MİMARLIK
389
MAYIS-HAZİRAN 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA PROGRAMI: EGLI

1930-1936 Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Eğitim Reformu ve Ernst Egli*

Neslinur Hızlı, Arş. Gör.,YTÜ Mimarlık Bölümü
Nezih R. Aysel, Yrd. Doç. Dr., MSGSÜ Mimarlık Bölümü

Yaptığımız çağrı sonucu Ernst A. Egli adına düzenlenen 2014-2016 Anma Programı’na katkıda bulunan birçok çalışma, bu bölümümüzde yayımlandı ve gelecek dönem seçilecek olan mimara ilişkin yazılar da yine yayımlanmaya devam edecek. Bu başlıkta ele aldığımız son yazı, Egli’nin öncülüğünde günümüzdeki adıyla MSGSÜ’nün, “mektep” karakterinden, Cumhuriyet döneminde “akademi” statüsüne geçmesini sağlayan “reform hareketi”ne odaklanıyor.

Türkiye’de Batılı anlamda yükseköğretim kurumlarının oluşması Tanzimat Dönemi yenileşme hareketleriyle başlar. Sanayi-î Nefise Mektebi(1) Batılılaşma hareketlerinin bir devamı olarak Batılı anlamda mimar ve sanatçı yetiştirmek üzere 1882’de kurulmuş, 1883’te eğitime başlamıştır. Mektep, kuruluşundan Cumhuriyet Dönemi modernleşmesine kadar, Beaux-Arts geleneği doğrultusunda çoğunluğu Batı kökenli hocalardan oluşan küçük bir kadroyla klasik bir sanat kurumu özelliğini sürdürmüştür.

Dönemin tek mimarlık okulu olan Sanayi-î Nefise Mektebi’nde yalnızca iki stilde mimari eğitimin veriliyor olması, kamu yapılarının mimari dilini Modern Türkiye’ye ulaşmanın bir parçası olarak gören ve genç Cumhuriyetin ruhunu yansıtmasını isteyen yöneticileri, yeni bir üslup ve değişim arayışına yönlendirmiştir. Bu bağlamda özellikle Almanya’da yaşayan ve Nazi rejiminin baskısından kurtulmak isteyen akademisyen ve meslek adamlarına, bilimsel ve mesleki çalışmalarını Türkiye’de sürdürmeleri için davet gönderilmiş ve kamu yapılarındaki yeni modeller üzerinden modern mimarlık yaklaşımı sergilemek istenmiştir.

1927 yılında, C. Holzmeister’in önerisi ve Türk Hükümeti’nin davetiyle Maarif Vekâleti’nin Ankara’daki Tatbikat Bürosu baş mimarlığını ve Sanayi-î Nefise Mektebi Mimarlık Şubesi’nin(2) yürütücülüğünü kabul eden İsviçreli mimar Ernst A. Egli’nin ülkemizde eğitimci ve yönetici olarak sürdüreceği 13 yıllık mimarlık serüveni böyle başlamıştır. Atatürk’ün önderliğinde, “İstanbul Güzel Sanatlar Okulu programlarını düzenlemek, konferanslar vermek ve tedrisatta bulunmak üzere kadrosu onaylanan Mimari ve Tedrisat Uzmanlığına Prof. Egli’nin tayini” başlıklı görevlendirme tüm devlet kabine üyelerinin imzasıyla onaylanmıştır. (Resim 1)

Türkiye’de ilk üç yılı Ankara’daki proje bürosunda geçen Egli, buradaki yoğunluğu sebebiyle, eğitim programına getireceği yenilikler için çalışmalarına ancak 1930 yılında, Akademi’de kendisi için hazırlanan odasına yerleştiğinde başlamıştır. İki görevin birlikte yürütülmesi, Maarif Vekâleti’nce başlatılan “eğitimde reform” hareketi içinde, “mimarlık eğitiminde reform” düşüncesini barındırmaktadır.(3)

1930 MİMARLIK EĞİTİMİ REFORM HAREKETİ

1927 yılında Akademi Müdürlüğü’ne tayin edilen Namık İsmail’in, Tezyinat Şubesi’ni geliştirmek amacıyla yabancı eğitmenleri getirtmesi ve 1929-1932 yılları arasında Seramik, İç Mimari, Grafik ve Afiş Atölyelerini Tezyinat Şubesi’nin uzmanlık dalları olarak kurmasına değinen Cezar, Mimarlık Şubesi’ndeki reformu gerçekleştiren kişinin dolaylı da olsa, temelde Namık İsmail olduğunu dile getirmiş, Egli’nin, onun çalışmalarından sonra mimarlıkta yenilikler yapma fırsatını bulduğunu belirtmiştir.(4)

Egli’nin reform hazırlıkları aşamasında üzerinde durduğu en önemli nokta, estetik ve işlevsel temellere dayalı modern tasarımlar yapabilecek mühendis-mimar eksikliği ve çağdaş mimar profiline uyan yeni Türk mimar kuşağını yetiştirebilecek kurumsal yapının mevcut olmamasıdır.(5)

Orta Avrupa’daki “Technische Hochschule” anlayışını birebir kopya etmeden belirli kısımlarını örnek alarak(6) Akademi’nin mevcut sistemine uygulayan Egli, ilk olarak ders programını hazırlamıştır. Mektepte yıllarca biçim-işlev arasındaki organik bütünleşme düşünülmeden, belirli kalıplar dışına çıkılmadan, yalnızca sanat ve dış görünüşe önem verilerek sürdürülen dersler(7) yeniden düzenlenmiştir. 1930 yılında mimarlık bölümüne getirilen ve 1934 tarihli yönetmeliğe işlenen(8) yenilikler üç ana başlıkta incelenebilir.

Giriş Sınavı

1924 tarihli yönetmeliğe göre mimarlık, resim, heykeltıraşlık, resim öğretmenliği ve süsleme sanatları şubelerini içeren mektebe kayıt yaptıracak öğrencilerin yaşının on beşten küçük, yirmi beşten büyük olmaması, mimarlık şubesine gireceklerin lise mezunu olmaları ve Eylül ayında düzenlenen giriş sınavında başarılı olmaları gerekmiştir. Okula kayıt olabilmek için lise diploması yanında bazı evraklar istenmiş, sınav sonucuna göre başvurular değerlendirilmiştir.

Yeni düzenlemede Egli, adayların çokluğundan dolayı mesleki yeteneği ölçen bir eleme sınavını programa eklemiştir: “Adaylardan, şekil hafızalarını ve oranları kavrayışlarını ölçmek için, üç sorudan biri olarak, her gün kullandıkları bıçak, çatal ve kaşığın resmini akıldan çizmelerini istediğimde, sonuçların ne kadar farklı olduğuna ve bu arada ne tür tuhaflıkların ortaya çıktığına kimse inanamaz. Tabii ki her sene sorular değişiyordu. Bu şekilde, bir öğretim yılındaki öğrenci sayısını 35-50 kişiye düşürmeyi başarabildim ve çok sayıda yetenekli genç buldum. Sonradan bu kişiler kendilerini mesleklerinde kanıtladılar ve akademide, teknik yüksekokullar ve teknik üniversitelerde öğretim üyesi oldular.”(9)

Eğitim Süresinin Uzatılması

1924 tarihli yönetmelikte mimarlık şubesinin öğretim süresi dört yıl iken, yeni yönetmelikte bölüm ‘Yüksek Mimari Şubesi’ olarak yenilenmiş, öğretim süresi beş yıla çıkarılmıştır. 1934 tarihli talimatnamede, mimarlık, resim, heykeltıraşlık ve tezyini sanatlar şubelerinden oluşan Akademi’nin eğitim döneminin Ekim’in ilk günü başlayıp Haziran’ın 15’inde bittiği belirtilmiştir.

Eğitim Programının Revizyonu

1924’de, dört yıllık eğitim teorik ve uygulamalı derslerden oluşmaktadır. Teorik derslerde öğrencinin başarı derecesi sınavlarda alacağı notlarla belirlenirken uygulamalı derslerde yılda dört kez düzenlenen yarışmalar ve kazanılan derecelerle belirlenmektedir. Sınıfları geçmek için öncelikle her dersten beş puan almak, bütün teorik derslerin tam puanlarının toplamının üçte iki miktarı not ortalaması elde etmek gerekmektedir. Sınıfları tamamlayan ve yarışmalarda istenen dereceleri alan diploma yarışmasında başarılı bulunan öğrencilere “Mimar Diploması” verilmektedir.

Yeni yönetmelikte, Egli iki yıllık teknik hazırlık dönemi ve üç yıllık atölye eğitiminin uygulanacağı iki aşamalı bir ders programı hazırlamıştır. Hazırlık aşamasında teorik konular işlenirken, atölye aşamasında tasarım projelerine ağırlık verilmiştir. (Tablo 1) Hazırlık aşaması sınavlarından başarı sağlanamaması durumunda diğer aşamaya geçilememekte, öğrenciler bir nevi önlisans sınavına tabi tutulmaktadır.

Akademi’ye 1941 yılında giren Muhlis Türkmen, hazırlık aşamasından şöyle bahseder: “‘Üssü mizan’ denilen öğrencinin durumunu ölçen, tartan ve sonucu bildiren dersler vardı ki, bunlar Yapı, Mebanî (Bina) Bilgisi, Keşif, Dahili Tefrişat derslerinden oluşuyordu. Bu derslerden alınan notların ortalamasının en az beş buçuk olması gerekirdi. Eğer bu notu tutturamazsanız proje sınıflarına yani ikinci devreye geçemezdiniz ve bu durum ertesi yıl da tekrar ederse belge alan kişi olur ve Akademi’yi terk etme mecburiyeti doğardı.”(10)

Altı projeden oluşan üç yıllık atölye aşaması yarışma, seminer ve konferanslarla düzenlenmiştir. Diploma alabilmek için yılda üç kez düzenlenen yarışmalardan toplamda 20 puan alınması gerektiği için öğrenciler, dört yıl boyunca farklı kategorideki yarışmalarla uygulama alanında kendilerini geliştirmektedir. İkinci aşamadaki beş proje ve seminerler verilmediği takdirde atölye aşamasının üçüncü devresine geçilememekte, diploma projesi alınamamaktadır. Diploma projesinin konusu, arsa ve programı jüri tarafından duyurulmaktadır. Bireysel hazırlanan diploma projesi bir konkur niteliğindedir. Bu aşamada sözlü sınav sonucunda başarılı olan öğrencilere, “Yüksek Mimar” unvanı verilmektedir.(11)

EGLI DÖNEMİNDE GSA’DAKİ MİMARLIK ORTAMI

Egli anılarında, Akademi’deki çalışma ortamını anlatırken, sarayın eski sofalarından Boğaz’a karşı bir çıkma şeklinde inşa edilen çalışma odasından, asistan odalarından, İnşaat Bürosu’na(12) ait odalardan, mimarlık bölümüne ait el yazmalarının ve kendisi tarafından kurulan referans kitaplığının bulunduğu uzun salon, kendi kurduğu rıhtım katında yer alan yapı malzemeleri örneklerinin toplandığı ve kontrollerin yapıldığı laboratuvardan, çizim atölyeleri ve dershanelerden söz etmektedir.(13)

Egli’nin Türkiye’deki rolü Franck’in deyimiyle(14) bir elçiyi andırmaktadır. Kemalist kavramın gücünün, devletin yeni inşa edilen ve Batının damgasını taşıyan binalar üzerinden gösterilmesiyle, Egli bir ülkeyi değil, uluslararası yeni bir kültürü, modernizmi temsil etmiştir. Egli mimari anlayışını, gerek Ankara’da tasarladığı yapılar üzerinden gerekse Akademi’de proje yürütücülüğü görevi ile genç kuşaklara aktarma imkânı bulmuş, modernin eğitim yoluyla verilmesini sağlamıştır. Mimarlık bölümündeki öğretim görevi yanında, Akademi’de İnşaat Bürosu’nun başında durarak, mimar adayı öğrencilere teorinin yanında uygulamaya yönelik çalışmalar sunmuştur.

Eğitim Kadrosu

Mektebin 46. senesini kutlamak üzere düzenlenen anma törenini konu eden 1928 tarihli gazetede Mimarlık Şubesi’nin atölyelerinden şöyle bahsedilmiştir: “Vahid Bey’in nutkundan sonra davetliler, öğrenciler tarafından modern mimarî, Mösyö Egli Atölyesi, Mösyö Mongeri Atölyesi, Vedat Bey Atölyesi, Sırrı Bey Atölyesi ve mektebin diğer atölyeleri gezdirilmiş ve misafirlere atölyeler hakkında bilgi verilmiştir.”(15)

Egli, yürütücülüğünü yaptığı Modern Mimari Atölyesi dışında kalan öğretim kadrosunun görevlerinden alınması doğrultusunda Akademi’de personel değişikliğine gitmiştir. (Resim 2) Egli’nin bazı eğitmenleri görevden alma işlemlerinin yanında, görevi bırakan hocalar da olmuş, Mongeri ve Vedat Bey’in ayrılmalarıyla klasik atölyeler kapanmıştır.

Egli asistanları A. H. Holtay ve S. H. Eldem’e çeşitli görevler vermiştir. A. H. Holtay Bina Bilgisi dersini üstlenirken, Yapı Bilgisi dersini S. H. Eldem anlatmaya başlamıştır.(16) İki yıl devam eden Bina Bilgisi dersinde A. H. Holtay çeşitli işlevlerdeki binaların özellikleri hakkında teorik bilgiler ve örnekler sunduktan sonra, değişik basit mimari programların, cephe ve kesit düşünülmeden yalnızca plan organizasyonunu ele alan ödevler vermiştir. Mimarlık Tarihi hocası Celal Arseven, 1930 yılından itibaren Şehircilik dersi vermeye başlamıştır.(17) Arseven, öğrencilere eski eserleri, Fizik-Kimya İnşaat Malzemesi hocası Mahmut Şükrü çimento fabrikalarını, Uygulamalı Meslek Bilgisi hocası Sırrı Bilen yapmakta oldukları apartman şantiyelerini gezdirmiştir.(18)

GSA’da birinci ve ikinci sınıfta bölümler arası derslerin alınması, öğrenciler arasındaki iletişimi kuvvetlendirmiş, samimi ilişkiler kurulmuştur.(19)

Egli döneminde adı geçen hocalar, okul dışı faaliyetlerde de yer alan kendi dönemlerinin usta sanatkârlarıdır. Bu, Akademi’deki eğitim kalitesini iyi yönde etkilemiş, mezunların tıpkı eğitmenleri gibi tanınan isimler olmasını sağlamıştır.

Proje Atölyeleri

Hazırlık aşamasında teorik ve bilimsel doğrultuda bilgilerin sunulmasının ardından, uygulama ve pratiğin geliştirilmesi amacıyla yeni bir atölye kurulmuştur. Egli, atölyesinde geçmişe bağlı ve süslemeci üsluptan tamamen ayrılarak işlevsel mimariyi öngören modern mimari anlayışını öğrencilere kazandırmayı planlamıştır.

Getirilen yeni sistemle öğrenci, bir atölyeye ve aynı hocaya bağlı kalmadan dilediği atölye grubunu seçerek her projede farklı hocalarla çalışma hakkı kazanmıştır. Atölyedeki öğrenciler Holtay ve Eldem’in yönetiminde proje önerileri düşünürken, Egli haftada iki kez çalışmaların durumunu saptamak ve gerekli eleştiriyi yapmak üzere atölyeleri ziyaret etmiştir. Büyük çalışma gruplarına ve öğrenciler arasında fikir alışverişine imkân veren yeni sistemle adeta mesleki bir yarışma ortamına dönüşen atölyeler alt sınıf öğrencileri için oldukça faydalı olmuştur.

Önceki atölyelerin eğitim anlayışına göre(20) resim tabloları gibi hazırlanan projelerdeki cephe çizimlerindeki büyük zahmetli uğraşlar, süslemeler kaldırılmış, önceliği işleve yönelik çözümler içeren planlar almıştır. İşlevsel organizasyonun ve sade cephelerin dikkat çektiği yeni mimari anlayışa ek olarak Egli, öğrencilerine modern mimarlığın ilim ve tekniğe dayandığını, yapıyı çevresiyle birlikte düşünmenin gerekliliğini öğütlemiştir. Egli, sadece “faydalı olanın inşa edilmesi” tutumuyla işlevi olmayan her türlü öğeyi tasarımın dışında bırakmıştır.(21)

Türkiye’ye geldiği ilk yıllarda Egli’nin Atölyesi, diğer atölyelerin aquarel, sepya ve ornament gibi zahmetli çizimlerinden kurtulmak isteyen bazı öğrenciler için çizim kolaylığı olarak görülmüş; klasik atölyelerde başarılı olmasına rağmen birçok öğrenci Egli’nin Atölyesi’ni modern yaklaşım ve yenilik tutkusuyla seçmişlerdir. Projelerde yalın, geometrik formlarla biraraya getirilmiş olan tasarımlarda, esas olarak plana verilen öncelik, işlevsel organizasyon dikkat çekmekte, kübik mimari olarak bilinen yeni modern mimariye ait ilkeler, cephe düzenleri atölye projeleri üzerinden açıkça okunabilmektedir.(22)

Egli’nin mimari anlayışına göre, mimarinin temeli coğrafyadır ve içerisinde barındırdığı doğal düzensizlik mekânın düzeni ile bütünlük sağlamadır. Bu nedenle çevre ve bölgesel iklim koşullarına bağlılık, onun anlayışına göre mimarlıkta teknik-işlevsellik prensibiyle bütünlük kazanmakta, bu iki prensibin birarada kullanılması, hem evrensel gelişmelere uygun hem de yerel gelenekleri yansıtan bir mimari ortaya çıkarmaktadır.(23)

Seminerler

Çalışmaların amacı, öğrencinin teorik derslerin ağırlıklı olarak işlendiği hazırlık aşamasının ardından, üç yıllık atölye aşamasında, projelerin yanında ilgi duydukları ve kendilerini geliştirmek istedikleri alanlarda eğitimlerini sürdürmelerini sağlamaktır. 1934 tarihli talimatnamede yazılı ve uygulamalı olarak belirtilen seminerler şunlardır:(24)

  • Türk Mimari Semineri ve estetik (Milli Mimari Semineri)
  • Dahili Tefrişat ve Tezyini Sanat (İç Mimari ve Süsleme)
  • İnşaat
  • Mebani (Bina) Bilgisi
  • İnşaat Uygulamasına Ait Konular ve Bina Teknik Gezisi
  • Demir ve Betonarme
  • Resim
  • Mimari için Uygulamalı Heykeltıraşlık
  • Şehircilik

Eğitimin birinci yılında görülen Yapı, Bina Bilgisi, Şehircilik, Betonarme-Çelik İnşaat ve Yapı Malzemesi dersleri, devam niteliğinde olan uygulamalı seminer çalışmalarıyla geliştirilmiştir. Genellikle kapsamlı ödev ve uygulamalarla öğrenciye zorluk yaşatan seminer çalışmalarının takdir, kabul ve reddi atölyenin asistanlarına bağlıdır.

Seminerler kapsamında Akademi’de gerçekleştirilen çalışmalar, Akademi’deki pek çok bölümün kuruluşunun başlangıcı sayılabilecek niteliktedir; Şehircilik Bölümü bu yolla kurulmuş, Milli Mimari Semineri, Rölöve ve Restorasyon Anabilim Dalı’na, Bina Bilgisi Semineri, Bina Bilgisi Anabilim Dalı’na dönüşmüştür.

Egli’ye göre, mimari ögeleri ve geleneksel değerleriyle Anadolu’nun rolü çok önemlidir ve buna bağlı olarak, herhangi bir eşya gibi dışarıdan ithal edilmiş bir mimarlık yerine, çevresiyle yabancılaşmayacak, onunla bütünleşecek bir mimarlığın yaratılması gerekmektedir.(25)

Yerel ve kültürel değerler üzerine araştırmalar yapan Egli, Anadolu mimarlığının bilimsel olarak araştırılmasına ve Milli Mimari Semineri’ne öncülük etmiştir. “Modernizmin yerel yorumunu arayan” Egli'nin yaklaşımı, 1940’lı yılların mimarlığında etkin olacak yeni ulusal mimarlık yaklaşımının gelişmesine zemin hazırlamıştır. Milli Mimari Semineri vesilesiyle saçak, bindirmelik, kafes, pencere gibi yapısal ögelerden yararlanılmış ve plan şemaları, yapısal ögelerin oranları, mimarlık ögeleri arasındaki uyum ve denge özellikle araştırılan konular olmuştur.

Akademi’de, atölye aşamasına geçen bütün öğrenciler için, zorunlu ders olarak programa yerleştirilen seminerde, çalışmanın kapsamına göre, tek kişi veya grup olarak verilen ödevlerle İstanbul’un hemen hemen bütün sivil mimarlık örneklerinin rölövelerini çıkarmak amaçlanmıştır. Böylece, genç Türk mimarların, kendi mimarlıklarının özünü anlaması ve bu yolla yeni bir senteze vararak çağdaş bir Türk Mimarlığı oluşturulmasının ilk adımları atılmış; öğrenciler tespitlerini belgelerken, rölöve almayı ve teknik çizimi öğrenmişlerdir.

Türkiye’de şehircilik eğitiminin gelişmesi, Egli’nin düzenlediği yedi seminerden biri olan Şehircilik Semineri, eğitim programında geçen adıyla “Şehircilik Kültür Dersi” ile başlamış, kürsü kurulana kadar “kentsel sanat yaklaşımı” egemen olmuştur.(26) Cumhuriyet döneminde Türkiye’de şehircilik konusunun, ilk olarak GSA bünyesindeki programda ele alınması, birçok Avrupa ülkesinden ileride bir durum yaratmıştır.

Egli’nin kontrolünde başlatılan Şehircilik Kültür Dersi hocalığına Celal Esat Arseven uygun görülmüştür. 1930 yılında ders, bir planlama ve tasarım sorunu olarak değil, kültürel bir bakış ve yaklaşım konusu olarak ele alınmıştır. Seminer kapsamında teknik geziler düzenlenmiş, çalışmalar Egli yönetimindeki şehir analizleri ve konferanslarıyla teorik olarak sürdürülmüş, aynı zamanda tasarım ödevleri uygulamalı olarak işlenmiştir.

SONUÇ YERİNE

1936’da, yöneticisi ve eğitmeni olduğu Akademi’den ve Maarif Vekâleti’ndeki görevinden çekilerek istifa eden Egli, anılarında okuldan ayrılmasına ilişkin sebebin, mimari reform kapsamında Akademi’nin bütçesinin artırılmasını Bakanlıktan talep etmesine rağmen, Bakanlığın görüşme taleplerini reddetmesi ve bütçeyi yarıya indirmesi olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle kendisi 1930 yılında yürütmeye başladığı reformu tam anlamıyla gerçekleştiremeden Türkiye’den ayrılmış, 1940 yılında anavatanı İsviçre’ye dönmüştür.(27)

“Türkçe de öğrendim, Türk gibi oldum. Size artık, sözünü dinleyeceğiniz bir yabancı lazım”(28) sözleriyle öğrencileriyle vedalaşan Egli, Avrupa’daki teknik gelişmelere uzak kaldığını düşünüp bunu bir kayıp olarak görmüş, yine de boş el ve boş bir kalple dönmediğini belirterek, başka bir dünya olarak gördüğü Türkiye’den, öğrendiklerini yeni gideceği yerlerde kullanabilmek ümidiyle ayrılmıştır.(29)

Arseven, Yeni Mimari adlı kitabında, Egli’nin Ankara’da tasarladığı bazı binalara ait görselleri Türkiye’deki yeni mimariyi temsilen paylaşmıştır. Egli’nin “kübik mimari” olarak tanımlanan modern mimari ilkeleri, kendi tasarladığı yapılar ve öğrencilerine ait atölye projeleri üzerinden okunabilmektedir. Sade, süslemeden arındırılmış cepheler, sıvanmış yüzeyler, köşeleri yuvarlatılmış balkonlar, teras çatılar, yatay sürekliliği sağlayan bordürler ve yatay şerit pencereler reform sonrası oluşan modern mimari anlayışı yansıtmaktadır. Yeni mimari her şeyden önce sağlam, ekonomik, kullanışlı ve sıhhi binalar üretmeyi öngörmüştür. Bina tasarımı, planda kurulan düzenlemeyle gereksinimleri karşılayabilmeli ve dışarıyla olan bağlamı sonucunda estetik açıdan da bir değer taşımalıdır. Egli’nin kübik kütle tasarımlarının arkasında bu ilkeleri kapsayan işlevselcilik ve akılcılık kavramlarının olduğunu söylenebilir. (Tablo 2,3)

Arkitekt dergisinin 1930-1936 yıllarında yeni mimariye ilişkin birçok yayınında, özellikle sadece dışarıdan tasarlanıp bitirilen bir mimarlık değil, iç mekânın dışarısıyla kurgulandığı ilkelere bağlılık dikkat çekmektedir. Yeni mimarinin bir getirisi olan anlayış, mimarların gerektiğinde binaya bir mühendis gözüyle bakması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Akademi’deki mimarlar, bir mühendis gibi yaşamı kolaylaştıracak yeni plan teknikleri kurarken, bir yandan da mühendislerden ayrılarak, ölçü, oran, renk, süsleme ile ilgili tüm kararları kendileri vermeye, eserlerde makine ve hesaplar dışında, Arseven’in ifadesine göre “ruhi tesirler”(30)aramaya başlamışlardır.

1930’lu yıllarda Akademi’deki gelişmeler ve Egli’nin rolü, yurtiçi ve yurtdışında birçok basılı kaynakta söz edilmiş, reformla birlikte Akademi, yabancı yayınlarda eğitim sistemi ve yöneticileriyle övülmüş, örnek gösterilmiştir.(31) Egli, Ankara’da tasarladığı uluslararası mimarlık üslubunun ilk önemli örnekleri sayılabilecek yapılarla “modern devlet”; GSA’da gerçekleştirdiği reformla “yeni nesiller yetiştirme” çalışmalarını tamamlamıştır.

GSA Mimarlık Bölümü’nde eğitim, yıllar içinde bazı değişimler geçirmiş olsa da, hâlâ Egli’nin modern anlayışla gerçekleştirdiği reformun sunduğu sistemi omurga olarak kabul eden bir model üzerinden sürdürülmektedir.(32) Egli sanatla harmanladığı rasyonalist ve işlevselci mimari anlayışı ders programına yansıtmış ve kendine özgü tasarımlar yaratan meslek adamları yetiştirmeyi hedeflemiştir. Böylece Sanayi-î Nefise Mektebi mezunlarının inşaat kalfalarıyla aynı değerde görüldüğüne dair eleştiriler(33) ortadan kalkmıştır. 1930-1936 yılları arasında gerçekleşen mimarlık eğitimi reformuyla birlikte, yeni bir Türk kuşağı yetiştiren Akademi’deki çağdaş mimar profilindeki genç bireyler, estetik ve işlevsel temellere dayalı modern binalar tasarlamaya başlamışlardır.

NOTLAR

* Bu yazı, birinci yazarın MSGSÜ Mimarlık Ana Bilim Dalı’nda ikinci yazar danışmanlığında hazırlamış olduğu “Cumhuriyet Dönemi Modernleşmesi: Türkiye’de Mimarlık Eğitimi Reformu Bağlamında Ernst Arnold Egli” başlıklı yüksek lisans tezi (Temmuz, 2013) üzerinden geliştirilmiştir.

1. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk sanat okulu Sanayi-î Nefise Mektebi-î Âlisi’nin resmi adı Mekteb-i Sanayi-î Nefise-i Şâhâne’dir. 1928’de Güzel Sanatlar Akademisi, 1969’da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, 1982’de Mimar Sinan Üniversitesi, 2004’den itibaren de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olarak bilinmektedir.

2. MSGSÜ Mimarlık Bölümü, Sanâyi-i Nefise Mekteb-i Âlisi bünyesinde “mimarlık şubesi” adıyla eğitim hayatına başlamıştır. Bu nedenle metinde “şube” ve “bölüm” ifadeleri referans gösterilen kaynaklarda belirtildiği şekilde kullanılmıştır.

3. Demir, Ataman, 2009, Güzel Sanatlar Akademisi’nde Yabancı Hocalar, Mimar Sinan Üniversitesi Yayını, İstanbul, s.25.

4. Cezar, Mustafa, 1983, “‘Güzel Sanatlar Akademisi’nden 100. yılda ‘Mimar Sinan Üniversitesi’ne”, Güzel Sanatlar Eğitiminde 100 Yıl, ss.23-25.

5. Atalay Franck, Oya, 2004, “Ernst A. Egli: Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarı ve Eğitimcisi 1930-1936”, Arredamento, sayı:167, s.113.

6. Bu dönemdeki belgelere ulaşılamadığından iki okulun ders programları arasında karşılaştırma yapılamamaktadır. Fakat bu değerlendirme, dönemin öğrencileri ve tanıklarının konuşmaları ve yazılarının yanında, 1924 ve 1934 yıllarına ait Akademi yönetmeliklerinden faydalanarak aktarılmaya çalışılmıştır. 1924 tarihli yönetmelik: Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi Talimatnamesi 1924, 2011, Caner Karavit (yay. haz.), (çev.) Sahaf Turkuaz, MSGSÜ Sanayi-i Nefise Mekteb-i Yayınları Çeviri Dizisi: 1, MSGSÜ Matbaası, İstanbul. 1934 tarihli yönetmelik: Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimari Şubesi Talimatnamesi, 1934, İstanbul Hakkâk Hilmi Matbaası, İstanbul. (Yönetmeliklerden faydalanılarak hazırlanan ders programları için, bkz: Hızlı, Neslinur, 2013, “Cumhuriyet Dönemi Modernleşmesi, Türkiye’de Mimarlık Eğitimi Reformu Bağlamında Ernst Arnold Egli”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, MSGSÜ FBE, İstanbul, ss.103-104.)

7. Aslanoğlu, İnci, 1984, “Ernst A. Egli: Mimar, Eğitimci, Kent Plancısı”, Mimarlık, sayı: 209, s.17.

8. Cezar, 1983, s.25.

9. Egli, Ernst A., 2013, Atatürk’ün Mimarının Anıları ‘Genç Türkiye İnşa Edilirken, (çev.) Güven G. Uçer, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, s.44. 1931’de mülakata alınan Asım Mutlu’nun deyimiyle bu sınavla “O devirde sadece mimar olma kabiliyeti gösteren insanlar okula alınıyordu: Seçkin bir grup genç öğrenci.” (Atalay Franck, 2004, s.118.)

10. Gezgin, Ahmet Öner, 2003, Akademiye Tanıklık 2-Güzel Sanatlar Akademisine Bakışlar, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, s.95.

11. Mutlu, Asım, 1983, “100 Yıllık Mimarlık Eğitmeni”, Yapı, sayı:49, s.26.

12. “Akademinin toplumdaki yeri nedir?” denildiğinde Muammer Onat’ın cevabı ilk olarak bu bürodan bahsetmek olmuştur: “Bu büroda, Türkiye’de inşa edilecek eğitim yapıları tasarlanıyordu; hem öğretmenler mesleklerini yapıyor, öğrenciler burada çalışarak öğreneceklerinden daha fazlasını öğreniyor ve para kazanıyorlar, hem de toplum güzel binalara kavuşuyordu. Öğrenciler de güzel eğitim binalarında eğitiliyorlardı.” (Gezgin, 2003, s.149.)

13. Alpagut, Leyla, 2012, Cumhuriyetin Mimari Ernst Arnold Egli, Boyut Yayın Grubu, İstanbul, s.49; Egli, 2013, s.43.

14. Atalay Franck, Oya, 2011, “Erken Cumhuriyet Döneminde Almanca Konuşan Mimarlar”, Bir Başkentin Oluşumu: Avusturyalı, Alman ve İsviçreli Mimarların Ankara’daki İzleri, (der.) Dr. Thomas Lier, Goethe Institut, Ankara, s.48.

15. “Sanayi-î Nefise Mektebi’nin 46’ıncı Devr-i Senevîsi”, Cumhuriyet Gazetesi, 4 Mart 1928. Demir, Ataman, 2010, Gazetelerde Sanayi-î Nefise Mektebi 1924-1939, MSGSÜ Yayınları, İstanbul, s.31. Behçet Ünsal GSA’daki eğitim hikâyesinden bahsederken proje atölyelerinden şöyle söz etmiştir: “Egli Atölyesine Mimar Sırrı (Bilen) vekâlet ediyordu. Egli Atölyesi kübik mimariyi, Mongeri Atölyesi Avrupa-Lâtin mimarisini, Vedat Bey Atölyesi'de Millî Mimarîyi yani Türk (Osmanlı) Mimarîsini sürdürmekte idi.” (Ünsal, Behçet, 1973, Mimarlığımız 1923-1950- (Cevaplar), Mimarlık, sayı:112, s.34.)

16. Atalay Franck, 2004, s.116.

17. Cezar, 1983, s.60.

18. Mutlu, Asım, 1995, Anılarda Mimarlık, YEM, İstanbul, s.50.

19. 1929 yılında Akademi’ye giren Orhan Safa, GSA’daki anılarını aktarırken, öğrencilerin farklı bilim dallarından öğrencilerle ilişkilerine şu şekilde değinmiştir: “Birinci yılda, başka derslerin yanında, serbest resim ve modelaj vardı. Uygulama şeklinde yapılan bu derslerde biz mimarlık adayları, resim ve heykel bölümlerinin birinci yıl öğrencileri ile birlikte özel atölyelerde çalışırdık. Sonradan ünlü bir ressam ve şair olan Bedri Rahmi ile yan yana çalışmış ve iyi arkadaş olmuştuk. Resim hocamız ünlü ressam Nazmi Ziya idi. Modelden füzen, karakalem ve suluboya çalışmaları yapmıştım. Bir de ihtiyari olarak, haftada bir “cours du soir” yani akşam kursu adı verilen, anfi şeklindeki bir salonda çıplak model karşısında, ressam öğrenci arkadaşlarla birlikte resim çalışmaları yapabiliyorduk. Modelaj dersinde ise alçı modellere bakarak, modelaj çamurundan akant yaprakları ve bir Venüs kafası yapmıştım.” (Safa, Orhan, 1995, Anılarda Mimarlık, YEM, İstanbul, s.80.)

20. Arseven bu eski sistem yerine dünyadaki gelişen mimarinin takip edilmesi ve yeni uygulamaların gerekliliğini belirtmiştir: “Sanayi-i Nefise Mektebi’nde açılan Mimari kısmı, kırk elli seneden beri hayli mimar yetiştirdiği halde netice son vakte kadar hala değişmemişti; Çünkü tedrisat aynı zihniyetle devam ediyordu. Talebe senelerce Parthenon’un sütun başlıklarını, Korentiyen yapraklarını ve bir Yunan mabedini çizmekten başka bir şeyle meşgul olmuyordu. Mektepten çıkanlar bir mimardan ziyade bir çizgi ressamı olarak çıktılar ve ameli çalışan eski kalfalara ressam olmak onların müşterileri kandırabilmek için gösterecekleri cicili bicili gayri kabili tatbik bina resimlerini yapmaktan başka bir işe yaramadılar. Bu itibar ile Sanayi-i Nefise’den mezun olan mimarlarla pratik kalfalar arasında büyük fark görülmedi, mimarlıkta yeni bir hareket vücuda gelmedi.” (Arseven, Celal Esat, 1931, Yeni Mimari, Agah Sabri Kütüphanesi, İstanbul, s.11.)

21. Asım Mutlu ile yapılan görüşme, Atalay Franck, 2004, s.118.

22. Egli’nin yürütücülüğündeki modern atölyeye ait proje örnekleri için bknz: Mimar, 1931, sayı:1, ss.25-26; Arkitekt, 1931, sayı:7, ss.241-243; Arkitekt, 1932, sayı:7-8 (19-20), ss.237-240; Arkitekt, 1933, sayı:7 (31), ss.208-216; Arkitekt, 1934, sayı:9-10 (45-46), ss.257-274 ve ss.275-278; Arkitekt, 1935, sayı:7-8 (55-56), ss.207-213 ve ss.216-223.

23. Atalay Franck, 2004, s. 114.

24. Egli’nin düzenlediği seminerler, Akademi’deki bilim dallarının oluşmasında başlangıç niteliği taşır. İlk şehircilik derslerinin Akademi’de verilmesiyle çalışmalar zamanla gelişerek Şehircilik Kürsüsü’nün oluşması sağlanmıştır. Milli Mimari Semineri, Rölöve ve Restorasyon Anabilim Dalı’na; Bina Bilgisi, Bina Bilgisi Anabilim Dalı’na dönüşmüştür.

25. Aslanoğlu, 1984, s.17.

26. Çubuk, Mehmet, 2012, Akademi'de Şehircilik Eğitimi Tarihi: 1930-2002, Sis Yayıncılık, İstanbul, s.76.

27. Egli, 2013, s.87.

28. Mutlu, 1995, s.51.

29. Alpagut, 2012, s.62.

30. Arseven, 1931, s.16.

31. Mimar (Arkitekt) dergisinin 1932 yılına ait yayınında, o dönem mezun olan öğrencilerin adları listelenmiş, Egli çalışmalarından ötürü tebrik edilmiştir. “Güzel Sanatlar Akademisi Mimari şubesinden bu sene; altı genç mezun olmuştur: Nuri, Edip Hikmet, Recai, İzzet, Nizamettin ve Şinasi Beyler. Bu suretle memleket imarcıları zümresine yeni ve çalışkan uzuvlar iltihak etmiş oluyor. Genç arkadaşlarımızı ve başta kıymetli emekler ile tedrisata modern bir veçhe veren Prof. Mimar Egli ile değerli tedris heyetinin tebrik ederiz.” (Anonim, 1932, “Güzel San'atlar Akademisi Talebe Sergisi”, Mimar, sayı:7-8 (19-20), ss.237-240.) Yabancı dergiler: 1931 ‘Der Getraute Eckart’, 1931 ‘Bau- und Werkkunst’ (Atalay Franck, 2004, s.115.)

32. Demir, 2009, s.27.

33. Arseven, 1931, s.14.

 

 

Bu icerik 1254 defa görüntülenmiştir.