MİMARLIK
394
MART-NİSAN 2017
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK EĞİTİMİ

Öğrenci Kontenjanlarında Nicelik Takıntısı ve Mimarlık Eğitiminde Kalite Arayışları

Bülend Tuna, Mimar

Ülkemizdeki üniversite eğitimi alanında çok ciddi sorunlar yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz. Yeterli öğretim üyesi sağlanamadan, yeterli mekânsal gereklilikler oluşturulmadan açılan mimarlık okulları, sürekli artırılan kontenjanlar geleceğimiz açısından önemli sıkıntıların habercileri. Mimarlık okulları ve Mimarlar Odası’nın ortaklaşa düzenlediği Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarında mimarlık mesleğinin ve mimarlık eğitiminin sorunları birlikte ele alınmış ve bugün karşılaştığımız tablonun oluşmaması için uyarılarımızı yapmıştık. Yeterli öğretim kadrosu oluşturulmadan, mekânsal gereklilikler karşılanmadan yeni okulların açılmaması, kontenjanların artırılmaması talebimizi en net biçimde dile getirmiştik. “Mimarlık Bölümü Açılması ve Sürdürülmesinde Aranacak Asgari Koşullar Üzerine Bir Araştırma”(1) başlığı altında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmış ve ilgili birimlere iletilmişti. Ne yazık ki bu çabalarımızın yetersiz kaldığını belirtmeliyiz. Bu yazıyla birlikte paylaştığımız tablo mimarlık eğitimimizdeki nicelik takıntısını çarpıcı bir şekilde göz önüne seriyor.

2016-2017 öğrenim yılında mimarlık bölümlerine öğrenci kabul eden üniversitelerin sayısı 42’si devlet, 40’ı vakıf, 7’si KKTC’de ve 4’ü de yurtdışında olmak üzere 93. Türkçe ve İngilizce eğitim veren bölümlerin toplam sayısı da 108. Devlet üniversitelerinde 3.480, vakıf üniversitelerinde 3.263, KKTC’deki üniversitelerde 670 ve yurt dışındaki YÖK tarafından listeye alınan üniversitelerde 109 olmak üzere toplam 7.522 mimarlık öğrencisi kontenjanı belirlenmiş. Ayrıntıları Tablo 1 ve 2’den izlemeniz mümkün. Bu tabloya yabancı öğrenciler (Suriye kökenli veya diğer) ve dikey geçiş kapsamında gelenler dahil değildir.

Çarpıcı bir diğer tablo da Türkiye’deki mimarlık bölümlerinin şehirlere göre dağılımında görülmektedir. (Tablo 3) İstanbul’da 3’ü devlet olmak üzere toplam 28 üniversitede mimarlık eğitimi verilmektedir. Bu sene İstanbul’da eğitim görmeye başlayan mimarlık öğrencilerinin sayısı 2.889. YÖK tarafından belirlenen bu kontenjanlar çok fazladır. Bu listede yer alan bütün okullar için nitelikli bir mimarlık eğitiminin verilebilmesinin şartlarının oluştuğunu

söyleyebilmemiz mümkün değildir. Ayrıca, mimarlığı seçen gençlerin nasıl bir ortamda eğitim alacakları konusunda yeterince bilgilendirildiklerini de söyleyemiyoruz.

Mimarlar Odası’na kayıtlı üyelerin mezun olduğu okullar Tablo 4’te, 2016 yılında yeni kayıt yaptıranların mezun olduğu okullar Tablo 5’te görülebilir. Tablo 5’e göre kayıt yaptıran 3.292 mimarın 1.541’i devlet üniversitelerinden, 1.325’i vakıf üniversitelerinden, 327’si KKTC’deki üniversitelerden, 99’u da yurt dışındaki diğer üniversitelerden mezun olmuşlardır. Mimarlık okulları arasında önemli farklar gözlenmektedir. Ne yazık ki bu farkların dikkate alınabildiği bir meslek ortamı oluşmamıştır. Herkesin her işi üstlenebildiği amorf bir meslek ortamının bir türlü giderilememesi en önemli sorunlarımızdandır. Ülkemizde mimarlık meslek yetkisinin verilmesi ve bu yetkinin belirli şartlara bağlı olarak yenilenmesinin düzenlenmesi uzun zamandır üzerinde durduğumuz, irdelediğimiz konulardır. Bu alandaki en önemli sorun yasal eksikliklerdir.

Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) ve UNESCO’nun hazırladığı Mimarlık Eğitim Şartı(2) metni mimarlık eğitiminde kalite kapsamında önemli bir belgedir. Burada amaçlanan mimarlık eğitiminin yeterliliği kapsamında, mimarın eğitim sonucunda kazanması gereken becerileri göstermektir. Ülkemizde de Mimarlık ve Eğitim Kurultayları kapsamında “Bir Mimarın Formasyonu Nedir, Ne Olmalıdır?” çerçevesinde çalışmalar yürütülmüştür. Avrupa Birliği çerçevesinde çalışmaların yürütüldüğü dönemde konuyla ilgili çok önemli bir AB direktifi uyum yasaları çerçevesinde gündeme gelmiş ve çevrilerek irdelenmişti. “Mesleki Yeterliliklerin Belirlenmesi ve Karşılıklı Tanınması” başlıklı bu çalışma ne yazık ki AB ile görüşmelerin durgunlaşması nedeniyle tamamlanamadı. Ancak bu çalışmada olgunlaştırılan bazı bölümler YÖK tarafından “Doktorluk, Hemşirelik, Ebelik, Diş Hekimliği, Veterinerlik, Eczacılık ve Mimarlık Eğitim Programlarının Asgari Eğitim Koşullarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik” başlıklı bir yönetmelik ile yürürlüğe kondu.(3)

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan ve hepimizin üzüntüyle değerlendirdiği PISA raporu ülkemizdeki eğitimin içler acısı durumunu tüm çıplaklığıyla ortaya seriyordu. Üniversite düzeyine gelene kadar kazanılması gereken formasyonun yeterli olmaması üniversite eğitiminin en önemli handikaplarındandır. Eksik öğretim kadrosu, yetersiz mekân sorunları yanında, PISA raporunun diliyle söylersek, okuduğunu anlamayan bir öğrenci tablosuyla başa çıkmaya çalışmak pek kolay olmasa gerek. 15 Temmuz sonrası pek çok nitelikli öğretim üyesinin üniversitelerden uzaklaştırılması da bu sıkıntılı tabloyu iyice karartmıştır.

Yeni mimarlık okulu açılmasın demenin anlamını yitirdiği bir noktaya geldiğimizi, “ipin ucunun kaçtığını” düşünüyorum. Bu tablonun meslek ortamına etkileri çok yoğun bir şekilde hissedilecektir. Bu dönem içerisinde gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz IX. Mimarlık ve Eğitim Kurultayı işte bu tabloyu gündemine alarak tartışacak, eğitimimiz, mesleğimiz ve ülkemizin geleceğimiz için sağlıklı bir çıkış yolu arayışı içinde olacaktır.

* Tablolar YÖK'ün internet sitesinden derlenmiştir.

NOTLAR

1. Küçükdoğu, Mehmet Şener ve diğerleri, 2013, “Mimarlık Bölümü Açılması ve Sürdürülmesinde Aranacak Asgari Koşullar Üzerine Bir Araştırma”, Mimarlık, sayı:374.

2. “Charter UNESCO / UIA For Architectural Education”, www.uia-architectes.org/sites/default/files/charte-en.pdf [Erişim:01.02.2017]

3. Resmî Gazete / 02.02.2008 / 26.775.

 

Bu icerik 426 defa görüntülenmiştir.