400
MART-NİSAN 2018
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Derginin Mutfağından
    Aslı Tuncer Madge, Mimar, Eylül 2013’ten beri Yayın Sekreteri ve Yayın Komitesi üyesi

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA PROGRAMI: MARUF ÖNAL

Anıların Duvarlarıyla: Maruf Önal’ın Reks Sineması

Pınar Sezginalp, Dr., İçmimar, ODTÜ Mimarlık Tarihi Doktora Programı Mezunu

Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında 2000 yılında Sinan Ödülü’ne değer görülen Maruf Önal’ın hem yapılarını hem de şahsını “alçakgönüllü, akılcı ve saygılı” olarak tanımlamak mümkün. Reks Sineması da bu sıfatları yansıtan projelerden sadece biri. Önal’ın geçmişin izlerine saygı duyarak koruduğu duvarlara dikkat çeken yazar, yapının geçirdiği dönüşümlerin ve Önal’ın dokunuşlarının izlerini sürüyor.

 

İstanbul’da Kadıköy bölgesinin önemli sinemalarından Reks Sineması’nın, Maruf Önal’ın ayakta kalan eserlerinden en önemlisi olduğu söylenebilir. Halen anaakım filmlerin yanında alternatif sinema filmleri sunan Başka Sinema’yı da bünyesinde barındırarak işlevini sürdürmekte olan sinema binasının bulunduğu arsanın tarihi 19. yüzyıla dayanıyor. 1800’lü yılların başlarında gayri-Müslim bir ayin yeri (kilise) olarak değerlendirilen bu arsa Kadıköy Rum Ortodoks Cemaati Kiliseleri Vakfına aittir. Bu parselde 1870’lerde Apollon Tiyatrosu (Sineması) inşa edilir. 1922 yılının 13 Nisanında Türk tiyatrosunun baş figürlerinden ilk kadın tiyatrocumuz Afife Jale’nin sahneye ilk çıktığı mekân olan Apollon Tiyatrosu(1), 1932 yılında toprak sahiplerince kiralanarak Hale Sineması olarak işlevine devam eder.(2) Reks Sineması Maruf Önal tarafından 1961 yılında bu parsel için tasarlanır.

1962 yılında sinema yapısının inşaatı tamamlanınca bahsi geçen vakıfça seçilen Anas ailesi tarafından o yılın Aralık ayının ilk günü “Aşkın Günahı” (Pecado de Amor, 1961) filmiyle işletmeye açılır. (Resim 2) Bir adet salon ve balkon içerecek şekilde tasarlanan binaya, 1996’da Salon 2 ve 3; 2006’da da Salon 4, 5 ve 6 eklenir.(3) O yıllardaki işletme sahibi Viron Bey’in açıklamasına göre, 2006 yılından itibaren salon sayısı orjinal halinden daha fazla olduğu için, sinemanın 45 senedir Reks olan ismi, kelimeye büyüklük eki kazandıran x’ler kazandırılarak Rexx olarak değiştirilir.(4) Reks sineması ilk açıldığında bir film makarasını başka bir sinemaya motosikletle yetiştirildiği dönemini, film kopyalarının da çoğaldığı günümüzde çoklu sinemalar açarak kapatmıştır.(5)

İlk işletmeci olan ve Maruf Önal ile birebir iletişim içinde olan Yordan Anas’ın, çağdaş gelişmeleri takip eden bir insan olduğunu Reks Sineması’nın tarihini araştırırken karşımıza çıkan anektodlardan anlamak mümkün. Öncelikle, 1960 yılında Yordan Bey’in Maruf Önal’ı yeni bir sinemanın tasarımcısı olarak seçme sebebinin hâlâ tam olarak açık olmadığını söyleyebiliriz. Ancak, şunu kesin ki, Moda ve Kadıköy 1930 ve 1970 yılları arasındaki dönemin önde gelen mimarlarının “yeni” mimari tasarımlarına evsahipliği yapmaktaydı.(6) Yordan Bey’in Maruf Bey’i sinemanın tasarımı için seçmesi de, dönemin modern mimarisine ve Maruf Bey’in bu yöndeki mimari çizgisine duyduğu beğeniyi kanıtlamaktadır.

Yordan Bey’in çağdaş yaklaşımını gösteren bir diğer örnek de, o yıllarda özellikli ve nitelikli bir sinema salonu açmanın, özellikle bölgedeki diğer sinema salonlarıyla yarışmanın zor olacağını bildiği için, yurtdışı seyahatlerinde genellikle sinema salonlarını incelemiş olmasıdır. Bu sayede, tasarım sürecinde Maruf Bey ile fuaye, salon, merdiven yerleşimi ve benzeri kararlarda birlikte fikir yürüteceklerdir. Oğlu Viron Bey’in açıklamasına göre, Yordan Bey’i gönlünü fetheden, Paris’te şu anda Grand Rex ismiyle bilinen büyük sinema salonudur. Paris’teki bu sinemaya olan hayranlığı sonucunda, Türkçede “x” harfi bulunmadığı için, sinemayı 1962’de Reks ismiyle açar.

Sinemanın ismi üzerinden gidildiğinde, Atina’da da bir Rex Sineması olması dikkate değer bir konu oluşturuyor. 6-7 Eylül 1955 olaylarının İstanbul’da Avrupa yakasındaki yıkımı ve dış-göçe neden olması sonucunda, Moda’da (Caferağa) ve Kadıköy Osmanağa Bölgesi’nde de Müslüman olmayan birçok aile, kökleri olan ülkelere göç etmişlerdi; bunlar arasında Yunanistan’a göç eden Rumların da oldukça yüksek sayıda olması, Atina’daki sinemayla bir ilişki olması olasılığını akla getiriyor. Bölgeden göç etmeyi reddeden az sayıda Rum ve Ermeni aileler de olması ve Rexx sinemasının şu anki arsasının toprak sahibi Kadıköy Rum Ortodoks Cemaati Kiliseleri Vakfı’nın bu topluluğa ait bir kurum(7) olmasından yola çıkarak, bu bağlantı düşünülebilir. Atina’daki Rex isimli sinema 22 Ocak 1937’de ikiz mimar kardeşler Vasilis Kassandra ve Leonida Bonni tarafından tasarlanır.(8) New York’a araştırma yapıp esinlenmek amacıyla giden mimar kardeşlerin Atina’da tasarladıkları bu sinema, zamanın gazetelerinde “Atinalılar ve yabancıların çok kıskandığı sinema” olarak geçer ve “Avrupa’nın en güzel sineması” sıfatıyla çok ses getirir. Rum kökenli Anas kardeşlerin Kadıköy’deki Reks Sineması’nın ismini koyarken hem özledikleri ve hasret oldukları kökenlerine bir gönderme yaptıkları, hem de Atina’daki sinemanın Kadıköy’dekine ilham kaynağı olduğu düşünülebilir. Ancak, Viron Aras’ın açıklaması Paris’teki sinemanın örnek alındığını vurguladığı için, tüm bu sinemaların, dönemin ülkeler arasındaki kültürel iletişim ortamını örnekledikleri söylenebilir. Zira, Milliyet gazetesinde 30 Kasım 1962’de yayımlanan reklamda da “aylardanberi büyük itinalarla ve en son teknikle muhteşem bir imar eseri olarak Eski Hale Sineması’nın yerinde inşa edilen Reks Sineması”nın açılışı duyurulmakta ve “Sinemamıza New York’dan Bombay’a kadar bütün dünya şehirlerinde en modern büyük sinemaların sembolü beynelmilel olmuş REKS ismini hediye eden Kadıköylü vatandaşa Müdüriyetimiz bilhassa teşekkür eder” denilmektedir. (Resim 2)

Reks Sineması’nın önemli bir özelliği, üzerinde yer aldığı arsanın tarihsel katmanlarında saklıdır. Binanın değerini artıran ve Maruf Önal’ın geçmişe olan saygısını tam anlamıyla yansıtan özel durum, giriş katında Salon 1’in üç yanını çeviren ve tarihi 1800’leri bulan duvarların varlığıdır. Maruf Önal, Reks Sineması’nın tasarımı sırasında arsada önceden bulunan Hale Sineması’nın yıkımının ardından kalan horasan harçlı duvarlarla karşılaşır. (Resim 3, 4) Aslında bunlar ilk paragrafta bahsedilen ayin mekânından kalan duvarlardır. Üzerinde belki de o zamanki ustaların izlerini hâlâ görebileceğiniz bu duvarlara 2005’teki renovasyon sırasında duvar kalınlığını genişletmek ve duvarı güçlendirmek adına zarar vermeden eklenti yapılmıştır. Yordan Bey’in aktardığına göre, Maruf Önal hassasiyetle bu duvarlara müdahale etmeme kararıyla hareket etmiş; duvarları yalnızca yükseltmiş ve binanın çatısını bu duvarların üzerine kurmuştur. Maruf Önal’ın horasan harçlı bu duvarlara dokunmama kararının ardındaki düşüncesini çeşitli röportajlarında belirttiği görüşlerinden anlayabiliyoruz: Önal, ‘anılarla iç içe yaşadığımızı’ söylemiş; ardından da gençliğinde tatil aylarında(9) incelediği yapılardan bahsederek, mimari algısı ve birikiminin anılar üzerine kurulduğunu paylaşmıştır.(10)

Reks Sineması, Moda’da hâlâ günlük hayatın “arterleri” olarak kabul gören Moda Caddesi ve Bahariye Caddesi’ni(11) birleştiren sokaklardan Sakız Gülü Sokak ile şu anda Kadıköy’ün en canlı sokaklarından biri olan Kadife Sokak’ın kesişimindedir. (Resim 5-10) Sinema yapısı bu iki sokakta insanlarla iletişim halindedir; görsel olarak iletişim kurulabilen cepheleri bu iki sokak üzerindendir. Maruf Önal, Sakız Gülü Sokak’ın sinemaya ulaşımdaki stratejik konumundan faydalanarak, yapıyı, sinemanın girişinin yer aldığı köşesine doğru yönlendirmeyi cephe üzerinde okunan beton kirişlerle sağlamış; sinema girişini tanımlayan saçağın üstünü de bu kısma düşey inen beton plakalarla görsel olarak vurgulamıştır. Yapının özgün tasarımında Sakız Gülü Sokak cephesinde üç adet kömürlüğe yer verilmiş; sinema işletime açıldıktan sonra bu nişler kumaş, çocuk elbiseleri ve mobilya satan dükkanlar olarak değerlendirilmiştir.

Önal, Kadife Sokak’tan sinemanın girişine doğru olan yönlendirmeyi ise cephede düşey beton cephe ve cam açıklıklarını (dolu-boş olarak) eşit aralıklarla tasarlayıp bu düşey elemanları sinema girişine dek girinti-çıkıntı şeklinde ritim kazandırarak sağlamıştır. Sakız Gülü Sokak’ta olduğu gibi, burada da katların birleşimindeki ve binanın üst kısmının belirteci olan beton kirişler dönemin brütalist mimari anlayışına referans vermektedir.(12) Her iki cephedeki bu hareketlerin iç mekândaki fonksiyonlardan bağımsız olduğunu hatırlatmak gerekir. Giriş ve fuayeye görsel olarak ulaşıma izin veren cephe açıklıkları, Habermas’ın kamusal alan tanımında bahsettiği “rasyonel bir tartışma içine girilen” ve “bu tartışma sonucu ortak bir kanaat oluşturulan” mekâna birer davetiye olarak görülebilir.(13) Aynı şekilde, Feigelson’un özel olarak sinemayı “birlikte olmanın kollektif temsilliği”(14) olarak değerlendirmesi, Önal’ın Reks Sineması cephelerindeki açıklıklarla bireyleri sinemaya çeken tasarım kararıyla ilişkili olarak değerlendirilebilir. Önal’ın tasarımında yapının Kadife Sokak’taki cephesinde ana girişe ve fuayeye açılan açıklıklarla sinemanın demokratik ve halka en yakın sanat dalı oluşunu olumlayan bir bağlam görülebilir; zira Hauser, insanların henüz biçim kazanmamış bireyler olarak sinema salonlarını doldurarak topluma katılmalarını sinemanın doğasındaki demokrasiye bağlamıştır.(15) İnsani ölçekte ve insanı davet eden hümanist bir sinema salonu inşa etmiş olması, Maruf Önal’ın mütevazı mimar çizgisiyle örtüşmektedir.(16)

Bir yandan dönemin modern mimarlık anlayışına uygun şekilde işlevselci bir yaklaşımla programın gereklerine yanıt veren bu yapı, diğer yandan devasa boyutlardan kaçınarak insancıl ölçekte tasarlanmıştır. Önal’ın Reks Sineması tasarımında yapının en üst katının sokaktan hissedilmeyen ama görünüşte bütüncül olarak okunabilen kütlesi(17), böylece iki katlı olarak algılanan yapıyı insan ölçeğine indirmekte; yapının yükselmek yerine, köşesinde bulunduğu her iki sokaktan da insani ölçekte fiziki ve görsel olarak erişilebilir olarak algılanmasını sağlayan tasarım yaklaşımını desteklemektedir.(18) (Resim 11)

Reks Sineması’nın ilk işletmecisi Yordan Bey’in aktarımından, binanın inşaatı sırasında üzerine en çok konuşulan konunun, Maruf Önal’ın yapıdaki karakteristik mimari bir imzası olarak yorumlanabilecek olan fuayedeki merdiven olduğunu öğreniyoruz. Görünen bir destek almadan ayakta duran bu sarmal merdivenin taşıyıcı gücüyle ilgili mal sahibi ve sinema kullanıcıları hep şüpheye düşmüşlerdir. Hatta Kadıköy üzerine çokça kitap yazmış olan bölgenin tanınmış isimlerinden Doktor Müfid Ekdal da Reks Sineması’nın inşaatı sırasında çokça şantiyeye uğradığını; Maruf Bey’e merdiven konusunu özellikle açtığında mimarın hiç cevap vermediğini, hafifçe güldüğünü yazar ve “endişeli mi kendinden emin mi olduğu anlaşılmazdı” diye ekler. Sinemanın açılışında yüzlerce insanın merakı ve akınına uğrayan binadayken Ekdal’a merdivenin hemen yanında durarak vakur bir şekilde cevap veren Maruf Önal, “merdiven sınavını verdi” der.(19) Bu anektod, Maruf Bey’in mütevazı ve bilgili karakteriyle ilgili çok şey anlatmaktadır. Bu etkileyici merdiven ilk günkü gibi gücünü korumakta; 1961’den beri değişime uğramadan, tasarımcısının gülüşüne benzer bir gururla izleyicilerini salonlara ulaştırmaktadır.

İşlevi ve bulunduğu konumla 1960’lı yılların modernleşen kent yaşamının İstanbul’un Kadıköy semtindeki önemli bir temsilcisi olan Reks Sineması, yalın ve brutalist üslubu ile işlevselci tasarımıyla da dönemin modern mimari anlayışının bir örneği ve mimarı Maruf Önal’ın da üretiminde öne çıkan bir eseridir. Reks Sineması günümüzde işlevini sürdürüyor olsa da özgün karakterinden kaybettiği özellikler bulunmaktadır. Özgün işlevselci tasarımına karşılık, bulunduğu arsanın kısıtlarının büyümeye engel olması nedeniyle yıllar içinde oluşan ihtiyaçlar sonucunda iç mekân karakteri yapılan müdahalelerle bozulmuştur. 1996’da fuayenin üzerine yeni salonlar inşa edilmiş; 2006’da da eklenen yeni salonlarla yapının özgün plan şeması

değişmiştir. (Resim 12-17) Yapının güncel durumunda en dikkat çekici değişim ise cephesinde gözlenmektedir. (Resim 18) Sol cephedeki açıklıkların körleştirilmesi, özgün tasarımında pencere açıklıkları ve beton perde duvarlarla sağlanmış olan açıklık / doluluk dengesini bozmakla kalmamış; Maruf Önal’ın fuayedeki merdiven tasarımının zarifliğindeki gibi iki cepheden de izleyiciye kucak açan saçağının karakterini de silmiştir. Önal’ın tasarımındaki saçağın yerinde günümüzde film afişlerinin sergilendiği bir yüzey işlev görmektedir. Afife Jale’nin bu tarihî mekân ile ilişkili önemini anmak adına yapılan büstünün, şu anda sinema fuayesinde zeminde yatık ve yüzü yere dönük bir şekilde, değer görülmeden köşede durması da, Maruf Önal’ın tasarımının değerinin bilinmemesiyle paraleldir.

60 yıla yakın süredir işletilen sinemanın günümüzdeki işletmecisi Viron Bey yapı hakkında çıkan yıkım söylentisinin gerçek olduğunu; arsa sahibinin, sinema yapısını alışveriş merkezine döndürmek üzere işletmeciye karşı açtığı davayı kazandığını; arsa sahibine ödenen tazminat ile halen ayakta durmakta olan s

inemanın işletmesinin ekonomik olarak güçlük çektiğini aktardı.(20) Rant elde etmek adına yıkılan birçok diğer yapı gibi, en az 150 senelik duvarları kucaklayan modern bir tasarımla inşa edilmiş olan ve hem mimari hem de işlevsel değeriyle Kadıköy’ün kentsel mekânında ve toplumsal hafızasında önemli bir yer kazanmış olan Reks Sineması da kaybedilme riskiyle karşı karşıya. Maruf Önal’ın toplumsal, kentsel ve mimari değerleri günümüze taşıyan bu tasarımını ayakta tutmak için yapılacak mesleki mücadelenin yanı sıra filmleri Rexx Sineması’nda izlemek İstanbullular için anılara bağlılığı gösteren bir duruş olabilir, olmalıdır da.

* Reks Sineması binası ile ilgili ilkin imkansız gibi görünen araştırmama verdiği değerli sözlü ve görsel tarih bilgileriyle katkıda bulunan Viron Anas’a teşekkürlerimi sunarım.

KAYNAKLAR

Kortan, Enis, 1974, Türkiye’de Mimarlık Hareketleri ve Eleştirisi (1960-1970),ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yayınları, Ankara.

Kortan, Enis, 1997, “Maruf Önal”, 1950’ler Kuşağı: Mimarlık Antolojisi, Yapı-Endüstri Merkezi Yayınları, ss. 144-148.

NOTLAR

1.Yesari, Afif, 1987, “Kadıköy Sinemaları”, İstanbul Hatırası, Turing Yayınları, İstanbul, s.117. Ayrıca bkz. http://afife.org/afife-jaleyi-tanimak/afife-jale-kimdir [Erişim: 22.02.2018]

2. Kütükçü, Tamer, 2014, Kadıköy’ün Kitabı: Geçmiş Zamanların, Mekânların ve Hatırlamaların Rafında, Ötüken Neşriyat, Şehir Kitapları Dizisi, İstanbul.

3. Salon 1, 750 + 350 (balkon); Salon 2, 126; Salon 3, 40; Salon 4, 131; Salon 5, 106; Salon 6, 46 kişilik tasarlanmıştır.

4. Viron Anas’la 03.02.2018 tarihinde yapılan söyleşi. Viron Anas’ın metinde sözü geçen diğer açıklamaları da bu söyleşiden alınmıştır.

5. Viron Bey’in açıklamasına göre, Reks Sineması ilk açıldığında, film makaralarının hammaddesi pahalı olduğu için, her sinema işletmecisi gibi, işletmecisi film makaralarını 3’er veya 4’er makaraya böldürürmüş. Örneğin saat 11.00’de başlayacak olan seansın ilk bobini bittiğinde Kent Sineması’na motorsikletle yetiştirilir ki orada 13.00’te başlayacak film için yerleştirme yapılırmış. Gün içinde bu bobinleri taşıyan motosikletli hep gel-git yaparmış ve sinemalar Kadıköy bölgesinde özellikle böyle işletilirmiş.

6. Erken Cumhuriyet yıllarında Moda yarımadasında Emin Onat (özellikle Moda burnunda), Zeki Sayar (özellikle Osmanağa, Bahariye bölgesinde), Faruk Galip, Rebii Gorbon, Ziya Kozanoğlu, Sırrı Arif, Leyla ve Ferzan Baydar gibi mimarların işlerine rastlanır. Bu isimlere Altuğ ve Behruz Çinici ve Mehmet Ali Handan da geç dönemde katılmıştır. Bkz. Sezginalp, Pınar, 2017, “Transformation of Residential Interiors in the Moda District of İstanbul, 1930s-1970s”, yayımlanmamış doktora tezi, ODTÜ SBE, Ankara. Maruf Önal, bahsi geçen bu mimarlar arasında yer alan Mehmet Ali Handan’ı yalnızlığa itilen bir kişi olarak tanımlamış ve ilgi görmemesinden dolayı üzüntüsünü dile getirmiştir. Bkz: Kaçel, E; Şener, Güven, 2000, “Maruf Önal ile söyleşi”, Arredamento, sayı: 128 (2000-9), ss.56-66.

7. Vakıf ile ilgili verdikleri bilgiler için Kadıköy Rum Ortodoks Cemaati Kiliseleri Okulları ve Mezarlıklar Vakfı başkan yardımcısı Kosta Kiracopulu ile Kadıköy sakini Sayın Nurettin Kavcı’ya teşekkür ederim.

8. “Τα 80 χρόνια του «Ρεξ», του πιο νεοϋορκέζικου κτιρίου της Αθήνας”,www.kathimerini.gr/910041/article/politismos/polh/ta-80-xronia-toy-re3-toy-pio-neouorkezikoy-ktirioy-ths-a8hnas [Erişim: 22.01.2018]

9. Maruf Önal’ın babası subayken 1933-1936 yıllar arasında Ankara’da Milli Savunma Bakanlığı’nda görevli olarak bulunmuş. Bahsettiği tatil ayları bu yıllara aittir. Kolektif, 1995, “Maruf Önal”, Anılarda Mimarlık, YEM Yayın, s.62.

10. Kolektif, 1995, s.62.

11. Bahariye Caddesi’nin ismi şu anda resmî olarak General Asım Gündüz Caddesi olarak geçse de günlük hayatta bu isim özellikle Kadıköylülerce ve yılları orada geçmiş insanlarca çok tercih edilmemektedir. Reks Sineması inşa edildiğinde de bu caddenin ismi Bahariye Caddesi’dir.

12. Burada dikkat edilmesi gereken konu 1960’larda Türkiye’de mimarlığın birçok önemli değişimden geçmesidir. Bahsedilen brütalizm, Afife Batur’un (2005) değindiği gibi yeni bölgeselcilik (new-regionalism), organik mimari, geç modern ve post-modern gibi çeşitli trendlerle paralel olarak ilerlemiştir. Bu çoğullukta çok çeşitli yapı tasarımları ortaya çıkmıştır, bu da tam olarak 1960’ların liberalliğinin göstergesidir. Dönemin mimarisi ile ilgili daha fazla bilgi için bkz: Batur, Afife, 2005, A Concise History: Architecture in Turkey During The 20th Century,Chamber of Architects of Turkey, Ankara. Bozdoğan, Sibel; Akcan, Esra, 2012, Turkey: Modern Architectures in History, Reaktion Books, Londra.

13. Habermas, Jürgen, 1997, Kamusallığın Yapısal Dönüşümü, (çev.) Tanıl Bora, Mithat Sancar, İletişim Yayıncılık, İstanbul.

14. Feigelson, Kristian, 2014, “Sinema ve Toplumsal Kırılmalar”, Kentte Sinema Sinemada Kent, (ed.) N. Türkoğlu, M. Öztürk, G. Aymaz, Pales Yayıncılık, İstanbul, s.39.

15. Hauser, Arnold, 1984, Sanatın Toplumsal Tarihi, (çev.) Yıldız Gölönü, Remzi Kitabevi, İstanbul, s.420.

16. Önal’ın mütevazılığı, kendini anlatırken “sıradan” kelimesini kullanmasından da anlaşılır, bkz. Kaçel; Şener, 2000, ss.57, 66. Kolektif, 1995, s.62.

17. Reks Sineması’nda en üst katın bu kütlesi ilk önce makine dairesi olarak kullanılmış; seneler içinde salon sayısı arttıkça makine dairesi işlevi iç mekânda başka hacimlerde çözülmüştür.

18. Önal, bir söyleşisinde, Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerindeki Conrad Hotel’i adını geçirmeden eleştirmekte; ölçeğiyle insanı ezdiğini, üstüne geldiğini söyleyerek bu konudaki hassasiyetini vurgulamıştır. Kolektif, 1995, 74.

19. “Dünden Bugüne Reks Sineması”,www.gazetekadikoy.com.tr/dunden-bugune-reks-sinemasi-makale,64.html [Erişim: 22.01.2018]

20. Bu durum, İstanbul’da son 10 senede yaşanan Saray Sineması’nın Demirören Alışveriş Merkezi’ne dönüşmesinin ya da Emek Sineması’nın yıkılıp Grand Pera kompleksine dönüştürülmesinin benzeri bir sürece işaret ediyor. Konuyla ilgili detaylı bilgi için, bkz. Tan, Elif, 2016, Tarihi Sinema Salonlarının Dönüşümü: Roma-İstanbul Karşılaştırması, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İTÜ FBE, İstanbul.

Bu icerik 421 defa görüntülenmiştir.