411
OCAK-ŞUBAT 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE

MİMARLIK'tan

Kanal İstanbul, kanala ve ulaşıma dair olmanın çok ötesinde, İstanbul’a ve kente dair bir proje olarak önümüzde duruyor. Eğer ulaşım sorunlarını çözmek için hazırlanmış bir proje olsaydı, şu an tartıştığımız konu, el değiştiren araziler ya da kanalın etrafında planlanan yeni yerleşimler değil, yapımına dair detaylar olurdu. Projeye ilişkin kararları verirken bu topraklarda yaşayan bizler kadar, yaşayacak olan gelecek nesillerin de haklarını koruyacak şekilde adımlar atmamız gerektiği bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Bugün yaşanılan ekonomik açmazı rahatlatmak için kentleri pazaryeri olarak görüp satılacak / pazarlanacak bir metaya dönüştürülen toprağın, aslında “mülkiyeti”nin değil, -şimdilik- kullanım hakkına işaret eden “sahipliği”nin bizlerde olduğunu hatırlamayız. Önümüzdeki sayıda, olmayan kaynakların kullanılarak Kanal İstanbul gibi bir projeye yatırım yapılmasına ve çevresindeki arsaların “sahipliği”nin el değişmesine dair değerlendirmelere yer vereceğiz. Bu sayının MİMARLIK Gündem’inde İstanbul Boğazı’nın “sahipliği” üzerine yapılan tartışmayı konu ediyoruz. Boğaz’daki yetkilerin devredilmesi, söz hakkının kimde olduğu üzerine olan kanun değişikliğiyle ilgili süreç devam ediyor. Bu sayıda yer alan bir başka konu ise baraj nedeniyle su altında kalan yerleşimler. Güncel başlığı altındaki Hasankeyf’e dair metin, süreci özetleyerek büyüme odaklı politikalar nedeniyle belirli bir kullanım ömrü olan baraj için insanlık tarihinin önemli bir parçası olan bir miras ögesinin nasıl hiçe sayıldığına dikkat çekiyor. Benzer sürecin devam ettiği Artvin’in Yusufeli ilçesine ilişkin metin ise hem eski yerleşimin mekânsal özelliklerini belgeleyerek tarihe not düşmeyi amaçlıyor hem de yeni kurulan alanın planlama saiklerini sorguluyor. Ülke toprağını fiziksel bir meta olarak görmeyerek, yaşayan ve yaşayacak her kuşağın hakkını gözeterek, toprağı mülkümüz olarak değil göz kulak olduğumuz bir değer olarak kabul ederek planlama ve mimarlık pratiklerini gerçekleştirebileceğimiz günleri görmeyi 2020 yılına girdiğimiz bugünlerde hâlâ bekliyoruz.

Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nin 17. dönemi için çağrılar başladı. Ülkedeki mimarlık pratiğine dair önemli bir seçki sunan ödül programı, nitelikli işlerin görünürlüğünü artırarak mimarlığın toplum içindeki değerini güçlendirmeyi bu dönem de sürdürecek. Kamu eliyle yüceltilmeye çalışılan Osmanlı / Selçuklu mimarisine öykünen kimliksiz yapılar yerine çağdaş uygulamaların varlığını vurgulayan ödül programı sonrasında düzenlenecek olan sergi, yurtiçi ve yurtdışı birçok noktada ilgililerle buluşacak. Bu dönemki programa katılmak için son tarih 28 Şubat.

Aslı Tuncer Madge

Bu icerik 22 defa görüntülenmiştir.