398
KASIM-ARALIK
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Komşum Bienal
    Sevince Bayrak, Yrd. Doç. Dr., MEF Üniversitesi Mimarlık Bölümü, SO? Mimarlık ve Fikriyat

  • Kent Belleğinin Canlandırılması: Samsun Kent Müzesi
    Fatih Us, Yrd. Doç. Dr, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mimarlık Bölümü
    Hayal Meriç, Yrd. Doç. Dr, İstanbul Arel Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü
    Giorgi Tsanatskenishvili, Doç.Dr.,Gürcistan Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARİ TASARIM

Zumthor Mimarlığında Kutu Fikri

Mehmet Kerem Özel, Yrd. Doç. Dr., MSGSÜ Mimarlık Bölümü

Zumthor’un dışarıdan bakıldığında oldukça minimal gözüken ve işlevine dair hiçbir ipucu vermeyen yapıları içe dönüklüğü vurguluyor. Bu tavrı “kutu” fikriyle bütünleştiren yazar, Zumthor mimarlığındaki mekân kurucu tek öge olarak, birincil mekânlar arası kurguyu düzenleyici olarak ve çevresine sarılan kabuğun içine yerleşen öge olarak projelere yerleştirilmiş “kutu”ları arıyor.

“Her zaman, sadece kendim için, sadece bir kişi için bir şey yapmayı düşünmüşümdür. Yalnız benim, sadece kendim için ya da bir topluluk içindeki kendim için; bambaşka bir hikaye.”

                                                                                                   Peter Zumthor(1)

Mekânı duyusal çağrışımlar ve imgeler üzerinden yorumlayan, tasarlarken bedensel ve duyusal deneyimi ve atmosfer yaratmayı önplanda tutan Peter Zumthor’un mimarlığını Oya Atalay Franck’ın sorduğu gibi, “çözümlemek mümkün mü?”(2) İhsan Bilgin de, “birine bakarak öncesi veya sonrasını kestirmenin mümkün olmadığı” şeklinde tarif ettiği Zumthor’un işlerinin, sınıflandırılmasının zor olduğunu belirtir.(3) Heidegger ve Merleau Ponty gibi olgusalcı kuramcıların ve Pallasmaa, Böhme ve Pérez-Gómez’in metinleri bağlamında yorumlanan Zumhtor mimarlığını Bilgin “Maddenin Yoğunlaşması” adlı metninde iki odak, madde ve durum, üzerinden okur.(4) Bu makalede ise Zumthor mimarlığı mekânsal kurgu ve biçimlenme bağlamında çözümlenecektir. Bunun için; işlevi ve programı en aza indir gediği binası Aziz Klaus Şapeli’nden yola çıkarak Zumthor mimarlığında yapıyı oluşturan parçaların birbiriyle ilişkileri ve organizasyonu sonucunda ortaya çıkan mekân kurgusuna ve biçimlenmesine dair ortaklıkların izi sürülecektir.

ŞAPEL

Zumthor, kilise anlayışında Katolik bir tapınma mekânından çok, günümüzde ruhaniliğin ne olduğunu sorguladığı(5) ve kullanıcısına varoluşsal soruları hatırlatmayı sağlayacak açık bir formu aradığı bir dua mekânı(6) olarak tanımladığı Aziz Klaus Şapeli’ni (Wachendorf, 2007) tek bir mekândan oluşturur ve litürjik ögelerden bütünüyle arındırır. Şapel kırsal alanın göz alabildiğine açık boşluğuna yerleştirilmiş; böylece boşluğun içinde bir alanı paranteze almış, kutulaştırılmıştır. (Resim 1) Mimarlığı kastederek “Bizler bir parçayı yeryüzü küresinden dışarı çıkarırız ve küçük bir kutunun içinde inşa ederiz. Ve bir anda bir içerisi ve bir dışarısı oluşur.”(7) diyen Zumthor’un bu binasını kutuya dönüştüren başlıca özellik içe dönük olmasıdır. Dışarıdan bakıldığında işlevine dair hiçbir ipucu barındırmayan, kale benzeri bir kaya görüntüsüne sahip dış kütle, içindekini saklayarak “iç mekânın sırrının gerçekleşmesini ve içinin gizem dolu bir yer olarak tecrübe edilmesini”(8)  sağlar.

Dış ile iç arasındaki karşıtlık, kutunun özelliklerinden bir diğeridir.(9) Şapelin dış kütlesi açık renkli, pürüzsüz, sert ve keskin hatlıyken, iç mekânı koyu renkli, dokulu ve kıvrımlıdır. Kişi şapelin içindeyken görsel olarak, bedeninin en az altı katı yüksekliğinde sağır bir çeperle çevrili şekilde dışarıdan izoledir. İç mekânın dışarıyla kurduğu tek dolaysız ilişki tepe açıklığı yoluyladır.

KUTU

Kutu kelimesinin Türkçe(10) ve İngilizce(11) sözlük anlamlarından hareket edildiğinde, fikir olarak “bir şeyin saklanması veya diğerlerinden ayrılması için sınırları belirlenmiş ve genellikle kapatılmış alan” olarak tanımlanabilir.

Zumthor, metinlerinde mekândan bahsederken kap (Gefäss) tabirini de kullanır. Mimarlığı, bir çok diğer özelliğin yanı sıra “insanların zemindeki adımları için duyarlı bir kap”(12) olarak tarif eder; ziyaret ettiği bir evi, içinde yaşayan insanlar, objeler ve detaylarla betimledikten sonra “Mimarlığın görevi, bütün bu şeyleri içine alacak bu kabı mı yaratmaktır?”(13) diye sorar. Kap imgesi, kelimenin sözlük anlamlarından öte, Lao Tzu(14), Aristoteles(15) ve Heidegger(16) gibi

filozoflar tarafından boşluk ve yer üzerinden mekân kavramını tartışmak için kullanılmıştır. Dolayısıyla, Zumthor da kap kelimesini büyük olasılıkla bütün bu felsefi alt metinlere referansla kullandığında, mimari nesnenin sadece dış formuna ve işlevine değil, içinde ihtiva ettiğine de gönderme yapmakta, onu da gözönüne aldığını vurgulamaktadır.

Mimarlıkta mekân kurgusu bağlamında kutu fikrinin ipuçları Ching’in görüşlerinde bulunabilir.(17) Bir yapının mekânlarını, birbirleriyle ilişkileri ve organizasyonu bağlamında ele aldığı “mekânın içindeki mekân” bahsinde Ching, geniş bir mekân hacminin içinde daha küçük bir mekânı içerebileceğini veya onu sarabileceğini, bu tür bir mekânsal ilişkinin algılanabilmesi için iki mekânın boyutları arasında bariz bir farklılık olması gerektiğini, iki mekânın boyutları birbirine yaklaştıkça büyük olanın diğerinin etrafını saran ince bir katmana veya kabuğa dönüşeceğini, sarılan mekânın büyük olanından kendisini ayırıp dikkat çekebilmesi için ise şekil veya yönlenme farklılığının işe yarayacağını belirtir.(18)

Bu bilgilerin ışığında, “kutu” mimari anlamda “çevresindeki daha geniş mekândan, onunla ilişkisini en aza indirecek, örneğin bu ilişkiyi sadece bir kapıya veya göz hizasının üzerindeki tek bir açıklığa indirgeyecek şekilde ayrılmış, içe dönük mekân” olarak tanımlanarak, bu kabulden ilerlenecek ve Zumthor’un yapıları bu bağlamda üç başlık altında sınıflandırılacaktır.

Yapı Kurucu Olarak Kutu

Kutunun yapıyı kuran öge olduğu örneklerde, yapı tek bir kutudan oluşabildiği gibi, eşdeğerdeki birçok kutunun biraraya gelmesiyle de kurulabilmektedir. Aziz Klaus Şapeli’nin yanı sıra, Zumthor’un kırsal alanda tasarlandığı ancak hayata geçmeyen başka bir tasarımı, Şiirsel Peyzaj Projesi (Bad Salzuflen, 1999), doğadan esinlenilerek yazılan şiirlerin okunacağı hanelerden oluşur. Şapel, kendisini önceleyen ve Zumthor’un “Büyük kaplar gibi, içine arkitektonik oyuklar açılmış formlar”(19) olarak tanımladığı bu kutulardan esinler taşır.(20) (Resim 2)

Zumhtor’un bir diğer tek mekânlı binası yine bir şapeldir. (Resim 5) Zumthor’un “tek bir iç mekânın dış formu belirleyecek olmasından büyülendim; basit bir kap fikri”(21) olarak yorumladığı Sogn Benedetg Şapeli (Sumtvig, 1988), diğerinden farklı olarak, kapsamlı bir litürjik programa (altara ve vaiz kürsüne) sahiptir ve kalabalık bir topluluğa hizmet eder. Buna rağmen bina çevresinden izole edilmiş, içe dönük bir kutudur (Resim 3); mekânın tek ışık kaynağı olan çepeçevre pencere dizisi, yan yüzeylerin çatı ile birleştiği yüksek seviyede konumlandırıldığı için iç mekânın dışarısıyla ilişkisini kesmektedir.

Zumthor’un yapıları arasında birden fazla kutunun yanyana gelerek yapıyı kurduğu örneklerden en bilineni EXPO İsviçre Pavyonu’dur (Hannover, 2000). Aralıklı olarak paralel dizili ahşap duvar sıralarından oluşan altı adet farklı büyüklükte kutu, birbirine dik iki yönde konumlandırılarak yanyana getirilmiştir. Yapı, paralel ahşap duvarların her birinin arasından girip çıkılabilmesi sayesinde her yönden yaklaşıma imkan veren davetkar bir geçirgenliğine sahip olmasına rağmen, duvarların yüksek ve aralarının dar oluşu kutuları hem tanımlı kılmaya yarar hem de içte kalan, Zumthor’un “ormanın içindeki ışık boşlukları”(22) olarak betimlediği, sergileme ve yeme-içme işlevli mekânların dışarıyla ilişkilerini kontrollü hale getirir. (Resim 4)

Saoud Al-Thani Şeyhi ve ailesi için tasarlanan Yedi Bahçeli Konut Projesi (Doha, 2009) de yine, her biri farklı karakterle tanımlanmış birer avlu içeren yedi kutunun yanyana getirilmesinden oluşur. Avlulara dışarıdan direkt değil, dolaylı şekilde ulaşılıyor olması, parçaların kutu karakterini güçlendirir. (Resim 5)

Zumthor’un iki yapısında ise kutu, dışına çıkarılarak görünür hale getirilmiş olan taşıyıcı sistemle sarılmıştır. Mimarlığında genellikle (kendi yaptığı benzetmeyle) “insan vücudundaki kemikler gibi görünür kılmadığı”(23) taşıyıcı sistemi bu sefer yapıdan bütünüyle dışarıya atarak Zumthor, kutuyu dış formuyla ve içindeki boşlukla adeta havada asılı hale getirir. İkisi de Norveç’te bulunan bu projeler Steilneset, Finnmark Cadı Davalarının Kurbanları için Anıt (Vardo, 2011) (Resim 6) ve Almannajuvet Maden Ocağı Müzesi’dir (Sauda, 2016). (Resim 7)

Kutunun cidarının kalınlaşarak mekânlaştığı tasarımlar da bu sınıflandırmaya dahildir, çünkü yapının kurucu ögesi yine, etrafındaki boşluktan ayrılarak kutulaştırılmış tek mekândır. Zumthor’un bu anlamdaki iki tasarımı Serpentine Galerisi Pavyonu (Londra, 2011) (Resim 8) ve Herz Jesu Kilisesi’dir (Münih, 1996). Kutunun cidarının kalınlaştırılmasıyla yaratılan ikincil mekân, dolaşım alanı olarak kullanılır. Zumthor “duvar kabukları ve mekân katmanları tarafından sarılmış özel bir iç mekân”(24) olarak tanımladığı kilise projesinde, cidarın içine dolaşıma ek olarak farklı boyutlardaki şapelleri ve rahip odasını yerleştirmiştir. (Resim 9)

Yapının Kurgusunu Düzenleyici Olarak Kutu

Zumthor mimarlığında kutular, yapıyı oluşturan birincil mekânların birbiriyle ilişkilerini ve kullanıcıların yapının içindeki hareketini düzenleyen ögeler olarak da kullanılır. Bu durumda yapıyı oluşturan mekânlar işlevsel anlamda birincil ve ikincil olarak gruplanır. Genellikle ikincil mekânlar kutulaşarak, aralarında oluşturdukları ilişkiler sayesinde mafsallar yaratır ve böylelikle birincil mekânların birbine kesintisiz bir süreklilikle eklemlenmesini sağlar. Kutuların dış yüzeyleri gerek malzeme gerekse kütlesel etki olarak bir parçası oldukları birincil mekânlardan ayırt edilmezken, iç mekânları ya farklı bir malzemeyle tanımlanır ya da zeminlerinde kot farkı yapılır.

Kutular birincil mekânların düzenini iki şekilde sağlar: Yapının çeperine yapışık olarak ya da çeperden bağımsız kalarak. Zumthor Evi (Graubünden, 2005), ilk duruma örnektir.(25) (Resim 10) Benzer bir yaklaşım Güterareal Konut Projesi’nde (Luzern, 2006) görülür. Plan çiziminde düşey dolaşım şaftı ve her dairedeki yatak odaları ve banyolar koyu bir renkle tanımlanarak ikincil karakterleri vurgulanmıştır. Giriş, açık mutfak, balkon, yemek ve oturma odalarından oluşan birincil mekânlar ise etraflarına konumlanan kutuların düzeni yoluyla süreklilik kazandırılmış mekânal kurgu sayesinde kesintisiz şekilde birbirine akar. (Resim 11)

Kolumba Müzesi (Köln, 2007) de Zumthor’un bu kategoriye giren yapılarındandır. Kutular hem ikincil hem de birincil mekânlar olarak yer alır; asansör, vestiyer, tuvalet gibi ikincil işlevli hizmet mekânları ve okuma odası olarak işlevlendirildikleri gibi, Bilgin’in “dar iç dünyalar”(26) olarak tarif ettiği, Zumthor’un “kabin” (Kabinett) adını verdiği, yapay ışık kontrollü sergi mekânları olarak da kullanılır. Kabinler, müzenin ana katının merkezinde, bir İtalyan Ortaçağ meydanı misali çarpık açılı büyük alanın etrafını üç yönden saran mekân-çiftlerinin parçalarından biridir. (Resim 12) Her mekân-çifti dikdörtgen planlı, basık, loş “kabin”den ve kare planlı, ferah, aydınlık “kule”den oluşur. (27) Kabinler ile orta alanın zemini arasındaki yaklaşık 4-5 cm’lik kot farkı, bu mekânların kutu özelliğini vurgular.

Zumthor mimarlığında kutuların yapının çeperlerinden bağımsız konumlanarak mekân kurgusunu ve düzenini belirlediği örneklerden başlıcası Vals Kaplıcası’dır (Graubünden, 1996). Burada birincil mekân olarak kabul edilebilecek iki büyük havuzun etrafında konumlanan kutular, ikincil mekânlar olarak ısısı, kokusu veya akustiği ile özelleştirilmiş küçük havuzları veya dinlenme mekânlarını; en gerideki kutular ise servis işlevlerini içerir. Plan olarak farklı boyutlara sahip olan kutuların yerleştiriliş şekli hem birincil mekânların sınırlarını belirler hem de bunları birbirine bağlayan dolaşım alanlarını tanımlar. (Resim 13) Kutular ile birincil mekânlar arasındaki fark, zeminde malzeme değişikliği ve kot farkıyla desteklenir.

Bregenzwald Atölye Evi’nde (Andelsbuch, 2013) ise Zumthor’un uzun ince dikdörtgen planın içine yerleştirdiği ve tuvalet, asansör, merdiven gibi ikincil işlevler yüklediği kutular, geriye kalan büyük birincil mekânı, sınırları belirgin olmadan, kabaca üç parçaya ayırarak organize eder.(28) (Resim 14)

Yapı Kabuğunun İçine Yerleşen Kutu

Zumthor mimarlığında kutu fikrinin hacimsel olarak ele alınarak, çevresinin bir kabukla sarıldığı örneklere de rastlanır. Bregenz Sanat Evi’nde (1997) sergileme mekânlarını oluşturan katların her biri, Bilgin’in tabiriyle “havada asılı durarak”(29) birbirine değmeden üstüste dizilmiştir. Doğal ışık alabilmek için her katın üzeri, bir üstündekiyle arasında yaklaşık 2,5 metre kalacak şekilde buzlu camla örtülüdür. Böylece, binanın bütünüyle buzlu camdan oluşan dış cidarının içinde, her kat kendi içine kapanan bir kutuya dönüşür. (Resim 15) Ancak dış cidar ile kutular arasında mesafe olmaması, ziyaretçiye kutuların binanın içinde asılı durduklarını algılatmaz.

Laban Hareket ve Dans Merkezi’nde (Londra, 1997) ise kutular hem planda hem de kesitte dış cidardan kopartılarak bağımsızlaştırılmıştır. Zumthor’un “şeffaf bir zarla sarılmış, mekân-kaplarından (Raumgefäss), platformlardan ve aramekânlardan oluşan bir heykel”(30) olarak tariff ettiği projede, birincil ve ikincil mekânları tanımlayan çeşitli boyut ve büyüklüklerdeki kutular adeta dans eder gibi farklı yön ve konumlarda üstüste istiflenerek, her parçanın kendini okuttuğu heykelsi bir iç mekân yaratılır. (Resim 16)

SONUÇ

Boyut olarak en küçük, işlev olarak programı en aza indirgenmiş Aziz Klaus Şapeli’nden yola çıkarak Zumthor mimarlığının geneline bakıldığında, kutu fikri sadece tek mekânlı küçük projelerin değil, geniş programlı örneklerin de mekân kurgusunda ve düzeninde ortaya çıkan en bariz olgulardan biridir.

Kutu mantığı başat yapı kurucu öge olabildiği gibi, yapının kurgusunu düzenleyen öge olarak da kullanılmıştır. İkinci tip örneklerde, kutulaştırılan mekân genellikle ikincil işlevlerle yüklenir, ancak zaman zaman da (örneğin Kolumba Müzesi’ndeki kabinler ve Vals Kaplıcası’ndaki küçük havuzlar gibi) o binadaki birincil işlevlerle örtüşen işlevlere sahip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, Zumthor mimarlığında anlamsal olarak kutular ile birincil mekânlar arasında hiyerarşik bir ayrım görülmez. Hatta kutu kentsel / kırsal bağlamda boşluğun içinde, yapı bağlamında ise birincil mekânların içerisinde özellikle vurgulanmak istenen “şey”dir adeta. Kutular ile diğer mekânlar arasında kurulan karşıtlıkta dikkat; malzeme, kot ve ışık yoluyla dışa kapalılık / içe dönüklük yaratılarak sınırları ve etkisi vurgulanan kutularda yoğunlaşır. Zumthor kutular yoluyla mimarlığında, başka şeylerin işaretleri olarak işlev gördükleri için kimsenin tam olarak anlamadığı işaretlerle ve bilgilerle dolu dünyada, zedelenmiş olmalarına ve kimsenin onları görmemesine rağmen kendisinin hâlâ varolduğuna inandığı “saklı gerçek şeyleri”(31) ortaya çıkarmaya çalışıyor gibidir.

NOTLAR

1. Zumthor, Peter, 2006, Atmosphären, Birkhaeuser, Basel, s.55.

2. Atalay Franck, Oya, 2001, “Peter Zumthor: Duyular için Mimarlık”, Arredamento Mimarlık, Nisan, sayı: 135, ss.45.

3. Bilgin, İhsan, 2001, “Maddenin Yoğunluğu”, Arredamento Mimarlık, Nisan, Sayı: 135, ss.59-68.

4. Bilgin, 2001, ss.59-68.

5. “Radikale Männer machen mir Angst” www.art-magazin.de/architektur/25743/peter_zumthor_interview [Erişim: 16.12.2014]

6. Durisch, Thomas, 2014c, Peter Zumthor 1998-2001 Bauten und Projekte Band 3, Scheidegger & Spiess, Zürih, s.122.

7. Zumthor, 2006, s.45.

8. Signer, David, 2009, ““Projekte machen, die Moden überleben”: in der neuen Architektur vermisst Peter Zumthor oft die durch Licht und Schatten erzeugte schöne Atmosphäre”, Du: die Zeitschrift der Kultur, sayı:796, s.50.

9. Karşıtlık, Zumthor’un, yapılarının atmosferlerini üretmeye çalışırken onu sürüklediğini keşfettiği dokuz şey arasında yedinci sırada saydığı “İç ile dış arasındaki gerilim”ile paraleldir. (Zumthor, 2006, ss.45-49)

10. Türk Dil Kurumu Sözlüğü “kutu”yu “İnce tahta, mukavva, teneke, plastik ve benzerinden yapılmış, genellikle kapaklı kap” olarak tanımlar. Aynı sözlükte “kap”ın anlamlarından bazıları ise “1. İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne.” ve “3. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb.” olarak verilir. Bkz. www.tdk.gov.tr [Erişim: 19.01.2016]

11. “Kutu”nun İngilizcesi box, “An area or space enclosed within straight lines (Düz çizgilerle çevrilmiş bir alan ya da mekân)” ve “An area of a public place, such as a courtroom or stadium, marked off and restricted for use by persons performing a specific function (Bir mahkeme veya stadyum gibi bir kamusal alanda belirli bir işlevi gerçekleştirecek kişilerin kullanımı için sınırları çizilmiş ve ayrılmış alan)” anlamlarına gelir. Bkz. www.thefreedictionary.com/box [Erişim: 19.01.2016] Box’un anlamlarından bir diğeri ise şe şekildedir: “small hut or shelter (küçük kulübe veya korunak)”. Bkz. Hornby, Albert Sidney, 1987, Oxford Advanced Learner’s Dictionary of Current English, Oxford University Press, Oxford.

12. Zumthor, Peter, 2010, Architektur Denken, Birkhaeuser, Basel, s.12.

13. Zumthor, 2006, s.37.

14. Chang, Amos Ih Tiao, 1981, The Tao of Architecture, Princeton University Press, Princeton-New Jersey ss.7-8.

15. Aristoteles, 2001, Fizik, (çev.) Saffet Babür, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, ss.141-155.

16. Heidegger, Martin, 2000, “Das Ding”, Gesamtausgabe, I. Abteilung: Veröffentlichte Schriften 1910-1976, Band 7: Vorträge und Aufsätze, Vittorio Klostermann GmbH, Frankfurt am Main, ss.165-187.

17. Ching, Francis D. K., 1996, Architecture: Form, Space, & Order, Van Nostrand Reinhold, New York, s.180.

18. Ching, 1996 s.180.

19. Durisch, 2014c, s.12.

20. Zumthor bu proje ile şapel arasındaki ilişkinin farkında olmadığını; bu duruma dikkat çekenin, bu projeyi ona teklif etmiş olan Brigitte Labs-Ehlert olduğunu belirtir. Zumthor ayrıca, şapel için doğru iç mekânı bulmasının yıllarca onu meşgul ettiğini ve zaman içerisinde tasarımın basitleşip netleştiğini vurgular. (Durisch, 2014c, s.121)

21. Durisch, Thomas, 2014a, Peter Zumthor 1985-1989 Bauten und Projekte Band 1, Scheidegger & Spiess, Zürih, s.63.

22. Durisch, Thomas, 2014b, Peter Zumthor 1990-1997 Bauten und Projekte Band 2, Scheidegger & Spiess, Zürih, s.109.

23. Wessely, Heide, 2001, “‘Ich baue aus der Erfahrung der Welt’ – ein Gespräch mit Peter Zumthor”, Detail, cilt:41, sayı:1, s.20.

24. Durisch, 2014b, s.84

25. Zumthor, bu yapının mekân kurgusunda, daha önce farklı konut projelerinin tasarım sürecinde denediği “kapalı bloklar ve açık şekilde birbirinin içine akan oyuk mekânlardan kurulu kompoziyon prensibi”nin yarattığı mekân duygusundan izlerin bulunduğunu belirtir. (Durisch 2014c, s.34)

26. Bilgin, İhsan, 2009, “Zumthor’un Vaadi”, Betonart, Yaz, sayı: 23, s.16.

27. Bilgin’e göre kabinler, geniş orta alan ile, dört metre civarındaki bir seviyeden aydınlandıkları için olduklarından daha da yüksek duran kuleler arasına sıkıştıkları için daha da basıklaşıp küçülür. (Bilgin, 2009, s.16)

28. Zumthor bu binasını anlatırken; ikincil işlevli mekanları içeren oyuk kütlelerin planı birbirinin içine akan parçalara böldüğünü belirtir. (Durisch, 2014e, s.35)

29. Bilgin, 2001, s.63.

30. Durisch, 2014b, s.92.

31. Zumthor’un metninin özgün hali şöyledir: “Dünya, şeyler için orada olan ama bunlar da son tahlilde tekrar başka şeylerin işaretleri olarak işlev gördükleri için kimsenin bütünüyle idrak edemediği işaretlerle ve bilgilerle doludur. Gerçek şey saklı kalır. Kimse onu göremez. Yine de ben, her ne kadar zedelenmiş olsalar da, hala gerçek şeylerin var olduğuna inanıyorum.” (Zumthor, 2010, s.16)

 

Bu icerik 831 defa görüntülenmiştir.