402
TEMMUZ-AĞUSTOS 2018
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

Paul Bonatz İmzalı Tipolojik Bir Deneme: Kayseri Erkek Sanat Okulu

Hikmet Eldek Güner, Dr. Öğr. Üyesi,  Erciyes Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Faruk Tuncer, Dr. Öğr. Üyesi, YTÜ Mimarlık Bölümü

Yeni bir ideolojinin kurgulandığı erken Cumhuriyet döneminde eğitim alanında yapılan düzenlemelerden olan meslek liselerinin eğitim müfredatı kadar mekânsal kurguları da çok önemsenmiş. Kayseri kent merkezinde inşa edilen Erkek Sanat Okulu’nun modern tasarım yaklaşımı, malzeme kullanımı, teknik detayları ve korunmuşluk durumuna dikkat çeken yazarlar, yapıdaki yerelliklerin önemini vurguluyor ve korunması için farkındalık yaratmaya çalışıyor.

 

1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesi, modernleşmesi, ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilmesi için farklı alanlarda birçok yatırım yapılmıştır. Yıpratıcı bir savaştan çıkmış olan Türkiye’de; yeni, geçmişten tamamen bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran bir ülke yaratmak için önemli ve kapsamlı çalışmalar yürütülmüştür.(1) Öncelikli olarak ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi için endüstri yatırımları yapılmaya başlanmış, birçok kentte fabrikalar inşa edilmiştir. Endüstri alanlarının kurulması, fabrikaların iş yapmaya başlaması Türkiye Cumhuriyeti için farklı bir sorunun gündeme gelmesine neden olmuştur. 1940’larda fabrikalarda çalışabilecek kalifiye eleman (örneğin, tekstil, makine, torna-tesviye işçilerinin) sayısının yetersiz olması; üretimin yavaş ilerlemesine, makinelerde yaşanan sorunların giderilememesine veya giderilebilmesi için uzmanların beklenmesine neden olmuş, fabrikalar tam kapasite ile çalışamamıştır. Bu sorunların giderilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’nca fabrikalarda görev alacak, teknik bilgisi

yüksek elamanlar yetiştirmek amacıyla “meslek (sanat-teknik) okulları”nın açılmasına karar verilerek, eğitim reformu yapılmıştır.(2)

1800’lerin sonunda yenilenmeye başlayan eğitim sisteminde, Avrupa eğitim sistemi benimsenerek, eğitimci olarak yabancı hocaların gelmesi sağlanmıştır.(3) Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında başlayan eğitim faaliyetlerindeki gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile atağa kalkmıştır. Çocukların ve gençlerin eğitimi için yeni eğitim sistemleri oluşturulmuş, konfor ve sağlık koşulları yüksek okullar inşa ederek Avrupa standartlarında eğitim seviyesine ulaşılmak hedeflenmiştir. Yetişkinler için halkevleri, akşam sanat okulları ve kurslar açılmıştır. Yeni kurulan sistemin önemli bir parçası da “sanat okulları ve teknik okullar” olmuştur.

MODERN BİR EĞİTİM MODELİ: SANAT OKULLARININ KURULUŞU VE GELİŞİMİ

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından organize edilen “sanat okulları”nın açılmaya başlaması 1930’lu yıllardadır. 1933 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda “Mesleki ve Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü” kurularak, 1936 yılında “Teknik Eğitim Planı” hazırlandı. Hazırlanan bu program ile 1941 yılında çıkarılan “Teknik Öğretim Yasası”nın temelleri oluşmuş ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda “Mesleki ve Teknik Eğitim Müsteşarlığı” kurulmuştur. Kurulan müsteşarlığa birçok yabancı eğitimci davet edilmiş ve görüşleri alınarak yeni eğitim sistemi oluşturulmaya çalışılmıştır. Görüşmeler sonucunda meslek okullarının eğitim modeli, Belçika’dan temel alınarak hazırlanmış, meslek okulları beş ayrı kategoride, erkek sanat okulları, inşaat usta okulları, erkek terzilik okulu, ticaret okulları ve kız enstitüleri olmak üzere eğitim vermeye başlamıştır.(4) 1941 yılında alınan kararlar doğrultusunda 10 yıllık eğitim planı hazırlanmıştır. Bu planda alınan ana kararlar şöyledir:

  • Var olan sanat okullarındaki öğrenci sayılarını iki kat artırmak,
  • Var olan sanat okullarının gerekli mekânsal eklerinin yapılması sağlamak,
  • Ankara ve İstanbul’a kalfa okulları açmak,
  • Yeni 67 adet erkek sanat okulu açarak toplam sayıyı 76’a yükseltmek,
  • Doğu illerinde de sanat okulları açmak.

Kurulan okullardan erkek sanat okullarının eğitim sistemi ve okulların mekânsal düzenlemesi Mesleki ve Teknik Eğitim Müsteşarlığı’na bağlı olan “Erkek Teknik Öğretim Müdürlüğü” tarafından oluşturulmuştur. Okulların eğitimi kadar mekânsal kurguları da çok önemsenmiş ve müsteşarlığa bağlı olarak çalışan yapı işleri proje bürosunun başına Alman mimar Paul Bonatz getirilmiştir. Mimar Paul Bonatz 1943-54 yılları arasında proje bürosunda yönetici olarak görev almıştır.(5) Paul Bonatz gerek Alman mimarisi, gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin 1940’dan sonrasındaki mimarlık gelişimi için oldukça önemli bir aktördür. 11 yıllık Türkiye deneyiminde Bonatz, modern tasarım yaklaşımı ile yerel unsurları birbiri içine geçirdiği, kentler için anıtsal yapılar tasarlamıştır. Ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul’da yapı üreten Bonatz, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde görev aldığı süre içerisinde modern mimari ile geleneksel mimari ögelerin bir arada kullanımına yönelik yaklaşımı ile sonraki dönem etkin olacak birçok mimar için rol model olmuştur.(6) Bireysel olarak ürettiği yapıların yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki görevi nedeni ile modern eğitim sisteminin temsilcisi olan sanat okulları ile birçok Anadolu kentine iz bırakmıştır.

Eğitim politikası olarak sanat okulları, beş yıllık eğitim veren enstitüler ve üç yıllık eğitim veren ortaokullar biçimindedir. Enstitüler çoğunlukla büyük kentlere, ortaokullar daha az yoğunluklu kentlere veya kasabalara inşa edilmiştir. Okulların tasarımında öğrenci sayısı temel ölçüt kabul edilmiştir. Buna göre, enstitüler öğrenci sayısı bakımından 1.000, 600 ve 300 kişilik planlanırken, ortaokullar 400, 300 ve 200 kişilik olarak planlanmıştır. Ayrıca eğitim programına göre belirlenen işlev, atölyelerin tasarımında, mekânsal kurgusunda ve gerekli servis birimlerinde etkili olmuştur. Okullarda yer alan bölümler tesviyecilik, demircilik, marangozluk-modelcilik, dökümcülük, motorculuk, elektrikçilik-radyoculuk, camcılık olarak sınıflanmıştır.

Okullarda atölyelerin yanı sıra yönetim birimleri, teorik derslerin verildiği sınıflar ve servis mekânları da bir bütündür. Sanat okullarına yönelik tip model oluşturma çabası içerisine girilmiş ve tasarım aşamasında çok sayıda deneme yapılmıştır. Atölyelerin birbiri ile olan ilişkisi, servis birimleri ile olan bağlantıları, mekânların ışık-havalandırma-teknik detayları ve bahçe-çevre düzenleri de tasarım aşamasına etki eden önemli faktörlerden olmuştur. Paul Bonatz başkanlığında bütün okullara yönelik bütüncül bir tasarım yapılmaya çalışılmıştır.

Paul Bonatz’ın başında bulunduğu ekip tarafından tasarlanan en büyük eğitim kampüsü, 1943 yılında tamamlanan Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu’dur. Sadece eğitim birimlerinin bulunmadığı alanda, öğrenciler için sosyal alanlar ve yatakhane birimleri, yönetim için de ayrı bir yapı grubu inşa edilmiştir. II. ulusal mimarlık anlayışı doğrultusunda inşa

edilen yapıda kullanılan cumba ve geniş saçaklar, geleneksel “Türk evi” kurgusunun yansıması olarak yorumlanabilir.(7) Bonatz’ın tasarım yaklaşımından izler yapılarda görülebilmektedir. Alman modern tasarım yaklaşımı, malzemesi, uygulaması ile geleneksel ögeler bir arada kullanılmıştır. Betonarme sistem ile inşa edilen yapılar günümüzde Gazi Üniversitesi tarafından kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin modern hayat biçimini tanımlamaya çalıştığı bu dönemde en etkili araç eğitimdir. Eğitim gelecek nesillerin modern / Batılı olması için en önemli faktördür. Eğitim yapılarının da modern olması, çağdaş malzemeler ile inşa edilmesi, yönetim tarafından kabul edilen temel kararlardan birisidir.

SANAT OKULLARINDAN BİR ÖRNEK: KAYSERİ ERKEK SANAT OKULU

Milli Eğitim Bakanlığı’nca belirlenen ilk on yıllık eğitim planı çerçevesinde sanat okulu yapılması planlanan kentlerden biri de Kayseri’dir. Kentin, Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılan en kapsamlı sanayi yatırımlarından (Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası) birine sahip olması ve bu alanda çalışacak eleman ihtiyacının ortaya çıkması sanat okulunun yapılmasında büyük bir etkendir.(8) 1943 yılında okul inşaatına Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanan tip proje ile başlanmıştır. Kayseri’de inşa edilen okul, Türkiye’de inşa edilen sanat okulları arasında, kapsamlı bir programa sahip olması ile diğerlerinden ayrışmaktadır. Plan şeması, yüklenen işlevler ve kent nüfusu orantılandığında kapsamlı bir eğitim kampüs tasarımı ortaya çıkmıştır.

Kayseri Erkek Sanat Okulu’nun uygulanan ilk projelerden olması, daha öncesinde böylesi bir sistem ile yapı yapılmadığı için uygulama bütçesinin tam olarak belirlenememesine ve ihtiyaca göre Ankara’dan sürekli olarak maddi desteğin gelmesine neden olmuştur. Bu durum da yapının tasarlandığı gibi, hiçbir maddi sınır getirilmeden uygulanmasına olanak vermiştir. Birçok kentte üretilen tip projelerin uygulamasında, ekonomik bağlamda sorunlar yaşanmıştır. Kayseri Erkek Sanat Okulu’nun ilk uygulama örneklerinden olması kampüs içerisinde bulunan tarak şemalı yapı grubunun, projesine tam olarak bağlı kalınmasını sağlamıştır. Ancak diğer yapılar özgün vaziyet planından bağımsız, farklı zamanlarda inşa edilmiştir.

1942 yılında inşa edilen yapı grubunun proje aşamasında taşıyıcı ve üst örtü sistemlerinin tamamen betonarme olması öngörülmüş, ancak uygulama aşamasında karma sistem (yığma + betonarme) kullanılmıştır. Uygulama aşamasında kiriş aralarına yapılacak olan betonarme döşemenin maliyetinin yüksek çıkması nedeni ile Kayseri taşından özel döşeme detayı üretimi yapılmıştır.(9) 1940’lar temel alındığında (yığma sistemin yoğun bir biçimde kullanıldığı bir coğrafya için) karma sistem uygulaması, yerel müdahaleler ile biçimlenmiş farklı ve yeni bir uygulama detayıdır.

Yapılan bu tür müdahaleler projenin tip proje olmasına rağmen yerel uygulamalar ve elemanlar ile değişmesine ve farklı biçimde inşa edilmesine neden olmuştur. Okul 1945 yılında eğitime başlamıştır. İnşa edildiği dönem tasfiye ve demir atölyesi olarak eğitim veren yapı bloğuna zaman içerisinde altı yeni eğitim dalı eklenmiştir. Zamanla okulun kapasitesi yetmemiş ve alana ek yapılar inşa edilmiştir.(10)

Kayseri Erkek Sanat Okulu, Kayseri’nin 1940’lı yıllardaki kent planlamasına ve daha sonraki yıllarda da şehrin ekonomik olarak güçlü olmasını sağlayan endüstri atılımlarını sağlayan insanların yetişmesinde de oldukça etkin bir rol oynamıştır. Sanat okulundan mezun olmuş, teknik bilgileri güçlü olan yatırımcılar tarafından kurulan fabrikalar, Kayseri’nin sanayi kenti olmasını sağlamıştır.(11)

Mimari bağlamda Kayseri 1940’larda geleneksel bir Anadolu kenti görünümünün dışına çıkmaya başlamıştır. Kent Türkiye Cumhuriyeti ile bambaşka mimari uygulamalara sahne olmuştur. 1927 yılında Alman ekiplerce tasarlanan Tayyare Fabrikası, 1935 yılında Rus tasarım ekibince üretilen Sümerbank Bez Fabrikası, Kız Meslek Lisesi, Halk Evi gibi birbirinden farklı, ancak temelde modern tasarım yaklaşımının bulunduğu yapılar kenti yeniden biçimlendirmektedir. Alman mimar Paul Bonatz’ın başında bulunduğu ekibin tasarımı olan Erkek Sanat Okulu da, yaklaşım olarak modernist, ancak yerelliği de içinde barındıran bir yapı tipi olarak ortaya çıkmaktadır. İnşa edildiği dönem, kent dışında kalan ve yeşil dokuyla çevrelenmiş bu eğitim yerleşkesi, zamanla kentin büyümesi sonucu kent merkezinde kalmıştır. Günümüzde özgün işlevine devam eden okula özgün vaziyet planının dışında yeni yapılar eklenmiştir. Yapının özgün işlevinin devam etmesi, korunması için önemli bir faktör olmuştur.

GÜNÜMÜZDE…

Özgün işlevini günümüzde devam ettiren yapı “koruma kuramı” çerçevesinde değerlendirildiğinde; müdahalelerin yapının kullanım ömrünü uzattığı, ancak bazı bölümlerde plan şemasının özgünlüğüne, özgün detaylarına ve malzemesine zarar verdiği gözlemlenmektedir.(12) “Kullanılarak korunan” yapıda önemli birkaç değişiklik söz konusudur. Yapılan bu değişiklikler birkaç maddede özetlenebilir:

  • Yapı bloğunun plan şemasına kısmi müdahaleler yapılmıştır. Ancak yapılan bu müdahaleler okulun mekânsal kurgusunu tamamen bozacak, algıya zarar verecek, geri dönüşü mümkün olmayacak nitelikte uygulamalar olmamıştır. Müdahalelerden ilki atölyeleri birbirine bağlayan koridorun duvar ile kapatılmasıdır. Bu durum tasarımın en önemli kararlarından olan mekânsal sürekliliği duvar örgüsü ile kopartmış, atölyeler arası geçiş engellenmiştir. Atölyeler arasında yer alan boşluklardan bir tanesi geçici yöntemler (derme-çatma metal kapatıcılar ve çatı kaplaması) ile kapatılarak depoya dönüştürülmüştür. Her atölye için ayrı ayrı tasarlanan ıslak hacimler tek bir birimde toplanarak diğerlerinin işlevi değiştirilerek sınıfa dönüştürülmüştür. Günümüzde meslek liselerine olan ilginin azalması Kayseri Sanat Okulu’nu da etkilemiş öğrenci sayısı azalmış, büyük sınıflara ihtiyaç kalmamıştır. Özgün plan şemasında var olan büyük sınıflar ikiye bölünerek mekânsal olarak daha küçük sınıflara dönüştürülmüştür.
  • Yapının cephesinde de kısmi müdahaleler gözlenmektedir. Bu müdahalelerin ilki, yapının özgün girişinin dışında iki giriş daha açılmasıdır. Özgün plan şemasında giriş tek bir kapıdan sağlanırken malzeme girişi atölyelerde bulunan bağımsız girişlerden sağlanmıştır. Günümüzde bu servis girişleri özgün biçiminde kullanılırken ana girişin yanı sıra iki giriş daha açılmıştır. Ayrıca atölyeler arasında bulunan boşluğa yapılan ek, cephe algısını kısmen bozmaktadır. Ancak bu müdahale de geri dönüş yapılabilecek niteliktedir.
  • Yapının mimari elemanlarında da değişiklikler yapılmıştır. Özgün ahşap pencereler aynı form ve boyutta PVC malzeme ile değiştirilmiştir. Yapının iç mekân kapıları hem boyut, hem de malzeme olarak tamamen yenilenmiştir.

Sanat Okulu’na gerekli olan tüm modern teknik donatının (elektrik, su, ısı, atık sistemlerinin) zemin altına alınması gibi uygulamalar, yapının inşaatı sırasında geliştirilmiş ve uygulanmıştır. 1940 öncesinde bilinmeyen ve daha önce uygulanmayan bu sistemlerin okul yapısında denenmesi, dönem için oldukça “yeni” bir uygulamadır. Özgün kullanımın devam etmesi özellikle teknik donatının tam olarak korunmasını sağlamıştır. Modern mimari miras için tasarım yaklaşımı kadar dönemin izlerini taşıyan teknik donatı ve detaylar da oldukça önemlidir. Dönemin teknolojisini yansıtan bu detayların korunuyor olması yapının özgünlük değerini artırmaktadır. Özgün taş kaplama malzemesine herhangi bir müdahale

yapılmamıştır. Kayseri Erkek Sanat Okulu’nun birçok özgün detayı vardır. Ancak yapı için en etkileyici detaylar üst örtü sistemine aittir. 1940’lı yıllar için daha önce çok az kullanılan betonarmeden kolon kiriş üretimi teknik bağlamda oldukça kıymetlidir. Günümüzde çelik sistem ile üretilen makas sistem betonarme ile üretilmiştir. Özellikle demir döküm atölyesinde kullanılan kiriş sistemi dönemi için ilk uygulamalardan birisidir.

Kayseri Erkek Sanat Okulu Türkiye Cumhuriyeti tarafından başlatılan eğitim seferberliğinin etkili aktörlerinden birisidir. Kayseri’nin sanayi kenti olmasında önemli bir faktördür.(13) Eğitim kampüsü olarak tasarlanan okulun en özgün yanı, 1945 yılında öğretime başlanan ve dünyaca ünlü mimar Paul Bonatz’ın başında bulunduğu ekip tarafından tasarlanan bölümdür. Yapı özgün işlevini devam ettirebilmesi sayesinde, kullanılarak korunan önemli bir örnektir. Yapılan bazı müdahaleler yapının mekânsal algısını kısmen bozmakla beraber, bazıları da (çatıya yapılan düzenli bakım gibi)  özgün birçok parçasının ömrünü uzatmış ve korumuştur. Yapıda statik açıdan hiçbir yıpranma, hasar algılanmamaktadır. Yapıldığı dönemde betonarme sistemin ilk uygulandığı örneklerden olması, yapının beton mukavemetinin (kullanılan çimentonun yoğunluğuna ve kalitesine bağlı olarak) çok güçlü olmasına neden olmuştur. Ayrıca çerçeve sistem ile yığma sistemin ortak kullanılması da statik açıdan yapıyı güçlendiren etkenlerdendir. Yapısal anlamda hiçbir problemi bulunmayan ve birçok değeri (mimari, teknik, malzeme, tasarım vb) ile korunması gereken yapı, 2009 yılında Kayseri Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescillenmiştir. Tescil kararı yapıyı ciddi bir koruma kalkanı içerisine almaktadır. Özellikle kent merkezinde yer alması,(14) okul alanının yatırımcılar için cazibe merkezine haline gelmesine neden olmuştur. Yasal düzenlemeler, yapıları temel yıkımlardan korumakta,(15) ancak meydana gelen bozulmalara, yıpranmalara karşı herhangi bir önlem alamamaktadır. Kayseri Erkek Sanat Okulu bu bağlamda kullanıcılarının koruma bilinci dışında, kullanım adına yaptıkları periyodik bakımlarla ayakta kalmış ve korunmuştur.

SON OLARAK

Kayseri Erkek Sanat Okulu’nun var olan birçok değerinin yanında, tasarımcısının dünyaca tanınan bir mimar olması yapının özgünlük değerini artırmış ve uluslararası korunması gereken kültür miraslarından biri olmasına neden olmuştur. Teknik açıdan döneminin çok ötesinde strüktürel bir sistemin kullanılması, bu sistemin ilk defa uygulanması gibi dönemine

öncülük edecek özellikleri üzerinde barındırması yapının somut değerleri arasındadır. Teknik bir işleve sahip olmasından dolayı kullanılan teknik donatının özgünlüğü ve günümüze bu özgün detayların ulaşabilmesi de yapının modern miras listesinde yer almasını sağlamıştır. Eğitim yapıları (halkevleri gibi), işlevlerini kaybettiklerinde hızla yıkılan ve yok olan yapı gruplarından biri olmuştur. Yapıların belirli bir amaç için inşa edilmiş olması, sonrasındaki yeni işleve adaptasyonunu zorlaştırmaktadır. Özgün işlevinde kullanılmayan yapılar genellikle birer yapı stoku olarak algılanmakta, kullanımının veya yıkımının ekonomik değerleri tartışılmakta ve gelecek yaşamları ile ilgili kararlar bu doğrultuda alınmaktadır.(16) Erken Cumhuriyet dönemi yapılarının yakın döneme ait olmaları, benzerlerinin çok fazla olması gibi nedenler yapıların hızla gözden çıkarılmalarına neden olmaktadır. Mimarlık -özellikle de koruma- alanında, uzmanlar bu dönem yapılarına yönelik değerlendirme sistemini oluşturmaya ve yasal olarak da düzenlemeler yapmaya çalışmaktadır.(17) Kayseri ölçeğinde değerlendirilen eğitim yapısı örneğinin amacı, modern mirasın ve erken Cumhuriyet dönemi mirasının mimarlık gündeminden düşmeden tartışılması gerekliliğini vurgulamak, kullanarak yapıların nasıl korunabileceğini ortaya koymak ve basit bakım-onarımlar ile yapıların ömürlerinin nasıl uzayabileceğini göstermek olmuştur. Bu örnek ile modern mirasın yerel ölçekte koruma çalışmalarının başlatılmasına, diğer kentlerde de devamının sağlanmasına, koruma bilincinin kültür üzerinden gelişiminin gerçekleşmesine dikkat çekmek ve tartışma başlatmak hedeflenmiştir.

KAYNAKLAR

Alpagut, Leyla, 2005, Erken Cumhuriyet Dönemi’ndeki Ankara’daki Eğitim Yapıları, Hacettepe Üni. SBE, yayımlanmamış doktora tezi, Ankara.

Arslantaş, Fatma, 2009, 20. Yüzyıl’ın İlk Yarısında Kayseri’de Kamu Yapıları, Marmara Üni. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul.

Bozdoğan, Sibel, 2002, Modernizm ve Ulusun İnşası, (çev.) Tuncay Birkan, Metis Yayınları, İstanbul.

Işık, Gün, 2010, Kayseri’de Erken Cumhuriyet Dönemi Eğitim Yapıları, Erciyes Üni. FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Kayseri.

Karatepe, Şükrü, 1999, Kendini Kuran Şehir: Kayseri, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri.

Kayım, Emine Seda, 2011, “Bonatz ve Söylemezoğlu: On yıllık Bir ‘Öğretmen-Öğrenci’ İlişkisi”, Arredamento Mimarlık, sayı:248, ss.71-77.

Madran, Emre, 2006, “Modern Mimarlık Ürünlerinin Belgelenmesi ve Korunması Süreci için Bazı Notlar”, Mimarlık, sayı:332, ss.20-22.

Omay Polat, Ebru, 2008, Türkiye’nin Modern Mimarlık Mirasının Korunması: Kuram ve Yöntem Bağlamında Bir Değerlendirme, YTÜ FBE, yayımlanmamış doktora tezi, İstanbul.

Oran, Sabri, 1952, Erkek Orta Sanat Okulları ve Erkek Sanat Enstitüleri, Pulhan Matbaası, İstanbul.

Özkaban, Feyzal, 2007, “Korumada Güncel Bir Teknolojik Sorun: Betonarmenin Mirası”, Mimarlık, sayı:338, ss.36-40.

Pöğün Zander, Yüksel, 2011, “Paul Bonatz İstanbul Teknik Üniversitesi’nde”, Arredamento Mimarlık, sayı:248, ss.66-70.

Tekinsoy, Kemalettin, 2011, Kayseri’nin İmarı ve Mekansal Gelişimi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yayınları, Kayseri.

NOTLAR

1. Bozdoğan, 2002, ss.122-170.

2. Alpagut, 2005, ss.61-66.

3. Alpagut, 2005, ss.47-50.

4. Oran, 1952, ss.10-17.

5. Zander , 2011, ss.66-70.

6. Kayım, 2011, ss.71-77.

7. Alpagut, 2005, ss.271-275.

8. Karatepe, 1999, ss.144-170.

9. Oran, 1952, ss. 48-49.

10. Tekinsoy, 2011, ss.213-214.

11. Arslantaş, 2009, ss.124-129.

12. Madran, 2006, ss.20-22.

13. Tekinsoy, 2011, ss.213-214.

14. Karatepe, 1999, ss.144-170.

15. Omay, 2008, ss.55-64.

16. Özkaban, 2007, ss.36-40.

17. Madran, 2006, ss.20-22. Omay, 2008, ss.55-64. Özkaban, 2007, ss.36-40.

 

Bu icerik 281 defa görüntülenmiştir.