338
KASIM-ARALIK 2007
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

ETKİNLİKLER

DOSYA: Koruma Alanına Yeniden Bakış

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE

YAYINLAR

MİMARLIK VE KENT BULUŞMALARI - 2:

SAMSUN / “ULAŞIM, ÇEVRE POLİTİKALARI VE MİMARLIK”

Yay.Haz. Derin İnan, Ağustos 2007, Mimarlar Odası Yayınları, Mimarlık ve Kent Buluşmaları Dizisi, Ankara; 121 sayfa.

 

MİMARLIK VE KENT BULUŞMALARI - 3:

MERSİN / “GÖÇ, BARINMA SORUNU VE MİMARLIK”

Yay.Haz. Derin İnan, Eylül 2007, Mimarlar Odası Yayınları, Mimarlık ve Kent Buluşmaları

Dizisi, Ankara; 118 sayfa.

 

Mimarlar Odası’nın hazırladığı “Türkiye Mimarlık Politikası” metninin zenginleştirilerek son haline getirilmesi sürecinde önemli bir paylaşım ortamı yaratan Mimarlık ve Kent Buluşmaları’nın ikincisi 11-12 Kasım 2006’da Samsun’da, üçüncüsü 13-14 Ocak 2007’de Mersin’de gerçekleştirildi. Ulaşım ve çevre politikalarını tartışıldığı Samsun Buluşması’nda, hem Karadeniz bölgesinin dünyanın en önemli enerji nakil hatlarından biri olarak işlemesinin Karadeniz kıyı kentleri çevre dengesi üzerine yarattığı olumsuz etkiler, hem de bölgede çok tartışma yaratmış olsa da gerçekleştirilmesi engellenemeyen Karadeniz Otoyolu projesinin doğal dengeyi bozması üzerine odaklanan sunuşlar ve forum tartışmaları yapıldı. Mersin Buluşması, göç ve barınma sorununa mimarlığın vereceği yanıtlar üzerine odaklanıyordu. Göçten kaynaklanan yoğun barınma ve kent sorunlarına mimarlığın tek başına çare bulmasının olanaksızlığına, fakat “yoksullar için mimarlık” ve “herkes için mimarlık” düşüncesi ile mimarlığın hizmet alanlarının kamu yararına odaklanması gerektiğine değinilerek, mimarların bu konularda geliştirebileceği stratejiler tartışıldı. Bu yayınlarla, hem Türkiye Mimarlık Politikası’na bir girdi, hem de ülkenin mimarlık gündemi için yerel ve genel sorunların beraberce tartışıldığı önemli bir belge oluşturulması amaçlanıyor.

 

GECEKONDU GEZEGENİ

Mike Davis, Ağustos 2007, çev. Gürol Koca, Metis Yayınları, İstanbul; 262 sayfa.
 
Mike Davis Gecekondu Gezegeni’nde orta sınıfın, kentlerin “kenar mahalleleri”ne ittiği üçüncü dünyanın kent yoksullarını ve onların aktörü olduğu iktidar ve sınıf mücadelelerini anlatıyor. Birbirine coğrafi olarak değil ama küresel ekonomik ilişkiler yoluyla bağlı, geçirdikleri kentleşme deneyimleri açısından birbirine benzeyen kentler üzerinden sürüyor “gezegeninin” izini. Kadınların ve çocukların herkesten çok maruz kaldığı bir eşitsizlikler evreninin yeniden resmedildiği kitapta, orantısız büyümenin, kentsel yoksulluğun, atık deposu haline gelen çevre rezervlerinin hangi küresel politikalarca üretildiği tartışılıyor. Kale duvarlı konut yerleşimleri, “tehlikeye” maruz kalmadan kat edilen, kente dokunmadan geçilen ultra-modern uçar yollar ve bunun yanında, giderek kirlenen bir kentsel çevre. Davis’in kitabına Onookome Okome’den bir alıntıyla başlaması da bu yüzden bir tesadüf sayılmamalı: “Kent çağında yaşıyoruz. Kent bizim için herşey demektir – o bizi tüketiyor, biz de bu yüzden onu yüceltiyoruz.”
 
Davis, Türkiye’nin, kent sosyolojisindeki “slum” literatürüne özgün katkısı olan ve kitabın Türkçe çevirisine ismini veren “gecekondu” kavramına da Latife Tekin’e atıfla değiniyor. Sao Paulo, Kahire, Mexico City, St. Petersburg, Kabil ve Mumbai gibi İstanbul da, birçok noktadan kentin gündemine giren “yapısal uyum programları”ndan muaf değil. Üst ve orta sınıfın bu aralar İstanbul gündemine taşıdığı “kent merkezlerine dönüş” modası ya da merkezi hükümetin ve yerel yönetimlerin kenti küresel piyasayla bütünleştirme çabalarının ürünü olan “kent merkezlerinin iyileştirilerek turizme açılması” projelerine bir de Davis’in yazdıkları üzerinden bakmak faydalı olabilir. Gecekondu Gezegeni, kent, mimarlık ve çevre tartışmalarında kentin ekonomi-politiğini merkeze koymak gerektiğini düşünenler için, kapsamlı bir araştırmaya dayanan, sade bir dille yazılmış ve kolay okunabilen bir kaynak kitap olarak öne çıkıyor.
Kıvanç Kılınç
Doktora Öğrencisi, State University of New York, Sanat Tarihi Bölümü
 
ANILAR KUŞLAR GİBİDİR
Doğan Hasol, Eylül 2007, Remzi Kitabevi Yayınları, İstanbul.
 
Doğan Hasol, kitabında, çocukluğundan başlayarak, mimarlıktan, yayıncılığa ve yazarlığa uzanan zengin yaşam serüveninin çeşitli anlarıyla buluşturuyor okuru. Kitapta, yakın tarihimizin belli başlı siyasi olaylarından, yazarın kişisel tarihinden kesitlere, çıktığı kısa ve uzun yolculuklara, kurduğu dostluklara kadar birçok anı bulmak mümkün. “Yaşananlar yazılmalı,” diyor Hasol. Ama asıl amacının kendini ya da kendi yaşamını anlatmak olmadığını da ekliyor. Nesnellik arayışını, en kişisel anılarından bahsettiği bölümlerde bile sezmek mümkün. Bu, Hasol için okuyucuya duyulan saygının gereği; Hasol’a göre, “insanlar en kolay kendilerini kandırdıkları için, kişinin kendi kaleminden çıkan yaşamöyküsü ve anılar, yansız olamaz.” Bu nedenle kendi yaşamöyküsünü, bizim yaşamöykümüz de yapan sade bir içtenlikle, her öyküsünün kahramanı olan kendisiyle – yazarla – arasında belli bir mesafe bırakarak aktarıyor. Mimarlığın bu uzun soluklu savunucusu, kitabında, Türkiye’nin, insan ilişkilerinin ve yapılı çevrenin değişimini olumlu olumsuz yönleriyle resmediyor.
HALUK BAYSAL - MELİH BİRSEL
N. Müge Cengizkan, ed. Ekim 2007, Mimarlar Odası Yayınları, Mimarlığa Emek Verenler Dizisi – III, Ankara; 144 sayfa.
 
Modern Türk mimarlığının gelişimine katkıda bulunan önemli mimarların yaşamları, kişilikleri ve üretimlerini, mimarlık ortamı içerisindeki yeri ve rolleri bağlamında ele alan, böylelikle kapsamlı bir güncelleme yapmayı amaçlayan “Mimarlığa Emek Verenler Dizisi”, Haluk Baysal ve Melih Birsel üzerine hazırlanan bu yayın ile sürüyor.
 
Türk mimarlığında 1950 ve 60’lar modernizminin öncü figürlerinden Haluk Baysal ve Melih Birsel, 1952-1978 yılları arasında sürdürdükleri birlikteliklerinde yaklaşık 20 yapı, 6 kentsel planlama çalışması, gerek birlikte gerekse farklı ekiplerle girdikleri 18 yarışma projesi ile niceliksel değilse de, nitelik düzeyi yüksek üretimler gerçekleştirmiş iki önemli isim. Mimarlık literatürüne özellikle İstanbul Mecidiyeköy’de gerçekleştirdikleri Hukukçular Sitesi ile giren mimarların, dönemleri açısından en az bu yapı kadar önem taşıyan diğer nitelikli yapı ve projeleri ise nispeten tanınmıyor. 1978 yılına kadar sürdürdükleri ortaklığın ardından dostça bir ayrılıkla çalışmalarını farklı biçimlerde sürdüren Baysal ve Birsel’in mimarlık literatürüne geçmiş kayda değer ürünlerini, birlikte çalıştıkları yıllar arasında verdiklerini söyleyebiliriz.
 
Haluk Baysal ve Melih Birsel, birlikte oldukları yaklaşık 30 yıl süresince Hami Çon Villası, Oma Villası, Dr. Natuk Birkan Apartmanları, Saatçioğlu Villası, IBA Apartmanları, Hukukçular Sitesi, Yeşilköy Toplu Konut Sitesi, Beytem Han, Soytaş İş Merkezi gibi yapılar ile Moda İskelesi Civarı, Mevzii İmar Planı ve Moda Turistik Tesisleri, İstanbul Anadolu Yakası Gelişme Projesi-Turistik Bölgesel Alan, Milli Turizm Planlaması, Küçük Menderes Havzası Entegre Gelişme Planı, Tarabya-Kireçburnu Gelişme Planı, İstanbul Beyoğlu Yakası, Boğaziçi Gelişme Şartları Araştırması gibi kentsel ölçekte araştırma ve projenin müellifi olarak nitelikli ürünler veriyorlar.
 
Kitabın ilk bölümündeki yazılar, Baysal ve Birsel’i Türk mimarlığı ve modernizmi açısından tarihsel, sosyal, teknolojik bağlam ve bireysel ilişkileri çerçevesinde doğru konumlandırma çaba ve katkıları olarak görülebilir. İkinci bölüm, yakın dostları, akrabaları, çalışma arkadaşları ve işverenlerinin, tanıdıkları Baysal ve Birsel ile ilişkilerini ve onlarla ilgili anılarını içeriyor. Özgeçmiş ve üretimlerine odaklanan son bölüm, hem mimarların kişisel arşivlerinden ulaşılan daha önce yayımlanmamış, hem de az sayıda yayımlanmış üretimlerini biraraya getiriyor. Gerek birlikte oldukları 1952-1958 yılları arasındaki üretim ve projeler, gerekse hem Baysal’ın hem Birsel’in neredeyse aramızdan ayrılıncaya kadar sürdürdükleri bağımsız mimari üretimleri görsel ağırlıklı bir katalogda biraraya geliyor.
 
Kitabın, üzerinde duruldukça ve öğrenildikçe daha çok merak edilen bir dönem ve bu dönemin iki önemli figürünün bağlamsal konumları üzerine yapılacak tartışmalara zemin hazırlamasını umuyoruz.
N. Müge Cengizkan
Mimar
 
 
MİMARLIĞIN AKTÖRLERİ, TÜRKİYE 1900-2000
Uğur Tanyeli, Haziran 2007, garanti galeri yayınları, İstanbul; 463 sayfa.
 
Uğur Tanyeli, Garanti Galeri’den geçtiğimiz Haziran ayında çıkan “Mimarlığın Aktörleri Türkiye 1900-2000” başlıklı kitabında, Türkiye mimarlık tarihyazımının devlet merkezli, ulusalcı, ilerlemeci ve lineer bir tarih anlatısının dışına çıkarak toplumsal aktörlerin, özellikle mimarların öznel tecrübeleri üzerinden çoğul bir modernite okumasının imkanlarını araştırıyor, alternatif yorumlar geliştirmeyi deniyor.
 
Sinan üzerinden gerçekleştirilen bir yirminci yüzyıl tarihyazımı eleştirisi, aktörler bölümünde, memurlar, profesyoneller, amatörler, hocalar, öğrenciler, kadınlar, ötekiler, yabancılar alt başlıklarıyla tartışılıyor, 1980’lerden buyana mimarlık pratikleri ve toplumsal dönüşümler, yüksek ve alt kültür hiyerarşisi yıkılarak post modern bir okumaya tabi tutuluyor, son sözde ise mimar bireyi yeniden inşa etmek üzerine düşünülüyor. Ciddi bir historiografik tartışma zenginliğine yol açacak çeşitlilikte sunduğu tarihsel malzemeleri, özgün yorumları ve entelektüel meydan okumasıyla bu eser, farklı düzlemlerde, değişik bakış açılarıyla, çoğul bir okumayı gerektiriyor.
 
Bu çalışmayı Tanyeli’nin entelektüel tarihindeki süreklilik, dönüşüm ve açılım bağlamında değerlendirmek anlamlı görünüyor. Daha önce yayımladığı “İstanbul 1900-2000, Konutu ve Modernleşmeyi Metropolden Okumak” adlı eserinde kenti ve modernite tecrübesini devlet merkezli bir anlatının dışına çıkarak konut üzerinden okumaya çalışırken ürettiği “Türk İnsanı” gibi genelleyici ve özcü çağrışımları olan bir kategori, son çalışmasında gerçek bireylere dönüşüyor. Mimarlık tarihi ve metropoller, birbirlerinden farklılaşmış aktörlerine kavuşuyor.
 
Burada karşımıza on yıllardır işsiz olmasına rağmen elinde proje rulosuyla Beyoğlu sokaklarında gezen bir flaneur, Şevki Balmumcu çıkıyor. Başka bir bölümde, kürk yakalı paltosu, yumurta topuklu ayakkabıları, şıkır şıkır pelerinleriyle Teknik Üniversite’nin koridorlarında yürüyen Enver Tokay beliriyor. Üniversite’ye üstü tenteli Buick arabasıyla gelmesi, kat kat elbiseleri, askere gitmemek için direnmesiyle gerçek bir bohem, aynı zamanda kabalığıyla ünlenmiş rafine bir dandy olan Tokay, Behruz Çinici’nin hafızasından günümüze yansıyor. Sonra Kazmaoğlu’nun anlattığı diğer öğrenciler var. Aldıkları eğitimden memnun olmayıp akademinin kantinini entelektüel bir tartışma odağına dönüştüren, orası kapandıktan sonra Kabataş’taki Sebil’e giden, sohbete sabahlara kadar evlerde devam eden bir 68 kuşağı. Aktörler kentin sokaklarında dolaşmaktadırlar. Ve kaldırımı pabuçlarıyla kazıyan flaneurler yazarın önceki yıllarda düşündüğünden daha az toz, daha fazla modernite açığa çıkarırlar.
 
Mimarlığın aktörleri kendileriyle övünürken de yakınırken de içtendirler. Böyle konuşmayanlar ise bir CV. kadar derin ve inandırıcıdırlar. Dedikleri sadece kayda geçer, Tanyeli’nin anlatısında soğuk ve mat bir yer tutarlar. Yazar, mimar olsun ya da olmasın, güncel ya da tarihi aktörlerini toplumsal konumlarının dayattığı dilden, pozörlüklerinden arındıkları samimiyet anlarında yakalar. Burada, “Hamid sana kurban olsun, bu gece teşrifinle kulunu ihya edesiz, (…) ayağını öpeyim” diye Başkadın Hatice Ruhşan’a yazan I. Abdülhamit, “Çok para sarf ettim Arkitekt’e, ayrıca geç te evlendim onun yüzünden 45 yaşında” diyen Zeki Sayar, “Bak oğlum, Yücel Onat Hanım hala benim ona yaptığım evde severek oturuyor, rant için yıkıp apartmana çevirmedi” diye övünen Nezahat Sürgüder Arıkoğlu, proje teslim sırasında Kazmaoğlu’na “Pek güzel olmuş evladım; ama pek müstakil çalıştınız” diye sitem eden Asım Mutlu ve diğer özneler belirir. Ve aktörler metropolde yazar, hatırlar, anlatırlar.
 
Geçtiğimiz yüzyılın mimarlık aktörlerini ve modernite tecrübesini mikro ve sözel tarihten sosyolojiye, edebiyata, felsefeye uzanan interdisipliner bir yaklaşımla tartışan yazar, bu son çalışmasıyla mimarlık tarihyazımına uzun yıllar tartışılacak önemli bir eser kazandırıyor. Çok katmanlı, çoğul anlamlı bir modernite okumasını, güçlü argümanlarla temellendirilmiş ufuk açıcı eleştiri ve yorumlar dizisiyle gerçekleştiren Tanyeli farklı düşünmeye cesaret etmesiyle akademik dünyada özgün bir aktör olarak beliriyor.
 
Erhan Berat Fındıklı
Mimar
 

Bu icerik 3749 defa görüntülenmiştir.
N.Müge Cengizkan ed. Ekim 2007 Mimarlar Odası Yayınları