MİMARLIK
384
TEMMUZ-AĞUSTOS 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
TEMA[S]

Bir Taşla Birkaç Kuş Vurmak: Atelier-3 ve Deprem Üzerine Düşündürdükleri

Elifnaz Durusoy, Arş. Gör., YTÜ, Mimarlık Bölümü

25 Nisan 2015 tarihinde Nepal’in başkenti Katmandu’da 7,8 şiddetinde gerçekleşen sarsıntı deprem konusunu bir kez daha gündeme getirdi! Yazılı ve görsel medya halen Nepal’den gelen acı dolu hikâyeler, toz bulutuna dönmüş yapı adaları, moloz yığınları, harap binalar, endişeli ve bir o kadar da şaşkın insan manzaralarıyla dolup taşıyor. Dünyanın dört bir yanından gönüllü ekipler Nepal’e yardıma koşuyor. Kurtarma ve koruma çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Bahsi geçen çalışmalar kapsamında (belki de biz mimarlar ve plancılar için en önemli alt başlık olarak) yaşamın devam etmesini sağlayacak ve gerçekleşmesi olası yeni bir sarsıntının ardından barınma ihtiyacını karşılayacak yeni yapılar tasarlanıyor.

Bu noktada hatırlanıp altı çizilmesi gerekli örneklerden biri Atelier-3 ofisinin kurucusu Tayvan’lı mimar Hsieh Ying-chun tarafından hayat bulmuş bir deprem sonrası yapılaşma hikâyesi! Hikâye, Ying-chun’un 1999 yılında binlerce kişinin ölümü ile sonuçlanan büyük Tayvan depremi sonrasında ofisini kentin kırsalına taşıması ve depremde hasar görmüş bölgeler için mevcuttan tamamen farklı, uzun ömürlü ve ekolojik bir mimari öngörüsü üzerine temelleniyor. Geliştirilen düşüncelerin uygulamasına “Yeni Okul Hareketi” adı verilen, ana fikir olarak bahsi geçen deprem sırasında yıkılmış eğitim yapılarının yeniden inşa edildiği etap ile başlanıyor. “Kendin Yap” (Do It Yourself) düşüncesi ile yola çıkan bu proje, geçmiş kültürler tarafından yaygın olarak kullanılan yapım teknikleri ve malzemeleri tekrar değerlendirerek deprem sonrası inşaat maliyetini döneminin herhangi bir yeni yapısına kıyasla % 25-30 oranında düşürüyor. Özel bir araç, bilgi ve malzeme gerektirmemesi sebebiyle ise ortaya her anlamda “açık” bir mimari koyuyor. Bu sayede bölgede hâkim olan geleneksel teknikleri günümüz teknolojisiyle harmanlayarak deyim yerindeyse “bambu” ile “beton”u başarılı bir şekilde buluşturuyor! Yeniden canlandırma hikayesi tüm bunları gerçekleştirmek için katılımcı bir model öneriyor. Öyle ki, yerel halkı deprem sonrası inşaat çalışmalarına aktif bir şekilde dâhil etmek amacı güden Ying-chun ve Atelier-3 ekibi, projenin uygulama aşamasını kentin temel geçim kaynağı olan tarımsal aktivitenin en düşük olduğu dönemlerde hızlandırıyor, aktif olduğunda ise neredeyse durduruyor.

2004 yılında Sichuan’da meydana gelen depremden hemen sonra yine aynı ekip tarafından bu defa Çin’de yürütülen çalışma, büyük bir bölümü 1. derece deprem bölgesi olan ülkemiz için de neden böyle bir arayışa gidilmesin ki diye düşündürüyor! Hatta halihazırda elle tutulur bir hazırlık süreci ile desteklenmeyen fakat korkulan İstanbul depreminin farkındalığıyla yaşadığımız şu günlerde akıllarda bir soru işareti oluşturuyor: Neden biz de Atelier-3’ün geleneksel yapım tekniklerini çağdaş tasarım ve teknolojiyle harmanlayarak kültürel değerleri yeniden tanımladığı gibi bir alternatif üretmeyelim? Yerel iş gücünü sosyal ve ekonomik bir avantaj olarak kullanarak yapacağımız yeni yapıları deprem sonrası barınma imkanı olarak sunmayalım? Neden biz de bir taşla birkaç kuş vurmayalım!

Bu icerik 1140 defa görüntülenmiştir.