325
EYLÜL-EKİM 2005
 
MİMARLIK'tan

Öğrenci Yarışması: Aşırı

Topluma Yansıyanlar

Gelecek Kongrelere Doğru…

uia2005istanbul

  • İzlenimler

    Zuhal Ulusoy

    Yrd.Doç.Dr., Bilkent Üniversitesi, Peyzaj Mimarisi ve Kentsel Tasarım Bölümü



KÜNYE
Ana Konuşmacılardan

Kongre’de Moshe Safdie

Ahmet Yoldaş

Mimar

Moshe Safdie, bizim öğrenciliğimizde (1967-1973) Kanada-Montreal ‘deki 67 EXPO’sunda yapmış olduğu Habitat 67 ile yıldızı parlamış bir mimardı. Buckminister Fuller‘ın ünlü “geodezik” kubbesi, Münich Olimpiyat Stadyumu çatısının bir prototipi sayılan çadır sistem örtülü Almanya Pavyonu ile her odası ayrı bir kübik birimden oluşan ve küçük bir tepenin yamaçlarına kurulmuş gecekondular gibi aşağıdan yukarıya doğru daralan son derece organik görünümlü ama prekast olarak inşa edilmiş bir yapı olan Habitat 67, EXPO 67’nin en göze batan yapısı idi.

Bu yapıları, mimarlık ve sanat tarihi hocamız Bülent Özer’in slaytlarından iyice tanımıştık.

Safdie’yi, öğrenciliğimin devam eden yıllarında, dergilerden takip etmeye çalışmıştım. Yılını ve derginin adını tam olarak anımsayamıyorum (68-70 arası, Architectural Review veya Record’un bir sayısı olabilir). Sözkonusu dergideki bir yazısını bir arkadaşımla birlikte Türkçe’ye çevirmiş ancak herhangi bir yerde yayımlatmamıştık.

Moshe Safdie sözkonusu yazısında kendi mimarlık anlayışının organik kökenlerini anlatıyordu.O tarihlerde bir arşivleme alışkanlığımız olmadığı ve aradan 35 yıl gibi bir zaman geçmiş olduğu için anlattıklarından belleğimde kalanlar özetle şunlar: ”Öncelikle doğadan referans alınmalı” diyordu.Safdie: “Bütün canlılar –bitkiler dahil- varlıklarını en uygun ve ekonomik olarak sürdürebilecekleri bir biçimde varolurlar. Örneğin, bir kaplumbağanın “biçimi” onun varoluş koşullarında gizlidir. Kabuk büyür ama biçimi, strüktürü değişmez. Bir yaprak (yanılmıyorsam zeytin yaprağı) daha fazla güneş ışığı alabilmek için yüzünü güneşe doğru çevirir durur. İlk bakışta zürafanın boyunun ve boynunun uzunluğunu ekonomik bulmayabiliriz. Ancak, zürafanın gıdasını, ağaçların yüksek dallarındaki yiyerek sağlayabildiğini düşünürsek bu boyun uzunluğu bize gayrı ekonomik gelmez.” diyor ve özetle şöyle noktalıyordu yazısını: “İnsanoğlunun yaptıkları doğadaki varlıkların, varoluş özelliklerine ne kadar yaklaşabilirse o kadar doğru sayılmalıdır.”

Bu süreci takip eden yıllarda yaptıklarını dergilerden izlemeye çalıştım. Yeri İsrail’de miydi tam olarak anımsayamıyorum, bir bal peteği gibi ya da bir kaplumbağa kabuğu gibi, altıgen birbirine eklenerek genişleyip büyüyen biçimlerden oluşan bir konut sitesi tasarımı vardı.

Okul sonrası askerlik ve Denizli’ye yerleştikten sonra izini kaybettim. İzleyebildiğim yerli yabancı dergilerde de herhangi bir eserine rastlayamadım.

UIA 2005 programı sayesinde Odamızın internet sitesinde “yıldız mimarlar” diye de nitelendirilen tanınmış katılımcılar arasında ismini görünce de oldukça sevinmiştim. İşte, UIA’daki konferansını da izledim. Özet olarak söyledikleri 35 yıl önce söylediklerinden pek farklı değildi. Yine doğadan referans alınmalı dedi. Kendi düşüncelerini en iyi yansıtan örneklerin eski İstanbul’da varolduğunu, Mimar Sinan’dan etkilendiğini, onun kendisinin kahramanı olduğunu söyledi.

70’li yıllardan günümüze,yaptıklarından çeşitli örnekler de sunan Safdie’nin söyleşisinden bazı satırbaşları:

• …Şaşa, debdebe ve moda eğilimler peşinde koşmamalı. Mimarinin etik zemini vardır. Kaynakların nasıl kullanılacağı ve sürdürebilirlik önemlidir. Yapılar kendiliğinden inşa edilebilir olmalı, programa yanıt vermelidir. Louis Khan “Bina ne olmak istiyorsa ona bakmak gerekir” demişti

• Gerçeği arayan güzelliği bulur; güzelliği arayan kendi beğenmişliğini.

• Güzellik, şıklık değil, işlevin tam yerine getirilmesi, uyumun güzellik olarak varlığıdır.

• Küreselleşme döneminde neler yapmalıyız? Kültürün özünü nasıl keşfedip, onları mimariye nasıl yansıtabiliriz? Sosyal gündemi belirleyip, bunun ötesine geçmemiz gerek. Kullanıcı ile bütünleşmiş insani bir mimarlık peşinde olmalıyız.

• Paradigma değişiklikleri, mimarinin içinden doğmalı, dışından değil. Birinci değişiklik ölçeğin büyüklüğünden geliyor; ölçeği kontrol eden etkenler kayboldu.

• Yeni binalar, bir şehir bağlantısı yaratmaksızın yapılıyor.

• Pazar, kör ve sağırdır; fiyatları bilir, değerleri bilmez.

• Bir bina çevresiyle uyumlu ise, işaret olmadan okunabiliyor ve yönünüzü bulabiliyorsanız, doğru binadır.

Sunuşunun sonuna doğru bazıları yarışma projeleri olan örnekler de sundu ki, bana, söyleminin özünü tam yansıtmayan biraz fazla teknoloji yoğun tasarımlar gibi geldi.

Bu durum doğaldır ki Safdie’nin değerini azaltmaz. Moshe Safdie’nin günümüzün hâlâ önemli ve izlenmeye değer mimarlarından biri olduğunu düşünüyorum.

Bu icerik 2689 defa görüntülenmiştir.