MİMARLIK
388
MART-NİSAN 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA PROGRAMI: EGLI

Ernst A. Egli ve “Yeni İlkokul Modelleri”

F. Nurşen Kul, Yrd. Doç. Dr., İYTE Mimari Restorasyon Bölümü

Ernst Egli, Türkiye’deki serüveninin 1927 ile 1936 yılları arasında yaklaşık 10 yıl Maarif Vekâleti İnşaat Bürosu’nda, bir taraftan erken Cumhuriyet dönemi mimarlığının İsmetpaşa Kız Enstitüsü gibi ikonik eğitim yapılarını tasarlarken, diğer yandan Cumhuriyetle birlikte ülkede büyük ihtiyaç duyulan modern okul binaları için tip projeler üretir. Yazar, Egli’nin yapı repertuarının en yaygın parçası olduğu savından hareketle, pek az izi sürülen bu ilkokul tasarımlarının peşinde düşmektedir.

Ernst A. Egli, 1927-40 ile 1953-55 yılları arasındaki 15 yıllık Türkiye serüveni boyunca, Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki yöneticiliği ve eğitimciliği ile kent plancılığı yanında, çoğunluğu eğitim yapıları olmak üzere önemli bir yapı repertuarı oluşturmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ihtiyaç duyulan modern okul binalarının inşası için ülkeye davet edilen ve bu amaçla Bakanlık bünyesinde kurulan İnşaat Bürosu’nun başına getirilen Egli, bir taraftan Musiki Muallim Mektebi, İsmetpaşa Kız Enstitüsü, Ticaret Lisesi, Kız Lisesi, Mülkiye Mektebi gibi erken Cumhuriyet dönemi mimarlığının ikonik yapılarını tasarlarken, diğer taraftan da ülkenin dört bir tarafında inşa edilecek ilkokul binaları için tip projeler üretmiştir.

Egli’nin Türkiye mimarlığına katkılarını ele alan çalışmalarda, dönem mimarlığının ikonik yapılarını oluşturan tasarımları öne çıkarken, tip ilkokul tasarımları genellikle gözardı edilmektedir. Bu tür bir dışlayıcı yaklaşımın sebebini, ikonik tasarımları ile karşılaştırıldığında, biçimsel olarak oldukça sönük kalan bu yapıların yeterince önemli görülmemesinden çok, bu tip projelere ilişkin belgelerin eksikliğinde aramak daha doğrudur. Egli’nin yapı repertuarının tamamı, hepsinin özgün projelerine ulaşılamamış olsa da bilinmektedir.(1) Fakat tüm ülke genelinde en yaygın biçimde inşa edilen tip ilkokul projelerine ilişkin neredeyse hiçbir belge yoktur. Ulaşılabilen az sayıdaki belgede proje müelliflerinin belirtilmemiş olması, Egli tasarımlarını deşifre etmeyi daha da güçleştirmektedir. Ancak İnşaat Bürosu şefi olarak görev yaptığı tarih aralığı gözönünde bulundurulduğunda, 1927-36 arasında üretilmiş her tip ilkokul projesini, Büronun işleyişinden ve ürettiği projelerden sorumlu en yetkili kişi olan Egli’nin tasarımı olarak kabul etmemiz yanlış olmayacaktır.

Diğer taraftan, günümüz yazım çalışmalarında görülen seçmeci tavrı aslında Egli’nin kendisinde de izlemek mümkündür. Egli anılarında, ikonik yapılarından tek tek ve ayrıntıyla bahseder. Bazı yapıların projelendirme sürecine, tasarımında gözönünde bulundurduğu kriterlere vurgu yaparken bazısında müteahhitle yaşadığı sıkıntılardan, inşaat sürecinde ihale sisteminden kaynaklanan problemlerden, mimar-işveren ilişkilerinden bahsederek bu yapılara ilişkin bilgi dağarcığımızı zenginleştirir.(2) İlkokul binalarının tasarımına ilişkin söyledikleri ise “Ülkedeki yapı malzemelerini kullanarak ve mümkünse yerel işgücüyle, en basit tasarımla ve en ekonomik şekilde uygulanacak ilkokul modellerini hazırladım. Batı ülkelerindeki pahalı ilkokul inşaatlarıyla mukayese edilmesi tehlikesine rağmen, bu projeleri Ankara’da sergiledim. Bu işin beni memnun eden tarafı, bütün ülkede bu modellere göre yapılmış çok sayıda yeni ilkokul binasının meydana çıkması oldu.”(3) ifadesinden ibarettir.

Tip projelerle üretilen ilkokulların mütevazılığının ikonik yapılarıyla arasındaki derin uçurum, Egli’nin bu yapılara ilişkin biçimsel bir değerlendirme yapmamasını açıklayabilir. Belki de tip projelerle üretilen türdeş yapıların çokluğu, özgün olarak değerlendirilmeleri önünde engel teşkil etmiştir. Ve belki de sadece kendisinin değil, İnşaat Bürosu’nda çalışan mimari ekibin de tasarım sürecinde rol almış olması, bu tasarımların ve yapıların sahiplenilmesini zorlaştırmıştır. Bu varsayımları netleştirmek en azından şu an için mümkün değil. Bütün bu soru(n)lara rağmen bu çalışma, mimarın repertuarının önemli bir parçası olduğu savından hareketle, Egli’nin tip ilkokul tasarımlarının izini sürmeye çalışmaktadır.

Bu noktada ortaya çıkan en büyük güçlük, daha önce de ifade edildiği gibi, özgün belgelere ulaşmadaki sıkıntılardır. İnşaat Bürosu’nun bağlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığı Arşivi yanmıştır, dolayısıyla günümüze ulaşan herhangi bir proje arşivi yoktur. 1930 yılından sonra büronun taşındığı Güzel Sanatlar Akademisi de yangın geçirmiş olmakla birlikte Personel Dairesi Arşivi’ndeki belgeler günümüze ulaşmıştır.(4) Ancak bu arşivde Ernst Egli ve çalışmalarına ait herhangi bir dosya olmadığı gibi diğer dosyalar içerisinde de kendisinin Akademi’deki faaliyetleri hakkında bilgi verecek hiçbir belge bulunmamaktadır.(5) İnşaat Bürosu ve Egli’nin ürettiği tip ilkokul projelerinin olması beklenen arşivlerin suskunluğu, bu projelerin ikincil kaynaklardan derlenmesini gerektirmiştir.(6) Şu an için eksik olduğu muhakkak olan bu derlemenin, ileride ulaşılacak yeni bilgi ve belgelerle tamamlanması hedeflenmektedir.

“YENİ İLKOKUL MODELLERİ”NİN GEREKLİLİĞİ

Nüfusunun % 10’u bile okur-yazar olmayan bir topluma, mevcut siyasi sisteme tamamen zıt yeni bir siyasal yapılanma getirmeye çalışan kadro, İmparatorluktan kopuşun ve Cumhuriyet ilkeleri doğrultusundaki değişim ve dönüşümün ancak geniş halk kitlelerinin eğitilmesi başarıldığı takdirde gerçekleşebileceğinin farkındadır. Başka bir deyişle, devrimlerin halka anlatılması, benimsetilmesi ve içselleştirilmelerinin sağlanması gerekmektedir ve eğitim, özellikle de ilköğretim bunun için kullanılabilecek en etkin araçtır. Bu sebeple kısa süre içerisinde ilköğretim hizmeti ülkenin tümüne ulaştırılarak halkın Cumhuriyeti benimseyecek bireyler olarak eğitilmesi, ulus-devlet bilincinin oluşturulması ve Cumhuriyet ideolojisinin yaygınlaştırılmasının sağlanması hedeflenmiştir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası), Latin harflerinin kabulü, parasız ve zorunlu ilköğretim gibi devrimci yeniliklerle bu hedefin gerçekleştirilebilmesinin önündeki engel ve zorluklar birer birer kaldırılmıştır. Bütün bu devrimci yeniliklere rağmen, İmparatorluktan devralınan ilköğretim pratiği ile kısa süre içerisinde ilerleme kaydetmek mümkün görünmemektedir. İmparatorluk, Cumhuriyete % 90’ından fazlası okuma-yazma bilmeyen ve büyük bir çoğunluğu köylerde yaşayan bir toplum bırakmıştır. Devletin sosyal ve ekonomik beklentilerine cevap verebilecek bir eğitim sisteminin eksikliği, şehir ve köylerdeki eğitim sorunlarının farklılığı, fakat mevcut pratiğin her ikisi için de benzer çözümler getirmesi; mevcut öğretmenlerin sayıca ve özellikle köylerde nitelik olarak da yetersiz kalması, Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitimle ilgili tartışmaların çözüm aradığı sorunlardır. Diğer önemli bir sorun ise bina eksikliğidir. İmparatorluktan kalan okul binaları hem sayıca ve hem de fiziki nitelikleriyle ihtiyaçları karşılayabilmenin çok uzağındadır. Köylerde ise neredeyse hiç okul bulunmamaktadır. Bu sebeple erken Cumhuriyet dönemi, kısa süre içerisinde ilköğretim hizmetini toplumun tümüne ulaştıracak eğitim seferberliğinin yanı sıra, bu amacın gerçekleşebilmesi için gerekli okul binalarının inşa edilmesini hedefleyen bir okul inşaat seferberliğine de sahne olmuştur.

Dönemin eğitim politikalarının ihtiyaç duyduğu yeni ve modern okul binalarında belirli bir standardın yakalanabilmesi için bütün projelerin Maarif Vekâleti tarafından üretilmesi öngörülmüştür.(7) Bu doğrultuda Vekalet bünyesinde bir İnşaat Bürosu kurulacak ve Egli, hükümetin daveti ile bu büronun başına gelerek modern eğitim yapılarını tasarlama işini üstlenecektir.(8) Ankara’da Bakanlık binasında bulunan Büro, 1930 yılından itibaren Egli’nin İstanbul’a taşınmasıyla Akademi’ye yerleşecek ve yazışmalarda “Tatbikat Bürosu” olarak anılmaya başlanacaktır. Büronun Akademi içerisinde yer alması, öğrencilerin eğitim süreleri boyunca planlama ve uygulama çalışmalarını izleme fırsatı buldukları yararlı bir ortam oluşturmanın yanında(9), başarılı ileri sınıf öğrencileri ile yeni mezunlara iş imkânı da sunacaktır.(10) Şinasi Lügal, Asım Mutlu, Rebii Gorbon, Lütfi Niltuna, Şekure Niltuna, Burhan Arif Ongun, Mahmut Bilen ve Muzaffer Vanlı bu mezunlardan bazılarıdır.(11) Bunun dışında Erick Zimmermann, Franz Hillinger, Wilhelm Schütte, Margrete Schütte-Lihotzky, Friederich E. Grimm ve Paul Hoffman, İnşaat Bürosu’nda görev yapan yabancı uzmanlardır.(12)

Gerek Akademi’deki mimarlık eğitiminin modernleştirilmesine yönelik çabaları, gerekse İnşaat Bürosu’nun verimli çalışmaları ile beğeni toplayan ve sözleşmesi birkaç kez uzatılan Egli, sonrasında Akademi’ye ayrılan bütçenin artırılması hususunda Bakanlık ile anlaşmazlığa düşecek, uzlaşmak için gittiği Ankara’da Bakanla görüştürülmeyince, 25 Aralık 1935 tarihinde istifa dilekçesini verecektir.(13) Egli’yi vazgeçirmek yönünde birkaç teşebbüs olsa da 1936 yılı başında istifası kabul edilecek ve dönemin tek mimarlık dergisi Arkitekt tarafından, “(a)ltıncı yıldan beri Akademinin Mimari şubesinin başında bulunmuş ve ıslah etmiş olan Mimar Doktor Profesör Egli istifa etmiş, istifası Kültür Bakanlığı tarafından kabul edilmiştir. Öğrendiğimize göre istifaya sebep profesör tarafından bir kaç senedenberi Mimari şubesinin ıslahı için vermiş olduğu programın kabul olunmıyarak Mimari şubesine lazım olan tahsisatın verilmemiş ve icraatın yapılmamış olmasıdır. Bu istifayı teessürle karşılarız.” sözleriyle duyurulacaktır.(14)

ANADOLU GEZİSİ VE YENİ İLKOKUL TASARIMI

Anılarının “Anadolu Gezisi ve Yeni İlkokul Tasarımı” başlıklı bölümünde anlattığı üzere Egli, göreve başlamasından çok kısa bir süre sonra, dönemin Orta Öğretim Genel Müdürü Cevat (Dursunoğlu) Bey’in tavsiyesi ile mevcut okul binalarının durumunu görmek için Anadolu’da bir inceleme gezisine çıkar. Ankara’dan İstanbul’a giden Egli, Viyana’dan gelen eşini de alarak, Bakanlık tarafından görevlendirilen bir memur eşliğinde gezisine başlar.(15) İstanbul’dan deniz yoluyla Bandırma’ya, oradan da trenle İzmir’e giderler. 10 Nisan 1927’de İzmir’e vardığı anlaşılan Egli(16), burada Milli Eğitim Müdürü ile çıktıkları şehir turunda okulları incelemiştir. İzmir’de gördüğü okullar belirli bir standardın üzerinde olmalı ki “Herhalde bize en güzel olanları göstermişti” demektedir.(17) Daha sonra tekrar İzmir’e gittiğinde dönemin valisi Kazım Dirik, Egli’yi İzmir ve çevresinde bizzat gezdirecek ve kendi planlarına göre kaç tane ilkokul inşaatı başlattığını gururla gösterecektir.(18)

İzmir’den sonraki durak Konya olacak, buradaki incelemelerini tamamlayıp Adana’ya hareket etmeden bir gün evvel, 18 Mayıs 1927 tarihinde Maarif Vekili Necati Bey’e aşağıdaki mektubu yazacaktır:(19)


Konya, 18 Mayıs 1927

Muhterem Vekil Beyefendi

Bugüne kadar zât-ı âlilerinizi ufak bir kartla ta'ciz edemedim ki müteessirim. Bunun için bendenizi af buyurmanızı rica ederim. Bu ihmalkarlığımı doğrudan doğruya meşguliyetimin fazlalığına haml ederseniz (yüklerseniz) cidden memnun ve müteşekkir kalacağım. Saye-i alinizde yapmış olduğum seyahat yalnız bir tetkîk seyahatı değil aynı zamanda gezdiğim yerlerin ahvâli umumiyesi ve bilhassa Anadolu Türklerini yakından görmek fırsatın bahşeden coğrafî bir tetkiktir. Bu hususta zât-ı âlilerine medyûn-u şükranım. Şimdiye kadar üç vilayet dahilinde kırk kadar mebani (binalar) tetkik ve teftiş ettim. Bunların bir kısmı ilk ve orta mekteplerle, inşaatı ikmal edilmek üzere bulunan binalar ve (???) ittihaz edilmek üzere satın alınmış olan köşklerdir. Yarınki trenle Adana'ya hareket ediyoruz. Tetkikatım artık bitiyor demektir. Mayıs gayesinde (sonunda) Ankara'da bulunacağım. Bilvesile hürmet ve muhaleset mahsusamı eylerim efendim hazretleri.

Vekalet-i Celilenizin Mütehassıs Mimarı

Ernst Egli


Muhterem Beyefendi

Bendenizin de hürmetini kabul buyurunuz efendim.

Madam Ella Nikola (Ernst Egli'nin eşi)

Bu mektuptan Egli’nin o zamana kadar gezmiş olduğu üç şehirde ilk ve ortaokullar, inşaatı tamamlanmak üzere olan binalar ve muhtemelen okul olarak kullanılmak amacıyla satın alınan köşkler olmak üzere 40 kadar bina incelediği anlaşılmaktadır. Ayrıca 19 Mayıs 1927 tarihinde Adana’ya hareket ettiğini ve Mayıs sonunda Ankara’ya varmayı planladığını öğreniyoruz. Anılarından da Toroslar üzerinden önce Adana’ya, oradan da Kayseri üzerinden Ankara’ya döndüğü biliniyor.(20) Egli, “Bu seyahatlerde okulların kaygı verici durumunu, eski dönemin üzücü mirasını gördüm, böylece de eğitim sistemini ve okul yapımını geliştirme görevinin büyüklüğünü, önemini anladım”(21) diyerek kendisini bekleyen görevin zorluğuna dikkat çekmektedir. Ancak ne gördüğü okulların fiziki koşullarına, ne de mevcut yapıların “kaygı verici durumunu” değiştirmek için yeni tasarımlarında gözönünde bulundurduğu hususlara ilişkin bir şey söylemektedir.Egli’nin inceleme gezisi 1927 yılı Mayıs ayının sonunda bitmiştir. Bu durumda, anılarında, “gördüklerimin etkisi altında kalarak Ankara’da ... ilkokul modelleri hazırladım”(22) sözleriyle ifade ettiği tip projelerin, 1927 veya 1928 yılında tamamlanmış olması beklenir. Nitekim Egli üzerine ilk kapsamlı araştırmayı gerçekleştiren Atalay Franck’ın, çalışmasında yer verdiği Egli eser dizininde, 1928 tarihli “Anadolu Kentleri için Okul Tipleri Projesi” yer almaktadır.(23) Adı geçen tip projelerin çizimlerine, muhtemelen çizimlere ulaşılamadığı için, çalışmasında yer vermemiştir. Dolayısıyla projelerin bu yazı kapsamında değerlendirilebilmeleri mümkün olamamıştır. Bu projeler, Egli’nin Türkiye’ye gelişinden hemen sonra, henüz İnşaat Bürosu’nun mimari kadrosu oluşmadan üretilmiştir ve tam da bu sebeple mimarın anılarında kendi tasarımı olarak bahsettiği tek tip ilkokul projeleridir. Diğer taraftan, Egli’nin 1930 yılında Türk Yurdu dergisinde yazdığı “Mimari Muhit” başlıklı yazısında “Anadolu için bir sınıflı halk mektebi” adıyla yer verdiği bir okul tasarımı daha bulunmaktadır. (Resim 1) Ancak bir perspektif çiziminden ibaret olan bu tasarımın uygulama çizimlerine ulaşılamadığı gibi, uygulandığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de yoktur.

Egli’nin Bakanlıkta çalıştığı süre içerisinde üretilen projelere ilişkin ulaşılabilen tek ayrıntılı kaynak, 1933 tarihli “İlkmektep Planları Albümü” isimli iki kitapçıktır. (Resim 2) Aynı yıl ve aynı kapak düzeniyle basılan bu kitapçıkların giriş sayfaları birbirinin aynıdır. Bunlardan “bu albümün neşri maksadı” başlıklı sayfada aşağıdaki ifadelere yer verilmektedir :(24)

“Maarif Vekaleti, son senelerde memlekette pek memnuniyete şayan bir mahiyet alan mektep inşaatı hamlelerini daha terbiyevi ve sıhhi esaslara istinat ettirmek için muhtelif tip mektep planları hazırlamıştır ki bunların cümlesi bu albümle tab ve neşredilmektedir.

Memleketin hemen her tarafında birçok şekillerle yükselmeğe başlıyan bu binaların gerek inşaat şartları ve gerekse iktisadi kıymetleri itibarile yapılan tetkikler; bu eserlerin esaslı rehberlikten mahrum olduklarını gösteriyor; bu albümün neşrile bu mahzurun bertaraf edileceğine kani bulunuyoruz.

Planlar; memlekette mevcut inşa malzemesi üzerine ve asgari masraf düşünülerek yapılmış uzun bir tetkik mahsullüdür. Nitekim birçok yerlerimizde kullanılan kerpiç ve ahşap malzemeden istifade tariki de düşünülmüştür. Diğer taraftan planları mevcut muallim ikametgahlarının da ayni zamanda köylülerimiz için en münasip ve sıhhi birer ev nümunesi olacağını da düşünüyoruz.”

Kitapçıklarda projelerin kim ya da kimler tarafından tasarlandığına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak yukarıdaki bölümde bahsi geçen kerpiç ve ahşap gibi mevcut inşaat malzemelerinin kullanımı, ekonomik olma gibi kavramların Egli’nin anılarında bahsettiği “ülkedeki yapı malzemelerini kullanarak ve mümkünse yerel işgücüyle, en basit tasarımla ve en ekonomik” ifadesiyle olan benzerliği, bu tip projelerin Egli tarafından, en azından onun denetiminde tasarlandığı düşüncesini güçlendirmektedir.

Kitapçıklarda yer alan projelerin bir bölümü aynıdır. Bunlar tek sınıflı, üç sınıflı, üç sınıfı bir dershanede ve beş sınıfı üç dershanede olarak tasarlanmış köy okullarıyla bekar ve evli öğretmen evleridir. Hem okul ve hem de ev projeleri kerpiç, taş ve ahşap malzeme alternatifleriyle çizilmiştir. (Resim 3) Buna karşılık kitapçıklardan birinde bu projelere ek olarak okul ile öğretmen evlerinin birlikte çözümlendiği projelere yer verilmiştir. Bunlar, öğretmen eviyle beraber tek sınıflı köy okulu ve üç öğretmen eviyle beraber üç sınıflı köy okuludur. (Resim 4, 5) Öğretmen evi ile okulun birlikte çözümlendiği tiplerin her ikisi de sadece kerpiç malzeme alternatifiyle gösterilmiştir. Belli ki dönemin okul inşaat politikaları çerçevesinde Maarif Müdürlüklerine gönderilmek üzere hazırlanan bu kitapçıklar, farklı iklim koşullarına sahip bölgeler için farklı tip proje alternatifleriyle hazırlanmıştır.(25) Okul ve öğretmen evinin birlikte ve sadece kerpiç malzeme ile çözümlendiği örnekleri içeren kitapçığın, karasal iklim koşullarının hâkim olduğu bölgelere gönderilmiş olduğu muhakkaktır.

1933 tarihli bu kitapçıklardan sonra arşivlerden ulaşılabilen en erken tarihli ilkokul tasarımları, Egli’nin Maarif Vekâlet’indeki görevinden istifasından bir yıl sonraya, 1937 yılına tarihlenmektedir.(26) Ancak döneme ilişkin farklı kaynaklardan, Egli’nin Vekâletteki görevinde bulunduğu tarihler arasında birçok farklı ilkokul binası inşa edildiği bilinmektedir. Bu kaynaklardan başlıcaları Cumhuriyetin 15 yılı nedeniyle basılan il yıllıklarıdır.(27) Bu yıllıklarda

eğitim alanındaki ilerlemeler ve eğitim yapıları daima yer almaktadır. Eğitimdeki gelişmeler genellikle, eski ile yeni karşıtlığı vurgulanarak pekiştirilmekte; bazı örneklerde de modern okul binalarının yanına eski mektepler konarak, Cumhuriyetin eğitim alanındaki hedeflerine ne kadar yaklaştığı anlatılmaktadır.(28) (Resim 6) Taranan il yıllıklarında, bu yazı kapsamında bilgisine ulaşılabilen tip projelerle inşa edilmiş okul binalarına rastlanmamıştır. Ne var ki, inşa edildikleri tarih aralığı itibariyle, bu binaların büyük bir bölümünün İnşaat Bürosu tarafından tasarlanmış olduğu kesindir. Nitekim Egli, İzmir’e yaptığı bir seyahatinde Vali Kazım Dirik’in, kendi projelerine göre yaptırdığı okul binalarını birlikte gezdiklerini anlatmaktadır. Bu seyahat, Egli’nin tasarladığı İzmir Tayyare Sineması’nın inşa edildiği 1934 yılında olmalıdır. Vali Kazım Dirik’in çabalarıyla, İzmir’in büyük bir okullaşma hareketine sahne olduğu bu yıllardan günümüze kalan ve arşivlerden bilgisine ulaşılan binaların hiçbiri, yukarıda bahsi geçen tip projelere göre inşa edilmemiştir.(29) (Resim 7) Bu da şimdilik bilebildiğimiz tip projeler dışında da Egli tasarımları olduğunun açık bir göstergesidir.

SON SÖZ

Çalışmanın başında da ifade edildiği gibi, Egli’nin ilkokul tasarımlarını deşifre etmek bir hayli zor. Bu zorluğun başlıca sebeplerinden biri özgün belgelerin eksikliği. Belgelerin bulunması beklenen arşivlerin yanmış olması sebebiyle, olası projelere sadece ikincil kaynaklardan ulaşılabiliyor. Fakat inşa edilmiş ilkokul binalarının çeşitliliğine kısayla, ulaşılabilen projelerin sayısı oldukça sınırlı. Diğer bir sorun ise müelliflik meselesiyle ilgili. Egli’nin Anadolu’daki inceleme gezisi akabindeki okul tasarımlarından sonra da, İnşaat Bürosu tarafından hazırlanan tip projeler olduğunu bilmekle beraber, bu projelere Egli’nin katkısının ne olduğu sorusunu ne yazık ki cevaplandıramıyoruz. Ancak, büronun işleyişinden ve ürettiği projelerden sorumlu en yetkili kişi olarak üretilen projeleri ve inşa edilen binaları Egli’nin repertuarının bir parçası olarak kabul etmek gerekir. Bu mütevazı tasarımların ve yapıların, repertuarının bütüncül bir şekilde anlaşılabilmesi için, Egli çalışmaları kapsamında değerlendirilmesi önemlidir.

* Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nden ulaşılan Osmanlıca belgelerin çevirisi için Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Karakaş’a teşekkürlerimi sunarım.

NOTLAR

1. Egli’nin eserlerini bütüncül olarak ele alan çalışmalar için bkz., Atalay Franck, Oya, 2015, Politika ve Mimarlık Ernst Egli ve Türkiye’de Modernliğin Arayışı (1927-1940), Mimarlar Odası Yayınları, Ankara. Egli, Ernst Arnold, 2015, Genç Türkiye İnşa Edilirken, Atatürk'ün Mimarının Anıları, (çev.) Güven Göktan Uçer, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul. Alpagut, Leyla, 2012, Cumhuriyetin Mimarı: Ernst Arnold Egli, Boyut Yayınları, İstanbul. Ayrıca, 2016 yılında Mimarlar Odası Yayınları, Anma Programı Dizisi içinde yayımlanacak “Ernst A. Egli: Türkiye’ye Katkılar: Yerel Yorumlar, Eğitimde Program, Pratiğin Muhasebesi” kitabına bakınız.

2. Egli, 2015.

3. Egli, 2015, ss.12-13.

4. Bu belgelerden Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki yabancı hocalarla ilgili olanlar yayımlanmıştır. Bkz. Demir, Ataman, 2008, Arşivdeki Belgeler Işığında Güzel Sanatlar Akademisi’nde Yabancı Hocalar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul.

5. Demir, 2008, s.24.

6. Egli’nin çalışmalarının önemli bir bölümünün bulunduğu EHT Zürich Arşivi’nde inceleme yapma olanağı olamamıştır. Fakat bu arşivdeki bilgilerin kullanıldığı güncel araştırmalar taranmıştır. Bkz. Atalay Franck, 2015 ile Alpagut, 2012.

7. Daha sonraki yıllarda Nafia Vekâleti (Bayındırlık Bakanlığı) de okul binaları tasarlamış ve inşa ettirmiştir. Fakat bunlar hem sayıca çok azdır ve hem de daha çok üst kademelerdeki eğitim yapılarından oluşmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Kul, F. Nurşen, 2011, “Erken Cumhuriyet Dönemi İlkokul Binaları”, Mimarlık, sayı:360, ss.66-71.

8. Egli sadece eğitim yapıları tasarlamak için değil, aynı zamanda Akademi’nin eğitim sistemini yenilemek ve dersler vermek için ülkeye davet edilmiştir. Nitekim 09.11.1927 tarihinde onaylanan kadrosunda kendisinden beklenenler “İstanbul Güzel Sanatlar Okulu programlarını düzenlemek, konferanslar vermek ve tedrisatta bulunmak” şeklinde ifade edilmektedir. (TCBCA 30..18.1.1 / 26.60..9)

9. 1995, H. Kemali Söylemezoğlu, Anılarda Mimarlık, YEM Yayınları, İstanbul, s.122.

10. 1995, Asım Mutlu, Anılarda Mimarlık, YEM Yayınları, İstanbul, s.51.

11. Kul, 2011, s.67.

12. Demir, 2008, s.15.

13. Egli, 2015, ss.87-88.

14. 1936, “Duyumlar”, Arkitekt, sayı:62, s.64. Egli’nin istifasından sonra İnşaat Bürosu’nun başına geçmesi için Hans Poelzig ile anlaşılmış ancak Poelzig’in göreve başlayamadan vefat etmesi üzerine Bruno Taut İnşaat Bürosu şefliği görevini üstlenmiştir. Taut’un 1938 yılındaki ani ölümüyle Robert Vorhoelzer göreve getirilmiştir. (Demir, 2008, s.15)

15. Hatıralarında C. Emil olarak adlandırdığı bu kişinin seyahat için Bakanlık tarafından ayrılan bütçeyi kendi kişisel harcamaları için kullandığını iddia etmektedir. (Egli, 2015, ss.10-11)

16. 8 Nisan 1927’de Bakanlıktan İzmir Vilayeti’ne gönderilen telgrafta “Sanayi-i Kimyeviye ve Nesciye (dokuma) Mektebi arsası üzerinde tetkikatta bulunmak üzere Mimar Ernst Egli Pazar günü akşamı İzmir’e muvasalat edeceklerdir (ulaşacaklardır). Mesaisinin teshili (çalışmasın kolaylaştırılması) için icap eden tedarik (tedbirler) ittihazını kemali ehemmiyetle rica ederim” denilmektedir. (TCBCA 180..9.0.0 / 29.158..14) 8 Nisan 1927, Cuma gününe denk gelmektedir. Bu durumda Egli’nin İzmir’e varacağı Pazar günü de, 10 Nisan olmaktadır.

17. Egli, 2015, s.12.

18. Egli, 2015, s.12.

19. TCBCA 180..9.0.0 / 7.48..3.

20. Egli, 2015, s.12.

21. Egli, 2015, s.12.

22. Egli, 2015, s.12.

23. Atalay Franck, 2015, s.162.

24. 1933, İlkmektep Planları Albümü, Maarif Vekaleti İlk Tedrisat Dairesi, Ankara.

25. Dönemin okul inşaat politikaları gereğince Bakanlık tarafından hazırlanan tip projeler Maarif Müdürlüklerine gönderilmekte, Maarif Müdürlükleri de sorumluluk alanlarındaki köylerin nüfus ve ihtiyaçları ile malzeme olanaklarını gözönünde bulundurarak en uygun tip projeyi seçerek inşa ettirmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Kul, 2011 ile Kul, F. Nurşen, 2012, “Primary Schools of İzmir (1923-1950)”, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, cilt:29, sayı:2, ss.259-284.

26. Köy Eğitmenleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra eğitmenlerin gidecekleri köylerde inşa edilmek üzere tasarlanan bu tip projelere 1937 yılında basılan “Köy Okulu Binası” adlı kitapçıktan ulaşılmıştır. (1937, Köy Okulu Binası, TC Tarım ve Kültür Bakanlıkları Köy Eğitmeni Yetiştirme Kursları Neşriyatı, İstanbul.)

27. Bu çalışma kapsamında taranan il yıllıkları: Afyon, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çankırı, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, Kastamonu, İzmir, Konya, Kütahya, Manisa, Muğla, Seyhan (Adana) ve Zonguldak.

28. İmparatorluk ile özdeşleştirilen eskinin, Cumhuriyet ile eşanlamlı yeni olanın karşısına konarak yeninin yüceltilmesi, 1930’lu yıllarda sıklıkla başvurulan resmi propaganda söylemiydi. Ayrıntılı bilgi için bkz. Bozdoğan, Sibel, 2002, Modernizm ve Ulusun İnşası, (çev.) Tuncay Birkan, Metis Yayınları, İstanbul, ss.76-95.

29. Çoğunluğu 1930’lu yıllarda olmak üzere erken Cumhuriyet döneminde İzmir’de yaklaşık 500 ilkokul binasının inşa edildiği tespit edilmiş ve bunlardan 99’una ilişkin detaylı bilgi ve belgeye ulaşılmıştır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Kul, 2012.

Bu icerik 872 defa görüntülenmiştir.