411
OCAK-ŞUBAT 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

Toplumsal Hafızada Yok Olan Kültürel ve Mimari Miras: Malatya Akçadağ Köy Enstitüsü

Emine Ekinci Dağtekin, Doç. Dr., Dicle Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Arif Özdemir, Mimar

Ulusal mimari proje yarışması ile tasarlanan Akçadağ Köy Enstitüsü, özgün programı ve coğrafi sınırlılıklar içinde biçimlenen uygulaması ile günümüze ulaşan az sayıdaki enstitü binalarından biri olma özelliği taşıyor. Türkiye Cumhuriyet tarihinin sosyal, kültürel ve mekânsal bir yansıması olarak değerlendirdiği yapıyı inceleyen yazarlar, toplumsal bellekte giderek yok olan modernleşme projesinin önemine dikkat çekiyor.

 

Köy enstitüleri, Cumhuriyetin halkçı ve devrimci ilkelerinin eğitim yoluyla Anadolu’da yayılmasını amaçlayan bir projenin ürünüdür. Kirby, köye götürülen bu projeyi “Cumhuriyetin ilerleme fikrini köye ulaştırmak yerine, köyün kendi varlığında Cumhuriyetin fikriyle paralel oluşumları keşfetmek”(1) olarak açıklar.

Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç tarafından geliştirilen ve uygulanan köy enstitüleri projesi, 17 Nisan 1940 tarihinde yürürlüğe girdi.(2) Türkiye’nin hem eğitsel hem de kültürel birikimi açısından önemli yere sahip olan köy enstitüleri(3) Anadolu coğrafyasının 21 farklı noktasında, köy okullarına öğretmen yetiştirmekle kalmadı; doğa ile bilimi, sanat ile kültürü bir arada ele alan eğitim yöntemiyle yeni bir yaşam biçimi oluşturdu.(4) Enstitülerin müfredatı kapsamında verilen kültür-sanat dersleriyle sinema ve tiyatro köye girdi, tarım eğitimi ile toprak verimli hale getirildi, öğretilenler ile köylü üretici konumuna geçti, köy kendi kendine yetebilen bir yaşam alanına dönüştü.

1946’da çok partili siyasal hayata geçiş ile enstitülere karşı çıkanların sesleri yükselince 1954 tarihinde köy enstitüleri kapatıldı. 2000 yılında ülkedeki tüm enstitülerin kültürel miras olarak tescillenerek korunmaları için önemli adımlar atıldı ancak tescil ile sınırlı kalan koruma yaklaşımı, Erzurum Pulur Köy Enstitüsü(5) gibi yapıların süreç içinde yok olmalarını engelleyecek bilince dönüştürülemedi.

Akçadağ Köy Enstitüsü, Malatya ve çevre illerdeki köy çocuklarına eğitim vermek amacı ile 1940 yılında kuruldu. Yarışma şartnamesinde belirtilen okul, işlik, ahır, lojman gibi binaların büyük bir kısmı 1940-1946 yılında inşa edilmiştir. Bu dönemde beş sınıf için derslik, atölye, kütüphane mekânları bulunan ayrı ayrı binalar yapılmıştır. 1954 yılında enstitülerin ilköğretmen okuluna dönüşmesi ile enstitü dönemi eğitimine benzer eğitim verildiğinden ahır ve tarımsal ürün depoları dışında diğer binalar özgün biçimde kullanılmıştır. 1965 yılında tüm sınıflar aynı çatı altında toplanarak yeni okul binası ve idari bina, 1975 yılında cami ve spor salonu, 1978 yılında yeni pansiyon binası inşa edilmiştir. Enstitü yerleşkesinde 1965 yılında yapılan ilköğretim binası 1974 yılında Akçadağ Öğretmen Lisesi, 1990 yılından 2015 yılına kadar ise Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi olarak kullanımı devam etmiştir. Günümüzde terk edilen yerleşkede enstitü dönemine ait okul binaları, atölye, ahır, kümes ve tahıl depoları gibi yeni eğitim sistemi içinde yer almayan binalar terk edilerek doğa ve insan tahribatına maruz bırakılmıştır.

AKÇADAĞ KÖY ENSTİTÜSÜ’NÜN KURULUŞU

Malatya iline bağlı olan Akçadağ, tarihte Arga adı ile bilinen Ermeni, Süryani(6), Sünni ve Alevi Kürt aşiretlerinin yaşadığı yerleşim yeridir.(7) 1891 yılında Akçadağ merkezde yapılan Hamidiye Kışlası, 1938 yılında Eğitmen Kursu, 1940 yılında ise Akçadağ Köy Enstitüsü olarak işlevlendirilmiştir.(8) (Resim 1) Ancak, Hamidiye Kışlası eğitime ve enstitülerin kuruluş amacına uygun olmadığından, Akçadağ İlçesi sınırları içerisinde, Malatya-Adana demiryolunun 30. kilometresinde yer alan 3160 dönümlük arazi enstitü alanı olarak tahsis edilmiştir.(9)

Akçadağ’da Enstitü için ilk çalışma 1941 yılının yaz mevsiminde, tek bir ağacın ve bir damla suyun olmadığı, kırmızı, çatlak toprakların üstüne çadırların kurulması ile başlar. Sessiz ve ıssız bozkırı kazma, kürek ve çekiç sesleri doldurur.(10) Bir yandan enstitünün gereksinimi olan binalar yapılırken, diğer taraftan içme ve sulama suyu kanalları döşenir. Yapılanların tümü çadırları sıvalı, boyalı, ışıklı odalara dönüştüren öğrenci, öğretmen ve eğitimcilerin ülkesinin devrimlerine olan inancının ifadesidir. (Resim 2-4)

MİMARİ PROJE YARIŞMA SÜRECİ

Köy enstitüleri, kentlerin dışında demiryolu ve kara yollarına yakın, köylerin geçiş güzergahlarında köylünün kullanmadığı hazine arazisi ya da devlet tarafından kamulaştırılmış geniş bir bölgede, gelecekte üretim merkezi olarak bölgedeki büyük toprak sahiplerinin etkisini kırma amacıyla kurulmuştur. 1940-1943 yılları arası 21 adet Köy Enstitüsü’nden 15’inin projesi “yeni bir köy, yeni bir yaşam biçimi oluşturma”(11) ilkesi dahilinde ulusal mimarlık yarışması ile elde edilmiştir.(12)

Yarışma şartnameleri; “yer görme zorunluluğu, varsa mevcut yapıların korunması, fonksiyonel plana sahip olması, yerel malzeme ve yapım tekniğinin kullanımı, mimarlık, şehircilik, idari, iktisadi bakımlardan amaca elverişli olması, yapılacak mekânların belirlenmesi, mimar için kalacak yer temini, tasarımın maksimum oranda uygulanması, jürinin katılımcı olmayan mimarlar tarafından oluşturulması”(13) gibi mesleki bilgi, beceri ve etiğe önem veren bir yaklaşım taşır. Akçadağ Köy Enstitüsü yarışmaya çıkış sırasına göre, ilk yarışma dizisinde yer alır. Proje yarışması 10 Ağustos 1940 tarihinde ve 57 yapıtın katılımıyla sağlanmıştır. Yarışmada, birincilik ödülünü Ahsen Yapanar, ikincilik ödülünü Bekir İhsan Ünal, üçüncülük ödülünü Orhan Safa, Adnan Kuruyazıcı ve Behçet Ünsal, dördüncülük ödülünü Seyfi Arkan almıştır.(14) Yerel ve bölgesel kaynaklı anlayış ve tartışmanın yansıdığı proje yarışmaları, genç mimarların fikirlerini ortaya koydukları, yerinde gözlem ve incelemelerle yöre halkı ile ilişki kurdukları bir alan olmuştur.(15) Bu durum Akçadağ Köy Enstitüsü mimari proje yarışması sonuç raporunda, “ülke gerçekleriyle temas eden, sosyal yaşantının gizli kalmış yönlerini kavramış, halkın özgün yaşantısından izler barındıran düşünceler ile mimar ‘bize ait’ sanat eserleri yaratmıştır”(16) şeklinde açığa çıkar.

MEKÂNSAL GELİŞİM

Enstitü yerleşkesi için yapılan yarışma projeleri ülke şartları, iklim ve ulaşım güçlüklerinden dolayı uygulamada değişiklik göstermektedir.(17) Bu durum Akçadağ Köy Enstitüsü’nde yerleşim ve yapı grupları arasında da görünür. (Resim 5, 6) Akçadağ Köy Enstitüsü yarışmasında birincilik kazanan eserin vaziyet planı maketine göre enstitü yerleşkesi, tren istasyonun güneyinde yer alır. Kara yolu tren yoluna dik olarak enstitü yapılarının arasından geçer. Enstitü alanı L formunda, orta alan tarım alanı olacak şekilde, birbirini dik kesen yaya yolları içinde, düzgün çizgilerin hakim olduğu eşit aralıklı binalardan oluşmaktadır. (Resim 6)

Akçadağ Köy Ensitüsü’nün günümüzdeki yerleşkesi incelendiğinde yarışma projesinde birincilik alan eserin geliştirilerek uygulandığı görülür. Yerleşkedeki ilk binalar yarışma projesinin maketinde var olan yolun batısında bulunan iki okul binası ve yolun doğusunda yer alan üç adet öğretmen lojmanıdır. (Resim 7-9) İlk inşa edilen okul yapısı yok olmasına rağmen temel izleri belirgin olarak izlenebilmektedir. Lojman grubu ise artan sayılarıyla günümüze kadar ulaşabilen yapılardır. (Resim 5-8)

Yerleşim, duvarlarla çevreden soyutlanmayan, Tonguç’un öğrenciyi merkeze aldığı etkinlik alanı(18) ve enstitü içinden geçirilen yol ile köylünün sosyal yaşama dahil olduğu, akışkan açık ve şeffaf özelliklere sahiptir. Dış bağlantı yolunun enstitünün içinden geçmesi, yolu bir akışın ötesinde köylüler ile teması sağlayan mekâna dönüştürür. Yarışma projesinin değerlendirme raporunda söz konusu yola ve dokuya atıfla, “ıssız ve sessiz bu yerde halkın hazırda bekleyen iradesini harekete geçiren aksiyon”(19) vurgusu, projenin mimarı Ahsen Yapanar’ın Malatya ovasının nüanslarını ortaya çıkarmasına bağlanır. Bu çalışma, “bozkırın sırtına uzatılan yolun demiryolunu şoseye bağlayışı, bu yolun etrafına serpiştirilen binalarla kayısı bahçelerinin itinalı yerleşimi adeta birbirini kucaklar”(20) şeklinde ortaya konulmuştur. Enstitü’de yol, yeşil alan ve binalar iç içe geçen örgü kurgusu ile birbirini bütünlemektedir. Bu örüntüler arasında yer alan 200 metre uzunluğundaki arnavut taşlı Sevgi Yolu bu kurgunun en duygusal ve etkileyici bağıdır. (Resim 16)

Akçadağ Köy Enstitüsü’nde, enstitülerin mimari programında belirlenen inşaat, ziraat ve kültür dersleri için yapılan okul, öğretmen evleri, yemekhane, hamam, ahır, kümes ve pansiyon gibi farklı binaların oluşturduğu “kümeler”(21), her yıl yeni gelen öğrenciler tarafından etaplar halinde inşa edilmiştir. Akçadağ Köy Enstitüsü’nde ilk dönem yapıları küçük ölçekli az katlı, taş ve ahşap ağırlıklı yerel malzeme ile inşa tekniği kolay yapılabilen türdendir. Yapılar dik açılı formda, düz ve sade cephelerde simetrik biçimleme hakimdir. Çatılar ahşap kontrüksiyon ile kırma ve beşik çatıdır. Enstitü alanı içinde 1965’li yıllara kadar eklenen yapıların yığma yapım tekniği ile yapılmaya devam ettiği, bu tarihten sonra daha büyük ve çok katlı betonarme yapıların yapıldığı, özgün yapıların bir kısmının yok olduğu okul arşivinde ve kadastro müdürlüğünde elde edilen haritalardan da gözlenebilmektedir. (Resim 6)

Enstitünün kurulduğu dönemden günümüze faklı içeriklere sahip okul yapıları şeklinde kullanılması alanda fiziksel değişimlere neden olmuştur. Süreç içinde enstitü binalarının bir kısmı işlevsiz kaldığından yıkılmış, korunanlar dönemin eğitim sistemi içinde yeniden işlevlendirilmiş veya ihtiyaçlara göre yeni binalar yapılmıştır. Yerleşkede bulunan yapıların eğitim sistemine paralel olarak plan ve malzemedeki değişikliklerine göre üç farklı dönemde yapıldıkları tespit edilmiştir. (Resim 6) Birinci dönem Köy Enstitüsü’nün kurulduğu 1940-1954 yıllarıdır. Bu dönem Tekben’in verdiği bilgiler ile desteklenmiştir.(22) Buna göre aynı forma sahip beş okul binası ve lojmanları (Resim 10), hamam (Resim 11), revir binası (Resim 12), marangozhane (Resim 13), ahır (Resim 14), eski idare binası (Resim 15), mutfak - fırın (Resim 17), motopomp, jeneratör binası, yolun doğusunda yer alan tek katlı lojmanlar (Resim 18-20) ve havuz birinci dönemde yapılmıştır.

İkinci dönem, enstitünün kapanmasından sonra yerleşkenin İlköğretmen Okulu olarak işlevlendirildiği 1954-1974 yılları olarak belirlenmiştir. Bu dönemde eğitim, başlangıçta enstitü dönemi ile benzer müfredat ve uygulamalar ile devam ettiğinden yapılara müdahale edilmemiş ancak 1965 yılından sonra betonarme malzemenin kullanıldığı idare ve derslik gibi yeni binalar eklenmiştir. (Resim 22, 23) Ayrıca, alana eklenen lojmanlar birinci dönemden farklı olarak apartman şeklinde iki katlı, dört daire tiplerine dönüşmüştür. (Resim 21) Enstitü alanının liseye dönüştüğü üçüncü dönem olarak tanımlanan 1970-2015 yılları arasında ise çok katlı, geniş açıklıklı betonarme bina yapımı devam etmiştir. Bu dönemde 1975 yılında cami ve spor salonu, 1978 yılında yeni pansiyon binası yapılmıştır. (Resim 24, 25)

SONUÇ

Köy enstitüleri, Cumhuriyetin ilkelerini Anadolu kırsalına taşıyan, evrensel bir bireyin sahip olduğu adalet, eşitlik, dostluk, kardeşlik gibi demokratik ve hümanist değerleri barındıran bir projenin ürünüdür. Dönemin sosyal ve ekonomik yapısı içerisinde yarışmalar ile projelerin elde edilmesi, açık, kapalı mekânlar, meydan, lojman, okul ve sosyal alan ilişkileri ile oluşan yerleşimler, kadın mimarların yarışma ve uygulama sürecinde yer almasıyla enstitüler, yeni kurulan ülkenin ilerici, devrimci ve yenilikçi yüzünü oluşturur. Enstitüler, sosyo-ekonomik ve politik bir altyapıda anı niteliği taşıyarak süreklilik, özgünlük, yöresellik gibi mimari ve kültürel değerler barındırması nedeniyle korunması önem arz eder.(23)

Akçadağ Köy Enstitüsü ulusal mimari proje yarışması ile kurgulanan, enstitü programı ve coğrafi sınırlılıklar içinde biçimlenen bir uygulama ile günümüze ulaşan az sayıdaki enstitü binalarından biridir. Akçadağ’da mekânı kuran ana eksen yoldur. Issız ve sesiz Malatya ovasına kurulan Enstitü, kara ve demir yolu ile bağlanarak yakın çevredeki yerleşimler için odak noktasına dönüşüp, ovanın canlanmasını sağlamıştır. Yol, ağaçlık alan ve enstitü alanı ile oluşan küme kurgusu zamanla eklenen yapılara rağmen belirgindir. Okul binaları, öğrencilerin ders işlediği, okuma, tartışma, resim, müzik gibi etkinlikleri yapabildikleri farklı boyutlardaki sınıf mekânları ve sorumlu öğretmenlerin ikamet ettiği konut ile her bina kendi içinde alt kümeleri oluşturur. Yöresel malzemenin ve tekniğin kullanıldığı yapılar, dönemin kısıtlı imkanları içinde öğretmen ve öğrencilerin birlikte yaptığı özgün nitelikler taşır. Türkiye Cumhuriyet tarihinin sosyal, kültürel ve mekânsal bir yansıması olan Akçadağ Köy Enstitüsü’nün, mimari ve kültürel değerleri ile korunup işlevlendirilerek geleceğe aktarılması, toplumsal hafızada giderek yok olan Anadolu’nun modernleşme projesinin yeniden yer edinmesine katkı sunacaktır.

*Fotoğraflar aksi belirtilmedikçe yazarlara aittir.

NOTLAR

1. Kirby, 2000, s.29.

2. Köy Enstitüleri Kanunu 429 üyesi bulunan meclisten 278 kabul oyu ile geçmiştir. Oylamada ret oyu çıkmazken, 3 oy boş kullanılmıştır. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz: TBMM Zabıt Cerideleri, 1940, ss.99-102.

3. Çorakbaş; Sümertaş, 2014, s.81.

4. Tanilli, 2003, s.153.

5. Çorakbaş; Yeşiltepe, 2014, s.164.

6. Demir, 2016, s.233.

7. Hicri 1312 (Miladi 1894-95) senesine ait Mamurat-ül Aziz Salnamesi. Hazır, 2006, s.72.

8. Cengiz, 1993, s.8.

9. Şahhüseyinoğlu, 2005, ss.20-21.

10. Tekben, 2003, s.143.

11. "Akçadağ Köy Enstitüsü Projesi Münasebetiyle - "Türk Mimarları Yarınki Nesillere Eserler Hazırlıyorlar", Ulus Gazetesi, 1940, s.4. Keskin, 2012, s.122.

12. Türkoğlu, 1997, s.174.

13. Tonguç, 1997, s.442.

14. Keskin, 2012, s.114.

15. Baysal, 2012, s.142.

16. Belge 1, tarihsiz, s.2.

17. Ilgaz,1999, ss.328.

18. Baysal, 2012, s.139.

19. Belge 1, s.2.

20. Belge 1, s.2.

21. Baysal, 2006, s.128.

22. Tekben, 2005, s.102.

23. Çakıcı, 2013, ss.70-71.

Bu icerik 982 defa görüntülenmiştir.