MİMARLIK
379
EYLÜL-EKİM 2014
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR

  • Dilsiz Anıtlar
    Melih Emre Acar, Arş. Gör., Osmangazi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü



KÜNYE
MİMARİ TASARIM

Yerleşimlerde Yapı Yüzü Renk Tasarımına Yönelik Bir Yaklaşım Önerisi

Esra Küçükkılıç Özcan, Arş. Gör., YTÜ, Mimarlık Bölümü
Rengin Ünver, Prof. Dr., YTÜ, Mimarlık Bölümü

İnsanlık tarihinin ilk yerleşimlerinde malzemesi doğa olan binalara “renk” vermek gibi bir sorun olmazken, günümüzde her bir yapı birbirinden ayrı renklerle “Ben buradayım!” diyor. Mimar, kullanıcı, işveren gibi aktörler, hiçbir kısıtlama ya da planlama olmadan, genellikle tek yapı ölçeğinde verdikleri kararlarla kentlerimizin renklerini belirliyorlar. Yazar, bilinçli ve sistemli bir yapı yüzü renk tasarımının gerçekleştirilebilmesi için konunun yalnızca tek yapı ölçeğinde değil, sokak, meydan, kent bölgesi, tüm kent gibi değişik ölçeklerde de ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Binaları, mobilyaları, reklam panoları, doğa örtüsü ve benzeri elemanları ile bir bütün olan kentlerin görünümünde en etkin rolü “yapılar” üstlenir. Yapılar, küçük ölçekte yan yana dizildiği sokakların, çevrelediği meydanların, büyük ölçekte belirli bir yerleşim bölgesinin algılanmasında önceliği olan kent elemanlarıdır. Bu nedenle, yapıların geometrik özelliklerinin (boyut, konum, biçim ve benzeri) yanı sıra renksel özellikleri de, içinde yer aldıkları sokağa, meydana, kent bölgesine özgü bir görsel kimlik kazandırılması, dolayısıyla kent görünümünün güzelleştirilmesi bakımından büyük önem taşır.

19. yüzyıldan bu yana yapı yüzü renklerinin temel belirleyicisi olan doğal yapı malzemeleri yerini sınırsız renk seçeneği olan yapı malzemelerine bırakmış, böylece yapı yüzü renk seçenekleri artmıştır. Bunun sonucunda da, plan, cephe ve renk özellikleri açısından, birbirine benzemeyen, zıt görünümlü yapılar yan yana gelerek, hem yapı hem de yerleşim ölçeğinde çeşitli olumsuz görünümler oluşturmakta ve görsel açıdan bir çevre kirliliği olarak adlandırılabilecek “renk kirliliği” ortaya çıkmaktadır. Nitekim günümüzde tasarlanan herhangi bir yapı, genelde proje aşamasında, yasal olarak belli açılardan (örneğin boyutsal olarak) denetlenmekle birlikte, cephe ve cephe renk düzeni bakımından küçük sınırlamalar dışında herhangi bir denetim gerçekleştirilmemektedir.

Renk kirliliği kısaca “görme alanı içine giren tüm yüzey ve nesnelerin renksel özellikleri arasındaki uyumsuzluklar” olarak tanımlanır.(1) Yerleşimlerde oluşan renk kirliliğinin önlenmesi için belirli ve sistemli sınırlamalar doğrultusunda, yapı yüzü renk tasarımlarının yapılması kaçınılmazdır. Renk tasarımı ise, “belirli bir konunun özelliklerine uygun, anlamlı ve estetik görünümler yaratmaya yönelik ve doğrudan o konu için oluşturulan renk düzenleme yani bir renk düzeni kurma çalışmasıdır”.(2) Bir başka anlatımla, yapı yüzü renk tasarımı yapı kabuğu elemanlarına rastgele renkler atayarak değişik renkli yüzeylerin yan yana getirilmesi yani renklendirilmesi yerine, “yapının mimarisini güçlendiren, dikkat çekici kılan, içinde yer aldığı çevre özellikleriyle uyumlu renklerin uygun karşıtlıklarda kullanıldığı ve olumsuz görsel izlenimlerin yaratılmadığı bir renk düzeninin oluşturulması” biçiminde ele alınması renk kirliliğini önleme açısından büyük önem taşımaktadır.(3) Konu bu bakış açısıyla ele alındığında, yerleşimlerde yapı yüzü renk tasarımı ve yapı yüzü renk seçiminin bilinçli ve sistemli bir biçimde yapılması gerektiği yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir yerleşim bölgesinde renksel açıdan olumsuz görsel izlenimlerin önlenmesi, yani başarılı olarak nitelenen bir renk tasarımı yapılabilmesi için konunun yalnızca tek yapı ölçeğinde ele alınması yeterli değildir. Başarılı olarak tanımlanabilecek bir renk tasarımı için yerleşimin sokak, meydan, kent bölgesi, tüm kent gibi birbirini izleyen ve bütünleyen ölçeklerde ele alınarak, her ölçek için doğal ve yapay çevre ile görsel algılamaya ilişkin birçok etken ve veri ayrıntılı incelenmeli, renk planlamaları yapılmalıdır. Bilindiği gibi günlük yaşamda, yapı yüzü renkleri genelde, yapı tasarımını gerçekleştiren mimar, kullanıcı, kurum, işveren ve benzeri kişiler tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle de yerleşimde renksel açıdan belirli sınırlamaların olmadığı durumlarda, yapı yüzü rengi belirlemeleri sırasında, yerleşimdeki etken ve verilerin detaylı olarak analiz edilmesi genelde mümkün olmamakta ve yapılan değerlendirmeler de genelde öznel olmaktadır. Sözü edilen durum özellikle tarihî yapıların ve yerel mimari örneklerinin bulunduğu bölgelerdeki yapıların görünümünü ve dolayısıyla bölgenin mimari kimliğini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzlukların azaltılabilmesi için, renk tasarımcıları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle, yerleşimin çevre verileri de dikkate alınarak, her yerleşime özgürenk master planları”nın hazırlanmasının yararlı olacağı açıktır. Renk master planları ile oluşturulacak ilke, belirleme ve öneriler, yapı yüzü renk tasarımlarını gerçekleştirecek kişilere de yol gösterici olacaktır.

Bir kentin renk master planı süreci, o kentin mimari kimliğini güçlendiren, doğal ve yapay çevre özellikleri ve renkleriyle uyumlu, görsel algılama açısından renklerin uygun karşıtlıklarda kullanıldığı renk düzenlerinin oluşturulması için gerçekleştirilmesi gereken aşamaların bütünü olarak açıklanabilir. Bu planlama sürecinin adımları, kentin farklı ölçekleri için şu şekilde sıralanabilir:

  • mevcut doğal ve yapay çevrenin renk analizinin yapılması,
  • bölge ve yapıların mimari özelliklerinin incelenmesi,
  • bu özelliklerin renk algılamaya özgü etkenlere göre değerlendirilmesi.

Kentsel renk planlamasına ilişkin değişik çalışma ve araştırmalar ilgili literatürde yer almaktadır. Örneğin, Avrupa'da ilk büyük ölçekli yapı yüzü renk tasarımı İtalya'nın Torino kentinde 1774 yılında başlatılmış ve bu konu için kurulan Yapıcılar Konsülü hem renkleri belirlemek hem de seçilen renklerin uygulanmasını denetleme görevini üstlenmiştir. (Resim 1) Daha sonraki yıllarda, Viyana, Prag, Londra, Varşova ve benzeri pek çok kentte kamu grupları ya da özel renk danışmanları tarafından yapılan renk tasarımları uygulamaya konulmuş ve yapıların renksel özellikleri denetim altına alınarak, renk kirliliğini önleme, kentsel görüntüyü güzelleştirme çalışmaları başlatılmıştır.(4) Ancak bu çalışmalarda kentsel renk planlama aşamalarının tamamını içeren, bu aşamalar arasında ilişki kuran, yapının içinde bulunduğu doğal-yapay çevreye ve renk algılamaya yönelik verileri detaylı olarak inceleyen ve değerlendiren, yani kentsel master renk planlarının hazırlanmasına yardımcı olacak bütüncül bir yaklaşım bulunmamaktadır.

Bu bilgiler gözönünde bulundurularak, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Yapı Yüzü Renk Tasarımına Yönelik Bir Yaklaşım” başlıklı bir proje çalışmasına başlanmıştır. Bu makalede, kentsel master renk planlamalarının oluşturulması süreci için yol gösterici olabilecek ve YTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen 2013-03-01-DOP02 numaralı proje kapsamında geliştirilen “yapı yüzü renk tasarımı yaklaşımı”nın özellikleri ve çalışmanın başlamasından bu yana elde edilen sonuçlardan kimilerinin tanıtılması hedeflenmiştir.(5)

YAPI YÜZÜ RENK TASARIMINA YÖNELİK YAKLAŞIM

Kentsel renk planları hazırlanırken yerleşimin bütününü kapsayan genel ilkelerin oluşturulması ve bu ilkeler doğrultusunda yerleşimin tümü için geçerli renk tasarımlarının yapılması gerekir. Renksel planlama ilkeleri her yerleşim için benzerlik gösterir. Ancak ele alınan her yerleşimin kendine özgü,

  • Mimarisi,
  • Doğal ve yapma çevresi,
  • Yüzölçümü,
  • Nüfusu,
  • Yapı yoğunluğu ve dağılımı

gibi özellikleri birbirinden ayrımlar gösterir. Yerleşimlere ait bu özelliklerin çeşitliliği kentsel renk planlarının oluşturulmasında farklılıkların ortaya çıkmasına yol açar. Bu farklılıklar gözönüne alındığında, örneğin İstanbul gibi oldukça büyük, karmaşık ve sürekli değişen bir yapıya sahip kentlerde, yapıların tümü için geçerli master renk planlarının hazırlanması oldukça ayrıntılı ve zahmetli çalışmalar gerektirir. Bu nedenle, projeye yapı yüzü renk tasarımı yaklaşımı doğrultusunda kentsel renk planlama süreci için yapılması gereken başlıca işlemler belirlenerek başlanmıştır. Bu bağlamda, kentsel renk planlama sürecinde, ilk olarak renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölge ve yapıların belirlenmesi öngörülmüştür. Renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölge ve yapıların belirlenmesinden sonra bu bölge ve yapıların çevresel renk analizlerinin yapılması ve bu analizlerin renk algısını etkileyen özellikler ile birleştirilmesi sonucunda renk önerilerinin oluşturulması planlanmıştır.

Daha açık bir anlatımla, oluşturulan yapı yüzü renk tasarımı yaklaşımına göre kentsel renk planlama süreci, dört temel aşamalı olarak kurgulanmıştır. Bu aşamalar şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Yerleşimin renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölge (ilçe, semt, mahalle, meydan / cadde, sokak) ve yapılarının belirlenmesi,
  • Kentsel bölge ve yapıların çevresel renk analizlerinin yapılması,
  • Kentsel bölge ve yapıların renk algısını etkileyen özelliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi,
  • Kentsel bölge ve yapılara yönelik renk önerilerinin yapılması.

1. RENK TASARIMI YAPILMASINDA ÖNCELİK BELİRLENMESİ

Özellikle büyük yerleşimlerdeki renk planlama hazırlıklarının, yerleşimin renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölge (ilçe, semt, mahalle, meydan / cadde, sokak) ve yapılarının belirlenmesiyle başlatılmasının ve süreci hızlandıracak bir değerlendirme sistemi oluşturulmasının yararlı olacağı açıktır. Ancak, bu önceliğin bölge ve yapının hangi özelliğine göre belirleneceği, yerleşimlerin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı, estetik özellikleri gibi birbirinden farklı etkenlere bağlı olarak değişebilir. Bu çalışmada, kentlerin görünümünde en etkin rolü yapıların üstlendiği kabulünden yola çıkılarak, renk tasarımı önceliğinin kentsel bölge ve yapıların kent görünümüne etkilerine göre belirlenmesine karar verilmiştir.

Bu doğrultuda renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölge ve yapıların belirlenebilmesi için yapı ve içinde bulunduğu bölgenin kent görünümünü etkileyen özelliklerine ilişkin ölçütler belirlenmiştir. Ölçütler belirlendikten sonra ise bu ölçütlerin “Kent Görünümüne Etkileme Dereceleri (KGED)”nin ölçülebilmesine yönelik bir değerlendirme sistemi oluşturulmuştur. Bölge ve yapıların kent görünümünü etkileme derecelerinin belirlenmesine yönelik olarak geliştirilen sistemin işleyişi (akış şeması) ilkesel olarak kent ölçeğinden yapı ölçeğine (büyük ölçekten küçük ölçeğe) doğru düzenlenmiş ve Tablo 1’de sunulmuştur. Bu işleyişe göre sözkonusu değerlendirme sisteminin,

  • Bir kentin tüm ilçeleri,
  • Her ilçenin tüm semtleri,
  • Her semtin tüm mahalleleri,
  • Her mahallenin tüm sokakları,
  • Her sokağın tüm yapıları,

için, yani yerleşimin en büyük ölçeğinden en küçük ölçeğine kadar aşamalı olarak uygulanması düşünülmüştür.

Ancak, kent ölçeğinden mahalle ölçeğine kadar olan aşamalardaki çevresel etkenlerin, mahalle ölçeğinden yapı ölçeğine kadar olan aşamalardaki etkenlere göre daha çeşitli olduğu ve oldukça büyük ayrımlar gösterdiği görülmüştür. Bu nedenle çalışma kapsamında geliştirilen kent görünümüne etki derecesi değerlendirme sistemi (KGED), mahalle ölçeğinden yapı ölçeğine kadar (orta ölçekten küçük ölçeğe) sınırlandırılmıştır. Sözkonusu ölçütler detaylı olarak değerlendirilerek öncelikli bölge ve yapıların belirlenmesi aşamasında, bu ölçütlerden hangilerinden yararlanılması gerektiğine karar verilmiştir. Renk tasarım sürecinde önceliği olan ilçe, semt, mahalle, meydan / cadde, sokak, yapı ve benzeri ölçeklerin saptanabilmesi için belirlenen temel ölçütlerin, bölge ölçeği ve yapı ölçeği olarak iki temel grupta ele alınması uygun bulunmuştur. (Tablo 2)

Tablo 2. Bölge Ölçeği ve Yapı Ölçeği Grupları için Temel Ölçütler


Bölge Ölçeği için Temel Ölçütler

Yapı Ölçeği için Temel Ölçütler

Mimari Nitelik

Mimari Nitelik

Yapı Yükseklikleri

Çevre Görünümüne Etki - Yükseklik

Çevre Görünümüne Etki

Çevre Görünümüne Etki - En

İşlev

İşlev

Tanıtımsal Etki

Tanıtımsal Etki

Sembolik Nitelik

Sembolik Nitelik

Kentteki Konum

Konum

Topoğrafya

Cephe Malzemesi

Yapı Yoğunluğu

Yapı Rengi

Tablo 2’de sunulan ölçütler aracılığıyla bölge ve yapıların kent görünümüne etki derecelerini belirlemek ve etki derecelerinin ölçülebileceği bir değerlendirme sistemi oluşturabilmek için bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket katılımcılarının mimar, şehir ve bölge plancısı gibi konu ile yakından ilgili olan meslek gruplarından olmasına özen gösterilmiştir. 24 sorudan oluşan anket, çalışmanın bu aşamasında 62 katılımcıya uygulanmıştır. Katılımcılardan bölge ve yapı ölçekleri için ilgili ölçütlerin kent görünümünü etkileme derecelerini belirlemeleri istenmiştir. Ankette yer alan sorulardan ikisi ve sorulardaki ölçütlerin kent görünümünü etkileme oranları Tablo 3’te verilmiştir. Anket sonuçlarına göre, ölçütler kent görünümünü en çok etkileyenden en az etkileyene doğru sıralanacak, istatistiksel yöntemle puanlanacak ve bu puanlamalar aracılığıyla farklı özelliklerdeki bölge ve yapıların kent görünümünü etkileme dereceleri, dolayısıyla renk tasarımlarının yapılma öncelikleri belirlenecektir. Bu aşamadaki çalışmalar devam etmektedir.

Tablo 3. Anket Soru ve Sonuçlarına Örnekler

2. ÇEVRESEL RENK ANALİZLERİ (HARİTALARI)

Literatürde çevresel renk analizleri için renk haritalama, renk diyagramı oluşturma gibi değişik adlar kullanılmaktadır. Bir kent bölgesinin doğal ve yapma çevresine ilişkin renk bilgilerinin (çevresel renk analizlerinin) elde edilmesi, hem o bölgenin renksel kimliğinin belirlenmesine katkı sağlayacak, hem de bölgede yapılacak restorasyon çalışmaları ve yeni renk planlamaları için önemli bir kaynak oluşturacaktır. Çevresel renk analizleri, genelde bir bölgedeki doğal ve yapma çevrenin renksel özelliklerinin saptanması, bunların farklı ölçütlere göre sınıflandırılması, çevresel renklerin bir renk gösterim sistemine göre düzenlenmesi ve renk diyagramları / kartelaları ve benzeri görsel verilerin hazırlanması aşamalarından oluşmaktadır. (Tablo 4)(6) Çevresel renk analizleri konusunda dünyanın birçok bölgesinde farklı çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda genelde Tablo 4’te verilen aşamalar izlenmiştir. Bu konuda Jean-Philippe Lenclos’un Fransa, Avrupa ve dünyanın çeşitli bölgelerinde gerçekleştirdiği renk analizleri, Zürih Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Zürih’in Renkleri Projesi” ve Moskova için hazırlanan “Moskova Renk Paleti” gibi çalışmalar örnek verilebilir. (Resim 2-4)(7)

Çalışma kapsamında çevresel renk analizlerinin, ele alınan her yerleşimin bir önceki aşamada belirlenen renk tasarımı yapılması öncelikli bölümleri için yapılmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda, kurgulanan yapı yüzü renk tasarımı yaklaşımında da renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölgeler için, literatürde yaygın olarak rastlanan ve Lenclos’un da çalışmalarında kullandığı renk analiz yönteminden yararlanılması uygun bulunmuştur. Buna göre renk analizleri, birbirini izleyen şu iki adımda yapılmalıdır:

  • Yerinde incelemeler
  • Atölye çalışmaları

Yerinde yapılan incelemeler sırasıyla şu aşamalardan oluşmaktadır:

  • Yapı renklerine ilişkin verilerin belirlenmesi,
  • Farklı renk ve dokulardaki yapı malzemesi örneklerinin toplanması,
  • Toplanan yapı malzemelerinin renklerinin çeşitli renk sistemleri ve boyalar yardımıyla çoğaltılması,
  • Yapıların renkli kroki ve eskizlerinin çizilmesi,
  • Yapıların fotoğraflarının çekilmesi.

Atölye çalışması ise şu aşamaları kapsamaktadır:(8)

  • Toplanan örneklerin sınıflanması,
  • Yapılar için genel, yapı elemanları (çatı, çerçeve, kapı, ve benzeri) için ayrı ayrı renk kartelalarının oluşturulması,
  • Oluşturulan kartelalardaki renklerin nitel ve nicel raporlar haline getirilmesi,
  • Renklerin yapı ve yapı elemanları için ayrı ayrı sınıflanması,
  • Yapılan sınıflamaların görsel tablolar haline getirilmesi.

 

3. RENK ALGISINI ETKİLEYEN DEĞİŞKENLER

Yapı ve içinde bulunduğu çevreye ait kimi etkenler yapı yüzü renklerinin gerçek renklerinden (öz renklerinden) daha farklı renklerde (görünen renk) algılanmasına, dolayısıyla renk düzenlemelerinin tasarlanandan farklı renksel izlenimler yaratmasına yol açabilir. Bu nedenle, öncelikli bölge ve yapılar için renk önerileri yapılırken, renk algısına yönelik etkenlere bağlı oluşabilecek değişimlerin belirlenmesi gerekir. Böylece renk tasarımından beklenen etkiden uzaklaşılmasına neden olan olumsuzluklar öngörülebilecektir. Bu doğrultuda, renk tasarımı yapılması öncelikli olan bölge ve yapıların belirlenmesinde kullanılan yönteme benzer biçimde, ilk olarak yapı yüzü renk algısına özgü etkenlere yönelik ölçütler belirlenmesine ve ardından bu ölçütlerin yapı yüzlerinin görünen renklerini etkileme derecelerinin ölçülebilmesi için bir değerlendirme sistemi / yöntem oluşturulmasına gereksinim vardır.

Çalışma kapsamında yapı yüzü renk algısına özgü etken ve ölçütler şu şekilde belirlenmiştir: (9)

  • Gökyüzü Koşulları (Açık gökyüzü, kapalı gökyüzü ve benzeri)
  • Bakış Uzaklığı (Yakın bakış, uzak bakış ve benzeri)
  • Çevre Renkleri (Doğal Çevre: gökyüzü, yeşil alanlar, su öğeleri ve benzeri; Yapma Çevre: yapıların çatıları, diğer yapı yüzü renkleri ve benzeri)

Yukarıda sıralanan ölçütlerin yapı yüzü görünen renklerini etkileme dereceleri ve bu ölçütlerin farklı koşullarda görünen renklerde yol açtığı değişimler nesnel ve öznel (anket) yöntemlerle belirlenecektir. Bu aşamaya yönelik çalışmalar devam etmektedir.

4. RENK ÖNERİLERİ

Çalışma kapsamında kurgulanan yapı yüzü renk tasarımı yaklaşımı doğrultusunda, bir yerleşim için yapılan renk planında renk önerilerinin de yer alması gereklidir. Nitekim yaklaşımın bu aşamasında, çevresel renk analizleri ve renk algısına yönelik ölçütlerin etkilerinin birleştirilmesiyle elde edilen veriler ışığında, renk tasarımının yapılması öncelikli olan bölge ve yapılar için rengin farklı bileşenlerine (tür, değer, doymuşluk)(10) yönelik renk önerileri yapılması öngörülmüştür.(11)

SONUÇ

Renk tasarımı, belirli bir konunun özelliklerine uygun, anlamlı ve estetik görünümler yaratmaya yönelik ve doğrudan o konu için oluşturulan renk düzenleme yani bir renk düzeni kurma çalışmasıdır.(12) Etkileyici ve anlamlı görsel izlenimler elde edebilmek için renk algılamanın yapma çevrede sözkonusu olduğu her yerde (düzlemler, hacimler, yapı yüzleri, ve benzeri) renk kompozisyonlarının oluşturulması, yani renk tasarımı yapılması gerekir.

Doğal ve yapma çevreyle uyumlu yapılar, bulundukları yerleşim bölgesinde etkili ve anlamlı bir kent mimarisi oluşmasına yardımcı olur ve cephe renkleriyle içinde bulundukları yerleşim bölgesinin görünümüne / kimliğine ağırlıklı olarak katkıda bulunur. Bu nedenle yapı cepheleri, renk tasarımı yapılması zorunlu olan birer kent elemanıdır. Bundan yola çıkarak, yapı yüzü renklendirmesinin doğru / tasarlandığı biçimde algılanması, kullanılan renklerin kent kimliği ve mimariye istenilen etkiyi sağlayabilmesi açısından son derece önemlidir.(13) Ayrıca kent görünümünü önemli ölçüde etkileyen yapı yüzlerine yönelik renk tasarımında, kent ya da kent bölgesine özgü bir sistem / yaklaşım bulunmadığı durumlarda, yapı yüzü renk tasarımları genelde mimar, kullanıcı, işveren ve benzeri kişilerin beğenileri ve kişisel talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmekte ve ortaya çıkan renksel görüntüler kentte / kent bölgesinde görsel açıdan renk kirliliği oluşmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle genel renk planlama ilkeleri doğrultusunda, her yerleşim için renk master planlarının hazırlanması gerekmektedir.

İlgili literatürde, yapı yüzü renk tasarımı konusunu, kentsel master renk planlarının hazırlanmasına yardımcı olacak bütüncül bir bakış açısı ile ele alan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu bağlamda YTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen, “Yapı Yüzü Renk Tasarımına Yönelik Bir Yaklaşım” başlıklı bir proje başlatılmıştır. Genel özellikleri bu makalede sunulan araştırma projesi kapsamında, renk master planlarının hazırlanması sürecinde yol gösterici olması amacıyla geliştirilen yerleşim ölçeğindeki yapı yüzü renk tasarımı yaklaşımına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Yaklaşımın farklı aşamalarında elde edilecek bulgular, çalışmalar tamamlandıktan sonra yapılacak yayınlarda sunulacaktır.

NOTLAR

1. Ünver, 2000a.

2. Ünver, 1998.

3. Ünver, 2000a; Ünver, 2011.

4. Lancaster, 1996. Ünver, 2000a. Schindler, 2005. Rehsteiner; Sibillano; Wettstein, 2010.

5. Sözkonusu araştırma projesi aynı başlıkla YTÜ, FBE, Mimarlık Anabilim Dalı, Yapı Fiziği Lisansüstü Doktora Programı’nda, Prof. Dr. Rengin Ünver’in danışmanlığında, Arş. Gör. Esra Küçükkılıç Özcan tarafından sürdürülmektedir.

6. Lenclos, 1976. Porter, 1997. O’ Connor, 2008.

7. Lenclos; Lenclos, 1989. Lenclos; Lenclos, 1995. Lenclos; Lenclos; Bruhn, 2004. Rehsteiner, Sibillano, Wettstein, 2010. Schindler, 2005.

8. Lenclos, 1995.

9. Ünver; Dokuzer Öztürk, 2002.

10. Tür: Bir rengi ötekilerden ayırt eden niteliktir. (sarı, mavi, mor)

Değer: Açık bir rengi koyu bir renkten ayırt etmeyi olanaklı kılan niteliktir.

Doymuşluk: Bir rengin aynı değerdeki türsüz (gri) bir renkten ayrım derecesini belirleyen niteliktir. Griye yakınlık ya da uzaklığı belirler.

11. Luke, 1996. Sirel, 1997. Ünver, 2000b.

12. Ünver, 1998.

13. Küçükkılıç Özcan; Ünver, 2011. Ünver, 2000a.

 

KAYNAKLAR

Küçükkılıç Özcan, Esra; Ünver, Rengin, 2011, “Düzlem, Hacim ve Yapı Yüzü Renklerinin Algılanmasındaki Benzerlik ve Ayrımlar”, Platform Aydınlatma, sayı:1, ss.62-66.

Lancaster, Michael, 1996, Colourscape, Academy Editions, London.

Lenclos, Jean-Philippe, 1976, “Living in Colour”, Colour for Architecture, (ed.) Tom Porter ve Byron Mikellides, Studio Vista, London.

Lenclos, Jean-Philippe; Lenclos, Dominique, 1989, Couleurs de la France, Le Moniteur, Paris.

Lenclos, Jean-Philippe; Lenclos, Dominique, 1995, Couleurs de I’Europe, Le Moniteur, Paris.

Lenclos, Dominique; Lenclos, Jean-Philippe; Bruhn, Gregory, 2004, Colors of the World: A Geography of Color, W. W. Norton & Company, New York.

Luke, Joy Turner, 1996, The Munsell Color System: A Language for Color, Fairchild Publications, New York.

O’Connor, Zena, 2008, “Façade Colour and Aesthetic Response: Examining Patterns of Response within the Context of Urban Design and Planning Policy in Sydney”, Faculty of Architecture, Design & Planning, The University of Sydney, Yayımlanmamış Doktora Tezi, s.94.

Porter, Tom, 1997, “Environmental Colour Mapping”, Urban Design International, cilt:2, sayı:1, ss.23-31.

Rehsteiner, Jürg; Sibillano, Lino; Wettstein, Stefanie, 2010, Farbraum Stadt: Box ZRH Das Buch, Haus der Farbe, Zürih.

Schindler, Verena, M., 2005, “Colour as Vocation: Werner Spillmann’s Contribution to Environmental Colour Design”, Colour Research and Application, cilt:30, sayı:1, ss.53-65.

Sirel, Şazi, 1997, Aydınlatma Sözlüğü, YEM, İstanbul.

Ünver, Rengin, 1998, “The Contrast and Contrast Arrangement in Color Perception”, Proceedings of Oslo International Color Conference, 8-11 Ekim 1998, Oslo, ss.180-181.

Ünver, Rengin, 1998, “Renk Algılamada Boyut Etkisi”, ATMK 2. Ulusal Aydınlatma Kongresi Bildiriler, Bileşim Matbaacılık, İstanbul.

Ünver, Rengin, 2000a, ”Renk Kirliliği”, GAP-Çevre Kongresi Bildiriler Kitabı, cilt:2, 16-18 Ekim 2000, Şanlıurfa, ss.991-996.

Ünver, Rengin, 2000b, ”Renk Görünüm Dizgeleri”, ATMK 3. Ulusal Aydınlatma Kongresi Bildiriler, Bileşim Matbaacılık, İstanbul, ss.138-143.

Ünver, Rengin, 2011, “Mimaride Renk Lisansüstü Dersi Notları”.

Ünver Rengin; Dokuzer Öztürk Leyla, 2002, “Toplu Konutlarda Yapı Yüzü Renk Tasarımında Temel İlkeler ve Öneriler”, YTÜ Bilimsel Araştırma Projesi, Proje No: 99-03-01.02, İstanbul.

 

 

 

Bu icerik 3530 defa görüntülenmiştir.