325
EYLÜL-EKİM 2005
 
MİMARLIK'tan

Öğrenci Yarışması: Aşırı

Topluma Yansıyanlar

Gelecek Kongrelere Doğru…

uia2005istanbul

  • İzlenimler

    Zuhal Ulusoy

    Yrd.Doç.Dr., Bilkent Üniversitesi, Peyzaj Mimarisi ve Kentsel Tasarım Bölümü



KÜNYE
Kongreden İzlenimler

Kentsel Dünyalar Toplantısı

Alison B. Snyder

Doç. Dr., University of Oregon

Makale, ilk olarak 24 Ağustos 2005 tarihinde ArchitectureWeek internet sitesinde yayımlanmıştır.

UIA XXII. Dünya Mimarlık Kongresi Temmuz 2005’te tarihî İstanbul kentinde yapıldı. Bir hafta süren, “Kentler: MimarlıkLARın Pazaryeri” temalı Kongre, tasarımcı sorumluluğunun geliştirilmesi için olduğu kadar, 21. yüzyılda yeni bir mimarlığın nasıl tasavvur edilebileceği konusundaki fikirleri de motive etti.

Uluslararası Mimarlar Birliği UIA, disiplinlerarası etkileşim, sürdürülebilir kalkınma ve mimarlık eğitimini teşvik ederek, dünyanın her tarafından profesyonel mimarlar, akademisyenler ve öğrencileri biraraya getirmektedir. UIA’nın bu Kongre’sindeki konuşmacılar ve ilgi gruplarının oturumları, bu meselelerin ele alınması bakımından teorik ve gerçekil çevresel ve mimari paradigmaları tartıştı.

Tarihî Bizans ve Osmanlı Kalesi olan Yedikule’de yapılan açılış töreninde, Türk Hükümeti’nin üst düzey temsilcileri ve mimarlar, coşkulu ama aynı derecede tedbirli bir şekilde, sağlıklı kentleşmenin devamı bakımından yeni bir mimarinin önemi üzerine konuştular.

Kongre Başkanı ve aynı zamanda Ağa Han Mimarlık Ödülü Genel Sekreteri Suha Özkan, bağlamı da ortaya koyuyordu. Özkan, “ ... artık insanlar arasındaki farklılıkların düşmanlık veya zulüm nedeni olmadığı, çoğulcu bir dünya ortaya çıkmaktadır... yapılı çevremizi şekillendiren meslek sıfatı ile mimarlığın, önemli bir etik rolü vardır, ki bunun beraberinde büyük sorumluluk da gelmektedir...” şeklinde bir ifade kullandı.

UIA Dönem Başkanı, Brezilyalı Jamie Lerner, siyasi realiteye işaret ederek, “...kutuplaşmış olan bu dünyamızda, dayanışmanın aracı kenttir...” şeklinde bir gözlemini dile getirdi. Lerner, eğitim ve meslek bakımından zıtlıklar (dichotomy) üzerine de şu yorumu yaptı: “... Biz, ‘star mimarlar’ımızla gurur duyuyoruz, ama bizim, yaşam kalitesi, insanın saygınlığı, (sosyal) mobilite, sürdürülebilirlik,ve dayanışma amaçları için çalışacak, bir de tasarımcılar takımyıldızına da ihtiyacımız var...”

Bu açılış mesajları, sayıları neredeyse 7.000 olan, etnik ve kültürel köken açısından büyük çeşitlilik gösteren katılımcı kitle tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Kentlerin önemi ve kentlerin “çok renkliliği”, kentin her tarafında görülen ilgi çekici pankart ve posterlerde daha da görünür şekilde yansıtılmıştı.

Kongre’nin her bir gününde, hem star mimarlar hem de çok sayıda uygulamacı ve akademisyen tarafından verilen zengin bir konferans menüsü sunuluyordu. Sunuşlar, kentlerin tasarımı hakkında teorik konuşmalardan, planlama ve tasarımda katılımcı yaklaşımlara kadar değişik konularda yapılıyordu. Atmosfer, belki biraz müsriflik derecesinde cömert ve yüksek teknoloji donanmış olan atmosfer, aynı zamanda, yeni tasavvur edilmiş kavramlar ve gelecek için ilham verici yeni yönelimlerin olası göründüğü, çok-kültürlü bir dünya toplantısı duygusu yaratıyordu.

Yıldızlar (star mimarlar) ve Takımyıldızlar

Roma’daki La Sapienza Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden gelen Prof. Franco Purini, kentin üç değişik türüne ilişkin canlı bir analizini sundu: “Gerilemekte olan kent; müze kent; ve gelişen / yükselen kent.” Prof. Purini, bir dizi ikilik (duality) kullanarak, kentleri canlı tutmak için nelerin gerektiğini açıkladı: Örneğin, “bellek ve unutkanlık”, “anonimlik ve görünürlük” ve “iletişim ve sessizlik” çiftleriyle, aynı anda var olma durumunu önerdi.

Prof. Purini, kentlerin sadece tek bir şey olamayacağını, onların geçmişlerine sadık kalırken, bugüne ve geleceğe dönük de olmaları gerektiğini söyledi. Profesör, dünyanın dikkatinin doğuya doğru, örneğin Şanghay ve Singapur tarafına yöneldiğini ve mimarların dünya kentlerinin yeniden şekillenmesine yardımcı olabilmeleri için, “bu (doğuya dönük) değişikliğin, değerlerde de bir değişiklik” yapmayı gerektirdiğini söyledi.

Peter Eisenman 20. yüzyılın getirdiği bazı siyasi ve sosyal çatlamalara (yarılmalara) işaret etti ve bunların mimari tasarım bakımından önemli dönemlere nasıl denk düştüğü konusunda önermeler sundu. Eisenman dedi ki; “...Modern mimari o zamanki varolan mimarinin bir eleştirisi idi, geçmişin geleceğe doğru hareketini başlatan bir soyutlamaydı... Postmodernizm ise sermaye üzerine kurulu ve ‘değişim için değişim’ fikrini temsil ediyor... Sosyal düzende değişim önermiyor...” Eisenman, bugünün bilgisayar-tabanlı medyasının, görsel ve zihinsel olan ile, diğer yanda bedensel, dokunsal, ve duygusal olan arasındaki zıtlığa işaret ettiğini savunuyordu. Bunun uyarınca kendisi, yeni öğrenci ve mimar kuşağının, tasarımın içinde bulunduğu durumu değiştirebilmek için, eleştirel olmaları, sosyal amaçları benimsemeleri ve jeomorfoloji ve biyoloji gibi daha başka bilgi yapılarını incelemeleri gerektiğini savunuyordu.

Bunun tam tersine Denise Scott Brown, “MimarlıkLARın Pazaryeri”ni, fikir ve temalar için bir buluşma yeri, sokağı da bunların merkezi birleştiricisi olarak ele alıyordu. Kendisi, planlama sorunlarını çözmek ve tasarım kararları üretmek için, ”... insanın sosyal sorunun tamamı ile mücadele etmesi gerektiğini...” ve sosyal ve ekonomik sorunların bazen gölgeleyebildiği “artistik çelişki” ile baş edebilmek için de, derinlemesine bir çok-disiplinli analiz yapılması gerektiğini söylüyordu. Denise Scott Brown bu temaları kendi deneyimi bağlamında aktardı ve kendisiyle ortağı (eşi) Robert Venturi ile birlikte tasarladığı, müze ve yerleşke binaları projelerinin nasıl sonuçlandığını anlattı. Brown ayrıca, kent merkezleri etrafındaki doğal çevre ve alanların dikkatle gözlenerek, yayaların mekân kullanım kalıpları yanısıra, Amerikan yöreselinin ve yabancı ülkelerdeki yöresel mimarlığın yaşamsal bir ögesi olan yapı üzerindeki işaret kullanımlarının ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

Glenn Murcutt ise, “mimarinin empoze edilmemesi”, daha ziyade güçlü bir yerel bilgi dağarcığı (vocabulary) ile çalışılmasına ilişkin görüşlerini dile getirdi. Murcutt, insanlardan olduğu kadar ülkelerden, topraktan, bitki örtüsünden, hayvan varlığından, jeomorfolojiden ve iklimden, yani her şeyden bir şeyler öğrenilmesi gerektiğini savundu. Murcutt, Juhani Pallasmaa’nın ortaya koyduğu, içinde biyoloji, yarar ve estetiğin birleştiği, ürünlerden ziyade süreçleri ima eden “Ekolojik İşlevsellik” kavramlarına da göndermeler yaptı. Murcutt, dinleyiciler arasında bulunan geleceğin tasarımcılarından, kültür, mekân ve zaman hakkında bir şeyler söyleyen uygun mimarinin ne olduğunu ve tasarımın bu kavramlardan nasıl doğup gelişeceğini irdelemelerini istedi.

“Global Studio” ve Kent

Kongre daha yakın plandaki acil konulara da odaklanmıştı. Kongre’nin başlamasından önce bir hafta süreli “Global Studio” (Küresel Stüdyo) işliği yürütüldü ve sonra bu “Daha İyi Kentler Kuran İnsanlar” (People Building Beter Cities: PBBC)” başlıklı, günlük sunuşlardan oluşan konferans dizisi ile birleştirildi. İşlik sırasında ve PBBC sunuşlarında, bir yerel topluluk ile, hatta topluluk içerisinden, aşağıdan-yukarıya örgütlenme biçiminde, katılımcı bir tarzda çalışılmaya ağırlık verildi.

Global Studio gruplarında dünyanın her tarafından gelen 60 kadar öğrenci, Birleşmiş Milletler Milenyum Projesi’nin bir yönü ile kent içi çöküntü alanı (slum) sakinlerinin hayatlarının iyileştirilmesi bağlamında, Türk üniversite profesörleriyle birlikte, İstanbul’un yoksul bir semtinde sakinlerin, kendi çevrelerini nasıl iyileştirebilecekleri konusunda tavsiye üretmek için çalıştılar. İstanbul’un Zeyrek semti, esas itibariyle kiracı olan yoksul bir yerli ve göçmen nüfusu barındırır. Zeyrek, tarihi bina stoku ve şimdi cami olan bir Bizans kilisesi nedeniyle, 1980’lerde UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştı.

Global Studio’nun organizatörü, Sydney Üniversitesi’nden Prof. Anna Rubo, öğrencilerin, kent nüfusunun en yoksul % 20’sine giren grubun karşı karşıya olduğu ekonomik ve fiziksel sorunlar konusunda çalışmak üzere davet edildiklerini bildirdi. Antropolog Bronislaw Malinowski’den alıntı yapan Rubo, mimar ve plancıların, öğrencilerin ve akademisyenlerin, yoksul kentsel nüfus grupların nerede barındığını anlamaları ve becerilerinin bu insanlara yardım amaçlı geliştirilebilmesi için, onların “.. balkondan aşağı inmeleri, kulübeye, çadıra ve gecekonduya girmeleri gerektiğini...” ifade etti.

Öğrenciler, yaya ve ulaşım yollarının sosyal haritaları (social mapping); çocukların gelecekteki rolü ve oyun alanları; tarihi bir su kemeri ve yakındaki sarnıçlarla ile ilgili su akış şemaları; küçük kentsel bahçeler ve olası olan pazaryerleri; kadınların rolü, mesleki ve bedensel ihtiyaçları; uygun toplanma alanlarının genişletilmesi; ve belli sokaklar için yeni konut tiplerinin geliştirilme olanakları, konularındaki gözlem ve önerilerini aktardılar.

Öğrencilerden gelen önerilerin semt sakinleri tarafından eleştirilmesinden sonra, seçkin jüri üyelerince kimi önlemlerin önerildiği, halka açık bir tasarım değerlendirme toplantısı yapıldı. Semtte iyileştirme yapıldıktan sonra mutlaka ortaya çıkacak olan, emlağa talebin artmasıyla uyumlu emlak değerlerinin artması (gentrification) konusunda ne yapılacaktı? Öğrenciler, mimari ve planlama konusunun tamamen siyasi olduğunun farkında mıydılar? Ve sonraki adımlar ne olacaktı?

UIA İstanbul Dünya Mimarlar Kongresi boyunca, sürdürülebilirlik, yerel toplum planlaması, iktisat, ve yapabilirim / yapmak zorundayım tavrı, sıklıkla ön plana çıkarıldı ve bu şekilde mimarlık, tasarım ve kent planlaması öğrencilerinin eğitilmesine ve kendi eğitimlerini analiz etmeleri, ve nihayet statükoyu değiştirmek üzere enerjik gayret etmeleri göstermeleri, öngörülü (pro-active) bir tarzda teşvik edilmeye çalışıldı.

Kongre sürecinde hem tarihi binalar hem de kent estetiği, hem kentlerin sürdürülebilirliği üzerine kuramlar hem de sosyal adaletin muhafazası ile, çevre kalitesi konusunda küresel bir söylemin etkin kılınması için yeni fikirler, tekrar tekrar gündeme getirilip olumlandı.

Bilgi için : http://www.architectureweek.com/2005/0824/news_1-1.html
Bu icerik 3121 defa görüntülenmiştir.