MİMARLIK
391
EYLÜL-EKİM 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Tını
    Esra Sakınç, Dr., Mimar

  • Divalar Gitmez
    Şengül Öymen Gür, Prof. Dr., Beykent Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

(Olimpik) Rüyadan Uyanmak

Sena Özfiliz, Y. Mimar, UIA Sports & Leisure Programı üyesi

2016 Yaz Olimpiyatları Brezilya’nın ikinci büyük kenti Rio de Janeiro’da, Olimpiyatı “Dışlanma Oyunları” olarak adlandıran kentlinin protestoları arasında başladı. 21 Ağustos’ta sonlanan Olimpiyatlar hakkındaki tartışmalar daha uzun süre devam edeceğe benziyor. Tartışmaları yazının odağına alan yazar, Olimpiyatlar sonrası Rio’ya kalanın, “kamusal alanın kriminalize edilmesi, çevre katliamları, yoksul kesimlerin zorla yerlerinden edilmesi ve favelalara artan baskı” olacağını belirtiyor.

Bu yazının yazıldığı günlerde muhtemelen sizin de türlü formattaki ekranlarınıza Rio Olimpiyatları’nda yarışan sporcuların başarı / başarısızlık hikâyeleri, Rio’nun egzotik yüzünü yansıtan görüntüler, yorumlar ve haberler ulaşmaktaydı. Dünya nüfusunun % 99’ununda tıpkı bizim gibi sadece ekranlar aracılığıyla ilişki kurduğu(1) bu dev organizasyon için 2009’da seçilen kent Rio de Janeiro ise, toplamda 4 hafta süren sportif bir parti için 7 yıl süren ve etkileri sonraki on yıllara taşınacak sancılı bir OHAL geçirmek zorunda kaldı. (Resim 1)

Antik Yunan’daki olimpiyat geleneğini modern bir anlayışla diriltilmek amacıyla kurulmuş Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), olimpiyat standartlarını belirlemenin yanı sıra, uzun zamandır oyunların pazarlama, markalama ve TV yayın haklarını elinde tutan bir tekele,(2) Olimpiyat Oyunları ise, önplandaki “şenlik” maskesi ardında Dave Zirin’in deyimiyle(3) “noeliberalizmin truva atına” dönüşmüş durumda. Aday kentlerin yöneticilerinin “kentin marka değerinin, yabancı yatırımların ve turizm gelirlerinin artacağı, şehrin altyapı sorunlarının giderileceği ve istihdam yaratılacağı” gibi söylemlerine inanarak, biraz da milliyetçi hislerle Olimpiyatlara destek veren halklar ise ancak Olimpiyat düzenleme hakkı alındıktan ve IOC’nin çalışma sistemi ve katkı düzeyi görüldükten sonra “kandırıldıklarının” farkına varıyorlar.(4)

IOC aday kentlere; toplamda sadece bir ay sürecek bir organizasyon için kısa vadeli hedefleri olan, sorumluluktan bağımsız, politik olarak yönlendirilmeye açık bir atılım programı empoze ediyor. Bu programlar çoğu zaman kentin uzun vadeli planlarıyla örtüşmüyor, planlama kararları by-pass ediliyor. “Şehrin canlandırılması” alt metniyle pek çok yoksul aile yerlerinden edilerek, uluslararası inşaat ve emlak şirketlerine ve onların politik uzantılarına yer açılıyor. Kaynaklar, adil bir biçimde sağlık, eğitim, ulaşım gibi öncelikli ihtiyaçlar için değil, bu imtiyazlı kesimler yararına kullandırılıyor.

2000’li yıllardaki Olimpiyat şehirleri çoğunlukla dikkat çekici spor tesisleriyle gündeme gelirdi. Bunlarla kıyaslandığında sönük denebilecek düzeyde mütevazı tesisleriyle vitrine çıkan Rio ise, hazırlık sürecinde yaşananlarla önplana çıkıyor. Sosyo-ekonomik, sınıfsal ve mekânsal ayrışma ve dışlamanın en yüksek olduğu kentlerden biri olan Rio bu niteliğiyle “bölünmüş kent” olarak biliniyor. Rio, adaylık kampanyasında; “favelaları iyileştirmeyi, kentin ulaşım sistemindeki kopuklukları gidermeyi, kentteki güvenliği artırmayı”(ve bütün bunları “küresel iklim değişimine duyarlı biçimde gerçekleştirmeyi”) vaad etmişti.(5) Gelinen noktada ise ayrışmanın çok daha derinleştiği görülüyor.

Kentte 2009’dan bu yana çoğunluğu favelalardan olmak üzere yaşam alanlarından sürülenlerin sayısı 77.200 kişiyi buluyor.(6) Olimpiyat Parkı bitişiğindeki Vila Autódromo yerleşkesi gibi bazı favelalarda zorla tahliyelere karşı direniş ise bugüne kadar sürdürülebildi. (Resim 2,3) Oysaki adaylık sürecinde yöneticilerin halk desteğini arkalarına almakta araç olarak kullandıkları ve “oyunların en önemli sosyal miras projesi” olarak sunulan; uygun fiyatlı konut edindirmeye dayalı katılımcı bir yerinde dönüşüm modeli önererek 2020 yılına kadar kentteki favelaların rehabilitasyonunu ve kentin geri kalanı ile bütünleştirilmesini içeren “Morar Carioca” (Canlı Rio) programı, 2013’ten itibaren kademeli olarak atıl hale getirildi.(7)

Küresel şehir olma yolunda girişimci stratejiler izleyen liderler için, favela yenileme programı gibi uzun soluklu projeler, uluslararası alanda ses getirmeyeceği için göz ardı edilebiliyor. (Vaad edilen dönüşümün rafa kaldırılması kadar vahim olan bir başka durum da favelaların bir bölümünün “Olimpiyatların imajını zedeleyeceği” gerekçesiyle duvarlarla izole edilerek gözden ırak hale getirilmeye çalışılması.)(8) (Resim 4)

Coğrafi ve sosyo-ekonomik veriler, Olimpiyatlar aracılığıyla derinleşen sosyal ayrışmayı daha da fazla gün yüzüne çıkıyor. Beş yönetim bölgesinden meydana gelen Rio’da kaynakların dağılımı, kentsel yaşam kalitesi, nüfus gibi özellikler üzerinden bir okuma yapıldığında; favelaların ve nüfusun en yoğun, kişi başına düşen gelirin en düşük seviyede olduğu kuzeydeki yönetim bölgesinde yaşayan % 38’lik kent nüfusuna toplam rekreasyon alanlarının sadece % 12’si ve yeşil alanların % 7,7’si düşerken; Olimpiyat Köyü’nün de yer aldığı Barra de Tijuca’yı da içeren batı bölümünde yaşayan % 14’lük nüfusun toplam rekreasyon alanlarından aldığı pay % 34’ü, yeşil alanlardan aldığı pay ise % 43,4’ü buluyor.(9)

Olimpiyat projesi kapsamında hayata geçirilen ulaşım düzenlemeleriyle; favela halklarının mobilitesini artırmak bir yana, kentin yoksul kuzey kesimleri ile güneydeki varlıklı kesimler arasındaki erişim adeta budanmış.(10) Kentin ulaşım sorunlarına çözüm getireceği söylenerek hayata geçirilen bizdeki metrobüs sistemine benzerliğiyle dikkat çeken BRT’nin işlevi, Olimpiyatlar süresince kentin batısındaki Barra da Tijuca’daki Olimpiyat yerleşkesine hizmet etmek gibi görünse de, sonrasında bu alanların pazarlanmasıyla oluşacak ranta hizmet etmek.

Tüm bu veriler, Olimpiyat projesinin sosyal donatıdan yararlanma anlamında kentteki eşitsizliği azaltmak bir yana daha da derinleştirdiğini kanıtlıyor. Zaten yıllardır polis şiddeti(11) ve suç çeteleri kıskacında yaşam mücadelesi veren favela halkları, Olimpiyat açılış seramonisinde bir koreografinin konusu olmaktan öteye gidemiyor. (Resim 5, 6)

İki yıl arayla iki dev etkinliğe evsahipliği yapan Rio aynı zamanda 1985’ten bu yana yaşadığı en büyük mali ve siyasi krizle boğuşuyor. Kent yerel yönetimi mali OHAL ilan etmiş durumda. Kamu hizmetleri için ayıracak kaynak sıkıntısı ve maaşların ödenememesi nedeniyle hizmetlerde aksama, kamu binalarında grev ve işgaller yaşanırken, son bilgilere göre, Paralimpik Oyunları’nın organizasyonu da maddi sıkıntı nedeniyle tehlikede.(12) Ekonomik durgunluğun yanı sıra ülkeyi dev etkinliklere hazırlayan Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in yolsuzluk iddialarıyla görevden alınmış olması, ülkeyi siyasi krizle karşı karşıya bırakırken mevcut yerel yöneticilerle ilgili de benzer iddialar dillendiriliyor.

Ülkede hortlayan Zika virüsü Olimpiyatların ertelenmesi gerektiği tartışmalarını da gündeme getirmişti. IOC ile işbirliği ve çıkar birliktelikleri olduğu bilinen Dünya Sağlık Örgütü (WHO)(13) ise Oyunların ertelenmesine gerek olmadığını duyurdu. Olimpik yarışmalarda da kullanılacak olan Guanabara Körfezi’ndeki su kirliliği, yerel yönetim tarafından vaad edilen iki su arıtma tesisinden birinin hayata geçirilememesi nedeniyle, hem sağlık boyutuyla hem de kirliliğin yarışmaların gerçekleşmesini engelleyecek boyutta olması dolayısıyla kritik düzeyde.(14) (Resim 7)

“Olimpiyata aday olmak”tan sonra, Olimpiyat kentlerinin yaptığı en büyük hata, kentin ve kentlinin gerçek ihtiyaçlarından yola çıkmak yerine kaynaklarını dış kaynaklı bir onay mekanizmasının direktifleri doğrultusunda harcamak oluyor. Son birkaç Olimpiyatın kentlere bıraktığı mirasa bakıldığında, kentin uzun vadeli planları özelinde en başarılı stratejiyi uyguladığı söylenebilecek Londra’nın bile hedeflerini tam olarak tutturabildiği söylenemez. Olimpiyatların kimi zaman 10 kata kadar katlanan maliyetleri (Yunanistan’da olduğu gibi) ekonomik krizleri tetikleyebiliyor. Brezilya’nın maliyeti 15 milyar doları bulan Dünya Kupası ve 20 milyar dolar düzeyinde tahmin edilen Olimpiyat harcamaları nedeniyle 2014- 2016 arasında yaşadığı kayıp, ekonomik krizin dorukta olduğu 1980-1990 arasındaki 10 yıllık kayba eşdeğer görülüyor.(15)

Bütün bu olumsuzlukları yaşayan Rio halkı, “Olimpiyat rüyası”ndan aslında 2013’te uyanmaya başlamıştı. Öncelikle Brezilya genelinde ulaşım zamlarına itiraz için başlayan protesto gösterileri kısa bir süre içerisinde Dünya Kupası ve Olimpiyatların yarattığı olumsuz koşullara karşı itirazların dillendirilmesine dönüştü. Olimpiyatlar çerçevesinde yapılan 20 milyar dolarlık yatırımın sadece 2 milyar dolarlık kısmının doğrudan halkın yararına olacak projelere harcanıyor olması, üstelik de tüm maliyetin % 67’sinin vergi mükelleflerinin cebinden çıkacağı gerçeği bu itirazı haklı kılıyor. (Resim 8) Riolular, o tarihten beri sürdürmekte oldukları “bize rağmen Olimpiyat düzenleyemezsiniz” itirazını Olimpiyatlar sırasında da haykırmaya devam etti.

Bilindiği gibi Brezilya’da 2013 Haziranındaki bu protestolar, İstanbulluların kent ve çevre duyarlılığı omurgasında yükselen Gezi protestolarıyla eşzamanlı olarak başlamıştı. Bu iki ülkede yolsuzluk ve polis şiddeti her geçen gün artarken, bugün yaşadıkları kentsel dönüşüm süreçleri ve bunlar karşısında yükselmekte olan toplumsal ve siyasal hareketlerin mekânsallaşması da benzeşmekteydi.(16) O tarihlerde İstanbul’u ziyaret eden ve Rio’daki büyük dönüşüm sürecini anlattığı 2015 yılında piyasaya çıkan kitabı(17) üzerinde çalışmakta olan Brezilyalı Gazeteci Juliana Barbassa, bu tesadüfü, İstanbul’un 2020 Olimpiyatları adaylığına göndermede bulunarak “olimpik lanet” olarak nitelendirmişti.(18) O günlerde kamuoyunda daha çok sorgulanmaya başlayan İstanbul’un adaylık projesi, Olimpiyatların alınması durumunda İstanbul’un Rio’dakine benzer vahşi bir dönüşümün eşiğinde olduğunun ipuçlarını taşıyordu.(19) Olimpiyat Master Planı’nın tasarlanması sürecinin şeffaflıktan uzak oluşu, uzman kişi ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri ve Olimpiyat için seçilen yerleşkelere giren alanlarda yaşayanların planlama süreçlerine dahil edilmeyişi, Olimpiyatların yaratacağı ranttan pay almak için sıraya girmiş küresel ve yerel şirketlerin ilgisi, İstanbul’da yaşanabilecekler hakkında fikir vermeye yetiyordu. Olimpiyat projesini hayata geçirmesi için geniş yetkilerle donatılacağı belirtilen TOKİ’nin, adaylık kitabında da yer alan “Olimpiyat Projesi’ni Uluslararası pazarda çekiciliğini artırmaya yönelik kendi stratejisinin bir parçası olarak benimsediği” ifadesi kayda değer. Rant odaklı kentsel dönüşüm uygulamalarıyla adeta bir “şantiye şehir”e dönüşen İstanbul’un Olimpiyatların alınması durumunda geri dönülemez bir yola gireceği açıktı.

Adaylık dosyasında Olimpiyat için harcanacağı açıklanan 19,2 milyar dolarlık yükü (3. Köprü ve 3. Havaalanı gibi diğer dev projeler sürerken) Brezilya gibi yabancı sermayeye bağımlı kırılgan bir ekonomiye sahip Türkiye’nin nasıl karşılayacağı merak konusu olmuştu. Hesap sorma mekanizmalarının işlemez durumda olduğu bir ülkede öngörülen maliyetlerin diğer Olimpiyat evsahibi kentlerde gözlemlendiği gibi katlanarak artması ise sürpriz olmayacaktı.(20) IOC üyelerinin, uluslararası sermayenin iştahına rağmen, 2020 için İstanbul’u tercih etmemesinde Rio’da alınan risklerin benzerlerini bertaraf etme düşüncesi olduğu kuvvetle muhtemel.

Bugün bakıldığında Olimpiyatların Rio’ya bırakacağı miras; kamusal alanın kriminalize edilmesi, çevre katliamları, yoksul kesimlerin zorla yerlerinden edilmesi ve favelalara artan baskı olarak ortaya çıkıyor.(21)

Peki, Olimpiyatların gerçekleştirildikleri kentlere hiç mi olumlu etkisi olmuyor? Olimpiyatları kentin uzun vadeli planlamasının bir parçası olarak ele alan, sportif ve kentsel donatıları yeterli kentlerin, katılımcı politikalar ve sürdürülebilirlik ekseninde tasarlayacakları projelerle kente ve kentliye daha az zarar veren Olimpiyatlar gerçekleştirmeleri mümkün olabilir. Londra’nın bu konuda öncül ve ardıl Olimpiyat şehirlerine göre daha iyi bir sınav verdiği söylenebilir. Ancak IOC’nin ve temsil ettiği küresel sermayenin doymak bilmez istekleri Olimpiyat Oyunları’nı sürdürülebilir olmaktan her geçen gün daha da uzaklaştırıyor. Bugün artık kamusal müdahaleler ve finansal risk olmaksızın Olimpiyat düzenlemek mümkün değil. Son yıllarda Olimpiyatları düzenlemeye aday birçok şehrin (Boston, Hamburg, Roma gibi) adaylıktan vazgeçmiş olmaları bu bilinçlenmeye işaret.

Uzun zamandır Rio’da yaşayan ve çalışmalarını dev etkinliklerin etkileri üzerine yoğunlaştıran Coğrafyacı Chris Gaffney(22), Olimpiyatların gelecekteki akıbetiyle ilgili, şu yorumda bulunuyor: “Halkın eğitim düzeyinin yüksek olduğu, hükümet ve yerel yönetimlerin şeffaf bir biçimde işlediği, basının özgür olduğu ülkelerin Olimpiyat adayı şehirlerinde

referandum mekanizmasının işletilmesi durumunda Olimpiyat adaylığının reddedileceği kuşku götürmez bir gerçek”(23). Gaffney’e göre, olimpik idealler öne çıkarılarak bir festival maskesi altında gerçekleştirilen ve küresel ölçekte adaletsizliği derinleştiren bu tür etkinliklerle ilgili aynı hataları tekrar tekrar yapmamanın tek yolu ise “Oyunları tamamen sonlandırmak”. Gaffney'in bu radikal düşüncesinin haklılığını zaman gösterecek.

NOTLAR

1. “Revealed: the biggest threat to the future of the Olympic Games”, Andy Bull, URL1. www.theguardian.com/sport/2016/jul/27/biggest-threat-future-olympic-games-rio-2016-ioc-thomas-bach-hosts?CMP=share_btn_tw [Erişim: 05.08.2016]

2.  “Rio Capital of Disaster Capitalism”, Tom Winterbottom, URL2. www.publicbooks.org/nonfiction/rio-capital-of-disaster-capitalism [Erişim: 05.08.2016]

3. “Olimpiyat Meşalesi Tehdit Altında”, Mithat Fabian Sözmen, URL3. www.evrensel.net/yazi/77188/olimpiyat-mesalesi-tehdit-altinda [Erişim: 05.08.2016]

4. İstanbul halkının 2020 adaylık sürecine desteği % 94 olarak açıklanmıştı. Bkz. Özfiliz, Sena, 2013, “Hangi Olimpiyat?”, Mimarlık, sayı:373, ss.35-42.

5. “A Close Look at the International Awards and Recognition of the Olympic City”, URL4. www.rioonwatch.org/?p=28309 [Erişim: 05.08.2016]

6. Akgemci, Esra, 2016, “Rio 2016: Bir Dışlanma Hikayesi”, Socrates, sayı:17, Ağustos 2016, ss.22-27.

7. “Morar Carioca: The Dismantling of a Dream Favela Upgrading Program”, URL5. www.rioonwatch.org/?p=17687 [Erişim: 05.08.2016]

8. “Rio 2016 Olimpiyat Oyunları: Dışla/nma Oyunları (1)”, Cihan Uzunçarşılı Baysal, URL6. sendika10.org/2016/08/rio-2016-olimpiyat-oyunlari-dislanma-oyunlari-1-cihan-uzuncarsili-baysal [Erişim: 14.08.2016]. Not: Benzer bir tutum, 2008’de Pekin’de Hutong’ların kamuflajı ile yaşanmıştı.

9. Where’s the Investment? A Geographical Analysis of Rio’s Olympic Legacy”, URL7. www.rioonwatch.org/?p=31048 [Erişim: 05.08.2016]

10. Yoksul kuzey mahallelerinden zengin ve turistik güney bölgesine giden 11 otobüs hattı kaldırılır. Bkz. URL6.

11. Kentte 2009’dan beri polis şiddeti nedeniyle 2.500 ölüm gerçekleşmiş, Akgemci, 2016.

12.  “Rio Paralympics Threatened by Funding Issues”, URL7. www.sportbusiness.com/sport-news/rio-paralympics-threatened-funding-issues [Erişim: 15.08.2016]

13. “Rio Olimpiyatları Ertelenmeli”, URL8. haber.sol.org.tr/dunya/rio-olimpiyatlari-ertelenmeli-157395 [Erişim: 05.08.2016]

14. Rio’nun Olimpiyat hazırlıklarıyla ilgili daha kapsamlı bilgi için: “Rio Olympics: Who are the real winners and losers?”, Jonathan Watts ve Bruce Douglas, URL9. www.theguardian.com/cities/2016/jul/19/rio-olympics-who-are-the-real-winners-and-losers [Erişim: 05.08.2016]

15. URL3.

16. “Yeni Türkiye ve Yeni Brezilya’da Kentsel Dönüşüm”, Yaşar Adanalı, URL10. mutlukent.wordpress.com/2014/11/19/yeni-turkiye-ve-yeni-brezilyada-kentsel-donusum/

[Erişim: 05.08.2016]

17. Barbassa, Juliana, 2015, Dancing With The Devil In The City of God: Rio de Janeiro On the Brink, Touchstone, New York.

18. “The Olympic Curse”, Juliana Barbassa, URL11. latitude.blogs.nytimes.com/2013/06/25/the-olympic-curse/ [Erişim: 16.08.2016]

19. Özfiliz, 2013.

20. Bunu 2013’te Mersin’de gerçekleştirilen “Akdeniz Oyunları” organizasyonunun bilançosundan anlamak mümkün.

21. Dev etkinliklerin kıskacındaki Rio’da yaşanan süreç www.rioonwatch.org adresinden tüm detaylarıyla takip edilebilir.

22. Gaffney’in dev etkinliklerin etkileriyle ilgili araştırma ve yorumlarına yer verdiği blogu “Hunting White Elephants”a şu linkten ulaşılabilir: geostadia.blogspot.com.tr [Erişim: 05.08.2016]

23. URL1.

 

Bu icerik 639 defa görüntülenmiştir.