413
MAYIS-HAZİRAN 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: YENİ BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİ: COVID-19

Giriş

 Küresel olarak karşı karşıya olduğumuz COVID-19 salgını ile birlikte kendimizi ani çözüm arayışlarının içinde bulduk. Şimdi ve sonrası için acele çözümler üretmeye çalışırken, geçmişe dönüp bakmak bir paradoksun içine düşmemek adına önem taşıyor. Birkaç yüzyıl öncesine gidildiğinde yine salgın sebebiyle üretilen mimari çözümlerin tek odaklı olmak, siyasi korku rejimlerinin aracı olmak ve farkında olmadan panik iklimini mekânda sabitlemek gibi sonuçları olabileceğini geçmişte izlemek mümkün. Peki, bizim çözümümüz nasıl olacak? Herkesin aynı anda evde kalarak eşitlendiği bugünlerde, daha demokratik bir arayış içerisinde evrene duyarlı ve sürdürülebilir bir mimarlığın yollarını üretmek ve yaymak mümkün olacak mı?

Salgın sürecinde virüsün bizlere tuttuğu ayna, artık bazı şeyleri her zamanki gibi yapmamamız gerektiğine işaret ediyor. Kolektif ve somut bir çalışma yapmanın ötesinde alternatif arayışlar ise iki soru etrafında şekilleniyor: Önceden nasıl yapıyorduk, şimdi nasıl yapmalıyız? Mevcut düzeni çevrimiçi ortamlarda devam ettirmeye çalışmak yerine yeni bir eleştirel düzlemin peşine düşmenin gerekliliğine dikkat çeken T. Gül Köksal, “bireysel olandan toplumsala, örgütlenmeler üzerinden bireylere, yatay-düşey tüm ilişkilerde geçişli bir yapma haline, her gün yeniden sorgulanarak denenmesi gereken bir çabaya” ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Dışarıda olanın oldukça hızlı bir şekilde evin içerisine hapsolmasıyla, “mesafelerin” yeniden tanımlandığı bir dönemece girdik. Salgından sonrasına yönelik tahayyülleri ve ortaya atılan düşünceleri bir araya getiren Umut Şumnu, “ben-ötesi” toplumcu bir yaklaşımla kurgulanabilecek “çıkar peşinde değil toplumun hizmetinde olan, doğayla savaş halinde olmayan, sadece kendi varoluşunu değil tüm varoluşları önemseyen ve mesafeyi değil teması çoğaltan” mimarlığın olasılıklarına işaret ediyor.

Krizlerin önceki durumda ertelenen kimi büyük değişikliklerin kabul ve yaygınlık kazanmasındaki etkisi, tarihte aniden ortaya çıkan büyük dönüşümler üzerinden okunabiliyor. COVID-19 krizinin sebebiyet verdiği kritik eşiği ve geçmişteki benzer salgın süreçlerinin izlerini odağına alan Namık Erkal, çözümleri değil çelişkileri ve paradoksu temsil edecek “çok disiplinli ve çevreci bir kavrayışla formalist olmayan yeni pratik biçimlerine” yönelmek gerektiğini ifade ediyor.

Bu icerik 704 defa görüntülenmiştir.