420
TEMMUZ-AĞUSTOS 2021
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

Türkiye Mimarlığının “Sessiz ve Üretken” Aktörü: Nişan Yaubyan

Serhat Ulubay, Arş. Gör., YTÜ Mimarlık Bölümü

Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nin 2020-2022 dönemi Sinan Ödüllü Mimarlar Programı, Mimar Sinan Büyük Ödülü sahibi Nişan Yaubyan için düzenlendi. 20 Mayıs 2021 tarihinde çevrimiçi olarak gerçekleşen etkinliği kaleme alan yazar, Yaubyan mimarlığının Türkiye modern mimarlık serüvenindeki yerine odaklanan panelden kesitler aktarıyor. Panelin YouTube kaydına ise https://bit.ly/2U9dXS4 adresinden ulaşılabilir.

 

Nişan Yaubyan, yetmiş yıla yaklaşan mimarlık pratiğini farklı kanallar aracılığıyla besleyen, sadece Türkiye mimarlığının değil, uluslarararası çapta modernist düşüncenin önemli figürlerine temas etmiş, onlardan öğrenmiş, sorgulamış, içselleştirmiş ve kendi modernist öğretisini ortaya koymuş bir şahsiyet. Belki de Yaubyan’ı en özelllikli kılan da bu. Olayların tüm canlılığıyla yaşandığı zaman dilimleri, Yaubyan’ın uzaktan izlediği değil, bizzat içerisinde yer aldığı hatta aktörü olduğu sahneler olmuştur. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin kurulduğu yıllarda Taşkışla’nın ilk öğrencilerinden olan, Emin Onat ve Paul Bonatz gibi ekollerin eğitim tedrisatından geçen, Sakarya Hükümet Konağı Yarışması ile ülkenin henüz tanışmadığı bir yapım sistemini ve mimarlık düşüncesini uygulamaya koyan, eğitim hayatında bulamadığı “yeni çağın mimarlığının” izini sürmek için Amerika’ya giden, Saarinen ve Yamasaki’nin ofislerinde ve şantiyelerinde bu heyecanın arayışında olan, Mies van der Rohe’nin detaylarında bu “yeni mimarlığın” izlerini arayan, Türkiye’de yarışmalar aracılığıyla heyecanını derinleştiren bir mimar. Yaubyan’ı derinlikli kılan, değişimin yaşandığı tüm bu olaylara şahitlik etmesi ve mimarlık düşüncesini buradan edindikleriyle beslemesi olsa gerek. (Resim 1, 2)

Yaubyan mimarlığının bu çok katmanlı yapısını sorgulamak ve keşfetmek amacıyla düzenlenen panel, Yaubyan’ın yaşantısına temas etmiş kişilerin, onun kişiliğine, düşünce yapısına, mimarlık pratiğine ışık tutmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için bulunmaz bir fırsat sunmuştur. Ayşen Ciravoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını yapan ve aynı zamanda Yaubyan’a bu ödülü layık gören seçici kurul üyelerinden biri olan T. Elvan Altan, modern mimarlığın bu sessiz ve üretken temsilcini, “sessiz bırakılmış mimarlardan biri”olarak tanımlayarak, konuşmasına ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir vurguyla başlamıştır. Yaubyan mimarlığının yeterince bilinmiyor oluşunun, Cumhuriyet dönemi mimarlığının çok kültürlü ve çok boyutlu tarihinin, kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç duyduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Altan, Yaubyan gibi araştırılmayı bekleyen birçok değerli mimarın varlığına vurgu yapmıştır.

Altan’dan sonra ikinci açılış konuşmasını Mimarlar Odası Genel Başkanı Deniz İncedayı gerçekleştirmiştir. İncedayı, mimarlık tarihimizi belgelemek, gelecek kuşaklara aktarmak açısından etkinliğin önemine vurgu yaparak başladığı konuşmasında, Yaubyan’ın mimarlığı bir meslek olarak değil, bir yaşam biçimi olarak benimsemesinin çok önemli olduğunu dile getirmiştir. İncedayı’nın Yaubyan hakkında vurguladığı en dikkat çekici detay ise, mimarlık kadar Kadıköy’le veya yerle kurduğu derinlikli ilişkidir. Amerika yılları hariç, bir asra yaklaşan ömrünün neredeyse tamamını Kadıköy’de geçiren ve geçirmeye devam eden Yaubyan, Kadıköy’e kök salmış bir çınar gibi, yerin öğretilerini, mimarlığının temel taşlarından biri haline getirmiştir.

Açılış konuşmalarının ardından panelistlerin konuşmalarına geçilmiştir. “Yaubyan Mimarlığını Anlamak” başlıklı birinci oturumda ilk söz, Yaubyan’ın mimarlık yaşantısının neredeyse tamamına şahitlik eden Yaşar Marulyalı’ya verilmiştir. Mimarlık eğitimine beraber başlamış, öğrencilik yıllarından itibaren mimarlığın ne olduğunu beraber sorgulamışlardır. Marulyalı, Yaubyan’ın öğrencilik yıllarını, bir başka deyişle Taşkışla zamanlarını katılımcılarla paylaşmıştır. Bu paylaşım, genç Cumhuriyetin mimarlık eğitimi pratiği üzerine düşünmek açısından da oldukça değerli bir konuşmadır. İnşaat fakültesinden ayrılan ve bağımsız bir şube olarak olarak mimarlık eğitimine başlayan üniversitede, Yaubyan’ın da içerisinde bulunduğu kuşak, sadece İTÜ’nün değil, ülke mimarlık eğitiminin de kuruluş evrelerine şahitlik etmiştir. Nitekim bu eğitimin temel kurucuları Emin Onat ve Paul Bonatz bir yandan mimarlık eğitimi verirlerken, bir yandan da Taşkışla’nın bir eğitim yapısına evrilmesini gerçekleştirmektelerdir. Yaubyan ve arkadaşları daha öğrencilik yıllarının başında, bu tarihî anın şahitleri olmuşlardır. Bonatz’la yaşadıkları bir anıyı Marulyalı şöyle aktarmaktadır: “Taşkışla’ya girdiğimizde inşaat devam ediyordu ve ustalar taş yontuyorlardı. Bonatz projelerimizi yorumlarken, bu taş ustalarının yontma sesleri bir müzik doğurmuştu. Bonatz durup dinlemeye başladı, hepimiz durup dinlemeye başladık. Ve sonra dönüp dedi ki, işte mimarlıkta böyle güzel bir müzik vardır.”  Yaubyan’ın malzeme hassasiyetinde, en ince detayları dahi büyük bir dikkat ve titizlikle çözme çabasında, detaydan bütüne yapıyı bir harmoni içerisinde ele almasında, Taşkışla günlerinin katkısı olduğu muhakkaktır.

Marulyalı’dan sonra söz alan ve Taşkışla’da mimarlık eğitimine başlayan ekibin içerisinde yer alan Enis Kortan, Yaubyan’ın Amerika yıllarından ve bu yılların Yaubyan mimarlığına olan etkilerinden bahsetmiştir. Kortan’a göre, Taşkışla’da nitelikli bir eğitim almalarına rağmen, modern mimarlığın yeni teorileri ve eserleri henüz Türkiye’de mimarlık eğitiminde yer almamaktadır. Tıpkı kendisi gibi Yaubyan da mezun olduktan sonra bu eksikliği tamamlamak üzere Amerika’ya, “yeni dünyanın ve çağın gerektirdiği mimarlığın” izini sürmeye gitmiştir. Amerika yılları Yaubyan için modern mimarlığın arayışında olduğu ikinci bir okul olmuştur. Saarinen ve Yamasaki’nin ofislerinde çalışan Yaubyan, Amerika’da kaldığı zaman diliminde hem yaptığı gezilerle görgüsünü artırmış hem de çalıştığı ofislerde mimarlık bilgisini ve düşüncesini netleştirmiştir. Amerika yılları, kendisini çok etkileyen Mies van der Rohe’nin yapıları ile karşılaşma, yüzleşme, onlarla sohbet etme ve en ince ayrıntısına kadar hissetme imkanı verdiği düşünsel bir süreç olmuştur. Kortan, Yaubyan’ın Seagram yapısının önünde durup ona selam verdiği, onun sembolizmine hayranlığını sergilediği bir fotoğrafın varlığından söz ederek, modern mimarlığa karşı coşkusunu dile getirmiştir. Yeni çağın ve modern mimarlığın merkezine yaptığı bu derin incelemeler sonrasında Yaubyan çok sevdiği yer(leşim)ine, Kadıköy’e geri dönmüştür. İçselleştirdiği tüm bu deneyimler, kendi süzgecinden geçerek, Yaubyan mimarlığı olarak yarışmalar ve yapılar yoluyla hayat bulacaktır. (Resim 3)

Birinci oturumun üçüncü konuşmacı olan Cafer Bozkurt, Nişan Yaubyan’ın ofis pratiğine ilişkin deneyimlerini paylaşmıştır. Yaubyan’ın Türkiye’de aldığı eğitim ve Amerika’da kazandığı deneyim ve görgü sayesinde uzun yıllar nitelikli işler ürettiğini vurgulayan Bozkurt, Yaubyan’ın usta-çırak niteliğinde bir deneyimle mesleki pratiğini geliştirdiğine vurgu yapmıştır. Henüz öğrenci olduğu yıllarda, Yaubyan’ın Moda’da inşa ettiği apartmanlar aracılığıyla kendisini tanımaya başladığını ifade eden Bozkurt, en ince detaylara kadar bir düşüncenin ürünü olduğu apaçık kendi gösteren Yaubyan işlerinden oldukça etkilendiğini dile getirmiştir. Sünbül Apartmanı’nın, Sakarya Hükümet Konağı’nın, Okmeydanı Hastanesi’nin inşa edildiği dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen, çağın çok ilerisinde yapılar olduğuna dikkat çekmiş, Yaubyan’ın modern mimarlık düşüncesinin, Türkiye modern mimarlık mecrasına yeni bir kanal açtığını vurgulamıştır. Bozkurt’a göre Yaubyan mimarlığında sadelik, detay birliği, estetik ve mükemmelik ön plandadır.

Birinci oturumun son konuşmacısı, doktora çalışmaları kapsamında, Yaubyan’la yaptığı söyleşileri de içeren sunuşuyla Aslıhan Günhan olmuştur. Günhan, Yaubyan’la yaptığı röportajda, kendisine ilk olarak 19. yüzyıl İstanbul’una nitelikli yapılarla kimlik kazandıran Ermeni mimarları inceleyip incelemediği sorusunu yöneltmiştir. Yaubyan’ın Günhan’a verdiği “hayır, ben modernistim” cevabı, kendisi için başka bir sorunun kapısını aralamıştır. “Mimari Detayın Politikası” başlıklı sunuşunda Günhan, 1955 yılında kazanılan Sakarya Hükümet Konağı yarışmasıyla, Türkiye’de gerçekleşen ilk giydirme cephe uygulamasını, modernist eğilimin malzeme üzerinden simgesel bir göstergesi olarak yorumlamaktadır. Yaubyan’ın ilham kaynağı Rohe’nin Seagram yapısının yerel bir uygulaması olarak yerli-oralı bir usta tarafından yapılan, Seagram’ın bronz dikey elemanları yerine metal profiller kullanılarak üretilen bu cephe ile ortaya çıkan, sadece yapısal bir eleman değil, simgesel bir imgenin kendisidir. Yaubyan mimarlığının köşe taşı eserlerinden biri olan Sakarya Hükümet Konağı ile modernist bir yapısal uygulama, Türkiye mimarlığının hafızasında yer edinmiştir.[1] (Resim 4)

Günhan’ın konuşmasının ardından birinci oturum tamamlanmış, “Yaubyan Mimarlığının Türkiye Mimarlığındaki Yeri” başlıklı ikinci oturuma geçilmiştir. İkinci oturumun ilk konuşmacısı olan Zafer Akay, Yaubyan mimarlığının ilk yirmi yıllık (1955-1975) serüvenine odaklanmıştır. Yarışmaların yoğunlukta olduğu bu süreçte Yaubyan, Enis Kortan, Harintyun Vaporcuyan, Avyerinos Andonyadis, Bedros Küçük, Osep Sarafyan, Güntekin Aydoğan gibi isimlerle birlikte projeler üretmiştir. Bu çalışmaların içerisinde belediye ve hükümet binaları, hastaneler, dinî yapılar, eğitim yapıları, spor tesisleri, öğrenci yurtları gibi çeşitli kamu yapılarının yanı sıra, çoğunluğu Kadıköy Moda Caddesi’nde olmak üzere apartman yapılarının da bu dönemde başladığı görülmektedir. Yaubyan mimarlığının başlangıcını teşkil eden tüm bu üretimleri dönemsel bir sıralama ile ele alan Akay, bu üretimlerin, dönemin mimarlık mecmualarında yer alma biçimlerini irdeleyerek sunuşu gerçekleştirmiştir.[2]

Akay’dan sonra söz alan Evin Eriş, Yaubyan arşivi ile yüzleşme hikayesini konuşmasının merkezine taşımıştır. Arman Güran’ın davetiyle, mimarlık eğitimine temas eden Yaubyan, ustalık döneminde deneyimlerini öğrencilerle paylaşma imkanı bulmuştur. Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde uzun yıllar eğitim veren Yaubyan ve arkadaşları, mesleki heyecanlarını, mimar adaylarına aktarmışlardır. Yaubyan’ın önce öğrencisi, sonra asistanı olduğunu dile getiren Eriş, kendisi hakkında bir çalışma niyetiyle başladığı araştırmanın, Nişan Hoca’yı tanıdıkça onun daha derin ve katmanlı bir çalışmanın öznesi olabileceği fikrine vardığını dile getirmiştir. Fiziksel arşivinden ziyade, kendisi ile yapılan söyleşilerin bir sözlü tarih ve kayda alınması elzem bir mimarlık mirası olduğunu belirten Eriş, Yaubyan’la geçirdiği uzun yıllar ve söyleşiler sonucunda, Yaubyan mimarlığının belli kategoriler çerçevesinde incelenmesi gerekliliğini açıklayarak konuşmasını tamamlamıştır.[3]

Etkinliğin son konuşmacısı İren Bıçakçı, Yaubyan’la ilgili kişisel notlarını, çalışmadan dostluğa evrilen ve onun kişiliğine dair önemli ipucularını barındıran anekdotlarını, mimarlıktan ziyade Yaubyan’ın hayata ilişkin bakışını ve karakterini özetleyen bir anlatıyı ortaya koymuştur. Bir belgesel[4] çekimi aracılığıyla Yaubyan’ı tanıma fırsatı bulduğunu ifade eden Bıçakçı, Yaubyan arşivini ortaya çıkarmak uğraşında olduklarını aktararak Türkiye modern mimarlığına bir pencere açılacağının müjdesini paylaşmıştır. Bıçakçı’nın, Yaubyan’ın arşiv çalışmalarında rastladığı ve katılımcılarla paylaştığı bir anekdot, Yaubyan’ın mimar-kullanıcı-işveren arasında kurduğu bağı ve ilişkiyi kavramak açısından oldukça enteresandır: “Yaptığı bir yapının kullanıcılarının hepsinin imzaladığı, yapıda çok mutlu olduklarını ve Nişan Yaubyan’a teşekkürlerini dile getirdikleri bir mektup var”.Özellikle Eriş ve Bıçakçı’nın, Yaubyan’ın arşiv çalışmaları için kendisi ile bir araya geldikleri, ama artık bir çekirdek aile oldukları söylemleri, Yaubyan’ın tıpkı Taşkışla’daki dostlukları gibi, genç kuşaklarla da kurduğu sıcak ilişkilerini ve kuşakları aşan kişiliğini yansıtması açısından oldukça önemlidir. (Resim 5)

Ve son söz Nişan Yaubyan’ın. Hayal dahi edemeyeceğini belirttiği bu ödülü, kendisini layık gören herkese teşekkürlerini sunarak sözlerine başlayan Yaubyan, “söyleyebileceğim en kısa şey mimarlığı çok sevdiğimdir” diyerek, mimarlığın tüm hayatı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Ortaokul yıllarında rahatsızlığından dolayı bir süre okula gidemediğini, bu zaman dilimini dünya klasiklerini okuyarak ve klasik bina fotoğraflarını karşısına alıp onları çizerek geçirdiğini belirten Yaubyan, mimar olma isteğinin bu dönemde şekillendiğini belirtmiştir. Üniversite yılları, Amerika’da karşılaştıkları, hayatına temas eden herkes ve her şeyin parçalar halinde bir araya gelerek Yaubyan’ı meydana getirdiğini sözlerine eklemiştir. Bir iş için hiçbir zaman pazarlık yapmadığını, hiç bir işi büyük veya küçük olarak tanımlamadığını belirten Yaubyan’a göre mühim olan işin yapılması ve mimarlığın vücut bulmasıdır. (Resim 6)

Türkiye mimarlığının köşe taşı mimarlarından Nişan Yaubyan ile ilgili etkinliğin kuşkusuz en büyük eksikliği, pandemi koşulları sebebiyle fiziksel bir serginin düzenlenememiş olmasıdır. İlerleyen zamanlarda, daha sağlıklı günlerde böyle bir etkinliğinin planlanıyor olması tek tesellimiz. Yaubyan mimarlığının derinlikli ve çok katmanlı yapısının yeni çalışmalara gebe olduğu hissiyatı ile etkinlik sona ermiştir.

NOTLAR

[1]Yaubyan mimarlığının köşe taşı yapılarından olan Sakarya Hükümet Konağı hakkında detaylı bilgi için Nilay Özkan’ın, 2020 yılında T. Elvan Altan danışmanlığında tamamladığı “Sakarya Government House and the Transformation of the City Center During the Second Half of the 20th Century” başlıklı yüksek lisans tezi incelenebilir: https://etd.lib.metu.edu.tr/upload/12625406/index.pdf [Erişim: 15.06.2021]

[2] Yaubyan’ın işlerinin detaylı analizi için Mimarist dergisinin 70. sayısında (Kış 2021) yer alan “Profil: Nişan Yaubyan”çalışması incelenebilir: http://www.mimarist.org/mimar-ist-sayi-70-kis-20201/ [Erişim: 15.06.2021]

[3] Eriş’in bu sınıflandırması ve Yaubyan’ın eserleri hakkında detaylı bilgi için Yapı dergisinin 461. sayısında yayınlanan “Mesleğe Tutkun Bir Mimar: Nişan Yaubyan”başlıklı makalesi için, bkz: https://yapidergisi.com/meslege-tutkun-bir-mimar-nisan-yaubyan/ [Erişim: 15.06.2021]

[4] Yaubyan’ı ve mimarlığını konu edinen “Mimarlığa Doymayan Adam: Nişan Yaubyan”belgeseli için: https://www.youtube.com/watch?v=KPPmRcL7Jvc

Bu icerik 282 defa görüntülenmiştir.