398
KASIM-ARALIK
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Komşum Bienal
    Sevince Bayrak, Yrd. Doç. Dr., MEF Üniversitesi Mimarlık Bölümü, SO? Mimarlık ve Fikriyat

  • Kent Belleğinin Canlandırılması: Samsun Kent Müzesi
    Fatih Us, Yrd. Doç. Dr, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mimarlık Bölümü
    Hayal Meriç, Yrd. Doç. Dr, İstanbul Arel Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü
    Giorgi Tsanatskenishvili, Doç.Dr.,Gürcistan Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Mekânı Tüketmek: Bodrum Kalesi’nin Son Kalebendi

Mustafa Suphi Alp, Mimar, Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği Üyesi, Mimarlar Odası Muğla Şubesi Denetleme Komisyonu Üyesi

“Kasabanın ay biçimindeki iki limanı kollarını Ar- Şipel’e (Ege’ye) ve Sporad Adalarına doğru açmışlardır. Bu iki ayın birbirine dokunduğu yerde denize doğru fırlamış bir yarımada vardır ki, kale de onun üzerindedir. Bu iki limanın ardına, güneşle yanmış, yer yer kuraklıkla kavrulmuş, ağırbaşlı bir dizi dağ, eteğine doğru geniş bir anfitiyatro teşkil ediyor.”

                                                                                               Halikarnas Balıkçısı

Tutkulu şarkıların, kışın kurulan hayallerin, tarihin babası Herodot’un, Neyzen Tevfik’in, aşkların kenti Bodrum ve kentin vazgeçilmezi olan Bodrum Kalesi için bugün tehlike çanları çalıyor. Neden mi? Çünkü “Muğla Bodrum Kalesi Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon, Teşhir Tanzim ve Mühendislik Projeleri Yapımı İşi” adlı proje Bodrum Kalesi’nin geleceği konusunda akıllarda ciddi anlamda soru işaretlerine yol açıyor. Öncelikle proje süreci ile ilgili bilgi vermek gerekirse: 2014 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlatılan proje, önce basit onarım izinleri ile Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun (MKVKBK) görüşleri alınarak başladıktan sonra “olgunlaşarak” en son hali ile proje aşaması “tamamlanmış”, MKVKBK’dan izinleri alınmış ve 1 Ekim 2017 itibariyle Bodrum Kalesi ziyarete kapatılmıştır. Kalenin zaman içinde yıpranması ve müze olarak kullanımından kaynaklı sorunların ve ihtiyaçların giderilmesi adı altında yürütülen bu sürecin sonucunda, tarihî kalenin ve bu kaleye hayat veren tüm canlıların, aslında habitatın zarar görmesi sözkonusudur. Anıt eser niteliğindeki Bodrum Kalesi için önerilen proje üç ana bölümden oluşmaktadır:

  1. Anıt eser niteliğindeki kalenin restorasyonu, bakımı, iyileştirilmesi;
  2. Kale içindeki, kale ile özdeşleşmiş sualtı arkeoloji müzesi binalarının yıkımı;
  3. Yıkılan müze yapıları ile aynı işlevi gören yeni müze yapıların inşası.

Bu proje kapsamında Bodrum Kalesi’nin geleceğine ilişkin duyulan tedirginliklere geçmeden önce, Kale’nin neden bu kadar kıymetli olduğu ve küresel bir kent olan Bodrum’daki turizm endüstrisinin içindeki yerinin kısaca tanıtılması önem taşımaktadır. Bodrum ilçesi, Güney Ege kıyılarında, kuzeyde Güllük Körfezi ile güneyde Gökova Körfezi arasında uzanan ve aynı adı taşıyan yarımadanın güneyinde bulunan koy ve etrafında kurulmuştur. Yaklaşık 5000 yıllık geçmişe sahip olan ilçe, kuruluşundan bu yana her zaman önemli bir yer olma özelliğini korumuştur.(1) Bu kadar önemli bir konuma sahip olmasının başlıca nedenleri, kentin denizden ve karadan gelecek saldırılara karşı son derece korunaklı bir yerleşim alanında kurulması, önemli denizyollarının kentin kıyılarından geçmesinden kaynaklanmaktadır.

Küçük bir süngerci limanı olan Bodrum’da, 1960 yıllarından sonra pansiyonculuk ve mavi yolculuklarla konaklama talebi artmış, 1970’lerde de turizm politikaları bünyesinde ikinci konut talebiyle beraber nüfusta hareketlenme başlamıştır. 1980 sonrası ülkenin ekonomik yapısında meydana gelen gelişmeler ve turizm teşviklerinin sağladığı nüfus ve işgücü hareketliliği, Bodrum Yarımadası’nı da doğrudan etkilemiştir.(2) 1982 yılında ise Turizm Teşvik Kanunu’nun da etkisiyle Bodrum’un turistik bir belde olarak tanıtılması, Dalaman Havaalanı’nın açılmasıyla ilçeye hava ulaşımının sağlanması, kara ulaşım ağının güçlenmesi ve 1991 yılında Bodrum Koruma Amaçlı İmar Planı’nın yapılması kenti hızlı bir gelişme sürecine sokmuştur.

Bozyer’in de özellikle dikkat çektiği gibi, turizm potansiyeli, coğrafi özgüllüğü ve ziyaretçilerinin sınıfsallığı ile Bodrum, diğer emsallerinden farklı özellikler göstermektedir. Turistik yönü Bodrum’un yatırım ağını genişletmiş, insan sermayesi ve uluslararasına açık vizyon Bodrum’u şekillendirmiş ve onu “sahil kasabası” konumundan “turizm kenti”ne dönüştürmüştür.(3)

Bodrum son yıllarda ise küresel sermaye içerisinde yer alarak turizm kenti olmasının yanı sıra küresel bir kent olma yoluna da girmiştir. Bir kentin küresel kent olması ise kentin coğrafyası ve tarihine bağlıdır. Londra, New York ve Tokyo gibi kentler geçmişte ve gelecekte dünya hegemonyası kurmuş devletlerin hâkim merkezleridir ve liman kenti olmaları da tarihte önemli rol oynamıştır.(4) Bu bakımdan küresel kentler, hem turizm sektörünün gelişimini sağlayan hem de kamu ve özel sektörün rekabet gücünü artıran sermayenin doğrudan dolaşıma girmesine hizmet etmektedirler.(5) Bu bağlamda mal ve hizmet üreterek uluslararası piyasalarda pazarlayabilen, sermayeyi ve yatırımları çekebilen, iş, kültür ve turizm anlamında cazibesi olan kentler olarak ifade edilmektedir.(6) Havayolu, karayolu, deniz yolu ulaşım ağlarının merkezinde yer alan küresel kentlerde, iş ve hizmet faaliyetleri yoğunlaşmaktadır. Sözkonusu kentler, yerleşme alanı olmaktan çıkıp, bir hizmet merkezi haline dönüşmektedir.(7) Bodrum Kalesi tam da bu noktada küresel turizm kenti olma özelliği gösteren kentin vazgeçilmezidir. Bu adeta kentle bütünleşen mimari yapı, sıradan bir mekân olmanın çok daha fazlasını içermektedir. Öyle ki mekânın yerden ayrı konumlandırması gerçeği burada bir kez daha önem kazanmaktadır. Yer ile mekân sık sık aynı anlamda kullanılan iki kavramdır. Ancak, yer fiziksel bir boyut olmaktan öteye gidemezken, mekân o yerdeki insanların sosyal ilişki ağıyla dolaşıma girmesinin yanı sıra habitatı da kapsayan geniş bir yelpazede incelenmesini gerekli kılmaktadır. Böylelikle mekân pür bir yer olmanın ötesine geçer.

Kalenin ünlü kalebendi Halikarnas Balıkçısı Mavi Sürgün’de Bodrum’daki ilk evini bu bütünlükle tasvirler: “Kutu gibi beyaz badanalı bir evdi burası. Alt katta iki, üst katta iki odası vardı. Her katın birer odası iki penceresiyle denize, birer odası da yine iki penceresiyle karaya, yani sokağa bakıyordu. Evin solunda, bir avlusu vardı. Sokaktan avluya, avludan da eve giriliyordu. Avlunun tabanı kayrak taşlarıyla döşeliydi. Sokağa açılan kapısının tam karşısında denize açılan bir kapısı daha vardı. Evin avluya açılan kapısının yanı başında, bel boyu duvar bilezikle çevrili, bir de kuyusu vardı. Kuyudan avlunun sokak kapısına kadar bir metre yükseklikte, duvarla ev duvarı arasında toprak doldurulmuştu. O topraktan bacak kalınlığında bir asma, avluyu örten çardağı zümrüt yapraklarla kapladıktan başka, bir koluyla evin köşesini dolanarak sokağa çıkıyor ve evin üst kattaki bir balkonunu sardıktan sonra da çınara karışıyordu. Ben yirmi beş kuruş vermeye utandım. ‘O kadardır!’ dediler. Altı aylığı birden verdim. Ev sahibi iki anahtar sundu bana. Biri avlu, öteki ev kapısınınmış. Avlunun denize açılan kapısının anahtarı yoktu; oturduğum sürece anahtarları hiç kullanmadım. Kapıları açık bırakıyordum. Zaten Bodrum, kilitsiz, anahtarsız bir yerdi. Ne hırsız, ne de hırsızlık vardı burada.”

Projeye ilişkin tedirginlik yaratan konulara gelirsek… Projenin yapılış sürecinin son ana kadar kamuoyundan hatta Bodrum Belediyesi’nden bile gizlenmesi ve projenin sunumlarında çelişkili ifadeler gözlemlenmesi nedeniyle Kale’nin geleceğine ilişkin Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği süreci büyük bir kaygıyla takip etmektedir. Konuyu maddeler halinde özetlersek:

  • Bugün anıt eser ve Bodrum’un simgesi durumundaki Bodrum Kalesi için hazırlanan proje kapsamında Müze’nin Kale içinde gelişme olanağı olmadan tutulmaya çalışması;
  • Devam eden kazının ve olası yeni kazıların ürünlerini sergilemeye açık olmayan, kompakt bir sergi çözümü üreterek yapının adeta zorlanması;
  • Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 658 ve 660 sayılı ilke kararlarına aykırı bir şekilde “yeni yapı” yapılarak bu durumun fiili olarak ileride örnek (emsal) olarak kullanılmaya çalışılabileceği;
  • Bodrum kent kimliğinin en önemli simgesi Bodrum Kalesi silüetinin, kent belleğinin oluşumunda en önemli deneyimleme noktaları olan kentin ana yaklaşım noktalarından irdelenmediği açıkça belli bu projeyle tehdit altında olması,
  • Bodrum Kalesi’nin avlusunda bulunan ağaçların kaleye zarar vermesi savıyla kaldırılmasının ardından yerine yapılması planlanan endüstriyel malzemelerle kaplı “yeni yapı”lar ile Bodrum Kalesi’nin silüetinin bozulaması;
  • Projedeki “yeni yapı”ların Kale’nin özgün dokusunun önüne geçen ve uyumsuz bir mimari dil ve kütlesel ilişkisizlikle yorumlanması;
  • 2016 yılından itibaren UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunan Bodrum Kalesi için hazırlanan bu projenin, 2863 sayılı yasanın Ek 2 maddesinde konuyla ilgili ulusal mevzuata giren ve yönetmeliği de bulunan “Alan Yönetimi” konusu irdelenmeden uygulanmaya başlanması;
  • Adaylığı tehlikeye girecek olan Bodrum Kalesi’nin 1 Ekim 2017 tarihi itibariyle kapatılması.

Bodrum Kalesi’nin ve bölgenin tarihine son bir kez bakarsak… Vitruvius, Halikarnas Balıkçısı’ndan yaklaşık 2000 yıl önce “Halikarnassos bir tiyatroya benzer” sözleriyle Bodrum’u benzer bir benzetmeyle anlatır. Vitrivius, Halikarnassos’dan ve bugünkü Bodrum Kalesi'nin bulunduğu yerde tariflediği Maussolos’un Sarayı’ndan bahseder. Maussollos, Pers İmparatorluğu’nun en batı ucunu güvenlik altına almak amacıyla donanmasını idare edecek bir limana ihtiyacı olduğu için, MÖ 370 yılında başkentini Mylasa’dan Halikarnassos’a taşır. Maussollos’un kenti korumak amacıyla yaptırdığı sur duvarları, limanın etrafında anfitiyatro şeklinde yayılan şehri çepeçevre kuşatır. Önceleri bir ada iken sonradan anakaraya bağlanan ve “batı rüzgârı” anlamına gelen “Zephyria”da kurulmuş olan Kraliyet Sarayı, tüm şehri kontrol edecek şekilde konumlanır.(8) Halikarnas Balıkçısı’nın tekrar hayat verdiği kentin ortasındaki bir yarımada üzerine kurulmuş olan ve tarihi MÖ 4. yüzyıla kadar uzanan Bodrum Kalesi’nin ömrünün sonlandırılmaya çalışılması, kabul edilemez bir yaklaşımdır. Hele ki 2016 yılında UNESCO’nun “Korunması Gerekli Kültür Varlıkları” listesine aday olarak seçilmişken yapının geleceğini düşünmek elzemdir. Öyle ki bu projenin uygulanması sonucunda Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nin ve Bodrum Kalesi’nin özgünlüğünü kaybetmesi ile karşı karşıya kalınacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı günümüzde emanetçisi olduğu Bodrum Kalesi’ne gereken özeni göstermemiştir. Öyle ki Bodrum Kalesi bunca yıldır aksamış bakım onarım çalışmalarının yapılması bahane edilerek içerisinde bulunan mekânlar, etrafındaki boşluklar, yaşam alanları, sergilerinde ve yeraltında bulunan “batı rüzgârı” ile beraber kendi son kalebendi ilan edilmiştir.

Akılların kaldığı Bodrum’un vazgeçil(e)mez simgesi hafifsenmeye, değersizleştirilmeye ve yok sanmaya terk edilmiştir. Son kertede tüketilmeye çalışılan mekânın şu anki içinde bulunduğu duruma dur diyebilmek adına hiçbir şekilde bir inşaat sahası olmayan Bodrum Kalesi sahiplenilmeli ve kapatılmamalıdır!

Arkeologlar eserlerin tozunu almayı bırakmalıdır!

Mimarlar T cetvellerini, kentin tersanecileri geleneklerini korumalıdır!

Turizmciler ise, misafirlerine verdikleri sözlerini tutmalıdır!

Ve Bodrumlular inletmelidir Kale’nin surlarını “Merhaba!” diye

 

* Yazı Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği adına kaleme alınmıştır.

* Görseller Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği’nin 16.08.2017 tarihli basın açıklamasından alınmıştır. (“Bodrum Kalesi için Hazırlatılmış Olan Restorasyon ve Müze Projesine Dair Basın Açıklaması”, www.bodrummimarlarodasi.org.tr/b/index.php [Erişim: 10.10.2017]) Görsellerde kullanılan altlık projeler MKVKBK’nın 12.12.2014 tarih ve 2989 sayılı 12.08.2015 tarih ve 3528 sayılı, 19.08.2016 tarih ve 4574 sayılı, 22.12.2016 tarih ve 4990 sayılı karar ekleridir.

KAYNAKLAR

Ashworth, G.; Page, S. J., 2011, “Urban Tourism Research: Recent Progess and Current Paradoxes”, Tourism Management, cilt:32, sayı:1, ss.1-15.

Bozyer, Ü., 2008, Kent Dokusunun Oluşmasında Turizmin Etkisi “Bodrum Örneği”, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ege Üniversitesi FBE, İzmir.

Gezici, F.; Gül, A.Y.; Alkay, E., 2006, “Kıyı Alanları Turizm Planlamasında Sürdürülebilir Turizm Kriterlerinin Alternatif Gelişme Modelleri ile Sınanması: Bodrum Yarımadası Örneği”, İTÜ Araştırma Fonu Projesi, İstanbul.

Gündüzalp, N., 1998, “Kültürel Çevre ve Bodrum Yarımadasındaki İlk Yerleşmeler”, Bodrum Yarımadası Çevre Sorunları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, (ed.) A.Filibeli, A. Bayram, D. Dölgen, T. Elbir, 1.Cilt, 15-19 Şubat 1998, Bodrum, İzmir.

Kaypak, Ş., 2013, “Küreselleşme Sürecinde Kentlerin Markalaşması ve ‘Marka Kentler’”, C. Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, cilt:14, sayı:1, ss.335-355.

Keyder, Ç.; E. Özveren; D. Quataert, 1993, “Port-Cities of the Eastern Mediterranean 1800-1914”, Review, cilt:16, sayı:4, ss.387-562.

Kılınçaslan, İ., 2010, Kent Ekonomisi, Ninova Yayınları, İstanbul.

NOTLAR

1. Gündüzalp, 1998, s.207.

2. Gezici; Gül; Alkay, 2006, s.31.

3. Bozyer, 2008, s.116.

4. Keyder; Özveren; Quataert, 1993, ss.96-97.

5. Ashworth; Page, 2011.

6. Kaypak, 2013.

7. Kılınçaslan, 2010.

8. Prof. Dr. Poul Pedersen’in Herodot 3. Yaş Akademisi’nin davetlisi olarak katıldığı ve 12 Kasım 2014 tarihinde Bodrum Karia Princess Oteli’nde verdiği konferans metni esas alınarak hazırlanmıştır.

Bu icerik 836 defa görüntülenmiştir.