405
OCAK-ŞUBAT 2019
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KENTSEL PLANLAMA

Kültür Aracılığıyla Soylulaştırma: Brick Lane

Ceren Hamiloğlu, Arş. Gör. Maltepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü

“Kentsel dönüşüm” kavramı ile sıkı sıkıya ilişkili olan bir başka kavram ne yazık ki “soylulaştırma”. Yazar, yaşanan dönüşüm ile tarihselliği ve kültürüyle ilişkili ögeleri metalaştırılarak kente dahil edilen Londra’daki Brick Lane bölgesini inceliyor ve bölgenin turizm sermayesinin bir parçası olarak tüketim sürecinin bir parçası haline geldiğini belirtiyor.

GENEL ÇERÇEVE VE YAPI SORUNU

Şehirlerin büyüme ve yoğunlaşma hızı her geçen gün arttıkça yenileme gereksinimleri bu yoğunlaşmanın yarattığı problemlere göre çeşitlenecek gibi görünüyor. Bu anlamda kentler içindeki en büyük problemler küreselleşme ve sermaye hareketleri. Saskia Sassen’in de vurguladığı gibi küreselleşme bambaşka bir şehir düzeni kurmakta ve sermaye akışı üzerinden kentteki insanların birbirleriyle olan ilişkilerini organize etmektedir.(1) Dolayısıyla küreselleşme ile kapitalizmin etkisini güçlendiren neoliberal politikalar, kentlerde uluslararası sermaye aktarımından kaynaklanan sürekli bir birikmeye sebep olmakta ve kentsel ekonomileri üretmektedir.

Bu durumun beraberinde getirdiği en büyük krizler yapılı çevre etrafında şekilleniyor gibi görünüyor. Örneğin, Londra’nın merkezinde yaşanan ulaşılabilir konut sorunu ve yerel halkın bütçesine uygun yaşama alanları bulamaması; ya da İstanbul’da birbirine zıt sosyal yaşantıları tanımlayan gecekondu mahalleleri ile rezidansların yanyana bulunması gibi birçok sorun mevcut. Bunun yanında yine İstanbul örneğinde hız kazanmış yenileme projeleri içerisinde açık kamusal alan, okul, hastane gibi en temel donatılara yer bulmakta güçlük çekilirken inşa edilen mega ölçekte alışveriş merkezleri / alanları, sermaye ilişkileri ile yönetilen kentin her geçen gün daha büyük bir iyileştirme ihtiyacı duyacağına işaret ediyor.

Özellikle “welfare state”(2) olmayan Türkiye gibi ülkeler için ekonomik adaletsizliklerin kent içindeki fiziksel ifadeleri daha dramatik bir biçimde vurgulanıyor.

“Kent merkezi” olarak tabir edilen eski kent dokusu ile kentin yoğun donatı alanlarının birleşimi olan bölgeler, rant oranlarının artmasıyla yerel halkın içinde yaşayamadığı alanlara dönüşüyor. Londra’da bu tip bir dönüşüme rastlanabilecek birçok kentsel alan mevcut: Dalston, Bethnal Green, Shoreditch, Brixton bunlardan yalnızca bazıları. Çoğunlukla doğu Londra’da konumlanan yenileme projelerinin ölçekleri zaman zaman mevcut dokuyla uyuşmayacak büyüklüklerde olabiliyor. (Resim 1) Londra’da yerel halkın büyük kısmı kent çeperlerinde yaşamak zorunda kalmışken, kentin “merkez”ini otel, müze, restoran, dükkan gibi tüketim alanları ve kültür yapıları oluşturuyor. Böylece Londra’nın imgesini oluşturan eski kent çevresinde çoğunlukla turistler ve öğrenciler kalıyor. Bu bölge için yalnızca geçici tüketim aktivitelerinin yoğunlaştığı, kısa süreli kullanımın daha çok görüldüğü, kültürel metalaşma ile kentin tarihselliğiyle bağdaşmayan bir kimlik tariflenmeye başlıyor.(3) “Kültür odağı” ve “hip”(4) olarak pazarlanmaya başlanan kent parçaları ise kent merkezinde ötekileştirilmiş etnik grupların yoğunlaştığı, fakir ve dolayısıyla rantsal kârı yüksek alanlar oluyor.(5) Özellikle bu bölgelerde yürütülen sıhhileştirme hamleleri aslında “kültürel birikim” kavramı altında ve tanınmış mimarların tasarımlarıyla “yaratıcı kimliklere” hitap edecek şekilde kentin kapitalist düzende organize edilmesinin önünü açıyor. (Resim 2)

Bugün Londra’nın “merkez”i, iş bölgeleri, turizme hizmet eden tarihî doku ile tüketim alanlarından oluşurken, çeperlere doğru lüks semtler arasında kalmış toplu konutlar görülebiliyor. Bu durum Londra’yı bir yandan çokluğun ifade bulduğu bir kent yaparken, bir yandan da yoğun dış göç ve turizmin etkisiyle toplu konutlar ve yoksul mahalleler gibi rant potansiyeli taşıyan alanları dönüştürmeye iten bir pazar haline getiriyor. Özellikle doğu Londra 1990’lı yıllardan beri ve 2000’ler sonrasında kentsel yenileme yoluyla rant ediniminin bir hedefi haline gelmiş durumda. İçinde sürekli yeni bir restoran açılan Brick Lane ise bu durumun iyi örneklerinden biri. Bu yazının temel amacı kentlerin organizasyonunun sermaye ilişkileri üzerinden tanımlanması ve soylulaştırma eğilimleri çerçevesinde Brick Lane’in değişim sürecini incelemek olacak. (Resim 3)

SOYLULAŞTIRMA KAVRAMI VE BRICK LANE’İN LİTERATÜR İÇİNDEKİ ÖNEMİ

Soylulaştırma(6) kavramı ilk kez sosyolog Ruth Glass tarafından 1964 yılında Londra’da değişmekte olan mahalle örgüsü ve konut piyasasını tanımlamak için kullanılır “Orta-sınıf alıcılar Londra’nın gözden düşmüş mahallelerine yerleşmeye başlamaktadır”.(7) 1980-90’lı yıllarda bu tanım başkaları tarafından geliştirilir ve Neil Smith soylulaştırmayı “kentteki yoksul ve işçi sınıfı mahallelerinin özel sermaye ve orta-sınıf alıcıların akınıyla yenilenmesi” olarak tanımlar.(8) Smith’e göre soylulaştırma yalnızca konut piyasasıyla ilgili değil, merkezî kentsel peyzajın sınıfsal olarak yeniden yapılanmasıdır.(9) Böylece kentsel merkezler, mevcut sakinlerinden daha varlıklı bir sınıfı üretmesi için tasarlanarak bir sermaye yatırım alanına dönüşmüşlerdir.(10)

Yenileme projeleri zaman zaman kentsel mekânların daha güvenli ve yaşanabilir hale gelmesi amacıyla yapılmasına rağmen gayrimenkul şirketlerinin durumu suistimal etmesiyle yeni ve pahalı mülklerin satılması sürecine dönüşüyor.(11) Bu durum, o bölgenin başından beri çekici hale gelmesini sağlayan kimliğinin, yani yerel halkın orayı kullanım biçimlerinin değişmesi anlamına geliyor. Richard Florida ve Charles Landry gibi teorisyenlerin ortaya attığı, şehirlerin gelişimi ile demokratikleşmesini mümkün kıldıklarına inandıkları “yaratıcı sınıf” ve “yaratıcı kent” kavramları, neoliberal politikaların tekinsiz bir arkaplanda sterilize edilmiş mekânlar ile akışkan bir tüketim ağı tanımlamasını ifade ediyor aslında.(12) David Harvey’nin de belirttiği gibi, kent yalnızca onun merkezinde yaşamayı karşılayabilenler için değil, kentle ilişkisi bulunan tüm bireyler için olmalı.(13)

Böyle bir bağlam içerisinde Brick Lane, yaratıcılık ve tüketim üzerine kurulu bir bölge olarak “genç yaratıcı sınıf” için çekici hale gelmesi ve sanatın / sanatçıların kentsel planlama stratejilerinin bir parçası olma durumunu cisimleştirmiş oluyor. Çoğu kentsel yenileme projesinde mevcut halk alanı doğrudan / dolaylı olarak terk etmek zorunda kalırken, Brick Lane’de bölgenin yerel kimliği oranın daha “pazarlanabilir” olmasına katkı sağlamış durumda.

Hatta farklı projelerde, bölgedeki sosyal ve ekonomik durumun iyi olmayışı, çoğu zaman oranın “yenilenmesi”ni meşrulaştırıcı bir sebep olarak sunuluyor ve böyle bir çerçevede mimarlığı sorunların tek çözümü olabilecek bir otorite olarak portreliyor.(14) Halbuki Brick Lane örneğinde, mimarların müdahaleleri öncesinde de bölgede sosyal bir yaşantı ve işleyen bir düzen bulunmaktaydı.

BÖLGENİN GÜNDEME GELİŞİ

Brick Lane, Tower Hamlets Belediyesi’nde Spitalfields ile Bethnal Green semtlerinin kesişiminde yer alır. Burası, tarihsel olarak bir göçmen semti olduğundan dolayı aslında birikmiş bir kültür ve dokuyu halihazırda barındırmaktadır. Yoğunlukla 17. yüzyılda Fransızlar, 18. yüzyılda İrlandalılar, 19. yüzyılda Museviler burada yaşamıştır ve yakın zamanda da Bangladeşliler buraya yerleşir.(15) Burada yaşarken çoğunlukla tekstil atölyeleri işleten Musevilerin 20. yüzyılın sonlarında bölgeden taşınmasının ardından, atölyelerini ve diğer işlerini Bangladeşli göçmenler devralır. Ancak burası 1970-80’li yıllarda artan yoksulluk ve suç oranıyla anılmaya başlar. Dolayısıyla 1992-97 yılları arasında Tower Hamlets Belediyesi bölgeyi “canlandırmak” üzere bir adım atarak devlet desteğine başvuruda bulunur.

1990’lı yıllardan günümüze devam edecek bu canlandırma süreci içerisinde bölgenin gündeme gelişi edebiyat kanalıyla olur.(16) Bu bölge üzerine yazılmış bir dizi roman arasında en ses getiren Monica Ali’nin 2003 tarihli Brick Lane’idir. Kitap, bölge halkını kültürsüz ve geri kalmış olarak tanıttığı ve böylece soylulaştırmanın önünü açtığı gerekçesiyle özellikle bölge halkı tarafından tepkiyle karşılanır. Böylece yerel halk tarafından soylulaştırma hamleleriyle özdeşleştirilen Ali’nin sesi, yerel sivil toplum örgütlerini tetikleyerek Brick Lane’nin karakterini özgün tutma kararı almak için organize olmalarına sebep olur. Yapılan tüm canlandırma müdahalelerinden önce belki göz ardı edilen (buradaki Bangladeşliler, onların açtığı restoranlar, ibadet ettikleri camiler ve sokakta bulunma biçimleri gibi) burayı ilgi çekici kılan tüm ögelerin kendi içindeki dengesidir. Burası için tüketim fonksiyonları tanımlanmadan, ortak ve uzun soluklu kentsel aktiviteler önerilerek bölgenin çevresiyle bağlarını güçlendirmek mümkün olabilirdi. Arjun Appadurai bunu “yerelliğin üretimi” olarak adlandırıyor, bilinçli olarak yapılan bir dizi performans, temsil ve hareket dizisinin pratik edildiği bağlamsal bir fenomenolojik özellik olarak tanımladığı bu süreç, mekân ve mekânı kullanış biçimleri üzerinden bir ortaklık kurulabileceği fikrini içinde barındırıyor.(17)


Özetle, burada bir canlandırma hamlesi yapılmadan önce bölge zaten kendine özgü bir kültürel sermayeye sahipti. Brick Lane’nin kolayca soylulaştırılmasını sağlayan şey de tam olarak bu oldu. Zira canlandırma projeleri Jane Jacobs’ın tabiriyle buradaki “gerçek” kültürü, kapitalizmin araçlarıyla yabancılaştırdı.(18) Öncelikle yoğun bir Bangladeşli göçmen grubun orada yaşamasıyla özgün bir yapılı çevre ve alana özgül kentsel pratikler oluşmuştu. Ayrıca bölgede Georgian tipi (1700-1800’lü yıllarda İngiltere’de yoğun olarak inşa edilen dikdörtgen pencereli, parapetle gizlenmiş eğimli çatılı, sarı tuğlalı) binalar bulunmaktaydı. Brick Lane’nin yeşil ile işaretlendiği 2009 tarihli planda (Resim 4) görüldüğü gibi yakın zamanda bölge, belediye tarafından hem koruma alanı olarak ilan edilmiş hem de çevresindeki birçok yapı tescillenmiş durumda idi. Bu anlamda hem sosyal hem de fiziksel birikimin yoğun olduğu bu bölge için önerilen “yenileme” projesinin alandaki zenginliği kullanması kaçınılmazdı.


YENİLENME SÜRECİNİN KAPSAMI

Tower Hamlets Belediyesi’nin 1992’de devlet katkısı başvurusu, İngiltere’de uygulanan “Section 106 Legal Agreements” isimli kentsel dönüşüm projelerini kapsayan yasa tasarısı içerisinde değerlendirilir. Bu anlaşma, yerel otoriteler ile geliştirici / yüklenici arasında, yerel bölgeye sosyal, fiziksel ve ekonomik altyapı anlamında büyük katkı sağlayabileceği düşünülen geliştirme projeleri için olup, tarafların kent ölçeğinde planlamaya bağlı izin ve kurallara tabi olarak hareket etmelerini öngörür.(19) Bu anlamda destek sağlanacak başvurularda özellikle aşağıdaki ögelerin geliştirilmesi dikkate alınır:

  • Açık kamusal alan,
  • Sosyal konut,
  • Eğitim,
  • Otoyol,
  • Kent merkezi iyileştirmeleri.

Bu anlaşma kuramsal seviyede gösteriyor ki, İngiltere’de yapılacak her kentsel proje, önce danışmanlık, arabuluculuk ve denetleyicilik gibi görevleri olan bir konseyden geçerek, maddeleri tanımlı ve şeffaf bir süreç içerisinde değerlendirilebiliyor. Taraflardan biri özel

sermaye de olsa, anlaşmanın ağırlık verilen maddeleri toplumsal faydanın ön planda tutulmak istendiğini ima ediyor. Tower Hamlets Belediyesi’nin 1992-1997 aralığında devlet katkısı alışından beri Brick Lane, bahsedilen anlaşma kapsamında yerel yöneticiler ile özel yatırımcıların işbirliğiyle bir dönüşüm içerisinde. 2016 tarihli Tower Hamlets Regenerating Brick Lane raporuna göre, Brick Lane çevresinde ondan fazla S106 proje alanı belirlenmiş ve toplamda 985,399.76 £ ederinde bir bütçe ayrılmış durumda. (Resim 5)

Birleşik Krallık genelinde uygulanan S106 devlet desteğinin yanında, Londra merkezli kentsel yenilemeyi destekleyici kurumlar da var. Bunlardan Brick Lane’i ilgilendirenleri ise Londra’nın finansal merkezi City’nin çevresi ile bağlarını (özellikle serbest zaman aktiviteleri ve turizm amaçlı) güçlendirmek ve yerel ekonomiyi çeşitlendirmek için kurulan işbirlikleri. Bu işbirliklerinden ilki 1996 yılında kurulan “City Fringe Partnership” isimli bir yerel ortaklık, ikincisi ise 1997-2002 arasında ona paralel olarak işletilen “Cityside” programı. Programların bir bölgeyi yenilemekteki amaçları aşağıdaki gibi sıralanıyor(20):

  • Eğitim ve istihdam alanını, City bölgesini kapsayacak şekilde genişletmek ve bu uygulamaların diğer belediyelere de yayılmasını sağlamak,
  • İşyerlerinin gelişimini desteklemek ve farklı beceri seviyelerine uygun istihdam sağlamak,
  • Yerel işbirlikleri kurarak planlama ve finansman konusunda ortak hedefler belirlemek.

Bu maddeler, sermayenin, halk tarafından kabul gören biçimde ilerlemek için yapılması gerekenlerin bilincinde olduğunu gösteriyor. Böyle bir bilinçle kenti organize etmesi de kolaylaşıyor. Bu amaçla Brick Lane, Bangladeşlilere istihdam sağlayacak ve ayrıca kültürel özellikleriyle Londra’nın çekici bir bölgesi haline dönüşecek bir “developing cultural quartier” (gelişmekte olan kültürel alan) ilan ediliyor ve “Banglatown” adı ile anılmaya başlanıyor. Ne var ki 2009 yılında bir derneğin yürüttüğü “Waiting for Change” isimli proje, sağlanan istihdamın çok da iyi koşullarda olmadığını gösteriyor. Garsonlardan birinin ifadesiyle “İnsanlar İngilizce bilmedikleri için burada çalışıyorlar, sosyal hayat diye bir şey yok.”(21) Banglatown ismi bile dışarıdan gelenler için “egzotik” bir tecrübe vadedildiğinin kanıtı. Bu sayede burası City çalışanları gibi, iş gezisi için Londra’da bulunanlar ve turistler için de ilgi çekici bir alan haline geliyor.(22) YENİLEME SÜRECİNDEKİ UYGULAMALAR

Yenileme sürecinde Cityside - City Fringe Partnership ortaklığı bölgenin odak noktalarına ihtiyacı olduğuna karar veriyor ve iki miras alanı belirliyorlar: Truman Bira Fabrikası (Resim 6) ve Moorish Market. Bu iki Victorian dönemi yapısı bölgenin çok kültürlü tarihini anıtlaştıracak bir imge yaratma niteliği taşıyor. Yenileme projesine göre bu alanların tekrar bölgeye kazandırılması “etnik” bir alışveriş deneyimi sağlayacaktı. Kültürel mirasın ve yapılı çevrenin metalaştırılması durumu tam da bu gibi politik ve stratejik kararlarla kendini göstermeye başlıyor. Bu yapıların restore edilerek halkın kullanımına açılması olumlu bir hamleyken, önerilen fonksiyonlar yapıların yalnızca kısa dönemli ve tüketim odaklı kullanımını öngörüyor. Bu da bir kentsel alanın tüketilebilir bir metaya dönüşmesine sebep oluyor.

Buna neden olan bir başka karar ise bölgede restoran sayısının artırılması. Planlamacılar Brick Lane’nin merkezini “restoran alanı” olarak belirliyor ve bu tip işletmelerin açılması ve yaşaması yerel yönetimce kolaylaştırılıyor gibi gözüyor.(23)  (Resim 7) Aslında yıkık 19. yüzyıl yapılarının restoranlara dönüştürülmesi burada yaşayan azınlık grubu dükkan sahiplerinin refah düzeyinin artmasını sağlar ve çoğunluğu orada yaşayan Bangladeşliler bu restoranlarda çalışmaya başlarlar. Diğer yandan Brick Lane restoranlarının Asyalı olmayan (özellikle City) çalışanları için çekici hale getirilmesi amaçlanarak bölgeye giriş ve ulaşım noktalarının önemli olduğuna karar verilir ve City’den gelişlere oryantalist Asya motifli süslü girişler, aydınlatma elemanları ve işaret tabelaları yerleştirilir. Aynı zamanda Bengali Yeni Yılı ve Brick Lane Curry Festivali gibi yıllık organizasyonlarla ya da günlük yemek pazarlarıyla alanın kimliğinin bir etkinlik ve eğlence kültürü üzerinden tanımlanması sağlanır. (Resim 8)

Böylece bölgenin sokaklarında sanat etkinlikleri, grafiti üretimi ve galeri mekânlarının açılması da büyük ölçüde desteklenir. (Resim 9) Brick Lane’in güneyinde yapılan Aldgate projesi bölgedeki yenileme yaklaşımının, kültürel etkileşimi merkezine aldığını gösteriyor. Aldgate’yi Brick Lane ile bağlayacak sanat ve kültür rotaları yaratılması, sokak sanatının yapılabileceği alanlar belirlenmesi ve galerilerin iyileştirilmesi gibi yöntemler uygulanıyor. (Resim 10) Tüm bunlar belli bir denetim mekanizması içerisinde alanın bir kültürel sermaye bölgesine dönüşmesine katkıda bulunuyor.

BÖLGEDEN BİR “CASE STUDY”: TRUMAN FABRİKASI

Brick Lane’de kültürel canlandırmaya yapılan vurgunun en büyük temsili Truman Bira Fabrikası’nın yenilenmesi sayılabilir. 1679’da Joseph Truman, Brick Lane’de bir bira fabrikası satın alır ve burası kısa sürede gelişir. 1989’da İngiltere’de üretim endüstrilerinin azalmasının etkisiyle fabrika kapanır, ancak 1991 yılında “Cityside” kapsamında yeniden işlevlendirilmesi gündeme gelir. 1995’te Zeloof Partnership’e satılır ve bu kapsamda alanda atölyeler, ses kayıt stüdyoları, galeri gibi kültürel aktiviteleri içeren mekânlar ile konutlar yapılır ve burada etkinlikler düzenlenmektedir. (Resim 11) 2002’de yerel bir girişimciye satıldığında fabrika artık “kültürel endüstriler”e(24) yönelik 250 stüdyo, 2 gece kulübü, kafeler, galeriler, dükkanlar ve sergi alanlarına ev sahipliği yapmaktadır. 2006’da eski market binası da stüdyo ve “loft”lara dönüştürülür. 2010’da fabrika restore edilerek yeniden bira üretimine başlar. Fabrikanın dönüştürülerek kullanılmasıyla bölgede yaygınlaşmakta olan galeri ve kafe kültürü daha da hızlanır. Bugün The Old Truman Brewery isimli kompleksin mekânları moda şovlarından pazarlama zirvelerine kadar çeşitli “yaratıcı” aktiviteler için kiralanabiliyor. Ancak bunlar orada yaşayan halkla ne kadar ilişkili?

           

Brick Lane’de gerçekleştirilmiş ve Truman Bira Fabrikası’nı da içeren yenileme hamlelerinin kim için ve ne pahasına yapıldığı sorgulanması gereken bir eylem silsilesi haline geliyor. En önemlisi, yapılı çevrenin ve mimarın bu gibi kültürel metalaşmaya dönüşen yenileme projelerindeki rolü sürekli olarak tartışılması ve yeniden yorumlanması gereken bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Truman’ın yenilenmesi, kahve dükkanları, kültür ve giyim mağazaları gibi tüketim odaklı fonksiyonların burada türemesi probleminin yalnızca ufak bir örneği, ancak önemli bir tetikleyicisi. (Resim 12)

Aslında son 35 yıldır orada yerleşip mülk edinmekte, çeşitli işletmeler açmakta olan ikinci kuşak Bangladeşli göçmen grup için “Banglatown” bir fırsat gibi görünmüştür. (25)  Brick Lane semtinin kültürel canlandırma projesi olarak ele alınması, bölgenin ticari değerini yükseltirken, halihazırda orada bulunan Bangladeşli halkın ve diğer göçmenlerin de kent merkezinde yaşamaya ve çalışmaya devam etmesini sağladı.(26) Bu süreçte restoran ve eğlence sektörü ticari kaynaklar konumundaydı, bu canlandırma hamleleriyle Brick Lane yalnızca Bangladeşli değil, birçok farklı grubun bulunduğu bir bölge haline geldi. Bölgenin kimliği, bir göçmen mahallesinden, tüketim aktivitelerinin (yeme-içme, alışveriş ve benzeri) başat hale geldiği bir semte evrildi. Yine de böyle bir bağlamda Brick Lane yenileme projesi,

yerel halkın, bölgenin ticari gelişimi içerisinde yer almasını sağlamış ve bu sayede halk ile yerel otoriteler arasında ideal olmasa da bir uzlaşma alanı yaratmış gibi görünüyor. Bu uzlaşma alanının temelini ise ticari ilişkiler oluşturuyor.

SONUÇ

Herkes için yaşanabilir kentler yaratmak için yalnızca ekonomik değil; sosyal, coğrafi ve kültürel anlamda bilinçli adımlar atılması gerekiyor. Son yıllarda, farklı etnik kökenlere sahip insanları barındıran kentlerde, kültür kavramı bir kentsel yenileme yaklaşımı olarak kentin çeşitli bölgelerini ve ekonomisini canlandırmada kullanılmaya başladı. Bu anlamda Banglatown, sermaye aktarımı ile yoksulluktan popülerliğe dönüşme durumunun iyi bir örneğidir.

Tower Hamlets Belediyesi, Brick Lane çevresinin işsizlik ve ekonomik sorunlar sebebiyle bir çöküntü alanına dönüştüğüne karar vermiş ve bir canlandırma programına girişmiştir. Bu projenin en önemli çıkış noktaları, hem yıllar içerisinde Brick Lane ve çevresinde birikmiş olan Bangladeş kültürünün büyük ölçekte Londra’ya turistik ve ekonomik getiri sağlayabileceğinin fark edilmesi, hem de orada yaşamakta olan halka istihdam sağlanacağı iddiasıyla Londra ile kurdukları sosyal ilişkilerin iyileştirilmesidir. İlginç olan nokta ise buradaki yerel halkın işletmeler açarak ve kötü çalışma koşullarında soylulaştırma sürecinin bir aktörü oluşudur. Ancak onların da hakimiyeti her geçen gün artan artizan kahveciler, retro kıyafet dükkanları ve modern takı mağazalarıyla yerini bölgeye yeni gelen gruplara bırakmaktadır.

Brick Lane’nin yenilenme sürecini özetlersek; serbest zaman ve turizm tüketimini, sokak festivalleri, “etnik” yemek, “dünya” müziği, “yerel” alışveriş gibi aktiviteler üzerinden yeniden örgütlediğini ve bunu yerel halkı sürecin bir parçası haline getirerek yaptığını söyleyebiliriz. Bu anlamda sosyal ve mekânsal olarak marjinalize edilmiş gruplar, ancak kapitalizm şartlarında bulundukları kente entegre olmaya başlarlar. Turizm sermayesinin bir parçası olarak buradaki ahali, kentteki diğer aktörlerin ve yerel yönetimlerin işbirliği yapmayı kabul ettikleri bir oluşum olarak sosyal bir varlık kazanıyor gibi görünür ve aslında tüketim sürecinin bir parçası haline gelirler.

KAYNAKLAR

Appadurai, Arjun, 1996, Modernity at Large: Cultural Dimensions of Globalization, University of Minnesota Press, Minneapolis.

Brouilette, Sarah, 2009, “Literature and Gentrification on Brick Lane”, Criticism, cilt:51, sayı:3, ss.425-449.

Florida, Richard, 2005, Cities and the Creative Class, Routledge, New York.

Florida, Richard, 2002, The Rise of the Creative Class, Basic Books, New York.

Glass, Ruth, 1964, “London: Aspects of Change”, Centre for Urban Studies,

MacGibbon and Kee, Londra.

Jacobs, Jane M., 1998, “Staging difference: Aestheticization and the politics of difference in contemporary cities”. Cities of Difference, (ed.) Ruth Fincher, Jane M. Jacobs, The Guilford Press, Londra, ss. 252-278.

Keith, Michael, 2013, “Urban Regeneration and the City of Experts”, The Routledge

companion to urban regeneration, (ed.) Michael E. Leary, John McCarthy, Routledge, Londra, ss. 168-179.

Knox, Paul, 2012, Palimpsests: Biographies of 50 City Districts: International Case Studies of Urban Change, Birkhäuser, Basel.

Landry, Charles, 2006, The Art of City Making, Earthscan, Londra.

Ley, David, 2000, “Gentrification”, The Dictionary of Human Geography, (ed.) Derek Gregory ve diğerleri, Blackwell, Londra.

Mavrommatis, George, 2006, “The New ‘Creative’ Brick Lane”, Ethnicities, cilt:6, sayı:4, ss.498-517. DOI:10.1177/1468796806070720

Minton, Anna, 2012, Ground Control, Penguin Books, Londra.

Sassen, Saskia, 2005, “The Global City: Introducing a Concept”, Brown Journal of

World Affairs, cilt:XI, sayı:2, ss. 27-43.

Shaw, Stephen J., 2011, “Marketing Ethnoscapes as Spaces of Consumption: ‘Banglatown-London’s Curry Capital’”, Journal of Town & City Management, cilt:1, sayı:4, ss. 381-395.

Smith, Neil, 1996, The New Urban Frontier: Gentrification and the Revanchist City, Routledge, New York.

Rahman, Sharifur, 2009, Waiting for change: Restaurant workers and the informal economy in Brick Lane, (ed.) Jamie Elliott, Toynbee Hall, Londra.

Zukin, Sharon, 1992, “Postmodern Urban Landscapes: Mapping Culture and Power”, Modernity and Identity, (ed.) S. Lash, J. Friedman, Blackwell, Londra, ss. 221-247.

URL1. “What Are the Economics of the Creative Economy?”, www.youtube.com/watch?v=Ow5yjb-r0Dk [Erişim: 01.10.2018]

URL 2. “Brick Lane and Fournier Street Conservation Area”, www.towerhamlets.gov.uk/Documents/Planning-and-building-control/Development-control/Conservation-areas/Brick-Lane-&-Fournier-StreetV1.pdf

URL 3. “What are Section 106 Legal Agreements?”,  2016, www.tendringdc.gov.uk/planning/planning-applications/what-are-section-106-legal-agreements [Erişim: 01.10.2018]

URL 4. “Regenerating Brick Lane: Phase 1 - Feasibility and Early Wins”, 2016, https://democracy.towerhamlets.gov.uk/mgConvert2PDF.aspx?ID=95350

URL 5. “London Borough of Tower Hamlets: City Fringe Area Action Plan” http://democracy.towerhamlets.gov.uk/documents/s6263/ [Erişim: 01.06.2017]

URL 6. “Aldgate masterplan 2007”, www.towerhamlets.gov.uk/Documents/Planning-and-building-control/Strategic-Planning/SPDs/Aldgate/aldgate-masterplan.pdf

NOTLAR

1. Sassen, 2005, ss. 27-43.

2. Refah devleti, devletin sağlık, eğitim, işsizlik ve toplumsal güvenlik hizmetlerini ücretsiz yaparak sorumluluğunu aldığı bir sosyal devlet modeli.

3. Zukin, 1992, ss. 221-247.

4. İngilizce revaçta, modaya uygun, havalı anlamında kullanılan kelime.

5. Shaw, 2011, ss. 382.

6. İng. “gentrification”. Alternatif olarak, “mutenalaştırma”.

7. Glass, 1964, s.17.

8. Smith, 1996, s.32.

9. Smith, 1996, s.39.

10. Ley, 2000, s.274.

11. Brouilette, 2009, s.426.

12. Bakınız Florida, 2005. Florida, 2002. Landry, 2006.

13. David Harvey’in 2013 yılındaki bir konuşması, URL1.

14. Minton, 2012, ss.4-5.

15. Mavrommatis, 2006, ss.498-517.

16. Brouilette, 2009, s. 427.

17. Appadurai, 1996, ss.178-180.

18. Jacobs, 1998, ss.252-278.

19. URL 3.

20. URL 5.

21. Rahman, 2009, s. 4.

22. Knox, 2012, ss. 230-233.

23. Shaw, 2011, s.386.

24. İng. “cultural industries”. Yaratıcılığın önemli bir parçası olduğu tasarım, mimarlık, moda ve benzeri disiplinlerle alakalı ve sıklıkla teknoloji ile bağlantılı pratikler.

25. Shaw, 2011.

26. Keith, 2013, ss.168-179.

 

Bu icerik 425 defa görüntülenmiştir.