400
MART-NİSAN 2018
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Derginin Mutfağından
    Aslı Tuncer Madge, Mimar, Eylül 2013’ten beri Yayın Sekreteri ve Yayın Komitesi üyesi

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK YAYINCILIĞI: NEREDEN NEREYE

Kişisel Çabalardan Profesyonelliğe: Türkiye’de Mimarlık Dergilerine Kısa bir Bakış

Zafer Akay, Mimar

 

Mimarlık'ın 400. sayısı, derginin 55 yılına ve Türkiye’deki mimarlık yayıncılığının yaklaşık 90 yılına bakmak için yeni bir fırsat sunuyor. Bu 90 yıllık süreçte, uzun ya da kısa ömürlü birçok dergi yer aldı ve almaya devam etmekte. Bu sürece bakınca, dergiler arasındaki en tanımlayıcı özelliğin temsil ettikleri kurumsal ya da sektörel yapı olduğunu söylemek mümkün. En ilginç yanı ise, dergileri oluşturan kadroların, ilk aşamada herhangi bir kurumsallıktan yoksunken doğal olarak amatör yaklaşımlar içinde olmalarına rağmen, dergiler kurumsallaşır ya da ticarileşirken profesyonelleşebilme sürecidir.

Türkiye’de mimarlık yayıncılığının öncüsü olarak, 1931’de Mimar adıyla yayına başlayan, 3 yıl sonra aldığı adla anılan Arkitekt dergisi oldukça ilginç bir öyküye sahiptir. (Resim 1) Arkitekt’in erken Cumhuriyet döneminde altın çağını yaşayan mimarlık mesleğinin temsilcisi olarak oldukça imtiyazlı bir konumda, CHP tarafından sahiplenilerek genç Türkiye mimarlığını ve modernist bakış açısını Anadolu’ya yaygınlaştırmak anlamında önemli bir görev üstlendiği bilinir.(1) Abidin Mortaş ve Zeki Sayar tarafından yayımlanan Arkitekt, zaman zaman milliyetçi bir ton taşısa da temelde modernleşmenin hatırı sayılır bir aracı olarak, 1930’lar boyunca, dönemin mimarlık kültürünün oluşmasında kuşkusuz çok önemli bir rol üstlendi.(2) Başta Seyfi Arkan olmak üzere ülkenin genç modernist mimarlarının üretimlerini topluma tanıttı ve az sayıdaki mimar arasındaki iletişimi sağladı. Başlangıçta devlet desteği alan, bağımsız bir yayın olarak II. Dünya Savaşı’nın başladığı yıllarda önemli bir sınavla karşılaştı ve Zeki Sayar’ın kişisel fedakarlıklarıyla yayınını sürdürdü.

“Milli mimarlık” hareketinin temsilcisi olmak durumunda kaldığı anlaşılan 1940’ların Arkitekt’inin, modernleşme misyonu ile birlikte etkinliğini de bir ölçüde kaybettiğini düşünmek gerek. Bu ideolojik kriz ayda iki kez yayımlanan gazetemsi bir mimarlık yayını olan Yapı’nın ortaya çıkışıyla da ilişkilidir. (Resim 2) Daha çok mimarlığın düşünsel / ideolojik yanına odaklanan ve modernist bir konumunu koruma gayreti gösteren ve genel olarak Necmi Ateş’in yönetiminde oluşur görünen Yapı, Sedad Eldem ve “yerel mimarlık” kavramını destekleyen Arkitekt’e bir tepki olarak yorumlanabilir.(3) Yapı’nın sahneye çıktığı 1941-43 yıllarının Arkitekt'in duraklama yılları olduğu not edilebilir. Savaşın sonuna doğru, 1944’te, Yapı’yı çıkaranlarla büyük ölçüde çakışır görünen bir ekip, Ankara’da Türkiye Yüksek Mimarlar Birliği’nin(4) kurumsal yayın organı olarak Mimarlık(5) dergisini ortaya çıkarırlar. (Resim 3) Derginin başlangıçtaki sorumlusu Nizamettin Doğu olarak görülür. Bu dönemde serbest çalışma şansı azalan birçok mimarın Ankara’ya taşınarak memuriyet kadrolarını tercih ettiği biliniyor. Mimarlık daha sonra Talat Özışık yönetiminde format küçültür ve oldukça istikrarlı bir yayın dönemi geçirir. Mimarlık ve Arkitekt arasındaki rekabet, Hasan Ali Yücel’in batıcı çizgisinde sürdürülen kültür yaşamı ile milliciliğin ayak direyişi arasında debelenilen, 1940’ların ikinci yarısının çok da verimli olmayan kültürel ortamında mimarlık yayıncılığında ilginç bir dinamizme işaret eder. 1947-48 yıllarında iki sayı yayımlanan Selçuk Milar’ın Eser’i de dönemin ilginç ve özgün bir deneyi olarak bu dinamik ortamda ortaya çıkar.

1950 yılında sert bir virajla modernizme dönen Türkiye’nin mimarlık dünyasında nedense Mimarlık dergisi de varlığını pek sürdüremez. 1953’de tüm sayıları birlikte çıkararak kapanır ve Arkitekt’i tekrar yalnız bırakır. Bu kez herhangi bir devlet desteği alamayan ve giderek daha muhalif bir tutum geliştiren Arkitekt, Zeki Sayar’ın kişiliğinde ülkenin çarpık gelişmelerine direnme gayreti gösteren aydın mimarın temsilcisi olarak oldukça yalnızdır. 1955’ten sonra periyodunu yılda 6’dan 4’e düşüren Arkitekt, Ankara’daki gelişmeler ve yarışma ortamının biraz uzağında kalacak, 1950’ler boyunca gerçekleşen çok sayıdaki proje yarışmasının yayına yansımadığı kısıtlı bir ortamda mimarlık yayıncılığının tek temsilcisi olacaktır. 1950’lerin ikinci yarısının İstanbul’a Menderes’in müdahalelerinin gündemde olduğu biraz kaotik kültürel ortamında, Mimarlar Odası’nın kurulmuş olmasına karşın mimarlık yayıncılığı Zeki Sayar’ın kişisel çabalarıyla sınırlı kalacaktır.

1961’de İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim kadrosu tarafından, Bülent Özer’in yönetiminde çıkarılmaya başlanan Mimarlık ve Sanat mimarlık yayıncılığında yeni bir bakışın öncüsü olarak görülebilir. (Resim 4) Kare formatlı olan Mimarlık ve Sanat, İTÜ’nün genç asistanlarının amatör çabalarıyla çıkarılmakta olsa da, önceki kuşak dergilerden farklı olarak kendisi de bir tasarım ürünü olarak dikkat çeker. Profesyonelleşmeyi başaramayan dergi 4. yılında yayınını sonlandırır.(6) Aynı tarihlerde Mimarlar Odası tarafından “sirküler” adıyla başlatılan yayıncılık faaliyeti, 1963’te Mimarlık dergisinin çıkarılmasıyla birlikte ülkenin en uzun ömürlü mimarlık yayınının ortaya çıkması ve bir mimarlık yayınının kurumsal kimlik kazanarak sürekliliğin sağlamasıyla farklı bir boyut kazanmıştır. (Resim 5) Oldukça sert bir siyasi olay olan 27 Mayıs darbesinin ardından ülkenin kültürel açıdan verimli bir döneme girmiş oluşu ilginçtir. Arkitekt de bu yeni dönemde oldukça etkindir. Arkitekt ve Mimarlık, yapı üretimi açısından bir başka altın çağ olarak tanımlanabilecek dönemin yerel esinlenmeli modernist ürünlerini ve güncel eğilimlerini birbirlerini tamamlayarak yansıtırlar. 1964’te yayına başlayan Akademi de okullar tarafından çıkarılan dergilerin ilk örneğidir. (Resim 6) Mimarlık içeriği başlangıçta Feridun Akozan tarafından yönetilir görünen Akademi, dönemin kendisi de tasarım ürünü olan dergilerinin en kurumsalı, dolayısıyla en profesyonelidir. Asimetrik sayfa düzeni ve iki renkli baskı anlayışıyla dönemin tipik bir temsilcisidir. Akademi 1970’lerde, bu dönemde yayına başlayan İTÜ ve ODTÜ kaynaklı akademik dergilere daha yakın bir nitelik kazanır.

Mimarlık dergisinin 1974’te Ankara’ya taşınması önemli bir dönemeç olarak görülebilir. 1973’te Yapı Endüstri Merkezi tarafından yayımlanmaya başlanan Yapı ise oldukça profesyonel bir girişim olarak 4 renkli ofset baskısıyla yeni bir dönemin habercisidir. Doğan Hasol ve Bülent Özer yönetimindeki Yapı’nın, sektörel bir kuruluş tarafından profesyonelce yayımlanan, böylece bağımsız bir mesleki dergi olarak istikrarlı biçimde ülkedeki mimarlık üretimini yansıtması önemlidir. Kadro olarak profesyonelleşme gayretleri olsa da Zeki Sayar’ın kişisel girişimi olarak devam eden Arkitekt, 1970’lerin ikinci yarısında giderek ülke gündemini kaybedecek, 1980’de 50. yılını tamamlayarak mimarlık dünyasına veda edecektir. 1968 olaylarının ardından Mimarlar Odası’nda da siyasi anlayış değişikliğine paralel olarak, daha politik bir içerik kazanmaya başlayan Mimarlık dergisi yarışmalara yer vermeyi sürdürse de, giderek mesleki üretimi temsil etmeyi bırakacaktır. 1979’da, ülkenin mimarlık yayıncılığının belki en özgün temsilcisi sayılabilecek Çevre, bir yıldan biraz fazla ayakta kalabildiği kısa yayın döneminde, ülke mimarlık üretimini şaşırtıcı bir yoğunlukta yayına aktarmayı başarır. (Resim 7) Selçuk Batur yönetimindeki Çevre, barındırdığı zengin kültürel

çeşitlilik ve akademik içerik ile ülkenin mimarlık üretimini başarıyla dengelemiş çok özgün bir yayın olarak hatırlanmalı.

Mimarlık dergisinin durakladığı ve sonrasında format küçülterek devam ettiği 12 Eylül darbesinin ardından, kültürel açıdan pek verimli sayılamayacak bir dönem olan 1980’ler mimarlık üretiminin ağırlıklı olarak Yapı dergisi tarafından temsil edildiği bir dönem olarak tanımlanabilir. Bu dönemde Arkitekt’in yokluğunun yarattığı boşluk, Ankara’da mimarlık alanına özelleşmiş Yaprak Kitabevi’ni yürüten Cemil Gerçek tarafından Arkitekt’in eski ismi ile çıkarılan Mimar dergisi tarafından doldurulur. 1980’lerde Zeki Sayar’ınkine benzer biçimde Cemil Gerçek’in kişisel gayretleriyle sürdürülen Mimar, 1990’larda Serbest Mimarlar Derneği tarafından sahiplenilecektir.

1980’lerin sonlarında liberalleşmenin yarattığı ekonomik dinamizmin mimarlık dünyasını da etkilediği görülebilir. 1987’de Mimarlık dergisi eski formatına döner ve 4 renkli baskıyla, giderek daha çok yarışmalar ve tasarım ağırlıklı bir içeriğe yönelir. 1989’da mimarlık ağırlıklı bir yayın çizgisi yürüten Tasarım yayın hayatına katılır. Aynı yıl bağımsız bir yayınevi olan Boyut tarafından yayımlanmaya başlanan, Ömer Madra yönetimindeki Arredamento Dekorasyon dergisinin mimarlık dünyasında bir bomba etkisi yarattığını söylemek pek de abartılı olmaz. (Resim 8) Zengin bir mimarlık / iç mimarlık içeriğini, mimarlık kültürünü popülerleştirecek bir yaklaşımla, bir genel tasarım kültürü dergisi formatında sunan derginin Bülent Erkmen tarafından sürdürülen dikkat çekici tasarımı post-modernist kültüre direnen mimarlık dünyası için önemli bir yeniliktir. Böylece dergi mimarlık kültürünü yaygınlaştırma anlamında önemli bir misyon üstlenir. Bağımsız bir yayınevi tarafından çıkarılan derginin içeriğinin büyük ölçüde mimarlardan oluşan amatör bir yayın kurulu tarafından oluşturulması özel durumunu yansıtır. Arredamento’nun mimarlık dünyası dışında bulabildiği ilgi oldukça sınırlı olmalıdır ki dergi, okurlarının beklentisine uymak adına olsa gerek, yeni yönetmeni Uğur Tanyeli ile birlikte giderek profesyonelleşir ve kaçınılmaz olarak daha akademik bir içeriğe yönelir. Arredamento Mimarlık olarak yayın hayatına devam eden derginin, gündem oluşturucu etkinliğini tutarlı bir biçimde sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Yapı, Mimarlık ve Mimar’ın arkasından aynı adın farklı dönemlerde farklı koşullarda sürdürülmesinin bir örneği de Arkitekt’in on yıl aradan sonra, 1991’de Gelişim Yayınevi tarafından yeniden yayımlanması. Mimarlık dergisinin özgün bir modele göre yayına hazırlığının, Ahmet Turhan Altıner yönetiminde Gelişim Yayınları tarafından yürütülmesinin ardından gelen “yeni” Arkitekt, büyük medya gruplarında mimarlık mesleğini temsil eden bir yayının yer alması açısından çok özel bir durum olarak görülmeli. Özgün Arkitekt'i model alarak, genç kuşak mimarların modernist bir yaklaşımı savundukları mesleki bir yayın olma amacı büyük medya grubunda kabul görmeyen Arkitekt popüler bir yayın olmaya zorlandı. Birinci yılının sonunda “Yaşama Sanatı” ek adını alarak yeni bir kadro tarafından yürütüldü.(7) Böylece popüler bir ad taşıyan Arredamento’nun mesleki / akademik bir yayına dönüşmesi ile meslek mücadelesini temsil eden Arkitekt’in “Yaşama Sanatı” ek adı ile popüler bir yayına dönüşmesi 1990’ların mimarlık yayınlarındaki çapraz çelişkisini oluşturdu.

1998’de yayına başlayan bir başka büyük medya grubunda mimarlık dergisi deneyimi olan Archiscope, içinde bulunduğu sektörel yayın grubu şemsiyesi altında, popülerlik sorununu şanslı bir biçimde geçiştirmiş, ticari anlamda da oldukça önemli bir başarı kazanmıştı. (Resim 9) Archiscope’un profesyonel kadro yayıncılığının iyi bir örneğini oluşturduğu söylenebilir.(8) Ancak iki dilli bir yayın olarak Türkiye mimarlığını dünyanın ilgisine sunma misyonu dağıtım yetersizliği nedeniyle gerçekleşmemiştir. Archiscope, 1 yıl sonra sektörel yayın şemsiyesinin ortadan kalkmasıyla, Domus’tan içerik alarak Domus m,'e dönüşürken bu misyonu tümüyle tersine çevirmiş oldu ve profesyonel kadro da yerini yine amatör bir yayın kuruluna bıraktı.(9)

Yüzyıl ya da binyıl dönümünün bir başka önemli yayını olan XXI ise önemli bir sektörel kuruluş desteğinde, mimarlık mesleğine tanınırlık kazandırmak misyonuyla Haluk Pamir ve Suha Özkan yönetiminde, Ankara merkezli olarak ortaya çıktı. (Resim 10) Yoğun yazı içeriği ile XXI mimarlık mesleğine popülerlik kazandırmaktan çok farklı disiplinlerden entelektüellerin ilgisini kazandırmak anlamındaki misyonun önemli bir karşılık bulduğu söylenebilir. XXI daha sonra İstanbul’a taşındı, bağımsızlaşarak ve profesyonelleşerek, aylık periyotlu, güncel mesleki üretimi temsil eden çok tutarlı bir yayına dönüştü. Yapı ve Arredamento Mimarlık'ta olduğu gibi XXI için de aylık periyodun profesyonelleşmenin önemli bir kıstası olduğu not edilebilir.

Mimarlık yayıncılığında 2000’lerin bir başka önemli yeniliği olarak Mimar.ist dergisinden söz edilebilir. (Resim 11) 1991’de yayına başlayan Mimarlar Odası birimlerinden ilk yerel yayın denemesi olan ve oldukça tutarlı bir yayın çizgisi sürdüren Ege Mimarlık (Resim 12) ile süreklilik sağlayamayan Güney Marmara Mimarlık’tan sonra, Mimar.ist hem güncel kent sorunlarına hem de mimarlığa ilişkin kavramsal açılımlara dengeli bir biçimde yer veren bir yayın olarak yeterli finansal destek sağlanamasa da tutarlı bir yayın olarak giderek daha akademik bir içerik kazandı. Yerel süreli mimarlık yayıncılığı, yayın periyotları değişse de yayın hayatlarına hâlâ devam eden 1992 yılında Adana Şubesi’nin Güney Mimarlık, 1997 yılında Antalya Şubesi’nin Batı Akdeniz Mimarlık, 2002 yılında Kayseri Şubesi’nin TOL ve 2006 yılında Ankara Şubesi’nin Dosya isimli yayınlarıyla çeşitlendi. Ulusal ölçekteki yayın hayatına devam eden Mimarlık dergisi ise 2000’lerin başında logo ve grafik tasarımıyla yenilendi.

Mimarlık ile çağdaş sanatı buluşturan, Levent Şentürk yönetimindeki Doxa, mimarlık alanında, üniversite yayınları dışında kuramsal içeriğiyle 2000’li yılların ilginç bir denemesi olarak dikkat çeker. Yine önemli bir sektörel kurum tarafından desteklenen Betonart, mimarlık dünyasının giderek genişleyen kuramsal üretimini değerlendiren bir yayın olarak 2000’lerdeki önemli bir katkı olarak sayılmalı. (Resim 13) 2014’te yayın hayatına başlayan Natura da benzer bir oluşum olarak, göreceli olarak daha popüler bir içerikle yine mimarlık kültürünün yaygınlaşmasına önemli bir destek sağlamakta.

2018 yılına girerken bireysel amatör çabalarla başlayan mimarlık yayıncılığının, oldukça kurumsallaşmış ve profesyonelleşmiş olduğunu söylemek mümkün görünüyor. Kuşkusuz bu durum son 20 yılın getirdiği önemli bir değişim olarak değerlendirilebilir. Ancak kuramsal içerik yaygınlık kazanırken, yine de ülkenin mimarlık üretiminin yayına yansıtılabilme oranında yeterli bir düzeye ulaşıldığı kuşku götürür görünüyor. Belirli büroların üretimlerinin rekabet ortamındaki farklı dergilerde tekrar tekrar yayımlanırken, ülke mimarlık üretiminin önemli ölçüde gizli kalışı dergilerin yanı sıra web ortamı, yıllık ya da süresiz yayınları önemli kılıyor. Giderek yaygınlaşan internet yayıncılığı mimarlık dünyasındaki ağırlığını artırsa da “dergi” formatı pek önemini kaybedecek gibi görünmüyor. Mesleki iletişim ve tartışma ortamı olarak dergiler basılı ya da sanal olarak mimarlık gündemini bir süre daha belirleyecek gibi.

NOTLAR

1. Cengizkan, Ali, 2015, “Abidin Mortaş’tan Zeki Sayar’a Mektuplar”, Zeki Sayar ve Arkitekt, Tasarlamak, Örgütlemek, Belgelemek, (ed.) Ali Cengizkan, A. Derin İnan, N. Müge Cengizkan, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, ss. 85-97.

2. Akay, Zafer, 2015, “Arkitekt'in 50 Yılı: Evreler, Yazarlar, Mimarlar”, Zeki Sayar ve Arkitekt, Tasarlamak, Örgütlemek, Belgelemek, (ed.) Ali Cengizkan, A. Derin İnan, N. Müge Cengizkan, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, ss.149-158.

3. Alsaç, Üstün, 1979, “Cumhuriyet Döneminde Yayınlanan Mimarlık Dergileri”, Çevre, sayı:1 (Ocak/Şubat 1979) ss. 86-90.

4. 1927 yılında Türk Mimarlar Cemiyeti adıyla kurulan birlik, 1939 yılında Türk Yüksek Mimarlar Birliği, 1965 yılında Türk Mimarlar Derneği, 1973 yılında ise Mimarlar Derneği 1927 olarak anılmaya başlanmıştır.

5. TMMOB Mimarlar Odası’nın yayını olan Mimarlık’tan farklı olan bu Mimarlık dergisinin tüm sayılarına ulaşmak için: https://issuu.com/mimarlardernegi1927

6. Hasol, Doğan, 2001, “Mimari Yayıncılığın Son 40 Yılına Değinmeler ve Yapı Dergisi”, Mimarlık, sayı: 300, ss. 42-43.

7. Altıner, Ahmet Turhan, 2001, “Mimarlık Dergilerinin Babıali Serüvenleri: Bir Tutkudur Dergi Çıkarmak!”, Mimarlık, sayı: 300, ss.44-45.

8. İlk 5 sayısında editörlüğünü yaptığım “yeni” Arkitekt gibi genel yayın yönetmenliğini yürüttüğüm Archiscope için de olabildiğince nesnel kalma gayretinde olduğumu not etmeliyim. Archiscope’un profesyonel kadrosunda danışman editör olarak Ayşen Savaş’ın rolü önemlidir.

9. Akay, Zafer, 2001, “Archiscope'un 5 Sayılık Öyküsü”, Mimarlık, sayı:300, s.47.

 

Bu icerik 326 defa görüntülenmiştir.