MİMARLIK
386
KASIM-ARALIK 2015
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Prof. Dr. Erol Kulaksızoğlu’nun Ardından

Mete Tapan, Prof. Dr., İTÜ, Emekli Öğretim Üyesi

Erol Kulaksızoğlu’nu 2015’in 29 Eylül’ünde kaybettik. Mimarlık mesleğini çok seven, eskilerin dediği gibi “eli kuvvetli”, çalışkan bir meslektaşımızdı. Uzun yıllar, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde beraber çalıştık...  Yine bir dizi mimarlık fakültesi öğretim elemanıyla beraber döner sermaye çalışmaları çerçevesinde mimari projeler ürettik. Mersin ve Tarsus hal yapıları bu projelerin en önemli olanlarıydı...

Bir yandan tasarımda yapı teknolojisi konusunda akademik çalışmalarını sürdürürken, öte yandan mimarlık eğitimi konusunda da araştırmalarına devam etmiş ve özellikle bu konudaki fikirlerini her fırsatta tartışma ortamına getirmişti.

Kendi doğrularının gerçekleşmesi için her zaman çaba gösterir, büyük bir azimle ne pahasına olursa olsun doğrularının peşinden giderdi. Bu kişiliğinin bir örneği “Taşkışla” ile ilgili mücadelesidir. Kendisinden başka üç meslektaşıyla beraber açılan TAŞKIŞLA (Prof. Dr. Yıldız Sey, Prof. Dr. Afife Batur ve Prof. Dr. Zeynep Ahunbay) davasındaki gayreti ortaklaşa hukuksal bir zaferle sonuçlanmıştır.

Kulaksızoğlu, mimarlık ve mühendisliği birbirini tamamlayan ögeler olarak görürdü… Yapının estetiğini, temel olarak bu iki olgunun belirleyebileceğini, malzemenin doğallığının dışında, başka bir dekor olarak nitelendirebileceğimiz ögelere gereksinme duyulmamasına inanmıştı. Fonksiyon ve teknolojinin birbirleriyle uyum içinde olmasını, ayrıca uygulama olanaklarının rasyonelleştirilmesi konusunu sürekli konuşmalarımızda dile getirir, ayrıca bina tasarımının çevresiyle beraber yapılmasını önerirdi…

Yukarıda da belirttiğim gibi, eli gerçekten çok kuvvetliydi. Özellikle, uygulama projelerinde, önerdiği detayları hemen üç boyutlu çizimlerle anlatır, nefis perspektifler çizerdi...

Onun için İTÜ Mimarlık Fakültesi belki de yaşam mekânlarının en önemlisi, en anlamlısıydı. Ayrıca, fakülteyi kendince daha iyi yerlere getirmek için çaba gösterir, yönetim tarafından alınan fakat tarafından beğenilmeyen kararlarla da mücadele etmeyi bir görev bilirdi. Eleştirilerini bazen sözlü, bazen de yazılı olarak gerekli yerlere sunardı. Fakültemiz tarihinde ilk olarak 1980 başlarında YÖK’ün marifetiyle bir inşaat mühendisliği kökenli dekan atandı; hepimizin saydığı ve sevdiği Prof. İsmet Aka hoca… Kuşkusuz, fakültede mimar kökenli öğretim üyeleri yadırgadılarsa da, olayı çok da fazla önemsemediler, çünkü İsmet hoca aynı fakülteden olup, mühendislik dersi veren çok değerli bir hocaydı ve birçok genç öğretim üyesinin de hocası olmuştu. Olayı en fazla yadırgayan Erol Kulaksızoğlu oldu ve rektörün bu seçimine duygusal bir nitelik kazandırarak, olayı mimar kökenli öğretim üyelerine yapılmış bir hakaret olarak değerlendirerek günün rektörünü eleştiri topuna tuttu. Özetle, kendi düşünce ve değerlendirmelerine büyük saygısı olan ve onları dışa yansıtmaktan da çekinmeyen bir karaktere sahipti Erol Kulaksızoğlu…

Allah rahmet eylesin, öğrencilerinin, arkadaşlarının mimarlık camiasının ve ailesinin başı sağ olsun...

Bu icerik 740 defa görüntülenmiştir.