343
EYLÜL-EKİM 2008
 
MİMARLIK’tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: UIA 2008 TORİNO: Mimarlığı Aktarmanın Yolları Üretilebildi mi?

KONGRE OTURUMLARINDAN

  • Küreselleşme
    Gaetan Siew
    UIA Eski Başkanı

    İngilizceden çeviren: Aydan Erim

MİMARLIK MÜZESİNE DOĞRU
İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Mimarlar Odası Büyük Ödülü Sahibi Şevki Vanlı için…

Ali Cengizkan

Yaşamı boyunca ürettiği nitelikli mimarlık yapıtları ve kurduğu Şevki Vanlı Vakfı ve yayınları ile mimarlık ortamının zenginleşmesine katkıda bulunan usta mimar Şevki Vanlı, hayatının sonuna kadar üretmekten vazgeçmeyen duruşu ile mimarlık ortamına örnek bir yaşam anlayışı sundu. Mimarlar Odası Büyük Ödülü (Sinan Ödülü) sahibi olan değerli mimarı sevgi ve saygıyla anıyoruz.

 

Biyografi

1926 yılında Konya'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nden sonra girdiği Floransa Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni Şubat 1954'te mimarlıkta doktor olarak bitirdi ve bu tarihten itibaren Ankara'da serbest mimarlık ile uğraştı. Öğrencilik yıllarında, okul dışında Michelucci, içinde ise Detti ve Ricci ile yakınlık kurdu. O yıllardan başlayarak zaman zaman ve değişik yayınlarda ülkenin düşün yaşamına katkıda bulundu. 1956-62 yılları arasında Forum Grubu içinde yer aldı. 1959'da "Frank Lloyd Wright - İnsana Dönüş" adlı küçük bir kitap yazdı. Mimarlar Odası yönetimlerinde önemli görevlerde bulundu: Mimarlar Odası 5. Dönem (1959 - 02.03.1960) Merkez Yönetim Kurulu Genel Sekreteri, 6. Dönem (02.03.1960 - 03.12.1960) Merkez Yönetim Kurulu Genel Sekreteri, 13. Dönem (13.02.1967 - 17.02.1968) Merkez Yönetim Kurulu Başkanvekili, 14. Dönem (17.02.1968 - 20.02.1969) Merkez Yönetim Kurulu Üyeliği. 1969-75 yılları arasında Türkiye'deki ilk uydu-kent denemesi olan OR-AN'ı başlattı. 1986'da, mimarlık eğitiminin okul sonrası süregittiği inancına hizmet amacıyla kendi adına bir Mimarlık Vakfı kurdu. Vakfın kaynağı olmak üzere, ülkenin ilk kır kulübü projesini uyguladı. Uygulanmayan önemli projeleri arasında Milli Kütüphane (1968), Aydın Ziraat Bankası (1969) ve Cezayir Ulusal Kültür Merkezi (1984-86) bulunmaktadır. Mimarlık üzerine ayrıca şu kitapları bulunmaktadır: Mimarlık Sevgilim (2000), Şevki Vanlı, Düşünceler ve Tasarımlar (2001), Mimariden Konuşmak: Bilinmek İstenmeyen 20. Yüzyıl Türk Mimarlığı, Eleştirel Bakış (2006) ve Düşünceler ve Tasarımlar (2001).

 

1992 yılında, Mimarlar Odası III. Ulusal Mimarlık Ödülleri'nde Büyük Ödül (Sinan Ödülü),

"40 yıldan fazla bir süreden beri gerçekleştirdiği evrensel değerdeki yapıtlarıyla, Türkiye'de mimarlığın gelişmesine katkılarda bulunan; proje çalışmalarının yanısıra, son yıllarda kurmuş olduğu Vanli Vakfı aracılığı ile mimarlık yayınları ve konferanslarıyla ülkedeki mimarlık eğitimine katkıda bulunan, ve tüm mesleki yaşamını çağdaş mimarlığın Türkiye'de en iyi biçimde gerçekleşmesine harcayan" Vanlı'ya verildi.

 

Vanlı, Vakıf yayınlarının yanısıra, proje çalışmalarını Ankara'da sürdürmekteydi. Son dönemde, bu yıl Rusya Federasyonu'nda Eylül 2008 gerçekleşecek, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın programında yer alan "Türk Kültür Yılı" dizisinin ilk ayağında Türk mimarlığının temsil edilmesi için kapsamlı mimarlık etkinliklerinin düzenlenmesi üzerinde çalışıyordu.

 

Vanlı, 28 Temmuz 2008 tarihinde 82 yaşında aramızdan ayrıldı.

 

Başlıca yapıtları arasında şu eserler bulunuyor:
1954 Bahçeli'de Apartman, Ankara.
1955 Etlik'te Apartman-Kooperatif, Ankara.
1956 Küçükesat Apartman-Kooperatif, Ankara.
1963 GOP'ta Apartman, Ankara.
1964 Adana'da bahçeli ev.
1965 Bursa Merkez Bankası.
1966 Tandoğan Öğrenci Yurdu, Ankara.
1966 Alpay Gece Kulübü, Ankara.
1967 Şerif Mardin Evi, Ankara.
1969-70 OR-AN projesi (kısmen uygulandı), Ankara.
1975-77 Mersin İmar Planlama ve Belediye için çalışmalar.
1979 İkiz Evler, Ankara.
1982 Tripoli Türk Büyükelçiliği Kançılaryası.
1987 Soyut İşhanı -Dünya Ticaret Merkezi, Ankara.
1988 Gölbaşı İhracatçılar Birliği Sosyal Tesisleri, Ankara.
1989-91 Tenis, Binicilik, Golf Kulübü ve otel, Ankara.
1992 OR-AN Orman Apartmanı, Ankara.
1995 SEV Orta Öğretim Yerleşkesi, Ankara.
1999 OR-AN Gencer Apartmanı, Ankara.
 
*        *        *       
 
Şevki Vanlı
 
Şevki Vanlı, 82 yaşının bütün onuruyla aramızdan ayrıldı.
 
Şevki Vanlı üzerine konuşmak çok zor; ama Şevki Vanlı üzerine konuşacak çok şey var.
 
Mimar olan birisinin kendisini en önemli gerçekleştirme alanı, kuşkusuz yaratma-tasarlama becerisi ve yetkinliğini gösterdiği mimarlık pratiği alanı. Vanlı'nın bir dizi küçük ve büyük ölçekli yapı ile yapı gruplarından oluşan çevreleri kapsayan gerçekleştirilmiş ya da kağıt üzerinde kalmış olan mimarlık ürünleri, nitelikli ve emek-yoğun bir üretimi göstermekte. Bana kalırsa, bir ‘çok erken' değerlendirmenin parçası olarak, Türkiye'deki konut planimetrisinin en özgün iki örneğini, Adana'daki ev ve Ankara Or-An'da uyguladığı plan tiplerinden birisi ile verdiği söylenebilir. Sıradışı kazanımlardan bir diğerini de, tasarımcı zihniyetinin hâlâ parsel içine ya da en fazla parsel dışı ekstravaganzaya hapsolduğu günümüzde bile güncelliğini koruyan, kentsel mekâna unutulmaz katkısıyla öne çıkan Ankara Tandoğan Öğrenci Yurtları'nda göstermiştir.
 
Mimar olduğu halde inşaat kültürü ile buluşan ve müteahhitliğe ve yatırımcılığa bulaşanların ürünlerinin genellikle mimarlık aleyhine sonuçlar doğurduğu görülmekte. Oysa Şevki Vanlı, kendi yürüttüğü işlerde mimarlığını da ilerleten bir konumda oldu; her tasarladığının yapım macerasına da bulaşmak istedi; bu belki de mimarlık ürününün kağıt üzerinde değil arsada ve gerçek yaşamda sürekliliği ile ‘gerçekleştiğini' bilmesinden kaynaklandı. Öyle ya, ülkemizde mimarların yüzde 70'i mimarlığın çizimde tamamlandığını; bir başka yüzde 10'u idareye teslim edildiğinde; bir başka yüzde 19'u da yapının inşaatı bitirildiğinde ‘hitama erdiğini' ‘hüsn-ü niyetle' düşünmekteler. Şevki Vanlı, mimarinin değerlerinin yapının içinde yaşanılırken de savunulması gerektiğini bilen yüzde 1'lik grubun en önemli temsilcisi olduğu için, yalnızca kendi tasarımı yapılar konusunda değil, kendi çağdaşı olan mimarlar tarafından üretilen ya da eski (sahipsiz) ve tarihî yapılar için de itirazlar yürüttü: Onların yaşayan temsili ‘hamisi' oldu; Koruma Kurulu değerlendirmelerine bayrak açtı; mimari aforizmalar kaleme aldı, giderek konferanslar verdi ve kitaplar yazdı. Çünkü düşündüğü mimarlık, değerler üzerine oturan bir mimarlıktı; sermayesi olmasına karşın değerlerini sermeyeye yaslamayan; ürünün yaşamasının değerlerinin yaşamasından geçtiğini bilen...
 
İşte tam da bu noktada, Şevki Vanlı'nın Türkiye için hayati olan önemine gelmekteyiz. İki açıdan hayati:
 
Birinci hayatilik şuradan kaynaklanmakta: Öncülüğünü yaptığı "düşünen-tasarlayan-ortaya çıkaran mimar" rolü, Türkiye'de çok cılız olan mimarlık eleştirmenliği kanalını da geliştirdi. Gerek Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı etkinlikleri ve yayınları, gerekse kendi yazdığı yazılar, kitaplar ve katıldığı tartışmalar, bir sorumlu duruşun örneği idi. Son aylarında ülkenin başkentinin başına gelen ‘ölümcül' gelişmeleri şiddetle kınayarak sorumluluk görevini yerine getirdiği toplantılara katıldı; bu eleştirmen boşluğunu kendisi kapatmaya çalıştı.
 
İkinci hayati nokta ise, yaptığı işlere bedenini de dahil eden bir tutumla ortaya çıkışında yatmakta: Son zamanlarda kentlerimizin ve ülkenin yönetimine ‘tebelleş' olan darbukacılar takımına karşı geliştirilmesi daha da önem taşıyan mimarlık alanındaki bir etik ve ahlaki duruşun az örneklerinden birisini gerçekleştirmesinden...
 
Şevki Vanlı'yı Şevki Vanlı yapan, tasarımlarını gerçekleştirme ve uygulama edimlerinin yanısıra onlar üzerine konuşabilme, konuşma cesaretini gösterebilme yürekliliğidir. Belli ki bu durum acımasız bir "kendini kırma-yeniden kırma etkinliği" ile paralel koşar.
 
Şevki Vanlı üzerine konuşmak çok zor; çünkü Şevki Vanlı üzerine konuşacak çok şey var.
 
Vanlı, çevre üretimi ve imarına gösterdiği özenle geliştirdiği Ankara Zir Vadisi yakınlarındaki Yenikent beldesi Erkeksu Çiftliği çevresinde bir köy mezarlığına gömüldü ise eğer, bu durum, hâlâ kendi bedenini dünyayı yaratma, kendi ölü gövdesini bile "yer ve mimarlık" arasındaki ilişkinin vurgulanması için kullanma istencinin ölçüsü olarak anlamlı bulunmalıdır. Aynı hırs ve tutkunun yaşama ve mimarlığa duyduğu tutku ile de doğru orantılı olduğunu düşünüyorum.
 

Bu icerik 3838 defa görüntülenmiştir.