417
OCAK-ŞUBAT 2021
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Mimarın Adı Yok…
    Deniz İncedayı, Prof. Dr., MSGSÜ Mimarlık Bölümü, Mimarlar Odası Genel Başkanı

  • Depremin Ardından İzmir: İhmal Nerede, Sorumluluk Kimde?
    A. Muzaffer Tunçağ, Eski İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı, Eski Konak Belediye Başkanı
    Özgür Bozdağ, Öğr. Gör. Dr., DEÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü
    İlker Kahraman, Dr., Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Dünyaya "Alker" Çalışmalarıyla Katkı Sunan Ruhi Kafescioğlu

Bilge Işık, Prof. Dr., İTÜ Mimarlık Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

 

Ruhi Kafescioğlu, çalışmalarını çeşitli kitaplarda anlatsa da, Çağdaş Yapı Malzemesi Toprak ve Alker başlıklı son kitabında, çalışmalarının merkezinde yer alan alker (alçılı kerpiç) araştırmasına nasıl başladığını anlatıyor. Çocukluğunda doktor olan babası ile Anadolu’da gezerken, bölge insanlarının kerpiç evlerinde kullandıkları alçı ve kireç oldukça dikkatini çekmiş. İTÜ’de mimarlık eğitimine başladığı zaman ise Almanya’dan gelen hocalar mevcuttu. Almanya’da II. Dünya Savaşı sonrası konut açığını çözerken bir dönem kerpiç yapı kulanıldığı için, İTÜ’de de “kerpiç” 1950’ye kadar her yaz dönemi Türkiye’de araştırma konusu oldu.  Gazanfer Beken’in “akademik-yeterlik” kitabı Garbi Anadolu Mıntıkası Kerpiç Binaları 1947’de yayımlandı. Ruhi Kafescioğlu, 1943’te mezun olduğu İTÜ’de 1947 tarihinde asistan olduktan sonra 1948’de “Kerpiç Yapıları İnceleme ve Bilgi Derleme” ortak çalışımasına katıldı. Ruhi Kafesçioğlu’nun araştırmalarına dayanan Orta Anadolunun Köy Evleri Yapısı kitabı ise takiben 1949’da yayımlandı.

Kafescioğlu, İTÜ’deki araştırmalarına toprağa saman katılarak elde edilen “geleneksel kerpiç” ile başladı. Sonraki çalışmalarında toprağa saman katkısı yerine, çocukluğunda ilgisini çeken alçı ve kireç katmayı düşündü. 1975’te “alçı” ile stabilizasyon araştırmalarını başlattı; İTÜ Mimarlık ve İnşaat Fakültesi malzeme laboratuvarında toprak ve alçı karışımı malzemenin mekanik - fiziksel özellikleri belirlendi. Bu yeni malzeme, alçı ve toprak kelimelerinin birleştirilmesi ile “alker” adını aldı. 1980’de TÜBİTAK 505 projesi tamamlandı; 1983’de İTÜ Ayazağa yerleşkesinde, 1. deneme yapısı inşa edildi. Alker deneme yapısı bittikten sonra yıllarca İTÜ çalışanlarının çocukları için anaokulu olarak kullanıldı.

Geleneksel kerpiç üretiminde; saman katkı süreci, blok hazırlanması, kurutulması, duvar inşaatı için aylarca geçen süre, üretim için geniş alan ve her aşamada ciddi ölçüde işgücü gerekmektedir. Alker üretimi ve inşaatı geleneksel kerpiç ile karşılaştırıldığında, enerji kullanımı daha az olmakla birlikte duvarın inşaatı ise günler içinde oldukça kısa sürede bitmektedir. Ruhi Kafescioğlu’nun başlattığı topraktan alçı ile stabilize edilen yapı malzemesi olan alkerin tanınması ve uygulanması 1986’da İTÜ’den emekli olduktan sonra da devam etti. İTÜ Vakfı’na bağlı toprak yapılar çalışma grubunu kurdu. Yaz dönemlerinde İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde TÜBİTAK projesi kapsamında, alker ile inşa edilmiş 2. deneme binasında yüksek lisans öğrencilerine ve profesyonel inşaatçılara alker ile inşaat tekniklerini öğreten atölye çalışmaları yürüttü. Oğlu Murat Kafescioğlu mimar olarak babası için alker atölyelerini yürüterek destek oldu. Almanya’da “Yapı Biyolojisi” eğitimi gören ve Türkiye’de “Yapı Biyolojisi Enstitüsü” kuran And Akman, kerpiç ve alker yapının sağlıkla ilişkisini tanıtmak üzerine katkıda bulundu.   

Bilindiği gibi insanlık tarihi boyunca kullanılan ve günümüzde dünya nüfusunun 1/3’ünü barındıran sağlıklı yapı malzemesi kerpiçtir. Bu bağlamda, alkerin gelecek nesillere aktarılması evrensel bir kazanç olacaktır. Alkerin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmaya çalışan birisi olarak yürüdüğüm yol: sağlıklı ve doğal mimarlık merakım Mehmet dedemin beni 5 yaşındayken Edirne’de Mimar Sinan’ın Selimiye’sine götürmesiyle ve doğal inşatı anlatması ile başladı. Almanya’da 1969’da staj yaparken 1950’li yıllarda uygulanan kerpiç yapılara ilişkin çalışmalarda bulundum. İTÜ’de 1978’de göreve başladığım zaman Ruhi Kafescioğlu’nun toprağa alçı katkısı deneyleri başlamıştı. Ruhi Kafescioğlu, doktora tez danışmanım oldu; alker malzemesi çalışmalarını; 1980’de I. deneme yapısını; 1986’da emekli olduktan sonraki çalışmalarını 2007 tarihine kadar izlemeye devam ettim ve akabinde alker kullanarak pek çok uygulama projesi ve danışmanlık görevlerinde bulundum.

İTÜ’de 1946’larda başlayan geleneksel kerpiç araştırmaları 1950’lerde tamamen terk edilmişti.  Ruhi Kafescioğlu’nun çalışmaları ile 1975’lerden başlayarak alker olarak güncellendi. Dünya nüfusunun 1/3’ü kerpiçte yaşıyorsa,  alkerin getirdiği avantajları ülkemize ve dünyaya duyurmak ardından gelen neslin görevidir. Ruhi Kafescioğlu alker alanında çalışanların yanında olacaktır. “Dünya iki kapılı bir han”, 12 Aralık 2020’den sonra ise yeni görevi için yolu açık olsun.

Bu icerik 143 defa görüntülenmiştir.