312
TEMMUZ-AĞUSTOS 2003
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

SORUŞTURMA 2003: MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

KORUMA

DOSYA: UIA 2005 İSTANBUL KONGRESİ'NE DOĞRU

MİMARİ PROJE YARIŞMASI:
ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSÜ

  • Winchester Mimarisi
    Gürhan Tümer

    Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi,

    Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi



KÜNYE
KENT SORUNLARI

Kent Planlamada Gürültü Haritalarynyn Önemi: Barbaros Bulvary Çevresi Örne?i *

Neşe Yüğrük Akdağ

Yrd.Doç.Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi,

Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi

Gürültü düzeyinin belirlenmesi, kent, bölge ve yapı planlama aşamalarında ve mevcut yerleşmelerde gürültünün yaşam kalitesinde yarattığı etkinin değerlendirilmesi açısından önem kazanıyor. Akdağ, bilgisayar programı yardımıyla oluşturulmuş ve İstanbul’un Beşiktaş bölgesindeki Barbaros Bulvarı çevresini hedef bölge olarak ele alan gürültü haritasını gündeme getirerek, planlamada gürültü haritalarının göz önüne alınması gerekliliğinin altını çiziyor.

Gürültü haritaları, kent, bölge ve yapı planlama aşamalarında kullanılabilecek önemli verileri içerir. Ayrıca, ayrıntılı gürültü dağılımlarını vermesi nedeni ile, gürültüden etkilenen kişi sayısı ve alan büyüklüğü konusunda belirlemeler de gürültü haritaları yardımı ile kolaylıkla yapılabilir. Bu bildiride, İstanbul’un başta gelen merkezlerinden olan Beşiktaş’ta yer alan Barbaros Bulvarı çevresinin gürültü haritasının oluşturulması amaçlanmıştır. Bölgede günümüze değin yapılmış bulunan çalışma sonuçlarından ve gözlemlerden yararlanılarak, çevreye ve trafik gürültüsüne ait veriler saptanmış ve bilgisayar destekli bir program yardımı ile, gündüz ve gece saatleri için gürültü haritaları elde edilmiştir. Haritalar ile belirlenen gürültü düzeyleri, Türkiye’de yürürlükte olan Gürültü Kontrol Yönetmeliği değerleri ve uluslararası standartlarda önerilen değerlerle karşılaştırılmıştır. Yapıların işlevlerine bağlı olarak yapılan değerlendirmelerde, çoğunun kabul edilebilir düzeylerin üzerindeki gürültü ortamında yer aldığı görülmüştür.

GİRİŞ

Gürültü denetiminde temel ilke, gürültünün öncelikle kent planlama ölçeğinde, ardından yapı ölçeğinde denetlenmesidir. Gürültü olgusuna kent ölçeğinde bakıldığında, yapı dışı gürültüsünü oluşturan kaynaklar, trafik-taşımacılık gürültüsü, sanayi gürültüsü ve açık hava etkinliklerinden kaynaklanan gürültüler olarak gruplandırılabilir. Planlamada sessiz olması gereken yapıların (konut, hastane, okul vb.) ve açık hava mekanlarının (park, bahçe vb. dinlenme alanları gibi) trafik gürültüsünden ya da sanayi yapılarından uzakta konumlandırılması önem taşır. Gürültüye bu aşamada yaklaşımın olması ve planlamanın temel gereksinimler doğrultusunda yapılması, daha ufak ölçekteki (kent bölgeleri, yapılar vb.) denetimin ağırlığını büyük oranda ortadan kaldırır. Gürültünün kent planlama ölçeğinde değerlendirilmesinde ve denetiminde ise, gürültü haritalarının önemli bir yeri vardır.

Son yıllarda pek çok ülkede, yerel yönetimlerin çevre konusuna çok daha duyarlı yaklaştığı görülmektedir. Bu durum, çevre koşullarının detaylı ve hızlı bir biçimde tanımlanabilmesi için, gelişmiş tekniklere olan gereksinimleri de beraberinde getirmektedir. Söz konusu tekniklerin gürültü açısından kullanımı en yaygın olanı, gelişmiş bilgisayar programları yardımı ile gürültü haritalarının oluşturulmasıdır. Gelişmiş ülkelerde, bölgesel ve kent ölçeğindeki gürültü haritalarının oluşturulması konusu üzerinde önemle durulmakta, söz konusu haritalar yardımı ile, mevcut durumun ortaya konmasının yanı sıra, olası gelişmelerin neden olacağı değişiklikler ile ilgili çalışmalar da yapılmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun “Gürültü” konusunda oluşturduğu beş ayrı çalışma grubundan biri, gürültü haritalarına yönelik olarak çalışmaktadır. Değişik ülkelerden katılımcıların yer aldığı ve 1998 yılında çalışmalarına başlayan grubun temel amacı, gürültü haritalarının oluşturulmasına yönelik bir yönerge hazırlamaktır. Ayrıca, uluslararası ölçekte, gürültü düzeylerinin ve etkilerinin belirlenmesini içeren bir bilgi bankasının oluşturulması da amaçlanmaktadır (1, 2).

Gürültü haritaları konusunda çok sayıda çalışmanın yapıldığı ülkeler arasında, Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere ve İsveç sayılabilir. Örneğin Almanya’da, daha 1960’lı yıllarda, yalnızca karayolu trafik gürültüsünün değerlendirilmeye alındığı, ölçmeye dayalı gürültü haritalarının hazırlanmasına başlanmıştır. 1970’li yıllarda ise, gürültü düzeyini tahmin model ve yöntemleri geliştirilmeye başlanmış, özellikle 1990 yılından sonra, bilgisayar programları yardımı ile, haritaların çok daha hızlı, hassas ve ayrıntılı oluşturulması olanaklı duruma gelmiştir. 1980 yılına kadar Almanya’da yer alan 40 şehir ve kasabanın gürültü haritası oluşturulurken bu sayı, 1992’ye kadar 350’ye ulaşmıştır (3). Diğer bir çok ülkede de, benzeri çok sayıda çalışma bulunmaktadır (4, 5, 6).

Türkiye’de günümüze kadar bu konuda az sayıda çalışma yapılmış olup, bunlar içinde, gelişmiş bir bilgisayar programı kullanılarak hazırlanan ve ayrıntılı olan çalışma, İstanbul Boğaziçi ve Fatih köprülerine yönelik olarak yapılan çalışmadır (7). Bu çalışmada ise, gürültü haritalarının oluşturulmasına ve değerlendirilmesine bir başka örnek olarak, İstanbul’un önemli merkezlerinden biri olan Beşiktaş - Barbaros Bulvarı çevresinin gürültü haritasının hazırlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, aşağıda yer alan bölümlerde, öncelikle, gürültü haritalarının önemine değinilmiş, ardından kullanılan yöntem ve sonuçların değerlendirilmesine yer verilmiştir.

GÜRÜLTÜ HARİTALARININ KULLANIM ALANLARI

Belli bir bölgeye ya da bir kente ait akustik bilginin, belli bir sistem içinde, ayrıntılı olarak, eş düzey eğrileri, renklendirme sistemi ve/ya da sayısal değer olarak plan ya da kesitte yer alması biçiminde tanımlanabilecek olan gürültü haritalarının, pek çok kullanım alanı söz konusudur. Günümüzde pek çok ülkede, özellikle yeni planlama kararlarının alınmasında son derece önemli bir araç durumunda olan gürültü haritalarının başlıca kullanım alanlarını aşağıdaki gibi özetlemek olanaklıdır (2, 8):

• Gürültü probleminin bölgesel, genel, ulusal ve uluslararası ölçekte tanımlanması: Gürültüden etkilenmenin boyutlarının ortaya konmasında, etkilenen alanın büyüklüğü, etkilenen yapı ve kişi sayısı benzeri verilere, gürültü haritaları yardımı ile kolayca ulaşılabilmektedir. Bu konuda, Avrupa ülkelerini kapsayan bir çalışmada, hazırlanan ayrıntılı gürültü haritaları yardımı ile, söz konusu ülkelerde yaşayan toplam 371 602 000 kişiden %32’sinin 55 LAeq, %13’ünün ise, 65 LAeq üzerindeki gürültülerden etkilendiği belirlenmiştir (4). Bu durum, gürültü kirliliğinin uluslararası ölçekte, önemli bir sorun olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

• Toplumu ve yönetim birimlerini gürültü konusunda bilgilendirme: Gürültü haritaları yardımı ile, gürültüden ciddi biçimde etkilenen bölge ve yapılar belirlenerek, yetkili kişi, kurum ve kuruluşların konuya daha ciddi bir biçimde yaklaşması sağlanabilir.

• Ulaşım ile ilgili yeni düzenlemelere gidilmesi konusunda bilgi oluşturma: Ulaşım akslarından etkilenen bölgeler için getirilebilecek önlemlerin (ağır taşıtlar için yolun belli saatlerde trafiğe kapatılması gibi) saptanması konusunda, gürültü haritalarından yararlanılabilir.

• Açık hava kullanım alanlarında ya da yapılarda gereken önlemlerin saptanması: İşleve yönelik izin verilen gürültü düzeylerinin aşılması durumunda, yapıya ya da bölgeye yönelik alınması gereken önlemler konusunda ayrıntılı bilgi, gürültü haritalarından sağlanabilir.

• Kent planlama -özellikle trafik yollarının planlanması- konusunda veri oluşturma: Mevcut yerleşimlerde yapılacak yeni planlamalarda ve yeni kent bölgelerinin tasarımında, gürültü haritaları önemli veri durumundadır. Özellikle işleve yönelik uygun yer seçiminde gürültü haritalarının kullanımı çok yaygındır. Ayrıca, ulaşım arterleri için de, en sağlıklı planlama, gürültü haritaları yardımı ile kolaylıkla yapılabilir.

• Olası gelişmelerin oluşturacağı gürültü konusunda önceden tahmin yapabilme: Araç sayısı, trafik yoğunluğu benzeri ulaşıma ait özellikler ile, yerleşime yönelik tasarlanan gelişmeler, gürültü haritalarına işlenerek, gelecekte gürültüden etkilenme konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşılabilir.

• Gürültü yönetmelik ve standartlarında gereken düzeltmelerin, eklemelerin yapılabilmesinde veri oluşturma: Gürültüden etkilenmenin, gürültü haritaları yardımı ile geniş perspektifte ortaya konması ile, gerekli yaptırımların yasa ve yönetmelikler çerçevesinde yer alması ve gelişmelerle birlikte, gerektiğinde, bu yaptırımlarda değişikliklere gidilmesi olanaklıdır.

GÜRÜLTÜ HARİTALARININ OLUŞTURULMASINA ÖRNEK BİR ÇALIŞMA

Gürültü haritalarının hazırlanmasını ve değerlendirilmesini örneklemek amacı ile, İstanbul’da karayolu trafik gürültüsünün en etkili olduğu bölgelerden biri olan Barbaros Bulvarı ve çevresi seçilmiştir. Barbaros Bulvarı’nın Beşiktaş otobüs duraklarından Yıldız Teknik Üniversitesi’ne kadar olan yaklaşık 900 metrelik bölümü ile bulvarın çevresini kaplayan yaklaşık 400 m genişliğindeki yerleşim alanı örneklenmek üzere belirlenmiştir. Söz konusu alanda konut, işyeri, otel, okul benzeri değişik işlevli yapılar ile parkların yer alması, bu bölgenin seçiminde belirleyici olmuştur.

Yöntem ve Kabuller

Çalışmada, uluslararası kullanımı oldukça yaygın olan SoundPLAN simülasyon programından yararlanılmıştır. Söz konusu programın, gürültü haritalarının hazırlanması, yapı yüzeylerinde istenen noktalarda oluşan gürültü düzeylerinin saptanması, engel tasarımının yapılması benzeri bir çok kullanım alanı söz konusudur. Programda temel verilerden olan kaynak ses düzeylerinin (emission) değişik standartlara (RLS 90 / DIN 18005, CoRTN, States Planverk, ÖAL 30 gibi) bağlı olarak hesaplanması olanaklıdır (9). Amaca uygun olan standardın seçiminin ardından, hesaplamalar için, günün zaman dilimine bağlı olarak, ulaşım yoğunluğu, ağır taşıt yüzdesi, taşıtların ortalama hızları, yol kaplamasının cinsi, yolun eğimi, şerit sayısı benzeri veriler programa girilmektedir. Kaynak ses düzeylerinin hesap yolu ile belirlenmesi dışında, doğrudan programa girilmesi de olanaklıdır. Çevreye ilişkin olarak ise, arazi eğimi, zemin cinsi, yeşil alanların özellikleri, engel niteliğinde olan yükseltiler (duvar, tepe gibi), yapıların yükseklikleri ve yansıtıcılık özellikleri benzeri, gürültü düzeyini etkileyebilecek tüm verilerin girilmesi gereklidir. Bu çalışmada, Barbaros Bulvarı çevresinin gürültü haritalarının hazırlanmasına yönelik olarak yapılan başlıca veri ve kabuller aşağıda yer almaktadır.

• Kaynak ses düzeylerinin (emission değerlerinin) hesaplanmasında, daha fazla veriyi değerlendirmesi nedeni ile, RLS90 (German) standardı kullanılmıştır.

• Seçilen bölgeye yönelik olarak 1/1000 ölçekli vaziyet planları Beşiktaş Belediyesi’nden sağlanmış ve “Bitmap” dosyası olarak programa aktarılmıştır. Her yapıya ve her farklı alana ilişkin özellikler bu plan üzerinden tanımlanarak programa girilmiştir. Haritalar, yerleşim alanları için önerilen yükseklik olan, zeminden 2.0 m yükseklik için oluşturulmuştur.

• Yollara ve otoparklara ilişkin veriler, ölçme, gözlem ve günümüze değin bu bölgede yapılan çalışma sonuçları yardımı ile belirlenmiştir (10). Bölgede temel gürültü kaynağı durumunda olan Barbaros Bulvarı’nda yapılan gözlemlere göre, araç yoğunluğu yılın değişik zamanlarına göre önemli bir ayrım göstermeksizin sabah 08.00-09.00 arasında saatte ortalama 4500 araç, öğlen 13.00-14.00 arasında ortalama 3600 araç, akşam 19.00-20.00 arasında ort. 5000 araç’tır. 24.00-07.00 arasında ise, geçen araç sayısı çok azalmaktadır. Çalışmada gündüz saatlerine ilişkin harita, trafiğin en yoğun olduğu saatler, geceye yönelik harita ise, 24.00-06.00 saatleri arasındaki zaman dilimi göz önüne alınarak oluşturulmuştur.

• Haritaların renklendirilmesi, 5 dBA aralıklarla, DIN18005 (2) standardına uygun olarak yapılmıştır.

Şekil 1 ve Şekil 2’de, gündüz ve gece saatleri için elde edilen gürültü haritaları, 1/3500 ölçekli olarak yer almaktadır.

Değerlendirme

Gürültünün insan sağlığı ve davranışları üzerindeki olumsuz etkileri günümüze değin yapılan bir çok çalışma ile ortaya konulmuştur. Teknolojik gelişmeye ve nüfus artışına koşutluk göstererek artan gürültü, insanları gerek yapı dışında, gerekse yapı içinde durum ve koşullara göre değişen oranlarda etkilemekte ve bu etkilenmenin sonuçları, kimi zaman ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Gürültüden etkilenme konusunda OECD’nin 1996 yılında yayımladığı raporda, gürültünün 55-60 LAeq dolaylarında rahatsızlık oluşturmaya başladığı, 60-65 LAeq arasında rahatsızlığın belirgin bir biçimde arttığı, 65 LAeq üzerinde ise önemli sağlık problemlerine ve davranış bozukluklarına yol açtığı belirtilmektedir (11). Gürültünün birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerini önlemek amacı ile değişik ulusal ve uluslararası standart ve yönetmeliklerde, yapı dışında ve yapı içinde aşılmaması gereken gürültü düzeyleri yer almaktadır. Söz konusu değerler, günün zaman dilimine ve işlev türüne göre değişmektedir. Tablo 1’de, incelenen bölgede yer alan değişik kullanım alanlarına yönelik olarak, ülkemizde yürürlükte bulunan Gürültü Kontrol Yönetmeliği (12), WHO (Dünya Sağlık Örgütü) (13) ve ANSI (Amerikan Ulusal Standardı) (14) tarafından önerilen, aşılmaması gereken sınır değerler yer almaktadır. Aynı tabloda, Şekil 1 ve Şekil 2’de yer alan haritalar yardımı ile, mevcut durum için belirlenen düzeyler de belirtilmiştir.

Tablo 1. Değişik kullanım alanları için, aşılmaması gereken ve mevcut dış gürültü düzeyleri

Kullanım alanı Gür. Kont. Yönt. WHO ANSI Mevcut

Şehir konut alanı 50-60 LAeq

40-50 LAeq (gece) 55 LAeq

45 LAeq (gece) 60 LAeq 35-80 LAeq

<60 LAeq (gece)

İşyerleri,

Ticaret alanları 55-65 LAeq

45-55 LAeq (gece) 70 LAeq 65-70 LAeq 35-80 LAeq

<60 LAeq (gece)

Okul

50-60 LAeq

55 LAeq 60 LAeq 75-80 LAeq (S. Sabancı L.)

60-65 LAeq (Atatürk A.L.)

Otel 50-60 LAeq

40-50 LAeq (gece) 55 LAeq

45 LAeq (gece) 60 LAeq 60-65 LAeq

40-45 LAeq (gece)

Park

50-60 LAeq

55 LAeq 60 LAeq 60-70 LAeq (Serencebey)

40-50 LAeq (gece)

55-65 LAeq (Barbaros)

<40 LAeq (gece)

Avrupa Komisyonu “Beşinci Çevre Eylem Programı” kapsamında, gürültüden ortalama etkilenmenin 65 LAeq altında kalması, hiçbir noktada, hiçbir zaman gürültünün 85 LAeq üzerine çıkmaması ve sakin bölgelerde 55 LAeq’nun aşılmamasına yönelik olarak, bazı hedefler ortaya koymuştur (15). İncelenen bölgede, özellikle de Barbaros Bulvarı üzerinde, ağırlıklı olarak işyerleri bulunmakla birlikte, konutlar da yer almaktadır. Bu nedenle, bölgede yer alan tüm yapılar, öncelikle, verilen sınır değerler açısından birlikte değerlendirilmiştir. Şekil 1 ve Şekil 2’de yer alan haritaların değişik gürültü düzeylerinden etkilenen yapı yüzdelerinin belirlenmesine yönelik olarak değerlendirilmesi ile, Şekil 3 ve Şekil 4’te yer alan grafiklerde görülen sonuçlar elde edilmiştir.

Şekil 3. Gündüz saatlerinde, değişik Şekil 4. Gece saatlerinde, değişik

gürültü düzeylerinden etkilenen gürültü düzeylerinden etkilenen

yapı yüzdeleri yapı yüzdeleri

• Şekil 3’te yer alan grafikte görüldüğü gibi, gündüz saatlerinde yapıların yalnızca %20’si, gürültü düzeyinin, kabul edilebilir düzey olan 55 LAeq’nun altında olduğu bölgelerde yer almaktadır. Aşılmaması gereken düzey olan 65 LAeq üzerindeki gürültüden ise, yapıların %48 gibi, oldukça önemli bir bölümü etkilenmektedir. Şekil 1’deki harita incelendiğinde, bu gruptaki yapıların daha çok Barbaros Bulvarı çevresinde yer aldığı görülmektedir. Çoğu işyeri olan bu yapılar için, bir başka değerlendirme ölçütü olan ANSI’ye göre aşılmaması gereken dış gürültü düzeyi biraz daha yüksek bir düzey olan 70 LAeq olarak verilmesine karşın (14), harita incelendiğinde, aslında bu yapıların 75-80 LAeq arasında değişen gürültü düzeylerinden etkilendiği görülmektedir. Sonuçta, yapılan değerlendirme, göz önüne alınan standart ya da yönetmeliğe göre değişmemektedir. Kabul edilebilir düzeyler içinde kalan yapıların ise, Barbaros Bulvarı’ndan oldukça uzak ve diğer yollardan da fazla etkilenmeyen bölgelerde kaldığı görülmektedir.

• Gece koşulları açısından yapılan belirlemelere göre (Şekil 4), yapıların %50’si, gece için WHO tarafından verilen sınır değer olan 45 LAeq’unun aşılmadığı bölgelerde yer almaktadır. Yapıların %22’si ise, kabul edilemez düzey olan 55 LAeq üzerindeki gürültüden etkilenmektedir. Öte yandan söz konusu yapıların büyük bölümü Barbaros Bulvarı üzerinde yer alan işyerleri olduğu için gece kullanımları genelde söz konusu değildir. Yapıların %28’i yine kabul edilemeyen değerler olan 45-55 LAeq bölgesinde kalmakla birlikte, genel olarak bölgede, gündüz koşullarına oranla çok daha iyi koşulların oluştuğu görülmektedir.

• İncelemeye alınan bölgede, konut ve işyeri dışında, okul, otel, park gibi özel işlevli yapı ve alanlar da yer almaktadır. Tablo 1’de görüldüğü gibi, değerlendirmeye alınan bölgede yer alan okul, hastane ve park kullanım alanları için mevcut dış gürültü düzeyleri (otel -gece değeri- dışında) WHO değerlerinin 5-25 dBA arasında değişen değerlerde üzerindedir. Gürültü Kontrol Yönetmeliği ve ANSI değerleri biraz daha yüksek olmakla birlikte, mevcut durumda bu değerlerin de aşıldığı görülmektedir.

Yukarıda yapılan belirlemeler göz önüne alındığında, incelemeye alınan bölgenin önemli bölümünde, özellikle gündüz saatleri için, kabul edilebilir dış gürültü sınırlarının aşıldığı ve yapıların yüksek gürültü düzeylerinden etkilendiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu etkilenmenin doğal sonuçlarından en belirgin olanı, Barbaros Bulvarı üzerinde yer alan konutların zaman içinde işyerine dönüşümüdür. Bulvar üzerinde, 1970 öncesinde %88 konut, %12 işyeri olan yapı kullanım dağılımı, Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1995 yılında yaptığı çalışma ile %40 konut, %60 işyeri olarak belirlenmiştir (10). Kent ölçeğinde yeni düzenlemelere gidilmedikçe (yeni trafik düzenlemesi, yol kenarında engel kullanımı gibi), Barbaros Bulvarı’ndaki konutlarda rahatsızlığın giderilemez olduğu, büro kullanımı için ise yüksek maliyetli önlemler gerektiği görülmektedir. Bu nedenle söz konusu değişim, bilindiği gibi, günümüzde de devam etmektedir.

SONUÇ

Bireylerin içinde bulundukları mekanlarda işlevlerini işitsel açıdan konforlu ortamlarda gürültüden etkilenmeden sürdürebilmeleri, gürültü denetimi konusuna planlı bir biçimde yaklaşmayı gerektirir. Oysa ülkemizde kent, bölge ve yapıya yönelik planlama kararlarının alınmasında gürültü konusuna gereken önem verilmemekte, bunun sonucunda kişilerin büyük çoğunluğu gerek yapı dışında, gerekse yapı içinde gürültüden olumsuz yönde etkilenmektedir. Hemen hemen her bölgesinde gürültü olgusunun varlığının hissedildiği İstanbul’da, kişilerin gürültüden etkilenme durumunu ortaya koymak amacı ile yapılan çalışmalar, sorunun varlığının boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Konuya yönelik olarak İstanbul’da yer alan toplu konutların değerlendirildiği bir çalışmada, değişik gürültü bölgelerinde yer alan ve farklı gelir düzeyindeki kesimlerden seçilen örnekler üzerinde yapılan incelemelerde, konutlarda yaşayan kişilerin büyük bölümünün dış gürültüden olumsuz yönde etkilendiği sonucu ortaya çıkmıştır (16). Eğitim yapılarına yönelik olarak gerçekleştirilen bir başka çalışmada ise, incelemeye alınan okullarda, gürültü nedeni ile çabuk yorulma ve dikkatin dağılması benzeri, verimin düşmesine yol açan olumsuz etkiler saptanmıştır (17). Sağlık yapıları ve dini yapılara yönelik diğer çalışmalarda da benzer sorunların varlığı görülmektedir (18). Bu çalışma kapsamında Beşiktaş bölgesinin bir bölümüne yönelik olarak elde edilen veriler de diğer sonuçlarla paralellik göstermektedir. Bu çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde:

• İşleve yönelik uygun yer seçiminde genellikle dış gürültü düzeylerinin göz önüne alınmadığı;

• Gürültü kaynağı ile yapı ya da dış kullanım alanları (park, bahçe vb.) arasında gürültünün etkisini azaltmak amacı ile önlem alınması (gürültü engeli vb.) yoluna gidilmediği;

• Yapıların çoğunda gürültüye karşı alınmış bir önlem bulunmadığı;

görülmektedir. Sıralanan bu etkenler aslında gürültünün denetlenmesinde izlenmesi gereken adımlardır. Konuya makro (kent ve bölge planlama) ölçekte yaklaşılması en etkili ve ekonomik yoldur. Oysa ülkemiz örneğinde olduğu gibi çevreye karşı duyarlılığın ve çevre bilincinin tam olarak oluşmadığı ülkelerde, gürültü denetiminin ağırlığı büyük oranda yapılara yüklenmekte, çoğu yapıda ise ekonomik giderlerin yükselmesinden ötürü bu konu göz ardı edilmektedir. Sonuç olarak kişiler bulundukları gürültülü ortamlarda fizyolojik ve psikolojik açıdan olumsuz yönde etkilenmektedir.

Akustik konforu sağlamaya yönelik koşullar değişik ulusal ve uluslararası standart ve yönetmeliklerde ayrıntılı olarak yer almaktadır. Söz konusu standart ve yönetmelikler, kent ölçeğinde değişik işlevli yapıların yer alabileceği bölgeleri, dış gürültü düzeyi sınırları ile sınıflandırırken, yapı içinde aşılmaması gereken gürültü düzeylerini de belirler. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin çoğunun ulusal standartlarında ya da yapı yönetmeliklerinde, yapı elemanlarında sağlanması gereken ses yalıtım değerleri de yer almaktadır. Ülkemizde yürürlükte bulunan Gürültü Kontrol Yönetmeliği’nde ise, söz konusu belirlemelere yeterince yer verilmediği görülmektedir (19). Tablo 2’de, dış gürültü ortamına bağlı olarak, yapının işlevine göre uygun alan kullanımlarını veren standartlara örnek olarak, ANS (American National Standard, 1980) 'de verilen değerler yer almaktadır.

Tablo 2. İşlev-dış gürültü düzeyi fonksiyonunda uygun yerleşim alanları (14)

Alan kullanımı Yıllık Ortalama Gürültü Düzeyi (dB)

50 60 70 80 90

Konut (müstakil)

Konut (birden fazla aile)

Konut (çok katlı)

Sınıf, Kütüphane, Dini yapı

Sağlık yapısı

Oditoryum, Konser salonu

Spor alanları

Ofis

Dinlenme alanları

Uygun Kabul edilebilir Önlemle Uygun değil

Ülkemizde temel planlama kararlarında gürültü etkenine yeterince önem verilmemesinin nedenlerinden biri olarak konuyla ilgili yeterli verilerin bulunmayışı düşünülebilir. Bu açıdan, gürültü haritalarının kullanımının konuya ayrıntılı, hızlı ve sağlıklı yaklaşımı sağlayacağı açıktır. Örneğin, bir yapı için seçilen yerin gürültü açısından uygun olup olmadığı Tablo 2’de örnek olarak verilen sınırlamalar göz önüne alınarak gürültü haritaları yardımı ile kolaylıkla yapılabilir. Ayrıca, yapının etkileneceği gürültü düzeyi haritalar yardımı ile belirlenip, işlevi göz önüne alınarak, yapı kabuğunda sağlanması gereken ses yalıtım değeri belirlenebilir. Kent ölçeğinde gürültü haritalarının hazırlanarak gürültü kirliliğinin boyutlarının ortaya konması, toplumun gürültü kirliliği ile savaşımın gerekliliği konusunda bilinçlenmesinde yardımcı olacağı gibi, yönetimlerin de konuya daha duyarlı yaklaşmaları gerektiği gerçeğini açık bir şekilde ortaya koyabilir. Bu bağlamda, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu konuda çalışmaların başlatılması, yaygınlaştırılması ve desteklenmesi konusunda ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara önemli görevler düşmektedir. Bu açıdan, bu yazı kapsamında örneklenen çalışmanın öteki kent bölgeleri için de yapılarak, planlama kararlarında değerlendirilmesinin son derece yararlı olacağı düşünülmektedir.

KAYNAKLAR

1. Wolde, T., 1998, European Commission’s Future Noise Policy, Internoise 98 Congress, Christchurch, New Zeland.

2. Anon., EU Noise Policy WG4 on Noise Mapping, http://reports.eea.eu.int/

3. Irmer, V.K.P., 2000, Assesment of Conflict Plans on the Basis of Noise Mapping in Germany, Internoise 2000 Congress, Nice-France.

4. Roovers, C., G. Van Blokland and K. Psychas, 2000, Road Traffic Noise Mapping on an European Scale, Internoise 2000 Congress, Nice, France.

5. Stapelfeldt, H. and A. Jellyman, 2001, Noise Mapping for Large Urban Areas, Internoise 2001 Congress, The Hague, The Netherlands.

6. Bourbon, C., 2001, Brussels LIFE Project: Noise Mapping as a Tool for Management an Planning Road Traffic Noise in Urban Areas, Internoise 2001 Congress, The Hague, The Netherlands.

7. Kurra, S., 2000, Köprüler, Yollar ve Çevre Kirliliği , 5. Ulusal Akustik Kongresi, İstanbul; 95-103.

8. Anon., A Report on the Production of Noise Maps of the City of Birmingham, Dept. of Environment, Food & Rural Affairs, England. http://www.defra.gov.uk/environment/noise

9. Anon., 1998, SoundPLAN User’s Book, Germany.

10. Sözen, M. Ş., Z. Karabiber, N. Yüğrük Akdağ and A. E. Aknesil, Effects of Noise Pollution on the Transition of Recidentals into Offices, Inter-Noise 97 Congress, Budapest.

11. Anon., 1996, Fighting Noise, Paris, France. http://www.OECD.org

12. Anon., 1986, Gürültü Kontrol Yönetmeliği, Resmi Gazete, Türkiye.

13. Anon., 2000, Guidelines for Community Noise, World Health Organization, Geneva.

14. Rettinger, M., 1988, Handbook of Architectural Acoustics and Noise Control, TAB Books, Inc, USA..

15. Anon., 1996, Future Noise Policy, European Commission Green Paper, COM (96), 540 Final, Belgium.

16. Karabiber, Z., N. Yüğrük and A. E. Aknesil, 1992, Effects of Environmental Noise on Dwelling Zones in İstanbul, AICB Congress 1992, Prag-Çekoslovakya.

17. Akdağ Yüğrük, N., A. E. Aknesil ve Z. Karabiber, 2000, Noise Problems Caused by Traffic Noise in the Classrooms, Internoise 2000 Congress, Nice, Fransa.

18. Karabiber, Z. ve H. Çetin, 1998, Eski Yapılar ve Gürültü Sorunu: İstanbul’daki Tarihi Yapılar Üzerine Bir İnceleme, 4. Ulusal Akustik Kongresi, 29-31 Ekim 1998, Antalya.

19. Anon., 1986, Gürültü Kontrol Yönetmeliği, Resmi Gazete 19308.

* Bu çalışma 26 – 28 Ekim 2002 tarihleri arasında Kaş-Antalya’da düzenlenen 6. Ulusal Akustik Kongresi’nde sunulmuştur.

Bu icerik 4838 defa görüntülenmiştir.