarımın sürekliliği önemini korumaktadır. (Resim 1)

YAPININ GEÇMİŞİNE BİR BAKIŞ

Boğaziçi’nin Avrupa yakasında Bebek Koyu’nda yer alan Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu binası ya da eski adıyla Hıdiva Sarayı, İstanbul’da art nouveau üslubunda inşa edilen en önemli yapılardan biridir. Akıntıburnu’ndan Rumeli Hisarı’na doğru bir yay çizen koyda, Bebek Parkı’nın güneyinde yer alan yapı hıdiv ailesi tarafından yaptırılmıştır. (Resim 2)

Osmanlı’nın sosyal, kültürel ve siyasal yaşamında önemli yere sahip olan hıdiv ailesi, 19. yüzyılın başında Mısır valisi olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın soyundan gelir ve ailenin üyeleri 20. yüzyıla kadar Mısır’ın yönetiminde önemli role sahip olmuştur. Mısır’ın vali ve hıdivleri, Osmanlı protokolünde hanedan üyeleri, sadrazam ve şeyhülislamdan sonra yer alırdı ve göreve gelen hıdivler padişaha biatte bulunmak için başkente gelirdi. 19. yüzyılın ortasından itibaren, hıdiv ailesinin ve Mısır’ın diğer varlıklı ailelerinin sıcak yaz mevsimini İstanbul’un Boğaz kıyılarında geçirmeleri bir alışkanlık halini alır. Başkentte konaklar ve yalılar satın alan ve içlerini Batı tarzında döşeyen bu ailelerin başkentin sosyal ve kültürel yaşamına da önemli etkileri olmuştur. Hıdiv ailesi, bu dönemde başkentte yaptırdıkları köşk, konak, kasır, yalılar ve çeşme, okul, hastane, sebil gibi hayır yapılarıyla İstanbul’a mimari açıdan önemli eserler kazandırmıştır.[1]

Bugün Mısır Arap Cumhuriyeti başkonsolosluk binası olarak kullanılan Hıdiva Sarayı, hıdiv ailesi tarafından yaptırılan eserlerin önde gelen örneklerinden birisidir. Hıdiva Sarayı’nın, 20. yüzyılın başında inşasından önce yerinde bir ahşap yalı bulunmaktaydı. 18. ve 19. yüzyıllar boyunca Bebek semtinin sahili boyunca sıralanan devlet ricaline ait köşk ve kasırlardan biri olan Halilpaşazade Arif Efendi Yalısı, önce Rauf Paşa’ya, sonra Sadrazam Ali Paşa’ya geçmiş; Sadrazam Ali Paşa’dan yalıyı satın alan Sultan II. Abdülhamid, 1896’da son Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın annesi ve eski Hıdiv Tevfik Paşa’nın eşi Valide Paşa olarak da anılan Hıdiva Emine’ye hediye etmiştir.[2] (Resim 3)

Hıdiva Sarayı’nın ya da diğer adıyla Valide Paşa Köşkü’nün yapımı, 7 Mayıs 1900 tarihli The Oriental Adviser – Le Moniteur Oriental gazetesinde “Hıdiva Emine bu yıl, merhum Halim Paşa’nın yalısında oturacak. Kendi villası Mahroussa ile İstanbul’a gelen Avusturyalı bir mimarın

yönetiminde restore edilecek.” şeklinde duyurulmuştur.[3]1901’de yapımı tamamlanan yazlık sarayın, Hıdiva Emine’nin 1931 yılında vefatına kadar kullanımı sürmüş olmalıdır. 1944’te son Hıdiv Abbas Hilmi Paşa’nın vefatıyla Mısır Krallığı’na hediye edilen yapı, on yıl sonra Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu binasına dönüştürülmüştür. (Resim 4)

YAPININ MİMARİSİNİN ANA HATLARI

Hıdiva Sarayı ya da Valide Paşa Köşkü’nün, o dönemde hıdiv ailesi için çalışan farklı mimarların müdahaleleriyle yapılmış olabileceği üzerinde durulsa da yapının mimarının Antonio Lasciac olduğu görüşü hakimdir. Viyana Politeknik’ten mezun olan İtalyan kökenli mimar Lasciac’ın ismi, bu yeni yazlık sarayın iç dekorasyonu ile ilgili olarak gazete haberlerinde sıklıkla geçse de 1901 yazına kadar Bebek’te uzun süreli kalışı yapım sürecinde bundan daha fazlasını üstlenmiş olabileceğine işaret eder. Ayrıca Lasciac, Prens Muhammed Ali Tevfik’e 1933 yılında sunduğu kendine ait mimari yapıtların bir albümü niteliğindeki eserde, Hıdiva Sarayı’na da yer vermiştir.[4] (Resim 5)

Hıdiva Sarayı mimari ve üslup özelliklerinin yanı sıra boyutları ve konumuyla da Boğaziçi’nin en dikkat çeken yapılarından birisidir. Doğu yönündeki geniş cephesi denize bakan 63 x 27 metre plan ölçülerindeki yapı iki katlıdır ve çatıda da bir çekme kat yer alır. Yapı toplamda yaklaşık olarak 4000 m2’ye ulaşan kullanım alanı ile adeta küçük bir saray niteliğindedir.

Hıdiva Sarayı, kuzeyde selamlık, güneyde harem olarak birbirine eş iki bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlendirme deniz cephesinin simetrik düzenine yansımaktadır. Yapıya esas girişler kuzey ve güney yönlerinden sağlanmakta, Cevdet Paşa Caddesi tarafında ise servis girişleri yer almaktaydı. Bugün selamlık kısmı konsolosluk, harem kısmı ise konsolos rezidansı olarak kullanılmakta; özgün girişler de bu alanlara geçişi sağlamaktadır. (Resim 6)

Hıdiva Sarayı açık ve okunabilir bir plan şemasına sahiptir. Yapı kitlesinin dikdörtgen biçimindeki ana formu iki katta da devam ettirilmiştir. Ancak deniz ve yol tarafı cephelere bakan oda ve salonlarda ileri alma ve geri çekmelerle, yapıya plan düzlemi ve cephelerde bir hareket

kazandırıldığı görülür. En üst katta ise oda ve salon dizisi yalnızca deniz cephesinde sürdürülmüştür.

Kuzey ve güney yönünde, dışarı çıkma yapan ve plastrlarla bezenmiş esas girişlerden selamlık girişi boyutlarıyla daha vurguludur. Köşkün selamlık ve harem bölümlerine girildiğinde ziyaretçiyi geniş holler karşılar. Sütunlar ve plastrlarla çevrelenen bu hollerden selamlık bölümündekinin iki yanına açılan birer odada geriye çekme yapılarak dikine bir aks oluşturulmuş ve buradaki karşılama mekânına farklı bir boyut verilmiştir. Karşılama hollerinin sonunda, girişlerin tam karşısına yerleştirilmiş merdivenler yukarı kata geçiş sağlamaktadır. (Resim 7)

Eğrisel planlı merdivenler, selamlık ve harem bölümlerinde birbirinden farklı bezeme kompozisyonları ile dikkat çeker. Özellikle selamlık bölümünün merdiveni zengin dekorasyonu ile art nouveau literatürünün özgün tasarımları arasında değerlendirilir. Merdiven korkuluklarında, kıvrılan, bükülen, dolanan incecik dallar, asma filizleri, at kestanesi yaprakları, tomurcuk ve çiçeklerden oluşan bezemelerden oluşan yoğun dekorasyon yükü, merdiveni taşıyan metal çerçeve sisteminde ve taşıyıcı kolonlarda da devam ettirilmiştir.[5] (Resim 8, 9)

Yapının ortasında bir kış bahçesi yer alır. Kış bahçesi ile merdivenler arasında ıslak hacimler, servis ihtiyaçlarına yönelik bir merdiven ve bir teknik oda yerleştirilerek orta bölüm düzenlenmiştir. Orta bölümün doğu ve batı yönlerinde selamlık ve harem bölümleri arasındaki bağlantıyı sağlayan koridorlar uzanır. Bu koridorlardan yapının deniz ve yol tarafındaki geniş cephelerine bakan oda ve salonlara geçiş sağlanır. (Resim 10)

Üst kat zemin katla benzer plan düzenindedir. Selamlık kısmında merdivenden çıkıldığında kabul holü ziyaretçiyi karşılar ve yol tarafına bakan eski yemek salonu bu yöndeki mutfakla da bağlantılıdır. Her üç katta da yer verilen mutfak ve buna bağlı servis mekânları hem bir merdivenle hem de servis asansörüyle birbirine bağlanmıştır. Buna karşın, harem kısmındaki merdivenin sırtını yasladığı duvarla arasında mesafe bırakılmış, bu katta ortada merdiveni çevreleyen galerili bir alan oluşturulmuştur. Merdivenden çıkıldığında güney yönündeki salona ve iki yandaki galerilerden diğer yönlerdeki mekânlara geçişler sağlanır. Her iki merdiven de üzerlerinde yer alan, eğrisel çizgilerden oluşan soyut örgü deseniyle bezenmiş tepe pencereleri ile aydınlatılır. Orta bölümde ise, demir konstrüksiyondan zarif üst örtüsü cam kaplı olan kış

bahçesinin zemini alt kata da ışığın geçişini sağlayacak şekilde cam karolar ile döşelidir. Hıdiva Emine ve ailesinin yer aldığı kış bahçesinden bir fotoğraf ise, mobilya ve bitkilerle döşeli bu alandan bir ânı günümüze taşır. (Resim 11)

Çatı katı, deniz cephesine bakan oda ve salonların yer aldığı bir çekme kat olarak düzenlenmiştir. Alt katlarda, selamlık merdiveni ile kış bahçesi arasındaki alana yerleştirilmiş kapalı merdivenle bu kata geçiş sağlanır. Alt katlardaki mutfaklarla bağlantılı olarak, yol tarafına bakan servis mekânları ise bir koridorla deniz tarafındaki oda ve salonların açıldığı koridora bağlanır.

Yapının mimarisini vurgulu kılan bir diğer yan, cephe biçimlenişleridir. Batur’un da belirttiği üzere, denize bakan cephenin iki ucunda yer alan yüksek ve dik bir çatı örtüsü ile vurgulanan bölümler ile Cevdet Paşa Caddesi’ne bakan cephenin kuzey kenarındaki iki kule, yapıya anıtsal bir görünüm kazandırır.[6]Ayrıca, deniz cephesinin ortasında yer alan kule görünümü verilmiş bir çift baldaken arasında uzanan balkon üzerinde yer alan kraliyet arması gibi yerleştirilmiş hıdivyal armanın ise yapının bir saray olduğuna işaret eden bir simge ögesi olduğu dile getirilir.[7] Yapıyı saran bahçe ve bahçeyi denize bakan üç yönde çevreleyen, birbirini takip eden motiflerle bezeli prekast elemanlar ve demir parmaklıklardan oluşan duvarlar cephelerin zengin görünümünü tamamlar.

Hıdiva Sarayı, İstanbul’daki art nouveau örnekleri içinde boyutları en büyük olan uygulama olarak nitelendirilir. Batur, Orta Avrupa art nouveau’su jugendstil’in geometrik biçimleriyle İtalyan stile floreale’sinin çiçeksi ve bitkisel biçimlerinin bu yapıda yan yana ve iç içe kullanıldığına dikkat çeker.[8] Cephede barok ve jugendstil olarak biçimlenen kulelerin pencerelerindeki bitkisel biçimli kayıtları buna örnek olarak verir. İç mekânda ise merdivenlerin yoğun floral bezemelerine karşın bunlara bitişik kış bahçesinin kapıları, ışıklıkları ve tüm vitraylarının geometrik üslupta olduğunu belirtir. Bununla birlikte yapıda sadece art nouveau ekoller arasında değil, bu yeni üslupla tarihsel üsluplar arasında da iç içe geçişler gözlemlemiştir. Yapının klasik plan kurgusuna karşın cephelerdeki çıkma ve balkonlarda barok ve art nouveau bir tasarımın öne

geçtiğini, iç mekânlardaki mimari öge ve bezemelerde de bu birlikteliğin sürdüğünü vurgular. (Resim 12)

Hıdiva Sarayı, mimari ve sanatsal niteliklerinin yanında strüktürel özellikleri açısından da özel bir örnektir. Muhtemelen yerindeki eski köşk tümden yıkılmadan yapılan yapının ahşap konstrüksiyonuna ilişkin ayrıntılar, geçirdiği restorasyon sırasında ortaya çıkmıştır.

KAPSAMLI BİR RESTORASYON

20. yüzyılın ortasından beri Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu olarak hizmet veren Hıdiva Sarayı’nın restorasyonu, ilk olarak 1999 yılında uluslararası bir proje ihalesiyle gündeme gelmiştir. Ardından 2002 yılında bina onarım için boşaltılmış, ancak 2006’ya kadar bu konuda bir ilerleme sağlanamamıştır. 1. grup eski eser olarak tescilli yapıdaki çalışmalara, 2006 yılında, yapının rölöve çizimleri ile restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasıyla başlanmış; projelerin onayından sonra 2008’de başlanan restorasyon uygulaması 2011 yılında tamamlanmıştır.[9]

Restorasyon öncesine ait fotoğraflar, yapının dört yıl boş kalmasının da etkisiyle oldukça bakımsız ve hasarları olduğunu göstermektedir. Hıdiv ailesi tarafından kullanıldığı döneme ait eski fotoğraflar ise, yapının ilk yapımına ilişkin bazı ayrıntıların kaybolduğunu gösterir. Yazlık sarayın batı cephesinin üst kat hizasından bu yöndeki daha yüksek kotta olan yol tarafına geçiş sağlayan merdivenler bunlar arasındadır. Ayrıca denize bakan cephenin iki kenarındaki dik bir çatı örtüsüyle sonlanan yüksek bölümlerin üstünde yer alan ahşaptan kuğu figürlerinin de yok olduğu, çatıdaki bacaların bitişlerinin değiştirildiği tespit edilmiştir. Bunun yanında, uygulama sırasında iç mekânlardaki mimari ögeler üzerindeki bezemelere ilişkin özgün detaylar ortaya çıkarılmıştır. Restorasyon sırasında yapıdaki hasarların onarımının yanında, kaybolan özgün detayların yeniden kazandırılmasına yönelik bir yaklaşım izlenmiştir.

Yeniden Kullanıma Yönelik Mekânsal Düzenlemeler ve Yapılan Değişiklikler

Yapının restorasyonunda özgün plan şeması korunmuştur. Yapının başkonsolosluk binası olarak kullanımıyla birlikte bazı ekleri gerektiren ihtiyaçlara ise, orijinal mimari kurguyla uyumlu bir şekilde çözüm getirilmeye çalışıldığı gözlemlenmiştir.Eskiden selamlık olan kuzey bölümünün başkonsolosluk idari birimleri, güney yarısındaki harem kısmının başkonsolos rezidansı olarak kullanımı devam etmektedir. İdare kısmına selamlık girişinden, yaşam alanına harem girişinden geçilmektedir. Aralarındaki ayrım oldukça net olmakla birlikte, yapının içinde bu kısımlar arasındaki bağlantı orta bölümün doğu ve batı yanında uzanan koridorlarla sürdürülmektedir. Bu koridorlarda iki bölüm arasındaki ayrımı gösteren cam kapılar yerleştirilmiştir. Servis ihtiyaçlarına yönelik kullanımlara batıda Cevat Paşa Caddesi tarafına bakan odalarda yer verilmiş; idari birimler, çalışma ofisleri ve konuk odaları deniz cephesine bakan odalarda düzenlenmiştir.

Orta bölümdeki kış bahçesinin, zemin katta başkonsolosluğun toplantı ve multivizyon gösterimlerin yapıldığı bir salon olarak, üst katta ise kuzeydeki kabul salonu ile bağlantılı şekilde kokteyl salonu olarak kullanımına karar verilmiştir. Orta bölümdeki ıslak hacimler aynen korunmuştur. Bunun yanında bazı mekânlardaki muhdes birimler kaldırılmıştır. Buna karşın, birinci kattaki konuk odalarına ıslak hacimler eklenmiştir. Bu ıslak hacimlerin malzeme ve teknik olarak geri dönüştürülebilir olmasına dikkat edildiği belirtilmiştir. Zemin katta, orta bölümdeki aydınlık, kazan dairesine dönüştürülüp betonarme olarak yapımı da yeni uygulamalardandır.

Ahşap konstrüksiyondaki yapıda elektrik sisteminin tümüyle yenilenerek yangın ihbar sisteminin kurulmuş olması olası risklere karşı koruma sağlaması açısından önemlidir. Hıdiva Sarayı’nın özgün ısıtma sisteminin bir parçası olan dökme radyatörler de yapıdaki estetik ögelerdendir. Restorasyon sırasında ısıtma sistemi iyileştirilmiş, mevcut radyatörler bakımları yapılarak korunmuştur.

Yapım Tekniğindeki Ayrıntılar ve Yapısal Sorunlara İlişkin Çözümler

Hıdiva Sarayı, dışarıdan bakıldığında kâgir bir yapı görünümü verse de ahşap konstrüksiyonda inşa edilmiştir. Ahşap karkas sistemdeki dış duvarların dış yüzeylerine tuğla örülerek, bunun üzerinde dönemin çimento esaslı prekast elemanlarının kullanılmış olması bu algıyı doğurmaktadır. Bu duvarların iç yüzeyleri ise bağdadi sıvalıdır. Ayrıca bazı bölümlerin dış duvarlarında tuğla kullanılmayıp bunun yerine iki sıra ahşap konstrüksiyondan yapılmış olması, önceden burada yer alan ahşap köşkün konstrüksiyonuna ek yapılarak yazlık sarayın yapımının gerçekleşmiş olabileceğini düşündürmektedir. İç duvarlar ise ahşap karkas sistemde üzeri bağdadi sıvalıdır. Islak hacimlerin duvarları ise tuğla örgülüdür ve içten fayanslarla kaplıdır. Bunun yanında merdivenlerin metal çerçeve sistemi ve kış bahçesinin demir konstrüksiyondan üst örtüsü ve cam tuğladan zemin döşemesi, yapının strüktüründeki dikkat çeken diğer ayrıntılardır. (Resim 13)

Yapının deniz tarafındaki temellerinde meydana gelen oturma restorasyon sırasında çözüm gerektiren en önemli yapısal sorun olmuştur. Zemin katta deniz tarafına bakan oda ve salonların döşemelerinde denize doğru 9-15 cm arasında bir kaymanın meydana geldiği tespit edilmiştir. Bunun için bu yönde jet-grout[10]ve mini kazık yöntemiyle zemin güçlendirilmiştir. Bunun yanında, yapıdaki önemli detaylardan biri olarak, zemin kat döşemesinin deniz seviyesinden 80-100 cm yüksek tutularak oluşturulan havalandırma boşluğunun işlevini kaybetmiş olmasının yapısal sorunları tetiklediği görülmüştür. Bu alanın havalandırması için cephede mazgallar açılmış, ancak bu mazgallar zamanla yapıyı çevreleyen bahçenin zemininin yükseltilmesiyle kapanmış ve nemin artmasına bağlı olarak döşeme kirişlerinde ve ahşap yastıklarda bozulmalar meydana gelmiştir. Oda içlerinde yapılan sıva raspası sonrasında ahşap yastıklardaki çürüme ve ezilmenin de sehime neden olduğu anlaşılmış; bunun için duvar ve döşemeler askıya alınarak hasarlı ahşap yastıklar değiştirilmiş ve yığma temeller tesviye edilmiştir. Bu işlemler sırasında zemin döşemesindeki kayma, ahşap konstrüksiyonda aşırı zorlamaya mahal vermeden bir miktar düzeltilmiştir. Ayrıca bahçe zemini özgün kotuna kavuşturularak havalandırma mazgallarının işlevini sürdürmesi sağlanmıştır.[11]

Bezeme ve Dekorasyonun Konservasyonu ve Yeniden Yapımı

Restorasyon öncesine tarihlenen bazı müdahalelerle yapının zengin çeşitlilikteki bezeme ve dekorasyon ögeleri değişime uğramıştır. Mekânların ahşap veya alçıdan tavanları birbirinden farklı desen kurgusuyla işlidir. Bunlarda boya raspası ve renk araştırmaları yapıldıktan sonra, bazı bölümlerde aynı şekilde korunmuş küçük bir alan bırakılarak özgün eleman ve desenlerin konservasyonu yapılmıştır. Aynı şekilde merdivenlerdeki demir elemanlar ve süslemelerde de özgün durumu yansıtacak şekilde eski renklerine kavuşturulduğu belirtilmiştir. Ayrıca bazı odalarda sonradan eklenen duvar kağıtlarının altında bezemeler eski görünümlerine kazandırılmıştır. Bazı mimari ögelerde de özgün bezemelerin sonradan kapatıldığı anlaşılmıştır. Örneğin selamlık bölümündeki kapı kanatları üzerinde kalem işi çiçek desenleri yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır. Özgün haliyle korunan kısımlar yapının tarihî belge niteliğine saygılı bir

yaklaşım olarak dikkat çeker. Ancak yenilenen bazı kalem işlerinde seçilen kuvvetli renkler eski görünümle tezat oluşturmaktadır. (Resim 14, 15)

Ek olarak, yapının bazı kaybolan elemanlarının, eski fotoğraflardan yararlanılarak yeniden yapımları gerçekleştirilmiştir. Deniz cephesinin iki kenarındaki dik çatılı iki bölüm üzerinde yer alan ahşaptan kuğu figürlü bitişler aynı şekilde üretimleri gerçekleştirilerek orijinal yerlerine konmuşlardır. Eski fotoğraflarda bacaların orijinal bitişlerinin de farklı olduğu anlaşılıp bunlar da özgün durumlarına göre yeniden yapılmışlardır. Ancak yapının bezeme karakteriyle uyum gözetilerek yapıldığı düşünülen, demir elemanlardan bitişlerin bir dönem eki olarak değerlendirilip değiştirilmemesi de tercih edilebilirdi. (Resim 16)

Yazlık sarayın ilk yapımında, mimari detaylar kadar mobilya seçimine de özenle yaklaşıldığı ve İtalya’da bizzat mimar Lasciac tarafından seçilerek getirtilen mobilyalarla döşendiği bilinmektedir. Ancak bu mobilyalardan çoğu günümüze ulaşmamıştır. Yapının iç dekorasyonunda aynı uyumun bugün de sürdürülmesi korumanın bütüncüllüğüne önemli katkı sunacaktır.

RESTORASYON ÜZERİNE SON DEĞERLENDİRMELER

İstanbul’un art nouveau mimarisinin en seçkin örneklerinden biri olan Hıdiva Sarayı, bugünkü ismiyle Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu binası, aynı zamanda boyutları ve mimarisiyle Boğaziçi’nin öne çıkan yapılarından biridir. 20. yüzyılın başında inşa edilen yapı, klasik plan şemasına karşın cephelerinde ve iç dekorasyonunda özgün ve zengin ayrıntıları barındırır. Özellikle iç mekân süslemeleri yapının bir hanım sarayı olduğunu yansıtan floral çizgidedir. Zaman içinde kullanım ihtiyaçlarının doğurduğu basit onarım ve müdahaleler geçirmiş olmasına karşın bu yüzyılın başında yapının kapsamlı restorasyonu kaçınılmaz olmuştur. 2006-2011 yılları arasında birbirini takip eden projelendirme ve restorasyon çalışmalarında yapının hasarlı bölümleri özgün nitelikler dikkate alınarak onarılmış, yapıdaki önemli strüktürel sorunlar tespit edilerek buna yönelik çözümler geliştirilmiş ve kaybolan bezeme ve elemanlar yeniden kazandırılmıştır. Gerçekleştirilen restorasyonda titiz bir çalışmayla özgün niteliklerin korunması gözetilmiştir. Yerinde gözlemler, yapıya ömür katan bu çalışmanın etkilerinin sürekli kılınmasının gerektiğini göstermiştir. Gerek hava koşullarının gerekse kullanımın getirdiği yıpranmaların büyümesine izin vermeden, sürekli bakım ve gerektiğinde özgün nitelikleri dikkate alan basit onarımların aksatılmadan yapılması önemlidir.

* COVID-19 pandemisi koşulları nedeniyle sınırlı sürede de olsa yapıyı ziyaret etmeme olanak sağlayan Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu’na ve çalışmaları konusunda bilgi vererek çizim ve görsellerden yararlanmamı sağlayan Saruhan Mimarlık ve Yüksek Mimar Ayşe Karademir’e teşekkür ederim.

KAYNAKÇA

Barillari, Diana; Godoli, Ezio, 1997. İstanbul 1900: Art Nouveau Mimarisi ve İç Mekânlar, (çev.) Aslı Ataöv, Yem Yayınları, İstanbul, ss.168-176.

Batur, Afife, 2003. “Hıdiva Sarayı”, İstanbul Ansiklopedisi, 2. baskı, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, İstanbul, cilt:4, ss:63-65.

Çetin, Atilla, 2003, “Hıdiv Ailesi.” İstanbul Ansiklopedisi, 2. baskı, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, İstanbul, cilt:4, ss.59-61.

Eldem, S. H., 1979, Boğaziçi Anıları = Reminiscences of the Bosphorus, Aletaş Alarko Eğitim Tesisleri, İstanbul.

Gülersoy, Çelik, 1985, Hıdiv’ler ve Çubuklu Kasrı, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, İstanbul.

Saruhan, Süreyya; Karademir, Ayşe, 2012, “Mısır Başkonsolosluğu Binasında Uygulama Yöntemleri” Ahşap Yapılarda Koruma ve Onarım Sempozyumu Bildiri Kitabı, ss.56-64. İstanbul: İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı KUDEB.

URL-1: http://mimdap.org/2011/03/bodhazyn-en-muhtethem-binasynyn-restorasyonu-15-gun-sonra-bitiyor/ [Erişim: 01.05.2021]

KÜNYE

Proje Adı       : Mısır Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu

Proje Yeri      : Beşiktaş, İstanbul

Proje Müellifi : Ayşe Karademir, Süreyya Saruhan

Proje Grubu  : Selmin Bodur, Sevtap Karluvalı, Sezgi Düzenoğlu, Özlem Bayram Kalender

İşveren           : EBFA / Mısır Dışişleri Bakanlığı Hazine Müsteşarlığı

Yapımcı          : Gürsoy Grup

Statik              : Ersöz İnşaat

Mekanik         : Timgroup Proje Yönetim

Elektrik          : Timgroup Proje Yönetim

İç Mekân Tasarımı: Saruhan Mimarlık

Peyzaj            : Saruhan Mimarlık

Fotoğraflar    : K. Erkaya, S. Saruhan

Proje Tarihi   : 2006-2008

Yapım Tarihi : 2008-2011

Toplam İnşaat Alanı: 3998 m2

NOTLAR

[1] Çetin, 2003. Gülersoy, 1985.

[2]Batur, 2003.

[3] Barillari; Godoli, 1997.

[4] Barillari; Godoli, 1997.

[5] Batur, 2003.

[6] Batur, 2003.

[7] Batur, 2003.

[8] Batur, 2003.

[9] URL-1.

[10]Zemin güçlendirmesi için kullanılan bu yöntemde, zemin bir delgi makinasıyla delinerek yüksek basınçla özel karışımlı çimento şerbeti püskürtülmesiyle zemin malzemesi ve çimento karışımından silindir kolonlar imal edilmektedir.

[11] Saruhan; Karademir, 2012.

Bu icerik 447 defa görüntülenmiştir.