399
OCAK-ŞUBAT 2018
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Yıkılıp Yeniden İnşa Edilen Tarihî Kent Merkezi Üzerine: Diyarbakır Sur Raporu

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sur ilçesindeki yıkımlar hakkında hazırladığı ayrıntılı raporu(1), 2 Aralık 2017 tarihinde yaptığı basın açıklaması ile kamuoyuyla paylaştı. İlçenin yapısal olarak % 72’sinin yıkıldığına dikkat çeken raporun tamamına bu sayımızda yer veriyoruz.

SUNUŞ

TMMOB bünyesinde oluşturulan Savaştan Etkilenen Kentler Komisyonu bünyesinde çalışma yürüten TMMOB Diyarbakır Şubeleri üyelerinden oluşan çalışma grubumuzun 2 yıllık süreçte Sur’da nelerin yaşandığının tespitini sağlayacak olan bu rapor, tarihî Suriçi yerleşkesine dönük yapılan bütün hukuksuzlukları kamuoyunun ve meslektaşlarımızın bilgisine sunmak, ulusal ve uluslararası yargı süreçlerine delil oluşturmak ve Sur halkının sesi olmak amacıyla hazırlanmıştır. 2018 yılının Ocak ayında TMMOB resmî yayını olarak basımını hedeflediğimiz kapsamlı raporumuzun bir özeti niteliğinde olan bu raporun, Sur’da 2 Aralık’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı 3. yılına girerken, hakikatlere ışık tutacağı inancını taşıyoruz. Sur halkının bu süreçte yaşadığı zülüm karşısında yeterli bir güç oluşturamamak ve halkın zorla yerinden edilmesinin önüne geçememiş olmanın verdiği mahcubiyetle, bu raporu başta Sur halkı olmak üzere, tüm kamuoyuna bir özeleştiri olarak sunuyoruz. Bundan sonraki süreçte de bütün enerjimizle savaşın yaşandığı Cizre, Silopi, Yüksekova, Nusaybin, Şırnak kentlerine ilişkin raporlarımızı derleyip, bütünlüklü bir dosyayı kamuoyuna sunacağız.

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu

2015-2017 SUR

21 Mart 2013 tarihinde başlayan müzakere sürecinin, 2015 Temmuz ayında sona ermesinin ardından, 14 Ağustos 2015 tarihinde Sur’da özyönetim ilanı gerekçe gösterilerek, Diyarbakır Valiliği tarafından 6-7 Eylül, 13-14 Eylül, 10-13 Ekim tarihlerini kapsayan sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Daha sonrasında da aralıklı olarak 28-30 Kasım, son olarak da 2 Aralık’ta (10 Aralık’da 1 günlük ara verildi) sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 2 Aralık’ta ilan edilen yasak bugün hâlâ devam etmektedir. Mart ayında operasyonların bittiği duyurulmasına rağmen yasağın ilan edildiği mahallelere iş makineleri dışında henüz kimse alınmadı. Yasağın ilan edildiği Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Savaş Mahallelerinin 2015 adrese dayalı nüfus verilerine göre nüfusu 22.323’tür. Yasakların ilan edilmesiyle birlikte bu nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi. 13 Ekim’de sona eren ikinci yasaktan sonra bu mahallelerde TMMOB Diyarbakır İKK tarafından yürütülen çalışmada 706 işyeri ve konutun hasar tespit çalışması yapıldı ve 693 yapının basit onarımlarla hasarının giderilebileceği 13 yapının ise detaylı incelenmesi gerektiği belirtildi. Bu aşamada henüz çatışmaların şiddetlenmediği ve ağır silahların devreye girmediği görülüyor. Bu süreç son yasak dönemi 2 Aralık tarihine kadar da bu düzeyde devam etti. 2 Aralık tarihinde ilan edilen yasak ile birlikte Suriçi, güvenlik güçlerinin bütün ağır silahlarını kullandığı çok yıkıcı bir savaşın mekânı haline geldi. (Resim 1) Bu dönemde sadece Anadolu Ajansı’nın ve kimi özel harekat sosyal medya hesaplarının paylaştığı görüntüler dışında yasaklı mahallelere dair hiçbir veriye ulaşma imkanı da maalesef olmadı. Bu görüntülerden tespit edebildiğimiz kadarıyla Kurşunlu Camisi (Resim 2-3), Hacı Hamit Camisi, Paşa Hamamı, Mehmet Uzun Evi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi kimi tescilli yapıların ağır hasarlı olduğu görüldü. Yapılan bütün açıklamalar, itirazlar, yazılı talepler, açılan davalara rağmen maalesef TMMOB Diyarbakır olarak alana girilemedi ve tahribat artışının önüne geçilemedi. Bir askeri yöntem / taktik olarak emniyetin özellikle Hasırlı Mahallesi’nde evleri yıkarak ağır zırhlı araçların içeri girişini sağlamaya çalışmasıyla birlikte artık Suriçi’nin yasaklı 6 mahallesinin haritadan silinmesi, yok edilmesi süreci başlamış oldu.

Sur’a dönük yürütülen askeri operasyon, 9 Mart 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı’nın resmî açıklamasıyla sona erdi. Toplamda 103 gün süren operasyon sırasında ağır tahribata uğrayan Suriçi her şeye rağmen, ciddi bir çalışmayla kurtarılabilecek durumdaydı. Fakat operasyonların bitmesinin hemen ardından 21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için acele kamulaştırma kararı alındı. Kalan parseller önceki kentsel dönüşüm sürecinde kamulaştırıldığı için bu karara dahil edilmedi. Acele kamulaştırma kararına dayanak olarak da 2012’de alınan “riskli alan” kararı gösterildi, fakat bu durumun kendisi de Kamulaştırma Kanunu’na aykırıdır. (Resim 4)

Şubat ayının sonlarına doğru zırhlı araçların geçişini sağlamak için başlayan yıkım bu kararla birlikte bütün bir alanı kapsamaya başladı. Takip edebildiğimiz kadarıyla plansız ilerleyen bu yıkım çalışmaları, her ne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle yürütülse de aslında alandaki tek yetkili merci Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü’dür.

KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI

Yıkım süreci devam ederken, Aralık 2016’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012’de hazırlanan Suriçi Koruma Amaçlı İmar Planı (Resim 5) ile ilgili revize kararı aldı. Planda yapılan değişikliklere bakıldığı zaman da görüyoruz ki değiştirilen maddelerin en temel gerekçesi olarak ‘güvenlik’ öne çıkmakta. (Resim 6) Revize planda, Suriçi’nde 6 adet karakol yapımı, yol genişletilmesi gibi değişiklikler mevcut. Örneğin; Tahir Elçi’nin katledildiği Yenikapı Sokak (Dört Ayaklı Minare Sokağı), revize planda Yenikapı Caddesi olarak geçiyor. Temelde inşa edilecek karakolları birbirine bağlayacak ring yolu olarak kurgulanan bu sokak genişletmesi, Suriçi’nin kentsel sit olarak tescilini sağlayan sokak dokusunun kaybolmasına neden olacağı gibi, bu sokakların bulunduğu alanlarda da 59 adet tescilli yapının yıkılmasına neden olacak ki mevcutta zaten yıkılmış durumdalar.

Özellikle Alipaşa Mahallesi’nde bulunan 276 ve 277 no.lu adaların tamamının mevcut koruma amaçlı imar planlarında konut alanı olarak planlı olduğu, alanda 3’ü tescilli yapı olmak üzere, 21 adet yapının bulunduğu görülmektedir. Plan değişikliğinde bu alanların mevcut özelliklerinin dikkate alınmadan “Resmi Kurum Alanı (Emniyet Hizmet Alanı) olarak planlanmıştır.

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun Koruma Amaçlı İmar Plan Değişikliğine ilişkin 17 maddeden oluşan itiraz raporundan bazı maddeler aşağıda sıralanmıştır. Raporun tamamı internet üzerinden erişilebilir.(2)

“Üçüncü madde: Söz konusu KAİPD ( Koruma Amaçlı İmar Planı Değişikliği) ile getirilen kararların tamamının sadece güvenlik odaklı gerekçelendirildiği ve bu gerekçelerle Suriçi’nin savunma odaklı geliştirildiği ve bu yaklaşım ile de planlama bir savunma aracına dönüştürülmektedir. Sözkonusu savunma odaklı yaklaşım diğer tüm değerleri de göz ardı etmekte ve genel şehircilik ilkelerine, disiplinler arası planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık teşkil etmektedir.”

“Dördüncü Madde: Plan değişikliği açıklama raporu incelendiğinde sözkonusu değişikliğin gerekçesinin güvenlik amacıyla yapıldığı açıkça belirtilmiş olup Suriçi’nin dünyaya mal olmuş bir miras alanı olduğu ve kentsel dokuda yapılacak her bir müdahalenin geri dönüşü olmayan kayıplar yaratacağı tamamen göz ardı edilmiştir. Plan raporu bu özelliği nedeniyle kendi içinde de son derece tutarsızlık göstermektedir. Raporun giriş kısmında kentin değerlerinden söz edilmekte iken, bu değerleri var eden kentliye karşı savunma odaklı işlevler önerilmekte, bu işlevleri yerine getirecek yapıların inşası için kentin özgün değerlerine zarar verilmekte, aynı zamanda da Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmiş bir alanın evrensel niteliklerine aykırı bir yaklaşım gösterilmektedir.”

“Yedinci Madde: KAİPD Plan Uygulama Hükümlerinin 3.15 maddesinde geçen ve Uygulama İmar Planları için tanımlanan ‘planlama alanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenen alanlarda hazırlanacak kentsel tasarım projeleri bu planın ekidir. Bu plan ve hükümlerinde yer almayan uygulamaya dönük esaslar Kentsel Tasarım veya Mimari Projelerde belirlenir’ hükmü, 3.31.1. maddesinde geçen ‘Koruma amaçlı uygulama imar planı ile mimari proje arasında konunun gerektirdiği detaya bağlı olarak; 1/500 ve 1/200 veya 1/l00 ölçeklerde hazırlanan uygulama ve yapım süreçlerinin belirlendiği projedir. Bu projede tescilli parseller dışında, plan değişikliğine konu olmaksızın yapı formlarının büyüklük, konum ve işlevleri belirlenir’ hükmü ile 3.31.2. maddesinde geçen ‘Planlama alanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen tüm kapalı ve açık kullanım alanlarının uygulama süreci, planın eki olan Kentsel Tasarım Projesi doğrultusunda gerçekleştirilir’ hükümleri mevcutta onaylı olmayan projeleri de bu planın eki olarak saymakta ve kentsel tasarım veya mimari projeleri herhangi bir onay durumu gerektirmeden çizen mimar / plancıların inisiyatifine bırakarak Suriçi’nde gerçekleştirilecek projelerin denetimsiz bir şekilde onaylı sayılmasına neden olmaktadır. Bu durum açıkça planlama ilke ve esaslarına aykırıdır.”

“Sekizinci Madde: KAİPD Plan Uygulama Hükümlerinin 5.19.1. maddesinde belirtildiği üzere ‘Bu alanlarda yapılacak olan hizmet binası, müştemilat ve çevre duvarları için Yençok:8m. dir.’ ibaresi geleneksel sokak dokusunun ve perspektifinin bozulmasına sebep olacaktır. Yapılması öngörülen karakolların bulunduğu bazı parsellerin cepheleri 100 metreyi bulan cephe uzunluğu ile yapı yüksekliği-yol genişliği oranı kentsel tasarım açısından uygun olmayacağı için sokağın ve komşu parsellerin güneş alma süresi ve alanını doğrudan etkileyecektir. Buna ek olarak, dar sokaklardaki önerilen bu sağır cephe uygulamaları insan ölçeğinde olmaması sebebiyle sokağı kullananların psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratacaktır.”

“Onüçüncü Madde: Tarafımızca yapılan tespitlere göre yeni açılacak yollar ve Emniyet Hizmet Alanları olarak ayrılan alanlar içerisinde 17 adet tescilli yapı, 42 adet Korunmaya Değer Geleneksel Yapı olmak üzere toplamda 976 adet yapının plan kararı ile yıkımı öngörülmektedir. Tescilli yapıların korunacağı iddia edilen bu planda, yeni yolların açılacağı ve Emniyet Hizmet Alanlarının kurulmasına ilişkin alınan kararlara rağmen bu yapıların nasıl korunacağı ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır.”

“Onbeşinci Madde: Kentsel Tasarım Projeleri ile ilgili KAİPD’de üst ölçekte bütüncül hiçbir kararın alınmaması plan bütünlüğünün bozulmasına ayrıca KAİP'e bağlı kalmadan geleneksel kent dokusuna müdahale edilmesine sebep olmaktadır.”

“Onaltıncı Madde: KAİPD Plan açıklama raporunda yol değişiklikleri ve genişletmelerinin gerekçesi olarak ‘güvenlik, servis hizmetleri, yangına karşı itfaiye araçlarının, sağlık hizmetleri için ambulans araçlarının geçişini kolaylaştıracak yollar bulunmamaktadır’ denilmektedir. Sözkonusu KAİPD'de açılan yolların sadece plan değişikliği ile planlanan Emniyet Hizmet Alanlarına hizmet ettiği görülmektedir. Ayrıca Suriçi gibi kadim bir kent dokusuna sahip olan yerleşmelerin itfaiye, ambulans gibi kamusal ihtiyaçları modern teknolojik çözümler üretilerek karşılanabilecekken bu ihtiyaçlar gerekçe gösterilerek kentsel dokuya zarar verecek yıkımlar plan kararları ile meşrulaştırılmaktadır.”

ÇATIŞMA SONRASI YIKIM

9 Mart 2016’da İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın açıklamasıyla Sur’a dönük askeri operasyonlar resmen sona erdi. Bu tarihten sonra Suriçi’nin yıkım süreci de hız kazanmış oldu. Alanda süregelen ‘sokağa çıkma yasağı’ kaldırılmadığı için bu döneme dair bütün teknik verileri uydu görüntüleri ve Google Earth fotoğraflarından elde etmek durumunda kaldık. (Resim 7-12)

Bu sözkonusu hava fotoğraflarından elde ettiğimiz verilere göre vardığımız sonuçlar aşağıdaki başlıklar altında sıralanabilir.

YIKIMDAN SONRA ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NIN İNŞA ETTİĞİ YAPILAR

4 Ocak 2017’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resmî temel atma töreni ile yapımına başlanan yeni yapılar ilk olarak Hasırlı Mahallesi’nde yükselmeye başladı. Koruma Amaçlı İmar Planı gereğince Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayına sunulması gereken projeler, hiçbir denetimden geçmeden uygulanmaya başladı. Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi’nin Kurul’a yazdığı 14.08.2017 tarih ve 17/314 sayılı onaylanan projelere ilişkin bilgi yazısına 21.08.2017 tarihinde Kurul tarafından verilen cevabi yazısında herhangi bir projenin kendilerinin onayından geçmediği belirtiliyor. Ancak 11.07.2017 tarihli hava fotoğrafında yeni yapıların inşa edildiği net bir biçimde görülmektedir. (Resim 13)

Konuya ilişkin TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi’nin 29.06.2017’de açıkladığı aykırılıklar raporu(3):

* KAİP’e göre özellikle yapıların sokak cephelerinde var olan geleneksel özelliklerin korunmasını sağlayacak önlemler alınacaktır. Sokakların kültürel değerini öne çıkaran özgün sokak döşemesinin bulunduğu alanlar korunmalı ve yeni yapılarda avlu duvarlarının özgün malzeme ve örme tekniğine uygun biçimde yapılması gerekirken, dikkate alınmadığı ve kesme bazalt taş ile avlu duvarının kaplandığı görülmüştür.

*KAİP’e göre Sur’un çıkmaz sokakları dokunun önemli bir özelliği olduğundan korunmalıdır, ancak böyle bir özen gösterilmemektedir.

* KAİP parselde var olan avlular, avlu duvarları, zemin kaplamaları, merdivenler, kapılar, havuzlar ve kuyuların da korunmasını öngörmektedir, ancak böyle bir koruma anlayışı görülmemektedir.

* KAİP’e göre her parselde 1 adet cumba olmalıyken, yeni yapılan evlerde çok sayıda cumba yapıldığı görülmüştür.

* KAİP'e göre dar sokaklarda mahremiyet gereği, cumbanın sağ ve solunda pencere olması gerekirken, yeni yapılan evlerde cumbanın ön cephesine de pencere yapıldığı görülmüştür.

* KAİP’e göre pencereler kemerli ve kemerlerin de üst noktasında kenet taşı olmalıyken, yeni evler kaplama bazalt olduğundan kenet taşları yapılmamıştır.

* KAİP’e göre şu an yapılan evlerde bodrum kat olmamalıyken, yeni evlerde bodrum kat yapılmıştır.

* KAİP'e göre parsel sınırı korunmalıyken, yeni evlerde parsel sınırı düz geçilmektedir yani parsel sınırı yer yer korunmamaktadır.

* KAİP'e göre avlu sınırı korunmalıyken, yeni planlarda yer yer avlular küçültülmektedir.

* KAİP’e göre korunması gereken avlulardaki ağaç, havuz ve kuyular gibi, dokunun önemli ögeleri ortadan kaldırılmıştır.

* Eski Diyarbakır evlerinde avlu giriş kapısı üstünde markiz bulunurken, yeni evlerde yapılmamıştır.

* Eski Diyarbakır evlerinin damında parapet bulunmazken, yeni yapılarda parapet yapılmaktadır.

* Eski evlerde killi toprak olan dam döşemesi, KAİP'e göre ya aynı malzeme olmalı ya da uygun bir malzeme kullanılmalıyken, yeni yapılarda damın döşemesi betonarme yapılmakta ve üstü bazalt ile kaplanmaktadır. (Resim 14)

ALİPAŞA-LALEBEY KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİ

4 Eylül 2007’de TOKİ ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ön protokol “Diyarbakır Tarihi Sur Koruma Band Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi” başlığıyla hazırlandı. Bu protokol kapsamında 452 hak sahibi tespit edilmiş ve TOKİ’den yapılan açıklama ile bu projenin gerekçesi “tarihî Sur bandı çevresindeki gecekonduların tasfiyesi ve koruma amaçlı imar planının uygulanması” olarak belirtilmişti. Bu ön protokolün imzalanmasının ardından projenin kapsamı genişledi ve 31 Mart 2008’de “Diyarbakır Alipaşa ve Lalebey Mahallesi Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi” başlığıyla dönemin Diyarbakır Valiliği, TOKİ, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi arasında bir protokol imzalandı. Akabinde bu her iki projenin de ‘sağlıklı’ yürütülebilmesi için 14 Ekim 2009’da yine aynı kurumların katılımıyla son ortak protokol imzalandı. Bu protokol ile Alipaşa ve Lalebey Mahallelerinde tespit edilen 824 hak sahibi ile toplamda 1276 hak sahibinin, yani hanenin Sur içinden tasfiye süreci başlamış oldu. Bu protokole göre Suriçi’ndeki kamulaştırma ve yıkım işlemleri Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülecek, TOKİ, Çöl güzeli mevkiinde, 2 etap halinde toplam 1272 konut inşa edecekti.  2009 yılında imzalanan bu son protokolün hayata geçmesi 2012 yılına kadar Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanması süreci ile beklemek durumunda kaldı. 2012’de Koruma Amaçlı İmar Planı’nın onaylanması sonrası Sur’da yıkım işlemleri başlamıştı, fakat özellikle Alipaşa, Lalebey Mahallelerinde yaşayan vatandaşların TOKİ’nin anlaşma teklifini reddetmesi ve tasfiyeye karşı direnmesi üzerine proje yarıda kaldı. (Resim 15) Büyükşehir Belediyesi de daha sonra, yürütülen projenin Sur halkının menfaatlerini gözetmediği gerekçesiyle protokolü tek taraflı olarak durdurdu.

21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292'si için acele kamulaştırma kararı alınmasının ardından Alipaşa ve Lalebey Mahallelerinin de yıkımı tekrar gündeme geldi. (Resim 9) 26 Nisan tarihinde cami hoparlöründen yapılan anonsla mahalle sakinlerinin 1 Mayıs 2017 tarihine kadar evlerini boşaltmaları uyarısı yapıldı. 23 Mayıs 2017’de başlayan yıkım Alipaşa ve Lalebey Mahallelerindeki nüfusun tamamının zorla yerinden edilmesi, Alipaşa ve Lalebey Mahallelerinin tıpkı savaşın yaşandığı 6 mahallede yaşandığı gibi, bütün toplumsal, kültürel hafızasının yokedilmesi sürecinin de başlangıcı oldu.

NOTLAR

1. İnternet üzerinden daha geniş görsellerle rapora ulaşmak için: “2015-2017 Sur Raporu (Özet)”, www.dimod.org.tr/sur  [Erişim: 01.12.2017]

2. “Diyarbakır İli, Sur İlçesi Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliği İtiraz Raporu”, www.dimod.org.tr/mimarlarodasi/haber_detay.asp?id=314 [Erişim: 01.12.2017]

3. “Sur'daki Yeni Yapılara İlişkin Basın Açıklaması”, www.dimod.org.tr/mimarlarodasi/haber_detay.asp?id=328 [Erişim: 01.12.2017]

Bu icerik 536 defa görüntülenmiştir.