MİMARLIK
394
MART-NİSAN 2017
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

İstanbul Kara Surları’nda “Yerin Ruhu”nu Aramak: Çeperde Sergisi

Figen Kıvılcım Çorakbaş, Doç. Dr., Anadolu Üniversitesi Mimarlık Bölümü; “Çeperde: İstanbul Kara Surları” Sergisinin Küratörü

İstanbul Kara Surları’na, çokça çalışılmış olan şehrin kuşatma tarihindeki yeri üzerinden bakmak yerine, kent tarihindeki ve günlük yaşamdaki anlamı açısından bakmayı deneyen “Çeperde, İstanbul Kara Surları” sergisi geçtiğimiz aylarda ilgililerle buluştu. Yazar serginin bağlamını ortaya koyarken, “çoklu perspektif”ten ele alınan sergide kullanılan farklı sunum tekniklerinden bahsediyor.

“Çeperde, İstanbul Kara Surları” sergisi, 19 Ekim 2016-8 Ocak 2017 tarihleri arasında Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde(1) (ANAMED) gerçekleşti. Sergi içeriği, üç farklı bilimsel araştırma projesinden elde edilen bilgiler temel alınarak oluşturuldu. Bunlardan birincisi TÜBİTAK tarafından desteklenen “Somut Olmayan Kültürel Niteliklerin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Aracılığıyla Alan Yönetimi Sürecinde Değerlendirilmesi, Örnekleme: İstanbul Kara Surları Dünya Miras Alanı” başlıklı proje idi.(2) Bu proje kapsamında, Kara Surları’nın (yazılı ve görsel kaynaklardan derlenen bilgilerle oluşturulan) somut olmayan kültürel niteliklerini içeren ve CBS yazılımı ile oluşturulan veri tabanının, sergi içeriğinin oluşturulmasında önemli bir katkısı oldu. (Resim 1)

Serginin şekillenmesinde önemli yeri olan diğer iki bilimsel araştırma projesi ise Anadolu Üniversitesi tarafından desteklenen Kara Surları Dünya Miras Alanı’nın yorum ve sunum programının geliştirilmesine odaklanan projeler idi.(3) Bu iki projede ise, yukarıda adı geçen TÜBİTAK projesi kapsamında oluşturulan veri tabanından gelen bilgilerin kültürel miras alanının sunumu için hangi kriterlere göre seçileceği ve ne şekilde yorumlanacağı konularını tartışıldı.

Hem bilimsel araştırma projelerinin hem de serginin üzerine kurulu olduğu temel bir sorunsal vardı: İstanbul kentinin ve ‘yerin ruhunun’ oluşumunda çeşitli dönemlerde etkisi büyük olan Kara Surları’nın yeterince araştırılmamış, yorumlanmamış ve sunulmamış olması. Bu sorunsal ise kendi içinde başka sorunsallar barındırıyordu. Örneğin, yeterince araştırılmamış olduğu tespit edilen bir kültürel varlığın yorumu ve sunumu üzerine çalışmanın uygun olup olmaması. Buna ek olarak, yeterli sayıda farklı perspektiflerden yorumlanmamış olduğu düşünülen bir kültürel varlığın ilk “çoklu perspektif”ten yorumunu gerçekleştirme iddiası, “çokluğu tekelden oluşturmaya çalışma” çelişkisi taşıyordu.

Projelerin temelinde yer alan “araştırma, yorum ve sunum eksikliği” sorunsalının kendi içindeki tüm çıkmazlarına rağmen, İstanbul Kara Surları’nın çoklu perspektiften yorum ve sunumuna dair bir sergi yapma işi çözümsüz yönleri kabul edilerek atılması gereken bir ilk adım olarak karşımızda duruyordu. Sergide, araştırma alanındaki boşlukları kabul eden ve ortaya çıkaran, yorumlama alanındaki olasılıkları çoğaltmaya çalışan ve sunum açısından ise temaları ve temalar altında gruplanan çeşitli bakış açılarını eşit koşullarda sergileyerek mekânsal bilgi zemininde birleştiren, kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmişti.

Sergi için, Kara Surları ve yakın çevresini Marmara Denizi’nden Haliç’e dek uzanan bir çerçevede sunan 1/500 ölçekli mimari bir maket üretildi. (4) (Resim 2) Maket üzerinde, yazılı kaynaklardan derlenen farklı nitelikteki anlatıların (anı, bilimsel çalışma, gezginlerin gözlemleri gibi) yerleri işaretlenerek temalar ile yerlerin ilişkisi kuruldu.

Serginin açılış metninde belirtildiği gibi: “İS 5. yüzyıl başında inşa edilmiş olan ve Theodosios Surları olarak adlandırılan İstanbul Kara Surları, Ayasofya ile beraber, tarihî İstanbul (Konstantinopolis) kentine karakterini veren en önemli anıtlardan biridir. Surlar ve surları çevreleyen alan, 1600 yıllık tarihi boyunca kentte gerçekleşen çeşitli olay, durum ve kişilerin izlerini taşıyan çok katmanlı bir kültürel peyzaj oluşturur. Buna karşın, surlarla ilgili yorum ve sunumların çoğu 1453 savaşına odaklanmakta, surları bu çok önemli savaşın parçası olarak resmetmektedir. Bu yorum ve sunumlarda surların barındırdığı farklı dönemlere ait izlerin

okunmasına, kentin su sistemi ve yeşil alanlarıyla ilişkisinin tartışılmasına, surlarla ilişkilendirilebilecek ruhani ve dinsel hikayelere, surlar çevresinde yaşamış olan ve yaşayan insanların hikayelerine ve surları ziyaret etmiş kentlilerin veya gezginlerin anılarına daha az yer verildiği görülebilir. İstanbul Kara Surları kültürel peyzajının doğa, surlar, anıtlar, insanlar, mahalleler, tarım alanları, mezarlıklar gibi bileşenlerden oluşan çok katmanlı yapısı, bugün hâlâ yerinde gözlemlenebildiği gibi, yüzyıllar boyunca üretilmiş farklı nitelikteki belgelerde de temsil edilmiştir. Bu sergi, surları ve surların günlük hayattaki yansımalarını tartışmaya açmayı hedeflemektedir.”

Yukarıda özetlendiği gibi, sergide Kara Surları savaş ve kuşatmalar tarihi içindeki yeri açısından değil, kent tarihindeki ve günlük yaşamdaki yeri açısından incelenmiştir. Öncelikle, Kara Surları’nın önceki yorumlanışlarıyla sergi kapsamındaki yorumlanışı arasındaki bu radikal fark, sergi anlatısının kurulmasında temel etmenlerden biri olmuştur.

Sergi ziyaretçilerinin Kara Surları’nın kent tarihi ve günlük yaşam içindeki yerini keşfetmesine rehberlik etmek üzere düzenlenmiş temalar, Kara Surları’na 6 farklı açıdan yaklaşmamızı olanaklı kılmıştır.

1. İmparatorluk Mirası

Surların inşasının gerçekleştiği dönemde imparator olan II. Theodosios’tan itibaren surlara çeşitli müdahalelerde bulunmuş imparatorları anlatan bu bölümde, surların resmî tarihi aktarılmıştır. Savaş, deprem ve kuşatmalar sonucunda surlarda gerçekleşen tahribatların giderilmesi için yapılan müdahalelere ve bu müdahalelerin çeşitli imparatorluk dönemlerinin yazıtlar gibi izlerini taşıdığına değinilmiştir. Tema açıklama metnine (diğer temalarda da olduğu gibi) tarihî kaynaklardan veya bilimsel araştırmalardan alıntılanmış metinler eşlik etmektedir. Alıntıların seçiminde coğrafi konum bilgisi içerenlere öncelik verilmiştir. Aşağıdaki alıntı bunlara bir örnek oluşturabilir: “Marmara Denizi’nden kuzeye ilerleyince, iç surların ilk kulesinin hemen kuzeyinde bir yan kapı bulunur. Bu kemerli girişin üstünde defne dallarıyla süslenmiş ‘XP’ yazılı bir tuğra vardır. Bu, iç surlardaki tek beşgen kulenin yanında yer alır. Bu kulenin bir başka küçük kapıyla daha bağlantısı vardır ve büyük olasılıkla bu da deniz kenarındaki imparatorluk iskelesine açılan kapıdır. İmparatorlar denizden gelip Pege’deki (Balıklı Rum) Saraya ve Kiliseye gideceklerinde şehre bu kapılardan girerlerdi.”(5)

Serginin ikinci bölümünü oluşturan “Çeper ve İnsanları” teması altında, İstanbul Kara Surları’nın Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kentin çeperini tanımlamasının yanı sıra, Cumhuriyet döneminde de (kentin bu alanın “üzerinden atlayarak” gelişmeye devam etmesi sebebiyle) çeper karakterini koruduğuna ve bu böylece surlar ve çevresinin kentsel morfoloji uzmanı Conzen’in(6) “çeper kuşak” tanımına uyduğuna değinilmiştir. Aynı bölümde çeper karakterinin, Kara Surları’nın etrafına yerleşen toplulukların karakterini de belirlediği ve çeperin “marjinal” yapıdaki insan gruplarını kendine “çektiği” anlatılmaktadır. (Resim 3) Bu kısma eşlik eden alıntılardan biri şöyledir: “Gözlerimi surların yukarısına doğru kaldırınca, mazgalların arkasından saçları karmakarışık, bir sürü korkunç ve kara suratlı insanın şaşırmış bir halde bana baktığını gördüm.”(7)

Bu kısımda ayrıca surların ve kent çeperinin tarih içindeki dönüşümünü gösteren eski haritalara yer verilmiştir. Bu haritalar arasında Konstantinopolis’in en eski tasvirlerinden olduğu düşünülen 1481 tarihli Buondelmonti(8) ve 1493 tarihli Hartmann Schedel(9) haritalarının yanı sıra, Vavassore haritalarının bir yorumu olan 1606 tarihli Rossaccio(10) haritası da yer almıştır. (Resim 4)

3. Savaş / Deprem Sonrası Onarımlar

Bu bölüm, surların fiziki yapısına ve barındırdıkları farklı yapım tekniklerinin tarih içinde işaret ettikleri savaş, deprem gibi önemli olaylara işaret etmektedir. Surların üzerindeki izlerin birçoğunun hikayesi / anlamı henüz açığa çıkarılmamış olsa da, bu alanda yapılmış çalışmalar sunularak duvarın farklı dönemlere referans veren yapısı sunulmuştur. Bu kısımda, Prof. Dr. Zeynep Ahunbay ve Prof. Dr. Metin Ahunbay(11) yürütücülüğünde 1990’lı yılların başında gerçekleştirilmiş olan restorasyon proje ve uygulamalarına da yer verilmiştir.

4. Kentin Mavisi Yeşili

Bu bölümde, Kara Surları ve etrafında yer alan mezarlıklar, bostanlar ve parklar gibi yeşil alanlar ve bu büyük kent parçasının Marmara Denizi, Haliç, Osmanlı dönemi su kemerleri, hendek gibi su elemanları ile ilişkisi incelenmektedir. Bu şekilde bu bölüm, Kara Surları’nın kentle ilişkisine odaklanılan 2. kısımla bütünleşerek bu kentsel miras ve çevresinin neden bir kültürel peyzaj olarak ele alınması gerektiğini açıklamaktadır. Tarihte ve bugün Kara Surları ve çevresindeki yeşil alan ve su elemanlarının kent dokusu ile bütünleşik yapısı, çeşitli tarihsel anlatılarla desteklenmektedir. Aşağıdaki alıntı, bu ilişkileri öne çıkaran anlatılara bir örnek oluşturabilir: “Ermeni mezarlığının güneyindeki vadide Bayrampaşa denilen yerde, benim çocukluk günlerime kadar kalan Bayram Paşa Çiftliği’nin kalıntıları, zamanla ortadan kalktı. Şimdi ise, burada bostan, sebze bahçesi ve yer yer buğday ve arpa tarlaları görülür. Bayram Paşa denilen zat, Sultan IV. Murad’ın sadrazamı olup, H. 1048 (M. 1638/39) senesinde ölmüştür. Edirne Kapısı ve Top Kapısı denilen kapılar arasında, Bayrampaşa vadisi hizasında, surun iç kısmında Sulukule adı verilen kemerli geçit vardır. Muhtelif yönlerden akarak bu noktada birleşen dereler, aynı geçitten şehre girer ve Yeni Bahçe’nin kenarından Aksaray’a doğru ilerleyerek, Yeni Kapı’ya Langa’ya iner ve yeni yapılmış hamamın yanından denize dökülür. Edirne Kapısı ve Top Kapısı setleri arasındaki vadinin içinde, Sulukule’nin önünde, iki kısma ayrılmış geniş ve büyük bir çayır olan Yeni Bahçe yer alır. Artık, ilkbaharda atların otlatılmaya getirildiği bu çayırda vaktiyle, savaşa giden Mısır askerleri çadırlarda otururlar ve buradan harbe giderlerdi.”(12)

5. Ruhanilik ve Din

Kara Surları ve çevresi, Bizans döneminden bu yana manastırlar, türbeler ve mezarlıklar gibi dini yapı ve alanların yoğunlukla yer aldığı bir alan olmuştur. Kutsal yapılar ve evliyalarla ilgili hikayeler, burada ölen askerlerin hikayeleriyle bütünleşerek yere özgü efsaneler haline gelmişlerdir. Kara Surları Dünya Miras Alanı’nın bu niteliğine odaklanan bu kısımdaki anlatılara bir örnek aşağıda yer almaktadır: “Elekci Dede için bir türbe yapılmış ve üzerine de alâmet olarak eleği asılmıştır. Mezar’ın üzerinde, kısır olan veya erkek çocuk doğurmak isteyen kadınlara deva olarak su ile dolu ibrikler konulmuştur. Kadınlar, bu suyu göğüslerine, karınlarına, göbeklerine ve vücutlarının en mahrem yerlerine sürerler.”(13)

6. Sur Yürüyüşü

Sur boyu, hem kırsal bir karaktere sahip olduğu Bizans Dönemi’nde hem de mahalleler, yeşil alanlar ve su elemanlarının uyumlu bir şekilde birarada bulunduğu Osmanlı ve Cumhuriyet

dönemlerinde, gezinti ve yürüyüş yapmak için sıklıkla gidilen bir yerdi. Sergi metninde de belirtildiği gibi, “Özellikle 17. yüzyıldan itibaren İstanbul’u ziyaret etmiş olan gezginler için, Sur boyu, yürünmesi gerekli bir rotayı ifade ediyordu”. Serginin bu kısmında sur boyunca tarihî kaynaklarda adı geçen rotalardan bahsedilmiştir. (Resim 5)

SUNUM YÖNTEMLERİNDE ÇEŞİTLİLİK

“Çeperde” sergisinde, bu kadar çok ve çeşitli bilginin birarada sunulmasının zorluğunu aşmak için geliştirilen stratejilerden bir tanesi, temaları destekleyen ve farklı ilgi gruplarından insanların dikkatini çekebilecek çeşitli niteliklerde objeler ve sunum yöntemleri kullanmak oldu. Sergide kullanılan başlıca birleştirici obje / eleman, yukarıda da bahsi geçen 1/500 ölçekli mimari maket olmuştur.

Bunun yanı sıra sergide, restorasyonlarda kullanılan 5 cm x 5 cm x 35 cm ölçülerinde bir Bizans dönemi tuğlası yeniden üretimi, Kara Surları etrafında çok eski dönemlerden beri yetiştiği düşünülen yabani “kara kafesotu” bitkisinin kurutulmuş hali, Kara Surları’nı gösteren eski kartpostallar ve Kara Surları üzerine bilimsel bilgi barındıran eski kitaplar yer almakta idi. (Resim 6)

Bunlara ek olarak, biri Yedikule Bostanlarının yıkılmasına karşı sivil toplum tarafından yürütülen mücadeleye odaklanan, üçü ise Kara Surları etrafındaki bugünkü durumu gösteren dört video da sergideki yerleştirmeyi tamamlamaktaydı. Kullanılan sunum araçlarındaki bu çeşitliliğin, metin yoğunluğunun görsel tekdüzeliğine karşı ziyaretçilerin ilgisini uyanık tutması hedeflenmiştir. (Resim 7)

SONUÇ

İstanbul Kara Surları Dünya Miras Alanı’nın yorumlanması ve sunumuna özgün bir yaklaşım getiren “Çeperde, İstanbul Kara Surları” sergisi, çok katmanlı kültürel peyzajların yorumu ve sunumundaki sorunsalların sınandığı araştırmalara oldukça önemli katkılar sağlamıştır. Bu yazıda serginin yorumlama ve sunum yaklaşımına odaklanılmış, ziyaretçi görüşlerinin incelenmesi başka bir yazıya bırakılmıştır.

Teşekkür: Hem sergiye temel oluşturan araştırmaların hem de serginin gerçekleşmesini sağlayan Anadolu Üniversitesi, Koç Üniversitesi ANAMED ve TÜBİTAK’a teşekkürlerimi sunarım. Bunun yanı sıra, sergi tasarımını gerçekleştiren Demir Tasarım ve maket üretimini yapan Küçük Atölye Mimari Maket Çalışmaları ve Zaxe 3B Baskı Teknolojileri’ne de çok teşekkür ederim.

NOTLAR

1. İstiklal Cad. No: 181 Merkezhan, Beyoğlu, İstanbul.

2. TÜBİTAK tarafından desteklenen 115K225 no.lu proje, Proje Yürütücüsü: Doç. Dr. Figen Kıvılcım Çorakbaş.

3. Bu çalışma, Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından kabul edilen 1604E179 no.lu ve 1605E236 no.lu iki proje kapsamında desteklenmiştir.

4. Maket, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nin sergi bütçesi kapsamında ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından kabul edilen 1604E179 no.lu proje kapsamında desteklenmiştir. Maketin uygulama çizimleri Anadolu Üniversitesi Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri öğrencileri Serhat Sarı, Talha Aksoy ve Mimarlık Bölümü öğrencileri Sultan Orhan, Buse Baloğlu ve Batuhan Doğan tarafından, üretimi ise Barış Taş ve Alkın Ceylan yönetiminde Küçük Atölye Mimari Maket Çalışmaları ve Zaxe 3B Baskı Teknolojileri tarafından gerçekleştirilmiştir.

5. Tsangadas, Byron C. P., 1980, The Fortifications and Defense of Constantinople, Columbia University Press, New York, ss.16-17.

6. Conzen, M. R. G., 1960, Alnwick: Northumber-land: A Study in Town-Plan Analysis, Institute of British Geographers Publication 27, George Philip, Londra.

7. De Amicis, Edmondo, 1986, İstanbul (1874), (çev.) Beynun Akyavaş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara,  s.305.

8. Buondelmonti, Cristoforo (‘ya atfedilen), 1481, Liber Insularum Archipelagi, Üniversite ve Eyalet Kütüphanesi, Düsseldorf, Ms. G. 3, fol. 54r.

9. Schedel, Hartmann, 1493, Liber chronicarum, Ömer Koç Koleksiyonu.

10. Rossaccio, Gioseppe, 1606, Viaggio da Venezia a Constantinopoli, Ömer Koç Koleksiyonu.

11. Ahunbay, Metin; Ahunbay, Zeynep; Yorulmaz, Müfit; Çılı, Feridun, 1992-94, “İstanbul Kara Surları, T1-T6 Burçları Arası Restorasyon Projesi, T4 Burcu Restorasyonu”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne Teslim Edilen Restorasyon Projesi Kapsamında Rapor, İTÜ Döner Sermaye İşletmeleri, İstanbul.

12. Hovhannesyan, Sarkis Sarraf, 1997, Payitaht İstanbul’un Tarihçesi, (çev.) Elmon Hançer, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, ss.26-31.

13. Kömürciyan, Eremya Çelebi, 1988, İstanbul Tarihi, XVII. Asırda İstanbul, (çeviri ve yorum) Hrand D. Andreasyan, Eren Yayıncılık ve Kitapçılık, İstanbul, s.22.

Bu icerik 392 defa görüntülenmiştir.