343
EYLÜL-EKİM 2008
 
MİMARLIK’tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: UIA 2008 TORİNO: Mimarlığı Aktarmanın Yolları Üretilebildi mi?

KONGRE OTURUMLARINDAN

  • Küreselleşme
    Gaetan Siew
    UIA Eski Başkanı

    İngilizceden çeviren: Aydan Erim

MİMARLIK MÜZESİNE DOĞRU
İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK MESLEĞİ

Küreselleşme

Gaetan Siew
UIA Eski Başkanı

İngilizceden çeviren: Aydan Erim

Mimarlar Odası, Şubat 2008'de İstanbul'da Uluslararası Mimarlar Birliği II. Bölge Çalışma Toplantısı'na evsahipliği yaptı. Toplantının yapıldığı tarihte UIA Başkanı olan Gaetan Siew, küreselleşmenin mimarlık eğitimi ve mesleğindeki dönüşümlerle ilişkisini çarpıcı istatistiklerle birlikte sundu. Küreselleşmeyi kontrol etmenin veya önüne set çekmeye çalışmanın anlamsızlığına vurgu yaparak, yapılması gerekenin onu yönetmenin araçlarını oluşturmak olduğunu belirtti.  

Bu konuşmamın başlığı "küreselleşme", çünkü gerek UIA düzeyinde, gerekse bölgesel ve hatta her ulusal kesim düzeyinde yapılanların ne kadar geçerli ve önemli olduğunu görüyorsunuz. Bir an için geride durup, dünyada nelerin olup bittiğine ve mesleğimimizi evrensel düzeyde nelerin etkilediğine bakmak iyi olacak.

 

Küreselleşmeyi her zaman, bazı ülkeler tarafından bir çeşit komplo olarak saptanan uluslararası bir politika veya tüm dünyayı tek düze kılacak ve aynı görüntüye sokacak bir strateji olarak düşünüyoruz. Ancak, konuyu tartışıp daha derinine indiğimizde, onun bir içerik konusu olduğunu görürüz. Küresel eğilimler var ve bu küresel eğilimler bizi etkiliyor. Eğitimi etkiliyor, meslek pratiğimizi etkiliyor ve tabii etkilenen başka ögeler var, insanlar bir yerlerden bir yerlere gidiyor. Uluslararası standartlarımızın olması gerek. Geleceğe belki de böyle bakmalıyız.

 

Önce bazı somut verilerden başlayalım. Bütünde bir simetri eksikliği var. Dünya nüfusunun, daha doğrusu dünya mimarlık nüfusunun % 70'ini gelişmiş ülkeler oluşturuyor. Günümüzde gelişmekte olan ülkelerde pek çok öğrenci var ve bu öğrenciler bu oranı değiştirecekler. Dünya mimarlık pazarının % 70'i gelişmekte olan ülkelerde. Dengesizliğe bir örnek vermek gerekirse: Afrika'da 50 bin, Avrupa'da bunun on katı, 500 bin mimar var. BRICKS dediğimiz yeni yeni yükselen ekonomiler var: Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve şimdi de Güney Afrika. Bütün eski USSR ülkeleri - geçiş dönemi ekonomileri, petrol zengini ülkeler, AB'ye yeni katılan ülkeler. Afrika'da bile Angola ve Ekvator Guinea'sı gibi geçen yıl % 24'lük büyüme gösteren ülkeler var. Ve tabii, kendi ülkesinde fazla bir inşaat yapmasa da, dünya çapında çok büyük inşaat yatırımları yapan Japonya. Ayrıca, Asya'da çok zenginleşen bir nüfus kesimi var ki, tüm dünyayı dolaşıyorlar ve mimarinin hayat geçme biçimini etkiliyorlar. Seyahat ve turizm endüstrisi de tüm dünyadaki otel mimarisini değiştiriyor ve hepimizi etkiliyor.

 

Siyasi içerik. Bu konuda söylenecek çok şey var, burada sadece birkaçını sıraladım. Karşılıklılık ilkesi nedeniyle dünyada bu dolaşımı hızlandıran çok sayıda siyasi anlaşma yapılıyor. Karşılıklı Tanıma Anlaşmaları (MRA) dediğimiz anlaşmalar. Standartları belirlemiş olsanız da, bu anlaşmalar izlenmesi gereken her türlü sürecin etrafından dolanıyor, insanlar hükümetler arasında bağıtlanan protokollerle sınırları aşıyor; bu, günümüzde mimarların bir çalışma şekli oldu. Son sıralarda Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) ABD ile ilk anlaşmayı imzaladı. Henüz uygulamaya girmediyse de hedef bu. Avustralya ve Yeni Zelanda da Singapur ve ABD ile benzer anlaşmalar yaptı. Asya Pasifik bölgesinde 14 ülkeyi daha kapsayan APEC var ve son sıralarda da, mimarlar için geçerli olmasa da, 24 taraf ülke arasında şimdiye kadar görülmemiş oranda bir dolaşıma olanak veren yeni bir Schengen anlaşması yapıldı.

 

Eğitim alanında da değişen ihtiyaçların ortaya çıktığını görüyoruz. Burada da, sayılarının azlığı nedeniyle gelişmiş ülkelerdeki öğrenciler arasında bir dengesizlik var. Sayıları daha sonra vereceğim. Çin bu konunun dışında ve çok farklı bir durumu var. Farkettiğimiz ikinci birşey de, giderek daha fazla sayıda öğrencinin başka bir ülkede çalışmak üzere farklı bir ülkede eğitim görmesi ve yetiştirilmesi oldu. Bu mesleği de değiştiriyor. Romanya ve Polonya bilgilerini duyduk. Durum Rusya'da aynı, aslında heryerde aynı.

 

Ve son olarak, mimarın rolü değişiyor. Günümüzde mimarın üç alanda yeni bir rolü var. Birincisine Kurumsal Sosyal Yükümlülük (CSR) diyoruz. Kentlerin yoksulluk yaşadığı bu alanda mimarlara giderek daha fazla ihtiyaç var. Bu, önceleri mimarların asal çalışma alanlarından biri değildi ama, meslek bu gereksinimi giderek daha fazla farkediyor. Ayrıca, hükümetler de yerel yönetimler de bu gereğin farkına varmaya başladı. Ve görüyoruz ki, tüm dünyada yönetimleri etkilemek konusunda mühendislerle uzun yıllardır süre gelen bir rekabet var. Bu artık değişiyor ve hükümetler düzeyinde, ulusal düzeyde politika oluşturmaya yönelik kararları etkileyen daha fazla mimarın varolduğunu görüyoruz. Bunun çok iyi bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Gerçi bu duruma her ülkede rastlanmıyorsa da, birçok ülkede görmek mümkün. Özel sektör yatırımlarına baktığımızda da, mimarların emlak alanında karar verici konumunda olduklarını, işin bir mimara verilmesi aşaması öncesinde etki yapabilecekleri bir konumda olduklarını görüyoruz. Projeyi gelişme sürecinde de gerçekleşme aşamasında da etkileyebiliyorlar.

 

Ve tabii durum böyle olunca, küresel pazarda bazı mimarların fazladan bir de yönetim ve iş dünyası ile mesleğin kendisi arasındaki arayüz olma becerisini geliştirdiklerini görüyoruz. Hareket olanaklarını da hesaba katınca, mali destek sağlayanlarla, bankalarla, finans kuruluşları ile gerçekten konuşabildikleri, bir çeşit uluslararası meslek pratikleri oluyor ve bu hareketliliğin içinde yer alıyorlar. Paris'teki bir okulun müdürü ile konuşuyordum ve bana önceleri mimarların kendi diplomalarını aldıktan sonra iş idaresi okullarına gittiklerinden bahsediyordu. Şimdi, kendi okulunda ekonomistleri, sosyologları mimarlık okuluna gelerek mimariyi daha iyi anlamalarını sağlamak üzere davet ettiği bir ders açmış. Gidişat tersine dönüyor.
 
Ayrıca, ders programlarının içeriği de değişiyor. Bir yandan küresel ısınmadan filan sözederken, artık bu konuları unutamayız. Sürdürülebilirlik, enerji sakınımı, çevreci teknoloji, kültürel kimlik ve tabii erişilebilirlik.
 
Küresel eğilimler. Dünyada dolaşan mimarlar kimler? Bunlar çoğunlukla büyük bürolar. 100 kişiden fazla çalışanı olan büyük bürolar. Bu bürolar aynı zamanda çok daha geniş kapsamlı hizmet sunuyor ve geleneksel tasarım hizmeti verip işi devretme uygulamasının ötesine geçiyor. Bankalarla, emlak şirketleri ile ilişkileri oluyor ve tesis yönetimi, kaynak yönetimi gibi alanlara da giriyorlar. Bazıları daha odaklanmış oluyor, sadece hava meydanı, otel ya da hastane projeleri yapıyor ve bu uzmanlıklarını tüm dünyada satıyor. Ve tabii bu büroların pek çoğunun disiplinlerarası bir yapısı var; bünyelerinde keşifçiler, avukatlar, proje yöneticileri oluyor ve gerçekten farklı bir tarzda çalışıyorlar. Bu doğal olarak, başta mühendisler ve proje yöneticileri olmak üzere, diğer mesleklerle rekabete yol açıyor. Bu son durum özellikle tüm Anglo Sakson ülkeleri için geçerli. Ticaret hacmi sizi belki de şaşırtacak. ABD'yi ele alalım. Geçen yıl yurtdışında verilen mimarlık hizmetlerinden kazanılan ücret toplamı 2,8 milyar Euro oldu. Sadece yurtdışı işlerden. Bu tür ihracat yapan ülkeler, ağırlıklı olarak AB ülkeleri. AB içinde de İngiltere başta geliyor, onu biraz Almanya ile Fransa çok küçük çapta da İspanya izliyor. Hizmetleri satın alan ithalatçılar ise Asya, Orta Doğu ve eski USSR ülkeleri. Toplantı sırasında birisi Rusya'da halen ne kadar yabancının çalışmakta olduğundan bahsetti. Büyüme hacmini kendiniz göreceksiniz, ayrıntılarına girmiyeceğim ama şu anda geçerli olan ticaret hacmi tam tamına bu.
 
Küresel düzeyde şu anda mimar açığı var. 1,4 milyon olsak da, dünyada yine de yeterli sayıda mimar olduğunu sanmıyorum. Birleşik Krallık'da çalışan mimarların üçte birini yabancılar oluşturuyor. Polonya'da daha fazla mimara ihtiyaç olduğunu biliyorum. Polonyalı dostlarla konuşurken bana, "Biliyorsun bizim için çalışan Japon mimarlar var ama izin almak zor oluyor" diyorlardı ve buna heryerde rastlıyorsunuz. Benimki gibi ufak bir ülkelerde bile, 300 mimara ihtiyaç duyulurken sadece 100 mimar var. Gerekli sayıya erişmek olanaksız.
 
UIA'ya gelince. Şimdi UIA'da neler olduğuna ilişkin vizyonu çok özet olarak aktarmaya çalıştım. Yapılaşmış ve örgütlü bir lobi yapma kapasitemiz var. Akreditasyon ve validasyon konusunda yeterli kapasiteye sahibiz ve şimdi bu yolda ilerliyoruz. 126 ülkeden oluşan bir ağımız var. Standartlar geliştiriyoruz, güvenilirliğimiz arttı ve gittiğimiz heryerde saygıyla karşılanıyoruz. Romanya'ya gittik ve bu ülkedeki bazı yasaların değiştirilmesi için yönetimlere müdahele etme olanağını bulduk. Daha sonra tabii, mimara ihtiyaç olan her alandaki uzman havuzlarımız olan çalışma programlarımızdan da bahsedeceğiz. Spor, dinlence, tarihî miras, sürdürülebilirlik, konut, kentler alanında mimarlara ihtiyacımız var. Yeni teknolojiler sayesinde artık iletişim gücüne de sahibiz. Şimdi bunlarla uğraşıyoruz; Türkiye Mimarlar Odası ile UIA'nın politikalarını, gittiğimiz yönü, gelecek üç yılda yapacaklarımızı uzun uzun görüştük.
 
İşte 5 yön, deyim yerindeyse, 5 başlık:
 

Önce "Politikalar". Tabii, önümüzdeki sürdürülebilirlik, tarihî miras gibi ana konularda meslek için politikalar ve standartlar oluşturmamız gerekiyor.
"Savunuculuk": Gerek niceliği, gerekse mimarlık ve mimarların tüm dünyada tanınmasını savunmamız gerekiyor. Bu çalışmalarımızın en temel yönü.
Standartlar koysak ve politikalar tanımlasak bile, üçüncü konu olan "Kapasite Geliştirmesi" olmadan fazla ilerleyemeyiz. Sorunlarımızı ve konularımızı hükümetlerle görüşmeli ve müzakere etmeliyiz. Bu bizim işimiz ve üyelerimizin kendi hükümetleri düzeyinde sonuç elde edebilmek için bizim desteğimize ihtiyacı var.
Bir diğeri "Temsil" konusu: Bu iletişimi ve birlik dışındaki temsil işlevimizi kapsıyor. UIA'nın diğer kuruluşlardaki üyeliklerini ve varlığını arttırmalıyız. Bugün 126 ülkeden oluşuyoruz ve siz ikinci bölgede 23 ülkesiniz ama, UIA üyesi olmayan 12 ülke daha var. Bunlardan 8 tanesi ağırlıklı olarak Arap ülkeleri ve Arap Mimarlar Örgütü'nün bu ülkeleri UIA bünyesine katmasını umuyorum. Kuveyt zaten üye oldu, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün gibi bazıları hâlâ dışarıda. Öbür uçta ise, Moldova ve Arnavutluk gibi ülkeler var. Bazılarınızın bu ülkeleri tanıdığını düşünüyorum ve hepsini aramızda görmek istiyoruz.
Son olarak, tüm yukarda değindiklerimizi yapabilmek için bir beşinci destek gerekiyor, o da "Gelişme". Gelişme kaynak demek. Hem maddi kaynak, hem de insan kaynağı. İşte bu alanda, hepiniz için zor bir mesele olan UIA'nın ödentileri dışında yeni kaynaklar bulmanın yollarını açmaya başladık. Bu ödentileri düşürebilmek amacıyla UIA için, gelirlerinin Fransa'da vergilenmeyeceği ve UIA'nın geliştirmekte olduğu bütün yeni faaliyetleri destekleyebilecek bir şirket kuruyoruz.

 
Eğitim konusunda tam olarak ne yapıyoruz? Uyum konusunu biliyorsunuz. Tüm ülkeler tarafından kabul edilen ve en az 5 yıllık bir eğitimi ve mezuniyet sonrasında 2 yıllık stajı öngören UIA/UNESCO Şartı var. Bununla biraz çelişen Bolonya Direktifi var ama, biz standartlarımızda ısrarlıyız ve sanırım sonunda onlar bize uyacak. Bazı okullar bu minimum standardın dışında kalıyor ve bunların sorunları olabilir. Ancak, standartlar zaman içinde onları da bu yöne itecektir. Okullar ve akreditasyon konusuna gelince, şu anda tüm dünyada 1.400 mimarlık okulu var ve yeterliliklerin uluslararası düzeyde tanınması yönünde bir eğilim görüyoruz. Bu alan şimdiye kadar, RIBA, Commonwealth Association, NAAB ve benzeri oluşumlarla, ağırlıklı olarak Anglo Sakson bir validasyon modelinin egemenliğindeydi. Şimdi, adım adım gelişerek, uzun vadede yeterliliklerin bir ülkeden diğerine taşınmasına olanak verecek ve farklı validasyon sistemleri için bir şemsiye oluşturacak yeni bir sisteme doğru gidiyoruz
 
47 ülkede Sürekli Mesleki Gelişim (SMG) sistemi var, bunlardan sadece 17 tanesi zorunlu. Anladığım kadarı ile AB hemen olmasa da uzun dönemde zorunlu bir sisteme doğru gidiyor. İşte tüm bunlar UIA'nın ele alması gereken konular, zira küresel bir dünyada yaşıyoruz. Halen, mevcut sistemlerin eklemlenebileceği ve bu yolla bilgi paylaşımı sağlanarak bütün sistemlerin tam olarak uluslararası nitelik kazanabileceği bir SMG sistemi kurmuş bulunuyoruz. Böylece, kendi ülkeleri dışında çalışan mimarlar bile, bulundukları ülkede SMG kredileri kazanabilecekler.
 
Öğrencilere ilişkin istatistikleri aktarmak istiyorum. Şu anda dünyada yaklaşık 750 bin mimarlık öğrencisi var. Bu 500 bin sayısının şok edici yanı, bunlardan 400 bininin Çin'de oluşu. Bu, 10 yıl sonra dünyadaki her 3 mimardan 1'inin Çinli bir mimar olacak anlamına geliyor. Bu inanılmaz yüksek bir sayı. Bu durumu doğru algılamalıyız. İkinci olarak, şu anda yaklaşık 1,4 - 1,5 milyon civarında olan mimar nüfusunun, 10 yıl içinde ikiye katlanarak 3 milyona ulaşacağı gerçeği. Verdiğim güncel sayı 2002 yılı civarına denk geliyor, 2010'da iki misli. Sayılar böyle, dolaşım düzeyi de yüksek. Ortada onaylanmış uluslararası standartlar var, bunları kendi ulusal standartlarınızı oluşturmakta esin kaynağı olarak kullanabilirsiniz. Ancak, unutmayın ki tüm diğer ülkeler de kendi ulusal koşulları çerçevesinde aynı şeyi yapıyor.
 
Ben sözlerime burada son vereceğim. Küreselleşmenin bir içerik olduğunu görebildiğimizi düşünüyorum. Küreselleşmeyi ne gerçekten kontrol edebiliriz, ne de önüne set çekmek isteriz, ama yönetebilmeliyiz. İnsanların, malların, fikirlerin, içeriklerin, teknolojinin de hızlandırdığı ve dolaşıma girdiği dünyada, bütün alıcılar da değişmiş durumda. Ancak UIA bir ağın parçası ve bu yapısı ile bir dayanışma ağına sahip. İşte bu dayanışma, bizlere gelecek için öngördüklerimizi ne ölçüde hızlandırıp ne ölçüde yavaşlatacağımıza, fikir birliği içinde karar verme olanağı sağlayacak. Bu kelime, Çincede "kriz" anlamına geliyor ama kelimeyi oluşturan şekillerden biri "tehlike", diğeri ise "fırsat" demek. Ben, gelecekte yapmak istediklerimiz için fırsatımız olduğuna inanıyorum.
 
 

Bu icerik 4158 defa görüntülenmiştir.