419
MAYIS-HAZİRAN 2021
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Salgın, Mekân, Nekroiktidar
    Pelin Tan, Prof. Dr., Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Kıdemli Araştırmacı, Center for Arts, Design and Social Research Enstitüsü, Boston

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Kapadokya Alanı Hakkında Kanun, Arka Planı ve Koruma Açısından Değerlendirilmesi

Funda Solmaz Şakar, Arş. Gör. Dr., Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Türkiye’nin önde gelen kültürel ve doğal miras alanlarından Kapadokya’ya ilişkin 2019 yılında yürürlüğe giren 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun ve devam eden süreçte Kanun’la ilişkili olarak yapılan değişikliklerle Kapadokya’da yeni bir koruma dönemine giriliyor. Yazar, alanda yürütülen koruma eylemlerin, ana hatlarıyla aktararak Kanun’un Kapadokya için getirdiği yeni yönetim sistemini ve koruma yaklaşımlarını değerlendiriyor.

 

KANUN ÖNCESİ KAPADOKYA’DA KORUMA

Kültürel ve doğal varlıklar bakımından oldukça zengin bir bölge olan Kapadokya, ulusal yasalar ve uluslararası anlaşmalarla koruma altına alınmıştır. Ülkede koruma çalışmalarının en erken başladığı bölgelerden biri olarak ele alınabilir. Kapadokya ile ilgili ulaşılabilen ilk resmî koruma ve planlama eylemi 1968 yılında hazırlanan milli park inkişaf planlarıdır.[1] Fakat dönemin Orman Kanun[2] gereği bölgede ormanlık alan olmadığı için Kapadokya milli park ilan edilememiş ve park alanı için hazırlanan planlar uygulamaya konulamamıştır. Bölge çapındaki ilk sit alanı tespitleri ise Gayrimenkul Eski Eserler ve Yüksek Kurulu (GEEAYK) tarafından 1976 yılında yapılmıştır.[3] Bu kararla belirlenen koruma alanları için 1 / 25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) 1981 yılında hazırlanmış ve beraberinde koruma ilkeleri belirlenmiştir.

1982 yılında Turizmi Teşvik Kanunu’nun (TTK) yürürlüğe girmesiyle bölge özelinde daha önce başlatılan turizme yönelik kararlar alınmaya devam etmiştir. 1983 yılında 2863 sayılı KTVKK[4] ile 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun yürürlüğe girmesini izleyen süreçte; bölge, 1985 yılında Dünya Miras Alanı (DMA) olarak, 1986 yılında da milli park olarak tescil edilmiştir. (Resim 1)

1999 yılında Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu,[5] 1976’da belirlenen sit sınırlarını bütüncül olarak yeniden ele alarak bugünkü sit sınırları ve derecelerini büyük ölçüde netleştirmiş, geçici dönem yapılaşma koşullarını belirlemiştir.[6] (Resim 2)

2005 yılında daha önce belirlenen turizm alanı sınırları değiştirilerek bölgede daha özelleşmiş bir alan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi (KTKGB) olarak ilan edilmiştir. (Resim 2) KTKGB ilanı ile söz konusu alanda her ölçekteki imar planını yapmaya, yaptırmaya, onaylamaya ve tadil etmeye Kültür ve Turizm Bakanlığı (KTB) yetkili kılınmıştır.[7]

2011 yılında 648 sayılı KHK yürürlüğe konulduğundan bu kararnameye dayanarak aynı yıl Nevşehir Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü bünyesinde Tabiat Varlıkları Komisyonu (TVK) oluşturulmuş ve alandaki doğal sit sınırları içindeki koruma faaliyetleri bu komisyon tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Doğal sit alanları dışında kalan kentsel ve arkeolojik sit alanlarında ise adı değiştirilen Koruma Kurulu yetki ve görevlerini kullanmaya devam etmiş, çakışan alanlarla ilgili işlemler kurumlar arası imzalanan protokolle yürütülmüştür. Bu durumda, bölgede üst üste binmiş farklı statülerdeki koruma alanlarında (Resim 4) uzun yıllar planlama ve yapılaşmadan sorumlu üç farklı bakanlığın faaliyet gösterdiği söylenebilir: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı.[8] Ayrıca yine alanın belirli bir kısmı 1985’te DMA ilan edildiğinden ve Türkiye, Dünya Miras Sözleşmesi’ne[9]taraf ülke olduğundan UNESCO’nun da ulusal mevzuatın daha üzerindeki hiyerarşik konumuyla alanın üstün evrensel değerinin korunması bağlamında alana dair söz hakkı olduğu hesaba katılmalıdır.

KAPADOKYA HAKKINDA KANUN’UN ARKA PLANI

Kapadokya’nın korunmasıyla ilgili alana özgü bir yasal düzenlemenin yapılmasına dair ilk öneri 1965 Nevşehir Turizm Planlaması adlı çalışmayla gündeme gelmiştir. Bu çalışmada İmar ve İskân ile Turizm ve Tanıtma Bakanlığı tarafından ortaklaşa bir kuruluşun kurulmasına yönelik bir öneri sunulmuştur.[10]

ÇDP ile ilgili revizyon çalışmalarının 1988’de başlatılması ile birlikte bölgede yetki ve sorumluluğu bulunan kurumlar arasında bir dizi toplantılar düzenlenmiştir. Bunlardan ilki olan Ekim 1988’deki toplantıda bölgenin özel bir statüyle korunması fikri tekrar gündeme getirilmiştir.[11] Toplantıda, Kapadokya’nın özel bir yöre olduğu belirtilmiş ve buraya özgü “Büyükşehir” ya da “Bölge Valiliği” statüsüne benzer özel bir statünün verilmesi ya da özel bir kanunun çıkarılması önerilmiştir.[12] Çevre Genel Müdürlüğü’nden ise alanın Bakanlar Kurulu kararı ile “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilmesi ve bölgeye özgü özel kullanım ilkelerinin belirlenmesi önerisi gelmiştir.[13]

1990 yılında UNDP desteği ile gerçekleştirilen Kapadokya çalışma grubunun sonuç raporunda, “Kapadokya Bölgesi Koruma ve Geliştirme Örgütü” adında bir örgütün kurulması önerilmiştir.[14]Raporda söz konusu örgütün, planlama ve uygulamayı yerinde yürüten sürekli bir örgüt olması; planlama ve uygulamayı denetleme yetkilerine ve özel bir fon ile finansman kaynaklarına sahip olması; katılımlı bir karar sürecine sahip olacak şekilde örgütlenmesi vurgulanmıştır.[15]

1990’ların ilk yarısında, Kapadokya’nın etkin bir şekilde korunması, devam eden ve çıkmaza giren ÇDP çalışmalarında koordinasyonun sağlanması amacıyla toplantılar yapılmaya devam etmiştir. 1992 yılında “Kapadokya’nın korunması ve geliştirilmesi toplantısı” başlığıyla

Nevşehir’de bir toplantı daha gerçekleştirilmiş,[16] hazırlanan “Kapadokya Koruma ve Geliştirme Kanun Taslağı” değerlendirilmiştir.[17]Kanun taslağında, “Kapadokya koruma alanı”[18]belirlenerek ve alanın korunmasında sorumlu olacak “Kapadokya Koruma Bölgesi Teknik Müdürlüğü, Yerel Kurul, Koordinasyon Teknik Kurulu, Koordinasyon Yüksek Kurulu” isimli teşkilatların kurulması öngörülmüştür.

1992 yılında hazırlanan bu kanun taslağı değerlendirildiğinde, Kapadokya’nın korunması ve geliştirilmesi amacıyla dört yeni teşkilat kurulduğu ve koruma süreçlerinin belirli aşamalara bölündüğü görülmektedir. Bu teşkilatlardan ikisi merkezî yönetim bünyesinde, üst düzey bürokratlardan oluşturulmuş ve daha çok strateji, politika oluşturmak ve ilkesel kararlar almakla görevlendirilmiştir. Diğer iki teşkilat olan Yerel Kurul ve Teknik Müdürlük ise alanda doğrudan tespit ve uygulamalar yapan teşkilatlardır. Taslağa göre, görev ve yetkileri tanımlanan bu kurullarla birlikte, Koruma Kurulu’nun da bölgedeki sit alanlarında yetkilerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu kanun taslağı ile yetki ve görevlerin fazlasıyla bölündüğü, alana dair bütüncül bir yönetim yaklaşımının sağlanamadığı eleştirisi yapılabilir. Bununa birlikte, Korumu Kurulu’nun alanda bilimsel ve özgür karar alabilecek yapısını koruduğunun altını çizmek gerekir. Bu çalışma, taslak olarak kalmış olmasına rağmen, dönemin koruma yaklaşımı çerçevesinde, ülkede alan yönetimi kavramının ele alınış biçimini oldukça iyi bir şekilde temsil etmektedir.

1990’lı yılların sonuna gelindiğinde, Temmuz 1999’da Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış, TBMM’ye yazılı bir soru önergesi [19] sunmuş ve Kapadokya’nın korunması için bir kanun hazırlığı olup olmadığını sormuştur. Bu soru önergesine Kültür Bakanlığı’nın verdiği cevapta, 1994 yılında kanun tasarısının[20] hazırlanarak Başbakanlığa sunulduğu; ancak daha önce

alınan tasarruf tedbirleri dolayısıyla zorunlu bulunmadıkça yeni birim kurulmaması gerektiği ve korunması gereken her yöre için özel düzenlemeler yapılmasının görev ve yetki karışıklığına neden olacağı gerekçeleriyle söz konusu kanun taslağının uygun bulunmadığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, bölgeye özgü bir kanunun çıkarılması ile ilgili ilk taleplerin 1960’lı yılların ortalarında geldiği ve bu tarihten itibaren, böyle bir kanuna duyulan ihtiyacın hem yerel yönetimler hem de merkezî yönetimde Bakanlıklar düzeyinde sıklıkla dile getirildiği, gerekli yasal altyapı hazırlıklarının yapıldığı görülmektedir.

7174 SAYILI KAPADOKYA ALANI HAKKINDA KANUN

7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun (KAHK), 01.06.2019 tarihli 30791 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun ekinde verilen koordinatlarda “Kapadokya Alanı”nın sınırları çizilmiş ve alanla ilgili tanımlamalar yapılmıştır. (Resim 3) Alan sınırları büyük ölçüde Nevşehir il sınırları içindeki sit alanlarını ve KTKGB sınırlarını kapsayacak şekilde belirlenmiştir. Kanun’la ilişkili olarak Ekim 2019’da bölgenin “Göreme Tarihî Milli Parkı” statüsü; 2020 yılı Şubat ayında ise KTKGB statüsü Cumhurbaşkanlığı kararları ile iptal edilmiştir. (Resim 4)

Kanun, Kapadokya’daki kültürel ve doğal değerlerin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesine yönelik işlemleri yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla bir İdare ve bu İdare bünyesinde çalışacak Kapadokya Alan Komisyonu kurulmuştur. Kanunda ayrıca, İdarenin hedeflerini gerçekleştirebilmesi için bir araç olarak kullanabileceği “alan planları” tanımı yapılmıştır.[21]

Kanun’da belirtilen İdareye karşılık gelecek bir kuruluş, kamu tüzel kişiliğine sahip ve özel bütçeli “Kapadokya Alan Başkanlığı” adı ile kurulmuştur.[22]Buna göre, Kapadokya Alan Başkanlığı, 2863 sayılı KTVKK kapsamında Nevşehir Koruma Kurulu Müdürlüğü’ne, KUDEB’e ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne verilen görev ve yetkileri yürütmekle görevlendirilmiştir.

Kapadokya Alan Başkanlığı’nın yetki ve görevleri, “tespit, planlama, onaylama, denetleme, yönetme ve tanıtma” başlıkları altında toplanabilir. Buna göre, Başkanlık, alan planlarını yapmak veya yaptırmak ve üst ölçekli planlar haricinde onamak; alan içindeki uygulamaların uygunluğunu denetlemek ve gerekli durumlarda uygunsuz uygulamalara yönelik yıkım vb. işlemleri yapmak ve bu durumlarda cezai işlemleri uygulamakla yetkilidir. İhtiyaç duyulması halinde kamulaştırma işlemlerini yapmak, Hazine ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların satışı, kiraya verilmesi vb. işlemler için görüş bildirmek Başkanlığın diğer görevleri arasındadır.[23]

Kapadokya Alan Başkanlığı’nın teşkilatı, Başkanlık, İdari ve Teknik Başkan Yardımcıları ile hizmet birimlerinden oluşmaktadır. Başkanlık görevi, Nevşehir Valisi tarafından yürütülmektedir. Hizmet birimleri haricinde Başkanlık bünyesinde ayrıca Kapadokya Alan Komisyonu kurulmuştur. Komisyonun çalışma usul ve esaslarını belirleyen yönetmeliğe[24]göre Alan Komisyonu 11 adet asil üye ve 2 adet temsilci üyeden oluşmaktadır.[25] Komisyon, alanda Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile Tabiat Varlıkları Komisyonu’nun yürüttüğü karar alma ve görüş bildirme işlemlerini yürütecektir.[26]

Kapadokya Alan Başkanlığı özel bütçe ile kurulmuş bir idaredir. Başkanlığa ait mali ve cezai hükümler Kanun ve ilgili kararnamede[27] detaylandırılmıştır. Burada dikkat çekici olan ve Alan

Başkanlığı’nı diğer alanlardan farklılaştıran idarece verilecek para cezaları, Başkanlığa yapılacak başvurulardan istenecek tutarlarla ilgili hükümlerdir.[28]

7174 SAYILI KANUN’UN DEĞERLENDİRMESİ

Alan Başkanlığı sistemi ile Kapadokya’da bugüne kadar süregelen çok parçalı ve katmanlı koruma statüleri tek bir kurumun yetki ve sorumluluğu altında toplanmıştır. Başkanlık, plan yapma yaptırma ile onaylama yetkisine de sahip olması, kendi özel bütçesinin olması ve ayrıca alanın denetlenmesi ile birlikte idari para cezası verebilecek yetkiye sahip olması dolayısıyla oldukça güçlü bir yapı görüntüsü çizmektedir. Planlama ve koruma ile ilgili işlemler ile onlarla yakından ilişkili turizm ve tanıtım faaliyetleri ile ilgili işlemler de yine idarece yürütülecektir. Böylece, bu zamana kadar farklı kurumlar tarafından yürütülen planlama, onaylama, turizm, denetleme gibi işlemler tek bir kurumun sorumluluğu altında toplanmıştır.

Bu çerçeveden bakıldığında, Alan Başkanlığı, alanda yaşanan bu yetki ve bölge karmaşasını çözebilecek, koruma araçlarını daha etkin ve doğru kullanabilecek bir örgütlenmedir. Öte yandan ilgili Kanun ve ona bağlı olarak kurulan Alan Başkanlığı şemasında kültürel ve doğal miras alanlarının korunması bağlamında bazı tartışmalı noktalar da göze çarpmaktadır.

Bu zamana kadar alanın korunması ile ilgili sorunlardan biri de sorumlu kurumlar arasında eşgüdümün ve sürekliliğin sağlanamıyor oluşudur. Bu kurumların teşkilat şemalarında ve kurumsal yapılarında sıkça yapılan değişiklikler alanda bütüncül koruma politikalarının ve stratejilerinin oluşturulmasını da engellemiştir. Kurumlar arası gerekli eşgüdümün sağlanamamasının yanında, merkezî yönetim organlarının da sıklıkla isimlerinin ve yetki alanlarının değiştirildiği görülmektedir. Alanda var olan çok çeşitli koruma statülerinin zaten karmaşık olan yetki ve sorumluluğu, bu alanlardan sorumlu kurumlarda sürekliliğin sağlanamaması nedeniyle daha da zorlaşmıştır. Yeni düzenleme ile Kapadokya’da Alan Başkanlığı görevini, sınırlı sürelerde (2-4 yıl) görev yapacak olan ve genellikle alanı tanımayan İl Valiliği gibi bir makam sahibinin yürütmesi istikrarlı bir yönetim modeline ihtiyaç duyan Kapadokya için bazı olumsuz sonuçlar doğurabilecektir. Alanda yürütülen koruma çalışmalarında ve bu amaçla oluşturulan politikaların gerçekleştirilmesinde Başkanlık makamındaki sürekliliğin önemli avantajları olacağı bir gerçektir. Bu çerçevede, yeni modelde

tanımlanan Alan Başkanı’nın korumayla ilişkili bir uzmanlık alanına sahip olması ve bölgeye ve konuya hakimiyeti açısından daha uzun süreli görev alabilmesi sağlanmalıdır.

Kanun’un tanımladığı alan sınırları incelendiğinde ise il merkezinin ve DMA’nın yedi parçasından biri olan Soğanlı yerleşiminin “Kapadokya Alanı” dışında bırakıldığı görülmektedir. Bu koşullarda Kapadokya’da DMA bütüncül bir yaklaşımdan uzak, parçalara bölünerek korunmak ve yönetilmek durumunda kalacaktır. Soğanlı yerleşiminin idari olarak Kayseri’ye bağlı olması nedeniyle Kanun’la ilk etapta Nevşehir ilinin idari sınırlarının gözetildiği düşünülebilir. Fakat, DMA’nın her parçasını ele alan ve bu parçaların bütüncül bir şekilde korunmasını hesaba katan bir koruma çerçeve çizilmesi oldukça önemlidir. Bununla birlikte, önemli kültür varlığı stoku barındıran Nevşehir il merkezinin de Kapadokya Alanı sınırı dışında bırakılması dikkat çekicidir. İl merkezi önemli anıtsal yapılar barındırması yanında, çok sayıda sivil mimarlık eserine de sahiptir. Kale ve etrafında yürütülen çalışmalarda oldukça geniş bir yeraltı şehri de ortaya çıkarılmıştır.[29] Söz konusu bu alanın, 2020 yılı başlarında “yenileme alanı” ilan edilmesi ile de bu alanın özellikle Kapadokya alan sınırları dışında tutulmaya çalışıldığı ve burada yürütülecek çalışmalarda Alan Başkanlığı’nın devre dışı bırakılmak istendiği söylenebilir.

Bölgenin tarihsel coğrafyası ve jeolojik yapısı incelendiğinde esasında Kapadokya olarak tanımlayabileceğimiz alanın çok daha geniş bir kültürel peyzaj alanını tariflediği kuşkusuzdur.[30]Burada Kapadokya’nın daha bütüncül bir koruma yaklaşımı ile korunabilmesi için Kanun’da sınırları belirlenen bu merkezî alanın dışında, bu alanla ilişkili olabilecek daha geniş bir alan tanımının daha yapılması ve Başkanlık bünyesinde yürütülecek koruma stratejileri ve politikalarının, alanı bu geniş çerçeveden ele alacak şekilde kurgulanması gerekmektedir.

Kanun’un kapsamı ve alan için oluşturduğu koruma yaklaşımında, Türkiye’de alana özgü sayılı koruma kanunlarından olan bu Kanun’un bazı noktalarda 2863 sayılı Kanun’la çelişkili durumlar ortaya çıkardığı söylenebilir. Özellikle Başkanlık bünyesinde kurulan Alan Komisyonu’nun, daha önce faaliyet gösteren Koruma Kurulu’ndan daha farklı bir yapıda kurgulandığı görülmektedir. Koruma Kurulları, bazı tartışmalı durumlar ortaya çıkarmış olsa da sadece Kapadokya’da değil ülke genelinde 1980’lerin sonu itibariyle kültür varlıklarının (ve hatta 2011 yılına kadar tabiat varlıklarının da) korunması konusunda kararların bağımsız uzman ekipler tarafından alınmasını sağlamıştır. KAHK ise 2863 sayılı Kanun ile Koruma

Kurullarına verilmiş olan yetki ve görevleri bölgede kurulan Alan Komisyonu’na devretmiştir. Alan Başkanlığı bünyesinde, Başkanlığın belirleyeceği uzmanlardan oluşacak bu Komisyonun bağımsız, bilimsel verilere dayalı karar üretebilecek bir yapılanmayla çalışması konusunda güvensiz bir ortam oluştuğu söylenebilir.[31] Başkanlık bünyesinde tematik olarak bilimsel danışma kurulları / komisyonları oluşturulabilir, oluşturulmalıdır; fakat alanla ilgili ana kararları alacak organizasyonun daha bağımsız bir kurumsal yapı içinde kurgulanması önemlidir.

Bölgede yürütülen koruma eylemlerinin önemli bir kısmını tek yapı ölçeğinde sürdürülen onarım çalışmaları oluşturmaktadır. Onarım ve restorasyon çalışmaları ile ilgili işlemler yine Komisyon tarafından alınan kararlar doğrultusunda yürütülecektir. Bu noktada, komisyon üyeleri incelendiğinde mimarlık uzmanlık alanından bir ve şehir planlama uzmanlık alanından bir üye olmak üzere, yapılı fiziksel çevreye müdahale ile ilgili kararları alabilecek uzmanlıkta sadece iki üyenin olduğu görülmektedir. Aynı bölgede daha önce faaliyet gösteren Koruma Kurulu’nun iş yoğunluğu da göz önünde bulundurulduğunda Başkanlık bünyesinde kurulan bu Komisyonda daha fazla mimarlık alanından uzmanın olması gerektiği açıktır. Ayrıca, mevcut mevzuata göre Alan Komisyonunda Ticaret ve Sanayi Odası’ndan da bir üye bulunmakta ve bu üye, özel bir uzmanlık gerektiren ve tarihî yapıların ve çevrelerinin fiziksel anlamda korunması ile ilgili konularda da oy kullanıp karar alabilmektedir. Bu noktada, Komisyonunun ve üyelerinin daha çok teknik konularda karar alacak şekilde teşkilatlandırılması ve Komisyon ile birlikte çalışacak ayrı bir eşgüdüm / danışma komisyonunun kurulması; söz konusu Ticaret Odası vb. kurum yetkililerinin bu komisyon bünyesinde görev alması önerilebilir.

Kanun ile ilgili yönetmeliklerle, alan sınırları içinde kalan belediyelerin kendi yerleşimleri için plan yapma ve yaptırma yetkisinin Başkanlığa geçtiği görülmektedir. İlgili Kanun ile yerel yönetimlerin, alan yönetiminin dışında bırakıldığı söylenebilir. Kanun ve onunla ilgili çıkarılan yönetmeliklerde yerel yönetimlerin Alan Başkanlığı mekanizması içinde nasıl bir yer edineceğine dair herhangi bir madde yer almamaktadır.

Bu durum, Kapadokya’da korumanın yerelle olan ilişkisini olumsuz etkileyecek, evrensel koruma ve planlama ilkeleri ile ters düşecektir. Esasında alana özel çıkarılan bu Kanun’la, alanın daha yerinden/yerelden yönetildiği ve korunduğu savlanabilir; fakat alan için

oluşturulan bu idari çerçeve, merkezî yönetimin yereldeki küçük bir ölçeği olarak ortaya çıkmıştır. Bu küçük ölçekli merkeziyetçi tutum, yerel yönetimlerin ve dolayısıyla yerel halkın korumayla olan bağını daha da zayıflatacaktır.

KAHK ile ilgili bir diğer dikkat çekici nokta da alanın denetlenmesi ile ilgilidir. Kanun ve onunla ilgili mevcut yönetmeliklerde denetleme birimi üzerine detaylı bir tanımlama ya da görevlendirme yapılmamıştır. Alanın koruma geçmişi incelendiğinde,[32] en önemli sorunların kaynağında alandaki denetim eksikliğinin ve kontrolsüzlüğün olduğu açık bir biçimde görülmektedir. Buna rağmen, yeni tanımlanan bu koruma yaklaşımında denetleme ve onunla birlikte işleyecek izleme mekanizmasının nasıl çalışacağı belirsizdir. Alanda ne kadar iyi bir planlama ve yapılaşma çerçevesi çizilmiş olursa olsun, uygulamada etkin bir denetim sistemine ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu yüzden, alanda yeni ve farklı bir denetleme sisteminin oluşturulması ve bu anlamda yerel yönetimlerle iş birliği içinde olunması oldukça önemlidir.

SON SÖZ

KAHK doğrultusunda oluşturulan yeni yönetim sistemi ile alandaki koruma eylemlerinin yasal-yönetsel işleyişinde temel değişiklikler yapılmıştır. 7174 sayılı Kanun, Çanakkale Gelibolu Tarihi Alanı için yürürlüğe konulan Kanun’dan sonra Türkiye’de bir alana özgü çıkarılan ikinci kanundur.[33]Bu iki Kanun ile birlikte sadece söz konusu alanlarda değil; ülkede korumanın yasal mevzuatı açısından da yeni bir döneme girildiği muhakkaktır.

Kapadokya alanının genişliği ve sahip olduğu kültürel ve doğal miras alanlarının zenginliği göz önünde bulundurulduğunda; tanımlanan bu yetki ve görevleri yürütecek kapsamda bir kurumun tam anlamıyla kurulması ve organize olmasının belli bir zaman alacağı ortadadır. Bu noktada, söz konusu kurumun, kuruluş aşamasından itibaren gerekli donanımlara sahip uzman bir kadro eşliğinde organize olması ve yetki ve sorumluluğundaki işlemleri yürütebilmek için bir planlama dahilinde yol alması oldukça önemlidir. Alanın büyüklüğü ve parçalanmışlığı ile Dünya Miras Alanı içermesi göz önünde bulundurularak korumaya yönelik işlemlerin vakit geçirilmeden hazırlanacak bir planlamayla yürütülmesi gerekmektedir.

NOTLAR

[1]Alan henüz milli park ilan edilmeden hazırlanan bu planlardan ilki 1968 yılında, revizyon amaçlı ikinci plan ise ufak değişikliklerle 1972 yılında yayımlanmıştır.

[2]1956 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanunu.

[3]Bu karardan önce, 09.03.1974 tarihinde GEEAYK, Ürgüp’te bulunan korunması gereken alanları ve yapıları belirleyen 7737 no.lu kararı almıştır. Bu karar sadece bir yerleşim alanını içerdiğinden bölgesel ölçekteki ilk karar 1976 yılındaki A.69 no.lu karardır.

[4]Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu

[5]Bu kurum, 1994’te Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu adı ile kurulmuş; 2004’te Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu; 2011’de Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu olarak adlandırılmıştır. Metnin bundan sonraki kısmında sadece “Koruma Kurulu” olarak anılacaktır.

[6]Bu ana karara ek olarak 2000’li yıllarda da küçük ölçekli sit alanı sınır değişiklikleri yapılmıştır: Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 04.07.2012, 325 sayılı karar, 1-3 derece Arkeolojik Sit Alanı ilanı; 10.07.2014, 1174 sayılı karar, I-III derece Arkeolojik Sit Alanı ilanı; 17.10.2014, 1267 sayılı karar, 1-3 derece Arkeolojik-Kentsel, Kentsel- Arkeolojik Sit Alanı ilanı.

[7]2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu, madde 7. Bu çerçevede, Haziran 2019’a kadar, Kapadokya’da oldukça geniş bir alana yayılan kültürel ve doğal miras alanları ile birlikte çok sayıda yerleşim alanını da barındıran KTKGB sınırları içinde, yerleşim alanları için hazırlanan imar planlarından turizm kararı içerenler KTB tarafından; içermeyenler ise ÇŞB tarafından onaylanmıştır. Aynı sınırlar içinde çevre düzeni planı gibi üst ölçek planlamalar ise ilgili kurumların görüşü ile ÇŞB tarafından onaylanmıştır.

[8]Merkezî alanın bir bölümünün 1986 yılında milli park ilan edilmesi dolayısıyla.

[9]Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına dair Sözleşme

[10]Turizm ve Tanıtma Bakanlığı & İmar ve İskân Bakanlığı, 1965, Nevşehir Turizm Planlaması, Ankara.

[11] Toplantı tutanağı, 1988, 22 Ekim Günlü Kapadokya Bölgesi’nin Korunması ve Sorunlarının Değerlendirilmesi Konulu Toplantı, Nevşehir, s.103, NKTVKK arşivi, K.G.-5 no.lu dosya.

[12]Toplantı tutanağı, 1988.

[13]Toplantıda ayrıca bölgeye özgü bir kanun çıkarılmasının çözüm olup olamayacağı tartışılmış ve Boğaziçi Kanunu örnek gösterilerek Kapadokya’da kanundan daha önemli olanın uygulamadaki aksaklıklar olduğu vurgulanmıştır (Toplantı tutanağı, 1988)

[14]T.C. Turizm Bakanlığı ve UNDP, 1990, Kapadokya’da Koruma, Geliştirme ve Tanıtma- Workshop Sonuç Raporu, Turizm Bakanlığı, Ankara, UNDP. Dışişleri Bakanlığı’nın 19.11.1990 tarihli ve 8793-4806 sayılı yazısı ile bu sonuç raporu ilgili kurumlara iletilerek resmî bir çerçeve de kazanmıştır.

[15]T.C. Turizm Bakanlığı ve UNDP, 1990, ss. 4-5.

[16] 24.08.1992 tarihli toplantı katılımcıları arasında, dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar ve Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş ile birlikte Nevşehir, Kayseri, Aksaray, Niğde Valileri, Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili müsteşarları, Genel Müdürleri ve Daire Başkanları, Çevre Bakanlığı ve Orman Bakanlığı’nın ilgili Genel Müdürleri, Milli Parklar Genel Müdürü, Özel Çevre Koruma Başkanı, Kayseri KTVKBK başkanı, Bakanlıkların Nevşehir il teşkilatlarının müdürleri, Nevşehir ilçelerinin Belediye Başkanları ve Kaymakamları, Niğde ve Aksaray’ın bazı belediye başkanları ve kaymakamları ile Nevşehir, Aksaray, Kayseri ve Niğde illerinin Milletvekilleri bulunmaktadır.

[17]1992 yılında hazırlanan bu kanun taslağının amacı, 1. maddede şu şekilde belirtilmiştir: Aksaray, Kayseri Nevşehir Niğde illerini kapsayan Kapadokya bölgesinin doğal, tarihî ve kültürel değerlerini kamu yararı gözeterek korumak, geliştirmek, tanıtmak, gelecek kuşaklara ulaşımını sağlamak, yörede sosyo - ekonomik kalkınmanın gereği olan yatırımlar için her türlü arazi kullanımı ve altyapı tesisleri ile ilgili kararların, koruma ve kullanma dengesi ilkesinden hareketle belli bir planlama süreci içinde disiplin altına alınmasını ve alınan kararlar için uygulama araçlarının belirlenmesini ve diğer hususlara ilişkin esasların tespit edilmesini sağlamak.

[18]Bu alan, kanun taslağında “ekli krokide işaretli alan” olarak belirtilmiş fakat ekteki bu krokiye ulaşılamamıştır.

[19]30.07.1999 tarihli 7/396-1334 esas numaralı yazılı soru önergesi

[20]Tasarının tam ismi, “Kapadokya Koruma ve Geliştirme Teşkilatı Kurulması, Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı”dır.

[21]Alanın korunması, geliştirilmesi, yönetimi, tanıtılması, koruma esasları ve kullanma şartlarının belirlenmesi, bölgenin sağlıklaştırılması, yenilenmesi, açık alan sistemi yaya dolaşımı, taşıt ulaşımı ve altyapı tesislerinin tasarım esasları ile bölge halkının sosyal ve ekonomik yapısının iyileştirilmesi konularında hedefler, stratejiler ve kararları belirleyen her tür ve ölçekteki planlar, bu kapsamda değerlendirilmiştir.

[22]01.06.2019 tarihli 38 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi.

[23]Bu görevlerle birlikte, Başkanlık alana özgü bazı faaliyetlere yönelik planlama, düzenleme ve denetleme ile ilgili işlemleri yürütmekle de yetkili kılınmıştır. Son yıllarda Kapadokya’da önemli bir turizm aktivitesi haline gelen balonla ticari havacılık faaliyetleri ile alanda yürütülecek turizm amaçlı sportif faaliyette bulunacak turizm işletmeleri bu kapsamda ele alınmıştır.

[24]31.08.2019 tarih ve 30874 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kapadokya Alan Komisyonunun Teşkili, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”.

[25]Üyeler yönetmelikte şu şekilde belirtilmiştir: a) Üniversitelerin arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık, şehir planlama / şehir ve bölge planlama, jeoloji ve hukuk ile biyoloji veya kimya bölümlerinden lisans eğitimlerini tamamlayarak mezun olmuş, Bakanlıkça görevlendirilecek, alanında uzman ve en az on yıl deneyime sahip yedi üye, b) Nevşehir İl Özel İdaresi Genel Sekreteri veya Nevşehir İl Özel İdaresinden görevlendireceği bir üye, c) ÇŞB Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce görevlendirilecek, alanlarında uzman birer üye, ç) Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odasınca görevlendirilecek bir üye, d) Görüşülecek konu ile ilgili yer belediye başkanlığından görevlendirilecek bir temsilci üye, e) Görüşülecek konu Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili ise Vakıflar Bölge Müdürü veya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden görevlendireceği bir temsilci üye.

[26]Komisyon ayrıca, alanda geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile yürürlükte olan planlara ilişkin her türlü fiziki ve inşai uygulamaya yönelik ve doğal sit alanlarının tescili, sınır değişiklikleri ve yeniden değerlendirilmesine yönelik karar almak; alan için hazırlanan üst ölçekli planları ve üst ölçekli planlara uygun olarak hazırlanan nazım ve uygulama imar planlarını inceleyerek uygun görüş vermek; alanda uygulamaya yönelik imar planları yürürlüğe girene kadar Başkanlıkça hazırlanan geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarını inceleyerek onaylamak ile görevlendirilmiştir.

[27]38 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi.

[28]Alan Başkanlığı, Kapadokya Alanı içinde belirlenen koruma kararlarına ve tedbirlerine aykırı davranılması durumunda ilgili kişilere elli bin Türk lirasından iki yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulamaya yetkili kılınmıştır. Alanda kapsamlı yapısal müdahale içermeyen konulara ilişkin belirlenecek tedbirlere aykırılık hâlinde ise beş yüz Türk lirasından beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanabilecektir. Bu fiiller dışında kalan fakat diğer kanunlarla yasaklanan fiillerin alan sınırları içinde işlenmesi halinde idari para cezaları iki katı oranında arttırılacaktır. Bu hükümler uyarınca verilecek idari para cezaları başkan tarafından uygulanacak ve İdareye gelir kaydedilecektir.

[29]Kale ve etrafındaki bu alanda son yıllarda çok sayıda sivil mimarlık eseri yıkılmış, bu alandaki kullanıcılar alan dışına çıkarılmış ve onlar için yeni toplu konutlar inşa edilmiştir.

[30]Solmaz Şakar, Funda, 2020, Kapadokya Kültürel Miras Alanlarının Değişimi ve Yorumlanması 1960-2020, yayımlanmamış doktora tezi, İTÜ FBE, İstanbul, ss.25-28.

[31]2020 yılının ikinci yarısında kapatılana kadar Nevşehir KVK Bölge Kurulu’nun da Kapadokya alanı dışında kalan kültürel varlıklarla ilgili işlemler için bölgede aktif olarak faaliyetlerini sürdürdüğü, böylece bir yıllık bir süreçte Nevşehir’de korumayla ilgili iki farklı kurulun eş zamanlı olarak yer aldığını vurgulamak gerekir.

[32]Detaylı bilgi için bkz: Solmaz Şakar, 2020.

[33] Daha çok kentleşme baskısının yarattığı yapılaşma sorunlarına odaklanan ve bütüncül bir alan yönetimi önermeyen Boğaziçi Kanunu bu kapsamda ele alınmamıştır.

Bu icerik 466 defa görüntülenmiştir.