419
MAYIS-HAZİRAN 2021
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Salgın, Mekân, Nekroiktidar
    Pelin Tan, Prof. Dr., Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Kıdemli Araştırmacı, Center for Arts, Design and Social Research Enstitüsü, Boston

YAYINLAR



KÜNYE
TEHDİT ALTINDAKİ KÜLTÜR MİRASI

“Yaşayan” Kentsel Boşluklar: Gaziantep Valilik Binası

Aslı Tezel, Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi Başkanı

 

Uzun zamandır takip ettiğimiz ve çeşitli mecralarda görüşlerimizi belirttiğimiz Gaziantep Valilik Binası’nın yıkılma kararı, öncelikle 14 Ocak 2021’de Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından, daha sonra 15 Ocak’ta Gaziantep Valisi Davut Gül tarafından kamuoyuna duyuruldu. Gaziantep Valilik Binası, 1984 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın açtığı ulusal mimarlık yarışmasıyla elde edilmiş bir eser olmakla birlikte birincilik ödülünü alan mimari projenin müellifleri Kürşat Aybak, H.Hüseyin Keçeci, Mete Öz, Hasan Öztürk ve Mehmet

Soylu’dur. Bulunduğu kentin hafızası olan mimari yapılar; döneminin değerlerini, kültürünü, mimarlığını, yapım ve malzeme çeşitliliğini yansıtır. Bu nedenle, kent hafızasında yer etmiş bu yapıları yıkmak, kentin geçmişle olan tüm bağlarını koparmak anlamına gelir. Emirgan Çay Bahçesi, Turizm Parkı, Kızılay Lokantası, Lunapark, Çocuk Yuvası, Kamil Ocak Stadyumu, Kapalı Yüzme Havuzu, Kapalı Spor Salonu, Kavaklık ve Bahçelievler’deki konut dokusu geçmişten bugüne Gaziantep’te kaybettiğimiz miraslarımızdandır. Nasıl ki, tarih öncesi çağlardan kalan eserler bu coğrafyadaki yaşamı belgeliyorsa, mimari yapılar da kentin yaşadığı dönemleri ve yaşanmışlıklarını belgelediği için kent tarihi adına büyük önem taşır.

Bu bağlamda, mimarlıkta “süreklilik” kavramı önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Valilik binası, valiliğe ait fonksiyonları karşılayamaz hale geldiyse birtakım yapısal müdahaleler ve mekânsal değişikliklerle yapıya yeni fonksiyonlar vermek mümkün olabilir. Bunun pek çok örneği dünyada ve yerelde mevcuttur. 1950 yılında Cumhuriyet dönemi yapısı olan Hükümet Konağı-Adliye Binası, restorasyonla kültür ve sanat merkezine dönüştürüldü. Aynı şekilde, TCDD Lojmanları fonksiyon değişikliğiyle kamu kurumlarınca hizmet binası olarak kullanılmaktadır.

Betonarme bir binanın yaşamsal ömrü bilimsel olarak 100 yıl kabul edilirken millet bahçesinin sınırlarının genişletilmesi için yıkılması düşünülen valilik binası ise otuzlu yaşlarına dahi gelmemiştir. Bu yapıyı rehabilite ederek meydanı yaşatacak, besleyecek, gece gündüz canlı tutacak başka fonksiyonlara dönüştürmek mümkün. Konu edilen yapı, meydanın çeperini ve sınırlarını belirleyen bir konumda olduğundan, “yıkmak” Demokrasi Meydanı’nı daha da tanımsız hale getirecektir. Yarışma sonucu elde edilen bu eser, proje müelliflerinin görüşleri doğrultusunda yeni fonksiyonlara kavuşturulabilir; bu konuda ulusal fikir yarışması da düzenlenebilir. Aksi taktirde oluşacak “yaşamayan” boşluk, kent meydanı niteliği taşımayacaktır. Boşlukları meydan yapan, onu çevreleyen yapılar ve alana açılan / alanı tanımlayan akslardır. Sonuç olarak; kentin odak noktasında bulunan yapının, kentin yerel kimliğinden koparılmadan, çağdaş yöntemlerle dönüştürülmesi ve kente kazandırılması gerekmektedir. Bu bağlamda, kent belleğine sahip çıkma, kültürel ve tarihî değerleri yaşatma sorumluluğunun herkes tarafından üstlenilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu icerik 266 defa görüntülenmiştir.