413
MAYIS-HAZİRAN 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: YENİ BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİ: COVID-19

Mimarlığın COVID-19 Küresel Salgınına Karşı Toplumsal Reaksiyonları Üzerinden “Devrimi Yeniden İcat Etme”* Olasılığımız

T. Gül Köksal, Doç. Dr., Mimar, Koruma Uzmanı

 

COVID-19 küresel salgınının gündelik hayatımızın bir parçası olduğu şu günlerde ondan söz etmemek mümkün değil. Hemen her alanda olduğu gibi mimarlık meslek alanında da salgın hakkında günlerdir bir sürü kişi yazıyor, çiziyor, tartışıyor. Şunu demek abartılı olmayacaktır sanırım; evine kapanma imkanı olan bir sürü kişi eskisinden çok daha fazla konuşuyor, çok daha fazla yazıyor. Bunları takip etmek, üzerine layıkıyla düşünmek çok zor olduğu gibi bir o kadar da can sıkıcı.

Bu sözleri sarf edip de üstüne -ilk kez de olsa- bir yazı yazmaya cüret etmemin sebebine gelirsem, söz ettiğim tüm bu yazılı / sözlü reaksiyonları anlama çabamı sizlerle tartışmaya açmak istemem. Konuyu şuradan açmak istiyorum. Birkaç yıl önce “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı barış çağrısı metni imzası nedeniyle benim gibi çalıştıkları okuldan atılan akademisyenler “bilim cüret etmektir” diyerek Eskişehir Okulu’nu kurdular.(1) Okulda 7 Nisan 2020’de psikiyatrist Doç. Dr. Altan Eşsizoğlu’nun harikulade bir sunumu oldu.(2) Bu sunumun ve canlı yayın dayanışma dersleri serisinin adını “Virüsün Tuttuğu Aynada Hallerimiz” koymuşlar. Eşsizoğlu sunumunda neden bu başlığı tespit ettiklerini çok güzel anlattı. Yaşadığı şeyi isimlendirmek insana mahsus bir özellik ve insanın kendini insanda tanıması misali, yaşadığımız küresel bir sağlık sorununa karşı verdiğimiz tepkiler nasıl bir insan ve nasıl bir toplum olduğumuzu da gösteriyor; tıpkı bir ayna gibi. Aynadaki yansımamızda suretimizi görüyor, bununla yüzleşiyoruz. Bu yüzleşme bireysel olarak kendimizle olduğu gibi, bireyin davranışlarını biçimlendirmede etkin rolü olan toplum nezdinde de oluyor: hükümetler, dünyadaki maddi servetin yüzde doksandan fazlasına sahip ancak dünya nüfusunun yüzde biri olan zenginler ve tüm sınıfsal tabakalanma ile yoksullar, ezilenler, hayvanlar, canlılar, hepimiz...

Cüret meselesine yeniden dönersek, bu yazıyla sadece küresel ölçekteki bir salgına karşı biz mimarlık camiasının toplumsal fayda adına reaksiyonlarını tartışmaya açmayı değil, sözü devrimi yeniden icat etme olasılığımıza getirerek daha da yüksek bir şeye cüret etmek istiyorum.

Salgının yarattığı krizi anaakım(3) bakışıyla okuyan mesleki yaklaşımlar, meslektaşlarımız elbette çokça var. Ama bu yazıda anaakım mesleki pratikler yerine, toplumsal yarara yönelik reflekslerimiz yer bulacak. Zira Eşsizoğlu’nun sunumunda ifade ettiği gibi, başkasının aynasında kendimizi görmemiz bize iyi gelir ve bu toplumsal olarak da böyledir.(4) Nitekim virüs bize sınıfsal tabakalanmadan, eşitsizliğe, adaletsizliğe tüm hak gasplarını -bir kez daha- çırılçıplak göstermektedir. Ancak salgınlar bu düzeni kendi kendine değiştiremezler.(5) Tarihsel süreçte defalarca küresel boyutta yayılan ve kısa süreler içinde kitlelerin ölmelerine neden olan hiçbir salgın, düzeni emekçilerin, ezilenlerin lehine köklü bir biçimde değiştirmemiştir. Öte yandan salgınlara karşı toplumların nasıl bir pozisyon aldıkları, ne tür refleksler geliştirdikleri önemlidir ve değişim tıpkı salgın olmadığı zamanlarda olduğu gibi toplumların etkin çabasına bağlıdır.(6) Gerek bu dosyada yer alan ve dosya yazılarının referans verdiği yazılarda işaret edilen gerekse de bugüne dek okuduğumuz çokça yazının bitişindeki temenni artık bir şeylerin dikkate alınması yönünde. Peki, bu beklentiler için somut olarak ne tür adımlar atıyoruz? Bu isteklerimizi bize kim sunacak?

VİRÜSÜN TUTTUĞU AYNADA SURETİMİZ

Öncelikle kapitalist üretim ilişkilerinin durmak bilmeden sürmeye çalıştığını ifade edelim. Bu tespitin dünya gibi Türkiye’de de nelere sebep olduğuna bir bakalım. 30 Nisan 2020 tarihinde Ekoloji Birliği, COVID-19 salgını sürecinde yaşanan ve doğa katliamlarına yol açan ekolojik yıkımlara dair projeleri elli dört başlıkta listelemiş.(7) Tıpkı Cem Dinlenmiş’in “inşaat haritası” gibi, salgın sırasında da “her şey oluyor” yani.(8) (Resim 1) Dinlenmiş’in incelikle işlenmiş çizimi bu durumu ironik bir mizahla gösterse de, “her şeyin” olmasının doğa üzerinde olduğu gibi, canlar üzerinde de çok ağır bedelleri var. Bunlardan sadece birini mercek altına alırsak, Galataport şantiyesinde hak mücadelesinin öncü isimlerinden işçi Hasan Oğuz’un virüse bağlı olduğu tespit edilen kalp krizi sonrası yaşamını kaybetmesini anabiliriz.(9) Hasan Oğuz’un iş cinayeti üzerine Galataport kısa bir süreliğine durdu.(10) Bu süreçteki tüm kayıplarımız gibi Oğuz’un cenaze töreni de yapılamadı. Her gün salgın nedeniyle “hayatını yitiren insanların bir takım sayılardan ve istatistiklerden ibaret olmadığını hatırlatmak üzere” Fatima Çelik tarafından hazırlanan yaşam öyküsündeki Hasan Oğuz fotoğrafları bu toplumun aynadaki suretidir. (11) (Resim 2) Ancak bu fotoğraflar aynadaki ilk suretimiz değildir. Galataport inşaatında çalışan işçiler Doğuş-Bilgili Holding’in emeklerinin karşılığını aylarca ödemediği için defalarca eylem yapmışlardır.(12) İşçiler eylemleri neticesinde şantiyedeki haksızlığı görünür kılmış ve gasp edilen haklarını geri almışlardır.(13) Emekçilerin hakkını yiyen, yıllardır ısrarla sürdürülen Galataport dev bir kent suçu projesidir. 2002 yılından bu yana tüm karşı çıkışlara rağmen uygulanmaya çalışılan bu projenin özeti, ülkedeki adaletten, mesleki etiğe çok farklı konuyu yeniden ele almamız adına önemli bir örnektir.(14) (Resim 3) Galataport salgın öncesinde olduğu gibi salgında da zarar vermeye devam etmektedir. Virüsün bize tuttuğu ayna, artık bazı şeyleri her zamanki gibi yapmamamız gerektiğini göstermektedir. Peki, anaakım dışındaki çabalara bakarsak virüse karşı mimarlık camiasının toplumsal faydaya dönük reaksiyonları nedir? Bunlar somut olarak neye karşılık gelmektedir? Dönüştürücü gücü nedir?

MESLEĞİMİZİN SALGINA KARŞI TOPLUMSAL REAKSİYONLARI

Sorgulanmaya başlanan ev yaşantısından, salgının fiziksel temas ile hızla yayılması nedeniyle kamusal alanların eskisi gibi kullanılamayacağına ilişkin görüşlere dek uzanan çeşitlilikte mekâna yönelik tasarımlar çoktan başladı. Bunlara ilişkin dünyada da Türkiye’de de epey örnek var. İlk prototipinin Brno (Çek Cumhuriyeti) sokaklarında uygulandığı ve fiziksel mesafeyi işaretlerle gösteren tasarım(15)(Resim 4) ya da Türkiye’de Adana Büyükşehir Belediyesi’nin “Sosyal Mesafe Uyumlu Pazar Alanı” tasarımı gibi.(16) Nüfusu yoğun kentlerde daha da elzem olan fiziki mesafe koyarak kamusal alanda olma sorununu fiilen sokaklara, pazarlara uygulamak yerine New York’ta olduğu gibi haritalama yoluyla geliştirenler de var.(17)

184 ülkede bir milyondan fazla insanın enfekte olduğu bir salgın yaşam alanlarımız üzerinden gündelik hayatımızı doğrudan etkiledi. Gündelik hayatın ne kadar politik olduğunu yazının sonunda yeniden açmak üzere, mesleğin reaksiyonlarına bakalım. Bunu bir mimarlık yayın organı olan ArchDaily dört başlıkta gruplamış.(18)

1. Acil durum projeleri ve hastane mimarlığı: Sağlık sisteminin yetersizliğine karşı mimarların acil durumlara yönelik karantina mekânları tasarımı veya hastanelere destek üniteleri projeleri geliştirmek. Yine bu bağlamda sağlık emekçileri için yaşam alanı ya da mevcut mekânların sağlık / barınma gibi amaçlar için dönüştürülmesine dair çalışmalar. Bu konuda en çok referans verilen örnek olarak CURA gösterilebilir.(19) Türkiye’de de henüz uygulama imkânı bulamasa da somut projeleri ile “Acil Korona Mekânları” gönüllü çözüm ağı bu başlığa uyan bir örnektir.(20)

2. Kapandığımız sürece ilişkin mekâna dair tartışmalar, öneriler, çözümler (özellikle evin kullanımına dair çalışmalar)

3. Salgının kentlere etkisi üzerine çalışmalar ve uygulamalar (Brno, Adana gibi örnekler)

4. Salgının gündelik hayata etkisi üzerine çalışmalar.

Bu başlıklara virüs sonrası kentler, mimarlık, tasarım, gündelik yaşama dair tartışmalar da eklenebilir.

Gündelik yaşamı kolaylaştırmaya yönelik kısa / orta vadeli tüm bu mesleki çalışmaların hangi saiklerle yapıldığı önemli. Örneğin, bir tarafta “sosyal sorumluluk projelerine ihtiyaç duyduğumuzu” işaret edip “gençlerin yaratıcı fikirlerini” kendi ürünleri üzerinden piyasalaştırmaya girişen çalışmalar ve buna destek olan akademi var.(21) Bir tarafta da Politeknik gibi salgın sürecindeki hak kayıplarına karşı meslektaşlarına yararlı olabilecek rehberler hazırlayanlar var.(22)

Diğer bir örnek olarak ABD’ye bakalım. ABD’nin COVID-19 ile hükümet düzeyinde nasıl “baş ettiğini” okuyoruz: Dr. Meral Ekincioğlu Amerikan Mimarlar Enstitüsü’nün (AIA) mimarlara nasıl bir destek sunduğu, ne yollarla bir iş birliği geliştirdiği, kısacası meslektaşları ile nasıl dayanıştığını anlatıyor.(23)AIA’nın Türkiye’nin neredeyse iki katı, yüz bine yakın üyesi var.(24) Öte yandan meslek odamızın web sayfasında bazı açıklamalar dışında üye tabanına dair bu tür çalışmalar göremiyoruz. (25)Bu günler söz konusu mesleki dayanışmayı geliştirmek için somut adım atacak iyi bir fırsat değil mi?

Nitekim biliyoruz ki evde kala(bile)n meslektaşlarımız arasında kamu veya özel sektörde çalışmaktan kaynaklı farklı emek süreçleri olduğu gibi maaşı kesilen, ücretsiz izne çıkarılan, yemek vb. imkanlarını yitiren, işini kaybeden veya bu süreçte iş bulma olasılıkları çok düşük olan binlerce mimar var. Üstelik “home office” denilen evden çalışmaya dayalı işlerin artık eskisinden daha da ağır bir tür ücretli kölelik gibi daha fazla denetim ve performans baskısı altında olacağını patron mimarlar bile ifade ediyor.(26) Şantiye ve/ya ofislere gitmek zorunda kalan meslektaşlarımız ise, toplumsal olarak gerçekten ihtiyaç duyduğumuz projeler / inşaatlar için hayatlarını tehlikeye atmıyorlar. İnşaat sektörüne dayalı kalkınmacı / sanayileşmeci yaklaşım işçi Hasan Oğuz gibi büyük çoğunluğumuzu türlü biçimlerde öldürüyor.

Bu kadar inşaata gerek olmadığını biliyoruz. Öyleyse Bruno Latour’un dediği gibi, “Her şey durduysa, her şey sorgulanabilir de; dümen kırılabilir, iyiden iyiye ayıklamaya gidilebilir veya aksine hızlandırılabilir. Yıllık dökümü şimdi çıkarmak gerekiyor. Sağduyunun, ‘mümkün olduğunca çabuk tekrar üretime atılalım’ çağrısına, ‘aman sakın ha!’ diye haykırarak cevap vermek gerekiyor. Yapılacak en son şey, önceden yaptığımız her şeyi aynen kaldığı yerden sürdürmek”.(27)

SON SÖZ YERİNE BİRLİKTE EYLEMEYE...

Bunca sözden sonra aynadaki halimize yeniden bir bakalım. Kadim soru(n)larımıza, hep diyegelip de birleştiremediğimiz güçlerimizin somut meseleler üzerinde ne şekilde yan yana gelebileceğine bir daha göz atalım. Önceden nasıl yapıyorduk, şimdi nasıl yapmalıyız? Sadece bir Galataport örneği bile emeği, kent hakkını, adaleti bir “davada” karşımızı koyuyor; niteliksiz sağlık sistemi ile sermayenin kâr hırsı bu “davada” el ele geziyor. Peki, bu koşullarda meslek örgütlerinin bağıra bağıra dediği “başka bir sağlık sistemi” neden mümkün olmasın?(28)

Bunun için kolektif ve somut bir çalışma yapmanın ötesinde başka şekillerde hareket etmek gerektiği açık. Bir iş cinayeti sonucu ölen Hasan Oğuz’un, ev içi şiddet nedeniyle türlü biçimlerde zarar gören kadınların, bir kısmımızın evlerde kalmamızı sağlayan tüm emekçilerin sağlıksız yaşam koşullarının hesabı, birbiri ile iç içe süregiden üretim ilişkilerini açık edecek farklı üretim yollarını gerektiriyor. Gündelik hayatı tek tipleştiren ve salgınla hemen eski yapma biçimlerimize -en fazla evlerimizden çevrimiçi yollara geçerek adapte olan- alışkanlıklarımıza karşı Zapatistaların salyongozundan öğreneceklerimiz var; “salyangozun kabuğunun sarmallığı, helezonik yapısı Zapatistaların eylemlilik biçimine işaret ediyor; dönen, genişleyen ve yayılan fakat asla fasit daireler şekline bürünüp kendi içine hapsolmayan, dahili ya da harici sınırları olmayan ve sürekli evrilen bir eylemlilik biçimine”(29)

Şu an gördüğümüz üzere mimarlık okulları uzaktan eğitimi ağırlıklı olarak mevcut sistemin sürmesi bağlamında devam ettiriyor. Oysa yukarıda tanıttığım Eskişehir Okulu kurucuları ve destek verenleri, Türkiye’deki diğer dayanışma akademileri gibi ellerindeki çok kısıtlı imkânlarla eleştirel bilgi üretiminin türlü yollarını deniyorlar. Peki, bu neden yayılmasın? Önümüzdeki engellerin ne olduğuna neden samimiyetle bakmıyoruz?

Yapma biçimlerimiz özünde bizi biz yapan alışkanlıklarımızdır. Öyleyse önce bir kendimize bakalım. Virüsün biz toplumsal yararı dert edinen demokratik kitle ve meslek örgütleri, yurttaş taban hareketleri ile ilgili herkese aynada yansıttığı hâl, bizim de dönüşmemiz gerektiğini açıkça göstermektedir. Lefebvre’in işaret ettiği gibi “Dünyayı yorumlamak yerine değiştirmek, sadece dış dünyayı değiştirmek değildir, özellikle gündelik hayatı değiştirmektir”(30) Bu bireysel olandan toplumsala, örgütlenmeler üzerinden bireylere yatay-düşey tüm ilişkilerde geçişli bir yapma haline, her gün her gün yeniden sorgulanarak denenmesi gereken bir çabaya ihtiyaç duyar. Lefebvre “taktik ya da politik strateji kaygısı gütmeden, hatta dolaysız etkinliği dert etmeden”, “devrimi yeniden icat etmek gerekir” der.(31) Fikret Başkaya’nın sözleri ile “bunun için de ölü bilgilerin tahakkümünden kurtulmaya, bilincimizi özgürleştirmeye, zihinsel bir silkinmeye, velhasıl radikal bir düşünce devrimine ihtiyacımız var”dır.(32)

Dönüşüm bizden doğru, somut olgular üzerine, kolektif bir çabayla olabilir. Çünkü çoktandır gelmeyeceğini bildiğimiz Godot’yu beklemiyoruz. Esasen kendimizden başka kurtarıcı da beklemiyoruz. (Resim 5)

* “Devrimi yeniden icat etmek gerekir” bir Henri Lefebvre alıntısıdır. (2010, Gündelik Hayatın Eleştirisi, Sel Yayıncılık, İstanbul, cilt:2, s.48)

NOTLAR

1. URL1. https://www.eskisehirokulu.org/ [Erişim: 6.04.2020]

2. URL2. “Altan Eşsizoğlu ile Dayanışma Dersi: Virüsün Tuttuğu Aynada Hallerimiz - 1, https://www.youtube.com/watch?v=H6ZCQP1_rfY [Erişim: 6.04.2020]

3. Sıklıkla medya / basın için kullanılan mainstream kelimesinin Türkçe karşılığı olup Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde yer almıyor - https://sozluk.gov.tr/. [Erişim: 6.04.2020]

4. URL2.

5. URL2.

6. URL2.

7. URL3. “Kovid-19 Sürecinde Ekolojik Yıkım Projeleri”, https://www.evrensel.net/haber/403742/kovid-19-surecinde-ekolojik-yikim-projeleri [Erişim: 6.04.2020]

8. URL4. “İnşaat Haritası (Siyasi)”, https://twitter.com/cemdinlenmis/status/527429343447101441 [Erişim: 6.04.2020]

9. URL5. “Genç Bir İşçi Önderi, Sendikamızın Temsilcisi Hasan Oğuz #Galataport Şantiyesinde Çalışırken Geçirdiği Kalp Krizi Sonrası Tedavi Gördüğü Hastanede Yaşamını Yitirdi”, https://twitter.com/devyapi_is/status/1249561007955075072 [Erişim: 6.04.2020]

10. URL6. “Galataport’ta Işçi Hasan Oğuz'un Ölümü Sonrası Inşaat Faaliyetleri Durduruldu”, https://www.birgun.net/haber/galataport-ta-isci-hasan-oguz-un-olumu-sonrasi-insaat-faaliyetleri-durduruldu-296482 [Erişim: 6.04.2020]

11. URL7. “Koronavirüs salgınında kaybettiklerimizin hikayeleri - Hasan Oğuz: Çevresine umut veren, neşeli ve mücadeleci bir işçiydi”, https://medyascope.tv/2020/04/23/koronavirus-salgininda-kaybettiklerimizin-hikayeleri-hasan-oguz-cevresine-umut-veren-neseli-ve-mucadeleci-bir-isciydi/ [Erişim: 6.04.2020]

12. URL8. “Galataport Işçilerinin Maaşları Aylardır Ödenmiyor”, https://www.birgun.net/haber/galataport-iscilerinin-maaslari-aylardir-odenmiyor-285840 [Erişim: 6.04.2020]

13. URL9. “Galataport Işçilerinin Eylemi Sonuç Verdi”, https://artigercek.com/haberler/galataport-iscilerinin-eylemi-sonuc-verdi [Erişim: 6.04.2020]

14. URL10. “Tartışılan Galataport'ta Sona Doğru; Buraya Nasıl Gelindi; Projenin Özellikleri Neler?”, https://t24.com.tr/haber/galataport,836567 [Erişim: 6.04.2020]

15. URL11. “The Gastro Safe Zone: A Public Space Proposal that Considers Social Distancing Measures”, https://www.archdaily.com/938599/the-gastro-safe-zone-a-public-space-proposal-respecting-social-distancing-measures?utm_medium=email&utm_source=ArchDaily%20List&kth= [Erişim: 6.04.2020]

16. URL12. “Adana Büyükşehir Belediyesi Sosyal Mesafe Uyumlu Pazar Alanı Tasarımı”, https://www.youtube.com/watch?v=aprgMlwds8g [Erişim: 6.04.2020]

17. URL13. “New York Map Highlights Sidewalks with Social Distancing Possibilities”, https://www.archdaily.com/938303/new-york-map-highlights-sidewalks-with-social-distancing-possibilities?utm_medium=email&utm_source=ArchDaily%20List&kth= [Erişim: 6.04.2020]

18. URL14. “ArchDaily's Complete Coverage on Coronavirus, Architecture and Cities”, https://www.archdaily.com/937661/archdailys-complete-coverage-on-coronavirus-architecture-and-cities?utm_medium=email&utm_source=ArchDaily%20List&kth= [Erişim: 6.04.2020]

19. URL15. https://curapods.org/?utm_medium=website&utm_source=archdaily.com [Erişim: 6.05.2020]

20. URL16. https://acilkoronamekanlari.wordpress.com/ [Erişim: 6.04.2020]

21. URL17. “Reynaers Online Workshop: ‘Sorumlu Mimarlık, Şeffaf Mekân’”, www.yapi.com.tr/etkinlikler/reynaers-online-workshop-sorumlu-mimarlik-seffaf-mekan_179788.html?utm_source=link&utm_medium=bulten&utm_campaign=bulten-0895-05052020 [Erişim: 6.04.2020]

22. URL18. “Koronavirüs Günlerinde Haklarımız Broşürü Yayında”, http://politeknik.org.tr/koronavirus-gunlerinde-haklarimiz-brosuru-yayinda/ [Erişim: 6.04.2020]

23. URL19. “ABD’den Covid-19’a Dair Bir Kesit”, http://www.mimarizm.com/haberler/gundem/abd-den-covid-19-a-dair-bir-kesit_131199 [Erişim: 6.04.2020]

24. URL20. “TMMOB'ye Bağlı Odaların Üye Sayısı 550 Bini Aştı”, http://www.tmmob.org.tr/icerik/tmmobye-bagli-odalarin-uye-sayisi-550-bini-asti [Erişim: 6.04.2020]

25. URL21. http://www.mimarlarodasi.org.tr/ [Erişim: 6.04.2020]

26. URL22. “Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor - Abdi Güzer ve Emre Arolat”, https://www.youtube.com/watch?v=ntPtFl4Enwc, dakika:1:35 [Erişim: 6.04.2020]

27. URL23. “Bruno Latour: Artık Üretime Itiraz Eden Bir Sosyalizm Icat Etmenin Zamanı”, https://medyascope.tv/2020/04/22/bruno-latour-artik-uretime-itiraz-eden-bir-sosyalizm-icat-etmenin-zamani/?fbclid=IwAR2JCT0UzO6iE7A1CufB8-YCVsOjRIgn6pLdyHYkEM3SLdbmjMDlESCMoKM [Erişim: 6.04.2020]

28. URL24. “Sağlıkta Dönüşüm Programı Çökmüştür! Yeni Bir Sağlık Sistemi Mümkün!”, https://ses.org.tr/2020/05/saglikta-donusum-programi-cokmustur-yeni-bir-saglik-sistemi-mumkun [Erişim: 6.04.2020]

29. URL25. “Zapatista topluluklarının ‘otonom sağlık sistemi’: ‘Sağlığı planlayamazsınız, bir nehri de öyle’ -Jessica Davies”, https://sendika63.org/2010/07/zapatista-topluluklarinin-otonom-saglik-sistemi-sagligi-planlayamazsiniz-bir-nehri-de-oyle-jessica-davies-44836/ [Erişim: 6.04.2020]

30. Lefebvre, Henri, 2010, Gündelik Hayatın Eleştirisi, Sel Yayıncılık, İstanbul, cilt:2, s.255.

31. Lefebvre, 2010, s.48.

32. URL26. “Devrimi Yeniden Düşünmek* - Fikret Başkaya”, https://sendika63.org/2009/11/devrimi-yeniden-dusunmek-fikret-baskaya-37854/ [Erişim: 6.04.2020]

Bu icerik 843 defa görüntülenmiştir.