399
OCAK-ŞUBAT 2018
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

20. Yüzyıl Mimarlığının Korunması ve AKM

Zeynep Ahunbay, Prof. Dr., İTÜ Mimarlık Bölümü

AKM ile ilgili tartışmalar tekrar gündemimizi meşgul etmeye başladı. Ancak bu sefer Cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan basın açıklaması, konunun ciddiyetinin ve yakında atılacak adımların göstergesi. Modern mimarlık mirasının korunması açısından konuya bakan yazar, tescilli olan bir yapının yıkılmasının bu kadar normal görülmemesi gerektiğini belirtiyor.

Büyük buluşların, sanat akımlarının, teknolojik devrimlerin, kentsel dönüşümlerin yer aldığı 20. yüzyıl geride kaldı. Dünya savaşlarının neden olduğu yıkıntıları kaldırmak, artan nüfusu barındırmak, yeni eğitim, sanat, sağlık, ticaret, turizm, sanayi tesisleri oluşturmak için girişilen yapı etkinlikleriyle 20. yüzyıl, öncekilerden farklıydı. Şimdi geriye dönüp bakıldığında, kültür mirası açısından önemli olan soru, 20. yüzyılın çeşitli ve çok sayıdaki yapılarından hangileri geleceğe kalacak ve ileride onu temsil edecek?

Tarihsel üslupları reddederek, yaratıcı bir yeni mimariye yönelen modernizm akımının başyapıtlarının ve mütevazı temsilcilerinin yaşatılması dünya mimarlık tarihi açısından önem taşımaktadır. Bugün Le Corbusier, J. Utzon gibi ünlülerin yapıtları Dünya Miras Listesi’ne girmiş bulunuyor; çağdaş mimarlıkla ilgili birçok kitap yazıldı ve yazılıyor. Ancak dönemin ikonik yapılarının yanı sıra, 20. yüzyılın mimarlığını tüm yönleriyle anlatan değişik yapı türlerinin örneklerinin de olması önemlidir. Seçimlerin tartışılarak yapılması, çalışmaların doğru yönetilmesi, rastlantıya bırakılmaması gerekmektedir.

Henüz 20. yüzyıl bitmeden değerli bazı mimari yapıtların yıkılması veya kullanıcıları tarafından tanınmaz şekilde değiştirilmesi, dönemin mimari mirasının korunması konusunu gündeme getirmektedir. Kayıpları kaygıyla izleyenler, çağın insanlık tarihine kattığı değerlerin yaşatılması yönünde harekete geçmek gereğini duyarak örgütlenme çabasına giriştiler.

Çağdaş mimarlık mirası örneklerinin geleceğe aktarılması için biraraya gelen mimarlar, 1990’da Hollanda’da DOCOMOMO (Documentation and Conservation of the Modern Movement-Modern Mimarinin Belgelenmesi ve Korunması) olarak adlandırılan bir sivil girişim başlattılar.(1) Türkiye kolu 2002’de oluşturulan bu kuruluş çağdaş mimarlığın saptanması, belgelenmesi ve korunması için çalışmalar yürütmektedir.(2) 20 ülkeden 140 meslek insanının katılımıyla Hollanda’da gerçekleşen ilk uluslararası toplantı sonunda yayınlanan Eindhoven Bildirgesi’nde örgütün amaç ve hedefleri şu şekilde açıklanmıştır:(3)

  1. Halkın, yetkililerin ve çevre ile ilgili meslek adamlarının ve bu alanda çalışan eğitimcilerin dikkatini çağdaş mimarlığa ve önemine çekmek;
  2. Çağdaş mimarlık hareketinin çizimler, fotoğraflar, arşiv ve diğer belgelerden oluşan bir envanterini yapmak;
  3. Bu yapıların korunmasıyla ilgili uygun teknik ve yöntemlerin geliştirilmesini desteklemek ve derlenen bilgilerin meslek adamlarına ulaşmasını sağlamak;
  4. Önemli çağdaş yapıların yıkımını ve bozulmalarını engellemek;
  5. Belgeleme ve koruma için kaynak bulmak;
  6. Çağdaş mimarlık konusunda araştırma yapmak ve bilgi geliştirmek.

20. yüzyılda Mies van der Rohe, Pier Luigi Nervi gibi öne çıkan mimar ve mühendislerin ilgi çeken, seçkin eserleri yanında, yaşamın her alanına ait çok sayıda bina yapılmıştır. Okullar, yönetim binaları, hastaneler, endüstri yapıları, konutlar da dönemin toplum yapısını, sanatını, mimari anlayışını, tasarım ölçütlerini yansıtan eserler olarak değerli ve anlamlıdırlar. Dönemin planlı yerleşimleri olan Brasilia, Tel Aviv’in Beyaz kenti(4) gibi yerleşmeler de 20. yüzyıl kent vizyonu, arzu edilen çevre düzeni ile ilgili değerli veriler sağlamaktadır. Çağdaş mimarlığın gelecekte doğru değerlendirilmesi açısından, özenle onarılmaları istenen bu yerleşme ve yapıların yasal koruma altına alınmaları ve sürekli bakımlarının uzman katkısıyla yapılması her zaman kolay olmamaktadır. Yasal koruma altına alınan planlı yerleşmelerin bütünlükleri korunarak, barındırdıkları değerli yapıtlarla birlikte geleceğe aktarılması için çabalar artmaktadır.

Uzmanlara göre, yakın tarihin mimarlık mirasının korunması yeni bir yaklaşım, ilkeler ve yöntemler gerektirmektedir.(5) Yapıları değişen teknolojiye, kullanım isteklerine uyarlamak için teknik güncelleme projeleri hazırlanmaktadır. Daha önceki dönemlerin anıtsal yapılarında kullanılanlar gibi uzun süre dayanmayan malzemeler, yapım teknikleri ve donanımla yapılan 20.yüzyıl yapılarının ayakta tutulması özel çabalarla gerçekleşmektedir.(6) Restorasyon öncesinde binaların belge değerinin, mimari öneminin ve özgünlüğünün tanımlanması ve değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Çağdaş mimarlığın korunması için halkın katılımı, yaratıcı tartışma, eleştirel ve dengeli değerlendirme yapılması önerilmektedir. Korunacak değer toplum için önemliyse, onarımı uygun yaklaşım ve teknikler kullanarak, teknolojiyi güncelleyerek yapmak mümkün olmaktadır. Bu konuda Finlandiyalı ünlü mimar Alvar Aalto’nun yaptığı kültür merkezinin onarımı örnek verilebilir. (Resim 1) 1955-58 yılları arasında inşa edilen Helsinki Kültür Evi zamanla teknik servisler açısından eskidiğinden, 1989 yılında ele alınarak, ayrıntılı kurtarma çabaları yürütülmüştür. Restorasyon öncesinde mekânların mimari değerlerine ve durumlarına göre bir değerlendirme sonucunda müdahaleye yönelik olarak dört kategori belirlenmiştir.(7)

  1. İyi durumda olan ve fiziksel / teknik değişim olmadan korunacak mekânlar;
  2. Teknik ve işlev değişikliği yapılabilecek mekânlar: Ofis ve toplantı odaları;
  3. Bozulmuş alanlar: Bu bölümler için müdahaleler geliştirilmiştir;
  4. Bodrum: Teknik ihtiyaçlar ve servisler için büyük değişiklik yapılabilecek bir alan olarak ele alınmıştır.

Mimar Aalto’nun değerli yapıtı, Finlandiya halkından gelen istek doğrultusunda, üzerinde özenle çalışılarak restore edilmiş; kullanım değeri güncellenerek tekrar açılmıştır. Kültür Evi onarıldıktan sonra, 1991’de tescil edilmiştir. Finlandiya’nın en genç tescilli binası olan Kültür Evi sürekli bakımla yaşatılmaktadır.

Alvar Aalto’nun 1933-1935 yılları arasında Vyborg kentinde inşa edilen kütüphane binası da özel tasarımıyla dikkat çeken bir çağdaş mimarlık yapıtıdır. (Resim 2) II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği tarafından yönetilen alanda bulunan kütüphane, uzun yıllar ihmal edildikten sonra Rus ve Fin koruma uzmanlarının ortak çalışmalarıyla özenle onarılmış ve yeniden hizmete girmiştir. Uzmanlar, yapılar zaman içinde çeşitli ekler aldığından, bu tür çalışmaların başlangıcında ne kadar süreceğinin kestirilemediğini, ancak titiz çalışmalarla istenilen sonuçlara ulaşılabildiğini belirtmişlerdir.(8)

Eskiyen teknikler ve malzemeler dolayısıyla 20. yüzyıl yapılarının yıkılıp yok edilmesi yerine, malzeme ayrışması, korozyon gibi sorunları çözerek yaşatma yaygın olarak uygulanmaktadır. Almanya’da Stuttgart’ta bulunan ünlü çağdaş mimarlık ürünü toplantı salonu, ABD’de gökdelenler korozyon, malzeme ayrışması gibi sorunları çözmek için üniversite laboratuarlarında veya uzman ekiplerce yürütülen bilimsel ayrıntılı çalışmalarla, son teknolojik olanaklarla desteklenerek onarılmaktadır.(9)

TÜRKİYE’NİN 20. YÜZYIL MİMARİ MİRASI VE KORUNMASI

Ülkemizde 20. yüzyıl mirasının korunması için çabalar, bilimsel araştırma ve yayınlar giderek artmaktadır.(10) Yasaların 20. yüzyıl mimari mirasının korunması için olanak sunması sevindiricidir ancak koruma kurulları bu konuya her zaman sempatiyle bakmamaktadır. İnsanlar inşa edildiğini bildikleri bir modern binanın kültürel değerini kavramakta zorlanmakta; bazı kurul üyeleri yakın tarihli projelerin değeri konusunda yeterli birikime sahip bulunmamaktadır. Rant baskısı bir diğer sorundur. Özel mülkiyette olan ya da geniş arazileri dolayısıyla yüksek yoğunluklu inşaat yapımı potansiyeli olan Cumhuriyet dönemi yapıları tescil edilmemekte veya tescilleri kaldırılarak arazileri imara açılmaktadır.20. yüzyıl mimarlığının, planlı yerleşmelerinin tescili için, tarihî öneme sahip olmaları, estetik değer taşımaları, içinde bulundukları tarihî yerleşmenin gelişimine katkıları olması, belli bir dönemin kent yaşamı, planlaması hakkında veri sağlamaları, özel bir tasarıma, taşıyıcı sisteme, tipolojiye sahip olmaları, ünlü bir mimarla ilişkili olmaları gibi ölçütler aranmaktadır. Bu özelliklere sahip olan yapılar veya yerleşmeler tescil edilerek yasal koruma altına alınmaktadır. İstanbul’da Prof. K. A. Aru ve Y. Mimar R. Gorbon tarafından planlanan ve yapımına 1947 yılında başlanan Levent Mahallelerinin koruma altına alınması, Türkiye’deki 20. yüzyıl şehirciliğinin önemli bir örneğinin geleceğe aktarılması açısından kayda değer bir karardır.(11) Bu tür kararların çok olmadığı, Ankara’da Prof. P. Bonatz’ın Saraçoğlu (1944-46) yerleşmesine aynı duyarlılıkla bakılmadığı bilinmektedir.

Ünlü mimarlarımızdan Prof. S. H. Eldem’in yaptığı yalıların, Prof. Emin Onat’la birlikte tasarladığı İÜ Fen Edebiyat Fakültesi binası gibi 20. yüzyıl mimarlığının özgün bir örneğinin tescil edilerek yasal koruma altına alınması olumlu gelişmelerdir. (Resim 3) İÜ Fen ve Edebiyat Fakülteleri binası 20. yüzyılda yeniden biçimlenen tarihî yarımadada, Prost Planı’na göre genişletilen Ordu Caddesi üzerindeki cephe ve kütle düzeniyle taşıdığı mimari değer yanında, titizlikle tasarlanmış iç mekânlarıyla da dönemin üst düzey tasarımları arasında yer almaktadır. İstanbul Üniversitesi tarafından kullanılmakta olan yapıtın özgün tasarım ayrıntıları özenle korunarak onarılması için çalışılmaktadır. Aynı üniversiteye ait bir diğer çağdaş yapı Y. Mimar H. Şandor ve H. Başçetinçelik tarafından tasarlanan Bayezıt Hamamı yanındaki kütüphanedir. Cephe ve kütle özellikleriyle çevreye uyumlu bu binanın tescilinin ilgili koruma kurulunca uygun bulunmaması üzücü olmuştur. Tercüman gazetesinin özel tasarımlı binası da tescile layık görülmediğinden, kullanıcılar tarafından hak etmediği muamelelere maruz bırakılmıştır. Y. Mimar Haluk Baysal’ın Vakko Binası’nın (1969) koruma kurulunca tescil edilmeyerek yıkılması(12) da çağdaş mimarlığımızdan bir başka kayıptır. Ataköy yerleşkesinin sahil kesimindeki moteller bölümünün yüksek katlı yapılaşma uğruna yok edilmesi esefle anılmaktadır.

TAKSİM VE AKM

2007’den bu yana İstanbul’un 1930’lardaki gelişmesinin önemli iki ögesi hedeftedir. Bunlardan biri olan belediye başkanı Lütfi Kırdar döneminde İstanbul’da girişilen önemli projelerden Spor ve Sergi Sarayı, 1990’larda yenilenerek kültürel amaçlı kullanıma sunulmuştur. (Resim 4) Yanındaki açık hava tiyatrosu da onarılarak kullanımı sürdürülen önemli bir kültür yapısıdır. Diğer öge ise, yine aynı belediye başkanı döneminde başlatılan 2 Numaralı Park ve AKM olarak bilinen Opera binalarıdır. (Resim 5) Bu yapılar üzerindeki değişim baskıları yıllardır gündemdedir. Taksim Meydanı, Gezi Parkı ve AKM birbiriyle bütünleşen, ülkenin, İstanbulluların yüreğinde yer etmiş simgelerdir ve korunmaları için büyük bir kamuoyu desteği bulunmaktadır.

Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili yasal sürece bakıldığında, binanın 1999’da Taksim Meydanı ve Gezi Parkı ile birlikte tescil edildiği; 2006’da rölövesinin onaylandığı; 2007’de koruma grubunun 1 olarak belirlendiği görülmektedir.(13) İlgi çeken bir nokta 2007’de tescil kararının kaldırılması yönündeki girişimdir. Koruma Kurulu bu talebi uygun görmemiş; güçlendirme projesi hazırlanması yönünde karar almıştır. AKM’yi ayakta tutma çabalarının aradan on yıl geçtikten sonra 2017’de bir özel şirketten alınan taşıyıcı sistem durum raporuna dayanılarak terk edildiği; yeni bir Kurul kararıyla tescilinin kaldırıldığı, her şey bittikten sonra, hayretle öğrenilmiştir. Kamuoyundan habersiz gelişen olaylar, hazırlanan yeni AKM projesinin tanıtım programı ardından ortaya çıkmıştır.

AKM’yi tescil eden koruma kurulu Taksim Meydanı ve çevresini bir kentsel sit, simgesel değeri olan kültür varlıkları olarak değerlendirirken, son koruma kurulu kararı AKM’nin aslında yasanın öngördüğü değerleri taşımadığını, konumu dolayısıyla tescil edildiğini ileri sürmektedir. Tescilin iptali için yapılan bu açıklama gerekçe olarak kabul edilemeyecek “hafiflik”tedir.

AKM’nin sadece konumu, ilişkileri dolayısıyla tescil edilmiş olduğunu, onu hiç tanımayan, belki başka ülkede yaşamakta olan kişiler ileri sürebilirler. AKM’nin içine girmiş, orada konferans, konser, bale izlemiş olanlar; onun sıradan bir yapı olmadığını, ustaca düzenlenmiş, işlenmiş iç mekânlara sahip olduğunu görmüşlerdir. (Resim 6) Yapıyı tanıyanlar, iç ve dış mekân ilişkilerinin, Taksim Meydanı’na bakan fuaye ve diğer mekânlarının duyarlılıkla biçimlendirildiğini, aydınlatma düzeninin estetik ve seçkin bir tasarıma sahip olduğunu iyi bilirler. AKM’nin bulunduğu bağlam (Taksim Meydanı) onun simge değerini arttırmaktadır. Bununla birlikte, tasarımındaki üstün nitelikler, iç ve dış mimarisinin öz değerleri onun tescilini haklı kılmaktadır.

Koruma Kurulu üyelerinin koruma-çağdaş mimarlık değerlendirmesi konusunda ne derinlikte birikime sahip olduklarını bilmiyoruz. Koruma Kuruluna seçilmişler ve kendilerinden bir değerlendirme istenmiş; onlar da yapmışlar. Kurulların alanında bilimsel birikimi olan, kamu yararına karar verecek olgunlukta üyelerden oluşması koruma kuruluna ağırlığını kazandıran, yetkisini hak ettiren temel ölçüttür. Yoksa alınan kararların bilimsellikle bağdaşması olanaksızdır. Üye seçme konusunda yetkili merci olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın istenilen kararları kolayca, itiraz etmeden alacak Kurul kompozisyonları oluşturmak yerine, geleceğe aktarılacak değerleri seçme ve koruma konusunda birikimli uzman kadrolarla çalışması beklenir.

YENİ AKM PROJESİ

Beyoğlu sit alanı içinde yer alan AKM’nin çevresindeki parselleri tevhid ederek, ona yapışan yeni inşaat alanları yaratmaya izin vermek ve 1. Grup eserin tescil kararını kaldırarak rahatça yıkabilmek koruma ilkeleriyle bağdaşmayan kararlardır. AKM ve çevresine daha yoğun bir yapılaşma getirmek için uğraşanların, Beyoğlu Koruma İmar Planı’nın mahkeme kararıyla iptal edildiği bir zamanı seçmesi, ustaca bir atak olmuştur. “Herkes için parlak ve daha iyi bir dünya” hedefiyle gelişen çağdaş mimarlığın yenilikçi karakterini, teknik ve estetik boyutlarıyla taşıyan AKM için uzman mühendislerin son teknolojiyi kullanarak koruma uygulamaları yapmasını umarken, yıkım kararıyla karşılaşmak bizde kötü bir şok etkisi yaratmıştır. Yeni projenin sakıncalarını kent planlama ve peyzaj yönlerini kapsayan, geniş bir perspektifle değerlendirmek gerekmektedir. Umarız kamuoyu, aklıselim ve hukuk yolları yanlıştan geri dönüş için bir çözüme ışık tutar. Avrupa ve Amerika’da yapılan birçok modern mimari restorasyonunda olduğu gibi, sabırla yürütülen bilimsel çalışmalarla mimar ve mühendislerimizin başarılı sonuçlar alacağını düşünüyoruz.

NOTLAR

1. De Jonge, W., 2006, “Docomomo International 14 Years of Documentation and Conservation of Modern Movement Architecture”, Conservation of the 20th Century Architectural and Industrial Heritage, 18-19 Mayıs 2002, İstanbul, ss.12-16.

2. Tağmat, T. S. (der.), 2003, “ Modern Mimarlık Ürünlerinin Korunması”, Mimarlık, sayı: 312, ss.17-19.

3. Cunningham A. (ed.), 1998, Modern Movement Heritage, Routledge, Londra, s.163.

4. Szmuk, N., 2006, “The White City of Tel Aviv”, Conservation of the 20th Century Architectural and Industrial Heritage, 18-19 Mayıs 2002, İstanbul, ss.33-34.

5. Kairamo, M., 2003, “Architecture of the 20th Century and Perspectives for the Third Millenium-Introduction”, More Than Two Thousand Years in the History of Architecture, Safeguarding the Structures of Our Architectural Heritage, UNESCO, 10-12 Eylül 2001, Paris, s.257.

6. Tanyeli, G., 2011, “Geç Osmanlı-Erken Cumhuriyet Dönemi Yapı Teknolojisi ve Koruma Sorunları”, Cumhuriyetin Mimarlık Mirası, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, ss.141-145.

7. Mustonen, T., 1998, “The House of Culture, Helsinki (Alvar Aalto)”, Modern Movement Heritage, Routledge, Londra, ss.96-102.

8. Adlercreutz, E., Englund, L. vd (Ed.), 2009, Alvar Aalto Library in Vyborg- Saving a Masterpiece, Rakennustieto Publishing, Estonya.

9. Kelley, S. J., 2003, “ The American Skyscraper Heritage: History and Treatment”, More than Two Thousand Years in the History of Architecture, Safeguarding the Structures of Our Architectural Heritage, UNESCO, 10-12 Eylül 2001, Paris, ss.274-279

10. Omay Polat, E., 2011, “Cumhuriyetin Mimari Mirasını Koruma Nedenleri: İdeoloji ve Koruma”, Cumhuriyetin Mimarlık Mirası, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, ss.105-111.

11. “Levent Evleri ‘Kentsel Sit’ İlan Edildi”, 2008, Mimarlara Mektup, sayı:118, s.13.

12. Cengizkan, N. M. (Ed.), 2007, Haluk Baysal-Melih Birsel: Mimarlığa Emek Verenler Dizisi-III, Ankara, ss.126-128.

13. İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 30.10.2007 gün ve 1344 sayılı kararı.

Bu icerik 1175 defa görüntülenmiştir.