MİMARLIK
391
EYLÜL-EKİM 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Tını
    Esra Sakınç, Dr., Mimar

  • Divalar Gitmez
    Şengül Öymen Gür, Prof. Dr., Beykent Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
KIRSAL YERLEŞİMLER

Batı Anadolu’da Terk Edilmiş Bir Köy: Ödemiş - Lübbey

Koray Güler, Arş. Gör., MSGSÜ Mimarlık Bölümü

2015 verilerine göre Türkiye nüfusunun sadece % 7,9’u belde ve köylerde yaşıyor. Elbet bu sayının düşüklüğünde birçok köyün Büyükşehir Yasası kapsamında birleştirilerek mahalle statüsüne kavuşmasının etkisi olmakla birlikte, köyden kente göçün hâlâ yoğun biçimde yaşandığı gözlenebiliyor. Benzer kaderi yaşayan Lübbey, kırsal bütünlüğünü koruyarak günümüze ulaşmış ender köylerden biri. Lübbey köyünün bir bütün olarak korunması gereken bir kültür varlığı olduğunu belirten yazar, sosyoloji, kamu yönetimi, hukuk alanları dahil, planlama ve tasarım disiplinlerinin ve yerel aktörlerin ortak çalışmasının gerekliliğini vurguluyor.

Batı Anadolu’da, Küçük Menderes havzasında, İzmir ili sınırları içerisinde yer alan Lübbey (kışlağı) köyü(1), Rahmanlar Vadisi’nde Ödemiş ilçe merkezinden yaklaşık 13 kilometre uzaklıktadır. Lübbey kışlağının 5 kilometre kuzeyinde ise köyün yaylası bulunmaktadır. Günümüzde köyün kışlağı ve yaylağı Çamyayla olarak adlandırılmıştır. Yaklaşık 500 metre yükseklikte çam ormanları arasında konumlanan Lübbey köyünün doğusunda Horzum, güneyinde Derebebekler, batısında Çobanlar köyleri ve kuzeyinde Manisa’nın Salihli ilçesi bulunmaktadır. Lübbey halkının geçmişte kış aylarını doğa şartlarına karşı daha korunaklı bir yamaçta konumlandırılan kışlakta geçirdiği, sıcaklığın arttığı yaz aylarında ise yaylağa göç ettiği bilinmektedir. Eröz(2) terminolojik olarak göçerliği kalıcı konutlara sahip olup olmama durumuna göre göçerlik ve yarı-göçerlik olarak iki gruba ayırmıştır. Bu tanımlamaya göre yarı-göçer olarak sınıflandırabileceğimiz Lübbey halkının 1960’lı yıllarda terk etmeye başladığı Lübbey’de günümüzde sürekli oturan yalnızca beş hane bulunmaktadır. 1960’lı yıllarla birlikte köy halkının ormancılıktan geçimini sağlayamaz duruma gelmesi beraberinde arazisi daha az eğimli ve tarım için daha elverişli olan Çamyayla’ya kalıcı göçü getirmiştir. Lübbey yaylasına elektrik ve içme suyu şebekesinin daha erken döşenmesi ve ulaşımının kolaylığı, köylülerin yaylaya göçünü hızlandırmıştır. Çamyayla’ya kalıcı olarak ilk göçün başladığı 1960’lı yıllarda bölgede hâlâ geleneksel yapım tekniklerinin devam ettiği bilinmektedir. Çamyayla’da günümüzdeki yapıların yaklaşık üçte biri Lübbey’deki geleneksel mimarinin bir devamı niteliğindedir. İlerleyen yıllarda yapılan yapıların ise tuğla dolgulu betonarme karkas sistemde inşa edildiği görülmektedir. Ödemiş Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü kayıtlarında köyün 1904 tarihli nüfus sayımında 238 erkek ve 248 kadın olmak üzere toplam 486 kişiden (77 hane) oluştuğu görülmektedir. Günümüzde köy halkının yerleştiği Çamyayla’nın nüfusu ise 467’dir. 2014 yerel seçimleri sonrasında yürürlüğe giren 12/11/2012 tarih ve 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile birlikte Lübbey kışlağı ve yaylağı, Çamyayla Mahallesi’ne dönüşerek Ödemiş Belediyesi’ne bağlanmıştır. (Resim 1)

TARİHSEL GELİŞİMİ

Lübbey’in ne zaman kurulduğuna ilişkin herhangi yazılı ya da görsel bir belgeye ulaşılamamakla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun konar-göçer toplulukları yerleşik iskana geçirme politikalarını yoğunlaştırdığı 18. ya da 19. yüzyılda kurulmuş olabileceği düşünülmektedir. Başaranbilek(3), Ödemiş nüfus kayıtlarında yaptığı incelemede, doğum yeri Lübbey olan kişiler arasında en erken doğum tarihinin 1830 / 1831 (Hicri 1245) olduğunu tespit etmiştir. Köylülerin günümüzde kalıcı olarak yerleştikleri Lübbey yaylasının ise Efes ve Sardes arasındaki antik yol üzerinde konumlandığını ileri süren araştırmacılar bulunmaktadır.(4) Lübbey Yaylası ile ilgili kapsamlı tespitlerde bulunan Foss(5) bir makalesinde Lübbey Yaylası’nı, Gencer Çayı’nın kaynağına yakın yamaç boyunca tarlalar arasında inşa edilmiş 50 evden oluşan antik bir kasaba olarak tanımlamış, ayrıca yerleşimin “V” biçiminde olduğunu ve bölgede antik dönemde yerleşimin var olduğunu gösteren en büyük kalıntıların ise köyü çevreleyen mezarlar olduğunu belirtmiştir. Osmanlı arşivlerinde yapılan taramalarda köyle ilgili herhangi bir belgeye rastlanmamakla birlikte, Ödemiş Kaymakamlığı arşivinde yapılan incelemelerde Cumhuriyet’in ilk yıllarında Lübbey köyünün komşu köylerle sınır problemleri yaşadığı ve bu sorunun mahkemeye götürülmüş olduğu görülmektedir. 1962

tarihli bir arşiv belgesinde köyün hâlâ Lübbey adıyla anıldığı, 1978 tarihli bir belgede ise artık köyün adının Çamyayla olarak kullanıldığı görülmektedir.

GELENEKSEL DOKU VE MİMARİ ÖZELLİKLER

Lübbey’deki geleneksel doku, bölgenin arazi yapısı, iklimsel özellikleri, yakın çevrede ulaşılabilen malzeme kaynakları ve geleneksel yapım teknikleri doğrultusunda şekillenmiştir. (Resim 2) Köy halkı barınma ve diğer fiziksel gereksinimlerini karşılayacak yapılar inşa etmek için kullandığı taş malzemeyi zeminin kazılması ile kolaylıkla elde edilebilen kayrak taşından, ahşap malzemeyi köyü çevreleyen ormanlardan, kerpiç malzemeyi ise topraktan üreterek elde etmiştir. Yapılar, eğimli arazide birbirlerinin görüş açısını kesmeden konumlandırılmıştır. (Resim 3) Sokakların bir bölümü kayalık zeminden oluşmaktadır. Diğer bir bölümü ise yapıların duvarları ve üst kata ulaşımı sağlayan merdivenlerde de kullanılan kayrak taşı ile kaplanmıştır. Sokak kaplamasında ve yapılarda aynı malzemenin kullanılması görsel bir süreklilik ve bütünlük sağlamıştır. Zemin katta masif olarak yükselen kagir duvarlar, çıkmalar, ahşap payandalar, pencere açıklıkları, bacalar, merdivenler ve saçaklar da geleneksel dokunun diğer tamamlayıcı unsurlarıdır. (Resim 4) Kimi yapılarda üst katlardaki çıkmalar organik dokudaki dar sokakların tamamını kapatarak bir gölgelik oluşturmuştur. Yapılarla birlikte köy peyzajını oluşturan diğer ögeler evlerin etrafındaki sebze bahçeleri, zeytinlikler, meyve ağaçları, Lübbey Çayı ve çam ormanlarıdır. Yerleşimdeki evlerin bir bölümünün bahçe içerisinde serbest düzende konumlandırıldığı görülürken, büyük çoğunluğu birbirine bitişik inşa edilmiştir. Anadolu’daki pek çok yerleşmede olduğu gibi geleneksel yapı ustaları, Lübbey’de de birbirine bitişik inşa ettikleri iki evin arasına ayrıca bir duvar yapma gereği duymamışlar, yaptıkları tek duvarla her iki evin de sınırlarını çizmişlerdir. Köyün geleneksel merkezi, cami, çamaşırhane, hela, çeşme ve kahvehanelerin bulunduğu meydan etrafındadır. Konutlar bu meydan etrafında yamaca yaslanarak ve caminin güneyinde yer alan sokak boyunca karşılıklı olarak konumlandırılmıştır. Köy meydanında olduğu gibi bu sokağın ortalarında da bir çeşme yer almaktadır. 1949 yılında yapılan köy okulu vadinin güney tarafında, elektrik santrali ise Lübbey Çayı üzerindedir. Çay üzerinde yer alan değirmenin ise köy halkı ile yapılan görüşmelerden elde edilen bilgilere göre bir sel sırasında yıkıldığı anlaşılmaktadır.


GELENEKSEL YAPI TÜRLERİ

Geleneksel dokuyu oluşturan en önemli yapılar, köy halkının günlük hayatının geçtiği, barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik inşa ettiği konutlardır. Sofa ve odalardan oluşan konutların asıl yaşama katına dışarıdan kayrak taşlarıyla oluşturulmuş merdivenlerle ulaşılır. Yarı açık sofa mekânında abdestlik, raflar, dolaplar ve ocak gibi mimari elemanlar yer almaktadır. Konutlardaki odaların sayısı ve büyüklüğü ev sahibinin sosyo-ekonomik durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda farklılık göstermekle birlikte, neredeyse tamamında yüklük işlevi gören ahşap dolaplar ve ocaklar yer almaktadır.

Köyün merkezini cami ve çevresinde yer alan kahvehane, çamaşırhane ve hela gibi ortak kullanılan mekânlar tanımlamaktadır. Köy meydanını tanımlayan yapılardan biri olan cami, geleneksel dokuyu oluşturan konutlar ve diğer yapılar gibi geleneksel yapı malzemeleri ve yapım tekniğiyle inşa edilmiştir. (Resim 5) Kayalık bir zemin üzerinde kayrak taşı ile oluşturulan caminin iç ve dış duvarları yaklaşık 55 santimetre kalınlığındadır. Duvarlarında dört halifenin isimleri ile çeşitli manzara, çiçek ve bitkilerin resmedildiği duvar resimleri bulunan caminin son cemaat yerinin, köye gelen misafirlerin konaklayabileceği köy odası ihtiyacını karşılamak üzere kapatıldığı yapıdaki izlerden ve köy halkının sözlü anlatımından anlaşılmaktadır. İçerisindeki zengin bezeme programı ile dikkat çeken cami, çatısından su almakta ve her geçen gün sorunları artmaktadır.

Geçmişte köyün girişinde yer alan çeşmeden gelen suyun bir bölümü hela ile bitişik çamaşırhaneye aktarıldığı bilinmektedir. Çeşmeden gelen suyun çamaşırhanenin içerisinde yer alan ocakta ısıtıldığı ve sıcak suyun hem çamaşır yıkamakta hem de kadın ve çocukların banyo ihtiyacını gidermekte kullanıldığı bilinmektedir. Yerleşimin yaklaşık 500 metre kuzeyinde bulunan çam ormanı içerisinde yaklaşık 40 yıldır yeni gömü yapılmayan köyün mezarlığı bulunmaktadır. Mezarların bir bölümü 50-60 santimetre yüksekliğindeki duvarlarla çevrilmişken kimilerinin yalnızca tek bir mezar taşından oluştuğu görülmektedir.

Çamyayla’da yaşayan orta yaş ve üstündeki köy halkının büyük çoğunluğunun mezun oldukları Lübbey İlkokulu’nun yapım tarihi 1949’dur ve ilk mezununu 1955 yılında vermiştir. Okul bir derslik, bir öğretmen odası ve köy öğretmeninin kullanımına tahsis edilen lojman birimlerinden oluşmaktadır. (Resim 6) Okulun duvarlarında harman tuğlası ve kayrak taşı, döşeme ve çatı strüktüründe ahşap, çatı örtü malzemesi olarak da alaturka kiremit kullanılmıştır. Dersliğin bulunduğu eğitim birimine kayrak taşlarıyla oluşturulmuş oval bir merdivenle, lojman birimine ise doğrusal ve daha dar bir merdivenle girilmektedir. Ödemiş Kaymakamlığı arşivinde yapılan incelemeler, okulun 1978 yılında harap olduğunu göstermektedir.

Lübbey köyü sınırları içerisinde yer alan ve uzun yıllar Ödemiş’in elektrik ve içme suyu ihtiyacını karşılayan hidroelektrik santralinin 1932 yılında hizmete girdiği bilinmektedir.(6) (Resim 7) Ödemiş sokaklarının elektrik ile ilk kez aydınlatılması ise bu tarihten önce Yunan

işgali (1919-1922) sırasındadır.(7) Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ödemiş’e elektrik ve su getirme çabalarının bir yansıması olan santral binası, günümüze bazı değişiklikler geçirerek ulaşmıştır. İlçeyi modern elektrik şebekesine kavuşturan özgün donanım ve boru hatlarının bir bölümü, hâlâ arazinin bazı noktalarında gözlenebilmektedir. Santral binası ile benzer tarihlerde inşa edilen lojman binası ise günümüzde kullanılamaz haldedir. Köylülerle yapılan sözlü görüşmelerden Ödemiş Belediyesi’nin santralden taşıdığı bir hat ile köyün camisi ve kahvehanelerinin aydınlatılmasını sağladığı anlaşılmaktadır. Ödemiş, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara, Kayseri ve Trabzon gibi illerle eş zamanlı olarak elektriğe kavuşan ilk ilçe olmuştur.(8)

KONUTLARIN PLAN VE CEPHE ÖZELLİKLERİ

Kırsal mimaride evlerin plan şemaları ve cephe özellikleri; yaşam koşulları değişmediği sürece tekrar etmektedir. Ev sahiplerinin ekonomik koşulları ve kişisel gereksinimleri ise yapılardaki mekânlarda küçük farklılıklar oluşturmuştur. (Resim 8-9) Büyük çoğunluğu iki katlı olan konutların zemin katları ahır olarak kullanılırken üst katlar asıl yaşamın geçtiği sofa ve odalardan oluşmaktadır. Lübbey’deki evlerin plan şeması dışarıdan taş merdivenle ulaşılan yarı açık sofa ve bu sofadan geçilen odalardan oluşmaktadır. Adeta bir megaronu andıran bu plan şeması oda sayısı arttıkça tekrar eden birimlerin yan yana getirilmesiyle oluşturulmuştur. Oda sayısı ne kadar olursa olsun evlerin neredeyse tamamının ışık ve temiz hava ihtiyacını sofaya açılan ahşap kapaklı pencerelerle sağladığı görülmektedir. Sayıları az olsa da konutların kagir duvarlarında pencerelerin bulunduğu örnekler de bulunmaktadır. Odaların içerisinde yer alan mimari elemanlar ise ocaklar ve nişler ile yüklük, gusülhane ve rafların yer aldığı dolaplardır. Sofaların büyük çoğunluğunda ocak ve abdestlik bölümü yer almaktadır. Su kullanımı için özelleşmiş bir mimari elaman olan “abdestlikler” sofanın sokağa bakan bölümünde konumlandırılmıştır. Abdestliklerin yıkama bölümünün yanında mutfak için kullanılmak üzere raflar ya da dolaplar olabilmektedir. Sofaların büyük çoğunluğunda yer alan ve yemek pişirmek için kullanılan ocaklar ise mekânın dar köşesinde konumlandırılmıştır. Köyde sayıları az olmakla birlikte sofası olmayan ve alt kattan ahşap bir merdivenle yaşama katına geçilen evler de bulunmaktadır. (Şekil 10) Ahır duvarlarında hayvanların su ve yem ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik düzenlenmiş yemlikler bulunmaktadır. Kimi evlerin zemin katlarında köylülerin kapanca adını verdikleri ve birkaç evin bodrum katları arasında geçişi sağlayan ahşap kapılar yer almaktadır. Yapılan sözlü görüşmelerde bu geçitlerin bütün evler arasında olduğu ve geçmişte yaşanması olası herhangi bir tehlike anında saklanmak için kullanıldığı belirtilmiştir. Üretilen sebze ve meyvelerin kurutulmasında kullanılan yaklaşık 1,20-2,00 metre yüksekliğe sahip çatı arasına da sofa üzerinden ulaşılmaktadır.

YAPIM TEKNİĞİ, STRÜKTÜR VE MALZEME ÖZELLİKLERİ

Lübbey köyündeki yapıların kuruluşuna doğal kayalık zeminin üzerine kayrak taşıyla oluşturulan ve belirli kotlarda ahşap hatıllarla desteklenen zemin kat duvarının oluşturulmasıyla başlanır. (Resim 11) Büyük çoğunluğu temelsiz olarak inşa edilen evlerin zeminindeki kayaçlar taşıyıcı sistemin bir parçası olarak kullanılmıştır. (Şekil 12) Temelde kayaçların kullanıldığı örneklerle birlikte sayıları az da olsa kaya zeminin yaklaşık 60-100 santimetre derinliğinde ve 80-100 santimetre genişliğinde kazılarak temel duvarlarının oluşturulduğu yapılar da bulunmaktadır. Temel duvarları kayalık zemin üzerinde yükselsin ya da yükselmesin, yapıların kayrak taşı ve çamur harcıyla oluşturulmuş kagir beden duvarları yaklaşık 50-60 santimetre genişliğindedir. Duvarlarda düşey düzlemde belirli seviyelerde 10/12 ya da 12/14 santimetre kesitlerindeki ahşap hatıllar kullanılmıştır. Kapı ve pencere boşlukları ise 10/12 santimetre dikdörtgen ya da 10 santimetre çapındaki yuvarlak kesitli ahşap kirişlerle geçilmiştir. Bazı örneklerde kapı ve pencerelerdeki bu kirişler uzatılarak o seviyede hatıl olarak değerlendirilmiştir. Yapıların döşemelerinde, doğramalarında ve çatı strüktüründe baskın olarak çam ağacının, iç mekândaki mimari elemanlarda ise çamın yanı sıra ceviz ağacının da kullanıldığı görülmektedir. Masif zemin kat duvarları üst katlarda yaklaşık 1,50-2,00 metre kadar sokağa taşırılarak yaşama katı planını oluşturur. Zemin kat ve üst kat planlarının ilişkisine göre çıkmalar, yüklerini aktardıkları zemin kat duvarlarına paralel ya da onlardan farklı bir doğrultuda bir veya iki yönde oluşturulmuştur. Üst kattaki çıkmaların ve çatıdan gelen yüklerin zemine aktarılmasında ise dik açılı olarak doğrudan zemine ya da zemin kat duvarlarındaki ahşap hatıllara açılı olarak sabitlenen ahşap dikme ve payandalar kullanılmıştır.

Evlerde genellikle kagir zemin kat duvarları üç yönde devam ettirilirken iç mekân bölmelerinde zemin katta yığma taş, üst katta kerpiç ya da tuğla dolgulu ve çamur sıvalı ahşap karkas sistem kullanılmıştır. Köyde sayıları az olmakla birlikte dört duvarı da kagir olan yapılar bulunmaktadır, ancak bu yapıların da iç mekân bölüntülerinde ahşap karkas sistem kullanılmıştır. Ahşap karkas duvar, düşeyde 100-150 santimetre aralıkla yerleştirilen 12/14 santimetre kesitindeki dikmeler ve bu dikmeleri birbirine sabitleyen çaprazlarla oluşturulmuştur. Evlerin zemin katlarının döşemesi sıkıştırılmış toprak, birinci katların döşemesi ise ahşap kirişler üzerine çakılarak oluşturulan ahşap kaplamadır. Zemin kat mekânlarının ve üst kattaki yarı açık sofa mekânının tavanları kaplanmazken, odaların tavanları ahşap malzemeyle kaplanmıştır. Yapıların çatılarının büyük çoğunluğu ahşap strüktürlü ve alaturka kiremit kaplıdır, ancak depo ve ahır olarak kullanılan kimi yapılarda toprak örtülü düz damlara da rastlanmaktadır. Düz damlarda kagir duvarların ve mekânın ortasında yer alan ahşap dikmelerin üzerine yaklaşık 10x10 santimetre kesitindeki ahşap kirişler gelmekte ve bu kirişler üzerine sırasıyla çam dalları, meşe yaprağı ve sıkıştırılmış toprak serilmektedir. Köyde yaygın olarak görülen iki, üç ya da dört eğimli çatıların biçimi, üst kat planına göre biçimlenmiştir. Eğimleri % 25-35 arasında değişen oturtma çatıların saçak genişlikleri 40 ile 70 santimetre arasında değişmektedir. Yüksekçe tutulan çatı arası mekânı üretilen sebzelerin kurutulmasında kullanılmaktadır. (Resim 13)

DEĞERLENDİRME

İzmir ili sınırları içerisinde yer alan Lübbey köyü, kültür ile doğanın iç içe geçmiş olduğu adeta topografyanın doğal bir uzantısı olan yerleşimi ve özgünlüğünü büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmış olan cami, çamaşırhane, kahvehane, okul, çeşme, konut, depo işlevli yapılar ile tarlalar ve ormanların oluşturduğu fiziksel dokusuyla döneminin kırsal yaşamı, mimari yaklaşımı, yapı teknolojisi, yapım teknikleri, peyzaj özellikleri ve geleneksel yapı ustalıkları hakkında detaylı bilgiler vermektedir. Topografya ve doğal zemin kullanılarak konumlandırılan yapılar ile bu yapıların arasında kalan sokaklar çok sayıda vista noktası ve pitoresk bir görüntü sunmaktadır. Yerleşim düzeni, yapım tekniği ve tasarımıyla Küçük Menderes Havzası’ndaki kırsal mimarinin özgün bir örneği olan Lübbey’in, insanoğlu ve doğanın ortaklaşa katkılarıyla oluşan kültürel peyzaj değerleri, köyün terk edilmesi sonrasında, bakımsız kalarak yok olma riski ile karşı karşıya kalmıştır. Giderek köhneleşen ve belli bir döneminin yaşam biçimini yansıtan detayları bünyesinde barındıran kültür varlıklarından bir bölümünün harabeye dönüştüğü, bir bölümünün ise hâlâ doğa şartlarına direndiği görülmektedir. Bir bütün olarak korunması gereken yerleşimdeki kültür varlıklarının yıpranmışlık durumları her geçen gün kötüye gitmektedir. Terk edilmiş köylerin sorunları ancak sosyoloji, siyaset bilimi, kamu yönetimi, ekonomi, hukuk, iletişim, şehir planlama, mimarlık, inşaat mühendisliği, tarih, arkeoloji gibi birçok farklı disiplinin ve yerel aktörlerin ortak çalışması neticesinde getirilecek strateji ve politikalarla çözümlenebilecek çok kapsamlı bir konudur.

Lübbey köyünde yaşamın yeniden başlaması için Çamyayla’da yaşayan ve köylerine dönmeye istekli olan özgün halkın geri dönüş olasılığının net olarak belirlenmesinin bir önkoşul olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda devam etmekte olan tez sürecinin bir parçası olarak Çamyayla’da yaşayan özgün halk ile “köylerine geri dönüş”; merkezî-yerel yönetimin ilgili birimleri, müzecilik ve kırsal turizm konusunda uzman kişiler, ilgili meslek kuruluşları ve STK’lar ile ise “yaşamın yeniden başlayabilmesi için yapılması gerekenler” hakkındaki düşüncelerini öğrenmek amacıyla görüşmeler yapılması planlanmıştır.

19. yüzyılda dönemin ihtiyaçları doğrultusunda inşa edilmiş Lübbey’deki geleneksel yapıların yeniden işlevlendirilmesinde, kültür varlıklarının özgünlük ve bütünlük değerlerine saygı gösterilmesi ve yıpranmışlık durumlarına göre restorasyon kararlarının alınması bir zorunluluktur. Bu bağlamda büyük müdahaleler ya da yeniden yapımlar gerektiren uygulamalardan peşinen vazgeçilmesi gerekmektedir. Bu temel ilkeler doğrultusunda bu aşamada Lübbey’deki geleneksel yapıların fiziksel durumları da göz önüne alınarak müzecilik, turizm ve yeniden iskan seçeneklerinin her üçünün bir arada uygulandığı bir yeniden yaşam senaryosunun Lübbey için uygun olacağı düşünülmektedir. Yeniden işlevlendirme sonrasında içerisinde yaşamın devam ettiği, doğa turizmi, tarımsal üretim, rekreasyonel amaçlar ve aynı zamanda bir kırsal yaşam müzesi olarak da ziyaret edilebilecek köydeki koruma çalışmalarında; yerleşimin terk edildiği tarihsel döneme ilişkin izlerin korunması ve yerleşim hakkında bilgi verici sunum tekniklerinin geliştirilmesi önerilmektedir. Kırsal yaşam müzesi olarak yeniden işlevlendirilecek köyde, ilk aşamada gelen ziyaretçilerin bilgilendirilmesi için köy okulunun onarılarak ziyaretçi merkezine dönüştürülebileceği ve bununla birlikte Çamyayla’da ve Lübbey’de üretilen yerel ürünlerin sunulacağı kahvehanelerin de aktif hale getirilmesiyle köylerine dönmek isteyen özgün halkın geri dönüş konusunda cesaretlendirilebileceği düşünülmektedir. Köyde yaşayanların ekonomik olarak desteklenmesi adına sayısı çok az olmakla birlikte birkaç konut yapısının da konaklama amacıyla onarılması düşünülebilir. Lübbey’deki kültürel mirasın korunması için uygulanacak koruma politikalarının başarıya ulaşması ancak ulusal ve bölgesel düzeydeki planlama, kırsal kalkınma, çevre, orman, tarım, su, kentleşme, turizm, eğitim, enerji ve ekonomi politikaları ile uyumlu olması halinde gerçekleşebilir.

Bu makale yenilenemez bir değer olan ve kısa sürede yok olma tehlikesi taşıyan Lübbey köyünün, tarihsel gelişimini, geleneksel mimarisini, geleneksel yapı türleri ve yapım tekniklerini, plan ve cephe özelliklerini tanıtmak ve doğa şartları karşısında her geçen gün eriyen mimari mirasın korunması konusundaki farkındalığı artırmayı hedeflemektedir.

 

KAYNAKLAR

Başaranbilek, Emin, 2015, Lübbey Kışlağı ve Lübbey Camisi, Mas Matbaacılık, İstanbul. s.5.

Botha, Lorraine, 1988, “The Asiatic Campaign of Agesilaus-The Topography of the Route from Ephesus to Sardis”, Acta Classica, cilt: 31, ss.71-80.

Eröz, Mehmet, 1991, Yörükler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul.

Evcimen, Taylan Ulaş; Keskin, Bekir, 2011, “Ödemiş Elektrik ve İçme Suyu Şebekesi Projesi”, II. Su Yapıları Sempozyumu, 16-18 Eylül 2011, Diyarbakır, ss.79-85.

Foss, Clive, 1978, “Explorations in Mount Tmolus”, California Studies in Classical Antiquity, University of California Press, California, sayı:11, ss.21- 60.

French, David H., 1997, “Pre- and Early-Roman Roads of Asia Minor: A Hellenistic Station stone from Ephesus”, Arkeoloji Dergisi, sayı:5, ss.189-196.

Hüsrev, Abdullah, 1934, Ödemiş’te Su ve Elektrik (1923- 1933 10 Yıl), Matbaacılık ve Neşriyat Türk Anonim Şirketi, İstanbul.

Kalkan, Hatice, 2014, “Ephesos-Hypaipa-Sardeis yolu üzerine yeni gözlemler ve Pers Kral Yolu”, International Journal of Human Sciences, cilt:11, sayı:1, ss.448-455.

Keskin, Bekir, 2008, Belgelerin Işığında Ödemiş Yazıları, Küçük Menderes Yayınları-5, İzmir. s.37.

Meriç, Recep, 1983, “Antik Dönemde Küçük Menderes Havzasının Tarihsel Coğrafyasına Genel Bir Bakış”, Ege Coğrafya Dergisi, ss.202-212.

Pervan, Nermin, 2011, Sözlü Görüşme, Ödemiş.

Sevin, Veli,1974, “Batı Anadolu’nun Az Bilinen Antik Bir Kenti Hypaipa Tarihi Üzerine Bir Araştırma”, Tarih Dergisi, sayı:28/29, ss.41-53.

 

NOTLAR

1. Makale içerisinde kullanılan Lübbey köyü (kışlağı), geçmişte kışlak olarak kullanılan eski yerleşimi; Çamyayla (Lübbey yaylası), ise köy sakinlerinin Lübbey’i terk edip kalıcı olarak taşındıkları yaylayı tariflemektedir.

2. Eröz, 1991.

3. Başaranbilek, 2015.

4. Sevin, 1974, s.42; Foss, 1978, ss.39-43; Meriç, 1983, ss.202-212; French, 1997, ss.189-196; Botha, 1998, ss.71-80; Kalkan, 2014, ss.448-455.

5. Foss, 1978, s.50.

6. Keskin, 2008, s.37.

7. Keskin, 2008, s.32.

8. Evcimen; Keskin, 2011, s.79.

Bu icerik 874 defa görüntülenmiştir.