MİMARLIK
382
MART-NİSAN 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Türkiye'deki Modern Mobilya Tasarımları Gün Yüzüne Çıktı
    Yaşar Üniversitesi, İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü: Zeynep Tuna Ultav, Yrd. Doç. Dr.
    İzmir Ekonomi Üniversitesi, İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü: Deniz Hasırcı, Doç. Dr.; Seren Borvalı, Araş. Gör.; Hande Atmaca, Araş. Gör.

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Neden Daha Çok İş Kazası / İş Cinayeti Yaşanıyor?

İsmail Doğanyılmaz, Yüksek Mimar

Çalışma hayatında meydana gelen iş kazaları / iş cinayetleri, küresel ölçekte çalışma hayatının en önemli açmazlarından birini oluşturmaktadır. Mevzuatlardaki farklılıklardan ötürü ülkeden ülkeye, hatta bir kurumdan diğerine iş kazaları hakkındaki istatistikler değişiklik göstermesine rağmen, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, her yıl 2,3 milyon insan iş kazaları ve iş sonucu oluşan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünyada, her on beş saniyede bir, bir işçi iş kazası sonucunda ölüyor.(1)

İş kazalarının dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri olduğu görülmektedir. İLO’nun “önceden planlanmamış, bilinmeyen ve kontrol altına alınamamış, belirli bir zarar veya yaralanmaya yol açan, etrafa zarar verebilecek nitelikteki olay” olarak tanımladığı iş kazası, Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) tarafından ise “önceden planlanmamış, çoğu zaman kişisel yaralanmalara, makinelerin, araç ve gereçlerin zarara uğramasına (maddi zarara), üretimin bir süre durmasına yol açan bir olay” olarak tanımlanmıştır. Bizde ise 30.06.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay” olarak açıklanmıştır.

Avrupa Birliği (AB) istatistiksel göstergelerine göre iş kazaları çalışan kişi sayısına oranlanarak ölçülürse 2011 yılında her 100.000 kişi başına ölümcül kaza oranı 1,94 olarak görülüyor.(2) AB üye ülkeleri arasında ise 2011 yılında en yüksek ölümcül kaza oranının Portekiz’de gerçekleştiğini görüyoruz. (100.000 çalışan kişide 4,3 ölümcül kaza) Diğer taraftan Yunanistan, İngiltere, Malta ve Hollanda en düşük ölümcül kaza oranını kaydetti. Bu ülkelerde oran, her 100.000 çalışan kişi için 1,0 ölümcül kaza oranının altında seyrediyor. Türkiye (işçi statüsünde çalışan kayıtlı işgücünden hesaplanan verilere göre), AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında ölümlü iş kazalarında ortalamanın neredeyse 7 katına yükselen bir orana sahip. AB üyesi 27 ülke için ortalama ölümlü iş cinayeti oranı 2010 yılında istihdam edilen 100.000 kişi başına 2,1 iken, Türkiye’de bu oran 14,3’tür. Türkiye’ye iş kazası oranında en yakın ülke olan Kıbrıs’ta bu oran Türkiye’nin yaklaşık üçte biri kadardır.(3) Türkiye verileri işçi statüsünde çalışan kayıtlı işgücünden hesaplanmıştır. Demek oluyor ki, Türkiye madencilik sektöründe AB-27 ülkelerinin ortalama değerinden 16 kat daha fazla ölümlü iş kazası ile karşılaşılmaktadır.(4) (Tablo 1, 2)


İşte Yeni Türkiye: Soma, Torunlar, Ermenek, Yalvaç, Yığılca, Şırnak, Mersin ve nice iş cinayetleri… 2014 yılında en az 1886 işçi yaşamını yitirdi!

Çalışanlar fabrikalarda, organize sanayi bölgelerinde, tarlalarda çalışırken, işe gidip gelirken can verdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından hazırlanan 2014 yılı iş cinayetleri raporuna göre:

  • 2014 yılında iş cinayetlerinde en az toplam 1886 işçi can verdi.
  • Mayıs ayında 427, Ekim ayında 171 ve Ağustos ayında 160 işçi can verdi.
  • Yaşamını yitiren 1886 işçiden 29’u meslek hastalığı nedeniyle can verdi.
  • İnşaat işkolunda 423, maden işkolunda 386 ve tarım işkolunda 309 işçi can verdi.
  • Trafik / servis kazası nedeniyle 421, zehirlenme / boğulma nedeniyle 395 ve düşme nedeniyle 298 işçi can verdi.
  • 54 çocuk işçi can verdi.
  • 132 kadın işçi can verdi.
  • 53 göçmen işçi can verdi.
  • 331 emekli ya da emeklilik çağında çalışan işçi can verdi.

Görülmektedir ki,

neoliberal politikaların belirlediği iş hayatında, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması çok olası görülmemekte, çıkarılan her kanun ve düzenleme sermayenin daha çok kâr edebilmesi için yapılan hesaplar üzerinden şekillenmekte, sermayenin önüne çıkan engellerin aşılması ve oluşan iş kazaları / iş cinayetlerinde işverenlerin sorumluluğunu ortadan kaldırması için düzenlemeler yapılmakta ve işveren yerine sorumlu tutulacak aynı işyerinde ücretli çalışan mimar / mühendisler tanımlanmaktadır.

Yasa ve düzenlemeler hukuksal düzlemi belirlerken, işçi sağlığı ve güvenliğini oluşturmanın birincil ön koşulu kültürel olarak toplum genelinde konunun ciddiyetinin kavranması, benimsenmesi ve iş kazaları / iş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının çalışma hayatının doğal getirisi olarak kabul edilmemesidir. Sermayenin belirlediği piyasanın koşullarına göre

şekillenmiş bir iş güvenliğinin iş kazalarını önlemesi mümkün değildir. Son 10 yılda katlanarak artan iş kazaları / iş cinayetleri sonucunda, yapılan her düzenleme ve değişikliğin piyasa aktörlerinin üzerinde oluşan baskıyı azaltma / aklama, meslek ve emek örgütleri ile toplumun duyarlı kesimlerinde oluşan tepkinin sönümlendirilmesine yönelik bir düzenleme olduğu görülmektedir. Sözkonusu değişikliklerin uygulama ve sorunlu alanlara yönelik bir çözüm üretmediği, aksine süreci içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediği kesindir. Yapılan değişiklik ve düzenlemelerle iş sağlığı ve güvenliği kültürünün tüm toplumda benimsenmesi, planlama, uygulama, üretim ve kullanım süreçlerinde yerleşmesi yerine, sadece kısır küçük müdahalelerle sürecin yönetilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Yapılan düzenlemeler ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının bağımsız olarak, işvereni ve planlama, üretim, kullanım süreçlerini denetleyebildiği ve yönetebildiği algısı oluşturulmakta, ancak mevcut patronaj sisteminin devam ettiği, işveren emrinde çalışma sürecinin devamının sağlandığı, alana yönelik yeni bir kazanım getirmediği, sadece var olan sürecin başka kelimelerle tariflendiği görülmektedir. Taşeronlaşma sisteminin teşvik edildiği, güvencesiz iş ortamının yaratıldığı ve tazminatsız işten çıkarmaların önünün açıldığı nettir. Yapılan düzenlemelerle iş sağlığı ve güvenliğinin yönetim, uygulama ve denetim alanı sadece maddi bir karşılık olarak tariflenmiş ve düzenlemeler bu çerçevede kalmıştır. Yapı üretim süreçlerinden mimarlık alanı tamamen koparılmış ve sadece parsel bazında tasarım ölçeğine hapsedilmiştir.

İnsan hayatı ve onurunu hiçe sayan, her zaman daha fazla kâr hedefleyen kapitalist sistem, bu amacını gerçekleştirmek ve önüne çıkan engelleri aşmak için her yolu denemekte, iş kazaları ve cinayetlerine neden olmaktadır. Her çalışanın temel haklarından olan yaşama hakkı ve vücut bütünlüğü sadece söylem olarak kalmaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin oluşturulması için öncelikle güvencesiz çalışma ortamının kaldırılması ve taşeronlaşmanın sonlandırılması gerekmektedir. Çözüm, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının bir pazar olmadığının kabul edilmesi, alanın kamusal denetiminin sağlanması, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinin bağımsızlığının korunması ve bağımsız denetim sisteminin kurulmasından geçmektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sadece çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle sağlanabileceğini düşünmeye devam edip, çalışma hayatının genelini ele alan bir düzenleme ve iyileştirme yapılmadığı sürece her geçen gün daha fazla ölüm yaşanacaktır.


Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir çalışma hayatında,

İşyerlerinde alınması zorunlu işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin maliyet hesaplarına takılıp, yasal düzenlemelerde karşılığını bulamaması sonucunda,

Sermayenin hizmetine açılan kentin kamusal alanlarındaki, tamamlanmasının geciktiği her gün milyonlarca lira kârdan olan AVM, rezidans ve iş merkezlerinin denetimsiz inşası sürdükçe,

İş güvenliği bir kavram olarak kaldığı, kamu denetimi yapılmadığı ve iş güvenliği uzmanlarının bağımsızlığı sağlanmaksızın denetlediği işyerine bağlı çalışması devam ettiği sürece,

“Yeni Türkiye”de her geçen gün yeni ölümler artarak yaşanmaya devam edecektir.

NOTLAR

1. ILO 2014.

2. Eurostat 2011.

3. DISK-AR 2014. (Bu rakamlar kayıt dışı işgücünü kapsamamaktadır.)

4. DISK-AR 2014.

 

 

Bu icerik 2790 defa görüntülenmiştir.