398
KASIM-ARALIK
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Komşum Bienal
    Sevince Bayrak, Yrd. Doç. Dr., MEF Üniversitesi Mimarlık Bölümü, SO? Mimarlık ve Fikriyat

  • Kent Belleğinin Canlandırılması: Samsun Kent Müzesi
    Fatih Us, Yrd. Doç. Dr, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mimarlık Bölümü
    Hayal Meriç, Yrd. Doç. Dr, İstanbul Arel Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü
    Giorgi Tsanatskenishvili, Doç.Dr.,Gürcistan Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Ve Selim İlkin’e de Veda Ettik

İlhan Tekeli, Prof. Dr., ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Pasaportuma baktım. Benim Selim İlkin’le ilk tanışmam 7 Şubat 1965’te Lahey’de gerçekleşmiş. O yıllarda Selim eğitimini Hollanda’da geliştiriyordu. Arkadaşı E. İnanç’la birlikte de Türkiye’nin Birinci Beş Yıllık Plan deneyimini dünyaya tanıtacak bir kitabın editörlüğünü yapıyordu. Ben de Zonguldak Bölgesi Ön Planı’nı tamamlamış, bölge planı konusunda eğitimimi ilerletmek için Boston’a giderken, yolculuğumu bir geceyi Lahey’de kalmamı sağlayacak şekilde düzenlemiştim. Bizim bu şehirde biraraya gelmemizi ikimizin de dostu Sudi İlkorur sağlamıştı. O gece ben Selim’in editörlüğünü yaptığı Planning in Turkey isimli kitaba Türkiye’de bölge planlamanın durumu hakkında bir yazı yazmaya söz verdim. Böyle, Selim’le bir işbirliği yapmak için başlayan ilişkimiz, 2 Ekim 2017 onun kaybına kadar 52 yıl gelişerek sürdü.

Bir kitabın oluşması için başlayan işbirliğimiz kısa bir sürede sıkı bir dostluğa dönüştü. Evlerimizi, yazlıklarımızı, aynı yerlerde yaptırdık. Her birimiz kütüphanelerimizi geliştirirken ötekimizin kütüphanesinde o kitabın bulunup bulunmadığını düşündük. Yaşamlarımız birbirine kaynaştı. Kütüphanemdeki kitaplara baktım 17 kitapta ikimizin adı birlikte bulunuyor. Bu kitaplar Cumhuriyetin ilk yıllarının siyasal ve iktisat tarihini anlamaya, açıklamaya çalışıyor. Türkiye’nin akademik yaşamında bu kadar uzun süren birliktelik nadir görülen bir durumdur. Bu nedenle, zaman içinde siz bu birliktelik başarısını nasıl sağlıyorsunuz diye sık sık sormaya başladılar. Kanımca bunun yanıtı, araştırmalarının konularının seçiminde samimi bir merakın bulunması, araştırmaların hiçbirinin terfi amaçlı olarak yapılmamış olması, dolayısıyla bir zaman baskısı altında bulunmaması, sonuç almak için iki tarafın da, kapasitelerine uygun olarak en büyük gayreti göstermesi, ortaya çıkan ürünün pazarlanması konusunda tarafların özel bir gayret göstermemeleri, gibi saptamalarda bulunabilir.

Bizim sosyal bilim araştırma alanına girdiğimiz, 1960’lı yıllarda arşivler önemli ölçüde kapalı ve kütüphanelerin kapasiteleri çok sınırlıydı. Bizim gibi Cumhuriyet tarihi çalışanların karşılaştıkları zorluklar çok fazlaydı. Bu nedenle Selim’le ben araştırma yaptığımız konularda önce kütüphanelerimizi zenginleştiriyor, belli bir birikimi sağladıktan sonra yazmaya girişiyorduk. Bu zenginleşmeyi sağlayabilmek için toplum içinde geniş bir ilişki ağını kurmanız gerektiriyordu. Muhtemelen Selim’in ilişki ağı Ankara’daki en gelişmiş ağ idi. Bu ağda, eski kitapçılar, önemli kurumların kütüphanecileri, eski bürokratlar, siyasetin üst kademelerinde yer alanlar, çok değişik alanlardaki sosyal bilimciler bulunuyordu. Selim’in ilişki ağı kendi yaşam tercihlerinin gerektirdiği, iyi yemek yenilen yerlerini, kilimcileri, sanat galerini ve benzerlerini de içeriyordu. Yaşamı ve araştırmasının şekillenmesinde Selim’in bu ilişkiler ağını sürekli canlı tutmasının payı çok yüksekti. Bu ağı canlı tutmak için bir yandan bu ağın üyelerini fırsat bulduğunda ziyaret ediyor hem de bu kişinin ilgisini çekeceğini düşündüğü bir bilgiye, dokümana ulaştığında onu ulaştırıyordu. Tabii bu çok yapıcı ilişki biçimi toplumda sevenlerini hızla çoğaltıyordu. Tabii bu ağı canlı tutmak çok zaman alıyordu. Selim bir yere gittiğinde kısa bir süre kalıyor. Hemen başka bir yere doğru harekete geçiyordu. Toplum da her an kıpır kıpır olan bir Selim’e çok alışılmıştı.

Bundan on yıl kadar önce hastalıklara yakalanan Selim’in kıpır, kıpırlığı yok oldu. Selim’in ilişkiler ağı sonunda sessiz kaldı. 4 Ekim’de ise onu sonsuzluğa uğurladık. Sevenlerinin başı sağolsun.

Bu icerik 424 defa görüntülenmiştir.