MİMARLIK
393
OCAK-ŞUBAT 2017
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Habitat III’ün Ardından
    Ayşe Ege Yıldırım, Dr., Şehir Plancısı-Koruma Uzmanı, ICOMOS BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Temsilcisi

  • Bir Mülteci Kampı ‘Ethos’u Üzerine
    Ömer Faruk Günenç, Arş. Gör., Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü
    Sıtkı Karadeniz, Yrd. Doç. Dr., Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Meteoroloji Arazisinde Yükselip Kadıköy’e ‘Tepeden Bakmak’

Saltuk Yüceer, Anadolu I Büyükkent Bölge (Kadıköy) Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı

Göztepe’de bulunan Meteoroloji Müdürlüğü arsasında ayrıcalıklı imar hakkı kullanarak başlanan konut projesine ilişkin 2004’ten beri verilen mücadele, yapılar tamamlansa da sürdürülüyor. Geçtiğimiz aylarda Kadıköy Belediyesi’nin, proje sahibi şirket tarafından “inşaatı hukuka aykırı ve keyfi eylemlerle durdurarak kendisini zarara uğrattığı” gerekçesiyle açılan dava sonucu tazminat ödemeye mahkûm edilmesi konuyu tekrar gündeme taşıdı. Süreci yakından takip eden yazar, kişi başına düşen yeşil alan standardını yakalamak için çalışmak yerine, potansiyel alanların da kaybediliyor olmasına karşı hukuksal mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.

Kadıköy, 450.000’i aşan nüfusu ile İstanbul’un ve ülkenin en gözde ilçelerinden biri, aynı zamanda “kentsel dönüşüm”ün de göz bebeği. Her sokakta en az 3-4 binanın yenilendiği, 1999 depreminden, kentsel dönüşüm yasasının çıktığı 13 yılda, 2.818 binanın yenilendiği ilçede, son 2-3 yıl içinde bu rakamlara yaklaşılmış durumda. Fikirtepe projeleri de hesaba katıldığında, 5 yıl sonunda 800.000 nüfusa ulaşacağı hesaplanan bir ilçe. Bu yoğunluğun yaşandığı Kadıköy’ün bağrına hançer gibi saplanan 4 kule ve bu kuleleri içine sindiremeyen her Kadıköylü aileye kesilen yaklaşık 1.000 TL, toplamda 130 milyon TL ceza… Bu karar, bir yerde kamu kurumlarını dolaylı yoldan tehdit ederek imardaki hatalı uygulamalara göz yummaların önünü açmak olarak yorumlanabilecek nitelikte. Kent suçları listesinin ilk sıralarında yer alabilecek nitelikteki bu binalar, kanıksanıp unutulmaya başlanmış iken, belki de hukuk tarihimizde bir ilk olan bu tazminat, bu ceza olmasa maalesef gündeme bile gelemeyecekti.

Hazine adına kayıtlı, meteoroloji alanı olarak bilinen, tarla vasıflı, 44.783 m² olan bu alanın 2004 yılında konut ve ticaret alanı yapılmak üzere 25.08.2004 tarihinde ihale suretiyle satışa çıkartılması üzerine, ancak 03.08.2004 tarihinde haberdar olabildiğimiz bu ihalenin iptali için 20.08.2004 tarihinde Mimarlar Odası olarak dava açtık. Dava dilekçemizde, ihaleye konu olan arazinin de içerisinde yer aldığı 16.04.1998 onay tarihli Kadıköy 2. etap 1/5000 ölçekli nazım imar planının mahkemece iptal edildiğini, bu kararın Danıştay tarafından da onandığı ve sözkonusu kararda, dava konusu planlama alanının yoğun bir yerleşik alan olduğu, planlanan alanda büyük oranda sosyal ve teknik donatı alanı eksikliği bulunduğunun iptal gerekçeleri arasında sayıldığı ve hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bir bölgede yoğunluk artırıcı plan değişikliği yapılamayacağını belirttik. Ayrıca yeni yapılandırma koşulları belirlenmeden ve mevcut yapılandırma koşullarına aykırı bir ihale yapılmasının usulsüz olacağını belittik. Kişi başına 3,5 - 4,0 m² yeşil alan düşen Kadıköy’de hazine arazilerinin öncelikle yeşil alan olarak düşünülmesi gerektiğini belirtik.

17.12.2004 günü mahkeme, taşınmazın imar planında ayrıldığı amacın dışında kullanımına yönelik olarak ihaleye çıkartılması, 1998 planlarının iptal edildiği yargı kararında da belirtildiği üzere alanın yoğun bir yerleşik alan olması, büyük oranda sosyal ve teknik donatı alanı eksikliği bulunması nedeniyle ve yoğunluk artırıcı etkisi de dikkate alınarak ihale işleminde hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğuracak nitelikte bularak dava konusu işlemin dava sonuna yürütmesini durdurma kararı aldı.

Aslında “plan yapımına ait esaslara dair Yönetmelik” maddesinde de, imar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerlerinin değiştirilmesine dair plan değişikliklerinin zorunluluk olmadıkça yapılamayacağı, zorunlu hallerde ise böyle bir değişiklik yapılabilmesi, kaldırılan sosyal ve teknik altyapı alanının hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması koşuluna bağlı olduğu belirtilmektedir. Alınan yargı kararına dayanak olan noktalardan biri de bu konu olmuştur diye düşünüyorum.

Mimarlar Odası için en önemli görev, öncelikle bu ihalenin iptalini sağlamak idi. Zira daha sonra yapılacak planlarla, hukuk sistemimizde baş etmek çok zor. Zaman içinde öyle inanılmaz olaylar oluyor ki… Sulukule’de bitmiş daire kuraları çekiminden 1 hafta önce, defalarca yürütmeyi durdurma istemimizi reddeden aynı mahkeme plan iptal kararı verebiliyor. Aynı anda ihaleye çıkan ve iptali için dava açtığımız iki hazine arazisinden şu an için sadece Tarım İl Müdürlüğü’nde bu amaca ulaştığımız söylenebilir. Ancak Özelleştirme İdaresi’ne devredilen bu alanda da her an bir sürprizle karşılaşmamız mümkün. Ayrıca planlamada ilke olarak yeşil alanlar, yani sosyal donatı alanları öncelikle hazine arazilerinden ayrılmakta, bir yetersizlik olması halinde şahıs parselleri de istimlâk edilebilmektedir.

O tarihlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kişi başına düşen yeşil alan 2 m² iken, Kadıköy’de kişi başına düşen yeşil alanın 3,5-4 m² olmasına karşın, asıl amaç Avrupa Birliği’nin bu konudaki standardı olan kişi başı 10 m²’ye ulaşmak olduğundan, dava dilekçemizde bu alanın yeşil alan olması ve afet halinde toplanma alanı olarak düşünülmesi gerektiğini, ayrıca kat karşılığı satılmasının kabul edilebilir olmadığını açıkça belirtmiştik. Ancak tüm bu itirazlarımıza karşın 06.07.2006 tarihinde askıya çıkan uygulama imar planlarında daha öncede belirttiğimiz gibi meteoroloji sahası ve kat otoparkı olan alan, imarı yüksek yoğunluklu konut alanı, kültürel tesis alanı ve yeşil alan olarak gösterilmiştir.

Öyle ki bu alana verilen ayrıcalıklı imar hakları bu kadarla da kalmamış, Kadıköy merkez, E5 (D100) Otoyolu ara bölgesi için yapılmış 1/5000 nazım imar planı ve 1/1000 uygulama imar planlarında görülmediği şekilde ayrıcalıklı olarak sadece bu parsele özel plan notlarında emsal brüt alandan kullandırılmıştır. Bugün için bile bu uygulama Kadıköy için ilk ve tektir.

Mimarlar Odası olarak, 1998 planlarının iptali için açtığımız davanın nedenlerinden biri de, Fikirtepe’ye Kadıköy’ün üzerinde bir emsal katsayısı verilmesi idi. Ancak, emsal konusundaki görüşünün değişmeyeceğinin anlaşılması üzerine, yeni yapılacak yeni planda Fikirtepe’nin “özel proje alanı” olarak ayrılması halinde Kadıköy’ün plansız kalmaması için planın tamamına iptal davası açmama kararı aldık. Bu karar doğrultusunda 06.07.2006 tarihinde askıya çıkan Kadıköy 1/1000 ölçekli Merkez ile E5 (D100) Otoyolu ara bölgesi uygulama imar planının ve plan hükümlerinin 29 ayrı maddesinin iptali için açtığımız davaya mahkeme her bir parsel için ayrı ayrı davalar açılması gerekçesiyle dilekçemizi reddetti. Bu kararın Danıştay’da tartışılmasını sağlamak gerektiğini öneren Odamız hukukçularının görüşleri doğrultusunda karar aldık. Reddedilen bu 29 madde arasında yer alan meteoroloji arsası için açıklama bölümünde bu alanın uygulama imar planlarında meteoroloji sahası ve kat otoparkı iken, yeni planda, yüksek yoğunluklu konut alanı, kültürel tesis alanı ve yeşil alan olarak gösterildiğini, plan bütününde TAKS ve KAKS değerlerinin net alan üzerinden hesaplanacağı vurgulanmış iken, bu alana bir ayrıcalık getirildiğini ve bu alandaki uygulamanın, KAKS brüt alan üzerinden hesaplanarak yapılacağı hükmünün eklenmiş olduğunu belirttik. Parsel üzerinde çok sayıda ağaç bulunduğunu ve kısa süre önce de mahalleli ve Çekül Vakfı işbirliği ile 1.200 ağaç daha dikildiğini, Kadıköy’ün nefes alma noktalarından biri olan bu parselin, bölge parkı olarak değerlendirilmesini, yapılaşmaya açılmasının son derece hatalı bir karar olacağını belirterek iptalini talep ediyoruz dedik. Daha sonra, Mimarlar Odası’nın vermiş olduğu dava dilekçesi hâlâ Danıştay’da beklerken kesinleşen 1/5000 Nazım İmar Planı ile ilgili, 11.08.2008 tarihinde İBB tarafından onaylanan tadilat planı askıya çıktı. 3194 sayılı imar kanununa aykırı olarak, 1/5000 ölçekli plan tadilatı parsel bazında yapılmış, 1/1000 ölçekteki uygulama imar planında belirlenmesi gereken yapılanma koşulları da 1/5000 ölçekli tadilatın plan notları olarak belirlenmiş ve böylece ilçe belediyesinin yetkilerini de gasp eden bir uygulama gerçekleşmiştir. Ayrıca “KAKS parselin brüt alanından hesaplanacaktır” notu değiştirilmemiş ve mahkemenin Kadıköy Belediyesi lehine aldığı 11.01.2008 tarihli yürütmeyi durdurma kararı da dikkate alınmamıştır. Tüm bu aykırılıklar yetmezmiş gibi, bu plan tadilatına birde “bodrum katlar emsal haricidir” plan notu eklenerek yoğunluk daha da artırılmıştır. İşte parsel bazında yapılan bu plan tadilatına, önce itiraz edilmiş, itiraz yanıtlanmayarak örtülü olarak reddedilmesi üzerine Odamızca dava açılmış ve 14.10.2009 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır.

Almış olduğumuz yürütmeyi durdurma kararına rağmen parseldeki inşaat çalışmalarının devam ediyor olması üzerine bir yazıyla gereğinin yapılması yani inşaatın durdurulması için Kadıköy Belediyesi’ne başvurduk. Netice alamayınca, müteahhit firması tarafından, inşaatımızın yürümesini engelledi, bizi zarara uğrattı diye maddi ve manevi tazminat davası açtığı Kadıköy Belediyesi hakkında görevini yapmamak, yürütmeyi durdurma kararına rağmen inşaatı durdurmadığı gerekçesiyle Mimarlar Odası olarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk.

Plan ve plan notları ile ilgili mahkemelerin üst üste yürütmeyi durdurma kararları vermesi üzerine olsa gerek parselle ilgili 20.08.2010 tarihinde 3. kez yeni bir plan tadilatı askıya çıktı. Aslında yaşayarak öğrendik ki, lehimize devam eden davaları düşürmenin tek yolu ufak değişikliklerle yeni bir plan askıya çıkarmak, dava süresini uzatmanın yolu da son anda davaya müdahil olmak.

Ne gariptir ki, incelemek üzere planları almaya gittiğimizde, planların 3 gün sonra askıdan indirildiğini öğrendik. Plan askıdan indirildi, indirilmesine ama, bu geçersiz olması gereken plan, aldığımız yürütmeyi durdurma kararında delil olarak kullanıldı. Şöyle ki, mahkeme bu planla, yani askıya çıktıktan 3 gün sonra askıdan indirilen planla, dava konusu alanda aslında daha önce reddine karar verilen 2005 onaylı planda yer alan yapılaşma fonksiyon ve koşullarına göre uygulama yapıldığı gerekçesi ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verdi.

Danıştay da, verilen kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme tarafından verilen kararın onanmasına karar verdi. Bu karara karşı, kararın esasına ilişkin olan iddia ve itirazlarımızı hiçbir biçimde tartışılmadığı, usul ve yasaya aykırı olarak gerekçesiz bir biçimde karar verildiği gerekçesiyle yine Danıştay nezdinde karar düzeltme talebinde bulunduk.

Yani 2009 yılında almış olduğumuz yürütmeyi durdurma kararı hükümsüz kalmış olmakla kalmadı, aynı zamanda İçişleri Bakanlığı yaptığımız suç duyurusu hakkında tam 1 yıl,1 ay sonra Bakanlık, suç duyurumuzdaki iddianın gerçeği yansıtmadığı ve konuyla ilgili başka yargı kararlarının da olduğu, ortada cezai sorumluluğu gerektiren herhangi eylem bulunmadığı gerekçesi ile, ilgililer hakkında “soruşturma izni verilmemesi”ne karar verdi. Sonuçta belediye için, “bir taşla iki kuş vurma” deyimi tam yerine oturdu.

Bunun üzerine, biz de Mimarlar Odası olarak, ortada olmayan bu plana dayanak olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis kararının iptali için dava açtık. Ancak gariplikler burada da bitmedi ve yukarıda uzun uzun anlattığım, 2010 yılında askıya çıkarılıp indirilen plan, 4. kez, 2011 yılında tekrar askıya çıkartıldı. “Hukuka karşı hile” niteliğinde olan planın iptaline ancak öncelikle ve ivedilikle yürütülmesinin durdurulması istemiyle dava açtık. Bu kez yargı çok hızlı işledi ve 1 ay sonra davalının savunmasını istedi, bundan 2 ay sonrada yürütmenin durdurulması istemimizin reddine karar verdi. Bu karar için yargı çok hızlı işledi diyorum, zira öyle uygulamalara şahit oluyoruz ki… Bir üniversiteye tahsis edilen su toplama havzasında, emsalin 5’e çıkarılmış, bina yüksekliklerinin 2 kat artırılmış olması nedeniyle açtığımız davanın bilirkişi keşfi, ancak üniversite öğrenime açıldıktan sonra gerçekleşebilmişti. Neticede biz hukuk davalarıyla uğraşırken 47 katlı dört gökdelen inşaatı gözümüzün önünde bitirildi. Bugün içimiz acıyarak bu binaları maalesef bir şey yapamamanın çaresizliği içinde seyrediyoruz.

Ama bugün bu binalar tekrar bomba gibi gündeme oturdu. 2004 yılında başlayan, Kadıköy’e, Kadıköylüye sorulmadan, görüşü alınmadan imara açılan ve aslında halkın malı olan bu olağanüstü nitelikteki kamu alanı göz göre göre ranta kurban edildi. Toplam,160.000 m²’yi bulan inşaat alanını yeterli bulmayıp, idarenin tespitlerine göre ruhsata aykırı yapılmış 9.000 m²’lik fazlalıkla kentin göbeğinde kaçak bir yapı ve gerçek bir kent suçu niteliğindeki bu dört kule, üstelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınmış ve mahkeme tarafından yürütmesi durdurulmuş bir yapı kullanma iznine sahip…

2004’de başlayan bu sürecin belki daha sonuna gelinmedi ama bundan sonraki gelişmeler ne olursa olsun sonuçta Kadıköy önemli bir yeşil alanını kaybetti. Ancak bu olay bizleri asla yolumuzdan alıkoymayacak. Toplum ve çevreden sorumlu bizlerin ve Mimarlar Odamızın mücadelesi bundan sonra da aynı duyarlılıkla devam edecek.

Bu icerik 439 defa görüntülenmiştir.