MİMARLIK
389
MAYIS-HAZİRAN 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KENTSEL TASARIM

Muğla’da Osmanlıdan Cumhuriyete İdari Merkezin Sembolü: Hükümet Konakları

Feray Koca, Yrd. Doç. Dr., Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Tanzimat dönemiyle birlikte, merkezî otoritenin kentlerde temsiliyeti için hükümet konağı ve hükümet meydanı gibi yapıların inşa edilmeye başlanması, kentlerin formu ve yapılaşması üzerinde belirgin bir etki bıraktı. Muğla kentindeki farklı dönemlerde yapılmış iki hükümet konağını kentsel bağlamda değerlendiren yazar, mimarinin egemen ideolojiyi yansıtmadaki gücünü irdeliyor.

Osmanlı yönetsel yapısının en temel birimlerini, 19. yüzyıla kadar sancaklar ve sancakların biraraya gelmesiyle oluşan askeri organizasyonlar niteliğindeki eyaletler oluşturmuştur. Sancaklar üzerinde beylerbeyi denetimi varken, birden fazla sancağın yönetiminden mutasarrıflar sorumlu olmuştur. Muhassıllar ise sancağın ve eyaletin gelirlerini toplayan birim olarak kalmıştır. 19. yüzyıla kadar yönetimden ve denetimden sorumlu kişiler (mutassarrıf, muhassıl, kadı, defterdar) işlerini kendi konaklarında görmüşlerdir. Bu denetim ve sorumluluk, 1864’de Vilayet Nizannamesi’nin yürürlüğe girmesine kadar sürmüştür. “Vilayet İdare Meclisi” ve “Vilayet Umumi Meclisi”nin kurulmasıyla vilayet birimi ve valilik müessesesi yürütücü birimler olarak tanımlanmış ve yönetime bir meşruiyet kazandırmıştır.(1) Vilayet Nizamnamesi ile gelen yönetimsel kademelenme ve devletin gücünü halkın üzerinde gösterme çabası, zaman içinde taşra mekânında idari merkezler olarak kendini göstermeye başlamış, devlet dairesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır.(2)

Osmanlı İmparatorluğu’nda Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkmasıyla başlayan Tanzimat Dönemi (1876-1909); siyasal, toplumsal ve ekonomik modernleşme ve yenileşme hareketlerini beraberinde getirmiş, imparatorluğun hâkim olduğu kentlerin çoğunda başlatılan imar faaliyetleri ile kent mekânı, Batı modernizminin etkisinde yeniden düzenlenmeye başlamıştır. İmparatorluk genelinde, başkent İstanbul dışındaki Osmanlı taşrasında, idari merkez kavramı ve temsili yapılar, ilk defa bu dönemde ortaya çıkmıştır.(3)

Mülki idarenin yer aldığı ve idari merkezi temsil eden en önemli simgesel yapılar olan “hükümet konakları”, genellikle Osmanlı kentlerinde yeni ve modern bir kent yaratmanın öncü bileşenlerinden olmuştur. Hükümet konakları, Osmanlı kentlerinin organik dokusunu oluşturan mahallelerin dışında, diğer kamu binaları ile yeni bir mahallenin ve meydanın oluşmasını sağlamıştır.(4) Osmanlı idarecileri, hükümet yapılarında Batı dünyasının özellikle de İtalyan mimarisinin etkisinde kalmışlardır.(5) Benzer uygulama, Cumhuriyet döneminde çağdaşlaşma projesinde kullanılmış; “Cumhuriyet meydanı” oluşturma fikri, idari binaların bir anıt meydan çevresinde konumlanması ile ortaya konmuştur. Cumhuriyet meydanları, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni idari merkezleri olmuş, hükümet konağı Cumhuriyet meydanında idareyi temsil eden simge yapı olarak kendini göstermiştir.

Muğla’da 19. yüzyıl Osmanlı dönemine ve Cumhuriyet dönemine ait olmak üzere iki hükümet konağı inşa edilmiştir. Her iki hükümet konağı, geçerli olduğu dönem içinde kentin yeni idari merkezleri olan Konakaltı ve Cumhuriyet Meydanlarını tanımlayan prestij yapıları olmuştur. (Plan 1) Bu yazının amacı, Muğla’da, farklı mimari akımların etkisinde farklı dönemlere ait iki hükümet konağının, devletin hakimiyetini gösteren ve kentin gelişim yönünü tayin eden iki idari merkezin yapılanmasına etkisini irdelemektir. Ayrıca, her iki hükümet konağı ve bulundukları meydanın, kent mekânıyla ilişkisi ve kentin gelişim yönüne etkileri ortaya konulacaktır.

KONAKALTI MEYDANI VE OSMANLI DÖNEMİ HÜKÜMET KONAĞI

Muğla, Osmanlı döneminde, Aydın’a bağlı dört sancaktan biri olan Menteşe’ye bağlı mutasarrıflık olarak idare edilmiştir. Bu nedenle, 19. yüzyılın sonuna kadar kentte hiçbir kamu binası yer almamıştır. Bu döneme kadar, kentte idareden sorumlu kadı, mutasarrıf ve müftü işlerini genellikle kendi konaklarında görmüşlerdir. Kadı ve müftünün yetkili kılındığı şer-i mahkemeler haricinde tüm diğer işler ihtisaslaşmanın başlaması sonucu Vilayet Nizannamesi’nin gerektirdiği şekilde yeni oluşturulan devlet dairelerinde görülmeye başlamıştır.

Muğla’da ilk Hükümet Konağı, Osmanlı idari yapılanmasında mutasarrıflık olan Menteşe Livası’na hizmet için 1867 yılında kentin yeni ve modern idari merkezi olan Konakaltı Meydanı’nda inşa edilmiştir. Muğla’nın o dönemdeki kent dokusu incelendiğinde; kentin, Asar Dağı eteklerinde eğimli bir arazide topografyaya uygun bir şekilde kademelenerek yerleştiği görülür. Bu eğimin Muğla Ovası ile kesişmeye başladığı yerde, kentin kervan yolları ve ticaret merkezi yer almıştır. Farklı zanaat türlerinin küçük üretim yeri olan bu ticaret merkezi, çevresindeki konut alanlarıyla bütünleşerek işlevsel çeşitlilik sunan bir doku sergilemiştir. Kentin ilk Hükümet Konağının yapıldığı Konakaltı Meydanı ise, mevcut ticaret merkezinin doğusunda ve Karamuğla Deresi’nin hemen kuzeybatısında oluşturulmuştur. 19. yüzyılın sonunda yapıldığı tahmin edilen yapılar ile Konakaltı Meydanı’ndaki konumları Plan 2‘de gösterilmiştir. Bu yeni idari merkez, dünyada popüler olmaya başlayan rasyonel düşüncenin gerektirdiği şekilde, geometrik formda oluşturularak devletin gücünü, modernliğini ve görsel temsilini meydanda oluşturduğu yapılarla ortaya koymuştur. Yaratılan hükümet meydanı, kentin mevcut ticaret merkezi gibi işlevsel çeşitliliğe yer vermese de, simgesel olarak devletin hakimiyetini göstermek için yaratılmıştır. Meydanın ortasında inşa edilen şadırvan ile kamusal alan yaratılmaya çalışılmıştır. (Resim 1)

Konakaltı Meydanı’nda inşa edilen Hükümet Konağı, dönemin jandarma komutanı olan Şamlı Binbaşı Hüseyin Bey tarafından tasarlanmıştır. Şam’daki bir konaktan esinlenerek tasarlanan yapı, diğer Osmanlı kentlerinde görüldüğü gibi klasik mimari üsluptan etkilenerek ortaya konmuştur. Kare formlu, bodrum ve iki kattan oluşan kagir binanın üst katı, 1889 yılında Muğlalı Mutasarrıf Cafer Paşa tarafından Rum ustalara yaptırılmıştır. (Plan 3) Binanın kuzey ve güney cephelerinde, girişler yer almaktadır. Bu girişler, cephelerde çıkma yapmış bölümlerden, merdivenler ile sağlanmaktadır. Konakaltı Meydanı’na bakan cephe ana giriş olmakla birlikte buradaki merdivenler tam ortadan oluşturulmuştur. Arka cephede giriş, yandan merdivenlerle sağlanmıştır. (Resim 2) Binanın ortasında yer alan çekirdek bölümü etrafında, odalar konumlandırılmıştır. Üst katta çekirdek bölüme ışık girişini sağlayan çatı feneri yer almaktadır.

Muğla’daki Osmanlı dönemi Hükümet Konağı’nda, klasik mimari üslup esintilerini, iç mekânda ve girişlerdeki sütün ve başlıklarında, alçı tavan süslemesinde görmek mümkündür. (Resim 3, 4) Binada oluşturulan bu detaylar, meydanda aynı dönemde inşa edilen diğer resmî yapılarda da kendini göstermektedir.

Zaman içinde yönetimdeki nitel ve nicel değişim sonucunda, 1871‘de Belediye Teşkilatı, 1879’da Adliye Teşkilatı ve 1884’de Ticaret Odası kurulmuş ve bu kurumlara ait resmî yapılar, Hükümet Konağı’nın bulunduğu Konakaltı Meydanı’nın (Resim 5) yakın çevresinde yer almıştır. Sonraki yıllarda bu idari merkezde, Askeri Kışla ve depo, Hapishane ve Telgrafhane, Karakol gibi birimler de yer almıştır.(6)

19. yüzyıl sonunda, kent mekânındaki ticari ve idari farklılaşma ile toplumsal tabakalaşmanın da ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Büyük deve kervan sahipleri olan kentin eşrafı, Konakaltı Meydanı’nda yer alan Eski Han (sonrasında Hapishane), Hacılar (Konakaltı) Han ve Karamuğla Deresi çevresinde yerleşerek Levanten tipi konutları inşa ettirmişlerdir.(7) (Resim 6, 7) Bu sokağa dönük gösterişli konutlar, meydanın saygınlığını ve popülerliğini artırmıştır.

Bu dönem Hükümet Konağı, 1949 yılına kadar Hükümet Binası, daha sonra da Adliye Binası olarak kullanılmıştır. (Resim 8) 2003 yılında, Belediye Hizmet Binası olarak kullanılmak üzere Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Muğla Belediyesi’ne devredilmiş ve restorasyon çalışması yapılmıştır. 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerden sonra, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı Hizmet Binası’na dönüştürülmüştür.

CUMHURİYET MEYDANI VE CUMHURİYET DÖNEMİ HÜKÜMET KONAĞI

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla yönetsel bir değişim yaşayan ülkede, Batılılaşma hareketleri sonucu, yeni bir toplumsal düzen kurulmuş, çağdaş ve milli bir şuur geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni idari birimi olan illerde hükümet binaları, belediye binaları, halkevleri, okullar, hastaneler, fabrikalar gibi yeni ulus-devletin örgütlenmesini karşılayacak resmî yapılar oluşturulmuştur. Ayrıca, Kurtuluş mücadelesinde tahrip olmuş Anadolu kentlerinin imar ihtiyacını karşılayacak bir kentsel yapılanmaya gereksinim duyulmuştur. Bu nedenle, yeni fonksiyonlara çözüm arayışındaki Anadolu kentlerinin çoğunda, mimaride modernleşme hareketleri başlamıştır.(8)

Cumhuriyet dönemine kadar, Anadolu’da kentler için planlar üretilmemiştir. Aksine mahalleler cami, medrese ve mescit gibi dini yapıların etrafında plansız şekilde konumlanarak kenti oluşturmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla kent mekânı kamulaştırılarak modern bir yaşam tarzı ve kent kimliği kazandırılmaya çalışılmıştır.(9) Avrupa’daki Neo-Klasizm akımının etkisiyle Cumhuriyet vatandaşı için oluşturulan kamu binalarında; simetrik, aksiyel ve geometrik formlar kullanılmıştır.(10) Anadolu kentleri, geleneksel organik dokudan katı geometrik bir dokuya doğru değişim sürecine girmiştir.

İkinci Meşrutiyet ile başlayıp 1920’lerin sonuna kadar devam eden “milli mimari” olarak adlandırılan Osmanlı mimarisini çağdaşlaştırma çabaları, Cumhuriyet’in ulus devlet ideolojisiyle birlikte çözülerek, yerini ikinci bir başlangıç diyebileceğimiz modernist eğilimlere bırakmıştır.(11) Mutasarrıflıktan vilayete dönüşmüş Muğla’da, bu milli mimari üslupla, Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan Vali Konağı, 3. Mektep ve Abide Hanım Konağı inşa edilmiştir. 1930’lara gelinen dönemde, mimaride modernist etkilerin artmasıyla bir üslup değişikliğine gidilmiştir. Muğla’da, yeni bir kent meydanı yaratılmış ve yeni mimari biçemler ile Cumhuriyet Meydanı ideali oluşturulmuştur. Bayındırlık Bakanlığı Şehircilik Fen Heyeti tarafından,1936 yılında, Muğla kenti için 1/1000 ölçekli, geometrik formda bir imar planı hazırlanmıştır. Bu plana göre Cumhuriyet Meydanı olarak adlandırılan kentin yeni modern kent merkezi, geleneksel dokudan tamamen bağımsız bir şekilde, mevcut dokunun güneyinde geliştirilmiştir. Yeni meydan, dairesel formdadır ve tam ortasında Atatürk Anıtı bulunmaktadır. Beş anayolun ışınsal olarak birleştiği meydan, ulaşım teknolojisinin gelişimi de düşünülerek tasarlanmıştır. Yaklaşık 100 metre genişliğindeki meydan, 20 metre genişliğindeki geniş bulvarlar vasıtasıyla kentle bütünleşmektedir. Meydanın çevresinde konumlanan Cumhuriyet dönemi Hükümet Konağı, Halkevi ve Vali Konağı gibi idari yapılar geniş bahçeleri ve yaya kaldırımları ile meydanı tanımlamışlardır. (Plan 4) Ayrıca, halkın rekreasyonel ihtiyaçları meydanda yer alan Atapark ile karşılanmaya çalışılmıştır.

Muğla’daki Hükümet Konağı’nın inşası, milli mimari için üçüncü bir başlangıç dediğimiz II. Dünya Savaşı dönemine rastlar.1930’lardan itibaren Avrupa’da başlayan milliyetçilik anlayışı ile Almanya’da nasyonel sosyalismin, İtalya’da faşizmin ortaya koyduğu anıtsal, simetrik, büyük ölçülere sahip yapılarla devletin gücünü halkın üzerinde gösteren bir mimarlık anlayışı gelişmeye başlamıştır. Bu uluslararası rasyonel ve anıtsal mimari biçemler ülkemizde etkilerini, ancak 1940’larda kamusal yapılarda göstermeye başlamıştır. II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi, sonrasında savaş koşulları, çağdaş yapı malzemelerinin dışalımını engellemiş; bu nedenle, yerel yapı gereçlerine ve bölgesel yapım yöntemlerine bir dönüş yaşanmıştır.(12) “İkinci Ulusal Mimarlık Akımı” olarak adlandırılan bu dönem, savaş yıllarının ekonomik durgunluk ve buhran sürecinde, Mimar Sedad Hakkı Eldem’in “inkilabın yarattığı ideal fert için” anlayışıyla, daha yerli ve ulusal bir tarzda, bölgesel koşullara uyumlu ve çağdaş bir karakterde mimari üslup arayışının olduğu bir dönemdir.

Ayrıca, savaş sonrası, imar faaliyetlerine hız verilmiş, her vilayet ve kazaya Hükümet Konağı inşası bir ihtiyaç olarak kayıtlara geçmiştir. 1944 yılında Mimar Abidin Mortaş’ın Arkitekt dergisindeki yazısında,”Devletin vilayet ve kazalarda yaptıracağı resmî yapıların başında hükümet konakları gelir. Devlet otoritesinin, memleketin her köşesini temsil eden, halka saygı ve bağlılık telkin etmesi icap eden bu binaların vakarlı ve ciddi ifadeli olmaları, Cumhuriyet devrinin kültür seviyesine denk bir mimari kıymette bulunmaları lazımdır” demiştir. Bu dönem mimaride, güçlülük, ciddiyet ve anıtsallık önplandadır.(13) Osmanlı ve İslam mimarlığından etkiler hiç görülmez.(14) Aksine, fonksiyonelliğin önplanda olduğu, rasyonel, ekonomik ve milli bir mimarlık anlayışı egemendir. Mimarlığın gereksiz süslerden, bezemelerden uzaklaşıp, resim ve heykel gibi sanat dalları ile birleşmesi yönünde bir çaba da göze çarpar.(15)

Bu dönemde yapılan hükümet konaklarının, bulundukları kentte yönlendiricilik etkisi fazladır, dolayısıyla yer seçimi kararları daha çok merkezî idare tarafından alınmıştır. Kamulaştırma için ayrılan kaynaklar sayesinde, kentsel gelişme hiç zorluk çekilmeden uygulanabilmiştir. Yapılar, genelde büyük meydanları ve bahçeleri olan, çevrelerindeki yapılara göre geniş mekânlar içeren üniteler şeklinde inşa edilmiştir.(16)

Bu etkiler altında, Muğla Hükümet Konağı’nın yapımına 1938 yılında Vali Recai Güreli zamanında, dönemin ünlü diş doktoru Şadi’ye ait 205 bin m2 arsadan kamulaştırma yapılarak başlanmıştır.(17) Binanın inşası, II. Dünya Savaşı’na kadar ancak su basmanı seviyesine gelmiş ve bu dönemde dünyayı saran maddi imkânsızlıklardan dolayı ilerlememiştir. (Resim 9) Savaş sonrasında, 1943 mali yılında, bina inşaatının devam ederek bitirilmesi Maliye Vekâleti’nce uygun bulunmuş ve 1945-1947 yıllarında Vali İbrahim Ethem Akıncı tarafından bitirilerek 1948 yılında kullanıma açılmıştır.(18) (Resim 10)

Muğla Hükümet Konağı’nın, döneme ait çağdaş mimarlığı sembolize edecek nitelikte hükümet konağı tip projelerden olduğu tahmin edilmektedir. (Plan 5) Bina, yönetimin otoritesini ortaya koyacak şekilde geniş iç hacimlere sahip, yalın ve simetrik formda, dikdörtgen kütlesel bir yapı olarak oluşturulmuştur. Hafif yay şeklinde bir forma sahiptir ve bu formu ile dairesel formdaki Cumhuriyet Meydanı’nı tanımlamaktadır. Yapının tam ortasında kat yüksekliği artırılarak vurgulanmış bölüm, kanat yapılara göre dışa taşırılarak inşa edilmiştir ve merdivenli bir girişe sahiptir. Bu orta bölüm, üst düzey yöneticiler için tasarlanarak ayrıcalık simgesi olmuştur.(19) Simetrik kütlelerden oluşan her iki kanat üzerinde simetrik pencere dizileri yer alır. Çatıya kadar uzanarak geniş saçakları taşıyan yüksek sütunlar; gücü, ciddiyeti ve anıtsallığı temsil etmektedir. Bina, Cumhuriyet Meydanı’na mermer kaplı anıtsal geniş bir yaya yolu ile bağlanır. (Resim 11)

1949 yılından beri Muğla Valilik Binası olarak kullanılan Hükümet Konağı, Cumhuriyet Meydanı’nı kentin yeni idari merkezi haline getirmiştir. Bir bütün halinde Cumhuriyet dönemi Hükümet Konağı, Cumhuriyet Meydanı ve meydanda yer alan diğer kamu yapıları, Muğla’da kentin yeni gelişim yönünü tayin etmiştir.

Muğla Hükümet Konaklarının Kent Mekânı Bağlamında Değerlendirilmesi

Konakaltı Meydanı ve Osmanlı dönemi Hükümet Konağı, merkezî idarenin otoritesini ortaya koyma doğrultusunda önemli bir adım olmuştur. Halkta, ilk defa idari merkez algısı ortaya çıkmıştır. Hükümet Konağı, kentin tamamını kapsayan herhangi bir yerleşim planına bağlı kalmadan dörtgen formda bir alanın ortasına yerleştirilmiş ve kentin organik dokusuna eklemlendirilmiştir. Modernleşme ve batılılaşma ile başlayan yönetsel alanda reformlar, ilk defa devlet bürokrasisini mekânsal anlamda tanımlamıştır. Hükümet Konağı ve zamanla etrafında yer alan Belediye Konağı gibi diğer yapılar kentin ilk idari kent merkezini ve kamusal alan anlayışını ortaya çıkarmış, geleneksel doku çok sınırlı bir alanda dönüşmüş ve yerini daha geometrik bir yapılaşmaya terk etmiştir. Ancak, Osmanlı dönemi idari kent merkezi yaratma çabası, kendi dönemi içinde yönetsel bir reformla ortaya çıkmasına rağmen, kentin tamamına yön verecek ve kent formunu değiştirecek güçte bir yapılanma olamamıştır. Bunun nedenleri, Tanzimat ile Osmanlı Devleti’nin tüm kurumlarında kökten bir değişim yerine sadece siyasal ve ekonomik ağırlıklı bir iyileşmeye gidilmesi ve üst düzey yöneticilerin Batı’dan kopyalamaya çalıştığı reformist hareketleri halkın içselleştirememesi olabilir. Ayrıca, Osmanlı dönemi mülkiyet anlayışının sosyal tabakalaşmayı artıran yapısı, Muğla’da ekonomik açıdan güçlü ailelerin ortaya çıkışına destek vermiştir. Bu güçlü aileler, yönetimde söz sahibi olmuşlar ve idari merkez çevresinde konumlanan gösterişli konutları ile kent mekânına yeni bir silüet kazandırmışlardır. Tanzimat ile yaşanan ekonomik iyileşme ticareti canlı tutmuş, kentin içinde ticaret ve yönetim merkezi olmak üzere iki merkezin devamlılığını sağlamıştır. Plan 6’da, Tanzimat Dönemi sonrası inşa edilen Konakaltı Meydanı ve Osmanlı dönemi Hükümet Konağı ile güneydoğu yönünde gelişen kent formu gösterilmektedir.

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, planlı bir kentleşmeye geçiş yaşanmıştır. Kentin yeni gelişim yönü, mevcut Osmanlı döneminin geleneksel dokusunun hemen güneyi olarak belirlenmiştir. Yeni gelişim alanı, Değirmendere, Karamuğla ve Basmacı Dereleri’nin suladığı, kentin tarımsal üretiminin bir kısmının sağlandığı bağ-bahçelerin yer aldığı Muğla Ovası olmuştur. Cumhuriyet Meydanı’nın inşa edildiği alanda, öncesinde düzensiz şekilde yerleştirilmiş mezarlar ve patpat tarlası bulunmaktadır. Mezarlığın, o dönem için kentin dışında sayılan Hamursuz Tepesi eteklerine taşınması ve kent merkezinde kalan alanların kamulaştırılması ile kentin ilk imar faaliyetleri başlamıştır. Bundan sonra birbirine paralel yollar ve dik kesen ara yollar arasında kalmış dörtgen formdaki parseller kentin ihtiyacı doğrultusunda konut ve ticaret alanlarının temelini oluşturmuştur.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, hem Konakaltı hem Cumhuriyet Meydanı kentin idari merkezleri olarak işlevlerini sürdürmüşlerdir. Yeni gelişim alanları içinde ihtiyaç doğrultusunda ticaret alanları yayılım göstermeye başlamıştır. Cumhuriyet dönemi Hükümet Konağı’nın tamamlanması ve meydan çevresinde yeni konut gelişimlerinin başlaması ile halkın idari merkez algısı Cumhuriyet Meydanı’na kaymıştır. Medeni haklar ile toplumun bireylerinin bağımsız birer vatandaş haline gelmesi ve ulus-devletin ideal toplum yaratma çabası, kent mekânında karşılığını kamusal alanın dairesel formda güçlü yapılar ile net bir biçimde ortaya konması ile bulmuştur. Plan 7’de, Cumhuriyet Meydanı ve Cumhuriyet dönemi Hükümet Konağı’nın kent mekânı ile ilişkisi ve kent mekânına yön verme kapasitesi gösterilmiştir. Kent mekânı, özellikle Cumhuriyet Meydanı, Hükümet Konağı ve çevresindeki diğer idari yapıların öncülüğünde, 1940’lardan itibaren evrilerek tamamen geometrik ve rasyonel bir planlamanın etkisine girmiştir.

SONUÇ

Muğla’da iki farklı döneme ait iki hükümet konağı, kentin gelişim sürecinde idari merkezleri temsil etmişlerdir. Konakaltı Meydanı ve Osmanlı dönemi Hükümet Konağı, Tanzimat düşüncesinin merkeziyetçiliğini vurgulayarak Osmanlı devletinin otoritesini Anadolu’nun her köşesinde gösterme çabası ile inşa edilmiştir. Cumhuriyet Meydanı ve Cumhuriyet dönemi Hükümet Konağı ise Cumhuriyet rejiminin güçlü, bağımsız ve ulusalcı yapısını vurgulayacak ciddiyette ve vakarda inşa edilmiştir. Aynı zamanda Muğla’da modern ve geometrik şehircilik anlayışına geçişin ilk örneklerinden olmuştur.

Osmanlıdan Cumhuriyete hükümet konakları, biçimsel olarak Osmanlı mimarisinden çağdaş mimarlığa doğru bir değişim göstermiştir. Değişmeyen özelliği ise devletin gücünü sembolize eden yapılar olarak idari merkezin vazgeçilmez unsurları olmaları ve merkezî idarenin diktası ile gerçekleştirilmeleridir. İnşa edildikleri yerlerde sosyo-mekânsal olarak çevresini de dönüştürmüş, kentlerin gelişim yönünü tayin etmiştir.

NOTLAR

1. Ortaylı, İlber, 2000, Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahalli İdareleri (1840-1880), Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, ss.60-64.

2. Ortaylı, İlber, 1984, “Söyleşi: Osmanlı’dan Bugüne Hükümet Konakları”, Mimarlık, sayı:203, s.3.

3. Vardar, Bayram, 2012, “Üsküp Vilayet Konağı”, Bursa’da Zaman, sayı:4, Bursa Büyükşehir Belediyesi, ss.28-29.

4. Koca, Feray, 2014, “Muğla Hükümet Konağı”, IX. Docomomo-tr, Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları, Akdeniz Üniversitesi GSF Mimarlık Bölümü, Antalya, s.156. Muğla’da Cumhuriyet döneminde yapılan Hükümet Konağı Modernizm dönemi yapısı olarak IX. Docomomo-tr kapsamında poster olarak sunulmuştur.

5. Ortaylı, 1984, s.4.

6. Aktüre, Sevgi, 1993, “19. Yüzyılda Muğla”, Tarih İçinde Muğla, (ed.) İlhan Tekeli, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayını, Ankara, s.80.

7. Yenen, Zekiye, 1980, “Anadolu Kentinde Mekansal Yapı/ Açık Alan Doku İlişkisi, Bir Örnek Muğla”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, ODTÜ FBE, Ankara, s.48.

8. Alsaç, Üstün, 1973, “Türk Mimarlık Düşüncesinin Cumhuriyet Devrindeki Evrimi”, Mimarlık, sayı:121, s.13.

9. Keskinok, H. Çağatay, 2010, “Urban Planning Experience of Turkey in the 1930s”, METU JFA, cilt:27, sayı:2, ss.173-188.

10. Batur, Afife, 2001,“‘Milli’ Olarak Adlandırılan Mimari Eğilimler”, Mimarlık, sayı:298, s.44.

11. Batur, 2001, ss.43-44.

12. Alsaç, 1973, ss.15,16.

13. Aslanoğlu, İnci, 1984, “Söyleşi: Osmanlı’dan Bugüne Hükümet Konakları”, Mimarlık, sayı:203, s.7.

14. Batur, 2001, ss.44-45.

15. Alsaç, 1973, s.14.

16. Baran İdil, 1984, “Söyleşi: Osmanlı’dan Bugüne Hükümet Konakları”, Mimarlık, sayı:203, s.8.

17. Tekeli, 1993, s.186. Muğla’da çıkan Halk Gazetesi’nin 23 Eylül 1939 tarihli sayısından elde edilmiş bilgidir.

18. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (24 Mayıs 1943), 1943, Mali Yılı Muvazenei Umumiye Kanunu Layihası ve Bütçe Encümeni Mazbatası, Nafia Vekâleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 7. Dönem, 1. Yasama Yılı, TBMM Matbaası, Ankara, s.102.

19. İnan, Umut, 1984, “Söyleşi: Osmanlı’dan Bugüne Hükümet Konakları”, Mimarlık, sayı:203, s.9.

Bu icerik 1200 defa görüntülenmiştir.