MİMARLIK
393
OCAK-ŞUBAT 2017
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Habitat III’ün Ardından
    Ayşe Ege Yıldırım, Dr., Şehir Plancısı-Koruma Uzmanı, ICOMOS BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Temsilcisi

  • Bir Mülteci Kampı ‘Ethos’u Üzerine
    Ömer Faruk Günenç, Arş. Gör., Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü
    Sıtkı Karadeniz, Yrd. Doç. Dr., Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: Bir Palimpsest Kent Olarak İstanbul’da Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil

Giriş

Karmaşık bir ağlar sistemi ile birbirine bağlı ve sürekli bir etkileşim içinde olan dünya kentleri içinde İstanbul da bir “palimpsest” kent olarak, an be an değişen, eskileri üzerine yan yana / üst üste / iç içe eklemlenen yeni katmanlarla geleceğe aktarılıyor. Bu çok katmanlı yapısıyla İstanbul, geçmişten geleceğe alternatif manifestoların üretilmesine, aktarılmasına, çoğalmasına sahne oluyor.

IAPS-Kültür & Mekan Çalışma Ağı olarak, İKSV 2. Uluslararası İstanbul Tasarım Bienali Akademi Programı çerçevesinde, “Bir ‘Palimpsest’ Kent Olarak İstanbul’da Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığı altında bir dizi enformel eğitim etkinliği düzenlenmiştir. Bu bağlamda, bienalin ana teması olan “Bir yandan yeni bir gelecek hayal ederken öte yandan kendini geçmişin üzerine inşa edip aynı zamanda onu yeniden yorumlayarak değişime önayak olan ve böylelikle süreç içinde her ikisini de değişime uğratan manifestolar (metinler, eylemler, hizmetler, nesneler veya başka şeyler) üretmek” ifadesinden yola çıkılarak;

  • Yüzyıllardır yaşadığımız fiziksel çevreyi biçimlendirme işiyle uğraşan biz mimarlar / tasarımcılar da kente yeni katmanlar eklemiyor muyuz?
  • Bugünü ve geçmişi referans alarak, gelecekte kullanılmak ya da yok edilmek üzere mekânlar / tasarımlar üretmiyor muyuz?
  • İçinde yaşadığımız anın hemen öncesi artık “geçmiş” olarak adlandırıldığına göre, bu ürünler geleceğe yönelik olarak geçmişte meydana getirilen müdahaleler değil mi?
  • Bu ürünler meydana getirildiğinde ise, “gelecekteki” kullanıcıları tarafından mekânsal pratikleri ve alışkanlıkları doğrultusunda tekrar ve tekrar üretilmeyecekler mi?

sorularının peşinden gidilerek oluşturulan anatema çerçevesinde yürütülen etkinlikler kapsamında, genç tasarımcılar ve öğrenciler, değişen ve dönüşen İstanbul’un katmanlarının geleceğe nasıl aktarılabileceği üzerine düşünmeye, diyalog kurmaya ve manifestolar üretmeye davet edilmiştir. Etkinlikler dizisinin ayaklarından biri olan makale yarışması kapsamında; yüksek lisans ve doktora öğrencilerine çağrı yapılmış ve katılımcılardan “hiçbir şeyin eskisi ya da mevcut olan gibi olmadığı” bir geleceğe dair öngörüler, fikirler, anlatılar sunmaları beklenmiştir. Makale yarışmasına katılan ve bilimsel komite değerlendirmesi sonucunda ödüle değer görülen ve bu dosyada yer alan makaleler, aynı zamanda 5 Aralık 2014’te Akbank Sanat Beyoğlu’nda düzenlenen “Kültür ve Mekân Buluşmaları 4” kapsamında da sunulmuştur. Bu dosya çerçevesinde yer alan makaleler şu şekilde:

Duygu Yarımbaş, “Kentin Yürüyerek Deneyimlenmesi: İletişim Elemanları” başlıklı makalesinde, kentin palimpsest karakterine önemli katkılar sunan işaretler, levhalar, sokak isimleri gibi görsel iletişim elemanlarını, bir flaneur olarak yürüyüşçünün kenti algılamasına ve dönüşüme katkıda bulunmasına olanak sağlayan önemli kaynaklar olarak ele alıyor. Her bir birey için özgün olan yürüyüş ve kenti algılama eyleminin vaat ettiği açık uçluluğun bir olanak ve potansiyel olarak sunulduğu bu makalede, çevreye dair farkındalığın artırılması için bu açık uçluluk halinin kentin dönüştürülmesi açısından önemli bir araç haline gelmesinin yolları tartışılıyor.

Tuba Özkan ve Emre Özdemir, “Tekinsiz bir Müphem Alan: Yedikule Gazhane Kompleksi”başlıklı makalelerinde, kenti, dolaylı olarak toplumsal hafıza üzerinden tanımlanan bir palimpsest kavramı ile okumayı öneriyorlar. Sürrealist fotoğrafçı Man Ray’in 1929 yılında çektiği Terrain Vague isimli fotoğrafından yola çıkarak, kentler içindeki eski endüstriyel alanların, kullanım değerini yitirerek tekinsiz müphem alanlar haline gelmeleri karşısında mimarlık disiplinin yaklaşımının tartışıldığı makalede, Katalan mimar De Sola-Morales’in “Mimarlık, müphem alanda gücün ve soyut akıl yürütmenin agresif aracı haline gelmeden nasıl hareket edebilir?” sorusu, İstanbul’daki Yedikule Gazhane Kompleksi özelinde ele alınıyor.

Zeynep Tarçın Turgay, “İstanbul’un Kentsel Yapılanma Süreçlerine Yerel Bir İşletme Üzerinden Bakmak: Neco Kornet Dondurma” başlıklı makalesinde, küçük ölçekli kentsel kamusal / yarı kamusal mekânların üzerinde yapılacak çalışmaların bugün kente ve kentte neler olduğuna dikkat çeken eleştirel yaklaşımlara katkı sağlayacağını öngörüyor. Fatih ilçesinin sur içindeki konumu nedeniyle belirgin, kendine özgü bir yapıya sahip olan Kocamustafapaşa Mahallesi’nde 25 yıldır hizmet veren bir dondurma dükkanını çalışma alanı olarak seçtiği, literatür araştırması ve gözlem yöntemiyle gerçekleştirdiği çalışmasının sonucunda Turgay, kentsel dönüşüm projelerinin etki alanına girmeyen kent içi bölgelerinde yer alan uzun soluklu hizmet / tüketim mekânlarının, kentin zamansal, mekânsal, ekonomik ve sosyal kesitlerini görünür / görünmez biçimde birarada barındıran çok boyutlu birer kentsel öge olduklarını ortaya koyuyor. Bu çok boyutluluğa İstanbul’un palimpsest yapısı bağlamında bakıldığında ise, küresel ve yerel dinamiklerin kentte oluşturdukları katmanların, palimpsest kavramının kent bağlamında var olan üçüncü boyutuna vurgu yaptığını tartışmaya açıyor.

Hülya Turgut

Prof. Dr., Özyeğin Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi

 

Esra Akbalık

Öğretim Görevlisi - Okan Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü

Bu icerik 328 defa görüntülenmiştir.