MİMARLIK
388
MART-NİSAN 2016
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

“Yöresel Mimari Projeler”: Bir Projeler Dizisi Sunumuna Dair Düşünceler

Ebru Omay Polat, Yrd. Doç. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü

“Kırsal alanda denetimsiz yapılaşma nedeniyle tehdit altında olan yöresel mimari dokunun canlandırılması” amacıyla yürütülen çalışma, önerdiği tip projelerle kırsalda tiyatro sahnesini andıran yeni bir yapılaşma öngörüyor. Yerelden öğrenip günümüz teknolojisi ve ihtiyaçlarıyla şekillenmesi gereken kırsaldaki yeni yapı üretiminin yerine teşvik edilecek olan kopya projelerin ne kadar kabul göreceğini önümüzdeki günler gösterecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ’nin tip proje üretimi ile yöresel mimarinin 81 ilde yaygınlaşacağını duyuran haber, yöresel kavramını ve yeni yapılaşmaya alternatif olması düşünülen bir çabayı mimarlık ortamına taşıdı. Bu proje tasarısı, TOKİ tarafından eleştirilen, yerden ve bağlamdan kopuk tekdüze projelere bir hassasiyet vurgusu olarak düşünülmüş olmalıdır. Kentlerin siluet ve dokusuna aykırı biçimlenmeleriyle eleştirilen konut alanlarının yerine, “yerel malzeme ile, içi günün teknolojisine uygun, dışı yöresel olan mimari yapılar” üretilmesinin olası sonuçları üzerinde durulmalıdır. Tanıtım sayfasında, kısa bir açıklama metniyle birlikte farklı iller için hazırlanmış tip projelerin sunumu yapılmakta. Bu tanıtımların içeriğinde, projenin üretildiği yörenin bazı mimari nitelikleri ve uygulama biçimleri üç boyutlu görsellerle destekleniyor. Tip projeler, bu dokulara eklemlenmede çözüm olabilir mi? sorusundan önce bu yazıda, yöresel olanın ne olduğuna dair bazı cevap veriler üzerinde durulması önemsenmiştir.

Yöresel olan, “insan eseri ve zamanının ürünüdür”. ICOMOS Geleneksel Mimari Miras Tüzüğü(1) giriş metninde, “yöresel mimari” kavramı bu iki temel nitelikle tanımlanmaktadır. İnsanın doğayla olan ilişkisini, koşullara adapte olma yetisini ve bu ihtiyaçla biçimlenen barınma kültürünün zaman içindeki değişimini yöresel mimari üzerinden okuyoruz. Yöresel

mimarinin özgünlüğü, yer ile olan ilişkisinin zaman içinde biçimlenmesindedir. Topografyanın yönlendirdiği çözümler, iklimsel şartlar ve yapıların zaman içinde birbirine eklemlenerek ilişkilendiği yapım faaliyeti, yerinde ve yapıya, kullanıcıya özel çözümler üretmiştir. Bu, önceden planlanan değil, zaman içinde oluşan ve yeni biçimlerin eklemlenmesiyle koşullara adapte olan bir yapı üretim biçimidir.

Bugün Bakanlığın ürettiği projelerle amaçlanan yapı kültürüne dair süreklilik, aynı tüzükte “kültürün insanın dünya üzerindeki varlığının nüvesini oluşturan bu geleneksel armonileri yaşatmak için çaba göstermek” olarak tanımlanmaktadır. Geleneksel armonilerin içeriği ve yaşatılmasına dair süreç üzerinde durulduğunda, sunulan projelerin yöresel olan için belirleyici nitelikteki bu süreçle örtüşmediği ortaya çıkmaktadır. Yöresel olan restorasyon, onarım ve özgün yapının kullanımının sürekliliği ile yaşatılabilir. Bu yapım biçiminin hızlı endüstriyel üretim tekniklerine ve tiplere indirgenerek üretilmesi mümkün değildir. Yöresel olan bu süreci tamamlamadan dizgeye katılırsa bu bağlamda üretilmiş bir yapı niteliği taşımayacağı gibi, tasarım niteliğinde de soru işaretleri ortaya çıkacaktır.

“Sosyal konut mimarilerinin ‘kendi yöresinden, kendi yaşantısından izler taşıması’ yaklaşımıyla geliştiren TOKİ Yerel Mimari Uygulama projelerinde, şehirlerin iklim ve coğrafi yapısının yanı sıra, başta Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere, Anadolu medeniyetlerinin izlerini taşıyan kültürel mirastan çizgiler yansıtılıyor.”(2)

Yeni bir yerel mimari üretmenin yöntemi, kullanıcının ihtiyaçlarını onlarla birlikte saptayıp zamanla gelişebilecek bir tasarım üzerinden üretim yapmaktır. Yöresel mimarinin biçimlenmesi, yerel malzemenin imkânlarının yanı sıra yörenin fiziksel niteliklerinden olan topografya ve geleneklerinin şekillendirdiği ilişkilerden yola çıkmalıdır. Ancak bu izlerin bugün birebir ama farklı bir yaşam biçimi için kullanımı, işlevselliğin tamamen reddedildiği bir cephe biçimlenmesine indirgenecektir.

Yöresel olan o yerin ihtiyaçlarına cevap verir. Bugünkü çözümler yine yere ait olanın üzerinden üretilecektir. Yeni olanın mevcuda eklemlenmesi de bunlardan biridir. Gabari ve kütle konusunda gösterilen hassasiyet bu anlamda doğrudur. Ancak cephede biçimlerin dizilimi bir anlam taşımıyorsa, bu yöresel olanın bir pazar tezgâhı üzerinde birarada sergilenmesinden farksız olacaktır. Yöreye özgü bir yaşam biçimi oluşturma kaygısından çok, yöreselin biçimsel bileşenlerini kullanma kaygısına teslim olacaktır. Yörenin üretim biçiminin, çalışma ve barınma ilişkisinin oluşturduğu yaşam biçiminin yeni bir konut alanında korunamaz ve yeniden üretilemez oluşu, plan görsellerinde izlenen iç mekândaki bağımsız biçimlenmeler ile zaten kendini ifade etmektedir.

Yapılarda bazı niteliklerin bağlamını ve anlamını yitirerek başka bir detaya dönüşmesi, bugün en çok eleştirilen sahte tarihsel, toplamacı bir biçimsel üretimden öteye geçmemektedir. Tesadüfi elemanların biraraya geldiği cephe organizasyonuna indirgenen mimari biçimlenme, tam bir taklit niteliğini dahi taşımayan tasarım niteliğinin olmadığı, eklektisist bir karmaşaya doğru gidecektir. Konuta giriş için anıtsal yapıların girişini vurgulayan ve bambaşka işlevsel ve simgesel anlamlar taşıyan “taç kapı” üretilmesi, bunun en anlaşılır örneğidir. Yöresel olanda mütevazilik önplandadır. Ele alınan anıtsal yapılar ise başka bir ihtiyacın ve kullanım biçimini ihtişamını yansıtmayı hedefler. Doluluk boşluk oranların bezemeye dek üretim kullanıcının yaşam biçiminde ihtiyaç duyduğu kadardır. Bu iki mimari sürecin aynı yapıda-konutta buluşması ise bir biçimsel ilişki yerine bir çelişki yaratmaktadır.

Bunca eleştirel bakışın ardından, bu süreci doğru şekilde planlamanın yöntemi üzerinde durmak gerekiyor. “Yöresel” tanımının konusu olan dokuyu tüm bileşenleri ile okumak ve çözümlemek, ilk aşama olmalıdır. Bakanlığın web sitesinde her yöreye özgü niteliklerin bir tanıtımı yapılmaktadır. Ancak tüm bu verilerin sistematik bir analiz çalışması üzerinden tanımlandığına dair bir bilgi yoktur. Her projede farklı ölçek ve nitelikte çevresel ya da yapı detaylarına ilişkin veriler sıralanmıştır. Bir başka deyişle, sunulan veriler bir analiz ve tipoloji çalışmasının sonuçları olarak değerlendirecek sistematikten yoksundur. Yöresel dokunun, arazi kullanımının, yapım sisteminin, malzeme kullanımının, detay çözümlerinin, plan şemalarının analizi ve tipolojik çalışmalar bağlamında değerlendirilmesi özgün olanın belgelenmesi ve okunmasını amaçlar. Bu belgeler bu projedeki örneklerde olduğu gibi yapı elemanlarını ayrıştırılarak başka bağlamlarda kullanılmak üzere değil, yapının tektoniğini anlamak, yere özgü çözümleri ayrıştırarak, yerin güncel ihtiyaçlarına uygun yeni yerel çözümler üretmektir. Bu çözümlemelerin çağdaş kullanım biçimleri için yönlendirici olması amaçlanır.

Analizler yapılırken, yapılı çevrenin yöresel verilerle ilişkisinin modellerini anlamak ve yorumlamak doğru olacaktır. Yerleşim düzenine ilişkin grameri çözümlemek, taklit veya kopyalama amaçlı olmamalıdır. Aynı malzemeyle yöresel olan, ancak aynı yapım tekniğiyle üretilebilir. Çağdaş yapım tekniği, karma malzeme ve biçimlerin çeşitlenmesi ise uyum değil karmaşa yaratacaktır.

“Çalışmalarımızda, modern mimari ile yöresel mimarinin buluştuğu çeşitliliği gözetiyoruz.”(3)

Yöresel mimarinin çeşitliliği, tekil üretimlerin ortak verilerle birleşerek oluşturduğu uyumdan kaynaklanır. Bu üretimler, kullanıcının kimliği, yaşam biçimi ve kendi üretim alanı ile bağlantılıdır. Yöresel olan, bir kullanıcının günlük yaşam döngüsünün ihtiyaçlarına cevap veren mekânları çevrenin olanak ve sınırları içinde üretmesidir. Bu biçimlenmeler, “tip”in bu ana biçiminin varyasyonları ile çoğalır, çevreye yayılır, bu yayılma sırasında topografyaya göre ikinci bir biçimlenme evresi geçirir. Oysa bu projede modern olarak tanımlanan yeni konut alanları bütüncül bir planlama sonucunda üretilmiştir. Kullanıcı varolan plan tiplerine uyum sağlamaya yönlendirilmektedir. Bu durumda TOKİ yine benzer bir eleştiriye maruz kalacak, bütüncül bir kimlik atfedilen bir alanda tasarlanan sınırlı biçimlenmeler, yöreseli oluşturan uyumu yakalamak yerine, tektipleşmeyi tarifleyecektir.

“Belediyelerin de yöresel mimarinin kırsalda kullanılmasına ilişkin bir sorumlulukları var. Bunları gerçekleştirmeleri için bu projeleri paylaşacağız. Onlar da bu projeleri kullanabilecekler"(4)

Valetta İlkeleri(5), mimarlık ve şehircilik alanlarının bu konudaki endişesini dile getiren ve çağdaş mimarlığın mevcut dokuyla ilişkisini kurgulamada yönlendirici olmayı amaçlayan bir metindir. Tavsiyelerin temelinde dokunun niteliklerini anlamanın önceliği vurgulanmaktadır. Metin, Nairobi Tavsiye Kararları’na(6) gönderme yaparak, öncelikle korunacak olanın ne olduğunu tanımlamaktadır. Bu kararda, yöresel olana dair baskın ögelerin, “tip”in analizinin yapılması gerekliliği tanımlanmıştır: Gabarinin uyumu, renkler, çevre ve kütlenin mekânsal boyutlarının uyumu, birbiriyle ilişkisi bu ögeleri tariflemektedir. Bütünün uyumunu etkileyecek bir öge olarak parsel kullanım biçimlerinin korunması gerekliliği ise ayrıca vurgulanmaktadır.

Bu koruma yaklaşımı, yeni tasarımın temel prensiplerine öncülük etmeyi amaçlamaktadır. Bu niteliklerin tekrar ile değil dokunun genel karakterine saygılı ve mevcut dokuyla ilişkisini net bir biçimde tanımlayan çözümlerle dokuya eklemlenmesi beklenmektedir.

Bakanlığın bilgilendirme sunumuna geri dönersek, mevcut dokuya dair görsellerin yeni üretilen projelerin sunumlarıyla karşılaştırıldığında; cephe düzenleri ya da üzerindeki bezeme

elemanı seçimlerindeki tesadüfi yaklaşımın, tüm örneklerde gözlemlendiğini söylemek mümkün. Bezeme ögeleri yöresel mimarlıkta yaşantıya özgü simge ve sembollerle ilişkilidir. Tesadüfi olarak biraraya gelmezler. Zaman içinde yörenin mitolojisi, tarihi, sosyal dokusuyla ilişkili olarak biçimlenirler ve detayların bitimine estetik bir değer eklerler. Bu da yerel ustaların ve yapım geleneğinin bir verisidir. Bugün bu detayları çağdaş üretim teknikleriyle birebir üretip cepheye yerleştirmek, estetik kaygının sahte sonuçlar ürettiği bir durumdan öteye gidememektedir.

Benzer bir biçimde, Rize’de yapım sisteminin cepheyle ilişkisini belirleyen ahşap dolgu sistem, gerek malzeme ilişkileri gerek cephe kurgusunun estetiği açısından çağdaş bir tasarım ürününe dönüşememiştir.

Topografyanın belirleyiciliğinin kuvvetli bir veri olduğu Amasra’da, yalı boyunca dizilen konutların kütle biçimindeki çıkmalar su ve eğimli araziyle birebir ilişki kurmaktadır. Bu yaşantının bazı mimari niteliklerini alarak, aynı kent içinde olsa dahi, zamana yayılarak tamamlanmış dizinin devamını yorumlama çabası, bu ilişkinin okunamadığı ve yeni üretimin kütle biçimlerinin bir tasarım niteliği taşımadığı dokular ortaya çıkarmaktadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu projelendirme sürecinde kamuoyuna ve uzmanlara daha detaylı bilgi aktarımı, yararlı bir tartışma ortamı yaratarak bu eksik ve endişelerin giderilmesini sağlayabilir. Uzmanların desteğinin ve projelerin gerektirdiği sistematik sürecin planlaması ise zorunludur. Temel beklenti ise, projelerin içeriğinin “yöresel mimari projeler” üretiminden önce, “var olanın koruması ve çağdaş olanın var olan mimari dizgenin sürekliliğine katması” olarak tanımlanmasıdır.

KAYNAKLAR

URL1. “ICOMOS Geleneksel Mimari Miras Tüzüğü, 1999”, http://www.icomos.org.tr/Dosyalar/ICOMOSTR_0901543001353670596.pdf [Erişim: 15.02.2016]

URL2. “TOKİ Yerel Mimari Uygulama”, www.toki.gov.tr/content/images/main-page-slider/15012016201836-pdf.pdf

URL3. “TOKİ’nin ilk “Yerel Mimari Uygulama Projesi” tamamlandı”, www.toki.gov.tr/haber/tokinin-ilk-yerel-mimari-uygulama-projesi-tamamlandi [Erişim: 15.02.2016]

URL4. “Yöresel mimari 81 ilde yaygınlaştırılacak”, www.csb.gov.tr/gm/yapiisleri/index.php?Sayfa=haberdetay&Id=21611 [Erişim: 15.02.2016]

URL5. “The Valletta Principles for the Safeguarding and Management of Historic Cities, Towns and Urban Areas”, www.icomos.org.tr/Dosyalar/ICOMOSTR_0209751001353671440.pdf [Erişim: 15.02.2016]

URL6. “Tarihî veya Geleneksel Alanların Korunması ve Çağdaş Yaşamdaki Rolleri Konusunda Tavsiye Kararı”, www.unesco.org.tr/dokumanlar/kultur/tarihirol_t_k.pdf [Erişim: 15.02.2016]

URL7. “Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerine Uygun Konut Projeleri”, www.csb.gov.tr/gm/yapiisleri/index.php?Sayfa=sayfa&Tur=webmenu&Id=13117 [Erişim: 15.02.2016]

NOTLAR

1. URL1.

2. URL2.

3. URL3.

4. URL4.

5. URL5.

6. URL6.

 

 

Bu icerik 1247 defa görüntülenmiştir.