MİMARLIK
391
EYLÜL-EKİM 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Tını
    Esra Sakınç, Dr., Mimar

  • Divalar Gitmez
    Şengül Öymen Gür, Prof. Dr., Beykent Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL.

“Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar”(1)

H. İbrahim Alpaslan, Yrd. Doç. Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü, Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı

Üniversitelerin işlevlerini yerine getirebilmeleri için iki ilke vardır; üniversitenin özerkliği ve akademik özgürlük. Üniversiter sistemin özerkliği, merkezî bir yapıda biçimlenmesinin ülkemizdeki somut karşılığı olan YÖK ve onun sorunlarına dair tartışmalar ciddi bir literatür oluşturacak kadar üretime sahip. Akademik özgürlükse bu tartışmaların yanında daha silik, genellikle de akademisyenlerin siyasilerin tepkisini çeken açıklamalarıyla gündemde yer buluyor.

Çağdaş dünyada üniversitelerin taşıması gereken özelliklere dair UNESCO’nun üç temel ilkesi(2) var:

  1. Bilginin peşine salt bilginin kendisi için düşmek ve hakikatin izini nereye giderse gitsin sürmek,
  2. Farklı bakış açılarına karşı tolerans göstermek ve siyasi müdahalelerden bağımsız olmak,
  3. Toplumsal bir kurum olarak, araştırma ve eğitim yoluyla, özgürlük ve adalet ilkelerini, insan onuru ve dayanışmasını ilerletme sorumluluğuna sahip olmak, maddi ve manevi yardımlaşmayı uluslararası düzeyde geliştirmek.

Özellikle üniversitelerin toplumsal işlevlerine vurgu yapan 3. maddede üniversitelerin ve dolayısıyla akademisyenlerin mesleki çalışma alanlarının yanı sıra toplumsal sorumluluklarının da bulunduğu vurgulanıyor. Bu ilkeye dayanılarak çağdaş dünyada yerleşen genel görüş, akademisyenlerin uzmanlık alanları dışında yorum yapsalar bile korunmaları gerektiğidir. Şüphesiz bundan kasıt yorumların tartışılmaması, eleştirilmemesi değil, yorumları nedeniyle akademisyenlere maddi veya manevi baskı yapılmamasıdır.

Çağdaş dünyanın tartışmalar ve acı deneyimlerle dolu bir süreç sonucunda vardığı bu noktaya, bizim bir türlü varamamanın sıkıntısı aslında bu üzerimize çöken. Dinin bilim üzerindeki hegemonyasının bedelini Galileo’nun elinden yüzyıllarca sürecek bir rezillikle ödeyen Kilise, öbür dünyanın adamlarının bu dünyaya ne kadar karışabileceği konusundaki en erken ve net sınırların çizilmesini kabul etmek zorunda kaldı. Dünya savaşlarında kullanılan toplu öldürme makineleri ve yöntemlerini geliştiren bilim adamları ve bunları meşrulaştıran sosyal bilimciler de siyasi iktidarın boyunduruğundaki bilimin insanlığı nereye götüreceğini ortaya koyarken aynı deneyimler bilim adamlarının toplumsal sorumluluktan uzaklaşmalarının tehlikelerini de gösterdi. Tarihi bunlar gibi yüzlerce deneyime sahip çağdaş dünyada artık bilimin, üniversitenin ve dolayısıyla akademisyenlerin bağımsız ve özgür olmasından başka alternatifleri savunmak pek kolay değil.

Ancak ne yazık ki yüzlerce yıllık pre-üniversite olarak tanımlanabilecek medrese geleneğine sahip olmamıza ve Cumhuriyet döneminde çağdaş dünyaya eklemlenme yönündeki tüm çabalarımıza karşın hâlâ ne üniversite özerkliği ne de akademik özgürlük bağlamında anlamlı bir yerde olduğumuzu söylemek zor. Eğer çağdaş dünyadan kopmamak gibi bir hedefimiz hâlâ varsa üniversitelerin özerkliğini ve akademik özgürlüğü savunmaktan başka bir seçeneğimiz olmadığını görmek zorundayız.

NOTLAR

1. Theodor Adorno.

2. Academic Freedom, University Autonomy and Social Responsibility” www.iau-aiu.net/sites/all/files/Academic%20Freedom_2.pdf [Erişim: 15.08.2016]

Bu icerik 883 defa görüntülenmiştir.