409
EYLÜL-EKİM 2019
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • “Mimarlıkla Hocalığı Birlikte Gerçekleştirirdi”
    Sema Soygeniş, Prof. Dr., Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı
    Murat Soygeniş, Prof. Dr., S+ ARCHITECTURE Kurucu Ortağı, Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Çatlaklar ve Çokluklar: 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı

Aslıhan Günhan, Cornell Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kentsel Gelişim Doktora Programı Öğrencisi

Adını Hrant Dink’in “23,5 Nisan” başlıklı köşe yazısından alan 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, Sebat Apartmanı'nda bulunan Agos'un eski çalışma ofisi bünyesinde 17 Haziran 2019 tarihinde açıldı. Yazar, “anıtsallaştırmadan hatırlayan, sabitlemeden paylaşan ve daima çoğaltmayı hedefleyen” olarak tanımladığı hafıza mekânındaki deneyimlerini aktarıyor.

 

Bir süredir İstanbul’a her gittiğimde, özellikle Kurtuluş - Osmanbey - Galata arasında yürüyorsam binaların isimlerine ve mimar tabelalarına bakmak gibi bir alışkanlık edindim. Ancak o gün Halaskargazi Caddesi üzerinde yürürken “Sebat Apartmanı” yazısını görmem yetmiyor, kaldırıma sessizce Türkçe ve Ermenice işlenen “Hrant Dink Burada Öldürüldü - 19 Ocak 2007, saat 15:05” yazılı hafıza taşını okuyorum. Doğru yerde olduğumu anlayarak apartmanın içine girip bu erken 20. yüzyıl yapısındaki asansörü saran merdivenlerden yukarı çıkıyorum. Bir ahşap kapıyı sessizce çalmaya özen gösteriyorum, zira ne gürültülü bir kalabalık ne de dikkat dağıtan tabelalar var. Açıldığı ilk günlerden birinde Hrant Dink Hafıza Mekânı’nın içindeyim ve bu mekân tam da bu şekilde, olabildiğince kibar ancak dirayetle ayağa kaldırılmış, misafirleriyle tane tane konuşan, hiç bir noktasında acıyı fetişleştirmeyen ancak her daim yeni bir soru ve umut olasılığı ile bütün duyularınıza hitap eden bir hafıza mekânı. Hrant Dink’in de ofisinin içinde olduğu ve yıllarca Agos gazetesine ev sahipliği yapmış bu dairenin içindeyim.

Birkaç yıl önce vakfa ilk yolum düştüğünde bir arkadaşım aracılığıyla bu projenin koordinatörü Nayat Karaköse ile tanışmış ve kısaca konuşma fırsatı bulmuştum. Karaköse bana dünyadaki hafıza mekânı örneklerini gezdiğini ve Agos’un bu ofisini bir hafıza mekânına dönüştürmeyi planladıklarını anlatmıştı. Kendisine müzelerle ilgilendiğimi söylediğimde, hafıza mekânının müzeden farklı olduğunu, kendilerinin de özellikle burayı müzeleştirmek istemediğini anlatmıştı. Aslında şimdi mekânı gezip gören herkes buranın neden -ve iyi ki de- bir müze olmadığını çok rahat anlayabilir. Ancak yine de projenin tanımlanışına kulak vermenin yerinde olacağını düşünüyorum.

Mekânın açılışıyla eş zamanlı çıkan Yirmiüçbuçuk Hrant Dink Hafıza Mekânı – Hazırlık Süreci Raporu(1)bir rapor olmanın çok ötesine gidiyor ve hem hafıza mekânlarına hem de 23,5’un hazırlık sürecine, vurgulanan temalara ve yapılan araştırmalara odaklanan çok değerli bir yayın haline geliyor. Bu ufak kitap hafıza mekânının, bireysel veya toplumsal unutma ve unutturma kusurunu telafi eden bir mekân olduğunu söylüyor ve resmi söyleme karşı bir alternatif olduğunun altını çiziyor. Hatırlama ve hatırlatma sözcükleriyle didaktik olmadan, toplumsal zihniyeti dönüştürmeyi amaçladıklarını ifade ediyor. 23,5’un nasıl bir araştırma sonucu ortaya çıktığını görmek için, yapılan saha çalışmalarına, ziyaret edilen örneklerin çokluğuna, paneller ve çalıştaylar ile katılımcı süreçlerin nasıl bir vizyon ortaya koyduğuna bakmak oldukça önemli. Böylesi bir çalışmanın ürünü olan 23,5 ise kendini umut ve diyalog zemini olarak tanımlıyor. İfade, dayanışma ve çoğulculuk ilkeleri üzerine kurulan Agos’un eski ofisinin aynı ilkelerle kurulan hafıza mekânına ev sahipliği yapması, diyaloğun yalnızca bireyler arası değil, zamanlar ve mekânlar arasında da kurulması gerektiğine dair ufak bir hatırlatma. Hafıza mekânının kapsayıcı söylemi, ilhamını Hrant Dink’in insan ve diyalog odaklı söyleminden alıyor; tam da bu yüzden Dink’in barış ve bir aradalığı çağırdığı “23,5” köşe yazısı mekânın ismi haline gelmiş.(2)

Kapıda beni mekânın sergilemesinde de çalışmış bir görevli karşılıyor ve buranın kuruluşunu, odaların içeriğini ve öneri olarak gezi rotasını paylaşıyor. Ancak çok da detaylı bilgi vermek istemediğinin farkına varıyorum çünkü hafıza mekânı tam da ziyaretçisinin deneyimiyle tanımlanan, ziyaretçinin hafızalaştırma sürecine katılmasını amaçlayan bir mekân olmayı istiyor. Sorularımı sona saklayarak gezmeye başlıyorum. Girişte ziyaretçisini karşılayan ilk oda, Halaskargazi Caddesi’ne bakan ve Agos’a ev sahipliği yapmadan önce tahminen yapının mimarı Rafael Alguadiş tarafından misafir odası / salon olarak kurgulanmış büyük ve aydınlık bir yer. Pattu Mimarlık’ın tasarımını yaptığı odanın bir kısmında ziyaretçilerin notlarını yazıp yerleştirdiği ve “adalet” “hafıza” “hakikat” “umut” kartlarından oluşan bir mozaik duvar var. Odanın geri kalan kısmı, bu sefer daha büyük ve üç boyutlu haznelerin duvardan taşmasıyla oluşturulan, kimi zaman metinlere, kimi zaman da video, kayıt ve fotoğraflara yer verilen bir yerleştirmeden oluşuyor. Burada Hrant Dink’in seçilmiş köşe yazılarını bir anı olarak yanınıza alabiliyor, biyografisine dair detayları görebiliyor, katıldığı programlardan derlenen videoları izleyebiliyorsunuz. Devamındaki koridor ise benim hafıza mekânının en çarpıcı anlardan birini yaşamamı sağladı. Agos’tan gazete görüntüleriyle kaplanan koridorun girişine Dink’in dans eden kısa bir videosu yerleştirilmiş. “Ölmek bir şey değil, asıl önemli olan, ölene dek ayakta durmak” yazılı metinle beraber sergilenen bu yerleştirmenin yanı başındaki nişte ise içi çikolata dolu bir kap bulunuyor. Sergi nesnesi mi yoksa gerçekten ziyaretçiler için bırakılmış bir ufak hoşluk mu diye düşünerek içinden bir tane alıp gezmeye devam ettim. (Resim 1-5)

Anma, anlatma ve duygudaşlık temalarıyla kurgulanan odalardan birinde ise bir koltuk ve bir televizyona rastlıyorum. Ziyaretçilerin kendi kayıtlarını oluşturmasına olanak veren bu ufak “oturma odası”nda, dilerseniz siz de hafızanın ve hafıza mekânının bir parçası olabiliyorsunuz. Takip eden odalardan birisi ise mekânın eski ev sahibi, Hrant Dink’in kurucusu olduğu Agos gazetesinin arşivine ev sahipliği yapıyor. Agos’un tarihi ve sayılarına, okur yazılarına, akraba arama ilanlarına ve çeşitli siyasi karikatürlere bu odada ulaşmak mümkün. “Güvercin tedirginliği” ismi verilen oda ise 2004’ten Hrant Dink’in ölümüne kadar olan sürede medyada maruz kaldığı nefret söylemi ve hedef gösterme üzerine odaklanıyor. Ziyaretçi olarak parçası olamayacağınız tek sergileme düzlemi bu odada. İmajlar, gazete kupürleri ve dokümanlar büyük bir cam elemanın arkasında sergileniyor. Teşhirin politikası ile ziyaretçiye aktarılan fikirler, umut ve eleştiri temaları daima birbiri ile tutarlı düşünülmüş. (Resim 6)

Apartmanın arka cephesine bakan iki büyük odadan biri Kamp Armen deneyimine ayırılmış. Diğer oda, yani Hrant Dink’in çalışma odası ise mekânın Agos olarak kullanıldığı günden bugüne değiştirilmemiş olan tek yer. Kamp Armen, yani Tuzla Ermeni Yetimhanesi’nin hafızalaştırıldığı oda, Hrant ve Rakel Dink’in hem çocukken yazları gittikleri hem de ileri senelerde yöneticisi oldukları bu kurumu ziyaretçiyle paylaşıyor. Kamp Armen güncel durumu sebebiyle azınlık mülkleri ve eşit yurttaşlık konularını tekrar ve acilen gündeme getiriyor. Çocukların katılımcılığının yüceltildiği bu oda, pencereden sızan sarı ışığı ve içerideki ahşap nesneleriyle kurumun hem bir yuva olma özelliğini göz önüne seriyor, hem de ziyaretçide yeniden bir umut yeşertiyor. (Resim 7)

Hrant Dink’in odasına girdiğimde hafıza mekânının büyük çoğunluğunu gezmiş olduğum için biraz yorgunum. İstemsiz olarak Dink’in masasında misafirlerini ağırladığı koltuklardan birine oturuyorum. Az önce terk etmiş gibi siyah kadife ceketi hala askıda asılı. Kütüphanesinin birbirinden çeşitli kitaplarına gözüm takılıyor. Çoksesliliği ve çoğulculuğu her daim savunmuş olan Dink’in bu kadar farklı görüşten kitabı okuduğunu görmek beni yine de şaşırtıyor. Oturduğum yerden Dink’in misafirleri için bırakılmış kuruyemişlerden alıyorum bu kez de. Aç da değilim ancak burası beni ağzım tatlı göndermeye kararlı. Çalışma masasının arkasında ise Ermeni sanatçı Sarkis’in yerleştirmesi bulunuyor. Balkondan dönüştürülen bu kırmızı ve mavi camlı ufak mekânda tek bir tabela veya yazı yok. Kamp Armen planında bir neon aydınlatma, tuz ve duvara yerleştirilen dilek objeleri burayı bir tefekkür mekânına dönüştürüyor. Ancak gezdiğim yerlerde mutlaka daha detaylı bir yazı arayan ben görevliye yine de bu mekânı sormadan edemiyorum. O zaman bana zamanında bu balkonun bir depo işlevi gördüğünü ve bu sebeple duvarlarda çatlaklar oluştuğunu, Sarkis’in ise çatlakları Japon Kintsugi tekniğiyle doldurduğunu anlatıyor. Dink’in meşhur “Su çatlağını buldu”(3) konuşmasını hatırlıyorum o zaman. “Bu çatlağı onarmanın tek reçetesi diyalog” diyen Dink’in anıldığı bu mekânda, çatlağı usulca altın tozlu bir malzeme ile doldurmak ne kadar da buraya yakışır bir tercih. (Resim 8, 9)

Koridordan geri dönerek giriş holündeki son odaya dönüyorum. Görevli özellikle bu mekânı sona saklamamı önermişti. Tüm 19 Ocak anmaları ve bu anmalarla özdeşleşen siyah pankartlarla dolu bu mekânın bir diğer özelliği ise bütün mahkeme tutanaklarını dosya dosya alıp okuyabilmeniz. Hakikat, adalet, umut ve hafıza sloganlarıyla yola çıkan bir hafıza mekânı için bundan daha vurucu bir bitiş düşünemiyorum.(Resim 10)

23,5 anıtsallaştırmadan hatırlayan, sabitlemeden paylaşan ve daima çoğaltmayı hedefleyen bir hafıza mekânı. Sebat Apartmanı ve varlık vergisi ile hayatı değişen mimar Rafael Alguadiş’in hikayesi, bir gazeteci, eş, baba ve düşünce insanı olarak Hrant Dink’in yaşamı, bir çoğulcu platform olarak Agos ve daima izini bırakmaya teşvik edilen ziyaretçiler bu hafıza mekânının çok katmanlı yapısının yalnızca bazıları. Bu mekân katmanlarını çoğaltarak hatırlamaya ve hatırlatmaya devam edecek gibi görünüyor.

*Tüm fotoğraflar yazara aittir.

NOTLAR

1. Karaköse, Nayat (raportör), Yılmaz, Altuğ (ed.), 2017, Yirmiüçbuçuk Hrant Dink Hafıza Mekanı Hazırlık Süreci Raporu, Hrant Dink Vakfı Yayınları, İstanbul.

2. Dink, Hrant, 1996, “23,5 Nisan”, Agos.

3. “Hrant Dink: Su Çatlağını Bulur”, youtube.com/watch?v=gIpuvw3I56A&feature=youtu.be [Erişim: 27.08.2019]

Bu icerik 401 defa görüntülenmiştir.