413
MAYIS-HAZİRAN 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Acele Sermaye, Kayıtsız Tüketim: Çeşme Yarımadası

İlker Kahraman, Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı

Çeşme-Urla hattında yer alan yarımadaya ilişkin alınan acele kamulaştırma kararının ardından yarımadanın geçirdiği süreci odağına alan yazar, söz konusu arazideki acele kamulaştırma durumu göz ardı edilse bile bakanlığın ön gördüğü proje taslağındaki mevcut ve olası problemleri bir araya getirerek tartışıyor.

25 Ocak 2020 tarihli 31019 sayılı Resmî Gazete’de “Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kapsamındaki taşınmazların, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına dair 2054 sayılı Cumhurbaşkanı kararı” yayımlandı. Bu karar, Urla Zeytineli Mahallesi'nde toplam 333 adet, Çeşme Alaçatı bölgesinde ise toplam 178 adet parselin için acele kamulaştırması anlamına geliyordu. 12 Şubat 2020 tarihli 31037 sayılı ve 11 Nisan 2020 tarihli 31096 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2102 ve 2390 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararları ile kamulaştırılan parsellerin bir kısmının kamulaştırması iptal edildi.

Bir anda karşımıza çıkan bu acele kamulaştırma kararı karşısında İzmirliler olarak şaşırdık. Alaçatı bölgesine bir havaalanı yapılacağını biliyorduk. Bildiğimiz Alaçatı ile ilişkisi kalmayan Alaçatı’nın geçirdiği değişimden memnun olmamakla birlikte, İzmir’e ait olmayan bir kültür anlayışının bu alanda kendisine yer bulmasını da şaşkınlıkla izliyoruz. Bu bağlamda, acele kamulaştırmayı bu pencereden sorgulayınca getireceklerinden de endişe ediyoruz.

Kamulaştırma, kısaca kamu idaresinin yasayla yapmakla yükümlü olduğu kamu hizmetlerini yerine getirebilmesini gerektiren özel mülkiyete konu taşınmazlara, bedelini ödeyerek kamu gücüyle el koyması olarak tanımlanabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve Kamulaştırma Yasası’nda da kamulaştırmanın ön koşulunun kamu yararı olduğu belirtilmişti Bu kapsamda devletin özel mülkiyete zorla el koymasını haklı kılacak yegane gerekçe, kamu yararıydı. Kamulaştırmalardaki kamu yararı, kamu hizmetleri için yatırımlar yapılması, işletmeler kurulmasıyla kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesinin yaratacağı yarardı. Acele kamulaştırma, Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre, Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleciliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde değeri tespit ettirilip mal sahibi adına bankaya yatırılarak taşınmaza el konulabilmekteydi. Yasaya göre esas olarak acele kamulaştırma yoluna başvurabilmek için yurt savunması gibi olağanüstü bir ihtiyacın baş göstermesi gerekmektedir. Olağanüstü bir durum olunca süreç de olağanın dışında işlemektedir, idarenin başvurusu üzerine mahkemece yedi gün içinde değer tespiti yaptırılıp belirlenen paranın ilgili kişi adına bankaya yatırılmasının ardından kamulaştırılan mala el konulmaktaydı. Bahsi geçen alandaki olağanüstü halin ne olduğu anlaşılamamıştır. Bu nedenle 24 Şubat 2020 tarihinde TMMOB, İzmir Barosu, EGEÇEP Derneği, Yeşiller ve Sol Parti, İzmir Tabip Odası ve üç tekil şahıs “acele kamulaştırma” kararına dava açtı. Bahsi geçen alanlar 13 Eylül 2019 tarihinde 1532 no.lu bir diğer Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile "Çeşme Turizm ve Koruma Kapsamı Turizm Gelişme Bölgesi" olarak ilan edilmişti.

12 Şubat 2020 de tarihli 31037 sayılı Resmî Gazete’de “İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin Sınırlarının Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar(1) ile İzmir Çeşme Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin sınırları genişletildi. (Resim 1) 13 Mart 2020 tarihinde TMMOB, İzmir Barosu, EGEÇEP Derneği, İzmir Tabip Odası ve yüz yedi tekil şahıs “İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının öncelik ve ivedilikle yürütmesinin durdurulmasına ve takiben kararın iptaline dair karar verilmesi talebi” ile dava açtı.

Acele kamulaştırma kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını takip eden birkaç günlük süreç içinde gazetelere söz konusu alan için hazırlanmış bir proje dosyası iletildi. Acele kamulaştırmayı yapan devlet kurumlarının böyle bir raporu kamuoyu ile paylaşması pek mümkün değildi. Kamuoyunda “Kanal Çeşme” adı ile anılan bu proje Alaçatı Koyu ve Mersin Körfezi arasına açılacak bir deniz kanalı, havalimanı, marinalar, oteller, golf sahaları, AVM projeleri ve pek çok lüks konuttan oluşuyordu. (Resim 2) Bu proje önerisinin Arap bir şirket ve onun Türk ortağı tarafından “Yeni Çeşme” adı ile ortaya konulduğu söyleniyor; broşürde Çeşme’nin Türkiye’nin Mikanos, Ibiza, Miami’si olacağı belirtiliyordu.(2) Ancak, acele kamulaştırma yapılacağı Resmî Gazete’de yayımlandıktan hemen sonra bu projenin basın organlarına aktarılması kuşku vericiydi. Nitekim Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy 9 Mart 2020 tarihinde İzmir Ticaret Odası’nda yaptığı proje toplantısında Yeni Çeşme ismi ile paylaşılan projenin kendilerine ait olmadığını söyledi.

Bölgede bir havaalanı yapılmasına karar verilmiş ve yeri ayrılmıştı. Bu alan etrafında büyük arsa yatırımı yapmış olan tanınmış şirketler ve şahıslar da vardı. Tam bu noktada akla gelen bir komplo teorisi de paylaşılan bu proje taslağının bu bölgede araziye sahip kişiler ve onların yurt dışı kaynaklı ortakları ile hazırladıkları bir proje olması yönünde gelişmeye başlandı. Kamulaştırma ile bu büyük arsa sahiplerinin arsaları da kamulaştırılacağından bahsi geçen projenin gerçekleşmesi hayal oluyordu. Bakanlık, çoğunluğu kamuya ait olan bu alanda turizm tesisleri ve 20 golf sahası yapılmak üzere projelendirme yapmayı taahhüt etmiştir. Gerekçe olarak ise İzmir’in turizmden hak ettiği payı alamaması gösterildi. Antalya’da spor kulüplerinin kamp yapması sonucu spor turizmi ve golf turizmi gelişmişti. Benzer bir yaklaşımın İzmir için de geçerli olabileceği öngörüldü.

İzmir turizminin gelişmesi ve turizmin 12 aya çıkması her kesimin arkasında durduğu ve desteklediği bir yaklaşımdı elbette. Ancak, söz konusu arazideki acele kamulaştırma durumu göz ardı edilse bile bakanlığın ön gördüğü proje taslağında çeşitli eksiklikler vardır:

  1. Söz konusu turizm alanı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16.11.2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda ağırlıklı olarak “orman alanı, tarım arazisi, çayır-mera, ağaçlandırılacak alan” gibi yeşil kuşak alanlarının yanı sıra “doğal sit alanı, 1. derece arkeolojik sit alanı” gibi korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları bulunmaktadır.
  2. İzmir Batı Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda alan ağırlıklı olarak “orman alanı, mera alanı, makilik-fundalık alan, ağaçlandırılacak alan” gibi yeşil kuşak alanlarının yanı sıra “nitelikli doğal koruma alanı, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak gösterilmiştir.
  3. Alan sınırlarının büyük bölümü (6305 hektarlık kısmı) Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın “mutlak, kısa, orta ve uzun mesafeli içme ve kullanma suyu koruma alanı”nda kalmaktadır. Ayrıca söz konusu alan içinde “Alaçatı kıyı ekosistemi sulak alan” sınırı da vardır.
  4. Acele kamulaştırma kararı alınmış olan parsellerden kıyılarda ve koylarda yer alanları "nitelikli doğal koruma alanı" statüsünde bulunmaktadır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında 16.10.2019 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları 109 İlke Kararı gereği olarak nitelikli doğal koruma alanı içerisinde kalan alanlarda sadece günübirlik kullanım bungalov ve kampçı üniteleri yer alabileceğinden dolayı bu alanlarda turizm amaçlı otel veya konaklama tesislerinin planlanması ile ilgili ilke kararı gereği olarak mümkün değildir.
  5. Bahsi geçen arazide toprak alanı bulunmamakta. Golf sahası yapmak için gerekli yeşil alanın ne şekilde elde edileceği, bu durumun yatırımcı için bile uygun olup olmadığı düşünülmelidir.
  6. Bir golf sahası için yılda hektar başına ortalama 10 bin ile 15 bin m3 su gerektiği bilinmektedir.(3) Yapılması düşünülen golf sahalarının su ihtiyacının yarısının Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’ndan karşılanacağı da söylenmektedir. Kutlu Aktaş Barajı’nın İZSU web sitesine göre 24 Nisan 2020 tarihindeki doluluk oranı % 48,6 idi. Yani, yağmurların bittiği bir dönemde baraj içinde yaz kullanımı için kullanılabilir su hacmi 7 milyon 776 bin m3’tür. Yarımadanın temiz su ihtiyacı yaz süresinde 3 kat artmaktadır. Yani baraj yaz aylarında yarımadanın su ihtiyacını ancak karşılamaktadır. Bakanlığın projesine göre golf sahaları için gerekli suyun yarısı barajdan, dörtte biri arıtmadan kalan dörtte biri ise ters ozmos ile deniz suyundan karşılanacaktır. Bu durumda barajdan karşılanacak olan su gerçekçi değildir, ters ozmos için fizibilite yapıldığında yatırımın ne denli pahalı olacağı görülecektir. Kalan dörtte bir arıtmadan karşılanacaktır denmektedir. Taslak projede arıtma alanın en yüksek yerinde yer almaktadır. Arıtmanın fizibilitesi yapıldığında bu şekilde bir arıtmanın yapılabilmesinin pek mümkün olmadığı görülecektir.
  7. Proje alanında müze binası yapılması düşünülmektedir. Oysa gelen turisti şehre çekerek şehri deneyimletmek için müze yapılacaksa bile bu müzenin merkezde yer alması gerekir. Bu kapsamda, turizmi bölgesel değil bütüncül olarak ele almak daha doğru olacaktır.
  8. İzmir, Avrupa Bisiklet Rotası Ağı’na (EuroVelo) dahil olan Türkiye’den ilk kent oldu. Bergama ve Efes’i birbirine bağlayan rota üzerinde sürdürülebilir turizmi geliştirmek ve yatırımcıdan bu bölge üzerinde yatırım yapmasını beklemek, ilgiyi tek bir bölgeye değil tüm kente çekeceği için çok daha iyi bir yöntem olarak masada durmaktadır. Bu bağlamda, turizm yatırımları bu başlık çerçevesinde değerlendirilebilir.
  9. Bahsi geçen alan için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çeşitli projeleri bulunmaktadır. Bu projelerin desteğiyle doğa ile iç içe, kamu kullanımı öncelikli, alanın doğal yapısını bozmadan yerel kalkınmayı destekleyen, alanın ihtiyaçlarına uygun projeler elde etmek mümkündür. Rüzgar ve deniz sebebi ile dünyada sayılı sörf merkezleri içinde gösterilen Alaçatı’da golf için muhtemelen uygun olmayan rüzgarı kite sörf tesislerinde kullanmak daha gerçekçi olabilir.
  10. İlan edilen İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin (ÇKTKGB) alanı yaklaşık olarak toplam 166.240.000 m2 (16624 hektar) civarındadır. Gerence Körfezi batısındaki Çeşme Yarımadası’nın toplam alanı 300.000.000 m2 (30.000 hektar) olup ÇKTKGB yarımadanın yaklaşık % 55’ini kaplamaktadır.

Söz konusu turizm bölgesinde tespit edilebilen tescilli orman alanları toplam olarak 42.465.000 m2, yaklaşık 4.246,5 hektar alanı kaplamaktadır. Bu orman alanlarına tescilli olmayan cebel nitelikli orman alanları ile özellikle haritalarda “Ege Orman Vakfı” arazisi olarak gösterilen ağaçlandırma alanları dahil değildir. Bu alanlarında toplamının 1.000 hektar olduğu hesaplanmıştır. Tescilli orman alanlarının, cebel nitelikli orman alanları ve ağaçlandırma alanlarının toplamı 5.250 hektar civarındadır. Böylece orman alanları tüm turizm bölgesi alanının yaklaşık üçte birini teşkil etmektedir. Bu denli büyük ve önemli bir alanda yapılması planlanan projelerin ortak akılla yerel uzmanlıkları göz ardı etmeden, elde edilmiş deneyim üzerine kurgulamak gerekir. Yerel zenginlikler butik turizm anlayışı için çok daha uygundur ve İzmir şehrinin bu anlayışı gerçekleştirebilecek deneyimi mevcuttur.

Detayları çok fazla oluşturulmadan hayata geçecek bir projenin yarardan çok zarar getireceği ortadadır. Bu nedenle proje tartışmaları var olan planlar üzerine oturtulmalı, şehrin kısa-orta-uzun vadeli planları ile uyumlu olmalı, TMMOB bünyesinde faaliyet gösteren odaların ve diğer sivil toplum kuruluşlarının görüşü ve desteği alınmalı, yerel yönetimin deneyimlerinden faydalanarak, doğa korunarak, sürdürülebilir bir yaklaşım sunulmalıdır.

Tüm dünya tarafından Ortadoğu olarak isimlendirilen yaşadığımız bölge bize göre merkezdir. Bu merkezin gözbebeği İzmir’dir, İzmir’in gözbebeği ise yarımadadır. Yarımada tarihî ve kültürel değerleri ile cazibesini korumakta ve güzelliklerini bizlere sunmaktadır. Kuşadası gibi çok fazla yapılaşma ile cazibesi azalmış, çekim merkezi olmaktan çıkmış örnekler vardır. Bu nedenle planlamayı doğru yapmak ve bu planlamaların arkasında durmak çok önemlidir. Bahsi geçen alanda kentin kısa orta uzun vadeli planları ile uyumlu, kamu yararı gözeten, üst ölçekli planlarla çakışmayan, düşük yoğunluklu ve butik turizm anlayışına hizmet veren, çevreci bir tasarım yaklaşımı yapılmak istenirse Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nin elinden gelen katkıyı koymaya hazır olduğunu belirtmek gerekir.

NOTLAR

1. Cumhurbaşkanlığı’nın 12 Şubat 2020 tarih ve 2103 sayılı İzmir Çeşme Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin Sınırlarının Yeniden Belirlenmesi Kararı hakkında rapor, İzmir İl Koordinasyon Kurulu

2. URL1. “Arap Şirketten Çılgın Proje! Bu da Kanalçeşme”, http://www.sonkaleizmir.com/haber/Arap-sirketten-cilgin-proje-Bu-da-KANALCESME-/72856 [Erişim: 24.04.2020]

3. URL2. “Golf Sahaları 'Dünyanın Suyunu' Harcıyor”, https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/golf-sahalari-dunyanin-suyunu-harciyor-5868323 [Erişim: 24.04.2020]

Bu icerik 56 defa görüntülenmiştir.