312
TEMMUZ-AĞUSTOS 2003
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

SORUŞTURMA 2003: MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

KORUMA

DOSYA: UIA 2005 İSTANBUL KONGRESİ'NE DOĞRU

MİMARİ PROJE YARIŞMASI:
ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSÜ

  • Winchester Mimarisi
    Gürhan Tümer

    Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi,

    Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi



KÜNYE
KORUMA

Modern Mimarlık Ürünlerinin Korunması

derleyen: Tuğçe Selin Tağmat

Modern mimarlık ürünlerini belgelemek ve dolayısıyla korunmasını sağlamak yönündeki çalışmalar ülkemizde hız kazanıyor. Yurtdışında, bu amaca yönelik koruma mekanizmaları ve yıkım tehdidine karşı gösterilen direnç konusundaki gelişmelerden haberdar olmak ve modern mimarlığın evrensel tanımının getirdiği ortak duruş, bu konudaki deneyimlerden ülkemizde de yararlanabilmeyi olanaklı kılıyor.

Birçok modern mimarlık ürününün yıkım tehdidi altında bulunması, hatta bazılarının tüm çabalara karşın yıkılması, modern mimarlığın günümüzdeki değeri ve tarih içindeki yerini yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Son dönemlerdeki hem bireysel hem kurumsal girişimler, modern mimarlık ürünlerinin korunması konusunun öncelikli olarak gündeme getirilmesi ve sonrasında da önemli ölçüde yol alınmasını sağladı. Bu konuda, ülkemizde yaşanan sorunların sadece bize özgü olmadığını görmenin ve bu yıkım ve yıpratma sürecini durdurmanın farklı yöntemlerini geliştirmenin bir yolu da, diğer ülkelerde geliştirilen mekanizmaları, başarı ya da başarısızlıkla sonuçlanmış farklı süreçleri gözden geçirmek olabilir. Doğal olarak bağlamlardaki farklılıklar ve modern mimarlığın bölgesel yorumları değişik sorunları da beraberinde getiriyor. Ama yine de, koruma mekanizmaları, yıkım tehdidine karşı gösterilen direnç ve modern mimarlığın evrensel tanımının getirdiği ortak duruş, bu konudaki deneyimlerden yararlanabilmeyi olanaklı kılıyor.

Modern mimarlık ürünlerinin yıkım tehdidine karşı gösterilen direnç açısından, Amerikan kamuoyunun, Avrupa’ya göre daha aktif ve hareketli olduğunu söylemek mümkün. Bu hareketlilik, özellikle kamusal yapıların yıkımına karşı kendini gösterirken, daha küçük çaplı projelerin (genellikle yasalardaki boşlukların da etkisiyle) arazi spekülatörleri tarafından satın alınarak yıkılmaları engellenemiyor. Durum dönem açısından incelendiğinde ise 1920’li yıllara ait yapılara karşı daha hassas bir tutum sergilendiği, buna karşın, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirilen yapılarda ise yıkım tehdidinin daha fazla olduğu söylenebilir.

Neutra’nın Yıkılan Yapılarından Biri: Maslon Evi

Yapımı 1962 yılında tamamlanan Richard Neutra’nın California Palm Springs’teki Maslon Evi, sahiplerinin ölümünden sonra yeni sahipleri tarafından 1 ay içinde yıktırıldı. Bölge otoritesi, yapının asbestos maddesi içermesi nedeniyle, mimari değerini ve kamuoyu görüşünü göz önüne almaksızın yıkım iznini verdi. Neutra bu yapısında, yoğun cam kullanımı ile iç ve dış arasında akışkan bir mekan yaratarak mimarlığa yeni bir vizyon getirmişti. Villayı çevreleyen havuz ise hem estetik bir peyzaj elemanı hem de ortamı serinletmeyi sağlayan bir araç görevi görüyordu. Önemli olan konulardan birisi ise Maslon Evi’nin Neutra’nın yıkılan ilk yapısı olmaması. 1934’te Neutra’nın Josef von Sternberg için tasarlamış olduğu bir başka villa da yeni sahipleri tarafından 1970’li yıllarda kondominyumlar inşa edilmek üzere yıktırılmıştı.

Villa Cavrois Tehdit Altında

Robert Mallet-Stevens tarafından tasarlanan ve yapımı 1932’de tamamlanan, Fransa’nın kuzeyinde Croix bölgesinde bulunan Villa Cavrois yapısı da son zamanlarda en yoğun yıkım tehdidi altında olan modern yapılardan biri. 1986 yılında bir arazi spekülatörüne satılan villa, 1990 yılında korunması gerekli yapılar kapsamına alınmasına rağmen, yıllardır bakımsızlığa terkedildi ve yıkım tehdidi altında kaldı. Halbuki, teraslarla kaplanmış çeşitli hacimlerden ve yataylığı vurgulanmış sarı briketlerin birleşiminden oluşan yapı, ışıklandırma detayları, polikromi ve modern tekniklerin kullanıldığı mobilyalarıyla, modern mimarlık alanına katkıda bulunan önemli yapılar arasında bulunuyor. 1990 yılında yapıyı korumak amacıyla kurulan dernek, yapının korunması amacıyla yoğun bir kampanya yürüttü ve bu çalışmalar sonucunda Villa Cavrois, 26 Temmuz 2001 tarihinde Fransız hükümeti tarafından restore edilmek üzere satın alındı.

Bu yapılar özelinde yaşananlar, aslında bu tip küçük ölçekli yapıların el değiştirmeleri durumunda, yeni sahiplerinin yıkım isteğine karşı koymanın güçlüğüne işaret ediyor. Özellikle Villa Cavrois için yürütülen sivil girişimlerin, bu yapıların korunması konusunda başarılı sonuçlar alınmasında etkisi göze çarpıyor. Bunların yanında, Le Corbusier’nin bir süre bakımsızlığa terkedilen fakat daha sonra yenilenen Villa Savoye ve Mies van der Rohe’nin kültürel miras kapsamına alınan Villa Tugendhat yapısı gibi, güçlü kurumsal girişimler ve yapıların yeni sahiplerinin bu konudaki hassasiyeti sayesinde korunması sağlanabilen yapılar da var.

Kamusal Yapılar ve Korunmaları İçin Çözüm Önerileri

Küçük ölçekli yapıların yanı sıra, konuyu daha kapsamlı algılamak açısından, büyük ölçekli yapıların korunmasında yaşanan süreçlere de göz atmak gerekli. Örneğin, Neutra’nın 1962 yılında Pensylvania’da yapılmış Cyclorama Binası da benzer bir tehdit altında. Amerikan Ulusal Parklar İdaresi, 2000 yılında bu yapı için koruma ve yeniden kullanım seçeneklerini göz önüne almaksızın yıkım kararı aldı. Bu yıkım kararının temelinde, yapının yıkımından sonra araziye inşa edilmesi planlanan yoğun kullanımlı bir alışveriş ve ticaret kompleksi bulunuyor. Yıkım kararına karşı duran bir çok sivil girişim sonucunda, kendi dönemi için yeni bir yapı tipolojisi geliştiren bu yapının yıkım süreci bugüne kadar engellenebildi.

Buradaki sorun, sadece yapıların yıkılmasına karşı koymak değil; aynı zamanda nasıl korunacağına veya yeniden kullanımının nasıl bir çerçeve içinde gerçekleştirileceğine dair fikirler geliştirebilmek. Bu çaba, kendini, en çok kamusal yapılarda gösteriyor. Örneğin, önde gelen modern mimarlardan Ralph Rapson tarafından tasarlanıp 1963 yılında kullanıma açılan, Amerika’da bölgesel tiyatro akımını yaratan Guthrie Tiyatrosu için, yıkıma karşı çıkmanın ötesinde, yeniden kullanımına ilişkin fikirler üretildi. Tiyatro sahibinin, bölge için kültürel açıdan önemli olan yapıyı yıkarak, yerine bir anıt park yapmak istemesi üzerine, Minneapolis Şehir Konseyi, Kasım 2001’de yapı hakkında yıkım kararı aldı. Fakat bölgenin önde gelen mimarları, oyuncular ve yerel halktan oluşan sivil girişim, yapının yenilenerek akustiğinden yararlanabilecek bir işlev yüklenmesi için çözüm önerileri sundular. Konu henüz çözümlenmemiş olsa da, çeşitli alternatifler sunularak yıkım durduruldu.

Saarinen’in TWA Terminal Binası Üzerine Koruma Alternatifleri

Eero Saarinen tarafından, 1956-1962 yılları arasında yapılan ve 2. Dünya Savaşı sonrası modernizmin en göz alıcı örneklerinden biri olan TWA Terminal Binası, Ekim 2001 başlarında hizmete kapandı. Ulaşım yoğunluğunun ve uçak boyutlarının büyümesi (bunların yanında güvenlik önlemlerinin artırılması gerekliliği) nedeniyle, terminalin ihtiyaçlara cevap vermekte zorlandığı ve kapasitesinin artırılması gerektiğini belirten New York ve New Jersey Liman İşletmesi, ilk olarak 2001 yazında binada değişiklikler yapılmasını önerdi. Buna göre, yapı bir konferans merkezine dönüştürülecek, terminal ise onu çevreleyecek bir başka yapıya taşınacaktı. Fakat özellikle mimari çevreler, yapılacak hem işlevsel hem de yapısal değişikliklerin, yapının özgünlüğünü yitirmesine neden olacağı ve bu nedenle hem işlevinin hem de formunun korunması gerektiğini belirterek bu öneriye tepki gösterdiler. Aslında, geniş bir kesimden gelen bu tepki, yapının “kullanılmayan bir anıta” dönüştürülmesine karşı bir duruştu. (1)

Modern mimarlık ürünlerinin korunması amacıyla kurulan DOCOMOMO (Documentation and Conservation of Buildings, Sites and Neighbourhoods of Modern Movement), önerilen planın aslında bir koruma planı olmaktan çok, yapılacak yeni binanın ve gerçekleştirilecek değişikliklerin mevcut yapıyı kötü yönde etkilemeyeceği konusunda bir ikna girişimi olduğunu belirtiyor. (2) Öneri, mevcut terminalin geçiş yolları olduğu gibi kalarak yeni terminale bağlanmasını, biniş salonlarının yıkılmasını ve giden yolcu salonunun daha sonra belirlenecek bir işlev için kullanılmak üzere yenilenmesini öngörüyordu. DOCOMOMO ise bu yeniden geliştirme önerisinin gerçekleştirilmesi halinde ortaya çıkacak üç temel problemi şöyle sıralıyor: “Özgün binanın değiştirilmesi, seyahat düzenini yok edecek; yapının dışarıdan algılanan ölçeğini çevresine inşa edilecek bina ile farklılaştıracak ve yüklenecek yeni işlev sonucunda iç mekanın değişimini gerekli kılacaktır”. (3)

Philip Johnson, Robert Stern ve Peter Samton’ın da aralarında bulunduğu mimarlar ve korumacılar da TWA Terminali’nin korunması için bir çok çağrı yaptılar. Bu grup TWA binasının bütünlüğünü bozacak önerilere karşı çıkarak, terminalin işlev dışı bırakılması olasılığına olumsuz baktıklarını belirtti. Johnson, bu çağrısında şöyle diyordu: “Bu yapı 20. yüzyıl mimarlığında yeni bir fikri temsil ediyor, fakat biz onu başka bir yapıyla çevreleyerek boğmaya niyetleniyoruz. Eğer bir binayı ölümüne boğacaksanız, onu yıkabilirsiniz de...” (4)

Bir Koruma Örgütü Olarak DOCOMOMO’nun İşlevi

Modern yapıların korunmasında sivil girişimlerin rolünün çok büyük olduğunu söylemek gerekli. Modern mimarlık ürünlerinin belgelenmesi, korunması, restorasyonu ve yeniden işlevlendirilmesi amacıyla kurulan ve gün geçtikçe dünya çapında örgütlenen DOCOMOMO, bu girişimlerin en önemlilerinden biri. DOCOMOMO ilk olarak, çoğu Avrupalı uzmanlardan oluşan küçük bir grup olarak ortaya çıktı. Kurucular sadece 5-6 Avrupa ülkesinden 40 katılımcı beklerken, 1990 yılındaki Eindhoven’da düzenlenen kuruluş konferansına toplam 20 ülkeden 140 profesyonel katıldı. Avrupa ile sınırlı kalmayan bu organizasyon, zamanla dünyanın büyük bir bölümünde kabul gördü. DOCOMOMO bu yaygınlığı şöyle açıklıyor: “Tıpkı Modern Hareket mimarlığının dünya çapında bir olgu olması gibi, yapılara gereken değerin verilememesi, hava koşullarının yapılarda yarattığı bozulmalar ve yanlış kullanım gibi problemler de sadece Avrupa ile sınırlı bir durum değildi. Böylece organizasyon Kuzey ve Güney Amerika’ya da kısa sürede yayıldı.” (5)

Modern Mimarlık Ürünlerinin Korunması Olgusu

DOCOMOMO-ABD Başkanı Theo Prudon, New York’da Cooper Hewitt Ulusal Tasarım Müzesi’nde düzenlenen “Modern Evi Korumak” adlı paneldeki konuşmasında şu sözlere yer veriyor: “Bu değerli varlıklara birer antika gibi davranıyoruz çünkü yüzyıl başı ve ortasında yapılmış bu modernist evlerin kendilerinden önce gelen yapılar kadar uzman bir korumaya ihtiyaçları var. Bunun nedenlerinden biri de, modernistlerin, çoğu şu anda üretilmeyen bir çok yeni malzeme ile deney yapmış olmalarıdır.” (6)

Modern mimarlık ürünlerini koruma olgusu, bir yandan bu dönem mimarlarının hem malzeme hem de tasarım fikirleri açısından gerçekleştirdikleri deneylerin değerlerini korumak anlamında, diğer yandan da modern mimarlığa yeniden bakmak açısından önem taşıyor. Modern mimarlık ürünlerinin korunması olgusunun gelişiminde büyük adımlardan biri de, son yıllarda modern mimarlık ürünlerinin UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde yer alması: Brezilya kenti, Weimar ve Dessau şehirlerindeki Bauhaus binaları (sırasıyla Henry van de Velde ve Walter Gropius), Çek Cumhuriyeti’ndeki Villa Tugendhat (Mies van der Rohe) bu yapılardan bazıları.

Modern mimarlık ürünlerinin korunması, modern mimarlık hareketinin kendisi üzerine yapılan tartışmalar kadar dikkati çeken bir konu haline geldi. Bu anlamda, içinde bulunduğumuz süreçte, bu konu üzerinde faaliyet gösteren kurumların çalışmaları ve yaşanan gelişmelerin, modern mimarlığın yeniden tanımlanması çerçevesinde değerlendirilmesi anlamlı olacaktır.

NOTLAR:

1. Stephens, S., 2001, Architectural Record, 11/2001; 63.

2. www.metropolismag.com/html/urbanjournal_0602/antique_modern.html (07.04.2003)

3. www.metropolismag.com/html/urbanjournal_0602/antique_modern.html (07.04.2003)

4. Preservation Online: www.nationaltrust.org/magazine/archives/arc_news/081701.htm (07.04.2003)

5. www.architectureweek.com/2002/1023/news_1-2.html (07.04.2003)

6. www.metropolismag.com/html/urbanjournal_0602/antique_modern.html (07.04.2003)

Bu icerik 1339 defa görüntülenmiştir.