MİMARLIK
384
TEMMUZ-AĞUSTOS 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KAMUSAL MEKÂN

İç ve Dış Arasında Mekânsal ve Toplumsal Bir Karşılaşma Durumu Olarak “Kentsel İç Mekân”

Özge Cordan, Öğr. Gör. Dr., İTÜ, İç Mimarlık Bölümü
Şule Çolak, Endüstriyel Tasarımcı

Kent mekânları için yeni çözümler arayan araştırmacıların ve akademisyenlerin tartışmaya açtığı “kentsel iç mekân”, kamusal olan kent ile özel alanı tarifleyen iç mekân arasındaki geçiş mekânlarına karşılık geliyor. İç / dış, bireysel / toplumsal, özel / kamusal, formel / enformel, geçici / kalıcı, fiziksel / algısal gibi kavramların arakesitindeki bu etkileşimli alanları inceleyen yazarlar, Türkiye ve dünyadan farklı uygulamaları ele alıyorlar.

Küreselleşmenin bir getirisi olarak kent içinde yaşam sorunu, yaşam aktiviteleri sokaklara taştıkça kritik bir hal almaktadır. Yemek yeme, içme ve sosyalleşme gibi yaşamsal eylemler küçük apartman dairelerinden taşarak, insanların yaşam alanı haline gelen sokaklara dökülmektedir. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda insanlar ile çevreleri arasındaki ilişkiye dayalı çeşitli fonksiyonlara hizmet eden kentsel iç mekânlar (urban interior)(1) yaratılmaktadır. Attiwill(2), kentsel iç mekân kavramını: “İnsanların yaşam alanları içinde gerçekleştirdikleri yaşama, çalışma, oyun oynama, satış, sergileme ve benzeri eylemlerin dış mekâna taşmasıyla sözkonusu aktivitelere evsahipliği yapan geçici, deneysel ve deneyimsel alanlar” olarak tanımlamaktadır. Bir başka deyişle kentsel iç mekân, iç ve dışın mekânsal / sosyal kompozisyonu ve insanlar ile çevreleri arasındaki ilişkinin yeniden tariflenmesi olarak tanımlanabilir.

Kentsel iç mekân üzerine yapılan çalışmalar, ilgili disiplinlerin bilinen tanımsal sınırlarını aşan, kentsel alandaki keşifler, müdahaleler ve işgalleri de konu edinmektedir. Kapsamı, dünyanın farklı şehirlerinde gerçekleştirilmiş olan sosyal amaçlı projelerden fenomolojik araştırmalara, geçici olgulardan enstalasyona dayalı yerleştirmelere, performansa dayalı araştırmalardan gözleme dayalı çalışmalara, katılım, sosyal iletişim ve kullanıma ilişkin değişik ölçeklerdeki konulara kadar çok ve çeşitlidir.(3) Bu anlamda, kentsel iç mekân ile ilgili kavramlar, tanımlar, yaklaşımlar ve kentsel kamusal mekânda, kentsel iç olma potansiyelini taşıyan alanların araştırılması, keşfi, deneyimlenmesi ve tanımlanması ile ilgili çalışmalar bütünü, bu yazının ana çerçevesini oluşturmaktadır.

KENTSEL İÇ MEKÂN: TANIMLAR

Toplumu ya da kamuyu nitelendirmek anlamında kamusal alan, özel alanlar dışında kalan ve herkes tarafından erişilebilir, cadde ve sokaklar, meydanlar, parklar, pazarlar gibi açık ve yarı-açık alanlar ile dini yapılar, üniversite, müze, hastane, okul, havaalanı ve benzeri kamusal yapıların bulunduğu alanlardır. Bir başka deyişle, farklı amaçlar için biraraya gelmiş kişi ya da gruplara hizmet eden fiziksel, sosyal ve kültürel ortak mekânlardır.

Kamusal alan kavramı bir yönüyle “mekânsal” bir nitelik taşımaktadır. Lefebvre(4), kamusal mekânı, toplumsal mekân kavramı ile açıklamakta ve kamusal mekânı toplumsal olarak üretilen bir ürün olarak görmektedir. Toplumsal ya da kamusal mekân sosyal, kültürel ve fiziksel olarak karşılığını en iyi kentsel alanda bulmaktadır. Church(5), kentin sabit veya statik bir durum ya da fiziksel bir yapı olmadığını, tersine insanların dolaşımı ve işgaliyle yeniden kurgulanan ve sürekli değişim halinde olan bir mekân olduğunu belirtmektedir. Benzer biçimde Lynch(6), kenti dönüşümün taşıyıcısı ve sonsuz bir değişim süreci olarak tanımlamaktadır. Fiziksel (görünen) ve fiziksel olmayan (görünmeyen) boyutları ile kentteki değişim, hem toplumsal hem de bireysel ölçekte gerçekleşmektedir.

Kamusal alanlar, insanların serbestçe biraraya geldiği, karşılaştığı, etkileşime girdiği ve çeşitli ihtiyaçlarını giderdiği önemli kentsel mekânlardır. Bu yönüyle kentsel kamusal mekânlar, kentsel iç mekân olma potansiyeline sahiptirler. Kamusal olan “kent”e karşılık, özel alanı tarifleyen “iç mekân” arasındaki diyalektik ilişki, bu iki kavramın biraraya gelmesiyle oluşan kentsel iç mekânkavramına açıklık getirmektedir. Bilindik kavramsal karşıtlıklar olan iç / dış, bireysel / toplumsal, özel / kamusal, formel / enformel, fiziksel / algısal ve benzeri kentsel iç mekân kavramıyla etkileşimli ve bütünsel bir anlam taşımaktadır.

Bu anlamda kentsel iç mekân, deneyimsel, geçici / kalıcı, anlık, süreli, keşfe / performansa / ihtiyaca dayalı, katılımcı, demokratik, erişilebilir, insan odaklı, sosyal, tekno / ilişkisel estetiğe dayalı, dinamik, enformel / formel, yenilikçi, melez, oda gibi, atmosferik, duygusal, duyumsal, duyarlı, fiziksel, mekânsal (negatif / pozitif), görünür / görünmez, bağlamsal, kültürel, tinsel, sinestezik / kinestezik, simbiyotik, interaktif, çoklu / öznel, bireysel / kolektif, eylemsel, şiirsel, anarşist, bütünsel / parçalı, çok katmanlı, sürdürülebilir, mobil, değişken, akılda kalıcı, geçişken, akışkan ve radikal’dir...

KENTSEL İÇ MEKÂN: YAKLAŞIMLAR

İç mekânın fiziksel sınırların ötesine geçerek, atmosferik ve deneyimsel niteliklerini de kapsayan kentsel iç mekân kavramı, yeni bir çalışma ve uygulama alanını tariflemektedir. Konuyla ilgili çalışma yapan araştırmacılar, sözkonusu kavramının farklı yönlerine dikkat çekmektedirler. Bir başka deyişle, kentsel iç mekâna ilişkin kavramsallaştırmalar, yaklaşımlar ve uygulamalar, tek ve genellenebilir bir tanımlama yapmaya imkân vermemektedir. Farklı araştırmacılar tarafından kentsel iç mekân kavramı; içten dışa, dıştan içe ya da birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılamaz bir bütünün parçaları olarak tanımlanmaktadır.

Walter Benjamin’in(7), “gezgin” (flaneur) ve “koleksiyoncu” (collector) kavramsallaştırması, kentsel iç mekânın içten dışa ve dıştan içe doğru tanımlanmasına açıklık getirmektedir. Benjamin’e göre gezgin; “kentsel alanda kendi oturma odasındaymış gibi hareket eden” kişidir ve bu sayede iç mekân dinamiklerinin ve özelliklerinin kente taşınmasına aracılık eder. Bir başka deyişle gezgin, içi dışa doğru genişleten ve böylece içi fiziksel sınırlarından koparan bir anlayışa sahiptir. Koleksiyoncu ise dış mekândan (kentsel) etkilenen ve dışarıdan topladığı objeleri kendi (özel) dünyasına entegre ederek içselleştiren ve böylece kontrolü elinde bulundurmaya çalışan eve / içe dönük kentsoyludur. O’nun oturma odası, içinde dünya tiyatrosu olan bir kutudur.(8)

Bilindik kısıtlamalar ve sınırlandırmalar olmaksızın iç ve dış arasındaki ilişkisel duruma deyinen ve iç mekânın seçilmiş bir dış mekân ve dış mekânın planlanmış bir iç mekân olduğunu belirten Deleuze(9) gibi “geçirgen kent” kavramıyla Wagenfeld,(10) iç ve dış arasındaki atmosferik etkileşime, diyaloga ve geçirgenliğe işaret etmekte, iç ve dışı tanımlayan sınırların birbirinden ayrılamaz oluşuna ve aralarındaki bağıntının fiziksel sınırların / duvarların ötesine geçen sinestezik ve simbiyotik bir ilişki olduğuna vurgu yapmaktadır.

Giunta(11), kentsel iç mekân kavramı ile kullanıcı etkileşimiyle oluşan “geçici ikamet” durumuna değinmektedir. Bu bağlamda kentsel iç mekân, “bedenler (sosyal bileşen: bireyler ve topluluklar), nesneler (cansız aktörler) ve mekânlardan (taşıyıcı sistemler) oluşan çevresel bir sistemdir”. Giunta’dan farklı olarak daha az devingen ve geçici olmayan nitelikler barındıran Jonas’ın(12) “kentin içi” tanımlaması da, birbiriyle ilişkili, birbiri içine geçen ve bütünü oluşturan parçaların birliğine gönderme yapmaktadır.

Church(13), kentsel iç mekânın “görünmeyeni görünür yapma” potansiyeline dikkat çekmekte ve kentsel peyzajın ayırt edici nitelik ve değişkenlerini görünür kılmak ve kucaklamak için “kentsel pratiklerin keşfi” tanımlamasını yapmaktadır. Ayrıca sözkonusu kavramın, kentin bir iç mekân olarak deneyimlenmesi düşüncesinden ziyade, kente “aşinalık” ve fiziksel olarak kentin “içinde” olma durumu ile ilişkili olduğuna değinerek, öznellik, geçicilik ve deneyimsellik ile bağlantılı keşiflere dikkat çekmektedir.

Postiglione(14), “kent içinde yaşama”nın yeni bir varoluşsal durum olduğuna değinmekte ve giderek daha çok dış mekâna benzeyen bir iç mekândan söz edildiğini belirtmektedir. Böylece kent ve iç mekân arasındaki etkileşim, ilgili disiplinlerin varolan tanımlarının ve sınırlarının ötesine geçmekte ve “insan odaklı bir tasarım anlayışı” üzerine temellenen iç mimarlık pratiğinin duyarlılığı ve teknikleri kentsel çevreye taşınmaktadır. Bir başka deyişle, iç mimarlık disiplininin sadece bina içleriyle veya mekânsal ilişkiler ile sınırlandırılmaması gerektiği savunulmakta ve iç mimarlığa özgü ayırt edici niteliklerin kent mekânlarına taşınması öngörülmektedirler. Bu anlamda, Çolak’ında(15) belirttiği gibi, “genel yargıda kabuğun içi ya da bir hazne işlevi gören ve fiziksel sınırlarından kurtulan iç mekân, mekânsal, sosyal ve kültürel olarak işlevini ve etki alanını genişletmektedir”.

Hinkel,(16) kent ve iç mekân arasındaki alanın, üretken etkileşimi sorgulayan bir dinamiğe sahip olduğuna vurgu yapmakta ve bu alanın kollektif ve / veya tekil olarak çeşitlilik gösteren fiziksel ve algısal mekânların kurgulanmasına neden olduğuna değinmektedir. Bu bağlamda, uygulama alanında kentsel iç mekân ile ilgili pratikler, çok yönlü ve ucu açık projeler şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle, sözkonusu pratikleri tek bir durumla açıklamak ve özetlemek mümkün değildir. Kentsel iç mekânların oluşma / oluşturulma sürecinde farklı yaklaşım, yöntem ve teknikler sözkonusudur.

  • Kentsel kamusal alanların en başında gelen meydanlar, kentsel iç mekân olma potansiyeline sahip devinimi yüksek, deneysel ve deneyimsel çalışmalara imkân veren sınırlandırılmış açık alanlardır. Tanımlanmış ve sınırlandırılmış bir kentsel mekânda, 1+1 Mimarlık Stüdyosu tarafından “2011 Antalya Mimarlık Bienali” kapsamında tasarlanan çalışma (Resim 1) iki ana meydanı birbirine bağlayan ve kent çevresinde bulunan mevcut sosyal aktiviteleri keşfetmek amacıyla yaratılan bir kentsel iç mekândır. Kente geçici bir süreliğine eklemlenen bu çalışmada, mekânların iç kısmında insan hareketlerini haritalayan bir enstalasyon yer almaktadır.(17) Böylece sözkonusu mekânda bulunanlar bu deneyimin parçası haline gelmekte, anlık, geçici ve diyaloga dayalı bir etkileşime girmektedirler.

  • Kentsel kamusal mekânların en önemli bileşenlerinden olan cadde ve sokaklar da kentsel iç mekân pratikleri açısından önemlidir. “Arka Sokaklarda Işık” adlı bir kamusal sanat projesini hayata geçiren İspanyol sanat ekibi Boa Mistura, halkın da katılımıyla sokaklarda atıl durumdaki belli alanları canlandırmak üzere renklendirmiş(18) ve sınırları boya ile belirginleştirerek kentsel iç mekâna dair kullanım potansiyellerini ortaya çıkaran deneysel bir çalışma gerçekleştirmiştir. (Resim 2) İçinde bulunduğumuz coğrafyada ise iç ve dış arasındaki ayrımın fiziksel sınırların ötesine geçtiği ve etkileşime dayalı ilişkisel durumlarının gözlenebildiği sokaklar; ev önü oturma, iş yapma, eğlenme, çamaşır asma / kurutma, oyun oynama ve benzeri pek çok eylem ve aktivitenin gerçekleştiği ortak kamusal alanlar olarak, ev içinin dışa taştığı önemli kentsel mekânlardır. Bir başka deyişle, özel ve kamusal alan arasında kalan bu alanlar kentsel iç mekânları tariflemektedir. (Resim 3)

  • Kentsel kamusal alanda kentsel iç mekânlar, çoğunlukla belli süreler için varolan geçici mekânsal eklerdir. Bu anlamda, bir süreliğine bir kent parçasını işgal eden açık ve / veya yarı-açık mekânsal niteliğe sahip pazar yerleri de, “geçici ikamet” durumuna örnek teşkil etmektedir. Şekil 4’de görülen ve 4. Levent’te salı günleri kurulan pazar yeri örneğinde olduğu gibi, her gün farklı bir yer ve mekânda kurulan mahalle ve semt pazarları; belirli bir yerde, belirli bir süre için fiziksel ve sosyal mekâna eklemlenen etkileşime dayalı, deneyimsel, anlık ve devingen durumlar yaratan kentsel iç mekânlardır.

  • Kentsel kamusal alanlar, günümüzde giderek farklı deneyim ve algıların bazen tesadüfi bazen de bilinçli olarak yaşandığı / yaşatıldığı ve deneysel çalışmaların gerçekleştirildiği kentsel mekânlar haline dönüşmektedir. TU Berlin Üniversitesi Architecture Design Innovation Programı’nda geliştirilen çalışma,(19) kentsel mekânın sürekli değişen ve tesadüfî nitelikteki kullanıcılarının anlık, geçici bireysel ve toplumsal deneyim ve algılar yaratarak oluşturdukları kentsel iç mekânların, “görünmeyeni görünür kılma” potansiyelini ortaya çıkarmaya yönelik deneysel bir çalışmadır. Katılımcı gözlem metodunun kullanıldığı bu çalışmada, Berlin’deki Rosa-Luxemburgh-Platz metro istasyonunun girişi seçilmiş ve öğrenciler, kullanıcıların davranışlarını gözlemlemek amacıyla metronun merdivenlerini işgal ederek toplumsal karşılaşma ve çarpışmaları deneyimlemişlerdir. (Resim 5)

  • Kentsel kamusal mekândaki negatif ve artık alanların kullanım potansiyellerini araştırma ve alternatif çözümler geliştirme amacını taşıyan 72HUA (72 Hour Urban Action) adlı grup(20), her yıl dünyanın farklı bir yerinde geçici, hızlıca üretilebilen, katılım ve deneyim yaratan, deneysel alanlar oluşturmak ve çeşitli mekânsal ve sosyal ihtiyaçlara çözüm bulmak adına etkinlikler gerçekleştirmektedir. Sözkonusu grubun 2010 yılında İsrail’de gerçekleştirdiği “Lobby” adlı proje, yaşlı insanların ikamet ettiği bir binanın önündeki alanın, oturanlar tarafından sıklıkla sosyalleşmek amacıyla kullanıldığı tespitiyle başlamış ve bina içindeki aktivitelerin dış mekâna taşınarak, kullanıcılara hem etkileşime dayalı bir oturma odası deneyimi yaşatmak hem de güneşten korunmuş bir alan yaratmak hedefi ile sonuçlanmıştır. (Resim 6)

  • Kent dokusunda, kentsel iç mekân olma potansiyeli taşıyan alanları keşfetmek ve deneyimlemek adına yapılan araştırmalarda, öğrenci çalışmaları önemli yer tutmaktadır. İç Mimari Tasarım Uluslararası Yüksek Lisans Programı-IMIAD’ın her yıl düzenlenmekte olan iki haftalık uluslararası çalıştayı kapsamında, Edinburgh College of Art’ın evsahipliğinde Edinburgh’da Cowgate olarak bilinen sokak üzerinde ve “Fringe Festivali” döneminde gerçekleştirilen çalışmada; öğrencilerden, zaman-mekân-beden arasındaki ilişkiyi sorgulamaları ve 5 saniyeden 5.000 yıla uzanan farklı zaman dilimleri için yere özgü çözümler üretmeleri istenmiştir. “5 saniye” için tasarım yapan ekip; Fringe Festivali’nin ruhuna uygun, şaşırtıcı ve ilgi çekici bir başlangıç etkinliği tasarlamak amacıyla aynı şiddette iki sesi çarpıştırarak bir sessizlik halkası oluşturmuş ve yaratılan sessel mekân (sadece halkanın içinde kalanların deneyimleyebildiği), projeksiyonla renklendirilerek ses ve ışık yardımıyla görünmeyen fakat hissedilen unsurlar tanımlı hale getirilmiştir. Bir başka deyişle, “görünmeyeni görünür yapma” adına kentsel kamusal alana geçici bir süre için eklemlenen, algısal, deneysel ve deneyimsel kentsel iç mekânlar oluşturulmuştur. (Resim 7)

  • Attiwill ve Kemp'in 2009 yılında, iç mimarlık proje stüdyosunda gerçekleştirdikleri “Kent Odası”(21) adlı çalışmada, fiziksel mekânı sorgulamak ve algısal, duyumsal nitelikleriyle kentsel mekânı yeniden düşünmek / üretmek anlamında dikkate değerdir. (Resim 8) Mimari kabukla sınırlandırılmayan bir iç mekân düşüncesinden hareket eden stüdyo yürütücüleri, kentsel dokuda kentsel iç mekân olma potansiyeli taşıyan alanların tespiti için durum analizi ve haritalama yöntemini kullanmışlar, hareket ve hareketsizlik durumlarını saptayarak olası kentsel iç mekânları belirlemişlerdir.

  • Kentsel iç mekân olarak değerlendirilebilecek bir diğer konu alanı, performansa ve katılıma dayalı sanat, mimarlık ve tasarım çalışmalarıdır. Sosyal konulara duyarlı Almanya merkezli “Public Art Lab”(22) tarafından aylık olarak gerçekleştirilen sanat, teknoloji ve kültür ağırlıklı etkinlikler, sergiler, çalıştaylar ve sunumlar, kent ve kullanıcıları arasındaki diyalog kanallarının açılmasına ve performansa dayalı, geçici, deneysel / deneyimsel kentsel iç mekânların yaratılmasına aracılık etmektedir. Kentsel kamusal alanda dijital medyanın yarattığı olanaklar da, yeni sosyal ilişkileri ve ağları çeşitli düzeylerde tanımlamak ve iletişim ortamları yaratmak anlamında önemli bir potansiyele sahiptir. Artırılmış / zenginleştirilmiş mekân (augmented space) olarak tanımlanan bu yeni deneyimsel alan, sürekli ve anlık değişen bilginin mevcut mekâna eklenmesinden oluşmakta ve interdisipliner çalışmalara ışık tutmaktadır.(23) (Resim 9)

  • Bazı durumlarda kentsel iç mekân kavramı, geçici, değişken, deneysel, deneyimsel aktiviteler ve eylemler için yaratılmış alanları tanımlamaktan öteye anlamlar taşıyabilir. Bazen bir ağacın veya asma altının yarattığı alan, fiziksel ve sosyal bir mekân haline dönüşebilir ve bir kentsel iç mekân olarak işlev görebilir. (Resim 10) Ya da Jonas’ın(24) “kentin içi” tanımlaması; özellikle doğu kültürlerinde, özel ve kamusal alanın birbirine karıştığı / geçtiği, için dışa dışın içe dönüştüğü sokaklarda, balkonları süsleyen veya doğrudan sokak önüne yerleştirilen saksıların yarattığı alanlarda karşılık bulabilir. (Resim 11) Ayrıca, avlulu tipolojinin yaygın görüldüğü kültürlerde, mekânsal ve sosyo-kültürel bir bileşen olarak avlu ve teraslar, özel ve kamusal alanın birbiri ile etkileşime girdiği kentsel iç mekânlar olarak değerlendirilebilir. (Resim 12)

SONSÖZ YERİNE

Wagenfeld(25) ister planlamacı, ister mimar olsun tasarımcıların ilk eyleminin, içinde yer aldığı kent ile arasında diyalog kurmasına olanak tanıyan kentsel mekânlar tasarlamak olduğunun üzerinde durmaktadır. İnsan-zaman-mekân arasındaki ilişki düzleminde, hareket ve devinim gibi unsurları da kapsayarak, iç ve dışı tanımlayan sınırlar üzerinde etkileşimli bir bütün yaratacak şekilde yeniden çalışmak, ses, ışık, hava, koku, nem ve sıcaklık gibi ortama ait atmosferik ve algısal durumları göz önünde bulunduran bir bütünselliği gözetmek önemlidir.

Bu anlamda, kentsel iç mekânların araştırılması, keşfi ve tasarlanmasında, iç mimarlık disiplininin mantığı ve tekniğinin kentsel kamusal alanlara uygulanması ile ihtiyaca cevap veren, yere ve çağın ruhuna uygun çözümler geliştirmek mümkün görünmektedir.

NOTLAR

1. Bu çalışmada “urban interior” kavramı, mekânsal niteliğe vurgu yapmak amacıyla “kentsel iç mekân” olarak Türkçeye çevrilmiştir. “Urban interior”, aynı zamanda Avustralya Melbourne’de yer alan RMIT Üniversitesi’nden akademisyenler ve uygulamacılardan oluşan interdisipliner bir araştırma grubunun adıdır.

2. Attiwill, S, 2011, “Urban and Interior: Techniques For An Urban Interiorist”, Urban Interior: Informal Explorations, Interventions and Occupations, (ed.) Rochus Urban Hinkel, Spurbuchverlag, Almanya, ss.11-24.

3. Hinkel, R. U, 2011, “Private Encounters and Public Occupations: A Methodology for the Exploration of Public Space”, Urban Interior: Informal Explorations, Interventions and Occupations, (ed.) Rochus Urban Hinkel, Spurbuchverlag, Almanya, ss.79-96.

4. Lefebvre, H, 1991, Production of Space, (çev.) Donald Nicholson Smith, Blackwell.

5. Church, K, 2011, “Making Visible: Registering the Asynchronous City”, Urban Interior: Informal Explorations, Interventions and Occupations, (ed.) Rochus Urban Hinkel, Spurbuchverlag, Almanya, ss.27-42.

6. Lynch, K, 1972, What Time is the Place?, MIT Press, Massachusetts.

7. Benjamin, W, 2002, Arcades Project, (çev.) Howard Eiland, Kevin McLaughin, Belknap Press, Massachusetts.

8. Benjamin, 2002.

9. Deleuze, G, 1992, Ethology: Spinoza and Us, (ed.) J Crary, S Kwinter, Zone Books, New York, ss.625-33.

10. Wagenfeld, M, 2011, “The Porous-City: Atmospheric Conversations of the Urban Interior”, Urban Interior: Informal Explorations, Interventions and Occupations, (ed.) Rochus Urban Hinkel, Spurbuchverlag, Almanya, ss.147-160.

11. Giunta, E. E, 2009, “Urban Interiors. Artificial Territories: Designing ‘Spatial Script’ for Relational Field”, Interior Territories: Exposing the Critical Interior, IDEA Journal, Brisbane, Avustraya, ss.52-61.

12. Jonas, M, 2011, “Oku: The Notion of Interior in Tokyo’s Urban Landscape”, Urban Interior: Informal Explorations, Interventions and Occupations, (ed.) Rochus Urban Hinkel, Spurbuchverlag, Almanya, ss.99-110.

13. Church, 2011.

14. Postiglione, G, 2013, “Architecture of Interiors as Design Culture”, Where Professionals Meet! The in Amsterdam World Interiors Meeting 2013, Amsterdam, Hollanda, s.62.

15. Çolak, Ş, 2012, Kamusal Alanda Kentsel İç Mekânlar: Kent Mobilyaları ve Moda Semti Üzerine Bir Analiz ve Tasarım Önerisi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İTÜ SBE, İstanbul.

16. Hinkel, 2011.

17. www.1arti1.net/index.php?/subtitlesnews/iaba/ [Erişim: 21.12.2014]

18. www.plataformaarquitectura.cl/2012/06/10/luz-nas-vielas-de-boa-mistura/ [Erişim: 09.07.2014]

19. Hinkel, 2011.

20. www.72hoururbanaction.com/ [Erişim: 27.12.2014]

21. Attiwill, 2011, s.20.

22. www.publicartlab-berlin.de/blog/2006/02/28/the-mobile-studios-a-european-project-by-public-art-lab/ [Erişim: 21.12.2014]

23. Mcquire, S, 2011, “Geomedia, Networked Culture and Participatory Public Space”, Urban Interior: Informal Explorations, Interventions and Occupations, (ed.) Rochus Urban Hinkel, Spurbuchverlag, Almanya, ss.113-127.

24. Jonas, 2011.

25. Wagenfeld, 2011.

Bu icerik 3662 defa görüntülenmiştir.